Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Nakh"ın vuruşu yerindeydi. Ork daha ne olduğunu bile anlayamadan boynuna darbeyi yedi. Kısık bir inilti duyuldu...tıpkı sert bir çatırtı gibi. Ork, ölü bir şekilde sertçe yere düştü. Nakh biraz sert vurmuştu galiba.
Bu sırada orkların sesleri giderek yaklaşıyordu. Çok sürmeden orkların görüş alanına girecekti.
Bu sırada orkların sesleri giderek yaklaşıyordu. Çok sürmeden orkların görüş alanına girecekti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Azazel etrafı kolaçan ederek yavaş adımlarla dolaşıyordu. Kurt tamamen ortadan kaybolmuştu; ama bu onun sağ kalanları aramasına engel değildi.
Etraf sessizdi. Ã?ıt bile çıkmıyordu. Bazen Azazel"in ayağını çarpıp yuvarladığı minik bir taş, o kadar fazla gürültü çıkartıyordu ki kurtlordu irkilmeden duramıyordu.
Evlerden birisinin kapısı kırılmıştı. Belki içerisi yağmalanmıştı. Belki de hala oradaydılar. İçeriden cam bir şeyin kırılma sesi geldi. Kesinlikle orada birisi vardı.
Tam bu sırada Azazel"in nereden geldiğini anlayamadığı bir ok, ayaklarının dibine saplandı.
Etraf sessizdi. Ã?ıt bile çıkmıyordu. Bazen Azazel"in ayağını çarpıp yuvarladığı minik bir taş, o kadar fazla gürültü çıkartıyordu ki kurtlordu irkilmeden duramıyordu.
Evlerden birisinin kapısı kırılmıştı. Belki içerisi yağmalanmıştı. Belki de hala oradaydılar. İçeriden cam bir şeyin kırılma sesi geldi. Kesinlikle orada birisi vardı.
Tam bu sırada Azazel"in nereden geldiğini anlayamadığı bir ok, ayaklarının dibine saplandı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Horcoel koşarak eve ilerledi. Aceleyle hareket ettiğinden sessiz olması gerektiğini unutmuştu. Yerde derin ayak izleri bırakıyordu. Ama birkaç saniye sonra eve varmıştı.
Yıkıntıyı araştırmak mümkün değildi. Üzerine çıkılamayacak kadar ateşle çevriliydi her yer. Sonra büyük bir gümbürtüyle ayakta kalan son kolonlardan birisi devrildi. Henüz yanmamıştı bu yüzden de güvenli bir geçiş sağlıyordu.
Horcoel bu kolonun üzerinden hızla ilerleyerek evin ortalarına geldi. Ã?evresine baktığında kimseler görünmüyordu. Ses yoktu. Vücut yoktu. Hiçbir şey yoktu.
Tam bu anda önündeki tahta parçaları havaya savruldu ve acı acı haykırarak yanan bir suret yükseldi.
Yıkıntıyı araştırmak mümkün değildi. Üzerine çıkılamayacak kadar ateşle çevriliydi her yer. Sonra büyük bir gümbürtüyle ayakta kalan son kolonlardan birisi devrildi. Henüz yanmamıştı bu yüzden de güvenli bir geçiş sağlıyordu.
Horcoel bu kolonun üzerinden hızla ilerleyerek evin ortalarına geldi. Ã?evresine baktığında kimseler görünmüyordu. Ses yoktu. Vücut yoktu. Hiçbir şey yoktu.
Tam bu anda önündeki tahta parçaları havaya savruldu ve acı acı haykırarak yanan bir suret yükseldi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Finrod, V"ladhek ve Harbormm"un biraz önünde ilerliyordu. Yanan evlerin arasından girmişler, ilerliyorlardı. Kimseler yoktu. Ateşlerden gelen çıtırtılar ve uzaklardan gelen ork böğürtüleri dışında ses çıkmıyordu.
Yarı elf yolda ilgisini çeken bir şeyler keşfetmişti: Ayak izleri. Kendini ayak izlerine kaptıran Finrod, görünmez olduğunu unutarak hızlı bir şekilde hareket etmeye başlamıştı.
Ayak izleri karman çormandı. İlerledikçe bir noktada takıldı Finrod. Bir atın toynak izleri vardı burada. At burada kendi çevresinde dönmüştü. Belli ki birileri tarafından sıkıştırılmıştı. Ã?ünkü onlara doğru yaklaşan düzenli ayak izleri göze çarpıyordu. Ama bu düzenli ayak izleri çok azdı. Ã?ünkü sonra anlamsızca oraya buraya giden ayak izleri çoğunun üzerini kapamıştı.
Finrod"un zihninde hikaye oluşmuştu. Atın sahibi buraya kadar gelmiş, ama burada yolu birileri-ayakizlerinin büyüklüğüne bakılırsa böcayılar-tarafından kesilmişti. Daha sonra her ne olduysa bu böcayılar ve onların ayak izlerine karışan daha küçük ork ayak izleri panik içinde kaçışmıştı.
Finrod, arkasından gelen toprağın ezilmesi sesiyle dünyaya döndü. Arkasını döndüğünde kimseyi göremedi. Muhtemelen V"ladhek ve Harbormm gelmişti. Ama görünmez olduğu için onun orada olduğunu bilemezlerdi ki.
V"ladhek"in ayağı takılıp Finrod"un üzerine düşerken Harbormm da çıkan toz bulutu içinde öksürmeye başladı. Toz gözlerine kaçmıştı ve göremiyordu şimdi. Körlemesine ilerlerken o da yerde görünmeyen bir karışıklık şeklinde yatan V"ladhek ve Finrod"a bindirdi.
Yarı elf yolda ilgisini çeken bir şeyler keşfetmişti: Ayak izleri. Kendini ayak izlerine kaptıran Finrod, görünmez olduğunu unutarak hızlı bir şekilde hareket etmeye başlamıştı.
Ayak izleri karman çormandı. İlerledikçe bir noktada takıldı Finrod. Bir atın toynak izleri vardı burada. At burada kendi çevresinde dönmüştü. Belli ki birileri tarafından sıkıştırılmıştı. Ã?ünkü onlara doğru yaklaşan düzenli ayak izleri göze çarpıyordu. Ama bu düzenli ayak izleri çok azdı. Ã?ünkü sonra anlamsızca oraya buraya giden ayak izleri çoğunun üzerini kapamıştı.
Finrod"un zihninde hikaye oluşmuştu. Atın sahibi buraya kadar gelmiş, ama burada yolu birileri-ayakizlerinin büyüklüğüne bakılırsa böcayılar-tarafından kesilmişti. Daha sonra her ne olduysa bu böcayılar ve onların ayak izlerine karışan daha küçük ork ayak izleri panik içinde kaçışmıştı.
Finrod, arkasından gelen toprağın ezilmesi sesiyle dünyaya döndü. Arkasını döndüğünde kimseyi göremedi. Muhtemelen V"ladhek ve Harbormm gelmişti. Ama görünmez olduğu için onun orada olduğunu bilemezlerdi ki.
V"ladhek"in ayağı takılıp Finrod"un üzerine düşerken Harbormm da çıkan toz bulutu içinde öksürmeye başladı. Toz gözlerine kaçmıştı ve göremiyordu şimdi. Körlemesine ilerlerken o da yerde görünmeyen bir karışıklık şeklinde yatan V"ladhek ve Finrod"a bindirdi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Shön bir kez daha mutlu mutlu tepelerinde uçuyordu. Grubun arasında kısa bir sessizlik oldu. Hepsinin dikkati Yılmax"a kaymıştı. Drow öylece duruyordu.
O anda gerçekleşen bir infilak, Eldarin, Hastlisch ve Gümüşyüz"ün dikkatlerini bambaşka bir yöne çekti. Hatta On Kasaba yıkıntılarına doğru dalgınca bakan Yılmax bile kendine geldi. Ejder Kanadı"ndan arta kalanlar infilak etmişti. İyi de...nasıl?
Bunu düşünmeye vakitleri olmamıştı çünkü pervane büyük bir hızla dönerek kafalarının üzerinden geçti ve şiddetle Shön"e çarptı ve çok ileride yere saplandı. Shön kaya gibi yere düşerken Hastlisch"in kalbi deliler gibi atıyordu. Herkesin nefesi tutulmuştu.
Shön bitap bir uğultu koyuverdi. Sonra yavaşça doğruldu. Sırtındaki tüyler yolunmuştu. Pervane, baykuşa teğet geçmişti. Shön öfkeyle tüylerininin kalanını kabarttı ve bir guklama seli içinde Hastlisch"in kafasına hücum etti. Bu guklama seli içinde, Hastlisch"i Ejder Kanadı"nı yaptığı için suçlamalar ve tüylerinin yolunmasının onun yüzünden olmasıyla ilgili ithamların yanı sıra, nahoş küfürler de bulunuyordu. Bu guklamalar sık sık kesiliyor, Shön Hastlisch"in kafasını gagalıyordu.
Eldarin"in ise bu duruma biraz canı sıkılmıştı. Patlama sesi birilerinin dikkatini çekebilirdi. Gerçi kasabadan geldiğini düşünen orklar bunu ciddiye almayabilirlerdi ama-Eldarin"in gözleri arkasındaki ormana gitti-Limerik Ormanı, Dragonfly"ın düşüşünden beri tehlikeler barındırıyordu.
O anda gerçekleşen bir infilak, Eldarin, Hastlisch ve Gümüşyüz"ün dikkatlerini bambaşka bir yöne çekti. Hatta On Kasaba yıkıntılarına doğru dalgınca bakan Yılmax bile kendine geldi. Ejder Kanadı"ndan arta kalanlar infilak etmişti. İyi de...nasıl?
Bunu düşünmeye vakitleri olmamıştı çünkü pervane büyük bir hızla dönerek kafalarının üzerinden geçti ve şiddetle Shön"e çarptı ve çok ileride yere saplandı. Shön kaya gibi yere düşerken Hastlisch"in kalbi deliler gibi atıyordu. Herkesin nefesi tutulmuştu.
Shön bitap bir uğultu koyuverdi. Sonra yavaşça doğruldu. Sırtındaki tüyler yolunmuştu. Pervane, baykuşa teğet geçmişti. Shön öfkeyle tüylerininin kalanını kabarttı ve bir guklama seli içinde Hastlisch"in kafasına hücum etti. Bu guklama seli içinde, Hastlisch"i Ejder Kanadı"nı yaptığı için suçlamalar ve tüylerinin yolunmasının onun yüzünden olmasıyla ilgili ithamların yanı sıra, nahoş küfürler de bulunuyordu. Bu guklamalar sık sık kesiliyor, Shön Hastlisch"in kafasını gagalıyordu.
Eldarin"in ise bu duruma biraz canı sıkılmıştı. Patlama sesi birilerinin dikkatini çekebilirdi. Gerçi kasabadan geldiğini düşünen orklar bunu ciddiye almayabilirlerdi ama-Eldarin"in gözleri arkasındaki ormana gitti-Limerik Ormanı, Dragonfly"ın düşüşünden beri tehlikeler barındırıyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
İlyamain bir anda ortada kalakaldı. Kendini çıplak hissetmek bu oluyordu herhalde. Karşısında bir ev mi vardı? Ev hemde... Oysa o kendisini bir anda bir şehrin ortasında öylece kalakalmış ve herkes tarafından izleniyormuş gibi hissetti. "şe... şey..." dedi kekeleyerek.
Elindeki sopa ile etrafında yere bir kaç kez vurdu ama düz zemin dışında hiçbir temas noktası yakalayamadı. O anda terlemeye başladı. Kurtarıcıya dokunmak için etrafını yokladı ama belli ki köpek bir anlıkta olsa onu kadının eline teslim edip kısa bir yürüyüşe çıkmıştı.
Yaşlı kadın bir kaç metre demişti. Sadece bir kaç metre... Ama İlyamain e önünde miller varmış gibi geliyordu. Kendisini boğuluyormuş gibi hissetti. Yine o korkunç yalnızlık duygusu... Kurtarıcı ile tanıştığından beridir onu hiç sarmayan o korkunç duygu...
Bir adım attı ve ayağı bir şeylere takılınca tökezleyerek yere düştü. Ama o yere düşerken geçen zaman ona uzunca bir süre havada süzülerek geçen bir zaman gibi gelmişti. Albentuna dan düşmek te bunun gibi bir şey olsa gerekti.
Derken sıkıntı dolu bir haykırışla "Kurtarıcı nerdesin?" diye bağırdı. Ama cevabını beklemeden kalan son saygınlık kırıntısına da elinin tersi ile vurarak emeklemeye başladı ve burnuna gelen ahır kokusunun olduğu yere doğru ilerledi. Daha bir kaç adım emeklemişti ki yumuşak bir bedene çarparak durdu ve çarptığı bedenden bir inilti geldi. Kurtarıcının kafasına çarpmıştı anlaşılan. Arkası üstü yere oturduğu anda kurtarıcı yanına geldi ve İlyamain köpeğin boynuna sarılarak "Hep burdaydın değil mi?" diye sordu. "Beni bırakdığını sanarak panikledim." Ardından kızardı. "Aslında daha en başından sana seslenseydim hemen yanımda olacaktın değil mi?" diye sordu. "Nedense birden bire paniğe kapıldım."
Elf kızının ve ninenin önünde mahçup olmuştu ama artık bundan utanmıyordu. Körlüğü ile birlikte yaşamaya alışmıştı. Uzun süredir kördü ve artık körlük ona farklı bir bakış açısı kazandırmıştı.
Ardından yeri yoklamaya başladı. "Düşerken bastonumu düşürdüm." dedi. "Oralarda bir yerlerde olması gerekli kurtarıcı, onu bulmama yardım eder misin?" Bastonunun bir kaç adım gerisinde düştüğünü biliyordu. Onu bulmalı ve bir an önce kendisini toparlamalıydı.
Elindeki sopa ile etrafında yere bir kaç kez vurdu ama düz zemin dışında hiçbir temas noktası yakalayamadı. O anda terlemeye başladı. Kurtarıcıya dokunmak için etrafını yokladı ama belli ki köpek bir anlıkta olsa onu kadının eline teslim edip kısa bir yürüyüşe çıkmıştı.
Yaşlı kadın bir kaç metre demişti. Sadece bir kaç metre... Ama İlyamain e önünde miller varmış gibi geliyordu. Kendisini boğuluyormuş gibi hissetti. Yine o korkunç yalnızlık duygusu... Kurtarıcı ile tanıştığından beridir onu hiç sarmayan o korkunç duygu...
Bir adım attı ve ayağı bir şeylere takılınca tökezleyerek yere düştü. Ama o yere düşerken geçen zaman ona uzunca bir süre havada süzülerek geçen bir zaman gibi gelmişti. Albentuna dan düşmek te bunun gibi bir şey olsa gerekti.
Derken sıkıntı dolu bir haykırışla "Kurtarıcı nerdesin?" diye bağırdı. Ama cevabını beklemeden kalan son saygınlık kırıntısına da elinin tersi ile vurarak emeklemeye başladı ve burnuna gelen ahır kokusunun olduğu yere doğru ilerledi. Daha bir kaç adım emeklemişti ki yumuşak bir bedene çarparak durdu ve çarptığı bedenden bir inilti geldi. Kurtarıcının kafasına çarpmıştı anlaşılan. Arkası üstü yere oturduğu anda kurtarıcı yanına geldi ve İlyamain köpeğin boynuna sarılarak "Hep burdaydın değil mi?" diye sordu. "Beni bırakdığını sanarak panikledim." Ardından kızardı. "Aslında daha en başından sana seslenseydim hemen yanımda olacaktın değil mi?" diye sordu. "Nedense birden bire paniğe kapıldım."
Elf kızının ve ninenin önünde mahçup olmuştu ama artık bundan utanmıyordu. Körlüğü ile birlikte yaşamaya alışmıştı. Uzun süredir kördü ve artık körlük ona farklı bir bakış açısı kazandırmıştı.
Ardından yeri yoklamaya başladı. "Düşerken bastonumu düşürdüm." dedi. "Oralarda bir yerlerde olması gerekli kurtarıcı, onu bulmama yardım eder misin?" Bastonunun bir kaç adım gerisinde düştüğünü biliyordu. Onu bulmalı ve bir an önce kendisini toparlamalıydı.
Salvador bu sesin ne olduğunu çıkaramamıştı. Dikkatli olmaları gerekebiirdi. Mağarada birileri olabilirdi. Yada kötü bir yaratık. Bu durumda olay değerlendirmesi yapması lazımdı. Köy halkını içeride ne olduğu belirsiz bir mağaraya kapatmak çok aptalca bir şey olurdu zaten. Arkasını döndüğünde adamların onu büyük bir dikkatle izlediğini gördü. Yüzlerinde bu mağaraya girmenin getirdiği huzursuzluk duygusu biraz daha artmış olduğunu farketti.
Salvador meşalesini en yakındaki adama vererek "Herkes tetikte olsun. Mağaranın ilerisinde ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Gözünüzü ve kulağınızı dört açın. Ve duvar kenarından beni takip edin"
Başka bir şey söylemeden ileriye doğru hareket etmeye başladı. Her ihtimale karşı kılıcının kınını gevşetti ve sesin geldiğini düşündüğü yere doğru etrafanı ve tavanı inceleyerek duvar kenarından ilerlemeye koyuldu.
Salvador meşalesini en yakındaki adama vererek "Herkes tetikte olsun. Mağaranın ilerisinde ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Gözünüzü ve kulağınızı dört açın. Ve duvar kenarından beni takip edin"
Başka bir şey söylemeden ileriye doğru hareket etmeye başladı. Her ihtimale karşı kılıcının kınını gevşetti ve sesin geldiğini düşündüğü yere doğru etrafanı ve tavanı inceleyerek duvar kenarından ilerlemeye koyuldu.
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
V'ladhek yavaşça ilerliyordu etrafa göz gezdiriyordu dikkatlice...Baktığı yerlere tekrar bakıyordu...En küçük bir yaşam belirtisi bile gözünden kaçmamalıydı...Eğer yaşayan birileri varsa bulmalıydı bu önemliydi...Yavaşça ilerlerken bunları düşündü...Aklında fikirler karman çormandı pek yapıcak birşey gelmiyordu...Ama bunları düşünürken bile gözleri heran bir kıpırtı veya hareket görebilecek şekilde etrafı kolluyordu...
Düşüncelere boğulmuş ilerlerken V'ladhek birden ayağı takıldı ve birinin üzerine düştü " Lanet olsun! " dedi içinden bütün dikkati dağılmıştı...Kimseyi göremediği için muhtemelen ya Harbormm ya da Finrod'a takılmıştı...V'ladhek ellerini toprağa koydu tam kalkmak üzereyken arkasından bir şey öksürerek geldi ve tam üstlerine düştü...Tekrar yüzü gözü toprak olmuştu V'ladhek'in...Sinirlice üzerindeki her kimse onu bir kenara itti ve ayağa kalktı..." Lanet olsun!" dedi tekrar bu toz bulutunu kim olsa görürdü...Gerizekalı orclar buraya toplanabilirdi ve bu sonları olurdu..."Biran önce ayağa kalkın buraya gelebilirler yeterince ses çıkarttık hatta biraz fazla..." dedi gözleri etrafı dikkatle araştırırken " neden durduğumuzu sorabilirmiyim! " kısık bir sesle biraz önce kalktığı yere bakarak konuştu...
V'ladhek napıcağını düşünüyordu " hadi çabuk olun etrafa hemen bakmalıyız zamanımız çok kısıtlı!... " diyebildi toz duman içerisinde...Kasvetli hava ciğerlerine doldukça sinir bozucu bir rahatsızlık veriyordu...Etraf yeniden sessizleşti...Binaların arasından sadece boğuk orc sesleri geliyordu ve yine etrafta ölüm sessizliği vardı...Tıpkı biraz önceki gibi...
V'ladhek düşüncelere daldı etrafa bakarken...Hala savaşın dokunmadığı yerler vardı...Ama her geçen gün bunlar azalıyordu...Kaos'un yarattığı yıkım devam ediyordu..." Ne pahasına olursa olsun bu işgal ettikleri son yer olacak...Ve ne olursa olsun onları durduracağız... " dedi içinden büyük bir hiddetle...
şovalye olmaya karar verdiğinde kendisine bir söz vermişti...Hiç unutmayacağı bir söz...Bu dünya ya ne olursa olsun adaleti getirmek ve iyiliğin,ışığın bütün gücünü kötülerin soğuk bedenlerinde boş kalplerinde hissettirmekti...Bu yeminini yerine getiricekti...Tıpkı dostu Horcoel gibi...İyiliğin yanında duracaktı...Yılmadan...Son kanının damlasına kadar...
Kendini topladı ve " hadi acele edin bir an önce etrafı araştırmalıyız... " dedi kasvetli havada...
Düşüncelere boğulmuş ilerlerken V'ladhek birden ayağı takıldı ve birinin üzerine düştü " Lanet olsun! " dedi içinden bütün dikkati dağılmıştı...Kimseyi göremediği için muhtemelen ya Harbormm ya da Finrod'a takılmıştı...V'ladhek ellerini toprağa koydu tam kalkmak üzereyken arkasından bir şey öksürerek geldi ve tam üstlerine düştü...Tekrar yüzü gözü toprak olmuştu V'ladhek'in...Sinirlice üzerindeki her kimse onu bir kenara itti ve ayağa kalktı..." Lanet olsun!" dedi tekrar bu toz bulutunu kim olsa görürdü...Gerizekalı orclar buraya toplanabilirdi ve bu sonları olurdu..."Biran önce ayağa kalkın buraya gelebilirler yeterince ses çıkarttık hatta biraz fazla..." dedi gözleri etrafı dikkatle araştırırken " neden durduğumuzu sorabilirmiyim! " kısık bir sesle biraz önce kalktığı yere bakarak konuştu...
V'ladhek napıcağını düşünüyordu " hadi çabuk olun etrafa hemen bakmalıyız zamanımız çok kısıtlı!... " diyebildi toz duman içerisinde...Kasvetli hava ciğerlerine doldukça sinir bozucu bir rahatsızlık veriyordu...Etraf yeniden sessizleşti...Binaların arasından sadece boğuk orc sesleri geliyordu ve yine etrafta ölüm sessizliği vardı...Tıpkı biraz önceki gibi...
V'ladhek düşüncelere daldı etrafa bakarken...Hala savaşın dokunmadığı yerler vardı...Ama her geçen gün bunlar azalıyordu...Kaos'un yarattığı yıkım devam ediyordu..." Ne pahasına olursa olsun bu işgal ettikleri son yer olacak...Ve ne olursa olsun onları durduracağız... " dedi içinden büyük bir hiddetle...
şovalye olmaya karar verdiğinde kendisine bir söz vermişti...Hiç unutmayacağı bir söz...Bu dünya ya ne olursa olsun adaleti getirmek ve iyiliğin,ışığın bütün gücünü kötülerin soğuk bedenlerinde boş kalplerinde hissettirmekti...Bu yeminini yerine getiricekti...Tıpkı dostu Horcoel gibi...İyiliğin yanında duracaktı...Yılmadan...Son kanının damlasına kadar...
Kendini topladı ve " hadi acele edin bir an önce etrafı araştırmalıyız... " dedi kasvetli havada...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Kurtlordu okun yere saplandığını görünce homurdandı.Okun geldiği yeri bulmak için bakındı ama daha fazla açık alanda duramazdı.Çok açık bir hedef durumundaydı.Kendine bir siper bulmak için etrafına bakındı.Kapısı kırlımış olan eve doğru yöneldi.İçerde biri varsa bunun ne olduğu onun için hiç önemli değildi,çünkü eğer bir işgalci ise devasa greatswordu Depremin tadına bakıcaktı.
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Slach yerde biraz önce kan lekesi olmuş pelerinini omuzlarının üzerine attı. İçi birden ürpermişti biraz önce bunun altında ölmüş olan bir kadın yatıyordu. Biranlık durgunluğun ardından atına doğru koştu. Hiç bir hamle yapmadan üzerine oturmuştu ve at güçlü bir şekilde kişnemişti. eğerini kaldırdı ve atı tam tersi yöne çevirdi. hızlı gitmeliydi hızlı olmalıydı. Daha yola çıkmadan birçok göstermelik ayrılma sebebi tasarlamıştı ama yeterince vakit kaybetmişti.
Ağaç kafverengisi at ağaçlarla ve rüzgarla dans ediyordu. O kadar hızlı ilerliyordu ki Slachın gözleri bir an rüzgarın etkisiyle yaşlandı. Gözlerinideki yaşı sildimeye yeltenirken at biranda şahlandı. ve olduğu yerede çakılı kaldı. Slach gözlerini silip ne olduğuna baktığında bir taş büyüklüğünde siyah bir örümcek karşısında duruyordu. örümceği fark eder etmez attan indi ve sırtındaki yaya bir ok gerdi. Hedef olarak örümceğin ağzını seçmişti. Nefes almayı kesip uygun anı bekledi.
Ağaç kafverengisi at ağaçlarla ve rüzgarla dans ediyordu. O kadar hızlı ilerliyordu ki Slachın gözleri bir an rüzgarın etkisiyle yaşlandı. Gözlerinideki yaşı sildimeye yeltenirken at biranda şahlandı. ve olduğu yerede çakılı kaldı. Slach gözlerini silip ne olduğuna baktığında bir taş büyüklüğünde siyah bir örümcek karşısında duruyordu. örümceği fark eder etmez attan indi ve sırtındaki yaya bir ok gerdi. Hedef olarak örümceğin ağzını seçmişti. Nefes almayı kesip uygun anı bekledi.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Kasabaya baktı ardından büyücüye ve yanındaki drow a baktı,
Elderine
''Burası gittikçe kalabalıklaşıyor... bu iyimi kötümü bilmiyorum ama... iyilik yolunda ilerliyecek bu kadar kişi var ken buralarda bu nasıl oldu aklım ermiyor...''
Ardından gnoma dönerek
''uçmak... anladığım kadarı ile bir aletle... Burda bulunma sebebimiz ''
Yana kasabaya tekrar baktı
'' Buralarda kötü bir şeyler oldu, onu durdurmaya geldik ama geç kaldık ne yazık ki ... sen iyi birine benziyorsun... belki becerilerini bizimle beraber kötülüğe karşı gelme de kulana bilirsin belki bizimle ola bilirisin... ''
Gümüşyüz gnomun ne niyete olduğunu anlamak için bir yok biliyordu... sonuçta her ırk gibi o da kötü ola bilirdi...sözlerini bitirdikten sonra... elini madalyonuna attı ve kısık sesle gözlerini kaparak...
''Lord Oren Bana benim gördüklerimin gerçek yüzünü görmem için güç ver,onların asıl amaçlarını görmemi sağla''(Dedeck eVil)
Elindeki kutsal senbol ısındı ısı kolarından yüzüne yayıldı ve gözlerde odaklandır...
Gümüşyüz gözünü açtı ve Gnomla beraber etrafa bakmaya başladı...
Gümüşyüzün yüzündeki ifade biraz daha sertleşmiş ve gözleri kısık bir şekilde sanki etrafı inceliyor gibiydi..
Elderine
''Burası gittikçe kalabalıklaşıyor... bu iyimi kötümü bilmiyorum ama... iyilik yolunda ilerliyecek bu kadar kişi var ken buralarda bu nasıl oldu aklım ermiyor...''
"On kasaba dolaylarında uçuyordum ve bir şenlik olduğunu sanarak bu yöne saptım ama yönünü değiştiren rüzgarla kara dumanların içine girerek önümü göremez oldum. Ne yazık ki ejder kanadım yere çakıldığımda parçalandı. Siz burada ne için bulunuyorsunuz ve burada ne oldu?"
Ardından gnoma dönerek
''uçmak... anladığım kadarı ile bir aletle... Burda bulunma sebebimiz ''
Yana kasabaya tekrar baktı
'' Buralarda kötü bir şeyler oldu, onu durdurmaya geldik ama geç kaldık ne yazık ki ... sen iyi birine benziyorsun... belki becerilerini bizimle beraber kötülüğe karşı gelme de kulana bilirsin belki bizimle ola bilirisin... ''
Gümüşyüz gnomun ne niyete olduğunu anlamak için bir yok biliyordu... sonuçta her ırk gibi o da kötü ola bilirdi...sözlerini bitirdikten sonra... elini madalyonuna attı ve kısık sesle gözlerini kaparak...
''Lord Oren Bana benim gördüklerimin gerçek yüzünü görmem için güç ver,onların asıl amaçlarını görmemi sağla''(Dedeck eVil)
Elindeki kutsal senbol ısındı ısı kolarından yüzüne yayıldı ve gözlerde odaklandır...
Gümüşyüz gözünü açtı ve Gnomla beraber etrafa bakmaya başladı...
Gümüşyüzün yüzündeki ifade biraz daha sertleşmiş ve gözleri kısık bir şekilde sanki etrafı inceliyor gibiydi..
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Nakh yerde yatan ork'a baktı.Onu öldürmek istememişti ama olmuştu bikere,orklarda yaklaşıyordu hayıflanmaya hiç vakti yoktu.Bilge bir adam bu durumda hatasını hemen unutur ve yeni soruna odaklanırdı,Nakh'da öyle yapacaktı.
Nakh yere attığı para kesesini aldı ardından yeni öldürdüğü ork'un üzerinde değerli bişey olup olmadığına baktı.Planına göre ork'un üzerinde değerli bişey bırakmamalıydı,yeni gelen orklar bunu aç gözlü başka bir ork'un yaptığına inanmalıydılar (Nakh bunları yaparken elinden geldiği kadar hızlı hareket etmeye çalışıyordu).
Nakh ork'un üzerini sadece bikaç saniye aradı.Boynuna indirdiği tek darbesiyle öldürdüğü ork'u olduğu gibi bıraktı ve koşarak diyer kafası yarılmış ork'un cesedinin yanından geçerek
az önce saklandığı çalıların arasına dalmak için yöneldi.Nakh az önce saklandığı çalıların arasına saklanana kadar görülürse ormanın içine doğru koşup izini kaybettirmeye kararvermişti.
Birkaç dakika içerisinde Nakh'ın başına öyle olaylar gelmiştiki şimdiye kadar hiç böyle karmaşık olaylar yaşamamıştı fakat manastırda aldığı eğitim onun soğukkanlı ve seri hareket etmesini sağlıyordu.
Nakh yere attığı para kesesini aldı ardından yeni öldürdüğü ork'un üzerinde değerli bişey olup olmadığına baktı.Planına göre ork'un üzerinde değerli bişey bırakmamalıydı,yeni gelen orklar bunu aç gözlü başka bir ork'un yaptığına inanmalıydılar (Nakh bunları yaparken elinden geldiği kadar hızlı hareket etmeye çalışıyordu).
Nakh ork'un üzerini sadece bikaç saniye aradı.Boynuna indirdiği tek darbesiyle öldürdüğü ork'u olduğu gibi bıraktı ve koşarak diyer kafası yarılmış ork'un cesedinin yanından geçerek
az önce saklandığı çalıların arasına dalmak için yöneldi.Nakh az önce saklandığı çalıların arasına saklanana kadar görülürse ormanın içine doğru koşup izini kaybettirmeye kararvermişti.
Birkaç dakika içerisinde Nakh'ın başına öyle olaylar gelmiştiki şimdiye kadar hiç böyle karmaşık olaylar yaşamamıştı fakat manastırda aldığı eğitim onun soğukkanlı ve seri hareket etmesini sağlıyordu.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Yanan köy, yanan elfler, yanan kasaba, acımasızca kesilen katledilen yaratıklar, menzoberranzan, Z'yl Arnen malikanesi, büyü okulu... Büyü okulu her şey yerli yerine oturmaya başlamasına rağmen, büyü okulu neden birşeyleri anlayamıyorum? Yana kasaba, yanan elfler ve kulübeler, benim yaktığım benim katledilmesini emrettiğim elfler. On kasaba , on kasaba yanıyor, bir kez daha yanık et kokusu kesif ve keskin. Adeta mide kaldıran, tiksindiren , boğazları yakan bir koku.Necros_Spellweaver wrote:Shön bir kez daha mutlu mutlu tepelerinde uçuyordu. Grubun arasında kısa bir sessizlik oldu. Hepsinin dikkati Yılmax"a kaymıştı. Drow öylece duruyordu.
O anda gerçekleşen bir infilak, Eldarin, Hastlisch ve Gümüşyüz"ün dikkatlerini bambaşka bir yöne çekti. Hatta On Kasaba yıkıntılarına doğru dalgınca bakan Yılmax bile kendine geldi. Ejder Kanadı"ndan arta kalanlar infilak etmişti. İyi de...nasıl?
Bunu düşünmeye vakitleri olmamıştı çünkü pervane büyük bir hızla dönerek kafalarının üzerinden geçti ve şiddetle Shön"e çarptı ve çok ileride yere saplandı. Shön kaya gibi yere düşerken Hastlisch"in kalbi deliler gibi atıyordu. Herkesin nefesi tutulmuştu.
Shön bitap bir uğultu koyuverdi. Sonra yavaşça doğruldu. Sırtındaki tüyler yolunmuştu. Pervane, baykuşa teğet geçmişti. Shön öfkeyle tüylerininin kalanını kabarttı ve bir guklama seli içinde Hastlisch"in kafasına hücum etti. Bu guklama seli içinde, Hastlisch"i Ejder Kanadı"nı yaptığı için suçlamalar ve tüylerinin yolunmasının onun yüzünden olmasıyla ilgili ithamların yanı sıra, nahoş küfürler de bulunuyordu. Bu guklamalar sık sık kesiliyor, Shön Hastlisch"in kafasını gagalıyordu.
Eldarin"in ise bu duruma biraz canı sıkılmıştı. Patlama sesi birilerinin dikkatini çekebilirdi. Gerçi kasabadan geldiğini düşünen orklar bunu ciddiye almayabilirlerdi ama-Eldarin"in gözleri arkasındaki ormana gitti-Limerik Ormanı, Dragonfly"ın düşüşünden beri tehlikeler barındırıyordu.
Yilmax duyduğu patlama sesiyle aniden yerde sallanıp duran kollarını yüzüne doğru çekerek kendini yere attı. "Neler oluyor, neredeyim ben? Oh bu koku yine... Ah lanet olsun bu ne gürültü? Usta Eldarin? Neler oldu bu patlama sesi de nesi orklar bize hücuma mı geçti?" diyerek az önce donuk bakan gözleri biraz daha parlak bakıyordu artık. Görebileceği herşeyi inceliyor ama gözlerini yanan on kasabaya doğrultmadan etrafını inceliyor ve yeni gelen gnom'a doğru bakıyordu.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Son bentler de yıkılıyor,
Sonu geliyor, lanet kalkıyor.
100 yıldır süren bilinçsizlik yerini aydınlanmaya, hatırlamaya bırakıyor.
Bir drow geri geliyor.
İyi ya da kötü
Bunu zaman gösterecek.
Ölümlü gözlerden gizlenenler bir bir açığa çıkıyor
Ama sadece bir drow'un aklında...
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...
Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
Uzun boylu şövalyenin konuşmasını dinledi. Demek ki yardıma gelmişlerdi. Ama bundan nasıl emin olabilirdi! Sonra melek suratlı adamın zırhının üstünde sallandırdığı madalyonuna tutunarak bazı şeyler gevelediğini duydu.
Nasıl bir büyüydü bu? Asıl amaçlarını gösterecek bir büyü. Onun satış yapmak ve para kazanmak için kasabaya geldiğini açığa çıkartacak bir büyü mü? Belki de o anda itibaren söylediği her yalan ve kandırmacayı ortaya çıkaran ve hatta yalan söylemesini engelleyen bir büyü.
Bunu anlamsının bir yolu vardı.
"Ben aslında bir devim!"
Evet yalan söylemişti ama birden adamın gözlerini kısarak kendisine doğru baktığını gördü. Yalan söylediğini mi anlamıştı yoksa?
"Sadece bir şakaydı. Gnomlar arasında yapılan bir şaka..."
Yine yalan söylemişti. şimdi ne olacaktı. Ne yapacaktı. İki kere Oren takipçisi önünde yalan söylemişti.
*Ne korkunç bir durum*
diye geçirdi içinden. Yüzünde zoraki bir sırıtma ve ile hafifçe seğiren gözleri, kısıklaşmış ve bir ona bir başka yere bakan gözlere takılmıştı.
Bir patlama sesi ile şövalyenin dağılan dikkati ve arkasına bakmasıyla rahatladı. Bir patlama onu kurtarmıştı çok mutluydu ama patlama...
Arkasına baktığında üstlerine doğru gelen büyük cismi gördü. Tanıdık bir yapımdı ama düşüncelerinden önce hareket eden refleksleri onun kolları ile başını kapatmasına, yere çökmesine ve daha fazla incelemesine engel olmuştu. Cisimden kopan bir parça Hastlisch'e çarpmış olsa gerek ki Hastlisch birden sersemlediğini hissetti. Anlayamadığı bir acı ile kasıldı ve gözünün önüne içinden kocaman bir kazığın geçtiği vücudunun görüntüsü geldi.
Zor dahi olsa ayağa kalkabildi. Hala bir acı hissediyordu sanki biri kalbini tutmuş atmaması için sıkıyormuş gibiydi ve o anda hissetti. Hemen Shön'ün uçması gereken gök yüzüne baktı ve uçmadığını görünce gözleri yere kaydı. Orada küçük dostu, yandaşı, sırdaşı ve yoldaşı Shön yerde hareketsiz yatıyordu. Hala yaşadığını hissedebiliyordu ama...
Ağlayan gnom ve başını gagalamakta devam eden kuş ikilisi gerçektende komik bir görüntü oluşturmaktaydı. Sonra birden başının acısından irkilen Hastlisch sonunda Shön'ün istediği gibi "ah!" ve "uh!" sesleri eşliğinde ellerini başındaki kuşa sallayarak ve ayaklarını yere değdiği anda tekrar kaldırarak acı çekme dansını yapmaya başladı.
Sonunda Shön'ün ona yaptığı kadar acımasız olmasa da sert bir hareketle başından ayırmayı başardı. Kanatlarından kavradığı kuş hareket etmekte zorlanmaktaydı ve Schön onu sıkıca göğsüne ve kısmı olarak ta göz yaşlarıyla ıslanmış sakallarına bastırdığında Hastlisch'in gözyaşlarını hisseden kuşun kaçmak için yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bir yandan kuşun tüylerini okşarken bir yandan da sayıklarmış gibi konuşuyordu,
"Özgünüm, üzgünüm."
Oren demişti sanki, ardından da asıl amaçlarını görmemi sağla. Bu onun gerçektende bir Oren inananı olduğunu kanıtlıyordu. Demek ki bunun yandaşları da iyi kimseler olabilirdi. Fakat neden iyi olsunla ki. Oren'in iyilik peşinde bir tanrı olmadığını biliyordu. O sadece adalet, savaş ve düzen ile ilgilenirdi, takipçilerinin çoğunun aksine. Ancak bu kasabayı bu hale getireceğini sanmıyordu. Düzenin böylesi bir yıkıma izin vereceğini de. En azından kasabayı bu hale getirenin o olmadığını biliyordu artık. Birden aklına sözler geldi, "... asıl amaçlarını görmemi sağla..."''Lord Oren Bana benim gördüklerimin gerçek yüzünü görmem için güç ver,onların asıl amaçlarını görmemi sağla''
Nasıl bir büyüydü bu? Asıl amaçlarını gösterecek bir büyü. Onun satış yapmak ve para kazanmak için kasabaya geldiğini açığa çıkartacak bir büyü mü? Belki de o anda itibaren söylediği her yalan ve kandırmacayı ortaya çıkaran ve hatta yalan söylemesini engelleyen bir büyü.
Bunu anlamsının bir yolu vardı.
"Ben aslında bir devim!"
Evet yalan söylemişti ama birden adamın gözlerini kısarak kendisine doğru baktığını gördü. Yalan söylediğini mi anlamıştı yoksa?
"Sadece bir şakaydı. Gnomlar arasında yapılan bir şaka..."
Yine yalan söylemişti. şimdi ne olacaktı. Ne yapacaktı. İki kere Oren takipçisi önünde yalan söylemişti.
*Ne korkunç bir durum*
diye geçirdi içinden. Yüzünde zoraki bir sırıtma ve ile hafifçe seğiren gözleri, kısıklaşmış ve bir ona bir başka yere bakan gözlere takılmıştı.
Bir patlama sesi ile şövalyenin dağılan dikkati ve arkasına bakmasıyla rahatladı. Bir patlama onu kurtarmıştı çok mutluydu ama patlama...
Arkasına baktığında üstlerine doğru gelen büyük cismi gördü. Tanıdık bir yapımdı ama düşüncelerinden önce hareket eden refleksleri onun kolları ile başını kapatmasına, yere çökmesine ve daha fazla incelemesine engel olmuştu. Cisimden kopan bir parça Hastlisch'e çarpmış olsa gerek ki Hastlisch birden sersemlediğini hissetti. Anlayamadığı bir acı ile kasıldı ve gözünün önüne içinden kocaman bir kazığın geçtiği vücudunun görüntüsü geldi.
Zor dahi olsa ayağa kalkabildi. Hala bir acı hissediyordu sanki biri kalbini tutmuş atmaması için sıkıyormuş gibiydi ve o anda hissetti. Hemen Shön'ün uçması gereken gök yüzüne baktı ve uçmadığını görünce gözleri yere kaydı. Orada küçük dostu, yandaşı, sırdaşı ve yoldaşı Shön yerde hareketsiz yatıyordu. Hala yaşadığını hissedebiliyordu ama...
Birden gözlerinden bir göz yaşı düştü ve diğeri bunu takip etti. Art arda gelen göz yaşları eşliğinde birde küçük ağzından çıkan kocaman bir ses ile Shön'e kollarını açarak koşmaya başladı.Shön bitap bir uğultu koyuverdi. Sonra yavaşça doğruldu. Sırtındaki tüyler yolunmuştu. Pervane, baykuşa teğet geçmişti. Shön öfkeyle tüylerininin kalanını kabarttı ve bir guklama seli içinde Hastlisch"in kafasına hücum etti.
Keline konmuş onu gagalayan kuşa cevabı sadece mutlu bir şekilde gülmek ve ağlamaya devam etmesi oldu. Biraz sonra başının acısını hissetmeye başladığında onu kovacaktı yada ejder kanadı için yas tutacaktı ama şu anda sevinçten yada hüzünden gücünü yitirmiş vücudu sadece olduğu yerde ağlayabiliyordu.Bu guklama seli içinde, Hastlisch"i Ejder Kanadı"nı yaptığı için suçlamalar ve tüylerinin yolunmasının onun yüzünden olmasıyla ilgili ithamların yanı sıra, nahoş küfürler de bulunuyordu. Bu guklamalar sık sık kesiliyor, Shön Hastlisch"in kafasını gagalıyordu.
Ağlayan gnom ve başını gagalamakta devam eden kuş ikilisi gerçektende komik bir görüntü oluşturmaktaydı. Sonra birden başının acısından irkilen Hastlisch sonunda Shön'ün istediği gibi "ah!" ve "uh!" sesleri eşliğinde ellerini başındaki kuşa sallayarak ve ayaklarını yere değdiği anda tekrar kaldırarak acı çekme dansını yapmaya başladı.
Sonunda Shön'ün ona yaptığı kadar acımasız olmasa da sert bir hareketle başından ayırmayı başardı. Kanatlarından kavradığı kuş hareket etmekte zorlanmaktaydı ve Schön onu sıkıca göğsüne ve kısmı olarak ta göz yaşlarıyla ıslanmış sakallarına bastırdığında Hastlisch'in gözyaşlarını hisseden kuşun kaçmak için yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bir yandan kuşun tüylerini okşarken bir yandan da sayıklarmış gibi konuşuyordu,
"Özgünüm, üzgünüm."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
-
Finrod_Isilra
- Kullanıcı

- Posts: 166
- Joined: Sat Jan 22, 2005 10:00 am
- Contact:
Lanet olasıcalar kalkın üzerimden!
Finrod Üzerindeki görünmez ağarlığı yittikden sonra ayağa kalkdı belinin ağrısına bakılırsa üzerine düşen ağırlık birden çok kişiye ayit olmalıydı refleks olarak cübbesini silkelemek üzerene elini uzattı ama kirli bir cübbe yerine hava tabakasıyla karşılaştı...
Gözleriyle yeri taradı yeniden ama birşey bulmak zor görünüyordu küçük kazalarından sonra tüm izler bozulmuşdu...Düşüncelere daldı neler olmuşdu orkları pusuya düşürdükleri birinden panik içinde kaçıran ne olabilirdi ?
"-Ahh zamanımı daha çok kütüphanede büyü araştırarak geçirmeliydim"
düşüncelerini zihninin karanlık tarafına atıp homurdanarak yürümeye devam etti...
Finrod Üzerindeki görünmez ağarlığı yittikden sonra ayağa kalkdı belinin ağrısına bakılırsa üzerine düşen ağırlık birden çok kişiye ayit olmalıydı refleks olarak cübbesini silkelemek üzerene elini uzattı ama kirli bir cübbe yerine hava tabakasıyla karşılaştı...
Gözleriyle yeri taradı yeniden ama birşey bulmak zor görünüyordu küçük kazalarından sonra tüm izler bozulmuşdu...Düşüncelere daldı neler olmuşdu orkları pusuya düşürdükleri birinden panik içinde kaçıran ne olabilirdi ?
büyünün süresi hızla azalıyordu bu konuda endişe etmesi gerekirdi ama eldarinin büyüyü ona yaparken başka bir büyü denemiş olduğunuda unutmuyordu"hadi acele edin bir an önce etrafı araştırmalıyız... "
"-Ahh zamanımı daha çok kütüphanede büyü araştırarak geçirmeliydim"
düşüncelerini zihninin karanlık tarafına atıp homurdanarak yürümeye devam etti...
purometos, bir hırsız
tanrıları soymuş,
ateşi çalmış
yanar gazı,
sen misin purometos!..
kafkas dağlarında bir
kayaya çakılmış,
karaciğerine de iki kartal,
vur, allah vur!..
tanrıları soymuş,
ateşi çalmış
yanar gazı,
sen misin purometos!..
kafkas dağlarında bir
kayaya çakılmış,
karaciğerine de iki kartal,
vur, allah vur!..
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest