Kontrolsuz guc

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Kontrolsuz guc

Post by Raistlin »

"Hedef belliydi. Tam on dort saattir ayni noktada oturmus ayni yeri izliyorduk. Insan sekiz katli bir evin catisindan asagi ilk baktiginda kalbinin sikistigini ve korkunun onun dengesini bozmaya calistigini fark ediyor. Vucudundan asagi soguk su bosaliyormus gibi hissettiren dusen tansiyonu aslinda hayatta kalma ic gudusunun bir oyunundan baska bir sey degil. Insanin aklina ister istemez fizik kanunlari geliyor. Bu yukseklikten dustugunde kemiklerinin kirilip nasil bir aci verecegini gozlerinde canlandirmaya ve hissetmeye calisiyorsun. Bir anda kafan sanki vucudunun agirlik merkezini yukari cekiyormus ve bu seni asagi dusurebilirmis gibi geliyor sana. Elin ayagin tutmamaya senin istediklerini yapmamaya basliyor. Fakat bunu tam on dort saat yasadiktan sonra artik o yukselti sana cekyatli kanepen kadar rahat gelmeye basliyor. Demet ve Onur'la beraber catinin tepesinde her turlu maymunlugu yapip her turlu geyigi ettikten sonra uykusuzlugumuz hat safhada yatarken gecenin karanligi iyice basmaya baslamisti."

Uzun boylu atletik yapili adam sinirli bir sekilde ayaga kalkti. "Yeter be kardesim yagmurun altinda yatip ayni yere bakmaktan anam agladi. Gireceksek girelim artik iceri."

"Onur! Otursana birisi gorecek sonra polislerle ugrasmak zorunda kalacagiz, manyak misin?" diye bagirdi kaslari birlesik kadin sesine hakim olamayarak.

Ayaktaki adam kadinin ciyak ciyak sesiyle korkuyla yeniden yere sindi ister istemez. "Shhhhhh hasta misin ya. Bana ayaga kalkma deyip kendi yaptigina bak!"

Bariton bir sesin fisiltisi catida uzanmis devasa bir adamdan geliyordu. "Ulan var ya Demet, ben olmasam siz ne halt ederdiniz? Yemin ederim ikinizi once topluyorum sonra carpiyorum gene benim yarim kadar etmiyorsunuz."

Onur topsakalinin altindan duzgun dislerini gostererek kikirdadi: "Okuz Osman, kac kilosun sen? herhalde yarin kadar etmeyiz, hahaha!"

"Pfff orda yatmaktan baska bir olayini goremedik Osman Abi, daha ne kadar bekleyecegiz burada?" diye sordu Demet.

"Yemin ederim arabanin arkasinda 'Baba daha ne kadar yol var' diye soran cocuklardan farkiniz yok. Oturun oturdugunuz yerde lan, iceride garip bir alet var ne oldugunu cozemedim. Bakin bakalim siz bir sey anlayabilecek misiniz." Osman, Demet ve Onur'a bakarak garip sozcukler sarfetmeye basladi. Cevresinde garip bir karanlik dansetmeye baslarken gozlerinin koyu kahverengisi sanki yavas yavas aka donusuyordu.

Iki adam bir kadin catinin uzerinde sessizce yatarak asagiya bakmaya devam ettiler. Sonunda Onur sessizligi bozdu:
"Teknolojik bir cihaz ama ne oldugunu tam kestiremedim." Onur umursamazca sirt ustu yatip rahatladi.
"Siz erkekler bir halttan anlamiyorsunuz. Bodrum katinda uyduyla iletisim kuran bir alet var. Ama nasil oluyorda canak olmadan calisiyor bilemiyorum." diyerek ince dudaklarini buzdu
Osman kaslarini catti "Bir radyo frekansindan iletisim kuruyor ama kodunu cozemiyorum. Bu normal bir frekans degil, daha once bunu kullanan hic bir cihaz gormemistim. Orada oturan nobetci de yerinden kipirdamadi, kesinlikle dogru yerdeyiz."

"Evet butun gun ayni seyi soyleyip durdun, artik iceri giriyor muyuz girmiyor muyuz?" diye patladi Onur.
Insan azmani "Bize iceri gir denmedi. Bu yer hakkinda bilgi topla dendi, biz de onu yapiyoruz. Problemin nedir anlamiyorum seni."
"Problemim butun gun kafamiza yagmur yagdiran firtinan. Donuma kadar islandim, bu saatte bu karanlikta kim bu binanin tepesine bakacak da bizi gorecek?"
"Evet yeter artik karanlik bizi gizler. Eski haline getir su havayi..." diye ekledi Demet.

Pis sakalli dev adamin cene kaslari gerildi ve isaret parmagini tehditkar bir sekilde digerlerine yoneltti. "Nankor ***ler, butun gun burada saklanmamizi sagladigim icin bana tesekkur edeceginize bir de kiziyorsunuz. Alin size adam gibi hava, biri bizi gorurse ben de sizi ***mezsem." Inanilmaz bir sekildi, gokyuzunden dusmeye baslayan damlalar hizla kesildi ve karanlik bulutlar dagilmaya baslayarak geceyi aydinlatan ay isigina yol actilar.

Onur umursamazca guldu:"Gormez gormez merak etme, paranoyan beni hic eglendirmiyor. Madem bu meret internete bagli, ben bir internete kafeye gidip orayi hack etmeyi deneyecegim". Demet uzun favorilerinden birini farkinda olmadan cekistirirken saskinlikla Onur'a bakti: "Gercekten boyle bir sey yapabilir misin?"

Onur kendinden emin bir ses tonuyla" "Elbette! Ben bir bilgisayar uzmaniyim, bir kac saatte icerideki o alet her ne halt gonderiyorsa hepsini izleyebilirim."
"Eh, burda bos bos oturup didismektense bir de bunu deneyelim, ne dersin Osman abi?"
diye sordu Demet.
"Iyi fikir. Hadi bakalim koc, goreyim seni. Bensiz boyle bir sey basarabilecegine inanmasam da hakkini yemeyeyim yetenekli cocuksun. Yalniz her 15 dakika'da bir beni ara ve durumdan haberdar et. Eger 15 dakika'dan daha fazla aramazsan bir seylerin ters gittigine kanaat getirecegim ve iletisimi kesecegim. Bir parola bulalim."
"'Demet'e jilet alayim mi?' olsun parola"
Demet birlesik kaslarini catarak Onur'a bakti, fakat methanetinden hic odun vermemisti. "Simdi bir sey soylerdim de... neyse..."
"Ya uydur iste bir sey simdi benim aklima gelmiyor" diye gecistirdi Osman.
"Bakkaldan sakiz aldim olsun. Ulan ne kadar profesyoneliz ha! Eeee nasil inicem simdi ben asagi?" Onur umutsuzca asagi bakti.
"Demiyor muyum bensiz bir halta yaramiyorsunuz diye, iste bu yuzden." diyen pardesulu adam ayaga kalkti. Uzerinde kat kat giysisi, genis omuzlari ve heybetli vucudu, ufak kafasiyla buyuk bir tezat olusturuyordu. Tekrar garip sozcukler dudaklarindan dokulurken Onur da ayaga kalkti. Siyah deri paltosunun altina giymis oldugu kirlenmis ve islanmis jeanini iyice sikarak suyunu cikardi.
Osman garip sozleri soylerken etrafinda kirmizi ve siyah elektrik dalgalari atlamaya baslarken bir anda burnundan kanlar bosalmaya basladi. Etrafinda karanlik bir sis olusan iki metre on santimlik adam oldugu yerde bir kac santim havaya yukselerek suzulmeye basladi.

Onur ve Demet, adamin burnundan bosalan kanlari hic umursamamislardi. Sanki bu dogal bir seymis gibi gormezden geliyorlardi. Onur Osman'in sirtina tutunduktan sonra iki binanin arasinda karanligin icinde asagi suzulmeye basladilar.

Demet yana dogru surunerek Onur'un uzerinde yattigi uzun namlulu suikast silahini ustalikla asagi dogrultup durbununden hedefleri olan evi izlemeye basladi.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Osman'dan ayrildiktan sonra sabah uce kadar acik olan Parodi Cafe'ye yurumeye basladim. Bu mahalledeki sokak isiklari cok bakimsizdi. Bizimki gibi bir belediyeden de ufak nufuslu bir mahalleye onem vermesini beklemezdim zaten. Sokakta gezen sarhos adamlarin dengesiz hareketleri ve promil olcumu butun canlilari yok etmeyen insanlara cin iskencesi gibi gelen sarkilari eslik ederken, yere bakip kusmuk ve sidik golcuklerinin uzerinden hoplayip ziplamaktan anam aglamaya baslamisti. Sokak aralarindan birinde buraya geldigimizde bize laf atan travestilerden birinin yerdeki kani hala duruyordu."

Uc kisilik bu arkadas grubu, Aydingel mahallesine ilk geldiklerinde sabah yedi civariydi. Mahallenin sabahin bu saatindeki inanilmaz hareketliligi hepsini sasirtmisti. Sokaklar ezilmis kola kutulariyla mac yapan kir icindeki cocuklarla ve Istanbul'un belki de obur ucundaki isinin oldugu yere kalkan son otobusu yakalamak icin alel acele kosturan adamlarla doluydu. Apartman onlerine oturmus ya da pencerelerinden sarkan kadinlarin yuksek sesli muhabbetleri seyyar saticilarin anlasilmaz ulamalarla suslu sozlerine karisiyordu.

Bu curcunanin arasina dusen grup kendilerini bir kahvehaneye atarak kurtarmaya calistilarsa da demlenmis cayin ferah kokusunu yogun sigara dumaninin sert kokusu bozuyordu. Yine de okey taslarinin sangirtisina karisan muhabbetlere eslik eden gazete hisirtilari, gizli meseleleri konusmalari icin gerekli ortami saglamisti.

Onur fisildayarak: "Abi burada nasil aradigimiz evi bulacagiz? Birisine de soramiyoruz, etrafta da gezemiyoruz"
Bariton sesli adam cevapladi: "Benze gezip yeri bulalim ve direk iceri dalip herkesi oldurelim. Sonra bilgi toplariz."
Demet saskinlikla: "Peki OLDU canim! Bize iceri dalin denmedi hatirlarsan. Bilgi toplayin ve izinizi belli etmeyin dendi"
"Eger herkesi oldurursek geriye iz kalmaz."diye Osman ciddiyetle cevapladi.
"Oha artik. Sen iyice manyaklastin ha!" dedi Onur cileden cikmis bir sekilde.
Osman acik alnini sertce tokatlayarak fisildadi: "Ya da gece havanin kararmasini bekleyip sonra aradigimiz sokaga gidebiliriz ve kimse anlamaz. Aman Tanrim bu nasil benim aklima gelmedi?"
Demet gozlerini kisarak cevapladi: "Emin misin? O saatte daha cok dikkat cekmez miyiz?"
"Sarhos taklidi yapariz."
"Sizi bilmem ama ben cok iyi taklit yaparim" dedi Onur tek kasini kaldirarak
"Evet karizma yapmaya calisan ama asla basaramyan adam taklidini yapmakta cok iyisin" dedi kadin.
"Tamam o zaman plan budur, itirazi olan var mi diye sormuyorum cunku bu benim planim, yani KESIN ise yarayacak." diye haince gulumsedi devasa adam
Grup hep beraber dalga gecerek gulmeye basladi bir anda.

Plan yapilmis olmasina ragmen birbirine laf atmaktan yerinde duramayan grup elemanlari once bir internet kafeye gectiler ve orada da biraz zaman kaybettikten sonra hala sabahin saat 10'unda kendilerini mahallede ara sokaklarda dolasirken buldular. Her kose basinda fahiselerini pazarlamaya calisan yapiskan adamlardan ve ustunu basini cekistiren cingenelerle dolu sokaklarda ofkesi cabuk parlayan Osman artik cileden cikmisti.
"Bir sonraki serefsizin agzini burnunu kirmazsam bana da Osman demesinler."
Adam dua edermis gibi ellerini acarak dua eder gibi garip sozcukler soylemeye basladi. Havada ufak ufak simsekler cakmaya baslarken Osman tatmin olmus bir sekilde digerlerine gulumsedi: "Mukemmel bir buyu oldu. Birazdan burada tas ustunde tas kalmayacak. Hava karardiginda etrafta ne br sokak **** ne de fahise kalacak."
"Tamam o zaman bir sorun cikmadan burada bekleyelim, hava kararinca bakmaya devam ederiz." diyen Demet, sacina dusmeye baslayan yagmur damlalarindan korunmak icin kapisonunu kafasina gecirip, montunu iliklemeye basladi.

Hava cok kisa bir sure icerisinde kara bulutlarla kaplanmis sagnak yagis, sokaklarda ufak goletler olusturmaya baslamisti. Uc kisi tenhalasmis sokaklarda bir sure yurudukten sonra aradiklari Ahmet Demir sokaginin basina geldiler. Demet sakince "Sokaga girmeyelim arkadan dolasip bir ara sokaktan evi bulmaya calisalim." dedi.

Sessizce aralarinda onaylayan grup paralel bir sokaktan ilerlerken yuksek apartmanlardan birini gozlerine kestirdiler.
"Bu apartmanin tepesine cikarsak heryeri gorebiliriz." dedi bagirdi Onur adeta dovercesine dusen yagmurun altinda. Bu sirada firtinanin ebedi karanliginda gizlenmis ara sokaklardan birinden iki uzun boylu figur belirdi. Grup ciddiyetle ve ofkeyle bu beklenmeyen misafirlerin evlerden sizan isiga cikmalarini izlemeye basladilar.

Uzun boylu figurlerin ilk once sert topuk sesleri sokakta yankilanirken isiga beyaz bir pelusun parlamasi eslik etti. Cirtlak yari-erkeksi bir ses bir anda bagirdi: "Hey seker seyler, ne isiniz var bu saatte disarda? Eglence mi ariyorsunuz?"

Saskinliktan dillerini yutan uc kisi genis omuzlu uzun boylu travestilerin sokak boyunca yuruyerek kendilerine yaklasmalarini sessizce izlediler.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests