GM - NPC Canlandırırken Sesini Değiştirmelimidir?

Herkesin kürsüye çıkıp özgürce tartışma başlatabilmesi için…
Lixer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 511
Joined: Thu May 04, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Lixer »

Yazdıklarını okudum Darkgnömcüm. Antropologlar ve insan iletişimleri konusunu ciddi bir biçimde açıp size uzun uzadıya anlatmak ve canınızı sıkmak istemezdim ama sanırım yanlış kişiye yanlış noktadan girdin. Üstelik psikososal konularda = (sıfır) bilgin olmasına rağmen. Ayrıca psikososyal alanlarda % vererek asla konuşulmaz çünkü mutlak değillerdir ve bireysel farklılıklar ön plana çıkar. Dediğin gibi %70-%90 tipi rakamların konuşulması bile bu tip bir bilimsel platformda kariyerin tehlikeye atılmasıdır. Bunu çok ciddi olarak söylüyorum. Yine de madem ciddi ve bilimsel konulardan hoşlanıyorsunuz size bu konuyu DM olarak değil de uzman olarak anlatayım.

Konumuz Algılama olsun. İletişim becerilerinde, verilen mesaj ve alınan mesaj vardır. Basitçe senin kız arkadaşınla ettiğin kavgalar buna örnektir. Sen "bla bla bla" dersin, o olayı "hya hya hya" olarak anladığı müdetçe onun için "hya hya hya" önemlidir.

Algılamada duyumların anlamlı bütünler halinde kavranması diye bir olgu vardır. Mesajı veren kişi, süregelen bir durum içindeyse (örneğin bir oyun seansındaki DM, terapideki psikiyatr) karşısındaki kişinin algılarında İSTENEN ve AMAÃ?LANAN`ın dışında sapma olmaması için minimum değişiklikler yapmak zorundadır. Bu nedir? Bir başka konu ile devam edeyim.

Yine psikolojide AKIş İÃ?İNDE OLMA DENEYİMİ denen bir olgu vardır. Basitçe tanımla akış deneyimi :

bir kişinin, çevresinden soyutlanıp kendini yaptığı iş yada ortama kaptırmasıdır.

Mesela, bir sporcunun kendini müsabakaya, bir dokumacının halısına kaptırması iyi birer örnektir. İyi bir frp oyununun özü de akış deneyimine dayanmaktadır. Oyun sürekli kesilir ve rp dışına çıkılıp gerçek dünyaya ne kadar çok gelinirse, oyun o kadar kötü olur. Buraya kadar anlattıklarımın dikkatlice okunup kavrandığını düşünüyorum.

Algılama konusuna geri dönelim.

Duyumların anlamlı bütünler halinde kavranması için İSTENEN ve AMAÃ?LANAN`ın dışında sapma olmaması gerekir demiştim. İstenen yada amaçlanan sapma nedir? Ã?rneğin kişinin çocukluğundaki bir konunun yarattığı olumsuz değişiklikleri doğru telkinlerle azaltmak istenen ve amaçlanan bir algısal değişikliktir. Çok daha ayrıntılı örneklerle devam ederdim ama falaca kafa da sıkmak istemiyorum. Neyse kısacası anlatıcı önceden belirlediği hafif değişikliklerle karşısındakinin akış deneyimini bozmadan ondaki duygusal değişiklikleri kontrol edebilir.

FRP`ye geri dönelim. Bir DM bu dediklerimi belirli oranlarda uygular yada en azından uygulaması gerekir. Ama anlatımın en kritik noktasında bir anda sesinin kalınlaşması, incelmesi oyuncuları genellikle akış deneyiminden çıkarır. Bu da kişisel gözlemimdir, defalarca kanıtlanmıştır. Esasında bu ses değişiklikleriin ve taklitlerinin oyuncuları akış deneyiminden çıkarmayacağı durumlarda vardır ama uygulaması zordur. Bu nasıl mı olabilir?

Oyun oynanan ortam çok yüksek oranda oyunun geçtiği yere benzetilirse (Ravenloft oyununun gotik bir şatoda oynanması gibi), arka fonda çok dikkatli bir kişi tarafından gidişata uygun müzik verilirse ve DM sürekli ama sürekli olarka her NPC`ye ait farklı sesler çıkarırsa olabilir. Ama bunları sağlamak hakikaten güç bir iş o yüzden en iyisi bizler yine tasvirlerle idare edelim.

Not :
Ses değişimi olayı "bazı" kişileri akış deneyiminden çıkarmayabilir. Benim söylediğim de mutlak doğru değildir ancak gerçeğe daha yakındır. En azından daha tecrübeli bir DM ve iletişim becerilerinde birazcık daha uzman olduğumu söyleyebilirim :)

Not 2 : (edit)
Bu kadar çok anlatmak istemezdim ama Darkgnöm iletişim konusundan % vererek girince kendimi tutamadım kusura bakmayın :) :) :)
Yukarıda yazdıklarımı bir daha okursan sen kazanırsın, okumazsan ben!<br>
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Bireysel farklılıklar ön plana çıkar...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Lixer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 511
Joined: Thu May 04, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Lixer »

İşte ben de o yüzden DM`lere : "yapmayın, daha iyi daha kaliteli oyun oynatın" diyorum. İsteyen dinler, isteyen dinlemez. şahsen amacım yarın bir gün aynı oyunda karşılaşırsak düzgün oyun oynamayı istememdir yoksa isteyen yapmış yapmamış bana ne, öyle zevk alıyorlarsa oyunları bölünümyorsa saçma göründüğünü düşünmüyorlarsa herkesin kendi bileceği iştir :)
Yukarıda yazdıklarımı bir daha okursan sen kazanırsın, okumazsan ben!<br>
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ben seni bu kadar agresif bilmiyodum yaw, bildiğim tanıdığım Lixer, böyle yapmaz aa :) İstersen yarın falan oynayalım ama net üzerinden olabilir malum kıbrıstayım...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Eskiden sitede biri daha vardı, oda böyle psikoloji söz geçtimi sonra ilk olarak psikolojik konulardaki bilgisi için bir ön giriş yapar sonra senin psikolojik terimlerde yaptığın hataları tek tek sıralar en son olarakta bitiriş konuşmasını yazardı. Güzel yazardı ama bir yerden sonra kopardı valla kayış. Bilgiliydi valla, tecrübeliydi ve keşke onunlanda konuşma şansın olsaydı. Gerçi onunla aynı fikirde olurdun herhalde.

Sen mademki psikoloji diyorsun sana ben de mühendislikten bir giriş yapayım; Daha önceden dikkatimi çekti ve hatta onun hakkında bir örnek yazıp sildim benim alana giripte bana gelmesin konu diye. Neyse kaderimde varmış :(

Metal kapıların birbirine çarpma sei diye yazmışsın. Metaller hakkında hiç bir şey biliyor musun? eh az bir şey kimyayı bilsen dahi kaç çeşit matl olduğunu biliyorsundur. Periyodik tabloya baksan yeter. Peki çelik nedir. Ã?elik karbon ile demirin alaşımıdır ve içerdiği karbon oranına göre setliği artar ancak gevrekliği ve rjitliğide artacağı için demir içinde daha az miktarda karbon olsun istenir. Demir içine yedirdiğin karbon miktarını artırmak için yüksek sıcaklıkra karbon takviyesi ardından bir martenperleme ile perlit fazının oluşumunu sağlarsın ve ardından öztenperleme ile bu metalin gerginliğini alabilisin. Yalnız dikkat etmelisin karbonu fazla artırırsan bu sefer sünekliği faza olsada rjitliğide fazla olan sfero demiri elde edersin. Sfero demirse düşük karbonlu çelikten farklı olarak sesi o kadar"fazla dışarı vermez söndürür. Sadece demir kapıların çarpışma arasında bu kadar fazla fark varken düşün tüm metal kapılar arsında ne kadar büüyk bir fark oalcaktır. Kelimeler ile bütün bu sesleri anlatamayacağına göre başka duyularada seslenmen gerekecektir.

Daha da kısa olarak bana bir kılıcın bir orku kesme sesinin nasıl olduğunu 3 kelimeyle açıklayabilirmisin. Ben tek kelimeyle açıklayabilirim.

Vjırk :)

Hatta başka türlerinide yapabilirim.

şfık, flörşk, cork, zbam :D Ã?ocukça mı? Evet ama zevkli, kolay ve yeterli. Yanında birde küçük bir açıklama oldumu bitirir olayı. :D

Daha fazla cevap vermeye gerek varmı? Yok bence. Saco sağolsun.
SacoKhan wrote:Bireysel farklılıklar ön plana çıkar...
+1
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Madem iş Psikoloji'ye geldi, UCLA'dan yine dünyaca meşhur Albert Mehrabian'ın aynı konuda yaptığı araştırmalara bakalım. (Yanlış bilmiyorsam kendisi Psikoloji Profesörü.)

Lixer'in dediği gibi Mehrabian'ın deneylerinde yüzdeler farklı çıkmışlar...

Kelimeler: 7%
Ses tonu, konuşma stili: %38
Beden Dili: %55

Ben de bir mühendisim. Yüzdelerin kesin doğrular olmadığını ben de biliyorum ama yine de bir fikir veriyorlar. İki farklı araştırmacının yakın değerlere ulaşması ilginç...

Konu hakkında detaylı bilgiye:

http://en.wikipedia.org/wiki/Albert_Mehrabian
http://www.businessballs.com/mehrabianc ... ations.htm

adreslerinden ulaşabilirsiniz. Bugün bu değerler Harward Business makalelerinde, iş dünyası sunum eğitimlerinde ve diğer pek çok bilimsel makalede küçük bir tolerans aralığı verilerek kullanılır.

Mükemmel detaylı ses taklidine gerek bırakmayan tasvirini bile bayık bir ses tonuyla yaparsan oyuncu için o an ölüm kalım anı olsa bile son derece monoton bir andır. Sadece karakterlerin seslerini taklit ederken değil, oyunu tasvir ederken bile ses tonunu değiştirmelisin.

En azından bilimsel kanıtlar ışığında benim aklıma bu geliyor.

Ses taklidin kötüyse veya layığı ile yapamayacağını düşünüyorsan, sesinin komik çıkıp oyuncuları oyundan uzak tutacak diye bir endişen var ise bunlar haklı endişelerdir. O zaman yapmazsın. Yapamadığını oyundan önce deneyerek öğrenebilirsin. Ama böyle bir ihtimal var diye topyekün ses taklidinden kaçınmak yangın çıkartıyor diye ateş yakmamak ile aynı. Neyse uzatmayacağım bu sefer...
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ya zaten bunun amatör ruhla çok alakası var...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Neyse herkes yapmak istediği gibi yapabilir. Ben güzel RPler yapacak diye DMler kendilerini helak etsinler istemiyorum ama bir DM daha iyi bir oyun oynatmak isterse nelere dikkat etmeli ve neleri yapmalıdır onu demek istiyorum. Aklına yatan yapar aklına yatmayan yapmaz.

(Bogus +1 bu arada :D )
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lixer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 511
Joined: Thu May 04, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Lixer »

Ya Darkgnöm, metalin birbirine çarpma SESİ diyecektim SEİ yazmışım üstüne çok boş konuşmuşsun :) Dediklerimde haklıyım sen de biliyorsun ama uygulamazsan senin bileceğin iş gerçi hiç dmlik yaptınmı ne kadar süre yaptın onu da bilmiyorum ama olsun :D Ayrıca psikolojik terimlerde hatalı bir şey kullanmadım. Ben psikoloji konusunda bilgili değilim, benim işim bu.

Kıılcın sesine gelinceeeee orada iyice ipler kopmuş sende. Eğer DM olarak kılıcın sesini de ağzınla vıjjj vujjj diye yapıyorsan tamamen yanlış yerdesin ve boşu boşuna konuşuyoruz demektir. :roll: Dediğim gibi yeterince uzun süre ve doğru gruplara DMlik yaptığını düşünmüyorum, ben ise yeterince uzun süre ve çok iyi gruplarda Dmlik yaptım, arada işlerimden fırsat buldukça da devam ediyorum. İsteyen senin stilini kullanır isteyen benimkini birşey diyemem :idea:

Bogus, araştırarak konuştuğun için de teşekkür ederim. Diğer deneylerde farklı sonuçlar çıkması da dediğim gibi doğaldır çünkü sosyal bilimlerde özellikle psikoloji de araştırma yapılan gruptan gruba (ve hatta aynı gruba farklı tarihlerde, farklı ortamlarda) yapılan ölçümler değişik sonuçlar verebiliyor. Ama evet aşağı yukarı bir değer ve fikir veriyorlar ki bu verdikleri fikirler de daha sonraki araştırmaların temellerini oluşturuyor.
Yukarıda yazdıklarımı bir daha okursan sen kazanırsın, okumazsan ben!<br>
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Evet ne yazık ki, klavyede yazma konusunda çok beceriksizim. Sesi yerine Sei yazmışım. Birde artık sıkılmıştım yani şu konuşmadan o kadar doğru yazdığıma bile şaşırdım şahsen. Sidik yarışına gittikçe gidiyordu ki sonunda varmışta. Lütfen artık bunu bırakalım Lixer bunun için fazla büyüğüm ( :D ).
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Konu aslında bir yere varmayacak gibi gözüküyor ama ben yine de son yazımı yazacağım. Ve uzatacağım.

Madem iş meslek gruplarına değindi, mühendislikte, en azından endüstri mühendisliğinde bir teorinin doğruluğunu kanıtlamak için uygulanan metodlardan en kolayı bir fikri +/- sonsuzda düşünmektir.

Hiç ses taklidi yapmadığımız ve her sesin tasvirini yaptığımız bir oyun düşünelim. (Sadece konuşmalar değil, ses çıkaran her şeyin bir tasvirinin/taklidinin olduğu bir oyun. -sonsuz tarafa çekiyoruz ya hesapta...-)

Yürüyen birisinin adım seslerini, birbirine sürtünen pantalonun sesi, gömleğin hışırtısı, yerde ezilen çimlerin sesi, adamın soluk alıp vermesi, burnundaki et beninin hırıltısı, bu sırada kasılan sol elinin eklemlerinden çıkan ses, sağ dizindeki kireçlenmenin kıtırtıları vs vs... Bunlar anlatmaya çalıştığımız şeyler olsun. -Oturup güzel bir tasvire kasamayacağım şimdi.-

Hepsinin sesini taklit etmeye kalkarsak daha adamı konuşturmadan kitleniriz. Bu kadar sesi hayatta taklit edemeyiz değil mi? (Dm elini gerçekten kıtırdatabilir, benim gibiyse omzunu kıtırdatarak dizdeki efekti de verebilir ama ağzıyla bu kadar ses aynı anda biraz zor.) Eğer edersek bu tamamen ses taklidi faşizmi olur ve aslında bunları pek ala kelimeler ile de tasvir edebiliriz. Burada sesi tasvir ederek günlerinin çoğunu karanlıkta geçirmiş, muhtemelen sağlak olan -zira pek az kullandığı sol elinin eklemleri çatırdamakta- muhtemelen keten yada daha sert bir kumaştan bir gömlek giymiş, hafif tombul, -bacak aralarında kalan pantalon hışırdıyor- ve sağ bacağı çok büyük ihtimalle ağır ve sancılı bir yaradan yeni kurtulmuş, eski hareketliliğine tekrar kavuşmaya çalışıyor. vs vs...

Benim fikrimi soracak olursanız, ben bir karakter hakkındaki bu bilgileri tasvir ederek, ses taklidi yapmadan verirdim. Az önceki tasvirimdeki pek çok kelime, hışırdamak, kıtırdamak, hırıltı, aslında bu seslerin birer yansımaları, kabaca tabir ile taklitleri.

Ancak diğer yandan, bütün sesleri tasvir etmeye kalkarsak o zaman R2D2'nun konuşmasını nasıl tasvir edeceğiz? Bir DM'in kalkıp omuzlarını büzüp, bodurca çömelerek"Bip bap biiiip puiiip phiuuu!" sesi çıkartmasını;

"Karşında üç ayağının üzerinde duran, metalik renkli mavi şeritleri olan, yerden bir kaç foot yüksekliğindeki silindirik robot az önce söylediğin kelimelere kendince melodik, kısa aralıklarla tekrarlanan elektronik biplemeler ile ve ıslığı andıran seslerle cevap verdi..."

Ben: OOOOOFFFFFF. Hadi be adam sen de. Her konuşmamda DM bu cevabı verecekse işimiz var...

...

Darkgnome kılıçla yarılan okun sesini 3 kelime ile anlatabilir misin diye sormuş... Ben gerçek hayatta ok sesi duymadım. Ama çok güzel tasvir edebilirim...

"Yanından rüzgarı yararak geçen, bu sırada kibritin zımpara kağıdına sürtünürken yanana kadar çıkardığı sürtünme sesine benzeyen, ama sonlara doğru arsız, hedefin masumiyetine inat, şımarık bir çocuğun köpeğini çağırdığı ıslıkla sonlanan bir ses duyuyorsun."

Ben: Öldüm mü abi?
Dm Ben: Hayır abi, yanından vuuijjt diye bir ok geçti.
Ben: Oh be...

İşte burada Darkgnome'a katılıyorum. Ok sesini tasvir etmene gerek yok. Neden? Ã?ünkü bu yukarıda gördüğümüz tasvir aslında "yazılı" tasvirdir. İnsanların gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini, yaşadıkları tecrübeleri, düştükleri çaresizlikleri bilindik sesler ile, benzetmeler ile, abartmalar ile anlatma çabasıdır. Ã?ünkü yazılı tasvir, her ne olursa olsun ses tonunun ve beden dilinin desteğinden yoksundur.

Bugün bir sürü Smiley kullanmamızın sebebi, yüzde 50-60 arası bir anlatım gücü olduğunu savunduğumuz beden dilinin yazıda olmayışının handikapını yok etmek içindir...

Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin. :evil:
Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin. :clap:
Çok haklısın Darkgnome... Dünyaya bakışımı değiştirdin. :-o

Yukarıda bir Smiley ne kadar çok anlamı değiştiriyor değil mi? İşin güzel yanı, ses tonu ile her birini içindeki smiley ile beraber farklı anlamlara da dönüştürebilmem. (Deneyin eğlenceli... Hatta Smiley'in duruşunu beden dilinizle yapmayı da deneyin.)

Kısacası Lixer, bir konuya dikkatini çekmek istiyorum. Senin örneğini verdiğin tasvirler, yazılı edebiyatı andıran tasvirler... Bu benim fikrim. Sonuçta bunu ispatlayamam değil mi?

Ama "birbirine çarpan metallerin sesini andıran..." diye bir şey söylediğin zaman bu benim daha çok yazılı edebiyatta, çok nadir olarak da FRP oyunlarında gördüğüm türden bir tasvir. Yazılı edebiyat, doğası gereği içinde yer almayan beden dilini ve sesleri tasvir etmeye çalışır.

Keşke mümkün olsa da, DM üzerine bahsettiğim kıyafetleri giyse, pantalonundan hışırtılar çıkartırken elini çatırdatsa, dizini kıtırdatsa, burnunda et beni varmışçasına hırıldasa... Yani beden dilini, bu örnekte bedenini, sesleri ve konuştuğu zaman da kelimeleri ve tekrar diğer ikiliyi kullanabilse... Bu kadarla sınırlı mı sizce?

Ben bayılırım sormaya... Koku ve dokunma hissine ne oldu? Onlar maalesef insanın fizyolojik algısında son iki sırada olduklarından aklımıza bile gelmiyorlar. Ama onlara da oyunu oynatırken pek ala hitap edebiliriz. Ama şimdilik odağımızı bozmayalım.

Sonuç olarak ister ses taklidi olsun, ister tasvir, bizim konumuzda sesin gerçeğinin -şu gerçek konusu da ayrı bir başlık ama burada genel geçer kavramı ile değiniyorum- bir diğer değişle bizim duyduğumuz şekilde sesin bir çağrışımını yapma uğraşıdır. Orjinaline ne kadar çok yaklaşırsan, anlatımın o kadar başarılı olur.

Yukarıda özet yazdığım kısıma geri dönecek olursak, bazı sesler için, eğer bu sesi çıkartamayacağını veya hakkını veremeyeceğini düşünüyorsan o zaman tasvir et. Ama bu sesi verebiliyorsan, veya aynısı olmasa bile ulaşmak istediğin sesin benzeri tasvirinden daha başarılıysa o zaman o sesi taklit et.

Sinemada Nazgul'lerin sesleri Tolkien'in tasvirlerinin onda biri bile etti mi? Etmedi. Siz sinemada o sesi duyunca yere diz çöküp kulaklarınızı tıkadınız mı? Hayır. Daha önce hiç Nazgul sesi duymuş muydunuz? Umarım duymamışsınızdır. Yönetmen elinde olsa o sesi vermek için dünyadaki bütün ses sistemlerini patlatacak bir frekans ve volume koymazmıydı? Bilemeyiz.

Ama aynı şekilde aynı anda atılan binlerce ok, aynı anda çarpan binlerce kılıç, mızrak, küfürler, can havli ile yakarışlar, yere düşen zırh giyen vücudlar, patlayan gülleler, yanan ateşin sesi, düşen taşların patırtısı... Bu seslerin hepsini kafamızda canlandırabiliyor muyduk? Canlandırabiliyor bile olsak, zorlayın daha önce gördüğümüz bir ortacağ filminden araklıyoruzdur. Ã?ünkü biz yazıy ve kelimeleri ı zaten bu sesleri-görüntüleri-kokuları-dokunma hissini ve düşünceyi anlatsın diye bulduk.

Son sözüm, yazılı edebiyata benzer tasvirleri yüz yüze yapmak olsa olsa bir tarzdır ve herkesin tarzına saygım sonsuz. Ancak karşımızdakine verdiğimiz veri, anlaşılırlığımız ve iletişim başarımız -FRP bir iletişimdir, iki taraf arasında veri alış verisişidir.- işin içine girerse o zaman taklitlere, ses değişikliğine, karaktere göre değişen konuşma stiline ve bütün diğer beden dili, koku ve dokunma hissi gibi duyulara ihtiyacımız var. FRP oyununda bir kitap okumuyoruz. Bir masanın etrafındaki insanlarla iletişim kuruyoruz ve ortak bir noktada buluşmaya çalışan hayakgücümüzü paylaşıyoruz. O yüzden de ses gerekli. Ama elbette bir sınırı ve kapasitesi var.

Not: "Hiç ses taklidi yapmadan sadece tasvir ile gerçek hayal gücüne, veya hayal gücünü çalıştırmaya yönelten daha iyi sonuçlara ulaşırım" gibi çıkarımlara şimdiden aynısını pandomim yaparak da anlatabilirsin, veya ses efektleri veya melodiler ile de ulaşabilirsin diyorum. Yazılı edebiyat bile tasvirlerde beden diline ulaşmaya çalışan benzetmelere ve çevremizde duyduğumuz seslere benzemeye çalışan yansımalara baş vuruyor.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ben yine bi laf etcem; "Bu taklidi yapıp yapmamanın amatör ruhla çok alakası var."

Sonuçta arkadaş yılların deneyimi, sıkılmışlardır. Aslında belli bir şeyden sonra sizin oynamanız da mantıksız, herşeyi yaşayıp artık birbiriniz geçmek için mi oynayacaksınız ne yapacaksınız anlamadım. Gayet deneyimli kişilerle, ve eğer senin gibi oynuyorlarsa ne zevk alırsınız ki.
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Vallahi bu aralar çok hoş tartışmalar geçiyor frpworldde ve bu beni çok mutlu ediyor (: Tartışmalarda yeni yüzler de görebilmek dileğiyle.

Benim bu noktada değinmek istediğim bir şey var. Lixer sen niye kafayı darkgnome'un oynatmış olduğu oyunlara takmış durumdasın anlamadım. 3 mesajında üst üste dile getirmişsin. Dm'in kalitesi ne oynattığı oyun sayısıyla ne de oynattığı gruplarla alakalıdır bence. Bu sadece sana fazladan tecrübe katar. İlk defa dmlik yapmış pek çok insanın oynattığı oyunlardan acaip zevk aldığımı bilirim.

Bir oyunda karşımdaki dmin "Necromancer içinize bir korku salan korkunç bir kahkaha salıverdi." yerine içten bir tonla herkesin yapabileceği, "HaHAHAHahaHAHHa" gibi bir kahkaha benim için daha teşvik edici olur açıkçası. Bunun dışında insani olmayan seslerin çıkarılmasına ben de karşıyım. Metal sesi, yağmur sesi, rüzgar sesi veya diğerleri... Doğanın seslerini doğa ile yaratabiliyorsanız yapın ama doğayı da ağzınızla taklit etmeye çalışmayın (:
Been there. Seen that. Got the scars.
Lixer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 511
Joined: Thu May 04, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Lixer »

Herkes çok güzel söylemiş.

Darkgnöm : bırakalım :roll: :wink: :D

Bogus : doğru söylemişsin ve haklısın

Sacokhan : SEN SUS KARIşMA BU İşE! dermişim :evillaugh: Yok yok sen de haklısın, amatör ruhla da ilgisi olabilir. Yine de zevk alıyoruz o kadar da değil :)

Artemis : takmadım kafayı tartışma öyle getirdi, denk geldi söyledim ne bileyim :angel:
Yukarıda yazdıklarımı bir daha okursan sen kazanırsın, okumazsan ben!<br>
ulubey
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 88
Joined: Wed Apr 27, 2005 10:00 am
Location: Academy
Contact:

Post by ulubey »

Bence oldukca gerekli ve eğlendiri bir unsur bu.Eğer seven olmasaydı LARP yapan olmazdı.
We were young..
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest