ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
Yavaşça heykellerle dolu avluyu geçtiler, piramit şeklindeki ana binaya ulaştılar ve içeriye açılan adaletin sembolüyle süslü kapıyı geçtiler.. Sonra saf mavi ışıkla aydınlatılmış koridorun sonundaki kapıya geldiklerinde vilthas yavaşça durdu ve konuşmaya başladı:
"Dostum burası benim odam, bir zamanlar başrahip burockun odasıydı.. Neyse seni daha fazla sözlerimle sıkmayayım.." dedi ve kapıyı yavaşça sonuna kadar açtı.. Odada eski bir yatak, ahşap bir çalışma masası, birkaç sandalye ve bir kitaplık vardı sadece.. İçeri girmesi için bir işaret verdi theodorus vilthas.. Ve sonra kitaplığa yöneldi, "Eski günlerdeki gibi şarap mı alırsın dostum?" diye sordu kafasını theodorusa çevirerek..
"Dostum burası benim odam, bir zamanlar başrahip burockun odasıydı.. Neyse seni daha fazla sözlerimle sıkmayayım.." dedi ve kapıyı yavaşça sonuna kadar açtı.. Odada eski bir yatak, ahşap bir çalışma masası, birkaç sandalye ve bir kitaplık vardı sadece.. İçeri girmesi için bir işaret verdi theodorus vilthas.. Ve sonra kitaplığa yöneldi, "Eski günlerdeki gibi şarap mı alırsın dostum?" diye sordu kafasını theodorusa çevirerek..
'ben kimim?' işte bu büyük mabede yaklaşırken kafasının içinde dolaşan soru buydu bazı sorulara cevap bulmak umudu ile yola çıkmıştı şimdi bu kutsal mekana yaklaşırken aklında sadece bu sorular yankılanmaktaydı. 'ben kimim,neden ailemden ve çevrem den farklıyım neden iyiliğe ve kötülğe tarafsız kalamıyorum neden?... neden haksızlığa tahammül edemiyorum?...' bir rahip değildi kesinlikle bunun için eğitim almamıştı. ozaman neydi eli belinde asılı duran kılıca kaydı onu kullanmayı sevmiyordu şimdiye kadar çok kullanmak zorunda kalmıştı belkide kullanmasa daha iyi olurdu(öyle düşünüyordu en azından) işte sonunda gelmişti n e kadar büyük bir mekandı burası avludan geçerken kulağına gelen hoş sesleri (ki çoğunlukla bir müzik ve kuş sesleriydi bunlar) dinledi birden bütün ruhu ve kalbi burada kalmayı diledi burda yaşamayı burası onun uzun zamandan beri aradığı yerdi buranın o rahatlatıcı ve huzur verici aurası onunda içini ısıtmıştı 'işte aradığım şeylerden biride buydu' dedi kendi kendine ama şimdi birisi ile konuşması gerekiyordu özellikle bu tanrıya inanlardan biri olmalıydı bu acele etmeden dış avluyu geçti acaba kimlerle karşılaşacaktı...
Alucard babasını ve dostunu öldürmüş bir yarı-vampirdi.Dostunu öldürdükten sonra insanlara zuülm çektirmiş,insanları yaşadığı yerden uzaklaştırmıştı.Uzun,açık gri saçları;o doğru yolu bulup iyi biri olma kararı aldığında ve bunun için de ADALETİN VE Ã?LÃ?MÃ?N TAPINAğI'NA gittiğinde kan içindeydi,çünkü son zulümünü çektirmişti.Bu arada da babası olan Dracula'dan kalan ALUCARD SWORD'u kaybetmişti.Herşeye sıfırdan başlayacaktı.Ve bunun için de seslendi:
"Ey Adaletin Tanrısı!Beni de yanına al,bir daha masumlara zulüm etmeyeceğime ve sana sadık kalacağıma dair yemin ederim!Lütfen bana yardım et!Belki şu an tam olarak da ben değilim kılıcımı kaybettiğimden dolayı ama birgün bulacağım ve senin en iyi,en büyük şovalyen olacağım!"...
!!PROFİL!!
İsim:Alucard DRACUL
Irk:Half-Wampire
Boy:1.92
Yaş:2126
İş:Savaşçı-birazcık da büyü ama basit büyüler
Özel Söz:Bana sataşmayın,kanınızı emerim hayatınız kayar!!
İsim:Alucard DRACUL
Irk:Half-Wampire
Boy:1.92
Yaş:2126
İş:Savaşçı-birazcık da büyü ama basit büyüler
Özel Söz:Bana sataşmayın,kanınızı emerim hayatınız kayar!!
dış bahçeyi geçti işte kapı gözüküyordu kapının yanında iki tane devasa heykel bulunmaktaydı iki diz çökmüş ve dua eden çocuk heykeli ikiside ağlamaktaydı Zerath kapıya geldi tam iki heykelin arasında durdu daha değişik bir duygu kapladı içini daha önce hiç hissetmediği bir duygu gibiydi geri dönüp iki heykele tekrar baktı. Sanki çektikleri acıyı hissediyormuş gibiydi bu duyguyu hissettiğine şaşırmadı daha öncede başkalarının acılarını yüreğinde hissetmişti ama heykel? kafası karışmıştı yoksa bu heykeller bir zamanlar canlımıydı ? diye düşündü Zerath tam öyle düşündüğü sırada heykellerden biri sanki kendisine gülümsüyor gibi geldi ama bu anlık birşeydi bir gözkırpma sürecinde kayboldu ve şimdi Zerath kararını vermişti o kapıdan girecek ve yüzleşmesi gereken şeyle yüzleşecekti....
ve Zerath emin adımlarla içeriye doğru yürüdü...
kapılar ardından kapandı...
ve Zerath emin adımlarla içeriye doğru yürüdü...
kapılar ardından kapandı...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
heykellerden biri fısıldadı...
"sanatımızı mıgörmek istiyorsun vampir.... o zaman gör..."
elini bir yere doğru uzattı..
her heykel bir sonraki adımında nereye girmesi gerektiğini göstererek vampiri cephaneliğe götürdüler...
kapı açıldı.. ve burda birçok silah durmaktaydı..
kılıçlari kalkanlar zırhlar, baltalar, ve bilimum savaş aleti..
vampirin gözüne takılan ise.. başı önüne eğik bir şovalye heykelinin elinde duttuğu mavi kristalimsi kılıçtı.....
vampir onu almaya niyetlendiğinde.. bir ses geldi...
"Hayır, onu alamazsın o kılıcın bir sahibi var... o sahibini bekliyor..." başka ne istiyorsan al..
"sanatımızı mıgörmek istiyorsun vampir.... o zaman gör..."
elini bir yere doğru uzattı..
her heykel bir sonraki adımında nereye girmesi gerektiğini göstererek vampiri cephaneliğe götürdüler...
kapı açıldı.. ve burda birçok silah durmaktaydı..
kılıçlari kalkanlar zırhlar, baltalar, ve bilimum savaş aleti..
vampirin gözüne takılan ise.. başı önüne eğik bir şovalye heykelinin elinde duttuğu mavi kristalimsi kılıçtı.....
vampir onu almaya niyetlendiğinde.. bir ses geldi...
"Hayır, onu alamazsın o kılıcın bir sahibi var... o sahibini bekliyor..." başka ne istiyorsan al..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Alucard şaşırmıştı.Heykeller ona yol gösterdi,bu bir büyü olmalıydı.Mahzen gibi bir yere götürdü heykeller onu.Gözüne bir kılıç takıldı ve almaya çalıştı,ama alamadı.Bir ses:
-Bu kılıcı alamazsın,bir sahibi var,dedi ve Alucard irkildi.Sonra kafasını yana çevirdi ve uzun,gümüş bir kılıç gördü ona o kadar görkemli geldi ki nerdeyse ALUCARD SWORD kadar iyiydi.Heykele seslendi:
-Bunun da bir sahibi yoksa alabilir miyim?...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Alucard sewindi ve kılıca doğru ilerledi.Kılıç sanki ona beni al diyodu ve aldı kılıcı,hemen kemerine oturttu.İçinden minnetlerini sundu ve aklına o an gelen bir sorunu dile getirdi:
-Ey büyülü heykel!Bana sunduğun kılıç için sağol,ama sana daha önemli bi konuda ihtiyacım war!Acıktığımda nasıl kan sağlanacak bana?!...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Alucard perişandı.Tam iki kıt'a boyunca özel yeteneği olan uçma özelliğini kullanmıştı we gücü tükenmişti.Artık uçamıyodu,kanatları çok hasar almıştı artık kanatlarını hareket ettiremiyordu.Beyazımsı sarı saçında kan wardı hala ve etrafa kokusu yayılıyodu.Büyük yorgunluktan dolayı kapının önündeki kan çeşmesini görmemişti.Ã?ylesine yorgundu ki wampir özellikleri zayıflamıştı ve ona gelen tek koku saçındaki kandı.Bu iin de halloduğunu görünce seslendi heykele:
- Tamam o zaman.Eğer bana zarar wermezseniz size bağlı kalcam!...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Duyduğu Alucard'ı sewindirmişti.Ã?ünkü insanlar kan emen,insan görünümlü bir yarasaya tahammül edemezdi:
-Hayır benim iyilere bir zararım dokunmaz artık.Sadece bana güwenmeyenler çıkarsa tapınakta...Beni korumanız gerekit,aksi takdirde istemeden de olsa kan dökerim.Bilin!!!
!!PROFİL!!
İsim:Alucard DRACUL
Irk:Half-Wampire
Boy:1.92
Yaş:2126
İş:Savaşçı-birazcık da büyü ama basit büyüler
Özel Söz:Bana sataşmayın,kanınızı emerim hayatınız kayar!!
İsim:Alucard DRACUL
Irk:Half-Wampire
Boy:1.92
Yaş:2126
İş:Savaşçı-birazcık da büyü ama basit büyüler
Özel Söz:Bana sataşmayın,kanınızı emerim hayatınız kayar!!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest