Kızgın bir günün gece yarısıydı.. Kızgın bir gün olmuştu çünkü ardında bir çok ölü ve bir çok da yetim bırakmıştı. Kızgın bir gün olmuştu çünkü ölülerin çoğu tanrılarının yanına emin adımlarla yürüyememişlerdi. Altın Ova savaşından sağ ayrılanlardan biri de Tearol'du. O genç yaşına rağmen bu savaşta ön saflarda yer almıştı. Kılıcını kalbinin üzerinde taşımış, onurunu dudaklarına almıştı. Babasının ona on dördünde armağan ettiği kılıç belki de bugün onu ölülerin tanrısının yanına gitmekten kurtarmıştı. Ama Altın Ova'da olan o savaşı gören biri olsaydı kudretin kılıçta değil de genç Tearol'da olduğunu rahatça söyleyebilirdi.
Tearol vücudundaki bir kaç derin kesikle iri bir meşe ağacının altında uyuyordu. Rüzgar tanrısı elleriyle onun suratını okşadığında, nefesini üzerine boşalttığında genç Taeron rahatsızca yerinde döndü. Ã?şümesine engel olmak için kollarını sıkıca birbirine doladı. Ama rüzgar tanrısı bu gece onu rahat bırakacakmış gibi görünmüyordu. Tekrar şiddetli bir esinti olduğunda Tearol da yerinden aniden fırladı. Ter içindeki vücudu hızlıca inip kalkıyordu. Ama önemli olan ter içinde kalan vücudu ya da derin yaraları değildi. Önemli olan karşısında onu izleyen garip figürdü...
Büyük savaşın ardından...
meşe ağacının yapraklarının gölgesi ay ışığıyla yere vurmuştu ve sanki dün kü savaşın birer kurbanlarıymış gibi esen rüzgarla birlikte onlarda can çekişiyorlardı..Tearol önce karşısında duran figürüde bir göz yanılsaması sandı..çünkü çok kan kaybetmişti ve çok yorgundu...bitkin bir şekilde biraz daha yerinden doğruldu,gözlerini ovuşturdu ve kafasını kaldırıp bir kez daha dikkatle baktı..karşısındaki bir yanılsama değildi..uzun kuyruklu,sivri çeneli,kırmızı gözlü,mor bir ejderhaydı..rüzgar sandığı esinti ejderhanın nefesiydi..
Tearol ne yapacağını düşündü ve birden vücudunu bir titreme kapladı..artık soğuktan değildi,şaşkınlıktan ve korkudan titriyordu..kılıcına sarıldı ve ayağa kalktı..ejderha "sakin ol" dedi.."sadece dinlemelisin"..Taerol birkez daha şaşkınlıkla baktı..
Tearol ne yapacağını düşündü ve birden vücudunu bir titreme kapladı..artık soğuktan değildi,şaşkınlıktan ve korkudan titriyordu..kılıcına sarıldı ve ayağa kalktı..ejderha "sakin ol" dedi.."sadece dinlemelisin"..Taerol birkez daha şaşkınlıkla baktı..
..eğer tanrılar varolsaydı ben tanrı olmamaya dayanamazdım..o halde tanrı yoktur..
"sakin ol" diye tekrarladı mor ejderha.. "Bunun bir rüya olmasını dilediğini görüyorum ama değil. ben gerçeğim aynı senin yaralı vücudun gibi." Taerol ne yapacağını ne diyeceğini bilemiyordu. Korku vücuduna öyle şiddetli yayılıyordu ki ağzından tek bir kelime bile çıkamamıştı. "seni öldürmeyecek olmam sana karşı olan saygımdan ya da dünkü savaşta mertçe savaşmandan kaynaklanmıyor. Sadece sana bir şekilde ihtiyacım var. biliyorum bu bir ejderha için acı bir durum ama bunu sorgulayacak kişi sen değilsin bunu unutma"
İşte o anda Taerol acı çeken vücudunda bir kıpırtı hissetti. Bu, cesaretin ona yavaşça dokunmasıydı. Cesaret genç adamın vücudunda gezinmeye başlamıştı. Sonunda konuşmaya başlayabildi. "nedir istediğin benim gibi bir ölümlüden? Senin için ne yapabilirim ki?"
O anda hiç de genç olmayan mor ejderhanın dikenli suratı sinsice gülümsemesini içine aldı ve nice cesur , korkak ya da güçlü veya güçsüz canlıyı tanrılarının yanına gönderen
ağzı açıldı. Belli ki genç Taerol'un aradığı cevap ona doğru geliyordu...
İşte o anda Taerol acı çeken vücudunda bir kıpırtı hissetti. Bu, cesaretin ona yavaşça dokunmasıydı. Cesaret genç adamın vücudunda gezinmeye başlamıştı. Sonunda konuşmaya başlayabildi. "nedir istediğin benim gibi bir ölümlüden? Senin için ne yapabilirim ki?"
O anda hiç de genç olmayan mor ejderhanın dikenli suratı sinsice gülümsemesini içine aldı ve nice cesur , korkak ya da güçlü veya güçsüz canlıyı tanrılarının yanına gönderen
ağzı açıldı. Belli ki genç Taerol'un aradığı cevap ona doğru geliyordu...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
