Astronomi Bölümü

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Post Reply
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Tamam o zaman Firble uzay keşifleri benimde her zaman ilgimi çekmiştir. Peki ilk konumuz şu olsun o zaman. Gerçi aradan iki üç yıl geçti ama olsun.

Pluton neden gezegenlikten düşürüldü ve gezegensi statüsüne indirgendi?

Code: Select all

Sadece Bilgilendirme amaçlı:

Plüton’un etrafında dönen iki gökcisminin uydu olduğuna karar verildi. Yeni uyduların isimleri Roma mitolojisindeki yeraltı tanrılarından geliyor. Nix, mitolojide karanlık ve gece tanrısının, Hydra ise dokuz başlı yılanın ismi.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Uzay dediniz benim konuma girdiniz... :D

Aslında Plüton tam olarak gezegen statüsünden çıkarılmadı. Plüton'dan sonra Neptün ötesinde daha çok Plüton benzeri nesneler keşfedilince bilim adamları yeni bir kategori oluşturmak zorunda kaldılar. Ã?ünkü bu nesnelerden biri olan Eris, Plüton'dan daha büyük! Diğerleri de Plüton'a yakın nesneler. Ya hepsini gezegen sayacaklar ya da yeni kategori açacaklardı. Aynı özelliklere sahip Plüton benzeri nesneleri "cüce gezegenler" kategorisine yerleştirdiler. Plüton aslında gezegensi değil, hala gezegen ama cüce.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Ya benim okuduğum yazıda artık tamamen kaldırıldı yazıyordu hatta bunu ben bir dergide de okumuştum. Gezengenimsi olarak nitelendirilen bir gruba dahil edildi yazıyordu. Belki senin dediklerinin hepsini bu grup içinde değerlendirliyor.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Gezegenimsi tanımı benim bildiğim kadarıyla asteroitler için kullanılıyor. Asteroitler sadece güneş etrafında dönen irili ufaklı nesneler. Eğer bir asteroit yeterli kütledeyse artık o cüce gezegen oluyor. Ã?rneğin Ceres cüce gezegeni Jüpiter ile Mars arasındaki asteroit kuşağının en büyük üyesi. İlk başlarda asteroit sayılıyordu; ama cüce gezegen tanımı çıkınca o tanıma uyduğu için cüce gezegen oldu.

Bilim adamlarının Plüton'u gezegen statüsünden düşürmelerinin nedeni başka Plüton benzeri nesneler keşfetmeleri. Hepsini gezegen olarak saymaktansa onlara özel bir kategori oluşturmayı uygun gördüler. İyi oldu denilebilir bence; çünkü daha başka Plüton benzeri nesne bulmaları muhtemel. Özellikle Kuiper kuşağında ve ötesinde böyle başka cüce gezegenler olabilir.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Pluton ve onun gibi büyük boyutta olan birkaç cisme sanırım gezegenimsi deniyor. şu resmi wikipediadan aldım.

Pluton'un başından beri sorunu şuydu... İki tür gezegenler var. Birincisi Dünyamsı gezegenler ki İlk dört gezegen bu grupta, eğer bir gezegen olsa ay da bu gruba girerdi. Kayaç yüzeyleri olan ağır metallerin yoğun olduğu, Hidrojeni az, Eğer varsa ( ki dörtte üçünün var, Ayı sayarsak beşte üç) atmosferinde ağır gazlar daha yoğun olan gezegenler...

İkinci grup ise Jüpiterimsi gezegenler, devasa boyutlarda, zaman zaman çevrelerine ciddi biçimde enerji yayan... Hidrojeni çok çok bol, uydu sayısı çok çok fazla, çoğunlukla dev bir gaz kütlesi ya da dev bir okyanus gibi de düşünülebilecek gezegenler... Ki en azından bugün üzerinde dolaşmayı hayal etmek bile zor olsa da çıplak gözle açıkçası görmek isterdim bu gezegenleri.

Gelelim Pluton'a Pluton bu gezegenlerin hiçbirine benzemediği gibi aynı zamanda başka bir gök cismine çok çok benziyor. Kuyruklu yıldızlar. Eğer bir şekilde Güneş'e yaklaşabilse muhtemelen bugüne kadar gözlenmiş en muhteşem kuyruklu yıldız olurdu ama ne yazık ki güneşten uzakta o nedenle kuyruksuz bir kuyruklu yıldız. : ) ) ) )

Onun ne olduğunu anladıktan sonra hala gezegen olarak adlandırmak için tek bir neden kalıyordu o da o zamana kadar görülmüş en büyük kuyruklu yıldız olmasıydı. Ama işte ondan daha büyüğünü de gördüler... şaron... şaron'un Plutondan büyük olduğunu anladıktan sonra yapılabilecek iki şey vardı. Ya onu da gezegen kabul edeceklerdi. Ya da Plutonun artık gezegen olmadığını kabul edeceklerdi. ( Ki zaten bunu eskiden de savunanlar varmış. )

Eh sorun şu ki belki bir on yıl sonra on belki yirmi tane daha Pluton kadar ya da ondan büyük Kuyruklu Yıldız bulabilirlerdi. O nedenle en iyisi yol yakınken dönelim dediler.

Bildiğim kadarıyla bugün belirli bir boyuttan büyük Kuyruklu Yıldız ile göktaşlarına cüce gezegen deniyor. Wikiden birkaç cüce gezegenin olduğu bir grafiğin adresini koyuyorum.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/c ... ts2008.jpg

Not: Arkadaşlar benim bu arada bahsettiğim uzay yarışının tarihi idi. Mesela Ay a gitme konusundaki yarışın tarihi, ya da öncesinde uzaya çıkma çabalarının... Bu hali ile bölüm sanırım Astronomiye kaydı tarihten ben de kesip kesip yeni bir bölüm açıyorum. İzninizle.. : ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Sanırım şunu belirtmekte yarar var. Asteroit, gök taşı, kuyruklu yıldız ve benzeri nesneler SSSB olarak adlandırıyor. Plüton'un bir özelliği onu bütün SSSB'lerden ayırıyor. Plüton'un taşıdığı bu özellik, gezegen olma şartlarından da biri olan "hidrostatik dengeyi kurmak". Hidrostatik dengeyi kurduğu zaman nesnenin kendi kütle çekimi kendi biçimini belirleyebiliyor. Hidrostatik denge için de belirli bir kütleye gereksinim vardır. Dikkat ederseniz, gök taşları ve benzeri nesnelerin hidrostatik dengeleri olmadığı için biçimleri girintili çıkıntılıdır. Bu açıklamaya göre Plüton bu SSSB grubunun dışındadır. Cüce gezegen tanımı işte burada ortaya çıkar. Böylece Plüton ve benzeri gök nesneleri artık cüce gezegenlerdir. Cüce gezegen tanımını çıkarmaları gerekti; çünkü Plüton benzeri çok nesne buldular. Hepsini gezegen olarak saymak istemediler ve cüce gezegen tanımını çıkardılar. Bu tanımı çıkarmasalardı, hidrostatik dengeye sahip her SSSB gezegen olarak sayılacaktı.

"Hidrostatik denge nedir?" diye bir soru sorarsanız, fizikçi olmadığım için çok iyi açıklayamam; ama fiziğe fazla girmeden kabaca anlatmak gerekirse:
Bir basınç ve bu basıncın kendi karşısında oluşturduğu karşıt basınç ile yer çekimi arasındaki sıkışmada kurulan dengedir. Yani;

Basınç = Karşıt Basınç + Yer Ã?ekimi

Bildiğim kadarıyla atmosfer de bu denge sayesinde gökte duruyor. (Yanlışsam düzeltin)

Kendi konumuza dönersek, yeterli yer çekimine sahip nesneler kendi sertliklerini yenerler ve oval bir biçim alırlar. Bunu başaran her SSSB artık bir cüce gezegendir. Bu cüce gezegenlerin de normal gezegen olmalarını engellemek için yörüngelerini temizleme şartı konulmuştur. Zaten hepsi asteroit kuşaklarının içindedirler ve yörüngelerinde dominant olamayacak kadar küçüktürler. Yani bu sayede gezegen sayımız sekizde sabitlenmiş oldu. (Tabii eğer çok çok büyük yörüngeli bir gezegen çıkıp gelmezse!)

Firble'ın koyduğu resim çok güzel, oraya da bakarak anlayabilirsiniz ki cüce gezegenler çok ufaklar, hatta bizim Ay'ımızdan bile küçükler.

---

Not: Firble, bu tartışmayı oradan keserek yeni konu açman çok iyi oldu. Kendi adıma teşekkür ederim. Ã?ünkü tarihle alakasız bir konuya girdik ve aklımdan da geçmişti astronomi başlığı açmak. Konuşma uzasaydı önerecektim.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hidrostatik denge bildiğim kadarı ile şöyle bir şey... Ã?rneğin Dünya üzerinde atmosferi delip geçen 500 kilometre yüksekliğinde bir dağın olduğunu düşünün. Bir karşılaştırma yapmak için vereyim, en yüksek dağ Everest 8 kilometre yüksekliğinde.. Ama biz 500 kilometrelik dağımıza dönelim.

Böylesi bir dağ muhtemelen Dünya'nın geri kalanı tarafından çekilecek ve dengesini kurmakta çok güçlük yaşayacaktı. Göktaşı çarpmaları yüzeyindeki ufak zayıflıkların Dünya'daki güçlü yerçekimin yardımı ile bu dağı yıkması çok kolay olurdu muhtemelen. Oysa yerçekiminin daha az olduğu bir gezegende mesela Mars'ta dağın ayakta durması nisbeten daha kolay olurdu.

Benzer şekilde 500 metrelik dev bir çukurun dolması Dünya'nın yerçekimi ortamında mesela Marsa göre çok daha kolaydır.

Aslında belki de bu nedenle Güneş Sisteminin en yüksek dağı ve en uzun kanyonu ( yani vadisi bir bakıma oyuğu) Mars üzerindedir. Yani gökyüzünde bir cisim ne kadar büyükse üzerindeki pürüzler o kadar azalıyor ne kadar küçükse pürüzler o kadar artıyor.

Ay ve Merkür, Mars'tan küçüklerdir ama Dünya ve Güneşe yakın oldukları için bu iki cisim onları itip çekerek şekillendirir o nedenle yüzeyleri nisbeten düz sayılabilir.

Eh bir cisim küçüldükçe yüzeyindeki görece pürüz artıyor, ve bir an öyle bir nokta geliyor ki uzaydaki cisim artık yerde bulduğunuz bir taşı andırmaya başlıyor yuvarlak bir gezegen yerine...

İişte cüce gezegenler küçük de olsalar böyle taşlar yerine yine de yuvarlak gezegenleri andıran cisimler... Bildiğim kadarı ile şekildekinden daha fazla sayıları belki şekle hepsi eklenmemiştir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Çok güzel örnekledin Firble, işte Dünya'nın yer çekimi o 500 kilometrelik dağa izin vermiyor. (Ã?rneklemek aklıma gelmemişti, benden güzel açıkladın valla, benden öğretmen olmaz :D )

şunu da ekleyelim, aslında bizim Dünya'mız da mükemmel hidrostatik dengeye sahip değil. O nedenle o kadar yüksek dağ ve derin okyanus var. Kütle arttıkça mükemmelliğe yaklaşılıyor ve nesne pürüzsüz küre şekline doğru gidiyor.

Bu senin linkini koyduğun resimdekilerden başka yeni bir nesnenin cüce gezegen olarak adlandırıldığı resmi bir açıklama olmadı. Benim bildiğim son zamanlarda Sedna nesnesini keşfettiler. Hatta büyüklüğü Makemake'ye yakın; ama cüce gezegen olarak duyurulmadı, hala SSSB. Ã?ünkü hidrostatik dengesi olup olmadığını bilmiyorlar. Sedna'nın yörüngesi ilginç aslında, elips şeklinde çok büyük ve bize de doğal olarak çok uzak. şöyle diyelim: Cüce gezegen adayı :D

Daha bir sürü de aday var; ama ben bilmiyorum. Tek bildiğim bu Sedna. (bir de Orcus mu ne vardı, gerçi çok küçük o)
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Sedna, şaron muydu bir adı da?, Plüton'un gezegenliğini sarsan cisim diye hatırlıyorum ben. Hatta bir ara onu Onuncu gezegen yapmak istediler diye hatırlıyorum Plüton da gezegen kalsın diye olmadı... Daha bir sürü o cisimlerden olabileceğini anlayınca mecburen vaz geçtiler diye hatırlıyorum...

Ama Mars ile Jüpiter arasındaki Astroid kuşağında da iki üç tane daha cüce gezegen vardı şeklinde aklımda kalmış.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Plüton epey yakın zamanlarda olmuş bir olaydı... Hadi ben hem astronomi hem de tarih içeren bir eski hikaye anlatayım... Bilenler vardır muhtemelen ama ben çok severim bunu bilenlerle de bilmeyenler de değerlendiririz.

Hikayemiz 17. yüzyılda geçiyor. Ticho Brache adında bir bilimadamının gözlem evindeyiz. Ã?nceki yüzyıllarda Dünya'yı değiştiren bir iddia ortaya atılmış.. Kopernik adında bir çılgın demiş ki, efendim Güneş Evrenin merkezindedir. Dünya da onun etrafında döner.

Yahu kaç bin yıldır bilinir ki Evren'in merkezinde Dünya vardır. Üstelik de bu son derece gözleme dayalı bir bilgidir. ( Firble'nin Notu: Evet Ã?yledir. ) Geceleri gökyüzüne baktığınızda bazı yıldızların yerlerinde sabit durduklarını görürsünüz. Dünya döndüğünde bu yıldızlar bir arada tek bir büyük gök kürenin dönüşünü andıracak şekilde hareket ederler.

Ancak kürede yıldızların arasında her gün az ya da çok yer değiştiren bir takım oynak noktacıklar vardır. Ki bunlar gezegenlerdir. Bunlar Dünya'nın etrafını saran yıldız küresi ile Dünya'nın arasındadırlar ( Firble'nin Notu: Evet öyledirler )

Gezegenlerden Dünya'ya en yakını Aydır. Bunu biliyoruz çünkü Ay Güneş'in önünü kapatabiliyor. Bir gerideki gezegen Güneştir. Daha arkada ise sırası ile Venüs, Mars, Merkür, Jüpiter ve Satürn yer alır. ( İlk ikiden ve son ikiden eminim. Ama Venüz Mars Merkür ün yerleri farklı olabilir. )

Venüs Mars Merkür Jüpiter Satürn'ün gezegen olduklarını biliriz Ã?ünkü onlar Dünya'nın etrafında tam bir daire çizerler. Yani Yıldızların arasında tam bir daire çizecek şekilde hareket ederler.

Ama işte Kopernik adında deli bakmış bu gezegenlerin yani Güneş Ay Venüs Merkür vesairenin hareketine demiş ki aslında Dünya da bir gezegen, aslında Güneş gezegen değil Dünya da Güneş'in etrafında dönüyor.

Ve bir tartışma başlamış. Ã?ıplak gözle yapılan gözlemlerden tam emin olmak zor. O nedenle iki görüşün hangisinin doğru olduğunu anlamak kolay değil. Ama elbette binlerce yıllık görüşün doğru olduğuna inanmak daha akıllıca. ( Firble'nin notu: Hala çoğu bilimde öyledir, tabii görüş çürütülmediği sürece) Ancak Galille 'nin de Kopernik'in görüşüne destek vermesi büyük olay yaratmış...

İşte Ticho Brache tam bu nokta da ortaya çıkıyor ve diyor ki artık yeter.... Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğü saçmalığını ortadan kaldıracağım. Dünya'nın en hassas gözlem evini kuruyor. ( Ama çıplak gözle yine yapılıyor gözlemler... ) Gezegenlerin yıldızların arasında yaptığı hareketi neredeyse milimetrik düzeyde ölçebiliyor. Ancak kesin ölçümlerin ve hareketlerin ortaya çıkması için elbette yıllar lazım. Ticho özellikle Mars'ın hareketini gözlüyor. Ã?ünkü bu gezegen Kopernik'i şüphelendiren gezegen... Kopernik'in gözlemleri eğer Dünya'nın etrafında dönüyorsa düz gitmesi gereken gezegenin bazen hareketinin yavaşladığını hatta zaman zaman ters gittiğini gösteriyor. Bunun bugün ne anlama geldiğini gözünüzün önünüze getirmek için bir an Dünya'nın Güneş'in etrafında ters döndüğünün keşfedidiğini düşünebilirsiniz. Unutmayın o gün için Gezegen olan Güneş merkezde olan Dünya...

Ne yazık ki Ticho gözlemini bitirecek süreyi bulamıyor. İşi devralan öğrencisi Kepler oluyor... Kepler de tıpkı hocası gibi Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğü yalanını ortaya çıkarma konusunda hevesli... Amma velakin sorun çıkıyor. Ã?ıplak gözle yaptığı gözlemler Kopernik'in gözlemine yakın nitelikte... Üstelik de bu Dünya'nın en büyük gözlem evinde gerçekleşmiş... Kepler bu yakınlığı görmezden gelip sonuçları saptırabilirdi elbette. Ama o emin olmak istiyor. Daha kesin bir gözlem yapmak ve hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde Güneşin Dünya'nın etrafında döndüğünü ispat etmek... Kepler böylece uzun zamandır gündemde olan bir başka aleti kullanmaya karar veriyor. Daha düzgün gözlem yapmak için teleskopu gök yüzüne çeviriyor. O güne kadar yapılan en ince gökyüzü gözlemini yapıyor ( Bildiğim kadarı ile... )

Ve sonuç... Sonucu Kepler'den dinleyelim... ( Bu sözün gerçekten söylendiğinden emin değilim ama bunu ODTÃ?deki Astronomi dersinin kitabında okumuştum. ) " Güneş Dünya'nın etrafında dönüyor olsa idi çıkması gereken sonuçlarla benim elde ettiklerim arasında sadece yüzde birlik bir sapma vardı. Çok küçük ama orada olan, ve hocamın ve de benim yanıldığımızı kesin olarak ispatlayan sapma... Bu sapmayı görmezden gelebilirdim. Böylece hocamın ve benim görüşümüz hala en çok kabul edilen görüş olmaya devam ederdi. Ancak ben bir bilimadamıydım. Sonuçlar beni yanıltsa da bunları açıklamak zorundaydım. Ve sonuçları açıkladım. Ve Dünya sonsuza kadar değişti..."

Evet... Kepler sadece Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü ve bir gezegen olduğunu ispatlamakla kalmadı. Aynı zamanda gezegenlerin Güneş, uyduların gezegenler etrafında nasıl döndüğünü anlatan Kopernik kanunlarını da keşfetti. Bu kurallar daha sonra ki Newton fiziğinin de temelini oluşturan kurallardır. Newton fiziği ise sanayi devrimini mümkün kılan bilimsel gelişme olarak adlandırılabilir.

Elbette Dünya'nın değişmesi tek bir nedene indirgenemez. Ancak denebilir ki sanırım Kopernik'in gerçek bir bilimadamı gibi davranmasının en azından 17 ve 18 yüzyılların büyük atılımında en azından bir rolü vardır.

Bu arada son bir nokta... Özellikle bu keşfin ardından günümüzün Mars'ı gözleyen amatör astronotlarının yazılarında bu gezegene takılan güzel bir isim vardır. Bundan da bahsedeyim. Deniyor ki... Mars Dünya'yı yerinden eden, onun Evren'in merkezinden alıp yavaş yavaş sıradan bir gökcismi olmasının önünü açan gezegendir. Eh işte Mars bu ne yapılabilir ki. : ) ) )
Last edited by Firble on Mon Mar 23, 2009 7:50 am, edited 1 time in total.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Sedna'nın diğer adının şaron mu olduğunu bilmiyorum; ama senin o bahsettiğin "Eris". Plüton'dan daha büyük olduğu için 10. gezegen olarak adlandırmayı düşündüler; ama Kupier kuşağında ve ötesinde daha fazla böyle nesne olacağı için bunları gezegen olarak saymaktansa cüce gezegen olarak saymayı uygun gördüler.

Mars ile Jüpiter arasındaki Asteroit kuşağında şimdilik sadece "Ceres" cüce gezegen olarak sayılıyor. Diğerleri çok küçük. Bir Ceres'e yakın Vesta var; ama o da bir çarpışma yaşamış ve kütlesinin bir kısmını kaybetmiş. Eğer o çarpışmayı yaşamasaydı belki de cüce gezegen sayılacaktı.

---

Kopernik'in tersini ispatlamaya çalışırken bu güneş merkezli görüşü keşfettiğini bilmiyordum, Galileo gibi bir bilim adamı sanıyordum. Benim ayrıca bildiğim Kopernik kiliseden çekinir ve ölümüne yakın bir zamana kadar düşüncelerini/keşiflerini hiç açıklamaz.

Bilimde aksini ispatlamadığın sürece bilinen esastır. O nedenle bilim hep kendini yenileyerek ilerler. Bence güzel bir sistem; ama bu demek değildir ki geleneklere yapışıp yeniliklere önyargı göstermek. Her bilinenin aksinin ispatlanabileceğine hazırlıklı olmalıdır bir bilim adamı, bu ispatı da kabul etmelidir.

şunu eklemek isterim ki bence eski medeniyetler (Sümer, Mısır vb.) bu bilgileri biliyorlardı. Ölkeler yıkıldıkça ve yenileri kuruldukça bu kadim bilgiler git gide mitleşti ve unutuldu. İnsanlık şimdi o unuttuğu bilgileri yeniden hatırlıyor.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

İsimler konusunda çok iyi değilim sen haklısındır muhtemelen. Yalnız yazımda bir hata yapmışım onu düzelteyim. Ticho Brahe nin öğrencisi Keplerdi. Kopernik değil. Zaten Brahe Kopernik in ortaya attığı iddiayı çürütmeye çalışıyordu. Yazının kendisinde de yaptığım hatayı düzelteceğim. Kepler benim için hep bir bilimadamının nasıl olması gerektiği konusunda örnektir. Eğer bir sosyal bilimci olabilirsem ben aynı ileride onun gibi örnek olabilmek isterim benden sonra gelenlere.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Haa Kepler... Tamam tamam. :D Önemli değil, ben de adları karıştırırım. İnsanlık hali...

şimdi kafam karıştı biraz. Özetlersek; bu güneş merkezciliğini ilk Kopernik ortaya attı, Galileo teleskobuyla ispatlamaya çalıştı, Kepler ve öğretmeni de bunu çürütmeye çalıştılar. Ama sonunda Kepler çürütemedi ve doğruluğunu ispatladı. Doğru muyum?
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Kesinlikle doğru Possesed insanın çürütmek istediği teorinin doğruluğunu hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması garip bir şey sanırım, ama en azından o insanın hiç şüpheye bırakmayacak şekilde tam bir bilimadamı olabildiğinin de bir kanıtı...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Newton'un hikayesi

Newton'un meşhur yerçekimi teorisini buluşunun da rivayete göre astronomi ile alakası vardır. Ã?ncelikle meşhur sahneyi gözümüzün önüne getirelim. Newton ağacın altında oturuyor, başına elma düşünüyor ve bir anda aklına bir fikir geliyor, tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz fikir de günüzümün yerçekimi teorisini doğuruyor.

Peki acaba Newton ağacın altında ne düşünüyordu? şey düşündüğü aslında astronomi ile ilgiliydi. Kepler yasalarından şüphesiz haberi vardı Newtonun. O yasalar gök cisimlerinin birbirleri etrafında nasıl döndüklerini açıklıyordu. Bu yasa aynı zamanda Ay'ın Dünya'nın etrafında dönmesini sağlıyordu. Ancak Ay'ı Dünya'nın etrafında döndüren tam olarak neydi?

Cevap aslında fiziğe yeni başlayan ( yani ortaokulun başlarındaki ) bir kişiyi biraz şaşırtabilir, Ay'ın Dünyanın etrafında dönmesini sağlayan da yerçekimidir, elmanın yere, daha doğrusu Newtonun kafasına düşmesini sağlayan güç.

Burası açıkçası beni üniversite yıllarında bile şaşırtıyordu, aslında uzayda yerçekimi vardır, astronotların uzay aracında uçar gibi hareket ettikleri ortamda aslında ciddi boyutta yerçekimi vardır. Ancak astronotlar bu yerçekimini hissetmezler, çünkü onlar sürekli Dünyaya doğru düşmektedirler, bu eğer hiçbir şey onları etkilemezse hiç bitmeyecek sonu gelmeyen bir düşüştür ve tıpkı onlar gibi Ay da Dünya'nın üzerine sonu gelmeyen bir düşüş halindedir.

Bu sonu gelmeyen düşüşün nasıl gerçekleştiği uzun bir konu eğer talep olursa anlatmayı deneyebilirim. Doğrusu ilk anladığımda beni çok etkilemişti isterseniz siz de araştırabilirsiniz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests