Kanlı sopalarla dövüldü ve tüm kan ona aitti. Ã?engellerinde kurbanlarının deri parçaları birikmiş kırbaçlarla kırbaçlandı ve tüm deriler ona aitti. Hakaretler ve yuhalamalar arasında yolları kahverengi pıhtı kaplanmış sokaklarda atlarla sürüklendi ve tüm pıhtı onun kanıydı.
Cadı diyorlardı ona. Üzerine bozuk sebze ve yumurta atıyorlardı. Bazen askerlerin oluşturduğu yol kenarı barikatından fırlayan biri bağlı bulunduğu direğin taşındığı at arabasına yeterince yaklaşmayı başarıp yüzüne ya da artık neresine gelirse oraya tükürüyor, üzerine yol boyunca ikinci kat pencerelerinden lazımlıklar boşaltılıyordu. Hakkında yüksek sesle edepsiz espriler yapılıyor ve espriyi yapanın etrafındakiler katıla katıla gülüyorlardı.
Cadı olduğunu itiraf etmesini söylüyordu başındaki piskopos tek elinde incili öbür elinde tespihi ile. Bunu söyledikten sonra biraz bekliyor sonra yanındaki adama başıyla işaret veriyordu. Yanındaki siyah kapüşona benzer maskeli adam ise artık sırada hangi işkence varsa onu uyguluyordu.
Uzun süredir acı hissetmiyordu. Tüm parmakları kırılmıştı. Ã?oğu dişini çekmişlerdi. Aç bırakılmış dövülmüş kendini dindar olarak gösteren insanlarca defalarca tecavüze uğramış sonra tekrar değişik işkencelere maruz bırakılıp tekrar tecavüze uğramıştı.
Uzun, çok uzun zamandır hiçbir şey hissetmiyordu. Kapüşonlu adamın eline bir bıçak aldığını da görmedi. Ne de o bıçakla karnının yarıldığını hissetti. Başında Latince bir şeyler söyleyen bir adam duyuyordu ama bunun kim olduğunu anlayamıyordu. Karnında acayip bir şeyler hissetti bir an ama sonra o his de kayboldu.
Sonra tüm bunlar bir rüyaymış gibi düşünmeye başladı. Az sonra annesi çığlık atan sesine gelip onu kaldıracak “korkma kızım hepsi bir kabustu, geçti artık” diyecekti ve kahvaltı edeceklerdi birlikte.
Ama öyle olmadı.
Bir bıçak alnına bir şey kazıyordu. ‘Sanırım bir haç’ diye düşündü. Sonra karnına bir şeyleri geri soktular ve bir bezle bağladılar ki tekrar dışarı dökülmesin. Onu kaldırdılar yattığı yerden. Sürükleyerek bir yere doğru götürüyorlardı. Bir iki basamak çıkarıldığını hissetti ve elleri arkadan bağlandı. Etrafında birçok insan vardı. Bütün meydan doluydu ve gözler ona bakıyordu.
Bacaklarında bir sıcaklık hissediyordu. Sonra yukarı doğru yükseldi bu sıcaklık. Burnuna yanık et kokusu geliyordu. Yanıyordu… Bir şekilde bunu biliyordu ama acı çekmenin çok ötesindeydi artık. Gözlerini kapadı ve ışığın gelmesini onu götürmesini bekledi ama ışık çok geç geldi.
O Engizisyon mahkemelerinde dinsizlik yada cadılıkla yargılanıp diri diri yakılan binlerce insandan sadece biriydi.
Engizison
-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
Engizison
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest