BÃ?LÃ?M -1
=>Masallar ve hikayeler üzerine:
Kabul salonunda sadece iki silüet duruyordu. Salon, bu saatlerde genellikle yeterince boş olurdu.
"Bana karşımı geliyorsun evlat?"
Harbormm bir homurtu çekti.
"Hayır baba. Sadece bunu yapmaktan nefret ettiğimi dile getirmeye çalışıyorum."
"Yapmak zorundasın."
"Hayır, değilim. Hem madenlerde bir sürü cüce var; o lanet çukurları kazan, toprak toplayan ve çelik döven!"
"Sende onlardan birisi olacaksın, bunu unutma!"
"Höh! Neden inerlerki o kadar derine? Bir gün karşılarına toprağın altından bir ordu dolusu iğrenç gri cüceler çıkarsa şaşmamalı!"
"Sana son kez söylüyorum evlat, sende orada onlarla birlikte yerini alıcaksın."
Harbormm yüz ifadesini son derece sert tutarak aniden döndü ve salondan ayrıldı...
Salondan sağa doğru dönen kıvrımlı yolu izledi. Burada duvarlar oymalı, desenler ile süslüydü. savaşan cüceler ve cüce ordularını gösteren şsiz bir oymacılık eseriydi bu. Cücelerin zanaatlarındaki ustalığın bir göstergesi gibiydi. Sağa doğru giden yol kıvrımları ile devam ediyordu ve geniş bir odada sona eriyordu. Oda mum ışığı ile aydınlanmış, loş bir ışığa sahipti ve daire şeklinde idi. Odaya açılan iki geçit vardı. Ve ileride çelikten geniş bir kapı.. Bu kapı, madenlere açılan kapı idi. Harbormm bezmiş bir vaziyette kapının kolunu birkaç tur çevirdi, bu oldukça zahmetli bir işti. Ve madenlere inen yol açıldı.
"şekilsiz parlak renkli renkli taşlar! Tanrım neden bu kadar önemli görünürlerki?!"
Madenlere inen yol, kendisini ilk görenlere sanki sonsuzmuş gibi bir his verirdi. Birkaç dakikalık yürüyüş sonunda çeliğin çeliğe vuruluş sesi ve dövülen elmas ve altınların çıkardığı tiz ses cücenin kulağında duyulur oldu. Karanlık koridor, mum ışıkları sayesinde aydınlanıyordu. şekilsiz ve oyuntulu topraktan duvarlar yeterince berbat görünümdeydi. Belki burayı da o lanet duvarlar ile örerler? diye düşündü Harbormm sesli bir şekilde ilerlerken.
Maden dümdüz ilerliyordu. Bir süre sonra bu lanet yol ikiye ayrıldı ve gittikçe genişledi. buradaki hava daha farklı gibiydi.Ve o madenlere yaklaştıkça çelik sesler artarak, gittikçe yakınlaştığını belirtiyordu.
Köşeyi döndü, burada duvara dayalı birkaç balta vardı. Birini eline alarak derin bir iç geçirdi ve soldaki merdiveni izleyerek cüce madenlerine indi....
Bir Cüce, Bir Hikaye
Bir Cüce, Bir Hikaye
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
"Ã?h.. Ã?öhhh!!"
Harbormm merdivenleri inmeyi bitirdiğinde merdiven kenarında yerde can çekişen ve sızlanan bir cüce gördü.
"İlacımı verrr." dedi yalvarırcasına biraz ötedeki yere düşmüş bir şişeyi göstererek.
Harbormm ihtiyatla şişeyi aldı ve açıp cücenin kurumuş dudaklarına götürdü.
"Ulfgar amca?.." dedi sanki hayret edermiş gibi.
"Ah, ben iyiyim evlat. Sade-ce.. İlacımı almayı unutmuştum.
Harbormm derin bir iç çekti. Ã?ndeki kapıyı açtı, buradan yeterince ses geliyordu. İçeri girip birkaç dakika yürüdükten sonra meşale ışıklarında kazı yapan ve demir döven cücelerin görüntüsüne rastladılar.
"Hey evlat, bu yılki turnuva kazananına çok büyük bir ödül varmış. bazıları onun Ulu Moradin tarafından gömüldüğünü söylüyorlar. Ah gerçektende etkileyici."
"Onu görebilme fırsatın oldu mu amca?" dedi Harbormm şaşırmış bir şekilde.
"Ee-vet evlat. Gerçekten büyüleyiciydi. Kendine ait bir aurası vardı. Gerçek bir usta eli değdiği belli..
Peki sen evlat, onun hakkında ne düşünüyorsun?"
Harbormm sakalını titretti. "Bu yıl o turnuvaya katılıp onu almayı. Geçen seferkine az kalmıştı. Bunun kaçmasına izin vermeyeceğim."
"Höh! Gençler hep böyledir." diye homurdandı Ulfgar amca.
"Oops!"
"Hey sen! biraz daha önüne bakmaya çalışırmısın!"
Neredeyse tüm cüceler ne olduğuna bakmak için arkalarına dönmüşlerdi. Harbormm şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi. Ã?arptığı kişi, Drend Nuggetkiller idi. Az kalsın dengesini kaybedip yere düşecekti! Bir metreden biraz daha uzun, bir gözünde mercek şeklinde gözlük bulunan neredeyse tam bir beyaz sayılabilecek uzun örüklü sakalları vardı. Yeterince açgözlüydü bir cüce için.
Drend anlamsızca homurdanarak yandan hızlı bir şekilde yürüyüp geçti.
"Kolay gele evlat." dedi Ulfgar yandaki tünele dönerken Harbormm' un sırtına vurarak.
Harbomm ise elindeki balta ile en yakındaki cücenin kazdığı yere gitti ve homurdanarak işine başladı....
Harbormm merdivenleri inmeyi bitirdiğinde merdiven kenarında yerde can çekişen ve sızlanan bir cüce gördü.
"İlacımı verrr." dedi yalvarırcasına biraz ötedeki yere düşmüş bir şişeyi göstererek.
Harbormm ihtiyatla şişeyi aldı ve açıp cücenin kurumuş dudaklarına götürdü.
"Ulfgar amca?.." dedi sanki hayret edermiş gibi.
"Ah, ben iyiyim evlat. Sade-ce.. İlacımı almayı unutmuştum.
Harbormm derin bir iç çekti. Ã?ndeki kapıyı açtı, buradan yeterince ses geliyordu. İçeri girip birkaç dakika yürüdükten sonra meşale ışıklarında kazı yapan ve demir döven cücelerin görüntüsüne rastladılar.
"Hey evlat, bu yılki turnuva kazananına çok büyük bir ödül varmış. bazıları onun Ulu Moradin tarafından gömüldüğünü söylüyorlar. Ah gerçektende etkileyici."
"Onu görebilme fırsatın oldu mu amca?" dedi Harbormm şaşırmış bir şekilde.
"Ee-vet evlat. Gerçekten büyüleyiciydi. Kendine ait bir aurası vardı. Gerçek bir usta eli değdiği belli..
Peki sen evlat, onun hakkında ne düşünüyorsun?"
Harbormm sakalını titretti. "Bu yıl o turnuvaya katılıp onu almayı. Geçen seferkine az kalmıştı. Bunun kaçmasına izin vermeyeceğim."
"Höh! Gençler hep böyledir." diye homurdandı Ulfgar amca.
"Oops!"
"Hey sen! biraz daha önüne bakmaya çalışırmısın!"
Neredeyse tüm cüceler ne olduğuna bakmak için arkalarına dönmüşlerdi. Harbormm şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi. Ã?arptığı kişi, Drend Nuggetkiller idi. Az kalsın dengesini kaybedip yere düşecekti! Bir metreden biraz daha uzun, bir gözünde mercek şeklinde gözlük bulunan neredeyse tam bir beyaz sayılabilecek uzun örüklü sakalları vardı. Yeterince açgözlüydü bir cüce için.
Drend anlamsızca homurdanarak yandan hızlı bir şekilde yürüyüp geçti.
"Kolay gele evlat." dedi Ulfgar yandaki tünele dönerken Harbormm' un sırtına vurarak.
Harbomm ise elindeki balta ile en yakındaki cücenin kazdığı yere gitti ve homurdanarak işine başladı....
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Cüce şenlikleri.. 6 yılda bir düzenlenen, cücelerin Tanrı Moradin tarafından kutsal saydıkları bir gündür. Aylar önceden hazırlıklar yapılır. Bu gün, cücelerin tanrısına olan şükran günüdür ve önemi çok büyüktür. Birkaç gün boyunca kazma, kürek bırakılır ve ibadet edilip şenliklere katılınır. Bu yeraltına kapanmış ırkın, en önemli günüdür. Ve bir inanca göre; Tanrı Moradin bu günler boyunca kullarının dileklerini gerçekleştirdiklerine inanırlar.
şenlikler boyunca cüceleri en eğlendirici şey ise; turnuvalardır. Seçilen 20 katılımcı cüce, birbirleri ile yarışarak turnuva gereklerini yerine getirirler. Ve şenlik gününe kadar yarışmada üstünlük gösterenler final turuna çıkmaya hak kazanır. şampiyonlar birbirleri ile dövüşürler ve galip gelene ustalar tarafından yapılmış, en nadide silah, kalkan ya da zırhlar armağan edilir. Savaş sanatına ilgi duyan cücelerin şenliklerde asıl ilgilendikleri de budur zaten.
Görevler ise, seçilen bir Moradin rahibi tarafından belirlenir. Görevi şartları ile yerine getiren cüceler şenlik günündeki çarpışmadan önce düzenlenen bir törende onurlandırınırlar. Tarihlerinde bu yolda hileye başvuran hiçbir cüce görünmemiştir. Bu konu cüceler için yeterince hassasiyetle baktıkları konudur.
Belki de bazı olmayan inançlar ile tanrılarının onları cezalandıracaklarına inandıkları içindir...
şenlikler boyunca cüceleri en eğlendirici şey ise; turnuvalardır. Seçilen 20 katılımcı cüce, birbirleri ile yarışarak turnuva gereklerini yerine getirirler. Ve şenlik gününe kadar yarışmada üstünlük gösterenler final turuna çıkmaya hak kazanır. şampiyonlar birbirleri ile dövüşürler ve galip gelene ustalar tarafından yapılmış, en nadide silah, kalkan ya da zırhlar armağan edilir. Savaş sanatına ilgi duyan cücelerin şenliklerde asıl ilgilendikleri de budur zaten.
Görevler ise, seçilen bir Moradin rahibi tarafından belirlenir. Görevi şartları ile yerine getiren cüceler şenlik günündeki çarpışmadan önce düzenlenen bir törende onurlandırınırlar. Tarihlerinde bu yolda hileye başvuran hiçbir cüce görünmemiştir. Bu konu cüceler için yeterince hassasiyetle baktıkları konudur.
Belki de bazı olmayan inançlar ile tanrılarının onları cezalandıracaklarına inandıkları içindir...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
"Her zaman uyanık, tecrübeli askerlerden oluşan bir ordu.. Cücelerin hayatı sanılandan daha değerlidir. Bu yüzden hata yapmak, başarısızlığa uğramak insan gibi zayıf ırklara mahsus olduğunu öğrenin. Cüceler ise, daha akıllı, dayanıklı, kurnaz ve daha güçlüdür. Dokunduğunu kanatan, vurduğunu kesen silahlarla ve en iyi zırhlar ile donanmış bir cüceden daha tehlikeli bir şey olamaz. Korku; neredeyse hissedilmeyen bir duygudur, eğer yeterince cesur iseniz. Güç; cesarete sahip iseniz gücü de elde edersiniz. Yenilgi; sahip olabileceğiniz en kötü şeydir. Aklınızı kullanırsanız bu hissi yaşamazsınız. Teknik; hayatta kalmanın bir yolu da denilebilir. Rakibinizin zayıflarınızı bulmadan bir çarpışmayı kazanamayabilirsiniz. Yeterince ihtiyacınız olacaktır.
Alacağınız eğitimleriniz sayesinde, her zorluğa karşı üste gelmeniz gerekir. Kim olduğunuzu unutmayın."
Salonun etrafında soldan sağa hizaya girmiş cüce savaşçılarının hizasında ilerlerken bir yandan da konuşmasını bu şekilde sürdürüyordu.
"Kendinizi yeterince güçlü hissediyor musunuz? Bunun için tecrübenizin yeterliliği tatmin edici mi? Her an olabilecek bir savaşa hazır mısınız? Soruları ile karşı karşıya gelmemenizi istemiyorum. Ve bu eğitim sırasında, üstesinden gelemeyeceğiniz zor bir şeyin olduğunu da sanmıyorum." dedi, Dallas Silverender dudak bükerek.
"şimdi dağılabilirsiniz," dedi yüzleri ter ile kaplı, yorgun ifadeli cüceleri süzerken ağırca. "Bugünlük bu kadar yeter."
Cüceler tanrılarına şükreder bir biçimde mırıldanarak dağıldılar. Komutan Dallas" da gittiğinde büyük salonda sadece bir kişi kalmıştı. Salonun ortasındaki savaşan cüce heykeline doğru ilerledi.
Bu, çekicini yere indirmek üzere elini havaya kaldırmış bir cüceydi. Yüzünde ciddi bir ifade vardı. Ã?atık kaşları, gözlerinin ileri doğru bakıyor gibi görünmesini sağlıyordu. Heybetli bir görünümü vardı. Harbormm her ne kadar bu gibi eserlere ilgi duymasa da, bu heykel ona yeterince efsanevi ve göze hitap eden hoş bir görüntüsü olduğunu itiraf etmesini sağlıyordu.
Ã?nünde diz çöktü, selamlarmışçasına gibi başı önüne düştü ve derin düşüncelere daldı.
Bir süre sonra Harbormm, arkasından gelen ayak sesleri ile bir anlık irkilir gibi oldu. Kafasını çevirip baktığında, gelenini Komutan Dallas olduğunu gördü.
Heykele gelince: Bu heykel efsanevi cüce savaşçısı, Dorian Holyhammer" in görüntüsüne ait idi...
Alacağınız eğitimleriniz sayesinde, her zorluğa karşı üste gelmeniz gerekir. Kim olduğunuzu unutmayın."
Salonun etrafında soldan sağa hizaya girmiş cüce savaşçılarının hizasında ilerlerken bir yandan da konuşmasını bu şekilde sürdürüyordu.
"Kendinizi yeterince güçlü hissediyor musunuz? Bunun için tecrübenizin yeterliliği tatmin edici mi? Her an olabilecek bir savaşa hazır mısınız? Soruları ile karşı karşıya gelmemenizi istemiyorum. Ve bu eğitim sırasında, üstesinden gelemeyeceğiniz zor bir şeyin olduğunu da sanmıyorum." dedi, Dallas Silverender dudak bükerek.
"şimdi dağılabilirsiniz," dedi yüzleri ter ile kaplı, yorgun ifadeli cüceleri süzerken ağırca. "Bugünlük bu kadar yeter."
Cüceler tanrılarına şükreder bir biçimde mırıldanarak dağıldılar. Komutan Dallas" da gittiğinde büyük salonda sadece bir kişi kalmıştı. Salonun ortasındaki savaşan cüce heykeline doğru ilerledi.
Bu, çekicini yere indirmek üzere elini havaya kaldırmış bir cüceydi. Yüzünde ciddi bir ifade vardı. Ã?atık kaşları, gözlerinin ileri doğru bakıyor gibi görünmesini sağlıyordu. Heybetli bir görünümü vardı. Harbormm her ne kadar bu gibi eserlere ilgi duymasa da, bu heykel ona yeterince efsanevi ve göze hitap eden hoş bir görüntüsü olduğunu itiraf etmesini sağlıyordu.
Ã?nünde diz çöktü, selamlarmışçasına gibi başı önüne düştü ve derin düşüncelere daldı.
Bir süre sonra Harbormm, arkasından gelen ayak sesleri ile bir anlık irkilir gibi oldu. Kafasını çevirip baktığında, gelenini Komutan Dallas olduğunu gördü.
Heykele gelince: Bu heykel efsanevi cüce savaşçısı, Dorian Holyhammer" in görüntüsüne ait idi...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests