Savaş artık sona ermişti. Devasa orduların sağ ve sol kollarında hala kaçmaya çalışanlar ve onları kovalayanlar arasında çarpışmalar olsa da bunlar sonucu değiştirmeyecekti. Ölenler ölmüş, yaralılar kesiklerinden akan kanları dindirmeye çalışırken Farghin Rüzgârkılıç atını tekrardan bulup üzerine yerleşmişti. Kendi birliği çok az kayıp vermiş ve savaşın en kritik anlarında düşmana indirdikleri şimşek gibi darbelerle savaşın gidişatını değiştirmişlerdi. şimdi ise genel bir değerlendirme yapma zamanıydı.
Atının üzerinde rahatça oturan Farghin geçerken kendi adamları sessizce ayağa kalkıp birer selam verdiler. Onları umursamayan komutan yoluna devam etti. Alanın tamamını görmek istiyordu. Ayrıca ordudaki diğer komutanların nasıl bir iş çıkardıklarını da merak etmişti. Hele o uğursuz Dreessa hiç bir işe yaramamıştı. Bunu aklının bir köşesine yazan Farghin kısık gözlerle etrafına bakınmaya devam etti.
Heybetli komutan yoluna devam ettikçe savaşın başında başlamış olan uğultunun hala kulaklarından silinmediğini farketti. Bir an için silkinip neler olduğunu anlamaya çalıştı. Arkasında kendisini alkışlayan ve tezahüratlarda bulunan bir grup asker vardı.
Muhteşem Farghin diyorlardı.
Muhteşem Farghin çok yaşa!!!
Heybetli komutan bir anlık şaşkınlık yaşadıktan sonra neler olup bittiğini farketmeye başladı. Her yönden yürüyebilecek halde olan dost askerler kendi bulunduğu tarafa doğru geliyor ve delicesine ismini haykırıyorlardı.
Savaş kazanılmış ve komutanların en büyüğü, askerleri ile hayatta kalmıştı. şimdi kazanılacak başka savaşlar vardı. Kendinden memnun bir halde atının üzerinde yükselen komutan hırsla kılıcını havaya kaldırdı ve askerlerini onayladı.
Zafer bizimdir!!!!!!!!
Farghin Rüzgârkılıç 5. seviye ustalığa hak kazanmıştır