AZALİN 'İN TAHTI(RP Ekranı)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by galadlirim »


"Hellfire..Onun gözündeki delilikle kanla dünyadan intikam isteyen yarı-iblis..Azalinin kanla lanetlediği ..cehennemin nefreti ve acısı..kaos dolu kara kalbiyle Nefret ve Kaosun seçilmişi..Bende bulunmayan yanlarıyla.."


"Bu kaleyi yeniden dirilteceğim,kendim gibi yemin ediyorum Azalin!"
diye uludu Seçilmiş,avatarın kendisine bakmaya cesaret edemeyerek.Azalinin avatarının görüntüsüne bir kez bakması yetmişti.Undead yaşamında olduğundan çok daha hırçındı,ve konuşurken artık Azalinin etkisiyle ve dönüştüğü şey yüzünden çığlıklar atarak konuşuyordu.Karanlığın derinlerine ulaşmaya çalışan sislerin duyulmaz çığlıklarından çok daha uğursuz,Acının bilgeleştirdiği hüznün en son katı,ve aklın dayanamadıklarını savuruşuydu bu ses tonu.Ã?ığlıklar sonunda Seçilmişin emrindeydi ve kendi sesi Ã?ığlığın en mükemmeliydi.

Kapı çarparak açıldığında Hellfireın "Baba"diye seslenmesi hem beklediği hemde beklemediği birşeydi.Aklının birkısmı hala Azaline şükran çığlıklarıyla oluşan dualarıyla bağlıyken diğer kısmı Hellfire ın varlığıyla ilgilydi.Undead soğuk,ölü bedeninin dahi hissettiği Yarı-iblisin değişmeyen sıcak aurasını tanıdığında içindeki öfke sonsuz boyuttaydı.En yakınındaki,en büyük düşmanı Hellfire!Sadece bir erkekten çok daha üstün olduğu kesindi ve ilk başta bu onu herzaman deli ederdi,ve elbette Azalinin Kaledeki tek Seçilmişi olmanın kibirlilğini hep taşımak isterdi dişi drow undead.
"Baban seni bekliyor Hellfire!Ama onu yanlış yerde görüyorsun,belkide Cehennemin dibi daha uygun bir yerdir!"Galadlirim dizleri bükülüyken hiç bakmadan konuşuyordu,daha öncede Azalinle konuşurken Hellfire bu şekilde odaya dalmıştı ve yine aynısı oluyordu!Bu kalede değişmeyen şeylerden ilki belkide bu olacaktı.
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Galadlirim Azalin in yanndan geri seğirmişti.Lanetlenmiş yarıtanrı nefretle onu izlemekteydi.Güçlü bir çığlık daha koyuvermişti demin.

Hellfire tam onun olduğu tarafa yöneldiğinde...

Yarı iblis dev pençeli ayaklarını abartılı biçimde yere bastırıyor ,güçlü hırıltılarla hertaralı yıkık dökük vaziyetteki salonu seyrediyordu.

Taki galadlirim ve azalin avatarını görene kadar.hızla o tarafa doğru koştu.kızıl gözleri alevler gibi yanmaktaydı.tüm kasları kasılmış, burnu hırsla yukarı kalkmıştı.

"BABAAAA!!!" dedi bariton ses tonuyla...galadlirim i duymamış gibiydi...tek düşündüğü Azalin di.Ã?ığlıkların efendisi Azalin di.

"Hellfire..."dedi acı dolu ses...şişler daha bi sert girmişti sanki şimdi bedenine.kesik kesik çıkmaktaydı sesi.
Hellfire sanki tüm irtibatnı kesmişti dünyadan.gözlerini sıkmaktaydı ve derin bir konsantrasyon moduna geçmişti.avatar içinde durum aynıydı.kanayan bedeni ile hellfire a yoğunlaşmıştı.Onunla telepatik temasa geçmişti.

Galadlirim tüm olanları soğuk biçimde izlerken taht odasının dışında lanetlenmiş başkatip derin bir çığlık daha koyuverdi.Kalenin heryanında yankılanan ses onu bir kez daha kendine getirmişti.

Shevarash düşmüşü Azalin kaleye hapsedildiğinde buraya bağlanmıştı ve tüm lanetlenmişler toplanmayana kadar da buradan kurtulamayacaktı.

Lakin şimdi...

Başkatip ruhani bedenini önce bi geri seğirtti.ardından yükselerek kalenin dışına çıktı.

"Bulmalıyım..." dedi derin fısıltı.Başkatip in insiyatifi aslında farkedilmeyecek kadar basit gözükmekteydi. Yine de kalenin en can alıcı noktaları onun emriyle açılırdı.

şimdi laneti üzerinden kaldırması için tek bir şeye ihtiyacı vardı.

Bir koza...

"Zayıf bir beden...sadece zayıf bir beden..."

Başkatip kalenin dışındaydı şimdi.güçlü hortum kalenin oldukça yakınlarında gözüküyordu.dinmeyen fırtına ise ona eşlik etmekteydi.Kapkara topraklar onun hazzını bir kat daha artttırdı.

Hellfire azalin ile yoğun telepatik temasını sürdürürken o da kendi için gerekli zayıf kozayı aramaktaydı.Hellfire yeniden maddesel düzlemi zihninde hissettiğinde ;Başkatip kalenin yakınlarında güçsüz bir beden saydığı birini bulmuştu...

siyah yolcu...Denikron...Hızla onun bulunduğu tarafa yöneldi başkatip.

Hellfire Galadlirim e döndü...
"Kaleyi birlikte yükselteceğiz drow.Baba nın tavsiyesi buydu bana.onu kandıranları bir bir bulup yokedeceğiz.Kendi karanlığımızla diyarlarda hüküm süreceğiz..."

Azalin avatarının gözleri kapanmıştı.Hala yaşıyor- yada acı çekiyor- gibi gözüküyordu.ama Hellfire ile yaptığı konuşma onu haddnden fazla yormuş gibiydi.
Hellfire ın başı yıkık tahtın olduğu taraftaydı.Galadlirim de o yöne baktı.

Bir maske...Azalin in maskesi...

Hellfire hırsla maskeye bakmaktaydı.sonra Baba ya döndü.

"Onu sen kullanacaksın!.." dedi önceki dediğini destekleyen emreder tonuyla...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Bir süre büyücüyle kaos şovalyeleri arasında yaşanan olayları izledi demek şovalyeler yanlışlıkla buraya getirilmişti,halbuki savaşta onlarada ihtiyaç duyulcağı için burda olduklarını düşünüyordu,herneyse olayın bu kısmı onu ilgilendirmezdi.
Tekrar komutan andero konuştuğunda komutanının hersözünü kelimesi kelimesine beynine kazıdı çünkü onun sözleri bu savaşta işine yarıyacaktı.Kara gözlerini kaleye doğru dikerek grupla birlikte yürümeye başladı,Siyah zırhına yağmur damlaları yağmaya başlamıştı bakışlarını yağmura sebep olan uğursuz bulutlara kaldırdı bu yağmur hiçte diğer yağmurlar gibi doğal değildi sanki insanın tenine deydiğine yakıyor gibiydi,Pelerinin şapkasını başına geçirerek hemen komutanın arkasından yürümeye devam etti.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Starfall etrafındaki ilginç olayları şaşkınlık ve hayranlıkla izlemişti. Herkes garip ruh ve bedensel acıyla ilgili bir şeylerden bahsediyordu.

Starfall çok acı çektiği anı hatırladı... KOruması gereken çocukların yanındaydı... Ve karanlık oraya gelmişti. Etleri dökülmüş, kemikleri ortaya çıkmış, paçavra olmuş cüppesinin içinde kırmızı gözleri parlayan korkunç varlığın sevdiği herkesi öldürmek için yetimhaneye geldiğini hatırladı. İçinde korkunç bir endişe ve innaılmaz bir korku vardı.

Kendisinden çok daha güçlü olduğuna emin olduğu korkunç yaratığa bakarken bile zihni parçalanıyordu. Eğer başarısız olursa... uğrunda savaştığı ve günlerce koruyup sevgisini verdiği çocuklar ölecek ya da bu korkunç Lich'in emellerine ait olacaktı.

Kadın "HAYIIIR" diye inleyerek yera yattı. Lich'in dokunuşuyla çektiği acıyı ve umutsuzluğu yeniden hatırladı ve parlayan gözyaşları muhteşem güzellikteki elfin gözlerinden sel gibi aktı. Kadın inanılmaz acısının içinde elindeki yüzüğe kendisini Yeminer'in karanlığından koruyacağını umarak büyüsünü yaptı... *Daylight*
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Efla gözlerini ışıktan dolayı hafifçe koruduktan sonra öfkeyle kalenin duvarlarına yaklaştı...

"Yaşıyor olsan bile sana hizmet etmeyeceğiz Firan..."

Efla gözlerini kapattı ve yere çöktü... "Göster bakalım bana altında neler var..." ve kaotik büyünün transına girdi: Etrafındaki hiç bir şeyi hissetmiyor görmüyor duymuyordu. Belki de herkesi yok edebilecek kadar güçlü bir büyü deniyordu yine... Ama büyünün zevki de zaten burada değil miydi?

Effect: Total Transformation (Toprağı zarar vermeyen yanıcı, boğucu ya da zehirli bir etkisi olmayan ılık bir sise çevirmek DC:20) Area: (Objects Only DC+0) Range: (Close DC+1) Duration: (By Minute DC+10) Casting: (6 round, 36 saniye DC:-6)

Amaç: Kalenin altından duvarın arkasına içeri giren max 50ft. uzunluğuna(15,5 metre) kadar geniş bir tünel yaratmak (toprağı zararsız bir sise çevirerek) ve tünelin 11 dakika boyunca açık kalmasını sağlamak... (DC:25)
Caster check:d20 + 6(cha) + 5(transformation specialization) +11(level)= d20+22 (3 veya üzeri gelmesi lazım)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Efla büyüsünü yaparken etraftaki karmaşaya tamamen kulak tıkamıştı.Sadece ve sadece büyüsüne yoğunlaşmıştı ve kaotik rünleri birbiri ardına sıralarken yerdeki toprakta yavaş hareketle kıpırdayarak oynamaya başlamıştı.

Efla nın tüm bedeni kaos büyüsünün etkisiyle sallanırken elleri havaya anlaşılmaz rünler çiziyordu.Ağzından dökülen büyü sözcükleri etraftaki kaotik gücü yerdeki toprakta topluyordu.


Ve Toprak...

Yerde dengesiz biçimde yukarı aşağı kalkmaktaydı ve dehşet uyandırıcı biçimde katı formunu değiştiriyordu...

Kaos lejyonu olan biteni izlemekle yetinirken diğer bir tarafta başka bir büyü daha harekete geçmişti...

Raiszhell in büyüsü...

Denikron son sözlerini söylemesiyle beraber ayaklarının yerden yükseldiğini farketti.Cüppesi havada hoyratça uçuşurken göğsünden sızan kızıl ışık her yanı sarmaya başladı.

Diğer bir taraftan Efla tamamen büyüsüne konsantre olmuştu ve başka hiçbir şeyi görmemekteydi.Yerdeki toprak sis formuna geçip kalenin altına doğru ilerlerken Efla kaos tan çektiği bu muhteşem gücün etkisiyle neredeyse sarhoş gibiydi...

Denikron un göğsünden yayılan ışık gitgide daha da güçlü biçimde parlamaya başlamıştı...Arttı ...arttı.... ve arttı...

Ardından kızıl huzmeler dört bir yana yayılmaya başladı.Havada parabolik yaylar çizerek kaos lejyonu askerlerinin üzerine odaklandı.

Denikron un çektiği acı ise inanılmayacak boyutlardaydı artık.Kaburga kemikleri göğsüne iyice bastırıyor.Tüm lanetini ona aşılıyordu sanki.İleri geri hareket eden kemikler şiddetle Denikron un bedenine batmaya devam ediyordu.Etrafında oluşan büyü dalgası ise onu havada dönel biçimde uçurmaktaydı.

-----------------------------------xxxXxxx-----------------------------------

Malhevian ın çene kemiği kasılmıştı.Başını hafifçe yana yatırmış Andero yu izlemekteydi.Kızıla bulanmış bedeni içinde habis biçimde seçilmişi izliyordu Yıkım rahibi barbar...Sonrasında ise üzerine çöken amansız yorgunluk onu geri seğirtti...Yine de Andero nun yanından ayrılmamıştı.

Ve artık daha büyük bir efretle doluydu Andero ya karşı...

Günün biri gelipte boynunu kendi yanına yaklaştırmayı denerse hiç üşenmeden o boyunu kesecekti ve kanından tadacaktı katliamın elinin...

Ardından arkasını döndü...geri doğru hareketlendi.Bu sırada Kara cüppeli başbelasının yerden yükseldiğini gördü.
"Kaos efendisi, yıkımın lordu sen bizi koru, bizi kaos ile kutsa, ve katliam için bize güç ver"

-------------------------------------xxxXxxx-------------------------------------

Efla nın büyüsü neredeyse bitmek üzereydi.Ã?nündeki toprak geniş biçimde yarılmış gibi görünüyordu ve onun yerini sis bulutları kaplamıştı.aynı şekilde sis topluluğu kalenin içine kadar devam etmekteydi.

Aynı şekilde Denikron un bedeni de acı içinde kavrulurken kızıl ışık Dhamon Malhevian Shiel Elesia Xeyna Krayns Reda ve Emrahab üzerinde toplanmıştı.Olan biten hakkında hiçbir fikirleri yoktu ve ilk anda kızıl ışıktan kurtulmaya çalışmayı deneyenler oldu.

Faydasız!

Işık huzmesi altılının etrafını sararken altısının da verdikleri tepkiler sonuçsuz kaldı.Onları ellerinden ayaklarında boyunlarından sarmalayan kızıl ışık huzmesi Efla tam büyüsünün son sözlerini de sarfederke altılıyı hiç bilinmeyen bir yere gönderdi!

Efla nın yaptığı büyüyle toprak sis formunu almıştı ve Efla nın tahminlerine göre Kalenin içersine kadar uzatılmıştı.

Ancak büyücü arkasını döndüğünde kaos lejyonunun geri kalan kısmının ortalıkta olmadığını gördü.Etrafı lanetlercesine izlemekteydi.Yanında kalanlar ise Andero ,Liraxle , Starfall ve Thor dan ibaretti...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Xeyna_Inferno
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 293
Joined: Thu Mar 03, 2005 10:00 am
Location: Sosaria...
Contact:

Post by Xeyna_Inferno »

Efla' nın bir büyüye başlamış olduğunu gördü. Kendini büyüsüne öyle kaptımıştıki adeta sarhoş olmuştu.

Xeyna kara cübbeli büyücünün havaya yükselmeye başladığını farketti. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Kollarındaki acı ona işkence ediyordu. Kızıl bir ışığın erafını sargığını gördü ve kurtulmak için ileri atıldı. Ama nafile kurtulamamıştı. Bir anda gözleri karardı, ayakları yerdne kesildi. Bir boşluğa düşüyordu sanki. Sonsuz bir boşluğa...
İsim : Xeyna Inferno
Irk : İnsan
Sınıf : Fighter
Favori Silah: Katana
Boy : 1.82
Kilo : 60
Yaş : 28
Yönelim : Choatic Evil
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

shi'el'Elesia etrafında oluşan ışık huzmesinin bir büyü olduğunu anladı. Derin nefes aldı ve kendini bıraktı...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero askerleri süzerken aynı anda yan bakışlarla hortumun yaklaşmasını seyrediyordu. Onlara doğru yaklaşan koca tehlike kendini rahatsız hissetmesine neden oluyordu. Bunun yanında Malhevian'ın davranışına karşı hissettiği sinir bedeninde hala tazeydi. Andero, derin soluyordu. Daha neler yapmalıydılar? Lanet olsun, bir hortuma kapılıp ölmek için mi gelmişlerdi buraya?

O an sol yanından gelen gün ışığı onu şaşkına uğrattı. Refleksif olarak sol pençesiyle gözüne o yönü örtecek bir siper yaptı ve yine refleksif olarak bel bölgesinden sağına doğru eğildi. Bu da neydi böyle? Bu topraklarda gün ışığının işi neydi?

Işık biraz zayıflamaya başlayınca, belki de sadece gözü alışmıştı, tekrar doğruldu ve o yöne baktı. Işık, yarı meleğin parmağından geliyordu. "Bu iğrenç yaratık ne yapıyor böyle?" diye düşündü kendi kendine.

O sırada gözüne yere çökmüş ve büyü transına geçmiş gibi görünen Efla çarptı. Kardeşi, ellerini yere bastırmış, Andero'nun anlayamadığı sözler söylüyor, nadiren elini kaldırıp toprağın üzerinde, havaya, karmaşık rünler çiziyordu. Andero Efla'nın ne yaptığını merak eder buldu kendini. Acaba dostunun aklına ne gelmişti bu sefer? Toprak yavaş yavaş silikleşmeye ve dağılmaya başlıyordu? Efla ne yapıyordu?

Efla büyüsüne devam ederken kulağına çok ama çok hafif de olsa, şu yerde yatan sefil büyücünün sesleri çalındı. Neler diyordu bu böyle? E artık bu kadarı da fazlaydı. Andero katana ve wakizashisini çekti ve kılıçlarını çekerken büyücüye doğru ilerlemeye başladı.

O anda büyücünün sesleri çığlıklara, feryatlara ve acısını yansıtmaya çalışan figanlara dönüştü. Büyücü yavaşça yükselmeye başlıyordu. Göğsündeki kırmızı taş... Parıl parıl... Hatta daha da parlıyordu. Andero bir iki adım geri çekildi. Doğasını anlayamadığı bir şeyle savaşmaktan nefret ediyordu. Katanası karnı hizasında yere paralel şekilde, wakizashisi ise boynu hizasında yere paralel bir şekilde durmak üzere savaş pozisyonu aldı.

Ama ortada savaşılacak bir şey yoktu. Taşın artan kızıllığı demetlere bölünmeye başladı. Kızıl ışın demetleri taştan fırladı ve kaos lejyonu askerlerini hızla sardı. Işın demeti, Andero'ya dokunmamıştı. Kılıçlarının buna karşı kendisine hiçbir fayda sağlamayacağını biliyordu ama yine de bir savaşçı içgüdüsü olarak onları hazır tutuyordu.

Ve sonunda... Işık huzmesinin sardığı adamlardan hiçbiri kalmamıştı... Sadece Efla, kendisi, yarı melek, boyuttaki asker ve drow... Sadece onlardı şu an kalenin önünde bu ölüm dolu topraklarda duranlar.

Andero pelerininin hoyratça dalgalanmaya başladığını hissetti. Arkasını dönüp baktığında hortumun iyice yaklaştığını gördü. Acele etmeliydiler. Diğerlerinin nerede olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu ama kalanların burada daha fazla durmaması gerektiğini adı gibi biliyordu.

Efla'ya baktı. Kaosun Gözü yavaşça ayağa kalkıyordu. Ã?nünde, geniş bir tünel vardı. O an, Efla'nın ne düşündüğünü anladı. Andero'nun aklına kaleye üstten girmek gelmişti ama rüzgar ve hortum yüzünden bu fikri hemen bir kenara atmıştı. Kaleye alttan girmek... İşte bunu hiç düşünmemişti.

-Artık hız zamanı. ACELE EDİN! diye bağırdı fırtınanın kakafonisi içinde ve elinde silahları, herhangi bir şeye karşı olabildiğince tetikte, hızla tünele girdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Efla zihnine saldıran ve vücudunu yaralayan kaosun korkunç kuvvetiyle sarsılmıştı. Zihnindeki acı ortadan yokolurken dişlerini sıkarak etrafındaki askerlerin yokoluşuna öfke duydu.

"NE YAPIYOR BU PEYGAMBER! BAşKA BİR TANRININ İSTEDİKLERİNİ Mİ YAPACAğIZ? APOCALYPSE BUNU DUYARSA...!"

Efla bir an kalp atışlarını işitti. İhanetin ne kadar büyük bir acıyla cezalandırıldığını sadece o bilebilirdi. Elindeki yüzüğe baktı... Yüzüğün ötesine baktı... Korkunç iblis oradaydı... Umutla nefretle öfkeyle çıkışın bir yolunua rıyordu. Hiç durmadan küfürler ediyor hiç durmadan kendini paralayıp parçalayarak sonsuz hapishanesinden kaçmanın bir yolunu arıyordu...

Efla'ya müthiş güçler vaat ediyor, onu serbest bırakması için yalvarıyor ve ona tehditler savuruyordu... Efla yüzüğün etkisinden zihnini çekip kurtulduğunda, normal bir ölümlünün bunu asla yapamayacağından emindi...

Büyücü kendini Kaos'un zihnine oynadığı bu oyunlardan hızla kurtararak kendi kontrolünü sağladı. Eliyle tüneli gösterdi... "Kale'nin öbür tarafına çıkması gerekiyor ama dikkatli olmalıyız... Bu kale henüz gizemlerinin birazını bile bize göstermedi..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Ã?ömeldiği yerden kalkmaya çalışırken etrafını kırmızı bir ışık huzmesinin sardığını farketti,içinden marifetli küfürler ederek sinirle el kol hareketli yapıyordu kırmızı ışıktan kurtulmak için.Ama işe yaramıyordu,sonunda kendini bıraktı sanki ayakları yerden kesiliyordu ve artık bu duyguya yabancı değildi yine bir büyünün ortasına düşmüş olmalıydı,bu daha ne kadar sürücekti böyle ?bu yüzden büyülerden hoşlanmamaya başlamıştı zaten pek ilgilide değildi.
Büyü bittiğinde -en azından öyle olduğunu varsayıyordu-acaba nerede belirecekti.Zaten herşey anlık oluyordu bir yerdeyken kendini başka bir yerde buluveriyordu,yinede kendini en kötüye hazırladı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Grubun kalan kısmını süzdü. "Takip edin!" dedi emredici bir ses tonuyla.

Andero'nun ardından tünele girdi. Grubun diğer kısmıyla ayrılmış olmalarına rağmen, Firan'a boyun eğmediğinden dolayı kendini tatmin olmuş hissediyordu. Ve işte sonunda kaleye giriyorlardı. Tabii süprizler, her zaman onlarla karşılaşılabilirdi. Ama artık şaşırmamayı öğrenmiş sayılırdı. Sadece doğru olanı yapması gerekecekti. Ve elinde olan birkaç askeri...

Lejyonun büyük kısmı Peygamberle gitmişti. Onların en büyük kozu ise iki seçilmiş bir arada olmalarıydı. Tabii bir de şu yarımkan... Söylendiğine göreiblislerle savaşma konusunda deneyimi varmış.

"Zamanı geldiğinde göreceğiz." diye düşündü. Bazı öğretiler geçmişte de kalsa doğruydular. Lordunun öğretileriyle çelişmediği sürece...Büyücünün zihni ise şimdiye kadarki deneyimlerindenen akıllıca olabilecek şeyi seçiyordu. Aklı böyle yapması gerektiğini söylüyordu. Zaten ahmaklığa tahammül etmezdi efendisi.

Sis formuna çevrilmiş toprağın içinde ilerlerken Andero'yu takip etmeye çalışıyordu. Ve elindekileri tekrar değerlendiriyordu.

O kara cübbeli de onlarla gitmişti. Ve tabii akik taş da. Buna üzülmemeliydi belki de... Taşın gücü hala Azaline aitti besbelli. Belki sadece onları yanıltmaya yarayacaktı. Ã?yle ya da böyle gitmişti. Bunu düşünmek de pek anlamlı değildi. Büyücünün ona verdiği sözü tutup tutmayacağını merak etti. Aslında pek ummuyordu tutacağını ama bir başbüyücüye verilen sözün tutulmaması pekala cezalandırılabilirdi. o zaman yüzünde kurnazca bir gülümseme yandı. Gözleri parladı adeta. Fakat sonra yokoldu.

Ellerinde hiç rahip ya da rahibe de yoktu. Lordunun kutsal güçleri işe yarayabilirdi kuşkusuz fakat kendisine bahşettiği güçle de pekala pek çok şeyi gerçekleştirebilirdi. Eski dostu... Onla birçok defa mücadele etmişlerdi. Ve beraber girdikleri mücadeleden daima kazanarak çıkmışlardı. Ve bu girdikleri son mücadele olmayacaktı...

Zihni herzamanki gibi karışıktı. Bu onun düşünme yöntemiydi. Askerler, olasılıklar, tehlikeler, yüzük, yüzükteki iblis, yüzüğün gücünü kullanmak... Hala dikkat edebiliyordu ama. Zihni buna alışmıştı bir süredir.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne çapulcunun kendisine hakaret eden sözlerini dinledi.Demek içeriye giriş anahtarı oydu.Ama her ne olursa olsun bu çapulcuya sözlerini ödetecekti.İçindeki öldürme dürtüsü üst düzeye çıkmıştı bu sırada etrafında hissettiği büyü enerjisi kırmızı bir ışıkla bütünleşmişti.
Brenne için ilk önce sesler birbirine girmeye başladı,görüntüler yavaş yavaş bulandı.Bütün şekiller eğrildi ve Brenne nin tüm duyuları karıştı.Tıpkı bir boyut kapısından geçerken hissedilenler gibi,Brenne'de de her türlü kavram birbirine girdi.
Nereye gittiğini bilmiyordu ama bunu kimin yaptığını tahmin edebiliyordu.Albino...O lanet olası albino ve bekçi köpeği Hellfire.Zihnini boşaltmaya ve yüzleşmeyi umduğu ilk düşman için büyülerini hazır etmeye çalıştı.
Sesler ve görüntüler yeniden bir düzene girmeye başlamıştı.İşte yolculuk sona eriyordu.Sanki suyun altından yüzeye çıkıyordu Brenne.Işık kırılımını düşürüyor sesler daha bir anlam kazanmaya başlıyordu.Brenne şimdi etrafını algılamaya,muhtemel düşmanlarını görmeye çalışıyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Zaman...

Mekan...

Görev...

Denikron un gövdesini yararcasına etrafı kıpkızıl ışığa boğan akik taşı Dhamon Malhevian Shiel Elesia Xeyna Krayns Reda ve Emrahab ı Azalin in kalesine çekmişti.

yedili ne olduğunu anlayamadan ve tepki bile veremeden büyünün etkisi altında kalmış ve kalenin hiç bilinmeyen bir noktasında kendilerini bulmuşlardı.


Soğuk zemin ayaklarının altlarındaydı şimdi.yedisi de kendilerini yerden 1,5 metre kadar yüksekte havada bulmuşlardı.Kızıl ışık huzmeleri onları bıraktığı ada yere düştüler ve yarı çatlak ıslak ve soğuk zeminle buluştular.

İlk kendine gelen Dhamon Brenne olmuştu.Islanan cüppesinin kalarını hafifçe üzerine aldı.Başını kaldırdı ve etrafı izlemeye koyuldu.

bir odadaydılar evet bir oda.Fazla büyük sayılmazdı.tavandan düşen kaya ve toz parçaları odanın orta kısmında ufak bir tepelik oluşturmuştu.İleride ise kırık bir masa çürümüşlüğüne mahkum şekilde durmaktaydı.

Zemin yer yer çatlamış ve oluklar suyla dolmuştu.Odanın geri tarafı 5 10 santim suyla çevrelenmişken kapıya yakın olan kısmı kuru vaziyetteydi.

Birazdan diğerleri de kendilerine geldiler.Bu sırada Dhamon ayağa kalkmıştı.Etrafına baktığında Denikron Malhevian Shiel Elesia Xeyna Krayns Reda ve Emrahab ı görmüştü.

Peki ya diğerleri nerdeydiler?Ve asıl soru.

Kendileri nerdeydiler...

Buna verilecek cevap ise pekte uzun zaman almayacaktı...Zira önlerinde ki kırık kapının ilersinde dev bir salon durmaktaydı.

Etraf ise oldukça karanlıktı...Loş ortam tiksindirici biçimde rutubet ve ceset kokuyordu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Hükümlü
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1548
Joined: Mon Jun 09, 2003 5:31 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Hükümlü »

Emrahab daha önce hissetmediğini sandığı acılarla kıvranmıştı. O bunları daha önce hiç bilmemişti, onun bildiği tek acı fiziksel acıydı ama bu çok çok farklıydı ve korkutucu biçimde tanıdıktı! Zihni acıyordu sanki, saplanmış onca kılıçtan, oktan çok daha feciydi bu!!!
Güneşe asla çıkmamalıydı!! Neydi güneşle alıp veremediği...
Acı...gülmeye çalışıyordu...bunu salmaya yok etmeye...gülüp eğlenmek istedi; ama dudakları kıvrılmıyordu...
Elleri başının üstünde, yere çömelmiş sallanıyordu sadece, elinden bir tek bu geliyordu - çığlık atmak dışında-
O sırada sert bir zemine düştü, işte kafasını dağıtmak için bir şanstı bu. Hem de çok güzel bir şans. Yavaş yavaş ayağa kalkarken kendi kendine sanki ilk defa gülüyormuşçasına kikirdedi, alışmaya çalışıyor gibiydi...
Ceset kokusundan burnunu buruşturdu...
"Burası...off...nereden geliyor bu koku böyle!!!" tekrar gülmeye başladı ama o görüntüler aklından gitmiyordu...o tilki!!! evet evet bir tilki...başını şiddetle salladı düşünceleri savmak için...sonra cümlesine devam etti hafif hafif gülerken

"BUrada sanırım çok güzel bir parti yapılmış...ama merak ediyorum kim?" Ã?ıngırakları büyük odada yavaş yavaş sesler çıkarıyordu o yürürken...grubun bir kaç adım önüne geçti
"Çok güzel oldu di mi?" dedi heyecanla "hani böyle her yer sessiz benim seslerim geliyo falan...çok nası desem..."sonra etrfaındaki yüzlere baktı ve kikirdeyerek sustu...kendi kendine konuşmaya başladı...
"Acaba diyorum...bu kokular..." cesetlerden birinin yanına gitmeye karar verdi daha sonra...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests