...Bilinmedik bir yolda yürürken bulmuştu kendini. Burası da neresiydi? Sanki bir yerlerden hatırlıyordu. Ama şu an çıkaramamıştı. Buraya nasıl gelmişti? Yılmax,v'ladhek neredeydi?
Bütün bu dertlerin arasında bir de kaybolmuştu.
Belli bir süre gittikten sonra büyük bir eve varmıştı. Evi görür görmez dona kalmıştı. Ama burası ...
İnanamıyordu. Burası doğduğu evdi. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Dizlerinin üzerine çöktü. Babası onu en son kabul etmemişti. Red etmişti. Gelme demişti.
Ama şimdi tekrar buradaydı! Metin olması gerekliydi. Eğer buradaysa bunun bir sebebi olmalıydı. Belki bu sefer babasının onayını alabilirdi. Neden olmasın?
Ayağa kalktı. Gözlerindeki yaşları sildi. Kendini toparladıktan sonra eve doğru yöneldi. Bu sefer ne yapıp edip babasına kendisini affettirecekti...
Not:Wariror-paladin sınavına başvuruyorum...
Kayıp...
Kayıp...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Kapıyı yavaşça araladığında, evin loş şömine ışığı ile aydınlandığını gördü. Köşede bir masanın üzerinde yarısı yenilmiş bir kâse çorba, bir testi ve devrilmiş bir bardak vardı. Sandalye kırık bir şekilde masanın önünde duruyordu. Duvara vuran gölgelerden, şöminenin önünde birisinin olduğunu rahatlıkla anlayabilmişti.
Kılıcını yavaşça çekerek dikkatle içeri girdi. Sorun olabilirdi. Yavaşça kapıdan süzüldü ve şöminenin önündeki kişiye baktı.
Babasıydı.
Bir an olduğu yerde kalakaldı Salvador, sonra da dudaklarından yavaşça bir "Baba.." sözcüğü dökülüverdi.
Adam hafifçe başını çevirdi ve gözleri, şöminenin alevlerini yansıtırken Salvador'a baktı. "Sen!" dedi tükürürcesine.
"Baba.. Senden bir kez daha af dilemeye geldim." dedi Salvador yalvaranbir ses tonuyla. Kılıcını indirmiş, babasına öylece bakıyordu.
"Ã?yle mi?!" Babası Salvador'un takip edebildiğinden daha hızlı bir şekilde bir kılıç çıkartıp Salvador'a hızla savurdu. Gardını indiren Salvador, hamleyi gırtlağına bir santim kala ancak engelleyebildi. "Benden böyle mi af diliyorsun ha?! Göreceğiz."
Babası kılıcını geriye çekti ve tekrar savurdu.
Kılıcını yavaşça çekerek dikkatle içeri girdi. Sorun olabilirdi. Yavaşça kapıdan süzüldü ve şöminenin önündeki kişiye baktı.
Babasıydı.
Bir an olduğu yerde kalakaldı Salvador, sonra da dudaklarından yavaşça bir "Baba.." sözcüğü dökülüverdi.
Adam hafifçe başını çevirdi ve gözleri, şöminenin alevlerini yansıtırken Salvador'a baktı. "Sen!" dedi tükürürcesine.
"Baba.. Senden bir kez daha af dilemeye geldim." dedi Salvador yalvaranbir ses tonuyla. Kılıcını indirmiş, babasına öylece bakıyordu.
"Ã?yle mi?!" Babası Salvador'un takip edebildiğinden daha hızlı bir şekilde bir kılıç çıkartıp Salvador'a hızla savurdu. Gardını indiren Salvador, hamleyi gırtlağına bir santim kala ancak engelleyebildi. "Benden böyle mi af diliyorsun ha?! Göreceğiz."
Babası kılıcını geriye çekti ve tekrar savurdu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Salvador yukarıdan savrularaktam kafasını hedefleyen hamleyi zorlukla engelledi. O anda babası Salvador'a bir çelme taktı ve şövalye zırhlarının tangırtısıyla yere düştü. Bir anlık şaşkınlığın ardından Salvador soluna yuvarlandı ve az önce durduğu yere babasının kılıcı saplandı.
"Böyle mi af diliyorsun benden ha?!" diye kükredi babası. "Benim bu kadar zayıf bir oğlum olamaz!"
Babası kılıcını parkelerden kurtarıp Salvador'a doğru aşağıdan savurdu. Salvador tam bir dizinin üzerindeyken hamleyi yarıda kesti ve kılıcı ittirip babasını geriye savurdu.
Baba ve oğul, gözlerini birbirlerinden ayırmadan oldukları yerde çember çizip durdular. Kavga eden iki hırçın kedi gibi gergin bir şekilde elleri kılıçlarının kabzalarını kavrıyordu.
İlk hamle babadan geldi. Baba, kılıcını başının üzerine kaldırıp oğluna şaşırtmaca verdi ve kılıcının yönünü hemen değiştirip sağdan bacaklarına doğru savurdu. Oğul, bu eski numarayı yutmadı ve babasının hamlesini kesti. Baba hemen kılıcı döndürerek oğlunu geri savurdu ve tekrar saldırıya geçti.
Salvador kendisine saldıran babasına karşı saldırıya geçti ve kılıcını babasının hamlesini kesmekten ziyade, farklı bir amaçla babasının kılıcına indirdi. Babasının kılıcı ellerinde paramparça olurken yaşlı adam bir an afalladı. O bir anlık şaşkınlığının bedelini, suratına oğlunun kılıcının kabzasını yiyerek ödedi. Yaşlı adam dengesini sağlayamayıp yere düştüğü anda Salvador kılıcının ucunu babasının boynuna dayadı.
Kısa bir sessizlik oldu. Ardından ayşlı adam kahkahalarla gülmeye başladı. "İşte!" dedi "İşte benim oğlum böyle olmalı!" Salvador bir an bir hile olup olmadığını düşündü, ama babası samimiydi. O da kıkırdayarak karşılık verdi ve kılıcını çekerek babasını ayağa kaldırdı. Baba ve oğul bir an birbirlerine baktıktan sonra birbirlerine sarıldılar.
"Evine hoşgeldin oğlum."
(Squan bu sınavın sonucunda beşinci seviye ustalığı haketmiş ve beş seviye kazanmıştır.)
"Böyle mi af diliyorsun benden ha?!" diye kükredi babası. "Benim bu kadar zayıf bir oğlum olamaz!"
Babası kılıcını parkelerden kurtarıp Salvador'a doğru aşağıdan savurdu. Salvador tam bir dizinin üzerindeyken hamleyi yarıda kesti ve kılıcı ittirip babasını geriye savurdu.
Baba ve oğul, gözlerini birbirlerinden ayırmadan oldukları yerde çember çizip durdular. Kavga eden iki hırçın kedi gibi gergin bir şekilde elleri kılıçlarının kabzalarını kavrıyordu.
İlk hamle babadan geldi. Baba, kılıcını başının üzerine kaldırıp oğluna şaşırtmaca verdi ve kılıcının yönünü hemen değiştirip sağdan bacaklarına doğru savurdu. Oğul, bu eski numarayı yutmadı ve babasının hamlesini kesti. Baba hemen kılıcı döndürerek oğlunu geri savurdu ve tekrar saldırıya geçti.
Salvador kendisine saldıran babasına karşı saldırıya geçti ve kılıcını babasının hamlesini kesmekten ziyade, farklı bir amaçla babasının kılıcına indirdi. Babasının kılıcı ellerinde paramparça olurken yaşlı adam bir an afalladı. O bir anlık şaşkınlığının bedelini, suratına oğlunun kılıcının kabzasını yiyerek ödedi. Yaşlı adam dengesini sağlayamayıp yere düştüğü anda Salvador kılıcının ucunu babasının boynuna dayadı.
Kısa bir sessizlik oldu. Ardından ayşlı adam kahkahalarla gülmeye başladı. "İşte!" dedi "İşte benim oğlum böyle olmalı!" Salvador bir an bir hile olup olmadığını düşündü, ama babası samimiydi. O da kıkırdayarak karşılık verdi ve kılıcını çekerek babasını ayağa kaldırdı. Baba ve oğul bir an birbirlerine baktıktan sonra birbirlerine sarıldılar.
"Evine hoşgeldin oğlum."
(Squan bu sınavın sonucunda beşinci seviye ustalığı haketmiş ve beş seviye kazanmıştır.)
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest