10 kasabaya giden yol üzerinde
10 kasabaya giden yol üzerinde
"Dağlar her zaman içlerinde kovulmuş olanları barındırmıştır tarih boyunca ve her zamanda barındırmaya devam edecek kalbi atanlar bu diyarda gezdikçe. Onlar ki kendilerini dışlamış olanlara bunun acısını sormaktan zevk alırlar. Bu yüzden yıkım, acımasızlık, soygun, tecavüz, yangınlar ve bu kitapta sayamayacağımız daha onlarca suç bu insanların kabul edilme isteklerinden öte gelir. Ã?oğu iyi savaşçılar olmasalarda içlerindeki diğerlerine karşı besledikleri nefret onları savaştırdığından özellikle yalnız gezenler için bu çeteler tehlikelidir. Her zaman gözlerine kestirdikleri, soyabileceklerini düşündükleri gruplara ve yahut bireylere saldırmaktan çekinmezler. Amaçları, çaldıklarıyla zenginleşmek ve güç sahibi olmak dışında kabul görmektir zira kabul görmek için zenginlik ve güç sahip olunan farklı yollardan ikisidir..."
Katliamın eli bu pasajı eski yaşamının hangi evresinde hangi kitaptan okuduğunu bilmiyordu ama aşağıdaki haydut kampını buz mavisi gözleriyle ay ışığı altında süzerken aklından bunlar geçiyordu. Basit savaşçılardı, çok zayıf, acınacak halde... Aşağıdaki altı kişilik grubu bir elinin tek bir hareketiyle rahatça yok edebileceğini biliyordu. Yüzünde gülümseme adı altında hafif bir çizik oluştu. O, edebilirdi ama bu zayıflarla uğraşacak onlarca zayıf da vardı. Başkalarının da yok ederek katledecek daha fazla hayatı alması hoşuna gitmiyordu zira ne kadar çok katlederse o kadar kendini bulurdu.
Yanında kaosun askerlerinden onunla gelenler vardı.
Ayağa kalktı ve bayır boyunca aşağı inmeye başladı. Farkedildiğinde küçük hırsız kampındaki kargaşa hoşuna gitti. Hepsi korkuyordu. Bunu onların davranışlarından okuyabiliyordu. Ama sayılarına güveniyor olmalıydılar. Aşağı inmeden arkasındaki askerlere beklemelerini söylemişti. İtaat edeceklerini biliyordu zira sonu kötü olurdu. Katliamın eli adamlara iyice yaklaşınca kısa bir göz hareketiyle adamları süzdü ve altı kişi olduklarını gördü. Tabii ki av için giden yada herhangi bir talana katılan birileri yoksa...
-Sen de kimsin yaratık...
Sesi duymasıyla kahkahalarının ortalığı inletmesi bir oldu. "Yaratık"... Elbette bu zayıflar onun gibi birini daha önce görmemişti. Ama bundan sonra çok görecekti yada görecek bir şeyleri olmayacaktı. Seçim onlarındı.
-Dinleyin insancıklar... Kendime bir ordu kuruyorum ve orduya katılacak sizin gibilerini arıyorum. Önemli bir grup, önemli işler yapacak. Zaten başka şansınız yok. Gelin ve bana katılın yada yok olun. Seçim sizin.
İnsancıklar bir an için birbirlerinin gözlerine baktılar. Ardından birisi bakışlarını katliamın eline yöneltti.
-Bu insanların kontrolü bende ve ben bu kontrolü kimseye vermeyeceğim. dedi. Eğer istiyorsan beni yen ki onların kontrolünü alasın. Ölümüne bir dövüş değil. Silahını kaybeden kaybeder.
"Yazık" diye düşündü katliamın eli. Bana katılma potansiyeli varken ölecek. Ayrıca, ona meydan okuyordu. Bir an acırcasına adama baktı. Oysa şu an karşısında ilk kurbanının olduğunun bilinciyle duruyordu.
-Pekala savaşçı. Hadi bakalım. dedi.
Savaşçı kılıcını çekti ve katliamın elinin de silahını çekmesini bekledi ama katliamın eli silahını çekmedi. Hafifçe eğildi ve iki elini açarak adama kendisine doğru gelmesini işaret etti yüzünde alaycı bir gülümsemeyle. Adam sinirlendi. "Gerçekten zayıfmış." diye düşündü katliamın eli. Adamın basit kılıç darbelerinden bir iki basit hareketle sıyrıldı. Adamla biraz oynayarak eğlendi ama zamanla sıkılmaya başladı. Geriye zıplayıp araya mesafe koydu ve elini sırtına götürerek devasa double axe'ını aldı. Double axe ele temas ettiğinde rünler vahşi bir kırmızılıkla parlayıp bir an Andero'nun arkasını kızıla boyadı. Siyah zırh alevler içinde yanarken katliamın eli double axe'ını öne çekti ve adamın uygun açıyla silahını savurmasını bekledi. Double axe'ı ucuna yakın tutarak tutma yerinin kalan kısmıyla adamın bileğine sertçe vurdu ve adamın kılıcının uçuşunu izledi. Adam bir kaç adım geriledi.
-Pekala adamım. Sakin. Seniniz bundan sonra.
Bu kadar kolay kurtulamayacaktı elbette. Katliamın eli silahını sol eline aldı ve adam ilerledi. Elini hızla kaldırarak daha adam tepki veremeden onu boynundan yakaladı. Adamın boynunu önce yavaşça sıkarak adamın can çekişmesini izledi. Sonra elinin ufak bir hareketiyle adamın boynunu kırdı.
-Bu senin için.. diye bağırdı. Double axe'ı sırtına astı ve adamın belinde gördüğü hançeri aldı. Adamı saçlarından tuttu ve hançerle yavaşça boğazını kesmeye başladı. Yavaş yavaş bütün boğazı kesti. Vücut yere düştüğünde kanlar saçan kafatası katliamın elinin ellerindeydi. Andero kafatasını başının üstüne kaldırıp akan kanın miğferinden çizmelerine kadar gitmesine izin verdi. Sonra, kanama durunca, kafatasını yere attı ve ayaklarıyla ezdi. Ã?ıkan kemik sesleri boş geceyi doldurdu. Adamlar dehşetle katliamın eline bakıyor, sıranın kendilerine geldiğini düşünüyordu. Katliamın eli yavaşça onlara döndü hançeri atarak;
-Ya tapın ya ölün... diye bağırdı. Diz çökün diye ekledi. Adamlar çabucak diz çökerek bağlılıklarını yeminlerle gösterdileri. Andero onlara inanmıyordu tabii ki ama ihanetin bedeli intikam olacaktı.
Tepedeki askerlere gelmelerini işaret etti. Yerdekileri kaldırdı ve haydutlardan aldığı bilgiyle başka bir gruba doğru ilerlemeye başladı.
Katliamın eli bu pasajı eski yaşamının hangi evresinde hangi kitaptan okuduğunu bilmiyordu ama aşağıdaki haydut kampını buz mavisi gözleriyle ay ışığı altında süzerken aklından bunlar geçiyordu. Basit savaşçılardı, çok zayıf, acınacak halde... Aşağıdaki altı kişilik grubu bir elinin tek bir hareketiyle rahatça yok edebileceğini biliyordu. Yüzünde gülümseme adı altında hafif bir çizik oluştu. O, edebilirdi ama bu zayıflarla uğraşacak onlarca zayıf da vardı. Başkalarının da yok ederek katledecek daha fazla hayatı alması hoşuna gitmiyordu zira ne kadar çok katlederse o kadar kendini bulurdu.
Yanında kaosun askerlerinden onunla gelenler vardı.
Ayağa kalktı ve bayır boyunca aşağı inmeye başladı. Farkedildiğinde küçük hırsız kampındaki kargaşa hoşuna gitti. Hepsi korkuyordu. Bunu onların davranışlarından okuyabiliyordu. Ama sayılarına güveniyor olmalıydılar. Aşağı inmeden arkasındaki askerlere beklemelerini söylemişti. İtaat edeceklerini biliyordu zira sonu kötü olurdu. Katliamın eli adamlara iyice yaklaşınca kısa bir göz hareketiyle adamları süzdü ve altı kişi olduklarını gördü. Tabii ki av için giden yada herhangi bir talana katılan birileri yoksa...
-Sen de kimsin yaratık...
Sesi duymasıyla kahkahalarının ortalığı inletmesi bir oldu. "Yaratık"... Elbette bu zayıflar onun gibi birini daha önce görmemişti. Ama bundan sonra çok görecekti yada görecek bir şeyleri olmayacaktı. Seçim onlarındı.
-Dinleyin insancıklar... Kendime bir ordu kuruyorum ve orduya katılacak sizin gibilerini arıyorum. Önemli bir grup, önemli işler yapacak. Zaten başka şansınız yok. Gelin ve bana katılın yada yok olun. Seçim sizin.
İnsancıklar bir an için birbirlerinin gözlerine baktılar. Ardından birisi bakışlarını katliamın eline yöneltti.
-Bu insanların kontrolü bende ve ben bu kontrolü kimseye vermeyeceğim. dedi. Eğer istiyorsan beni yen ki onların kontrolünü alasın. Ölümüne bir dövüş değil. Silahını kaybeden kaybeder.
"Yazık" diye düşündü katliamın eli. Bana katılma potansiyeli varken ölecek. Ayrıca, ona meydan okuyordu. Bir an acırcasına adama baktı. Oysa şu an karşısında ilk kurbanının olduğunun bilinciyle duruyordu.
-Pekala savaşçı. Hadi bakalım. dedi.
Savaşçı kılıcını çekti ve katliamın elinin de silahını çekmesini bekledi ama katliamın eli silahını çekmedi. Hafifçe eğildi ve iki elini açarak adama kendisine doğru gelmesini işaret etti yüzünde alaycı bir gülümsemeyle. Adam sinirlendi. "Gerçekten zayıfmış." diye düşündü katliamın eli. Adamın basit kılıç darbelerinden bir iki basit hareketle sıyrıldı. Adamla biraz oynayarak eğlendi ama zamanla sıkılmaya başladı. Geriye zıplayıp araya mesafe koydu ve elini sırtına götürerek devasa double axe'ını aldı. Double axe ele temas ettiğinde rünler vahşi bir kırmızılıkla parlayıp bir an Andero'nun arkasını kızıla boyadı. Siyah zırh alevler içinde yanarken katliamın eli double axe'ını öne çekti ve adamın uygun açıyla silahını savurmasını bekledi. Double axe'ı ucuna yakın tutarak tutma yerinin kalan kısmıyla adamın bileğine sertçe vurdu ve adamın kılıcının uçuşunu izledi. Adam bir kaç adım geriledi.
-Pekala adamım. Sakin. Seniniz bundan sonra.
Bu kadar kolay kurtulamayacaktı elbette. Katliamın eli silahını sol eline aldı ve adam ilerledi. Elini hızla kaldırarak daha adam tepki veremeden onu boynundan yakaladı. Adamın boynunu önce yavaşça sıkarak adamın can çekişmesini izledi. Sonra elinin ufak bir hareketiyle adamın boynunu kırdı.
-Bu senin için.. diye bağırdı. Double axe'ı sırtına astı ve adamın belinde gördüğü hançeri aldı. Adamı saçlarından tuttu ve hançerle yavaşça boğazını kesmeye başladı. Yavaş yavaş bütün boğazı kesti. Vücut yere düştüğünde kanlar saçan kafatası katliamın elinin ellerindeydi. Andero kafatasını başının üstüne kaldırıp akan kanın miğferinden çizmelerine kadar gitmesine izin verdi. Sonra, kanama durunca, kafatasını yere attı ve ayaklarıyla ezdi. Ã?ıkan kemik sesleri boş geceyi doldurdu. Adamlar dehşetle katliamın eline bakıyor, sıranın kendilerine geldiğini düşünüyordu. Katliamın eli yavaşça onlara döndü hançeri atarak;
-Ya tapın ya ölün... diye bağırdı. Diz çökün diye ekledi. Adamlar çabucak diz çökerek bağlılıklarını yeminlerle gösterdileri. Andero onlara inanmıyordu tabii ki ama ihanetin bedeli intikam olacaktı.
Tepedeki askerlere gelmelerini işaret etti. Yerdekileri kaldırdı ve haydutlardan aldığı bilgiyle başka bir gruba doğru ilerlemeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Sessizce Seçilmişle ona meydan okuyan adamın Kavgasını seyretti,bu adamın seçilmişin karşısında hiç şansı yoktu,Aynı tahmin ettiği gibi adam ölmüş seçilmiş adamın kafasını koparırken Reda'nın yüzünde tiksintiden çok zevk oluşmuştu.Yakında herkes lordunun katliamına ve yıkımına tanık olucaktı,bunları dşünürken seçilmişin gelin anlamındaki işaretini gördü yanındaki elflere sertçe "kıpırdanın" Diyerek Eli kılıcın kabzasında tepeden aşağa inip Seçilmişi takip ettti.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
-
Odhismharr
- Kullanıcı

- Posts: 15
- Joined: Wed Jan 05, 2005 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Kavgayı yüzündeki pis bir sırıtışla izledi.. Andero'nun güçlü olduğunu biliyordu fakat adamın biraz daha uğraştırıcağını düşünmüştü.. zaten kılıç hareketlerinden anlamıştı haydutun pekte usta olmadığını.. aşağıda bu böylemi diye düşündü.. en zayıfları bile bu aptal haydutu yenecek güçteydi.. Kavga bittikten sonra Andero'nun yaptıklarını gereksiz bir güç gösterisi olarak gördü.. işaretiyle Reda'nın emrini beklemeden ileri atıldı.. Hatta Reda' yı geride bıraktı.. Ezilmiş kafanın yanından geçerken küçükmser bi havayla haydutlara baktı.. Drow olduğunu göstermek için kukuletasının geriye doğru attı.. ve Mor gözleriyle Haydut topluluğunu delip geçti..
Are You Afraid Yet.?
You Should Be.!
-------------------------------
Save your Breath , weak one.! No one will hear your screams.. Now Aid me on my journey back to Haqim's grace..
You Should Be.!
-------------------------------
Save your Breath , weak one.! No one will hear your screams.. Now Aid me on my journey back to Haqim's grace..
Logan yolda kendisini gören eşkiyaların ve hırsızların kaçtığını farketti. Adamlar açlık ve yokluktan kervanları soymaya başlamıştı. Yol boyunca neredeyse herşeyi çalınmış karavanları ve yenmiş atlar bile görmüştü. Gece karanlık bastığında binekleri de artık yorulmuştu...logan wrote:Logan yanındaki orman dostu ile beraber 10 kasab ticaret yoluna gitmeye dewam etiler...
bir süre sonra yol görünmüştü ...
etrafıan baktı bom boştı ilerde bir orman vardı, diyer tarafata geldikleri boş arazi...
yoldan bir öbür tarafına bir diyer tarafına baktı logan...
sonra elfe baktı
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun ''
RP DIşI: Arkadaşlar ciddi anlamda zaman senkronizasyonu olmadan iki grup birbirini farkedemez. Bu yüzden kendi yapacaklarınızı belirtin, sonuçlarını ben anlatacağım...
Last edited by Raistlin on Wed Jan 12, 2005 7:24 am, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Rhonin kavgayı çok büyük bir zevkle izledi yapılan her şey ona zevk veriyordu andero çağırdığında hiç beklemeden yürümeye başladı ve yüzünde bir sırıtışla etrafına baktı aklından "gerçekten zayıflar" diye geçirdi bu kadar zayıf olmaları garip geldi Rhonin'e ama hiç düşünmeden ve oradaki yapılan vahşetten zevk alarak gelecek emirleri bekledi...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan atını şöle bir okşadı atı hızlı nefes alıp veriyordu... yoruldunu anladı atının...
yolun biraz kenarındaki ormanını biraz içne girerek atını serbest bıraktı atı otları yiyerek ve oturarak dinlendi...
logan bir taşın üstüne oturdu...
etrafına baktı... tehlikenin gelebileçeği fazla bir yer yok gibiydi...
elfe döndü...
''ilk yarı nöbetini ben tutarım ''
dedi elf yatı... logan bir taşın üstüneoturmuş tapınağını düşünüyordu ,
daha doğrusu içindeki birini düşünüyordu ,şu ana kadar aşık olduğu tek kızı düşünüyordu...
sonra ardında kendini topladı ''Lord Oren sen kutsamanı bizim üstümüzden esirgeme ,sen bize güç verki adaletinizi sağlayım, güçsüzlere yardım ediyim,kötülükleri eziyim..'' dedi ve ardınadan içinde büyük bir huzur dolmuştu...
sessizleşmişti ve tüm duyularını kulanıyordu...etraftan gele bilcek tehlikelere karşı hazırdı...
rp dışı: tehlike sezme gibi bir yetenek bahşedilmiştir bana..lLord Oren tarafından...
yolun biraz kenarındaki ormanını biraz içne girerek atını serbest bıraktı atı otları yiyerek ve oturarak dinlendi...
logan bir taşın üstüne oturdu...
etrafına baktı... tehlikenin gelebileçeği fazla bir yer yok gibiydi...
elfe döndü...
''ilk yarı nöbetini ben tutarım ''
dedi elf yatı... logan bir taşın üstüneoturmuş tapınağını düşünüyordu ,
daha doğrusu içindeki birini düşünüyordu ,şu ana kadar aşık olduğu tek kızı düşünüyordu...
sonra ardında kendini topladı ''Lord Oren sen kutsamanı bizim üstümüzden esirgeme ,sen bize güç verki adaletinizi sağlayım, güçsüzlere yardım ediyim,kötülükleri eziyim..'' dedi ve ardınadan içinde büyük bir huzur dolmuştu...
sessizleşmişti ve tüm duyularını kulanıyordu...etraftan gele bilcek tehlikelere karşı hazırdı...
rp dışı: tehlike sezme gibi bir yetenek bahşedilmiştir bana..lLord Oren tarafından...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Squan sabahın ilk ışıklarıyla yola girmişlerdi.Çok kısa sürede hazırlanılmıştı.Atını kervanın en önünde sürüyordu.Arkada kervanı süren ve deneten 10 kasaba halkından bir grup insan vardı.Ayrıca 5 i ata bin miş 10 tanede elf asker bulunuyordu.Karavanın güvenliği squan a göre yeteri kadar sağlanmıştı.
Kervan belli bir mesafe gittikten sonra yolda ve yol kenarlarında enkazları fark etti.Anlaşılan buradan geçen bir kervan saldırıya uğramıştı.Squan arkasına dönerek askerlerine gözlerini dört açması için uyarıda bulundu. Kendi kervanı da saldıra uğrayabilirdi.Bu durumda pusuya düşmek istemezdi.Squan kervanın hızınıda hafif yavaşlatmıştı.Ã?ünkü hızlı giderken etraftaki olayları pek iyi sezilemiyordu.
Kervan belli bir süre daha ilerledikten sonra Squan ilerideki ormanın yanında bir siluet tespit etti.Ormanın kenarındaki bir kayanın üstüne oturmuş kervana bakıyordu.Squan kervanı durdurarak atını adama doğru-adam olduğunu varsayıyordu- sürdü...
Kervan belli bir mesafe gittikten sonra yolda ve yol kenarlarında enkazları fark etti.Anlaşılan buradan geçen bir kervan saldırıya uğramıştı.Squan arkasına dönerek askerlerine gözlerini dört açması için uyarıda bulundu. Kendi kervanı da saldıra uğrayabilirdi.Bu durumda pusuya düşmek istemezdi.Squan kervanın hızınıda hafif yavaşlatmıştı.Ã?ünkü hızlı giderken etraftaki olayları pek iyi sezilemiyordu.
Kervan belli bir süre daha ilerledikten sonra Squan ilerideki ormanın yanında bir siluet tespit etti.Ormanın kenarındaki bir kayanın üstüne oturmuş kervana bakıyordu.Squan kervanı durdurarak atını adama doğru-adam olduğunu varsayıyordu- sürdü...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan kayanını üstüne oturken yol üstünden gelen bir konvoy gördü...
konvoydaki öndeki atlı adam onda doğru yaklaştı... logan kayadan inidi adama doğru gitmeye başladı kalkanını yerden aldı sol eline taktı...
logan atlı adama doğru ilerledi gittikçe ilerledi...
atlı adamın önünde durdu...karanlıkta atlı adamın yüzünü tam seçemiyorudu... zaten aynı hizada değilerdi... logan ıslık çaldı ormanını içinden bir at çıktı bembeyaz bir attı...
loganını yanına geldi logan kafasını okşadı atınını ardından atın üstüne bindi...
''selam ''logan sabahın ilk ışıkları olduğu için adamını yüzünü göremiyordu seçemiyordu ama arkasındaki beyaz pelerin bir yerlerden tanıdık geliyiyordu logana.. logan belindeki kılıca baktığında kervan koruyucusu oldunu analadı ...
''selam kervan koruyucusu,biraz konuşa bilirmiyiz ''
konvoydaki öndeki atlı adam onda doğru yaklaştı... logan kayadan inidi adama doğru gitmeye başladı kalkanını yerden aldı sol eline taktı...
logan atlı adama doğru ilerledi gittikçe ilerledi...
atlı adamın önünde durdu...karanlıkta atlı adamın yüzünü tam seçemiyorudu... zaten aynı hizada değilerdi... logan ıslık çaldı ormanını içinden bir at çıktı bembeyaz bir attı...
loganını yanına geldi logan kafasını okşadı atınını ardından atın üstüne bindi...
''selam ''logan sabahın ilk ışıkları olduğu için adamını yüzünü göremiyordu seçemiyordu ama arkasındaki beyaz pelerin bir yerlerden tanıdık geliyiyordu logana.. logan belindeki kılıca baktığında kervan koruyucusu oldunu analadı ...
''selam kervan koruyucusu,biraz konuşa bilirmiyiz ''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
-
Darenn El Gothe
- Kullanıcı

- Posts: 17
- Joined: Thu Jan 06, 2005 10:00 am
- Contact:
Darenn olanları izledi ... Adamın yavaş yavaş acı çekişini , katliamın elinin adamla dalga geçişini , dikkatlice , eylenerek ve merakla izledi .. İşte acıma duygusu olmadan katletmek böyle olmalıydı ... Normalde olsa tiksinti duyar , iğrenirdi fakat bu Darenn in oldukça hoşuna gitmişti hatta izlerken yüzünde küçük bir tebessüm bile vardı ... Katliamın eli Andero işini bitiridikten sonra " gelin " işareti yaptığını gördü . Darenn hızlı fakat kendinden emin bir şekilde Andero nun yanına gitti ve emirlerini bekledi ..
Non Nobis Domine Non Nobis , Sed Nomini Tuo Da Gloriam ....
Boy : 1.85
Kilo : 70
Irk : Elf
Uzun sarı saçları , özel deri zırhı belindeki elf kılıcı , sol kolunda küçük bir kalkan ve elindeki özel Elf büyÃÂ
Boy : 1.85
Kilo : 70
Irk : Elf
Uzun sarı saçları , özel deri zırhı belindeki elf kılıcı , sol kolunda küçük bir kalkan ve elindeki özel Elf büyÃÂ
İlk çapulcu çetesini kendilerine kattıktan sonra katliamın eli peşindeki dokuz kişi ile diğer çapulcu çetelerine yönelmişti. Bir kaçı aptalca ona ve adamlarına saldırma cüretini göstermiş, elbetteki cezalarını almışlardı. Zayıf insancıkların kanları toprağı sular ve katliamın elinden *O* na akarken haberler çeteler arasında yayılıyor, çapulcuların kaçmalarına neden oluyordu. Katliamın elinin isteği bunlarla küçük bir grup kurmaktı ve şu anda bunu yapmıştı. Tapınaktan getirdiği dört kişinin yanına on altı adam daha bulmuştu. Böylece kendisi hariç yirmi kişilik bir grup oluşturmuştu. Bu on altı adamın on dördü savaşçı, kalan ikisi ise hırsızdı zira hırsızların akibeti katliamın eli tarafından bizzat karara bağlanıyordu çünkü ona fazla lazım değillerdi. Sonuçta etraftaki herkesi yok edince bir işe yaramayacaklardı. Bu ikisini de ne olur ne olmaz diye canlı bırakmıştı.
Birinci gruptan sonra rastladığı ilk grup korkusuna kapılıp tartışmadan liderliğini kabul etmişti. Zaten dört kişi idiler. Yanlarına yaklaşırken ayakları titreyerek savunma pozisyonu almışlardı ama bir şey yapamayacaklarını onlarda biliyorlardı.
-Tapın yada ölün zayıflar... Diz çökün.
Söylediği tek şey buydu, bu kadar basitti ama karşısındaki zayıflar elbette bunu bile zor kaldırmıştı. Dizleri üzerinde çökmüş ve hayatlarını dilemişlerdi. Onları katletmek katliamın elinin çok hoşuna giderdi. Bu bir gerçekti. Ama katliamın elinin yapması gereken bir görev vardı ve bunun için bu adamlar ona lazımdı. İkinci grup ona saldırma gafletini göstermişti. Adamlarını bunların üzerine salmış ve çapulcuların katledilmelerini izlemişti. Tapınaktan getirdiği elflerin ve insan dişisinin savaşmasını "daha iyi olacak" şeklinde yorumladı. Karşısındaki ikinci grupta (7 kişilik bir gruptu) dört arkadaşları ölünce teslim oldular. Benim grubumdaki çapulculardan da üçü ölmüştü. Sonuçta sadece izlediğim bir çatışmada artı bir adam karım vardı.
Bu böyle devam etti taki artık yeterli olduklarını düşünene kadar. Ã?apulcular, artık on kasabaya giden yolu katliamın eli için takip ediyorlar ve geçen her kervanı bildiriyorlardı. Elbette ki hiç biri katliamın grubunun elinden kurtulamıyordu. Yakılan yük arabaları, öldürülen, kesilen, kurban edilen insanlar. Bir kısmı da katliamın eline yemek olarak saklanıyordu zira taze et gibi onu tatmin eden bir şey yoktu.
Kervan sahipleri savaşçı değillerdi. Tuttukları da ufak gruplar için bir kaç savaşçıydı. Böyle bir gruba hazırlıkları yoktu. Katliamın eli bu sebeple hiç bir yağmaya karışmamıştı. Yağmaları tapınaktan getirdikleri arasında çavuş olarak addedilen insan dişisi yönetiyordu. O ve elfler, çapulcularla beraber bu yağmalarda az da olsa tecrübe kazanıyorlardı. Yağmalanan araçların bir kısmı yakılıyor, bir kısmı da taşıdıkları ile beraber tapınağa götürülüyordu.
Katliamın eli kampta çapulcuların son getirdiği haberi düşünüyordu. Yola yeni bir kervan girmişti ve ona anlatılana göre bu seferkinin başında zırhlar içinde bir şövalye vardı. Katliamın eli bu seferkinin farklı olduğunu görebiliyordu ve bu sefer kendisine ihtiyaç duyulabilirdi. Tapınaktan getirdiği adamları çağırdı.
-Kampı toplayın. Yarın şafakla beraber yeni bir kervan basmaya gideceğiz. Bu sefer ben de sizinle geleceğim. dedi. Bu seferkinin farklı olacağını hissetmesi hoşuna gitmişti. Zira bir kaç gündür birini öldürmemiş olmanın sıkıntısını çekiyordu.
Birinci gruptan sonra rastladığı ilk grup korkusuna kapılıp tartışmadan liderliğini kabul etmişti. Zaten dört kişi idiler. Yanlarına yaklaşırken ayakları titreyerek savunma pozisyonu almışlardı ama bir şey yapamayacaklarını onlarda biliyorlardı.
-Tapın yada ölün zayıflar... Diz çökün.
Söylediği tek şey buydu, bu kadar basitti ama karşısındaki zayıflar elbette bunu bile zor kaldırmıştı. Dizleri üzerinde çökmüş ve hayatlarını dilemişlerdi. Onları katletmek katliamın elinin çok hoşuna giderdi. Bu bir gerçekti. Ama katliamın elinin yapması gereken bir görev vardı ve bunun için bu adamlar ona lazımdı. İkinci grup ona saldırma gafletini göstermişti. Adamlarını bunların üzerine salmış ve çapulcuların katledilmelerini izlemişti. Tapınaktan getirdiği elflerin ve insan dişisinin savaşmasını "daha iyi olacak" şeklinde yorumladı. Karşısındaki ikinci grupta (7 kişilik bir gruptu) dört arkadaşları ölünce teslim oldular. Benim grubumdaki çapulculardan da üçü ölmüştü. Sonuçta sadece izlediğim bir çatışmada artı bir adam karım vardı.
Bu böyle devam etti taki artık yeterli olduklarını düşünene kadar. Ã?apulcular, artık on kasabaya giden yolu katliamın eli için takip ediyorlar ve geçen her kervanı bildiriyorlardı. Elbette ki hiç biri katliamın grubunun elinden kurtulamıyordu. Yakılan yük arabaları, öldürülen, kesilen, kurban edilen insanlar. Bir kısmı da katliamın eline yemek olarak saklanıyordu zira taze et gibi onu tatmin eden bir şey yoktu.
Kervan sahipleri savaşçı değillerdi. Tuttukları da ufak gruplar için bir kaç savaşçıydı. Böyle bir gruba hazırlıkları yoktu. Katliamın eli bu sebeple hiç bir yağmaya karışmamıştı. Yağmaları tapınaktan getirdikleri arasında çavuş olarak addedilen insan dişisi yönetiyordu. O ve elfler, çapulcularla beraber bu yağmalarda az da olsa tecrübe kazanıyorlardı. Yağmalanan araçların bir kısmı yakılıyor, bir kısmı da taşıdıkları ile beraber tapınağa götürülüyordu.
Katliamın eli kampta çapulcuların son getirdiği haberi düşünüyordu. Yola yeni bir kervan girmişti ve ona anlatılana göre bu seferkinin başında zırhlar içinde bir şövalye vardı. Katliamın eli bu seferkinin farklı olduğunu görebiliyordu ve bu sefer kendisine ihtiyaç duyulabilirdi. Tapınaktan getirdiği adamları çağırdı.
-Kampı toplayın. Yarın şafakla beraber yeni bir kervan basmaya gideceğiz. Bu sefer ben de sizinle geleceğim. dedi. Bu seferkinin farklı olacağını hissetmesi hoşuna gitmişti. Zira bir kaç gündür birini öldürmemiş olmanın sıkıntısını çekiyordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Yağmalamalar,insanları öldürmek bunları yapmaktan ne kadar zevk aldığını farketti herşey çok kısa zamanda gerçekleşmeye başlamıştı umduğundanda çabuk.Birkaç günde sayıları artmıştı bundan memnundu kimse katliamın gücü karşısında duramazdı..
Siyah peleriniyle kılıcına bulaşmış kan lekelerini sildi.Kaç kişinin kanı bulanmıştı acaba bu kılıca?ne önemi vardıki her kim önlerine çıkarsa kılıca kan bulaşmaya devam edicekti.Seçilmişin emri vermesiyle Elflere dönüp konuşması bir oldu "Duydunuz kampı toparlamamız gerekiyor oyalanmayın" koyu gözlerindeki pırıltıyla kamp alanını gözgezdirdi ardından kendiside kervanlardan yağmalananları küçük bir yük arabasına koymaya başladı.
Siyah peleriniyle kılıcına bulaşmış kan lekelerini sildi.Kaç kişinin kanı bulanmıştı acaba bu kılıca?ne önemi vardıki her kim önlerine çıkarsa kılıca kan bulaşmaya devam edicekti.Seçilmişin emri vermesiyle Elflere dönüp konuşması bir oldu "Duydunuz kampı toparlamamız gerekiyor oyalanmayın" koyu gözlerindeki pırıltıyla kamp alanını gözgezdirdi ardından kendiside kervanlardan yağmalananları küçük bir yük arabasına koymaya başladı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Calin , lordunun ilk nöbeti tutmasını yar uyur bir vaziyetle destekledi.
Uzun bir vakit geçti bir kervan gördü.Logan hemen harekete geçti.Efendisi bir ıslıkla atını çağırdı ve üstüne atladı.Kendiside atının bağlarını çözdü ve üstüne tek bir hareketle atladı.
Atını efendisininkinin yanına getirdi.Lordunun neler yapacağını izliyordu...
Uzun bir vakit geçti bir kervan gördü.Logan hemen harekete geçti.Efendisi bir ıslıkla atını çağırdı ve üstüne atladı.Kendiside atının bağlarını çözdü ve üstüne tek bir hareketle atladı.
Atını efendisininkinin yanına getirdi.Lordunun neler yapacağını izliyordu...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Squan adama doğru yaklaşırken adamında ona doğru yaklaştığını fark etti.
Adamla karşı karşıya geldiklerinde atını durdurdu Squan.Adamı uzaktan tanıyamamıştı.Ama yakına geldiğinde adamın komutan Logan olduğunu fark etti.Aynı sevyede değillerdi.Squan tam atından ineceği sırada Logan bir ıslık çalarak atını çağırdı ve üzerine bindi.şimdi artık aynı boydaydılar.
Squan kafasını hafifçe eğip Logan a "Sir Logan sizinle burada karşılaşmayı ummuyrdum.Yolumu gözlüyordunuz."Squan yüzünde Katıksız ama birazda ciddi bir ifade vardı.Logan ın burada olmasına şaşmamak gerekirdi.Etraftaki yıkıntıya bakınca bu durumu anlayabiliyordu.Daha sonra Logan ın kendisini hala tanımamış gibi baktığını fark etti.Squan hafif mahçup bir şekilde sırıtarak "Kusura bakmayın bu havada beni tanıyamadınız.Bende size kendimi tanıtmadım.Ben Squan GUARDKEY. Zamanın Karargahının komutanı..."
Adamla karşı karşıya geldiklerinde atını durdurdu Squan.Adamı uzaktan tanıyamamıştı.Ama yakına geldiğinde adamın komutan Logan olduğunu fark etti.Aynı sevyede değillerdi.Squan tam atından ineceği sırada Logan bir ıslık çalarak atını çağırdı ve üzerine bindi.şimdi artık aynı boydaydılar.
Squan kafasını hafifçe eğip Logan a "Sir Logan sizinle burada karşılaşmayı ummuyrdum.Yolumu gözlüyordunuz."Squan yüzünde Katıksız ama birazda ciddi bir ifade vardı.Logan ın burada olmasına şaşmamak gerekirdi.Etraftaki yıkıntıya bakınca bu durumu anlayabiliyordu.Daha sonra Logan ın kendisini hala tanımamış gibi baktığını fark etti.Squan hafif mahçup bir şekilde sırıtarak "Kusura bakmayın bu havada beni tanıyamadınız.Bende size kendimi tanıtmadım.Ben Squan GUARDKEY. Zamanın Karargahının komutanı..."
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan sözlerde sonra tanımıştı...''komutanım hoş geldiniz... esasında sizin yolunuzdan çok bir kervan yolu gözüyorduk 10 kasabaya götüre bileceğimiz...'' logan şöle bir kervanını arkasına doğru baktı baya uzun bir kervandı...Squan wrote:"Kusura bakmayın bu havada beni tanıyamadınız.Bende size kendimi tanıtmadım.Ben Squan GUARDKEY. Zamanın Karargahının komutanı..."
''içinde 10 kasabay yeteçek şeyler vadır umarım komutan Squan ''
tekrar kervanını arkasına doğru 8 araba saymıştı...
''sence daha büyük bir kanvoy beklisek mi yoksa yeter mi sence.. ''
''düşünceleriniz ne komutanım..''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Squan Logan ın kervanı saymasını izledi.Ardından da Logan ın sorusunu duydu.Squan tekrar kervana dönüp baktı.Bunlar şimdilik yeterli olabilirdi. Ama daha sonra ihtiyaç duyulabilirdi.Bu durumda 2. bir kervan bulmak faydalı olabilirdi.Ama Logan ı hiç bir konuda zorlayamazdı.Bu durumda kararı ona bırakmak gerekirdi.
Squan Logan a tekrar dönerek "Bu kervan şimdilik yeterli olabilir ama ileride ne olur ne olmaz bilemiyecem.Daha fazla eşya,yiyecek ve araç,gerece ihtiyaç duyulabilir.Siz fikirlerinizde özgürsünüz.İsterseniz bekleyebilirsiniz.İstersenizde kasaba halkının yanına gelip belli bir süre sonra buraya tekrar geri gelebilirsiniz."Squan makul bir tavırla söylemişti. Sonuçta karşısındakide bir komutandı.Onu hiçbir şekilde yönlendirmeye hakkı yoktu.
Ardından Logan a "Peki burada ne olduğuna dair bir bilginiz varmı.Ona göre ileride karşılaşabileceğimiz olaylara karşı temkinli olalım."Eliyle kervan enkazlarını göstererek sormuştu.Suratında endişeli bir tavrı vardı Squan ın.Ã?ünkü bu yardımın 10 kasaba halkına sağlam ulaşması gerekiyordu...
Squan Logan a tekrar dönerek "Bu kervan şimdilik yeterli olabilir ama ileride ne olur ne olmaz bilemiyecem.Daha fazla eşya,yiyecek ve araç,gerece ihtiyaç duyulabilir.Siz fikirlerinizde özgürsünüz.İsterseniz bekleyebilirsiniz.İstersenizde kasaba halkının yanına gelip belli bir süre sonra buraya tekrar geri gelebilirsiniz."Squan makul bir tavırla söylemişti. Sonuçta karşısındakide bir komutandı.Onu hiçbir şekilde yönlendirmeye hakkı yoktu.
Ardından Logan a "Peki burada ne olduğuna dair bir bilginiz varmı.Ona göre ileride karşılaşabileceğimiz olaylara karşı temkinli olalım."Eliyle kervan enkazlarını göstererek sormuştu.Suratında endişeli bir tavrı vardı Squan ın.Ã?ünkü bu yardımın 10 kasaba halkına sağlam ulaşması gerekiyordu...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests