Hakeden

Birisi hikayeyi başlatır ve herkes tarafından devam ettirilir.
Post Reply
User avatar
tulkastor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 18
Joined: Sun Jan 15, 2006 10:00 am
Location: in a galaxy far far away
Contact:

Hakeden

Post by tulkastor »

Uzun süredir kötülük sürüodu hükmünü bu topraklarda,eski ihtişam günleri unutulmuştu,kuzeyde sürüyordu hükmünü kara kraliçe kötülüğün babası Aginoras'ın sadık hizmetkarı...Yaratıcı unutulmuş , terkedilmiişti yada Aginoras tarafından tutsak edilmişti,lakin bu bile bilinmiyordu.Ama bulutların üzerinde gökyüzünün yüksek çatısına en yakın olan yerde dururdu hala saklı bir krallık,fakat değildi eski kudretinde,baş edemiyordu kötülükle..Bir gün şehrin kralı topladı halkını meydanda ve hepbirlikte başladılar yalvarmaya yaratıcıya,onun hala orda bir yerde olduğunu ümit ederek ve buna yürekten inanarak çünkü onlar en kötü zamanlarda dahi dönmemişti yüzlerini karanlığa.....ve havada hiç bulut olmamasına rağmen bir yağmur başlad,hiç durmamacasına yağdı günlerce insanlar korktu ilk başta ve koştlar hemen bilge kralın yanına,kral açıkladı;yaratıcı duymuştu yakaraşı,düşen yağmur taneleri göz yaşıydı meleklerin ve tüm iyi şeylerin özünü taşıyordu içinde,toprak emip saklıycaktı bu özü derinliklerde ve hakeden gelip onu bulana kadar duracaktı yaşamın kaynağı gözlerden ırak bir yerde,günlece sürdü yağmur gündüzelri güneş gecelri ise ay ve yıldızlar kutsadı her bir göz yaşını ve son bulduğunda kral oğlunu çağırdı yanına ve şöyle dedi 'Telimtor, hak edeni bulmalıyız fakat bunun için bir ordu gönderemem, bu riskli olur .Küçüklüğünden beri en iyi büyücülerden ve savaşçılardan eğitim aldın ve bu evlat bizim gelceğimiztek kurtuluş yolumuz daha ne kadar saklanabilirz bilmiyorum.....'babası burda biraz durdu gözleri hüzünle şöminede yanmakta olan ateşe kitlenmişti ve devam etti 'artık varlığımız bir sır değil daha şimdiden karanlık olanın casusları şehirde dolşmaya başladı' o bunları söylediği anda Telimtor'un yüzü hayretle çarpıldı 'bir tek sana güvenebilirm evlat,bu gece yola çık gizlece bana veda etmeye gelme,çünkü vedalşırsak bir daha görüşemiyeceğimiz hissediyorm...... git evlat ,ait ve bize umudu getir..' O gece telimtor yola çıktı ,yanına klıcını,büyü kitabını ve bir kaç haftalık erzak aldı,tek başına,kendi insanlarından saklanarak ,saklı şehri terketti ve yüz yıllardan beri ilk kez olarak bir insan saklı şehirden dış dünyaya adım attı ......
User avatar
Meronlin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 46
Joined: Thu Feb 19, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Meronlin »

Elros bir süredir patikayı cepheden gören çalılığın arkasında saklanmış bu kem zamanlarda yola düşenleri izliyordu....evet kem zamanlardı kesinlikle.....güç derebeylerinin elinde idi ve onlarda halkı köleleştirmekten başka bir şey yapmamıştı..derebeylerinin bu korunaklı sınırları dışında ise hayatta kalmak bir şanstı adeta,bugünlerde.....insanlar ya köle olup kısmen güvende olucaklardı yada özgürlük uğuruna,yabanda yaşam savaşı vericeklerdi.....Elros ölümünü görse dahi ikinci yolu seçerdi......yaban hayatını iyi biliyor,yoldan mümkün olduğunca uzak duruyordu......hiçbir dayanağı,gidebiliceği hiçbir yol.... yoktu.....onun için her yer aynı idi....bir gece yarısı uykuya dalmadan önce bir lokma bir şey yiyebildi ise kendini şanslı sayıyordu....lakin herşeye rağmen kalbinde hala bir umut kıvılcımı direniyordu.....tüm bunların ırklara yapılan bir sınav olduğunu düşünüyordu.....katil olmak,haram olana el uzatmak,isyana başlamak için en uygun zamandı çünkü....ama o direniyodu,direnicekti de.....kendi kendine and içmişti.....artık eskisi gibi aydınlanmayan gündüzler bir gün değişicek....güneşin doğuşu ile,alacakaranlık diyarı ter edicekti......Elros bir yandan bu düşünce ve hislere dalarken...bir yandan da yolu dinlemeyi ihmal etmiyordu ve henüz gözükmese de yaklaşan nal seslerini duymuştu.....çok geçmeden yaklaşmakta olan atlı dönemeci dönüp onun görüş hizasına girmişti....Elros atın binicisi karşısında hayrete düştü......bu bir insandı....safkan bir insan...bu devirde bu kan sadece derebeylerinde olurdu......ama yanında hiç muhafızı yoktu....atının koşum takımları tıpkı yarım kanlarınki gibi gösterişsizdi ve giyimi fazlası ile....sıradandı......Elros birden anlam veremediği bir dürtü tarafından itildiğini hissetti ve gelenin karşısına çıkmaya karar verdi....atlı tam onun yanından geçerken çalılığın arasından çıktı ve karşısına dikildi.....
User avatar
tulkastor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 18
Joined: Sun Jan 15, 2006 10:00 am
Location: in a galaxy far far away
Contact:

Post by tulkastor »

Telimtor,ay ışığının aydınlattığı yolda ilerlerken karamsar düşünceler içindeydi,Saklı şehir de casusuların olama ihtimali onu derinden sarsmıştı,ona hep ne kadar güçlü olduğundan ve olacağından bahsetmişlerdi,babası ve ustaları ondan hep çok şey beklediklerini dile getirmişti.Büyüye ve savaşçılık sanatına dair beceresi ile her zaman övgü toplamıştı,çünkü bu ikisini aynı anda bu kdar iyi yapabilen çok az kişi çıkmıştı ve üstelik kendisini ve ustalarının bile anlayamadığı bir şekilde elementlerle arasında garip bir bağ vardı ,su,ateş,hava ve topraği hissedebiliyor,onları nasıl kullanabileceğini istemeden anlıyordu,işte bu sebeplerde halkı herzaman ondan çok şey beklemişti ve oda beklentilerini karşılayabilecek bir fırsat için dua edip durmuştu,ama o fırsat geldiğinde,şimdi,kendinden emin olamadığını farketti.Yüzyıllardır saklı şehirdeN kimse dış dünyayı kimse görmemişti ve onun hakkında bildiği yegane şey ırklarıydı ama yinede onları nasıl ayırt edeceğini bilmiyordu ve işte onu en çok korkutan buydu sürekli kara kraliçenin korkusuyla o kadar uzun yaşamışlardı ki onun dışıında tüm dış dünyayı unutmuşlardı...işte böyle düşünceler içindeyken çalılıkların kıprıdandığını hissetti ve kendine bu kadar dikkatsiz olduğu için lanet okuyarak otarafa döndü..Çalılıklardan çıkan adam -tam olarak hangi ırktan olduğunu anlayamamıştı-ona doğru öfkeli bir yüz ifadesiyle yürüdü birbirlerini sonsuzluk kadar uzun bir süre süzdüler,sonra adamın gözlerindeki öfke arttı ve
'sen bir derebeysin değilmi?pis zalim aşağılk bir derebey'dedi,Telimtor şaşkındı
'neden bahsettiğin hakkında en ufak bir fikrim yok,ama bela istemiyorum'
Bu sefer şaşırma sırası Elros'ta idi,bu ne biçim bir derebeydi,muhafızları yoktu ve şimdi de bela istemediğini söylüyordu bu bir derebeyin yapcağı türden bir şey değildi,
'Peki nesin o zaman?'dedi
'basit bir yolcu'diye cevapladı telimtor 've izin verirsen yoluma devam etmek istiyorum'
Tam onlar bunları konuşurken at nallarını sesi ve tekerlek gıcırtıları duyuldu,ikiside dikkatsizliklerine aynı anda lanet okudu,ama artık çok geçti saklanmak için ve elros şüpheye düşmüştü 'işte'diye düşündü'o bir derebey,muhafız alayı biraz geriden takip ediyormuş',ahh nekadar aptalım...'
karşılarına yirmi kadar zırhlı adam çıkmıstı ve ortalarındada araba wardı adamlardan öndeki üzerinde siyah bir kuş simgesi olan bir sancak taşıyordu adamların başı olduğu belli olan birisi,
'Lord Derek adına yoldan çekilin yada ölün 'dedi
Telimtorun yanındaki adam baktı ve onun içinde büyüyen öfkeyi ve hüznü hissetti bunun nasıl olduğunu anlamamıştı ama sanki onunla arasında bir an için bir bağ olmuştu ve aynı anda Elrosunda ona bakmakta oluğunu farketti ve gözlerinde aynı şaşkın ifade wardı elros zırhlı adama döndü ve
'bu kafeste kimleri taşıyorsunuz' dedi
adam kuru bir kahkaha attı ve
'sadece bir kaç köylü kız,lord derek'in can sıkıntısı için,şimdi çekilin yolumuzdan sizi küçük sıçanlar'dedi
Elros tereddütle Telimtora baktı onun amacını ve kim olduğunu anlayamaıştı,ama ona bakınca şaşkınlıktan dili tutuluyodu az daha az önce kahrengi olan gözleri-aklarıda dahil olamak üzere-içten yanan mavi alevler gibi parlıyordu,telimtor,derinden gelen bir sesle
'suçları neydi' dedi.elros adam yerine cevap verdi;
'Yaşamak
elros bunları söylediği anda,adamların lideri çığlığı bastı boydan boya alevlerle kaplanmıştı vücdu,ve sonra Telimtor'un kılıcını çekip atını ileri sürerek admalra daldığını seyretti daldığınıı gördü ve elros da hemen peşinden atıldı...dövüş başlamıştı......
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests