Lanet olası herif, tam da hengamenin ortasında uykuya daldı. Freor'un homurdanmaları bir devrilme sesi ve çığlıkla bölündü. Sesin geldiği tarafa dönen Freor durumun başka bir yer ve zamanda oldukça komik olabileceğini düşündü. Ozan İrülel bir tezgahın üzerine devrilmişti. Akreplerin biri tam karşısındaydı ve Ozan savunmasız durumdaydı. Akrep saldırırsa Ozan'ın hiç şansı olmayacaktı. Delikanlı da ayakta uyuduğuna göre onu kurtarabilecek tek kişi......kendisiydi... şimdi karar vermesi gerekiyordu: onu kurtarmak için kendisini tehlikeye atacak mıydı yoksa onu ölüme mi terk edecekti?
Adam az önce birisini öldürmüştü. Belki de kendince sebepleri vardı. Ama bir insanın canını almaya değer miydi? Peki ya adama yardım etmezse? O zaman kendisi de birisini öldürmüş olmayacak mıydı?
Freor'un aklı bir anlığına gördüğü, ölümün yeşil ve kahverengi enerjilerine gitti. Bu enerjileri ilk gördüğü güne gitti. Bataklıklarda dolaşıyordu ve bataklıklar yeşil enerji doluydu. Her yerde.. Doğanın bir kanunuydu ama bu. Meleran'da enerjiler serbestçe dolaşırdı. Ölüm böyle bir şeydi işte, kafada çok büyütmeye gerek yoktu. İnsan yaşıyordu va zamanı gelince de ölüyordu. Ölüm de hayatın bir parçasıydı. Nasıl insanın öfkesi bir süre sonra geçiyorsa, ölümün enerjileri de bir gün insanın bedeninin etrafını sarıyordu.
Ne yapacağını biliyordu Freor. Adama yardım edecekti. Elinde tuttuğu poşetteki karabiberden avcuna doldurup akrebin yanına doğru ilerledi. Karabiberi atabilecek ve sokulmayacak mesafeye gelince bacaklarını gerdi, eğer karabiber işe yaramazsa hemen kaçacaktı. Elini poşetten çıkardı, tam karabiberi atacaktı ki duyduğu ses ona yapmakta olduğu şeyi untturdu:
Ozan'ın öldürdüğü adam konuşuyordu! Aklını biraz toplayınca adamın hâlâ ölmemiş olabileceğini fark etti. O zaman son sözleri olmalıydı bunlar. Sözlere dikkatini verdi ama adamın sözleri çok karışıktı. Freor'un zihninde defalarca yankılanmasına rağmen bir sonuç çıkaramamıştı ve bu onu merak içinde bırakmıştı. Ama şu an merakın sırası değildi.
Sesin sahibi ortalarda görünmüyordu. Ara sokaktan gelmişti ses ama. Demek ki handan çıktıklarında duydukları haykırışın sahibi olabilirdi. Sesin kimden bahsettiğini bilmiyordu ama bu cümleden anlaması gerekeni anlamıştı. Zihninde yankılanan cümleler yerine oturmuştu. Ozan'ın deldiği adam akrepleri kontrol ediyordu. Demek ki sesin sahibi olan kişi de adama yakındı ve ona arkasını dönmüştü. Adamın konuştuğu kişi de akrepti. Akreple nasıl konuşabildiğini sonra düşünürdü, şimdi adamı durdurması gerekliydi. Freor'un planı çok basitti: önce avcundaki karabiberi akrebe atacaktı. Eğer karabiber işe yaramazsa tüm hızıyla kaçacaktı. Eğer işe yararsa da.. Bir şekilde adamı durduracaktı."ARKAMDAKİ ADAM!!! AKREPLERİ O KONTROL EDİYOR !!! ONU DURDURUN !!!"
