YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Brenne karşısındaki askerin reveransını izledi.Kaos lejyonu gitgide büyüyordu,tabii ki bu da bazı karışıklıklara neden olabiliyordu.İşte karşısında yeni bir asker ve ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Aslında bu askeri kendisi için ayırabilirdi,kendi özel hizmetine tahsis edebilirdi.Ama yakın zamanda çıkacağı önemli yolculuk aklına gelince yapması gerekenin bu adamı diğer savaşçıların yanına göndermek olduğunu düşündü.
-Senin yerin komutanının yanıdır er! şimdi şu koridoru takip et ve merdivenlerden aşağı in!
İçindeki kaos seni kapıya götürecektir.Kaosun diğer askerleri ve komutanını orada bulacaksın!şimdi yolumdan çekil seni sefil!
Brenne sözlerini tamamladı ve adamın yanından geçti.Kan havuzunun yanına gelmişti ki havuzun fokurdaması ve içinden çıkanları gördü.Gerçekten zayıf görünüyorlardı...
-Yarımkan!Nereye gittiğini sanıyorsun ve siz ayağa kalkın hemen!
-Senin yerin komutanının yanıdır er! şimdi şu koridoru takip et ve merdivenlerden aşağı in!
İçindeki kaos seni kapıya götürecektir.Kaosun diğer askerleri ve komutanını orada bulacaksın!şimdi yolumdan çekil seni sefil!
Brenne sözlerini tamamladı ve adamın yanından geçti.Kan havuzunun yanına gelmişti ki havuzun fokurdaması ve içinden çıkanları gördü.Gerçekten zayıf görünüyorlardı...
-Yarımkan!Nereye gittiğini sanıyorsun ve siz ayağa kalkın hemen!
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Malhevian, yarı baygın bir şekilde ilerlerken, kan havuzunun bulunduğu odaya biri daha girdi, öyleki bu adamda sezdiği güç, yarı şeytan'ın irkilerek kendine gelmesine sebep olmuştu, yavaşça ürkek bakışlarını bu adama çevirdi..
Yarı şeytan kolay kolay saygı sunmazdı, bu onun tarzı değildi.. ama bu adamda sezdiği kuvvet normalin ötesindeydi, kısa bir sürelik tereddütün ardından Malhevian dizlerinin üzerine çökmüştü bile, bakışlarını yerde hemen önündeki bir noktaya sabitlemişti..
"Benim adım Malhevian efendi, buraya ilk geldiğimde siz burada değildiniz"
sonra yarı şeytanın bakışları tekrar bu anormal görünen adama döndü, ikisinin de aynı yolda yürüdüğünü anlayabiliyordu yarı şeytan, bu adam Kaos'un soluk ışığı ile parlıyordu.. sözlerini dikkatli seçmesi gerekliydi..
"Buradan Kaos için ayrıldık, ve Kaos'un kudretli efendisinin çağrısı ile geri geldik.."
Son sözlerini söylerken yarı şeytan, bakışlarını adamdan ayırmadan yavaşça ayağa kalkıyordu..
Yarı şeytan kolay kolay saygı sunmazdı, bu onun tarzı değildi.. ama bu adamda sezdiği kuvvet normalin ötesindeydi, kısa bir sürelik tereddütün ardından Malhevian dizlerinin üzerine çökmüştü bile, bakışlarını yerde hemen önündeki bir noktaya sabitlemişti..
"Benim adım Malhevian efendi, buraya ilk geldiğimde siz burada değildiniz"
sonra yarı şeytanın bakışları tekrar bu anormal görünen adama döndü, ikisinin de aynı yolda yürüdüğünü anlayabiliyordu yarı şeytan, bu adam Kaos'un soluk ışığı ile parlıyordu.. sözlerini dikkatli seçmesi gerekliydi..
"Buradan Kaos için ayrıldık, ve Kaos'un kudretli efendisinin çağrısı ile geri geldik.."
Son sözlerini söylerken yarı şeytan, bakışlarını adamdan ayırmadan yavaşça ayağa kalkıyordu..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
DIKKAT!: BU MESAJ 18 YAş ALTINDAKİ KİşİLERİ RAHATSIZ EDEBİLECEK İÃ?ERİK TAşIYABİLİR. EğER şİDDET KONUSUNDA HASSAS BİR KİşİLİğE SAHİPSENİZ BU MESAJI OKUMAKTAN KAÃ?ININIZ...
Andero küçük binanın önüne geldiğinde içeriden hafifçe seslerin geldiğini duydu. Kaşları çatıldı. Bu seslerde neydi? Bunu pek normal bulmamıştı. Canı sıkıldı bir an? Neler oluyordu içeride ondan habersiz? Bunu öğrenmenin en iyi yolu içeri girip bakmaktı.
İnsan topluluğunun bulunduğu yöne göre evin ters tarafına geçti ve duvarda geçebileceği kadar bir delik açarak hızla içeri girdi ve ardından açıklığı kapattı.
Gördüğü manzara karşısında çok şaşırmıştı. Soytarı, ona yapacaklarını anlatmıştı ama bunun şimdi olacağını tahmin etmemişti Andero. "Lanet!" diye düşündü. Neyseki buradan ayrılacaklardı.
Ã?ocukların korkmuş gözlerini büyük bir hevesle ona çevirdiklerini gördü. Bu gözlerde, derinlerde umut vardı. Andero bir an geri durdu. Nedeni neydi bunun? Sonra aklında şu an üzerinde bulunan illüzyon geldi. Bu ortama onun şu an göründüğü gibi görünen birinin girmesi elbetteki bu çocuklarda ufak bir umut yaratacaktı. Saçmalık...
Askerin sıraladığı çocuklardan ona yakın olan üç tanesi fırlayıp yanına gelmişlerdi. Gözlerinden akan yaşların fazlalığını rahatça görebiliyor ve kalplerindeki korkunun sınırsızlığını kolayca hissedebiliyordu.
Ã?ocuklar, Andero'yu askerle aralarına almış pelerinini çekiştiriyorlardı. Katliamın eli damarlarında sinirden kabaran kanın çekici tadını rahatlıkla alabiliyordu. Yüzüne hafif bir sırıtış yayıldı. Çok kısa bir an içinde illüzyondan sıyrıldı ve olduğu şekle büründü. Pençeleri ellerinde sertçe kasılıyordu. Ã?n taraftaki çocuklar bir yarı iblis görmüş olmanın veridiği dehşetle kendilerini uzak duvara doğru geri çekmişlerdi ve korkuyla karışık ağlamaları arasında sinmişlerdi.
Andero'nun arkasında duran çocuklar, pelerinden dolayı neler olduğunu anlayamamışlardı. Andero hızla arkasına döndü ve pençelerinden birini küçük çocuklardan birinin karnına soktu ve yavaşça yukarı doğru çekerken diğer pençesiyle başka bir küçüğün boynuna, soluk borusunu yaracak şekilde hafifçe bir kesik açtı. Pençesini geçirdiği çocuk kaskatı kesilmiş bir suratla eğdiği pençesinden hafifçe yere doğru sıyrılırken, diğer çocuk sırtüstü yere düşmüş ve acı çekerek ölümüne doğru kıvranan ve sürünen adımlarla ilerliyordu.
Bunlar olurken diğer çocuk yaşadığı ani şok ve korkuyla Andero'nun yanından geçip diğer çocuklara ulaşmak için fırlamıştı ama Andero daha hızlı davranmıştı. O ana kadar pelerininin gizlediği kanatlarını açtı ve çocuk sağ kanadına çarparken kanadını şiddetle ileri savurarak çocuğu geri fırlattı. Geri fırlayan çocuk sertçe duvara çarptı. Bunu gören Andero hızla ileri atıldı ve dişlerini çocuğun küçük boynuna geçirerek çenesini kapayıp hızla geri çekti. Ã?ocuk, parçalanan boynundan akan kanlar içinde yere yığılırken Andero doğrulmuş ve ağzının kenarlarından akan kanı siliyordu. Bunca şey o kadar kısa bir zamanda olmuştu ki... Andero şu insanlarla yaptığı konuşmalarda sakladığı sinirin bir kısmının boşaldığını hissetti.
Andero kırmızı gözlerini komutana ve askere çevirdi ve ardından kalan çocukları gözden geçirdi. Ã?ocuklar korkuyla birbirlerine yapışmıştı. Gözlerini soytarıda sabitledi.
- Ã?ocukları burada bırak ve askeri de yanına alıp beni takip et. dedi.
Tekrar illüzyonuna büründü ve arkasına dönerek çocuk cesetlerinin yanından geçerek girdiği duvara gitti ve oradan dışarı çıktı. Ã?ıkar çıkmazda, seslerin dışarı çıkmaması için duvarı hızla kapattı. Soytarıyla askeri beklemeye başladı.
Andero küçük binanın önüne geldiğinde içeriden hafifçe seslerin geldiğini duydu. Kaşları çatıldı. Bu seslerde neydi? Bunu pek normal bulmamıştı. Canı sıkıldı bir an? Neler oluyordu içeride ondan habersiz? Bunu öğrenmenin en iyi yolu içeri girip bakmaktı.
İnsan topluluğunun bulunduğu yöne göre evin ters tarafına geçti ve duvarda geçebileceği kadar bir delik açarak hızla içeri girdi ve ardından açıklığı kapattı.
Gördüğü manzara karşısında çok şaşırmıştı. Soytarı, ona yapacaklarını anlatmıştı ama bunun şimdi olacağını tahmin etmemişti Andero. "Lanet!" diye düşündü. Neyseki buradan ayrılacaklardı.
Ã?ocukların korkmuş gözlerini büyük bir hevesle ona çevirdiklerini gördü. Bu gözlerde, derinlerde umut vardı. Andero bir an geri durdu. Nedeni neydi bunun? Sonra aklında şu an üzerinde bulunan illüzyon geldi. Bu ortama onun şu an göründüğü gibi görünen birinin girmesi elbetteki bu çocuklarda ufak bir umut yaratacaktı. Saçmalık...
Askerin sıraladığı çocuklardan ona yakın olan üç tanesi fırlayıp yanına gelmişlerdi. Gözlerinden akan yaşların fazlalığını rahatça görebiliyor ve kalplerindeki korkunun sınırsızlığını kolayca hissedebiliyordu.
Ã?ocuklar, Andero'yu askerle aralarına almış pelerinini çekiştiriyorlardı. Katliamın eli damarlarında sinirden kabaran kanın çekici tadını rahatlıkla alabiliyordu. Yüzüne hafif bir sırıtış yayıldı. Çok kısa bir an içinde illüzyondan sıyrıldı ve olduğu şekle büründü. Pençeleri ellerinde sertçe kasılıyordu. Ã?n taraftaki çocuklar bir yarı iblis görmüş olmanın veridiği dehşetle kendilerini uzak duvara doğru geri çekmişlerdi ve korkuyla karışık ağlamaları arasında sinmişlerdi.
Andero'nun arkasında duran çocuklar, pelerinden dolayı neler olduğunu anlayamamışlardı. Andero hızla arkasına döndü ve pençelerinden birini küçük çocuklardan birinin karnına soktu ve yavaşça yukarı doğru çekerken diğer pençesiyle başka bir küçüğün boynuna, soluk borusunu yaracak şekilde hafifçe bir kesik açtı. Pençesini geçirdiği çocuk kaskatı kesilmiş bir suratla eğdiği pençesinden hafifçe yere doğru sıyrılırken, diğer çocuk sırtüstü yere düşmüş ve acı çekerek ölümüne doğru kıvranan ve sürünen adımlarla ilerliyordu.
Bunlar olurken diğer çocuk yaşadığı ani şok ve korkuyla Andero'nun yanından geçip diğer çocuklara ulaşmak için fırlamıştı ama Andero daha hızlı davranmıştı. O ana kadar pelerininin gizlediği kanatlarını açtı ve çocuk sağ kanadına çarparken kanadını şiddetle ileri savurarak çocuğu geri fırlattı. Geri fırlayan çocuk sertçe duvara çarptı. Bunu gören Andero hızla ileri atıldı ve dişlerini çocuğun küçük boynuna geçirerek çenesini kapayıp hızla geri çekti. Ã?ocuk, parçalanan boynundan akan kanlar içinde yere yığılırken Andero doğrulmuş ve ağzının kenarlarından akan kanı siliyordu. Bunca şey o kadar kısa bir zamanda olmuştu ki... Andero şu insanlarla yaptığı konuşmalarda sakladığı sinirin bir kısmının boşaldığını hissetti.
Andero kırmızı gözlerini komutana ve askere çevirdi ve ardından kalan çocukları gözden geçirdi. Ã?ocuklar korkuyla birbirlerine yapışmıştı. Gözlerini soytarıda sabitledi.
- Ã?ocukları burada bırak ve askeri de yanına alıp beni takip et. dedi.
Tekrar illüzyonuna büründü ve arkasına dönerek çocuk cesetlerinin yanından geçerek girdiği duvara gitti ve oradan dışarı çıktı. Ã?ıkar çıkmazda, seslerin dışarı çıkmaması için duvarı hızla kapattı. Soytarıyla askeri beklemeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
-
_Nightfall_
- Kullanıcı

- Posts: 297
- Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Liraxle bu sozleri duyar duymaz kafasını eğdi ve gitmeye hazırlanıyorken efendisinin başka biriyle konustuğunu gordu arkasını döndü ve onundeki manzara karsısında soka uğradı kanlar içindeki sacaşcılar ve bir yarı-iblis dikkati o yöne dağıldı ve efendisinin arkasından gitti...
Belkide bu yarı-iblisle diğerleri onun ilerdeki yol arkadaslarıydı...
kulak kabarttı ve konusulanları dikkatle dinlemeye başladı...
Belkide bu yarı-iblisle diğerleri onun ilerdeki yol arkadaslarıydı...
kulak kabarttı ve konusulanları dikkatle dinlemeye başladı...
Artık insafsız olun... Gazap için... Yıkım için... Kızıl bir şafaga...<br><br>Değişik bişey isteyen <a href="http://s2.gladiatus.com/game/c.php?uid= ... IKLASIN</a>...
Brenne başka bir yaşam gücü hissediyordu,yakınlarda.Kendi ölemeyen varlığı yaşayanlara karşı hassastı.Hızla o tarafa döndüğünde karşısında gördüğü biraz önceki er idi.Hala buradaydı ve büyük bir cüret ile konuşulanları dinliyordu.Bu durum hem emre itaatsizlik hem de Brenne'ye karşı çıkış idi.
-Sen!Hemen buraya gel ve önümde diz çök!
Brenne gerçekten çok sinirlenmişti.Kan havuzunun iki yanındaki ölüm şövalyelerinin gözleri bu tarafa dönmüştü!Cücenin işçiliğinden gelen sesler kesilmiş gözleri bu tarafa dönmüştü.
-Sen!Hemen buraya gel ve önümde diz çök!
Brenne gerçekten çok sinirlenmişti.Kan havuzunun iki yanındaki ölüm şövalyelerinin gözleri bu tarafa dönmüştü!Cücenin işçiliğinden gelen sesler kesilmiş gözleri bu tarafa dönmüştü.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
_Nightfall_
- Kullanıcı

- Posts: 297
- Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Liraxle bunu duyar duymaz emre itaat etti..
hızlıca koştu ve insanın onunde diz coktu....
''özür dilerim efendim emrinize itaatsizlik yapmak istmezdim... sizin, benim bu hatamı affetmeniz için hayatımı ortaya koyuyorum''diyip başını öne eğdi
hızlıca koştu ve insanın onunde diz coktu....
''özür dilerim efendim emrinize itaatsizlik yapmak istmezdim... sizin, benim bu hatamı affetmeniz için hayatımı ortaya koyuyorum''diyip başını öne eğdi
Artık insafsız olun... Gazap için... Yıkım için... Kızıl bir şafaga...<br><br>Değişik bişey isteyen <a href="http://s2.gladiatus.com/game/c.php?uid= ... IKLASIN</a>...
DIKKAT!: BU MESAJ 18 YAş ALTINDAKİ KİşİLERİ RAHATSIZ EDEBİLECEK İÃ?ERİK TAşIYABİLİR. EğER şİDDET KONUSUNDA HASSAS BİR KİşİLİğE SAHİPSENİZ BU MESAJI OKUMAKTAN KAÃ?ININIZ...
Soytarı Andero geldiğinde olabildiğine kahkaha atıyordu; ama kahkahası adamın gelişyile son buldu...sessizce içinde büyük bir nefretle izledi onun için inanılmaz değerli olan çocukları tek tek katletmişti Andero...sıktığı yumrukları sinirden titredi soytarının. derhal bir çocukları içine tıkşması için bi kafes yaptı ve hiç konuşmadan tek tek hepsini içeriye itti daha sonrada bir süre idare edebilecekleri yiyecekleri bıraktı.
"BENİ TAKİP ET THOR!!!!!!" diye alabildiğince bağırdı soytarı o ince sesiyle. Daha sonra duvarın önünde bir iki saniye durdu ve bekledi. Tekrar arkasını döndüğünde o korkunç sırıtışı tekrar yüzüne yerleşmişti.
"Tamamdır ben daha iyiyim ufaklık!!! Hadi bakalım ileri...artık nereye gidiyorsak...."
Soytarı Thor'un da geçmesini bekledikten sonra çocuklara dönerek;
"Babacığınız en kısa zamanda dönecek o zamana kadar beni özleyim tamam mı?" Kahkahalara boğularak açtığı bölümü kapattı, aynı anda tekrar insansı ilüzyonunu üstüne geçirdi...
Andero'nun yanına yaklaşarak konuşmaya başladı, aşırı kibar ve tabii ki yapmacık bir saygi ile;
"Katliam'ın Eli efendimiz, neden böyle bir eylemde bulunduğunuzu anlayamadım; acaba benim aklımın yatamayacağı bir planınız mı vardı? Ã?ünkü oradaki her yumurcak benim için inanılmaz bir önem taşıyor, eheheh, cesaretimi maruz görünüz ama acaba kaybettiğim çocuklar yerine yenilerini almam mümkün olacak mı?"
Soytarı yüzünden o sırıtışla cevabını bekledi...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Andero biraz önceki faaliyetlerinin verdiği küçük tatmin ve rahatlama duyguları içinde duvarın açılıp soytarı ve askerin dışarı çıkışını izledi. Tam boyut kapısına yönelmek üzereyken soytarı komutanın ona sorduğu soruyu duydu. İsteği kendisi için önemsizdi.
-Yaptıklarımı sorgulaman gereksiz komutan. Ã?ocuklara gelince, üçünü öldürdüm istersen gider on tane alırsın. Nasıl olsa yeteri kadar varlar. Ama önce başka bir işimiz var. Beni takip edin. dedi.
Kısa süre önce *O*na taptırmak için insanlara gösterdiği davranışlar sinirlerini bozmuştu ve bu sinir bozukluğunun acısını ayaklarına dolanan çocuklardan çıkarmıştı. Herhangi birinin bunu bilmesi gereksizdi.
Andero askere ve komutana son bir kez daha bakarak tapınağa açılan kapıya doğru yöneldi. Kapıya vardığında Starfall'un onu görmesi için bir süre durakladı.
-Yaptıklarımı sorgulaman gereksiz komutan. Ã?ocuklara gelince, üçünü öldürdüm istersen gider on tane alırsın. Nasıl olsa yeteri kadar varlar. Ama önce başka bir işimiz var. Beni takip edin. dedi.
Kısa süre önce *O*na taptırmak için insanlara gösterdiği davranışlar sinirlerini bozmuştu ve bu sinir bozukluğunun acısını ayaklarına dolanan çocuklardan çıkarmıştı. Herhangi birinin bunu bilmesi gereksizdi.
Andero askere ve komutana son bir kez daha bakarak tapınağa açılan kapıya doğru yöneldi. Kapıya vardığında Starfall'un onu görmesi için bir süre durakladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
shi'el'Elesia hala çektiği ızdırabın etkisinde Malhevian'ın birisiyle konuştuğunu duydu ve o tarafa doğru yöneldi. Karşılaştığı manzarada kendine güveni tam, bakışlarında öfkenin ve nefretin kudreti olan birisini gördü, önünde eğilmiş ona sadakatini sunan bir daha vardı. Bunu görünce shi'el'Elesia da bir adım öne çıktı reveransını yaptı ve "ben shi'el'Elesia efendim. Kaos'un Rahibesiyim ve buraya efendimin isteği üzerine geldim."dedi.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Myron sunak odalarından çıkıp koridorda ilerledikten sonra ana hole ulaştı. (Kan havuzu ve nöbetçilerin olduğu hol). Nöbetçiler bu kez Myron'a bir tepki vermediler. Uzaktan gelen çekiç sesleri ile irkildi. Mabedin koridorlarında tiz çığlıklar atarak echo yapan çekiç darbelerinin kaynağı duvara bir şeyler kazıyarak çakan bir cüceydi. Uzun sakallı, paçavra giysili cüce uzun kara sakalları olan kuvvetlice bir adama benziyordu... Myron kan havuzunun arkasında yerde garip bir kapı olduğuna yemin edebilirdi. Fkat onun orada olduğunu nasıl anladığını kendisi de bilmiyordu... Yerdeki kapıdan garip fısıltılar yükseliyordu.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
(TARTIşMANIN BAşLANGICI http://frpworld.com/modules.php?name=Fo ... 0145e68570 )Uzak bir anı gibiydi... Elric Melithleyn le tartışmasının ardından karargaha geri dönmüştü,Karargaha girdiği anda tüyleri diken diken oldu..Sanki on kasaba nın vahşi tundralarındaymış gibi hissetti,..Tüm kontrolünü yitirip bayılmıştı....
Gözlerini açtığında karargahın boş olduğunu gördü..Etrafı araştırdı kimseden bir iz yoktu..Bir şekilde kaosun varlığını hissediyordu ama nasıl olduğunu bilemiyordu..Aniden bir güç hissetti içinde sonrada bir zayıflık ardından da büyük bir boşluk emin olamıyordu..Ona olan neydi?Birden aklına Elric Melithleyn "nin ona söylediği sözler döküldü ''karanlığın hüküm sürdüğü topraklardasın ya bize katıl yada toprağa'' denge adına ona neler oluyordu kaosun onu çağırdığını duyuyordu ısrarlı ama hafif bir sesle tıpkı kavurucu çöl rüzgarları gibi içini yakıyordu ruhunu kavuruyordu..Daha öncede kaosun çağrısını hissetmişti,karşı koymuşu ve yenmişti yada öyle sanıyordu..Belki de bu sefer bu çağrının gerçek anlamını öğrenmeye çalışmalıydı.Ama bu onu kaosun varlığına yaklaştırmaz mıydı?Kaosu hafife almıştı..İlk kuralı unutmuştu..Asla ama asla karşındakini hafife alama..Ah" yine oluyor" agghhh" acı" kaos" aggghhh"".ELRİC MELİTHLEYN L*NET OLASI DROW BANA NE YAPTIN?!...
Gözlerini açtığında karargahın boş olduğunu gördü..Etrafı araştırdı kimseden bir iz yoktu..Bir şekilde kaosun varlığını hissediyordu ama nasıl olduğunu bilemiyordu..Aniden bir güç hissetti içinde sonrada bir zayıflık ardından da büyük bir boşluk emin olamıyordu..Ona olan neydi?Birden aklına Elric Melithleyn "nin ona söylediği sözler döküldü ''karanlığın hüküm sürdüğü topraklardasın ya bize katıl yada toprağa'' denge adına ona neler oluyordu kaosun onu çağırdığını duyuyordu ısrarlı ama hafif bir sesle tıpkı kavurucu çöl rüzgarları gibi içini yakıyordu ruhunu kavuruyordu..Daha öncede kaosun çağrısını hissetmişti,karşı koymuşu ve yenmişti yada öyle sanıyordu..Belki de bu sefer bu çağrının gerçek anlamını öğrenmeye çalışmalıydı.Ama bu onu kaosun varlığına yaklaştırmaz mıydı?Kaosu hafife almıştı..İlk kuralı unutmuştu..Asla ama asla karşındakini hafife alama..Ah" yine oluyor" agghhh" acı" kaos" aggghhh"".ELRİC MELİTHLEYN L*NET OLASI DROW BANA NE YAPTIN?!...
We were young..
Korkunç acısının içinde rüyalarındaki karanlığın fısıltılarını duyuyordu... Uyanmak istiyor fakat asla uyanamıyor, ölümden daha fazla acı çekiyordu:ulubey wrote:Ama bu onu kaosun varlığına yaklaştırmaz mıydı?Kaosu hafife almıştı..İlk kuralı unutmuştu..Asla ama asla karşındakini hafife alama..Ah" yine oluyor" agghhh" acı" kaos" aggghhh"".ELRİC MELİTHLEYN L*NET OLASI DROW BANA NE YAPTIN?!...
"Ya kaosu içine kabul edersin, ya da kıvranmaya devam edersin... O korkunç merdivenden çıkmaya başladın mı bir daha geri dönüş yoktur... Ruhunu, bedenini, etini kaosa ver... Kaos sana lanetli kutsallığını hediye etsin... Ya da geber..."
Karabasanlar ona binlerce kez öldüünü gösteriyordu. İnanılmaz işkenceler çekiyordu... "Ya bizimlesin... ya da bize karşısın...... Hahahahahaa......"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Wulfgar90
- Kullanıcı

- Posts: 11
- Joined: Wed Apr 27, 2005 10:00 am
- Location: Menzoberranzan...
- Contact:
Myron ana holdeydi, daha önce kendisini baygın bulduğu hol...Nnöbetçilere baktı, fakat onlar onunla ilgilenmiyolardı...Birden çekiç seslerini işitti...Ve oraya doğru sessizce koşar adım yürümeye başladı,bir cüce görüyordu... çekiçle sanki oranın tarihini duvara kazıyan bir cüce... belkide öyleydi... tam cücenin yanına gidecekken gözü kan havuzuna kaydı...ve kan havuzun altında bir kapı olduğunu görmesede hissediyordu...sanki onu oraya biri çağırıyordu,havuzun altına...
Myron arkasına döndü yeri okşadı... ve gizli bir kapı hissetti,göremiyor ama tuta bilmişti.. kapının kolunu kavradı ve kendine çekti,kaldıramamıştı...çüceye baktı ve yardım edebileceini düşünüp,yanına gitti.. sizden bi ricam olcak, gelirmisiniz .. pis kokusu yüzünden nerede ise nefes bile alamıyordu...
////Ardarda attığın iki mesaj birleştirildi.Rp nin kalitesi ve devamlılığı açısından ardarda mesaj yerine tek bir mesaj yazalım.İyi eğlenceler.////Moderator////////
Myron arkasına döndü yeri okşadı... ve gizli bir kapı hissetti,göremiyor ama tuta bilmişti.. kapının kolunu kavradı ve kendine çekti,kaldıramamıştı...çüceye baktı ve yardım edebileceini düşünüp,yanına gitti.. sizden bi ricam olcak, gelirmisiniz .. pis kokusu yüzünden nerede ise nefes bile alamıyordu...
////Ardarda attığın iki mesaj birleştirildi.Rp nin kalitesi ve devamlılığı açısından ardarda mesaj yerine tek bir mesaj yazalım.İyi eğlenceler.////Moderator////////
İsim:Myron The Bloodsucker
Irk:Drow
Sınıf:Wizard
Yaş:221
Irk:Drow
Sınıf:Wizard
Yaş:221
Ben Mist şu andan itibaren kaos tanrısının kuluyum diyarlara kaos getirmeliyim havuzu doldurma görevime başlayabileyim..KAOS GEL AL BENİ SANA TÃ?M BENLİğİMLE TESLİM OLUYORUM..Toprağa girene dek hatta sonrsında bile kaosün emrindeyim..Lanetleyin beni lordum...
Mist birden uyandı..Tanrılar adına rüyasında kaos tanrısıyla konuşmuş ve kaosu iliklerine kadar hissetmişti..Derisi buz gibiydi,titriyordu..
Rüyasında gördüğü şekilleri anımsamaya çalişti lakin hatırladığı tek şey bir mağara girişiydi..Sonraki günlerde rüyasında mağaraya adım adım yaklaşıyordu..Her adımında gücü artıyor ama hastalandığını hissediyordu..Rüyasında yaptığı her heyi yapmış ve sonunda mağrayı bulmuştu..
Mağranın girişinde iki büyük ejderha heykeli bulunuyordu..Sanki ejderler canlıymış gibi geldi o na biran..Ejderlerin yanından geçiş bile bir sınavdı sanki..Mağranın onu test ettiği hissine kapılmıştı Mist..Magara muazzam büyüklükteydi ve derinlerden hastalııklı kırmızı rengi yayılıyor ve hafif bir uğultu duyuluyordu..
Uğultuyu takip etmeye başladı...
///Mesajların birleştirildi.---MODERATÃ?R//////
Mist birden uyandı..Tanrılar adına rüyasında kaos tanrısıyla konuşmuş ve kaosu iliklerine kadar hissetmişti..Derisi buz gibiydi,titriyordu..
Rüyasında gördüğü şekilleri anımsamaya çalişti lakin hatırladığı tek şey bir mağara girişiydi..Sonraki günlerde rüyasında mağaraya adım adım yaklaşıyordu..Her adımında gücü artıyor ama hastalandığını hissediyordu..Rüyasında yaptığı her heyi yapmış ve sonunda mağrayı bulmuştu..
Mağranın girişinde iki büyük ejderha heykeli bulunuyordu..Sanki ejderler canlıymış gibi geldi o na biran..Ejderlerin yanından geçiş bile bir sınavdı sanki..Mağranın onu test ettiği hissine kapılmıştı Mist..Magara muazzam büyüklükteydi ve derinlerden hastalııklı kırmızı rengi yayılıyor ve hafif bir uğultu duyuluyordu..
Uğultuyu takip etmeye başladı...
///Mesajların birleştirildi.---MODERATÃ?R//////
We were young..
NOT: Sitemizin karşılaştığı problem nedeniyle tüm kullanıcılarımızdan özür dileriz. Ben son durumu buraya özet geçeceğim ve kaldığımız yerden devam edeceğiz. Sizlerin de yardımıyla tekrar tapınağımızı eski düzenine sokacağımıza eminim. İyi eğlenceler.
------------------------------------------------------------------------------------
Shi'el'Elesia kaos boyutundaki manzarayla karşılaşmış ve bpyutun ortasındaki tapınağa girmişti. İnanılmaz güzellikteki tapınak gücü, ihtişamı, ebediyeti ve mükemmelliği bir arada sergiliyordu. Altın piramidin duvarlarındaki savaş kabartmaları gotik ortama apayrı bir çehre kazandırıyordu.
Shi'el'Elesia yanında rahibeleriyle tapınağın içinde ilerleyerek rahiplerin ve diğer rahiplerin çalışma alanlarına gelmişti. Burada üzerlerinde sol omuzlarından bellerine kadar üzerinde gümüş ve bakır rengi yıldızlar olan şeritler taşıyan insanlarla karşılaşmıştı. Bu insanlardan birisi onu sorgulamış ve altın bir şerit yaratmasını istemişti.
Xeyna Inferno Dorian'ın yanında duruyor ve kendisine verilecek komutları bekliyordu. Dorian'ın gözleri ise kalabalığın arasını süzüyor. İşine yarayabilecek kişiler arıyordu. şimdiden 25-30 kişi bulabildiği söylenebilirdi.
Dafnet ve Bloodlight balorun dokunuşunun ardından acı ile kavrulmuş bedenlerinin karanlığa gömülmesine engel olamamışlardı. Ne kadar olduklarını bilmedikleri bir zaman diliminin ardından koridoru yukarı ve aşağı doğru uzanan altın, gümüş, kuvars gibi daha bir çok değerli taşın duvarlarını süslediği bir koridorda bir cüce tarafından uyandırılmışlardı. Koridorun etrafında hücresel odalar vardı.
Efla kan havuzunun yanındaydı. Başarısızlığı canını sıkmıştı. Yeniden mi deneyecekti?
------------------------------------------------------------------------------------
Shi'el'Elesia kaos boyutundaki manzarayla karşılaşmış ve bpyutun ortasındaki tapınağa girmişti. İnanılmaz güzellikteki tapınak gücü, ihtişamı, ebediyeti ve mükemmelliği bir arada sergiliyordu. Altın piramidin duvarlarındaki savaş kabartmaları gotik ortama apayrı bir çehre kazandırıyordu.
Shi'el'Elesia yanında rahibeleriyle tapınağın içinde ilerleyerek rahiplerin ve diğer rahiplerin çalışma alanlarına gelmişti. Burada üzerlerinde sol omuzlarından bellerine kadar üzerinde gümüş ve bakır rengi yıldızlar olan şeritler taşıyan insanlarla karşılaşmıştı. Bu insanlardan birisi onu sorgulamış ve altın bir şerit yaratmasını istemişti.
Xeyna Inferno Dorian'ın yanında duruyor ve kendisine verilecek komutları bekliyordu. Dorian'ın gözleri ise kalabalığın arasını süzüyor. İşine yarayabilecek kişiler arıyordu. şimdiden 25-30 kişi bulabildiği söylenebilirdi.
Dafnet ve Bloodlight balorun dokunuşunun ardından acı ile kavrulmuş bedenlerinin karanlığa gömülmesine engel olamamışlardı. Ne kadar olduklarını bilmedikleri bir zaman diliminin ardından koridoru yukarı ve aşağı doğru uzanan altın, gümüş, kuvars gibi daha bir çok değerli taşın duvarlarını süslediği bir koridorda bir cüce tarafından uyandırılmışlardı. Koridorun etrafında hücresel odalar vardı.
Efla kan havuzunun yanındaydı. Başarısızlığı canını sıkmıştı. Yeniden mi deneyecekti?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests