Uyandı...
Korkunç bir rüya görmüştü. Yoksa bu bir rüya değil miydi? Duman yüzünden konuşamamıştı, Yeminer'in kendisiyle, ölümün kendisiyle karşılaşmayı beklememişti. Basit bir köylüyken bu kadar güç kazanmayı da beklememişti, ama buna alışmıştı, hatta şu an güçlrini kaybetse yaşayamazdı herhalde...
Bu rüya belki de onu vazgeçirmeye çalışan onlarca rüyaydan biriydi, belki de gerçekti. Her ne pahasına olursa olsun güç arayışından vazgeçmeyecekti. Gecenin kendisinden daha siyah cüppeisin sırtına attı ve hazırlandı...
Yıkık tapınağa girerken harap sunağa bir deja-vu hissiyle baktı. Hatırladı, hatasını buldu, aslında bunun bir hata olmadığını fark etti. Evet, büyü örgüsünde bir açık vardı: Kendisini zehirli dumandan korumaya çalışan büyüsünün kendisi dumandan etkileniyordu.
Hemen hatasını düzeltmenin bir yolunu düşünmeye koyuldu. Bir yandan da yıkıntıyı arşınlıyordu. Beyni büyüsünü incelerken dikkatinin kalan kısmı sunakta daha önce fark etmediği birşey fark etmişti: Sunakta antik bir yazı vardı ve kelimeler tanıdık geliyordu. Kelimelerin yapısı bildiği başka bir dile benziyordu, ya da onun yozlaşmamış haliydi. Kelimeleri yavaşça mırıldanmaya başladı...
Uyandı... (2)
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Uyandı... (2)
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
Eldarin
Büyücü antik rünleri birer birer okurken çevredeki zehirli duman gitgide yayılmaktaydı. Dumanın etkisi gitgide ölümcül etkisini büyücünün üzerinde hissettiriyordu. Büyücü rüneri okurken müthiş zorluk çekmekteydi ve gücü tetiklemeye karşı sarfetmesi gereken optimal konsantrasyon sağlanamamaktaydı.
Büyücü, elleriyle rünlerin üzerinden geçerken okunmuş rünler birer birer kaybolarak taşın üzerinde kızıl ve silik bir leke bırakıyordu.
Zehirli duman etkisini arttırdı, büyücü ciğerlerine nüfuz eden zehirli gazın etkisiyle konsantrasyonunu kaybetti.
İşte tam o esnada büyücü kulaklarında, vahşi ve gaddar bir ses duydu.
"Ruhun için pazarlık yapacağız seninle büyücü..."
Lich in sesi yıkık mabedin içinde tekrar tekrar yankı buldu...
Sınav bir kez daha başlamıştı...
Büyücü, elleriyle rünlerin üzerinden geçerken okunmuş rünler birer birer kaybolarak taşın üzerinde kızıl ve silik bir leke bırakıyordu.
Zehirli duman etkisini arttırdı, büyücü ciğerlerine nüfuz eden zehirli gazın etkisiyle konsantrasyonunu kaybetti.
İşte tam o esnada büyücü kulaklarında, vahşi ve gaddar bir ses duydu.
"Ruhun için pazarlık yapacağız seninle büyücü..."
Lich in sesi yıkık mabedin içinde tekrar tekrar yankı buldu...
Sınav bir kez daha başlamıştı...
Korkuyu duydu. Etine batan kemiklerine, ruhuna nüfuz eden korkuyu. En kötü kabuslar gibiydi.. belki de en kötü kabusu. Zehirin etkisi yetmiyormuş gibi bununla uğraşıyordu. Düşünemedi bile bir an için. Zihni yanıt vermeyi reddediyordu. Eğer bir büyücünün eğitimi ve iradesi olmasaydı belki de çoktan yitmişti. Hala kendi benliğini hissedebilirken sol kolunda bir soğukluk hissetti. Acı veren bir soğukluk. Sanki bütün enerjisi kolundan çekliyor gibiydi. Dayanacak gücü kalmamıştı. Gözleri istemsizce kapandı. Acıya zamanla alıştı. Acı da yokolduğunda hislerini yitirmişti. Tamamen boşlukta gibi...
Ã?nce öldüğünü düşündü. Fakat her nasılsa ölmediğini kulağında çınlayan bir sesle anladı. Tam olarak yaşadığı da söylenemezdi. İkisi arasında kayıp bir ruhtu sadece. Ölememek ne acıydı? Ya da yaşayamamak... Kulağında çınlayan ses lich'in sesiydi. Beyninde soğuk bir rüzgar gibi esti. Ã?düllendirilebilirdi. Anladı ki sınavdaydı...
...
Büyücü kaybetmek üzereydi. Yok olmak. Belki ölmek belki de ölememek üzereydi. Başaramamıştı. Bir tarafın kendini çektiğini hissetti gidiyordu. Uzaklaştığını hisetti.
Büyücü derin ve sesli bir nefes alarak doğruldu. Her şey bir rüya mıydı. Aldığı nefesi en az önceki kadar şiddetli bıraktı. Soğuk ter damlası yüzünden süzülerek yere gamladı. Yutkundu rahatlamıştı. En kötü kabusuydu bu. Sadece kabus... Böyle düşündü önce. Fakat kendine geldikçe sol kolundaki sızıyı farketti. Sıyırıp baktığında da izi... Demek ki... Demek ki herşey rüya olamazdı. Büyücü oturduğu yerde öylece kalakaldı. Aklı olanları irdelemekte zorlanıyordu. Zamanla bir sınava girdiğini farketti. Keybetmişti. Ama ucuz atlatmıştı...
Ã?nce öldüğünü düşündü. Fakat her nasılsa ölmediğini kulağında çınlayan bir sesle anladı. Tam olarak yaşadığı da söylenemezdi. İkisi arasında kayıp bir ruhtu sadece. Ölememek ne acıydı? Ya da yaşayamamak... Kulağında çınlayan ses lich'in sesiydi. Beyninde soğuk bir rüzgar gibi esti. Ã?düllendirilebilirdi. Anladı ki sınavdaydı...
...
Büyücü kaybetmek üzereydi. Yok olmak. Belki ölmek belki de ölememek üzereydi. Başaramamıştı. Bir tarafın kendini çektiğini hissetti gidiyordu. Uzaklaştığını hisetti.
Büyücü derin ve sesli bir nefes alarak doğruldu. Her şey bir rüya mıydı. Aldığı nefesi en az önceki kadar şiddetli bıraktı. Soğuk ter damlası yüzünden süzülerek yere gamladı. Yutkundu rahatlamıştı. En kötü kabusuydu bu. Sadece kabus... Böyle düşündü önce. Fakat kendine geldikçe sol kolundaki sızıyı farketti. Sıyırıp baktığında da izi... Demek ki... Demek ki herşey rüya olamazdı. Büyücü oturduğu yerde öylece kalakaldı. Aklı olanları irdelemekte zorlanıyordu. Zamanla bir sınava girdiğini farketti. Keybetmişti. Ama ucuz atlatmıştı...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
