Konu aslında bir yere varmayacak gibi gözüküyor ama ben yine de son yazımı yazacağım. Ve uzatacağım.
Madem iş meslek gruplarına değindi, mühendislikte, en azından endüstri mühendisliğinde bir teorinin doğruluğunu kanıtlamak için uygulanan metodlardan en kolayı bir fikri +/- sonsuzda düşünmektir.
Hiç ses taklidi yapmadığımız ve her sesin tasvirini yaptığımız bir oyun düşünelim. (Sadece konuşmalar değil, ses çıkaran her şeyin bir tasvirinin/taklidinin olduğu bir oyun. -sonsuz tarafa çekiyoruz ya hesapta...-)
Yürüyen birisinin adım seslerini, birbirine sürtünen pantalonun sesi, gömleğin hışırtısı, yerde ezilen çimlerin sesi, adamın soluk alıp vermesi, burnundaki et beninin hırıltısı, bu sırada kasılan sol elinin eklemlerinden çıkan ses, sağ dizindeki kireçlenmenin kıtırtıları vs vs... Bunlar anlatmaya çalıştığımız şeyler olsun. -Oturup güzel bir tasvire kasamayacağım şimdi.-
Hepsinin sesini taklit etmeye kalkarsak daha adamı konuşturmadan kitleniriz. Bu kadar sesi hayatta taklit edemeyiz değil mi? (Dm elini gerçekten kıtırdatabilir, benim gibiyse omzunu kıtırdatarak dizdeki efekti de verebilir ama ağzıyla bu kadar ses aynı anda biraz zor.) Eğer edersek bu tamamen ses taklidi faşizmi olur ve aslında bunları pek ala kelimeler ile de tasvir edebiliriz. Burada sesi tasvir ederek günlerinin çoğunu karanlıkta geçirmiş, muhtemelen sağlak olan -zira pek az kullandığı sol elinin eklemleri çatırdamakta- muhtemelen keten yada daha sert bir kumaştan bir gömlek giymiş, hafif tombul, -bacak aralarında kalan pantalon hışırdıyor- ve sağ bacağı çok büyük ihtimalle ağır ve sancılı bir yaradan yeni kurtulmuş, eski hareketliliğine tekrar kavuşmaya çalışıyor. vs vs...
Benim fikrimi soracak olursanız, ben bir karakter hakkındaki bu bilgileri tasvir ederek, ses taklidi yapmadan verirdim. Az önceki tasvirimdeki pek çok kelime, hışırdamak, kıtırdamak, hırıltı, aslında bu seslerin birer yansımaları, kabaca tabir ile taklitleri.
Ancak diğer yandan, bütün sesleri tasvir etmeye kalkarsak o zaman R2D2'nun konuşmasını nasıl tasvir edeceğiz? Bir DM'in kalkıp omuzlarını büzüp, bodurca çömelerek"Bip bap biiiip puiiip phiuuu!" sesi çıkartmasını;
"Karşında üç ayağının üzerinde duran, metalik renkli mavi şeritleri olan, yerden bir kaç foot yüksekliğindeki silindirik robot az önce söylediğin kelimelere kendince melodik, kısa aralıklarla tekrarlanan elektronik biplemeler ile ve ıslığı andıran seslerle cevap verdi..."
Ben: OOOOOFFFFFF. Hadi be adam sen de. Her konuşmamda DM bu cevabı verecekse işimiz var...
...
Darkgnome kılıçla yarılan okun sesini 3 kelime ile anlatabilir misin diye sormuş... Ben gerçek hayatta ok sesi duymadım. Ama çok güzel tasvir edebilirim...
"Yanından rüzgarı yararak geçen, bu sırada kibritin zımpara kağıdına sürtünürken yanana kadar çıkardığı sürtünme sesine benzeyen, ama sonlara doğru arsız, hedefin masumiyetine inat, şımarık bir çocuğun köpeğini çağırdığı ıslıkla sonlanan bir ses duyuyorsun."
Ben: Öldüm mü abi?
Dm Ben: Hayır abi, yanından vuuijjt diye bir ok geçti.
Ben: Oh be...
İşte burada Darkgnome'a katılıyorum. Ok sesini tasvir etmene gerek yok. Neden? Ã?ünkü bu yukarıda gördüğümüz tasvir aslında "yazılı" tasvirdir. İnsanların gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini, yaşadıkları tecrübeleri, düştükleri çaresizlikleri bilindik sesler ile, benzetmeler ile, abartmalar ile anlatma çabasıdır. Ã?ünkü yazılı tasvir, her ne olursa olsun ses tonunun ve beden dilinin desteğinden yoksundur.
Bugün bir sürü Smiley kullanmamızın sebebi, yüzde 50-60 arası bir anlatım gücü olduğunu savunduğumuz beden dilinin yazıda olmayışının handikapını yok etmek içindir...
Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin.
Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin.
Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin.
Yukarıda bir Smiley ne kadar çok anlamı değiştiriyor değil mi? İşin güzel yanı, ses tonu ile her birini içindeki smiley ile beraber farklı anlamlara da dönüştürebilmem. (Deneyin eğlenceli... Hatta Smiley'in duruşunu beden dilinizle yapmayı da deneyin.)
Kısacası Lixer, bir konuya dikkatini çekmek istiyorum. Senin örneğini verdiğin tasvirler, yazılı edebiyatı andıran tasvirler... Bu benim fikrim. Sonuçta bunu ispatlayamam değil mi?
Ama "birbirine çarpan metallerin sesini andıran..." diye bir şey söylediğin zaman bu benim daha çok yazılı edebiyatta, çok nadir olarak da FRP oyunlarında gördüğüm türden bir tasvir. Yazılı edebiyat, doğası gereği içinde yer almayan beden dilini ve sesleri tasvir etmeye çalışır.
Keşke mümkün olsa da, DM üzerine bahsettiğim kıyafetleri giyse, pantalonundan hışırtılar çıkartırken elini çatırdatsa, dizini kıtırdatsa, burnunda et beni varmışçasına hırıldasa... Yani beden dilini, bu örnekte bedenini, sesleri ve konuştuğu zaman da kelimeleri ve tekrar diğer ikiliyi kullanabilse... Bu kadarla sınırlı mı sizce?
Ben bayılırım sormaya... Koku ve dokunma hissine ne oldu? Onlar maalesef insanın fizyolojik algısında son iki sırada olduklarından aklımıza bile gelmiyorlar. Ama onlara da oyunu oynatırken pek ala hitap edebiliriz. Ama şimdilik odağımızı bozmayalım.
Sonuç olarak ister ses taklidi olsun, ister tasvir, bizim konumuzda sesin gerçeğinin -şu gerçek konusu da ayrı bir başlık ama burada genel geçer kavramı ile değiniyorum- bir diğer değişle bizim duyduğumuz şekilde sesin bir çağrışımını yapma uğraşıdır. Orjinaline ne kadar çok yaklaşırsan, anlatımın o kadar başarılı olur.
Yukarıda özet yazdığım kısıma geri dönecek olursak, bazı sesler için, eğer bu sesi çıkartamayacağını veya hakkını veremeyeceğini düşünüyorsan o zaman tasvir et. Ama bu sesi verebiliyorsan, veya aynısı olmasa bile ulaşmak istediğin sesin benzeri tasvirinden daha başarılıysa o zaman o sesi taklit et.
Sinemada Nazgul'lerin sesleri Tolkien'in tasvirlerinin onda biri bile etti mi? Etmedi. Siz sinemada o sesi duyunca yere diz çöküp kulaklarınızı tıkadınız mı? Hayır. Daha önce hiç Nazgul sesi duymuş muydunuz? Umarım duymamışsınızdır. Yönetmen elinde olsa o sesi vermek için dünyadaki bütün ses sistemlerini patlatacak bir frekans ve volume koymazmıydı? Bilemeyiz.
Ama aynı şekilde aynı anda atılan binlerce ok, aynı anda çarpan binlerce kılıç, mızrak, küfürler, can havli ile yakarışlar, yere düşen zırh giyen vücudlar, patlayan gülleler, yanan ateşin sesi, düşen taşların patırtısı... Bu seslerin hepsini kafamızda canlandırabiliyor muyduk? Canlandırabiliyor bile olsak, zorlayın daha önce gördüğümüz bir ortacağ filminden araklıyoruzdur. Ã?ünkü biz yazıy ve kelimeleri ı zaten bu sesleri-görüntüleri-kokuları-dokunma hissini ve düşünceyi anlatsın diye bulduk.
Son sözüm, yazılı edebiyata benzer tasvirleri yüz yüze yapmak olsa olsa bir tarzdır ve herkesin tarzına saygım sonsuz. Ancak karşımızdakine verdiğimiz veri, anlaşılırlığımız ve iletişim başarımız -FRP bir iletişimdir, iki taraf arasında veri alış verisişidir.- işin içine girerse o zaman taklitlere, ses değişikliğine, karaktere göre değişen konuşma stiline ve bütün diğer beden dili, koku ve dokunma hissi gibi duyulara ihtiyacımız var. FRP oyununda bir kitap okumuyoruz. Bir masanın etrafındaki insanlarla iletişim kuruyoruz ve ortak bir noktada buluşmaya çalışan hayakgücümüzü paylaşıyoruz. O yüzden de ses gerekli. Ama elbette bir sınırı ve kapasitesi var.
Not: "Hiç ses taklidi yapmadan sadece tasvir ile gerçek hayal gücüne, veya hayal gücünü çalıştırmaya yönelten daha iyi sonuçlara ulaşırım" gibi çıkarımlara şimdiden aynısını pandomim yaparak da anlatabilirsin, veya ses efektleri veya melodiler ile de ulaşabilirsin diyorum. Yazılı edebiyat bile tasvirlerde beden diline ulaşmaya çalışan benzetmelere ve çevremizde duyduğumuz seslere benzemeye çalışan yansımalara baş vuruyor.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>