Yüzleşme
Yüzleşme
Neredeyse gece yarısı olmuştu karanlığı aydınlatan tek şey yer yer büyük bir gökgürültüsü çıkartarak parlayan şimşeklerdi.Yağmur şiddetini artırmıştı ve yolcu iki hafta süren yolculuğunun sonuna gelmişti.Evet işte orada ilk önce şehrin en yüksek kulelerindeki ışıklar görüldü ve yaklaştıkça şehre surlar ve surların üzerindeki nöbetçiler belli oldu.Atının kulağına eğildi yabancı.
-İyi iş çıkardın mista aferin oğlum.
Kapüşonunu düzeltti yavaşça ve atını sürdü şehre doğru.
Bir şimşek çaktı ansızın ve yüzü görünür oldu sanki ağaçların arasında bir silüetin.Yağmur çok fazlaydı ve görüş mesafesi kısaydı.Mistada belirgin bir huzursuzluk vardı ama anlayamadı bunu yolcu.İndi atından yavaşça yularından çekerek götürmek istedi şehre doğru ama at huysuzlanıyor ve o tarafa gitmek istemiyordu.Bir an çamura batan ayak sesleri duydu yolcu etrafına bakındı hızlıca bir eli belindeki kılıcının kabzasına giderken.Ama görünürde hiç bir şey yoktu,ama hislerine güveniyordu yolcu.Garip olan bir şeyler vardı ve o her neyse hazırlıksız yakalanmayacaktı.şehri farketti sonra yolcu bütün ışıklar sönmeye başladı yavaş yavaş.Sanki şehir uzaklaşıyordu kendinden.Tiz bir çığlık duyuldu sonra heryerden gelen ama aynı zamanda hiçbir yerden.Kaderiyle yüzleşmek için yavaşça ayrıldı atının yanından yolcu bir elinde kılıcı diğerinde ise o mezarlıktan aldığı küçük kırmızı göz ile.
-İyi iş çıkardın mista aferin oğlum.
Kapüşonunu düzeltti yavaşça ve atını sürdü şehre doğru.
Bir şimşek çaktı ansızın ve yüzü görünür oldu sanki ağaçların arasında bir silüetin.Yağmur çok fazlaydı ve görüş mesafesi kısaydı.Mistada belirgin bir huzursuzluk vardı ama anlayamadı bunu yolcu.İndi atından yavaşça yularından çekerek götürmek istedi şehre doğru ama at huysuzlanıyor ve o tarafa gitmek istemiyordu.Bir an çamura batan ayak sesleri duydu yolcu etrafına bakındı hızlıca bir eli belindeki kılıcının kabzasına giderken.Ama görünürde hiç bir şey yoktu,ama hislerine güveniyordu yolcu.Garip olan bir şeyler vardı ve o her neyse hazırlıksız yakalanmayacaktı.şehri farketti sonra yolcu bütün ışıklar sönmeye başladı yavaş yavaş.Sanki şehir uzaklaşıyordu kendinden.Tiz bir çığlık duyuldu sonra heryerden gelen ama aynı zamanda hiçbir yerden.Kaderiyle yüzleşmek için yavaşça ayrıldı atının yanından yolcu bir elinde kılıcı diğerinde ise o mezarlıktan aldığı küçük kırmızı göz ile.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Bir süre sadece atının ve kendisinin nefes alışlarını duydu yağmur sesinden başka gördüğü ise zaman zaman çakan şimşek altında görünen ağzından çıkan buhardı.Ansızın tekrar duyuldu o tiz çığlık kulakları sağır edercesine şiddetli bir o kadar yakın.Mista efendisini terketmiyor ama sürekli kıpırdanıyordu huzursuzca.Aniden arkasından bir şeyin yaklaştığını farketti ve kendisini sağa ddoğru attı içgüdüsel olarak.Eğer bunu yapmamış olsa kendisine ölümcül bir dokunuş yapacak olan huzursuz ruhun pençesi altında kıvranıyor olacaktı.Bu kez başı gerçekten dertteydi savaşçının çünkü bu yaratıklar hakkında anlatılanları duymuştu daha önce ve hiç te iç açıcı şeyler değildi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Büyük bir gökgürültüsüyle birlikte şimşek çaktı yeniden.Yağmur yüksek ağaçların dalları arasından şiddetini artırarak yağmaya devam ediyordu.Yolcu elindeki kırmızı göze baktı bir anlık ve gözdeki kıvılcımlanmayı fark etti sanki için için yanıyordu.Onun için geldi diye düşündü.Ama bu kadar zorluk çekip ele geçirdiği bu nesneyi bu kadar kolay kaybetmeyi düşünemezdi.Özellikle de şehre bu kadar yaklaşmışken.Bir şekilde bu gözü eski dostuna götürmeliydi üzerindeki laneti kaldırmanın tek yolu buydu.Yine gözlerini kıstı yağmurda artık her yeri sırılsıklam ve çamur olmuştu.Ã?akan bir şimşekle birlikte üzerine doğru gelen huzursuz ruhu gördü,görünüşü gerçekten ürperticiydi.Beyaz denebilecek kadar soluk hatları seçilemeyen bir yüz ve siyah heryeri yırtık bir üstlükten ibaretti ama o yüze bakanların çoğu çoktan bu diyarı terketmişti.Kendini sola doğru atarken vücudunun devinimini durdurmadan elindeki alt düzlemlerde dövülmüş kılıcını savurdu ve bu başarılı bir hücumdu,karşılığı ise tiz bir çığlık olmuştu.Bu çığlıkla birlikte gözleri karardı yolcunun bir anlığına ama kendini toparladı ve iç disiplinini sağladı.Bir sonraki hücum yakında gelecekti bundan emin bir şekilde kılıcını iki eliyle tutarak kendi etrafında yavaşça dönmeye başladı.Tek umudu rakibinin hücumunu görebilmekti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Tahmin ettiği gibi ruh yine arkadan saldırıyordu.Onu farkettiğinde hala yönünü değiştirip kılıcını savurabilecek kadar zamanı vardı.Hızla etrafında dönerken vücudunun önünde tuttuğu kılıcını da savurdu sağdan sola doğru bir kavis çizerek bu kez istediği olmadı ve ruh yolcunun savunmasındaki bu açıktan faydalanıp ölüm kokan elini yolcunun sağ omzuna doğru yaklaştırdı.Bu dokunuşun ya ölüm ya da ölüme yakın bir durum içine sokacağı yolcu bunun farkında olarak kendi devinimini durdurmadan sol dizini büktü ve kendini yere bıraktı.Bu yaptığı ona bariz bir dezavantaj sağlasada her şey o soğuk ölüm dokunuşundan daha iyiydi.Ã?amura düştükten sonra kılıcını hızlı bir refleksle yukarıya doğru savurması,üzerine amansızca hücuma geçmiş ruhu durdurdu.Kılıçta oluşan kırmızı bir parlaklık ruhun üzerindeki yırtık elbiseden içeri girip o maddesel olmayan bedene dokunduğunda ortaya çıktı.Aniden parlayan bir şimşek yolcunun görüşünü bir anlığına kısıtladı ve ruhun uzaklaşması için yeterli bir andı.Kırmızı gözdeki alevlenme artık çok kolay farkediliyordu,ama bunun anlamını ne yolcu biliyordu ne de mista.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Uzun süren bir sessizlik anı,ve tekrar gökgürültüsüyle birlikte gelen şimşek adeta yeni saldırının habercisiydi.Gökgürültüsü o kadar yüksekti ki neredeyse huzursuz ruhtan yükselen nefes kesici çığlığı bastıracaktı ama öyle olmadı.Bu çığlık ölüm demekti bu çığlık yaşayanlara karşı beslenen nefret demekti.Yolcu bu çığlığı duyduğunda gözleri karardı dengesini yitirdi ve dizleri üzerine düştü.Kılıcı elinden kayıyordu yavaş yavaş,ama rakibi de bir o kadar hızlı yaklaşıyordu.Yolcu tekrar disiplinini sağlamaya çalıştı ama ortalık bulanık bir şekilde görünüyor ve etraf dönüyordu.Kendisine doğru yaklaşan silüeti gördüğünde karşı koymak istedi ama bu çaba sadece onun yere yuvarlanmasına neden oldu.Tek farkettiği yaklaşan şey her neyse o huzursuz ruh değildi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Gölge şehir, kuzeyde yer alan bir liman şehriydi.Tüccarlar günayden getirdikleri antika ve benzeri eşyaları burada yüksek fiyatlara satar buradan aldıkları güzel ve sulu meyvelari de güneyin susuz diyarlarında hemen hemen aynı fiyata satarlardı.
Buraya gölge şehir denmesinin nedeni hemen yakınında bulunan geçitvermez dağının gölgesi altında kalmasıydı.Kimileri ise kendilerine gölgelerin çocukları diyen ve önemli ölçüde mensubu bulunan bir loncanın buraya hakim olmasından dolayı buraya gölgeli şehir derdi.şehrin yönetiminde zengin tüccarlardan oluşan bir konseye kendilerine aybüyüsünün efendileri diyen,bir büyü kulesinin başbüyücüleri eşlik ediyordu.Her nasıl oluyorsa bu konseyde alınan her türlü gizli karar bir şekilde loncaya ulaşıyor ve maddi bir kazaca dönüşüyordu.Ama konseydeki hiç kimse diğerini herhangi bir suçla suçlayamıyordu,çünkü kanıt olmadan yapılacak herhangi bir suçlama huzuru bozmaktan cezaya neden olurdu.Tüccarlar yönetimde maddi destek sağladıkları için büyücüler ise şehrin savunma gücünü oluşturdukları için söz sahibiydiler.
şehirde silahlı korumalar sadece iç düzeni sağlamakla görevliydiler ama bu düzen sadece gün ışığında sağlanabiliyor,gece şehre hakim olduğunda sokaklarda dolaşmak tehlikeli bir hal alıyordu.
Buraya gölge şehir denmesinin nedeni hemen yakınında bulunan geçitvermez dağının gölgesi altında kalmasıydı.Kimileri ise kendilerine gölgelerin çocukları diyen ve önemli ölçüde mensubu bulunan bir loncanın buraya hakim olmasından dolayı buraya gölgeli şehir derdi.şehrin yönetiminde zengin tüccarlardan oluşan bir konseye kendilerine aybüyüsünün efendileri diyen,bir büyü kulesinin başbüyücüleri eşlik ediyordu.Her nasıl oluyorsa bu konseyde alınan her türlü gizli karar bir şekilde loncaya ulaşıyor ve maddi bir kazaca dönüşüyordu.Ama konseydeki hiç kimse diğerini herhangi bir suçla suçlayamıyordu,çünkü kanıt olmadan yapılacak herhangi bir suçlama huzuru bozmaktan cezaya neden olurdu.Tüccarlar yönetimde maddi destek sağladıkları için büyücüler ise şehrin savunma gücünü oluşturdukları için söz sahibiydiler.
şehirde silahlı korumalar sadece iç düzeni sağlamakla görevliydiler ama bu düzen sadece gün ışığında sağlanabiliyor,gece şehre hakim olduğunda sokaklarda dolaşmak tehlikeli bir hal alıyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Gölgenin çocukları geceleri karanlık sokakların ve tenha bölgelerin tek hakimiydi.Her türlü entrika içeren gizli pazarlıklar buralarda yapılırdı.Bu pazarlıklar kimi zaman ele geçirilmesi istenen büyülü nesneler için kimi zaman öldürülmesi gereken önemli kişiler için yapılırdı.Eğer loncada tanıdığınız birisi yoksa kesinlikle iş yapamazsınız ve muhtemel kurbanlar arasındasınızdır.Kazanılan her ganimetin yarısı loncaya bırakılır ve o yıl en çok ganimet getiren kişiler ödüllendirilirdi.
şehrin büyücü konseyi çoğu kez güç savaşlarına sahne olur ve her türlü entrika konseyde cirit atardı.Kuledeki en üst seviyedeki 8 büyücü konseyde söz hakkına sahipti ve bu 8 büyücü arasına girmek için tüm büyücüler arasında acımasız bir savaş hüküm sürüyordu.
Hiç bir büyücü diğerine asla güven duymazdı bu nedenle de çalışmalar hep gizli kapılar arkasında sürdürülür bulunan en tehlikeli büyüler hep kendine saklanırdı.Ã?ünkü her yıl konseydeki 1-2 üyenin değişikliği neredeyse bir alışkanlık haline gelmişti.
Büyücü Klamt Scher de uzun yıllarını bu kulede geçirmiş bir büyücüydü.Ancak bir gün başbüyücü ondan ustasının çalışmalarını istemiş ve o da bunu reddettiği için kuleden kovulmuştu.Ona bu şehir içerisinde büyü kullanmak yasaklanmıştı.Klamt bundan sonraki hayatına tüccar olarak devam etmiş ancak büyüden asla kopamamıştı.Malikanesinde büyü için ayırdığı laboratuarında çalışmalarına devam etmiş ve gerektiğinde dostlarıyla birlikte bir çok maceraya atılmıştı.şehir içerisinde siyah deri pantolonu,beyaz gömleği ve kırmızı kuşağı ile ipekten kırmızı bir pelerin giyer.Siyah düz uzun saçlarını at kuyruğu şeklinde bağlardı.Böylece etrafa bir soylu görüntüsü sergiler ve büyücü kimliğini gizlemeye çalışırdı.
şehrin büyücü konseyi çoğu kez güç savaşlarına sahne olur ve her türlü entrika konseyde cirit atardı.Kuledeki en üst seviyedeki 8 büyücü konseyde söz hakkına sahipti ve bu 8 büyücü arasına girmek için tüm büyücüler arasında acımasız bir savaş hüküm sürüyordu.
Hiç bir büyücü diğerine asla güven duymazdı bu nedenle de çalışmalar hep gizli kapılar arkasında sürdürülür bulunan en tehlikeli büyüler hep kendine saklanırdı.Ã?ünkü her yıl konseydeki 1-2 üyenin değişikliği neredeyse bir alışkanlık haline gelmişti.
Büyücü Klamt Scher de uzun yıllarını bu kulede geçirmiş bir büyücüydü.Ancak bir gün başbüyücü ondan ustasının çalışmalarını istemiş ve o da bunu reddettiği için kuleden kovulmuştu.Ona bu şehir içerisinde büyü kullanmak yasaklanmıştı.Klamt bundan sonraki hayatına tüccar olarak devam etmiş ancak büyüden asla kopamamıştı.Malikanesinde büyü için ayırdığı laboratuarında çalışmalarına devam etmiş ve gerektiğinde dostlarıyla birlikte bir çok maceraya atılmıştı.şehir içerisinde siyah deri pantolonu,beyaz gömleği ve kırmızı kuşağı ile ipekten kırmızı bir pelerin giyer.Siyah düz uzun saçlarını at kuyruğu şeklinde bağlardı.Böylece etrafa bir soylu görüntüsü sergiler ve büyücü kimliğini gizlemeye çalışırdı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
En yakın dostu ve sırdaşı uşağı genç Bledran idi.Bledran ortalama bir elften biraz daha uzun,17-18 yaşlarında,çelimsiz bir çocuktu.Esmer teniyle uyum içerisindeki kıvırcık saçlarını kahverengi gözleri tamamlıyordu.Klammt bundan on yıl kadar önce dostları ile çıktığı bir macerada onu yağmalanmış bir yük arabasının yakınında buldu.Ailesi haydutlar tarafından katledilmişti.O gün bugündür pek kimseyle konuşmayan içekapanık bir yapıya sahipti Bledran.Klammt onu küçük yaşlarından itibaren sıkı bir disiplinle eğitmiş ve ona büyücülüğün gizemini aşılamıştı.Bu sanata olan aşkı Bledran'a da bulaşmıştı.Birlikte çalışmalar yapıyorlardı.Klammt için Bledran bir uşaktan bir öğrenciden çok bir oğul gibiydi.
Yıllar içerisinde Klammt ın dostları kimi zaman yardım istemek kimi zaman da atılacakları bir macera için danışmaya Klammt'a gelirlerdi.
Bu kez gelen dostu yıllar önce birlikte savaştıkları Moal'et Hateb idi.
Yıllar içerisinde Klammt ın dostları kimi zaman yardım istemek kimi zaman da atılacakları bir macera için danışmaya Klammt'a gelirlerdi.
Bu kez gelen dostu yıllar önce birlikte savaştıkları Moal'et Hateb idi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Moal'et Hateb güneyin çöllerinde Klammt ve arkadaşları için yol göstericilik yapmış ve daha sonra da gruptan ayrılmadan o ölümcül lich in mabedine birlikte yolculuk yapmıştı.Gerçekten iyi kılıç kullanan ve sessiz hareket etmesini bilen birisiydi Hateb.Altındaki uzun ama geniş pantolonu ve ince bir gömlek aslında kuzeyde kullanılan bir giyim değildi ama bu şehirde güneyden gelen tüccarlar ve tayfalarına göz aşinalığı olduğu için kimse durumu garipsememişti.
"Sana güneyden selamlar ve bir kaç hediye getirdim dostum."dedi Hateb tüm güleryüzüyle.Bu adam her ne olursa olsun neşesini kaybetmeyen hayat dolu bir adamdı ve Klammt ile olan yolculuklarında iyi anlaşmışlardı.
-Bu kılıkta neyin nesi senin cübben nerede be adam,ve ve o acayip sopan.
Klammt içeri girene kadar susmasını söyledi bu heyecanlı adama.İçeri girdiklerinde devam etti Hateb.
-Hey hadi konuşsana ne oldu sana böyle bu garip giyim de ne böyle soylu züppelere benzemişsin.
Bu konuşma Klammt ı güldürmüştü.Hateb Klammt ı her zaman güldürürdü.O esmer tenine yayılan gülümseme Klammt ı neşelendirmeye yetiyordu bile.
-Evet dediğin doğru bir nevi züppe oldum,dostum bazı politik sorunlar başımı ağrıtıyor bu nedenle şehirde büyü yapmam yasaklandı.Ama sen beni bilirsin..
Gülümsemesini saklayamadı Klammt.
-Bu arada genç dostum Bledran ile tanış,kendisi çok yetenekli bir gençtir.Yeterince tecrübe kazandığında en büyük büyü ustaları arasına girecek.
Arkasını dönüp bu genç adama baktı Hateb,eğilip reverans yaptı.
-Ben Moel'et Hateb genç adam,güneyin rehberi ve çöllerin yolcusu.
Bledran yine konuşmadan selam verdi ve uzaklaştı.
"Sana güneyden selamlar ve bir kaç hediye getirdim dostum."dedi Hateb tüm güleryüzüyle.Bu adam her ne olursa olsun neşesini kaybetmeyen hayat dolu bir adamdı ve Klammt ile olan yolculuklarında iyi anlaşmışlardı.
-Bu kılıkta neyin nesi senin cübben nerede be adam,ve ve o acayip sopan.
Klammt içeri girene kadar susmasını söyledi bu heyecanlı adama.İçeri girdiklerinde devam etti Hateb.
-Hey hadi konuşsana ne oldu sana böyle bu garip giyim de ne böyle soylu züppelere benzemişsin.
Bu konuşma Klammt ı güldürmüştü.Hateb Klammt ı her zaman güldürürdü.O esmer tenine yayılan gülümseme Klammt ı neşelendirmeye yetiyordu bile.
-Evet dediğin doğru bir nevi züppe oldum,dostum bazı politik sorunlar başımı ağrıtıyor bu nedenle şehirde büyü yapmam yasaklandı.Ama sen beni bilirsin..
Gülümsemesini saklayamadı Klammt.
-Bu arada genç dostum Bledran ile tanış,kendisi çok yetenekli bir gençtir.Yeterince tecrübe kazandığında en büyük büyü ustaları arasına girecek.
Arkasını dönüp bu genç adama baktı Hateb,eğilip reverans yaptı.
-Ben Moel'et Hateb genç adam,güneyin rehberi ve çöllerin yolcusu.
Bledran yine konuşmadan selam verdi ve uzaklaştı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Ã?elimsiz çocuğun bu hareketi Hatebi kızdırdı ama Hateb ağzına geleni söyler hiç bir şeyden çekinmezdi ve Bledran da bundan nasibini alacaktı.
-Ã?ocuğa belki büyücülüğün bütün sırlarını öğretmiş olabilirsin ama bir dosta nasıl davranılacağını öğretmemişsin büyücü.
-Ben senin dostun değilim
diye yapıştırdı yanıtı Bledran.Bledran kimseye kolay kolay güvenmezdi.Kendisini evine alıp yetiştiren ve çocukluğundan beri ona yardımcı olan Klammt a bile herşeyini anlatmazdı.Her zaman karanlık bir tarafı vardı ve Klammt bunu hiçbir zaman çözememişti.
Hateb çocuğun söylediğine hak verdi ve konuyu uzatmamaya karar verdi.
-Evet dostum anlat bakalım.Seni güneyin sıcak çöllerinden buralara sürükleyen neden nedir?Yoksa sadece beni görmeye mi geldin,eminim ki öyle değildir.
Klammt ın bu açık sözleri Hatebin hoşuna gitti,çünkü genelde büyücü bir şeylerden bahsederken öylesine dolambaçlı konuşurdu ki Hateb çoğu zaman hiç bir şey anlamazdı ve sonra da dinlemekten sıkılır ve kendisine başka bir uğraş bulurdu.
-Ã?ocuğa belki büyücülüğün bütün sırlarını öğretmiş olabilirsin ama bir dosta nasıl davranılacağını öğretmemişsin büyücü.
-Ben senin dostun değilim
diye yapıştırdı yanıtı Bledran.Bledran kimseye kolay kolay güvenmezdi.Kendisini evine alıp yetiştiren ve çocukluğundan beri ona yardımcı olan Klammt a bile herşeyini anlatmazdı.Her zaman karanlık bir tarafı vardı ve Klammt bunu hiçbir zaman çözememişti.
Hateb çocuğun söylediğine hak verdi ve konuyu uzatmamaya karar verdi.
-Evet dostum anlat bakalım.Seni güneyin sıcak çöllerinden buralara sürükleyen neden nedir?Yoksa sadece beni görmeye mi geldin,eminim ki öyle değildir.
Klammt ın bu açık sözleri Hatebin hoşuna gitti,çünkü genelde büyücü bir şeylerden bahsederken öylesine dolambaçlı konuşurdu ki Hateb çoğu zaman hiç bir şey anlamazdı ve sonra da dinlemekten sıkılır ve kendisine başka bir uğraş bulurdu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
" Tabi ki de bir amaç doğrultusunda geldim buraya. Ama bunu sana söyleyip söylememekte kararsızım." diye cevap verdi. Açıkçası dost olarak bildiği birinin bu şekilde karşılaması hoşuna gitmemişti. Değişen çok şey olmuştu ve her geçen gün de değişmeye devam ediyordu. Ne de olsa bunun önüne geçilemezdi..Ã?ocuğa baktı acımsar bir ifadeyle ve daha öğrenmenmesi gereken o kadar çok şey var ki diye düşündü.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Bledran bu adamla aynı odada bulunmaktan sıkılmıştı.İzin isteyip kapıdan dışarı çıktı.
Klammt Hateb'in kendisinden saklayacak birşeyleri olmasına alışıktı. Her nasıl oluyorsa bu adam bir şekilde çok önemli şeyler öğreniyor ya da sahip oluyordu.Ama başlarda bunu herkesten saklasa da sonunda Klammt bunu bir şekilde öğreniyordu.Yine böyle bir şey olsa gerek diye düşündü. Biraz dinlendikten ve keyfi yerine geldikten sonra nasılsa anlatır diye düşündü.Çok fazla üstelemedi ama yine de sormadan edemedi.
-Hadi dostum,benden saklayacak ne olabilir ki?
İçerideki konuşmalar kapının dışında duran Bledran'ın ilgisini çekmişti.Bu garip adamı pek sevmemişti ve az da olsa tek güvendiği kişi olan Klammt'ın başını belaya sokacağından endişe ediyordu.Konuşmaları daha net duyabilmek için üzerinde tekboynuz kabartması olan ahşap kapıya yaklaştı.
Klammt Hateb'in kendisinden saklayacak birşeyleri olmasına alışıktı. Her nasıl oluyorsa bu adam bir şekilde çok önemli şeyler öğreniyor ya da sahip oluyordu.Ama başlarda bunu herkesten saklasa da sonunda Klammt bunu bir şekilde öğreniyordu.Yine böyle bir şey olsa gerek diye düşündü. Biraz dinlendikten ve keyfi yerine geldikten sonra nasılsa anlatır diye düşündü.Çok fazla üstelemedi ama yine de sormadan edemedi.
-Hadi dostum,benden saklayacak ne olabilir ki?
İçerideki konuşmalar kapının dışında duran Bledran'ın ilgisini çekmişti.Bu garip adamı pek sevmemişti ve az da olsa tek güvendiği kişi olan Klammt'ın başını belaya sokacağından endişe ediyordu.Konuşmaları daha net duyabilmek için üzerinde tekboynuz kabartması olan ahşap kapıya yaklaştı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Dayadı kulağını kapıya. Belirli belirsiz sesler duyuluyordu. Bir bilmeceyi çözmek gibiydi şu an. Duyduğu kelimelere anlamlar yükleyecek ve bunu öğrenmek istediği bilgiye göre uyarlayacaktı. Sıkılmıştı...Geri çekildi. Ne yapacağına, daha doğrusu nasıl davranacağına karar verememişti. Bekledi.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Hateb bir eli ile kafasını kaşıdı ve biraz düşündü.Daha sonra konuşmaya karar verdi.
-Aslına bakarsan buraya geliş nedenim hem benimle hem seninle hem de bizimle birlikte o iskelet kafalı büyücünün sarayına giren diğerleri ile ilgili. Aldığım bir kaç haber var ve sanırım başımız biraz dertte.
Bu adam neler saçmalıyor böyle diye düşündü Klammt.
-Ne derdi dostum yoksa peşimize iskeletler mi düştü
Aslında endişelenmeye başlamış olsa da yüzüne genişçe bir gülümseme yerleştirmişti.Ne gibi bir dert olabilirdi ki...
-Aslında bilirsin benim pek batıl inancım yoktur hatta seninle karşılaşana kadar büyüye bile inanmazdım.Her neyse,bundan iki hafta kadar önce birilieri beni sormuş.Üzerlerinde kurukafa ve gül amblemi olan siyah giysiler içerisinde iki kişi.
Kurukafa ve gül birlikte girdikleri büyücünün katakombunda heryere işlenmiş figürlerdi ve şimdi düşünmek bile Klammt ın kanını dondurmaya yetiyordu.
-Aslına bakarsan buraya geliş nedenim hem benimle hem seninle hem de bizimle birlikte o iskelet kafalı büyücünün sarayına giren diğerleri ile ilgili. Aldığım bir kaç haber var ve sanırım başımız biraz dertte.
Bu adam neler saçmalıyor böyle diye düşündü Klammt.
-Ne derdi dostum yoksa peşimize iskeletler mi düştü
Aslında endişelenmeye başlamış olsa da yüzüne genişçe bir gülümseme yerleştirmişti.Ne gibi bir dert olabilirdi ki...
-Aslında bilirsin benim pek batıl inancım yoktur hatta seninle karşılaşana kadar büyüye bile inanmazdım.Her neyse,bundan iki hafta kadar önce birilieri beni sormuş.Üzerlerinde kurukafa ve gül amblemi olan siyah giysiler içerisinde iki kişi.
Kurukafa ve gül birlikte girdikleri büyücünün katakombunda heryere işlenmiş figürlerdi ve şimdi düşünmek bile Klammt ın kanını dondurmaya yetiyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Hateb için bu cümleleri kurmak bile ölüm gibi bir şeydi. Yutkundu. Sanki boğazında bu kelimeleri kurarken bir şey tıkanmıştı. Acaba lanethleniyormuydu?
"Son durum budur Klammt. Bana ister inanrsın ister inanmazsın ama benim başım dertteyse senin de başın dertte demektir. Bunu untma dostum." dedi kinayeli bir ses tonuyla.
"Artık ciddi bir sorunumuz olduğuna göre alaycı tavırları bırakarak düşünmeye başlasan ikimiz içinde iyi olur".
"Son durum budur Klammt. Bana ister inanrsın ister inanmazsın ama benim başım dertteyse senin de başın dertte demektir. Bunu untma dostum." dedi kinayeli bir ses tonuyla.
"Artık ciddi bir sorunumuz olduğuna göre alaycı tavırları bırakarak düşünmeye başlasan ikimiz içinde iyi olur".
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
