calis wrote:Calis ilerinden gelen ses karşısında bir anda ürperdi ve hemen büyü kürresini sona erdirdi.Gözlerinin biraz ışığa alışmasını bekledi ve temkinli bir şekilde sesin geldiği yöne doğru ilerledi bir elinde asasında bir elide kınındaki kılıcındaydı.
yavaşça ilerledi.ırkının ona bahşettiği çeviklikten yararlanarak parmak uçlarında ilerliyordu.
her an gelecek karşı bir saldırıya karşı tetikteydi.Düşmanın nerede olduğunu kestirmeye çalışıyordu.
ve ilerden ince ve kısa bir tıslama sesi duydu.bir dilin tıslayarak dışarı çıkışını ve hemen ağızın içine geri girişini işitti.'belki bir yılan belki de başka birşey' diye iç geçirdi.
çok dikkatli olmalıydı.ilerlemeye devam etti.sertçe zemine basıyordu ve bu herhangi bir sesin çıkmasını engelliyor gibiydi.yüzü hafif hareketlerle sağa sola dönen calis in gözleri de pür dikkat etrafını izlemekteydi.
ve tam o sırada hiç ummadığı birşey oluverdi.ayağının altından kayan zemin onu yere düşürdü.
zemin kalaslarla döşemişti ve ani yumuşaklıkla beraber zayıf tahta çatırdayarak dibinde bulunduğu uçurumdan aşağı yuvarlandı.
ve işte herşeyi de tam bu sırada farketti.
yaklaşık 100 metrelik dev bir köprü karşısında durmaktaydı ve altında da sonsuz bir uçurum calis i kendisine davet ediyodu.
ve tıslama...
calis yakınlardan gelen çok kötü bir kokuyla suratını buruşturdu.ileride zümrüt yeşili kusursuz bir resamın elinden çıkmışçasına birbirinin ardı ardına yerleştirilmiş pullarla kaplı bir yaratık gördü.
'bir kertenkele!!!' diye fısıldadı calis istemsizce.kapkara zırhlarla vücudunu kaplamış bembeyaz saçlarıyla bir drow yüzünü bineğinin başına yaklaştırdı.devasa bineğin çift katlı göz kapakları önce kapandı ardından tekrar açılarak gözlerin ince birer çizgi halinde görünmesini sağladı.
ve dev kertenkele calis in bulunduğu yöne doğru usulca gelmeye başladı...