Soğuk rüzgarlar eserken yalçın kayalardan, izliyorum şatomun kulelerinden vadinin sonsuz boşluklarını. Melankolim kederimle dans eder gibi şarabımın buruk acısında. Saçlarım rüzgarın sesiyle savrulurken güneşin batışını bekliyorum. Gölgeler beni kovalarcasına uzanırken arkamdan izliyorum dolunayın doğuşunu. Gecenin çocukları başlıyor ezgilerini sislerde yankılamaya. Gözlerim soğuk rüzgarlara direnirken, ruhum üşüyor sonsuz boşluklarda.
Ahhh melankoli"benim sadık sevgilim...
Bulutlarla süslenirken ay ışıkları güneşin alaca parıltısı yansıyor yüzüme. Buruk bir tebessümün acı şarabıyla paylaşıyorum unutulmuş bir huzuru.Yüz yıllardır kasvetimin esareti altında izliyorum bu manzarayı, elimdeki şarabın tortularında kaybedene dek kendimi. Kan kırmızı bir yansımanın büyüsünde bulup bulup yitiriyorum kendimi.hıh"
Yaşam...
Kan dolu bir et yığını değil miydi geçmişin gölgelerinde kalan? İsyanların en büyüğünde kaybedilen"gülüyorum. Bir yudum daha alıp şarabımdan sarhoş oluyorum. Ölümü tadarken geçmişten, hissediyorum yaşam denilen sıcaklığı ruhumda bir rüzgarın esip geçmesi kadar kısa"zaman unutmuş beni tanrının nazarında"
Tanrı"
Hıh"Gücüyle sorgulanamaz ki aşkın ve lanetiyle mühürleyen kalbimi"tanrı"tanrı nedir ki yüreğinde aşkı saklayanlar için. Bir ulu nefret, değil miydi onu benden aldığında ibadet"
Aşk"
Ruhumu yaşamın lanetinden kurtaran ve tanrının lanetiyle kutsayan"o adam değil miydi, tanrının benden aldığı"tanrıdan ruhum uğruna istediğim"baş kaldırdığım kadere.
Gök yüzü yıldızları kaçırırken bulutlardan rüzgarlar koşturuyordu bulutlarda"hüznüm ile izlerken şimdi gök yüzünü...
Ölüm ve sonrası"
Aşkım uğruna verebilecek tek hazinemdi. şimdiyse yalnızlığıma gömülmüş tek geçmiş"
Düşünüyorum her gecenin doğuşunda"yer yüzündeki yaşamı"ben ve vazgeçilmez yalnızlığım. Gecenin kana susamış çocuklarının ezgilerinde nice yaşam son bulurken yeryüzünde bir kez daha kazanıyor tanrı yarattığı bu isyankar karşısında"
Asil bir ruhun vazgeçilmez aşkına içiyorum bir gece daha"ta ki yüzleşene dek tanrı ile kıyamette...
Dönüyorum kasvetim ile yaşayan bu ıslak mezara"son bir rüzgara kurban ederken ruhumu iniyorum kulemin merdivenlerini. Arkamda koca bir dünyanın habersiz sesleri"sonsuzluğa dek yankılanacak savaşımın melankolisi"
Bir vampirin kederidir onu aşka mahkum, tanrıya isyan eden.
Sabahın ilk ışıklarıyla sarayımın balkonundayım, güneşin dağlar ardında oluşu gibi. Güneşin yer yüzünü izler gibi izliyorum krallığımı. Ulu bir dağın eteklerinden yeşil bir vadinin sonsuz düzlüklerince uzanan, gümüşsü nehirlerin
Kalıplar ,kalıplar ve kalıplar"
İnsan oğlunun tükenmeden, tutkuyla sarılıp sığındığı kalıplar...
Bu kadar mı koyun bir milletin sürüden ayrılmışlarıyız? Onca tanrı sanan çoban varken kendini yoksa biz mi kurt olmuşuz. Düşünüyor izliyorum insanları. Eylemlerinin kölesi olmuş standart hayatları. Kişiliğini bir parçada olsa yansıtamayan o kadar çok insan var ki. Bırak hareketleri, yazılarında bile aşamaz iken kalıpları yinede baş ucuna konulur ya bu gibi insanlar. Kendine has bir anlam, bir anlatım katamadan yazılarına sunarlar koyun olmuş insanlara. Kalıplar arasında sıkışmış kalmış nice duygudur yansıttıkları, öyle duygulardır ki sadece aşktan sevgidendir ibaret"hayatları bastırılmış nice çelişkiyle doluyken, onların yansıtabildiği yegane duygulardır iyimserlik dolu aşklar sevgiler yada ayrılıklar. Duygusallığın sadece bunlar varsayıldığı bir toplumda budur belki de koyunluğunu kamufle eden. Acaba bende mi üslubumu terk edip klişe anlatımlar ve çalma betimlemelerle anlatmalıydım bunları size. Belki de aşktan belki de sevgi dolu duygulardan bahsetmeliyim sizlere. Hıh"Biliyorum aranızda koyunlardan farkı olanlar çıkar elbet. Bıktım duygu sömürülerinden yada yalnızlık vurgularından. Aciz insanların ballandıra ballandıra anlattığı ibret öykülerinden. Yok mu ey gerçekleri kendini yansıtır şekilde anlatan! Okuyun yazılanları, hikayeleri"var mı her birinin birbirinden farkı.?
Değiştirin artık kalıplarınızı, kendinizi yansıtın kelimelere. Cümlelerin esiri değil onlar sizin esiriniz olsun. Vazgeçin bırakın kökleri geçmişe uzanan akımları"kurun kendi cümlelerinizi. Fırsat verin duyguların bütünlüğüne ve çelişkilerine. Kurtarın ruhlarınızı bu tabular cehenneminden. Özgün yazın, özgür yazın ve biraz olsun yüceltmekten vazgeçin bu sahtekarları. Düşünün ne kadar oyalar ki sizi bu kalıplar. Yoksa kalıplara sığacak kadar aciz mi varlıklarınız?
Kader"
Ne kadar komik bir akışsın sen zaman içinde. Yazgı mı derler, kader mi derler. Yoksa geçmişin birer gölgesi midir kader denilen?. Kim bilir ki insanın kendisinden başka, seneler önce başka bir sen ile dans ederken yaşam denilen müzikte, ayağın takılır şimdiki benlere"bir çiftçi gibi ekerdik şimdileri zamana,gelecekte toplamak için. Ki toplar mıydık? Hıh"nice insanın görmeyen gözleriyle belki"hayatın öğretilmiş olguları arasından seçmece zamanlar yaşama çabasında geliştirmeye çalışırken benliğimizi çizer miyiz yoksa kaderimizi?
Yoksa değişmez midir dersiniz kader? Siz neye inanırsınız? Ã?elişki dolu bir yaşamın inanılabilir en karışık çizgisine mi? Neye inanırsak inanalım değişmez tek gerçektir gölgesi geçmişin, ansızın vurur geleceğe "yıllar kadar eski unutulmuş senler ile işlediğin eylemlerin en net yansımalarını yaşarsın şimdiki zamanların unutmuş senlerinde"hatırlarsın bir neden aradığında, anlamazsın. Kabullenemezsin. Kader der geçersin belki de her insan gibi. Yada gözüne takılır geçmişten uzanan yankılar, anıların arasında. Kuruluverir bir köprü. Geçmiş ile gelecek verir el ele. şaşarsın"nice insan yaşarda anlamaz, anlasa da kabullenemez. Değişmezdir, sabittir inancı. Sorgusuz bir bilincin programlanmış beynidir sadece hayat onun için. Oysa bilenler vardır. Oysa anlayıp kabullenenler"yaradılışın dengesini dengesiz zamanlarda çözenler. Bilirler ki kavramlar anlamsız, inançlar kuralsızdır bu dengede.
Düşünür müsünüz bilmem ama kader değişmezdir elbette, fakat şeçtiğin yollar senindir. Senindir yaptığın eylemler. Yaşam ile ölüm arasındaki bağ değişmezken bir sensindir değişken. Yaşam denilen noktadan ölüm denilen dönüşe dek izlediğin bir doğrudan başka nedir bazen hayat? Ölmek için doğmuyor mu insan yoksa? Yaşama sevinci doluyken yürekler nasıl kabullensin bunu ruhlar"öyle değil mi? Bu arayışın kader içindeki yeri nedir peki? Neyse ne"asıl olan ana fikir değil midir ki ektiğini biçmek.
Kader demek bir çiftçinin zaman içinde verip almasından farkı yoktur çok zaman.
İnanır insan oğlu, sorgulamaz, sorgulamak demek çok zaman bilmek anlamına gelir. Halbuki bilmek çok zaman kabullenmeyi getirir ardından. Ve işte zor bir sentezin sonucuna varırsın zamanla. Ã?özülmez olan çelişkilerin basit mantığı gözler önüne serilir, şaşarsın. Basittir kabullenmezsin"düşünürsün artık bu eşsiz dengenin neden bu kadar dengesiz gözüktüğünü ve nasıl şaşmadan işlediğini. Duyguların karaya oturur, mantığın buğulanır. Gülmekten başka nedir artık yapabileceğin?Her düşüncende gözlerin senden öte gülmeye başlar. Kader mi dersin?Ekmişsin zamanında düşüncelerini mantığının tarlalarına, zaman içinde işlemişsin zamanı. şimdiyse toplarsın tomurcukları. İyi ve kötü, karşılaşacağın her bedel ve ödül sadece senin seçimindir artık anlarsın. şimdileri geçmişte seçmişsindir de bilmez misin?
Yani kader ektiğini biçmek değildir de nedir?
Melankolim...
Melankolim...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
