Rahip Ivellius kara cüppesini gösterişle çekerek hızlı adımlarla boş koridorda ilerliyordu. Bir şahininkini andırır yüz hatları oldukça ciddi ve kararlılık ifadesiyle yüklüydü.
Koridorun sonunda bir kapı bulunuyordu. Kapı, şeytani bir figürle desenle süslenmişti. Rahip burada bir saniyeliğine duraksadı, sonra kapıyı ittirerek açtı.
Bu oda oldukça genişti ve havası soğuktu. Gri taşlarla örülmüş duvarlar sanki bu soğuğu kendileri yayıyordu. Birkaç mum ışığı ile aydınlatılmış odada loş bir ışık vardı.
Ivellius bunlara hiç önem vermemişti. Geniş odanın içinde birkaç hızlı adımla öne çıktı.
Oda boş sayılırdı. Sadece odanın sonunda duran kapkara bir ayna vardı. Ã?nündeki adam irkilerek hızla Ivellius' a doğru döndü.
Ve adam daha sesini dahi çıkartamadan Ivellius Tanrısına karanlık güçleri rakibine karşı kullanabileceği bir dua mırıldanmaya başlamıştı!
_____________________________________________________________
Diyarın Ustaları, Rahip sınavı için başvuruyorum...
Yükseliş
Yükseliş
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
-
Eldarin
Ivellius ilahi büyüsünü karşısındaki savunmasız adama yönlendirdi ve ellerinden kapkara ışıklar saçarak ilerleyen güç huzmeleri adamı apansız vurarak onu yere yığdı.
Ivellius adama karşı ikinci bir güç daha deneyecekti ki adamın yerde kıpırtısız yatışıyla bir an beklemeyi uygun gördü. Adamın üzerinde kara dokunaçlar dolaşıyor, vücudunun içine önlü arkalı giriyordu.
Adam yerde kıpırtısız yatarken Ivellius ona doğru yaklaştı. Her an yeni bir hamle için tetikte olan ruhban estetik cüppesini onun yanına geldiğinde iyice toparladı, yere doğru hafifçe çöktü, tek eli gürzünde beklerken diğer elinin iki parmağını adamın karanlık yüzünün hemen altına, boynuna yaklaştırdı. Adamın üzerinde hala dokunaçlar oynaşmaktaydı ve yakından bakıldığında gözlerinin çevresi böcekler tarafından oyulmuş gibiydi. Adamın gözü ortada yoktu ve içeriden dışarıya pislik boşalmaktaydı, burnunun kemiğinin üst yarısı kopmuş, geri kalanı da iç kaldırıcı bir şekilde gözler önüne serilmişti. Yanaklar erimiş, et parçaları etrafa kötü bir koku salıyordu. Adamın alnının çevresi boyunca oyuklar açılmıştı.
Ivellius boynun altına elini soktuğunda kan atışının durmuş olduğuun farketti. Bu esnada sırı dökülmüş kara aynayı izlemişti. Aynanın üzerinde hiçbirşey yoktu.
Akabinde Ivellius adamın gözünün olmadığı gözoyuğunu gördü. Bir çığlık kopardı.
Adamın gözleri içerideydi ve onu izliyordu! Hemde püs dikkat konsantre olmuş gibi.
Ivellius geriye doğru bir iki adım attı. O esnada karşısındaki aynanın gölgelerle kaplandığını ve gölgelerin tüm odayı çevrelediğini gördü.
Ivellius kendine gelmeye çalıştı, önünde yatan adamda hiçbir kıpırtı olmamıştı. Adam tavana bakıyor olmalıydı.
Ruhban zifiri karanlıkta aynanın yokolduğunu farketti.
Ve tavan bir ilüzyonmuşçasına yarılırken o yarığın içersinden bir yaratık ortaya çıkıverdi. Ivellius tepesindeki akrebi farkettiğinde kendisini ondan uzak bir köşeye fırlatmış ve tiz bir çığlık basıvermişti!
Tavanda 20 metreye yakın boyuyla ruhbanın şimdiye kadar hiç görmediği büyüklükte akrep benzeri bir yaratık vardı! Boynunun gerisinden uzanan dokunaçlar aşağıya doğru tehditkarca sallanmaktaydı.
Ivellius vahşi ve acımasız bir ölümün pençesindeydi!!!
Ivellius adama karşı ikinci bir güç daha deneyecekti ki adamın yerde kıpırtısız yatışıyla bir an beklemeyi uygun gördü. Adamın üzerinde kara dokunaçlar dolaşıyor, vücudunun içine önlü arkalı giriyordu.
Adam yerde kıpırtısız yatarken Ivellius ona doğru yaklaştı. Her an yeni bir hamle için tetikte olan ruhban estetik cüppesini onun yanına geldiğinde iyice toparladı, yere doğru hafifçe çöktü, tek eli gürzünde beklerken diğer elinin iki parmağını adamın karanlık yüzünün hemen altına, boynuna yaklaştırdı. Adamın üzerinde hala dokunaçlar oynaşmaktaydı ve yakından bakıldığında gözlerinin çevresi böcekler tarafından oyulmuş gibiydi. Adamın gözü ortada yoktu ve içeriden dışarıya pislik boşalmaktaydı, burnunun kemiğinin üst yarısı kopmuş, geri kalanı da iç kaldırıcı bir şekilde gözler önüne serilmişti. Yanaklar erimiş, et parçaları etrafa kötü bir koku salıyordu. Adamın alnının çevresi boyunca oyuklar açılmıştı.
Ivellius boynun altına elini soktuğunda kan atışının durmuş olduğuun farketti. Bu esnada sırı dökülmüş kara aynayı izlemişti. Aynanın üzerinde hiçbirşey yoktu.
Akabinde Ivellius adamın gözünün olmadığı gözoyuğunu gördü. Bir çığlık kopardı.
Adamın gözleri içerideydi ve onu izliyordu! Hemde püs dikkat konsantre olmuş gibi.
Ivellius geriye doğru bir iki adım attı. O esnada karşısındaki aynanın gölgelerle kaplandığını ve gölgelerin tüm odayı çevrelediğini gördü.
Ivellius kendine gelmeye çalıştı, önünde yatan adamda hiçbir kıpırtı olmamıştı. Adam tavana bakıyor olmalıydı.
Ruhban zifiri karanlıkta aynanın yokolduğunu farketti.
Ve tavan bir ilüzyonmuşçasına yarılırken o yarığın içersinden bir yaratık ortaya çıkıverdi. Ivellius tepesindeki akrebi farkettiğinde kendisini ondan uzak bir köşeye fırlatmış ve tiz bir çığlık basıvermişti!
Tavanda 20 metreye yakın boyuyla ruhbanın şimdiye kadar hiç görmediği büyüklükte akrep benzeri bir yaratık vardı! Boynunun gerisinden uzanan dokunaçlar aşağıya doğru tehditkarca sallanmaktaydı.
Ivellius vahşi ve acımasız bir ölümün pençesindeydi!!!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests