Travma

Birisi hikayeyi başlatır ve herkes tarafından devam ettirilir.
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Leandren bu uzun yolculuğun sonunda bir uçurumun kenarında durdu. Strange ve Adhelina tek bir kelime edemiyorlardı. Manzara o kadar güzeldi ki sözlerle anlatılamayacak bu harikulade manzara karşısında sadece ona bakmakla yetindiler. Küçük bir köyün görüntüsünün asla bu kadar güzel olacağı akıllana gelmezdi. Köyün tam ortasında devasa bir tapınak vardı üzeri yemyeşil sarmaşıklarla bezenmiş mükemmel mavi bir kapısı vardı. Üzerinde ki sarmaşıkların ulaştığı en uç noktalarda sağlı sollu iki melek figürü vardı. Yukarıdan çocukların oyun oynadıkları çok net bir şekilde görünüyordu ve insanlar adeta şenlik havasındaydı. Tam arkalarında köyün girişinde ki bu köye ulaşmanın tek yoluydu. Tapınaktan biraz daha küçük ama bir o kadar da ihtişamlı bir yapı daha vardı. Arka kısmı köye dönük bu yapı bir kaleydi. Arka kısmında büyük bir ahırı vardı ve atları ve hayvanları belikli çok fazlaydı Strange ilk defa böyle bir güzellikle karşılaşıyordu. Küçük evler fazlasıyla sıcak görünüyordu. Leandren "gelin dostlarım kendinizi evinizde hissedeceksiniz" diyerek Strange ve Adhelina"nın bu güzel ziyafetlerini yarıda kesmişti. Köye bir patika iniyordu. Leandren önden patikayı izlemeye başladı Strange ve Adhelina"yı arkasına katarak. Bir süre sonra köyü hala görmekteydiler fakat köye ilk baktıkları yeri göremiyorlardı. Bu bir tılsım olmalıydı. Biraz daha ilerledikten sonra kaybolduklarını düşündü Strange çünkü hep oldukları yerde dönüp dolaşıyorlar gibi geliyordu ona. Biraz daha yürüdükten sonra Leandren sessizce mırıldandı o kadar sessiz di ki Strange ve adhelina bile duyamadılar. Ve ardından küçük bir kapı açıldı parıltılar eşliğinde "ve sonunda evimdeyim" dedi Leandren. Ve ekledi "artık sizinde eviniz. Ve sizler **O**"nun seçilmişleri olacaksınız." Sözlerini bitirmeden yaşlı bir adam belirdi ağaçların arasından. "Lean, oğlum evine hoş geldin bizde seni bekliyorduk" Leandren"in gözleri parladı adeta. Eğildi ve yaşlı adamın elbisesinden tuttu, kafasını eğdi. "Başaramadım efendim. Size verdiğim sözü yerine getiremedim ordumun yok olmasına sebep oldum lütfen beni affedin." Diye ekledi. Yaşlı adamsa gülerek "biliyorum oğlum ama bu bir başlangıç tekrar ayağı kalkıp tekrar savaşmalısın yoksa bana verdiğin sözü asla gerçekleştiremezsin. Senin sözün kötülüğe karşı savaşmaktı oğlum ve sözünden dönmüş değilsin hala bir şansın var. şimdi dinlenin seninle sonra konuşuruz. Arkadaşların yorgun görünüyorlar ve dinlenmeliler. şimdilik size handa bir yer ayarladım dilerseniz evimde de kalabilirsiniz. Sizin için iyi düşüncelerim var" diyerek ortaya çıktığı ağaçların arasında gözden kayboldu. Leandren dizlerinin üzerinden doğrularak Strange"e döndü "dostum sana bir yemek ısmarlamanın vakti geldi de geçiyor değimli" dedi ve ekledi "Hadi hana gidelim" Ağaçların bittiği yerde bir sürü çocuk karşıladı onları ellerindeki çiçekleri adhelinanın yürüdüğü yola bırakıyorlar Strange"i ise pelerininden bırakmıyorlardı Leandren bir tanesini kucaklamıştı bile. Bu karşılamayı beklemiyorlardı çünkü kendilerini görmeleri imkânsız diye düşünüyorlardı. Kendilerine küçük bir ziyafet verdikten sonra konuşmaya başladılar Leandren yapmaları gerekenleri bir bir söylüyordu arkadaşlarına. Strange kaleye gitmek istiyordu ve Leandren"den onu kaleye götürmesini istedi. Leandren dinlen dostum "Yarın ordunun hâkimi sen olacaksın" diyerek Strange"i daha da hırslandırıyordu. Ve adhelinaya artık dua etmesi gerektiğini söylüyordu. Gece olmuştu bile herkes dinlenmek için odasına çekilmişti artık dinlenip yarının nasıl bir gün olacağını beklemekten başka çareleri yoktu.
...........................S.D.W...........................
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Uzandığı ağaın gölgesinden kalktı ve bağdaş kurup oturdu Vie'Seant. Rolüne iyi hazırlanmıştı. Bu replikleri söylemekten bile hoşnut kalmıyordu. Ama bunu yapmak zorundaydı. Savamak istiyordu. Kendisine karşı gelen tüm yatarıkları yok etmek istiyordu.

şimdi hazırlanmak için evine gitmeliydi.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Strange yaşamı boyunca bir amaca hizmet etmemenin verdiği eziklik duygusuyla odasına çekildi. Vicdanı ona çıldırtacak sorularla büyük bir oyun oynuyordu. Peki, Leandren"in ordusunu yönetebilecek kapasiteye sahip miydi? Bütün bunları düşünürken odasının kapısını araladı, içerisi sıcak ve sevimli gözüküyordu. Bütün bunlar Strange"in hayatına çok uzak hayallerdi. Bu kadar güzelliği hak edebilir miydi? Yatağına uzandı ve düşünmeye devam etti. Tek yapması gereken arkadaşlarının izinde ilerlemekti artık bir amaç teşkil eden bir hayatı olması onu fazlasıyla zorluyordu. Bu yaşantı Strange için bir ilkti ve yaşamalıydı. Ve mırıldandı sessizce arkadaşına verdiği sözün aynısını kendine de vermeliydi. "artık tek dökeceğim kan kötülüğün ve zulmün kanıdır. Ve karşılığında aciz bedenim yok olma pahasına bile olsa arkadaşlarımı ve topraklarımızı korumak için elimden geleni yapmalıyım." Diyerek cümlelerine son verdi. Ardından ellerini başının arkasında kavuşturarak gönül rahatlığıyla uyuyabilirdi.
...........................S.D.W...........................
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Adhelina hala kendisini sıyıramamıştı garip düşüncelerinden. "Acaba sadece büyülerini geri almak için mi söz vermiştim Leandren"e" diye düşündü. Bu düşünceden kurtulması o kadar da zor olmadı. "Hem neden olmasın ki şimdiye kadar iyiliğe hizmet ettim ama tanrımın verdiği bir karar benim düşüncelerimi değiştirmemeli. Hem onlar benim hayatımı kurtardılar. Artık onların yanında olmalıyım." Diye düşündü. Strange"te Adhelina"yı çeken bir yön vardı fakat Adhelina bunun neden kaynaklandığını bulamıyordu. Henüz odasına girmemişti. "Strange acaba uyumuş mudur?" diye düşündü. Ama yanına gitmesinin uygun olmayacağı kararını alarak odasına yöneldi. Kapısını açtı ve karşılaştığı şeyler sonucu yüzünü güzelliğini tamamlayan bir gülücük sardı. Ufak bir masa ayarlamıştı han sahibinin karısı. Üzerinde küçük rengârenk taraklar ve aynalarla süslemişlerdi. Bir dolabı temiz ve bir o kadar da göz alıcı renklerde pelerin ve kıyafetlerle doluydu diğeri ise yine göz alıcı küçük asalar la donatılmıştı. Bu güzellikler onun ne kadar özle olduğunu anlatmaya çalışıyordu fakat Adhelina bundan bir haber olarak şaşkın bir şekilde muhteşem kumaşlardan işlenmiş pelerinlerden ellerini ayıramıyordu. Ve aklına artık dinlenmesi gerektiği geldi. Yarın büyük bir gün olacaktı göreceği şeylerin hayalini kurarak yatağına uzandı. Hayal ettikleri onu kısa sürede uyumasını sağlamıştı bile.
...........................S.D.W...........................
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Luiz grubu izledi, nereye gittiklerini öğrenmeliydi. Bu grup büyümeden yok edilmeliydi Luiz'e göre. Ne kadar çabuk ulaşılırsa amaca, o kadar yakın olurdu zafer. Ã?abucak bunları öldürmeliydi ki, iyilik adına var olan herşey o kadar kısa sona ermeliydi.

şimdi yurduna gidip, olan bitenleri değerlendirip, planlar üretmeliydi.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Sabah uyandıklarında yeşil bir gün karşıladı Adhelina ve Strange"i. Her yer cıvıl cıvıldı. Ã?ocuklar etrafta koşuşup duruyordu. Beraber güzel bir kahvaltı sonrası köyü gezmeye karar verdiler. İnsanlar onlara güler yüzlülükle karşılık veriyorlardı ve onlar bundan gayet hoşnut bir şekilde köyü gezmeye devam ediyorlardı. Derken bir çocuk yanlarına geldi ve konuşmaya başladı. "Merhaba Bay Strange ve Bayan Adhelina Yüce Leandren sizi White Castle"da bekliyor. Benden sizi onun yanına götürmem istendi. Lütfen beni takip edin." Diyerek yola koyuldu. Strange ve Adhelina yüzlerindeki şaşkın gülücüklerle küçük çocuğun peşine takıldılar. Ã?ocuk onları kaleye götürdü. Ve taht odasının kapısına kadar bıraktı. Devasa kalenin taht odasının kapısı yaklaşık 7 metreydi ve 1 metreye yakın büyük kolları vardı bu kapının. Aradan bir iki saniye geçmeden kapı kendiliğinden açılmaya başladı. Ve yüzlerine vuran beyaz ışık gözlerini kamaştırmakla birlikte her yeri kaplıyordu. Işık birden geri çekilmeye başladı bir noktada birleşen ışık biranda Leandre"nin elbisesi oluverdi. "Gelin dostlarım bende sizi bekliyordum" dedi tok bir sesle Leandren. "Bu kale uzun zaman önce babam tarafından inşa edilmiş ve üzerinde **O**"nun bahş ettiği büyük bir büyüyü barındırıyor. Bu büyü Temizliğin, saflığın ve iyiliğin sembolü fakat bir o kadar da güçlü olan Noraht Kılıcını"ın saklandığı kaleyi korumaktadır. Her kim ki bu kılıcı elinde tutar ona büyük bir güç verilmektedir. Ve bu gücün kontrolü sadece ve sadece onun elinde olacaktır fakat bu kılıç bir ölümlünün taşıyamayacağı kadar büyük bir gücün anahtarıdır. Bu kılıcı asla ve asla görmeyeceksiniz ama siz onun varlığından haberdar olanlar kılıcın kötülüğün eline geçmemesi için var gücünüzle kanınızın son damlasına kadar savaşmalısınız. Ta ki iyilik ve adaletin, kötülük üzerindeki hükmünü kanıtlayana kadar. Sen Strange iyi bir savaşçısın bunu yaşamın süresince kanıtladın ve ordularım senin hizmetindedir. Eğer ki iyilik için savaşacaksam arkamda senin ve askerlerinin olması beni onurlandıracaktır. Bu günden itibaren sen **O** nun bir seçilmişi olacaksın. Ve bu kalenin idaresi senin elinde olacak. İyiliği ve adaleti sonsuza dek hak ettiği kişilerin elinde tutmak için Noraht Kılıcını"ı kötülüğün ve katliamın elinden uzak tutmak için hayatın pahasına bile olsa korumaya bizler ve **O**nun huzurunda yemin eder misin?" Strange net ve kesin bir yargıyla hiç düşünmeden cevap verdi. "Evet. Kanımın son damlasına kadar savaşıp iyilik ve adaleti hak ettiği yerden indirmek isteyenlerin kâbusu ve onların cezalandırıcısı olmak için elimden ne geliyorsa daha fazlasını yapmaya hazırım efendim." Diyerek kılıcını sağ eliyle hafifçe arkasına aldı ve sol dizinin üzerine çöktü.
...........................S.D.W...........................
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Sen Adhelina seninde aynı amaç ve gayeler için savaşmanı istiyorum fakat senin görevin orduyu ayakta tutmak değil. Görevin onları kutsamak **O**nun sana verdiği kudreti üzerlerinden eksik etmeyip onları koruduğunu ve kutsadığını onlara her fırsatta iletmek ve onları gururlandırmak olacak. Sana onları daha güçlü kılman için bir takım büyüler verilecek. Ve sen ordularının her savaşta yanlarında olacaksın. Burada görevin diğerlerinden büyük olacak onlara bir moral kaynağı olmak için elinden geleni yapmanı istiyorum. şimdi;
İyiliği ve adaleti sonsuza dek hak ettiği kişilerin elinde tutmak için Noraht Kılıcını"ı kötülüğün ve katliamın elinden uzak tutmak için hayatın pahasına bile olsa korumaya bizler ve **O**nun huzurunda yemin eder misin?" Adhelina cevabını hiç esirgemeksizin verdi. "arzunuz emirdir. Ve en kısa zamanda hazırlıklarıma başlayacağımdan emin olun efendim." Diyerek diz çöktü"
...........................S.D.W...........................
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Leandren "Sen Strange lejyonumun kumandanı seni kutsayan tanrımın adıyla artık ordularım ve Noraht Kılıcını sana emanet. Ve bundan böyle iyiliğin ve saflığın temsili olacağına göre senden bir şey daha isteyeceğim." Strange "emredin efendim. Leandren "Bu bir emir değil kumandan sadece bir rica. Senden bana ait olan fakat kullanamadığım bir kılıcı kullanmanı istiyorum. Rivayetlere göre bu kılıcı elinde tutan savaşçının yenilmez olduğu söylenir. Büyük babamın bana bir hediyesi olan bu kılıcı benim için kullanırsan bundan minnet duyacağıma emin olabilirsin" "Ve sen Adhelina senden ordularımın beyaz atlı koruyucusu olmanı istedim. Bana verdiğin cevabın doğrultusunda artık eski güçlerin sana geri verildi. Ve bu güçlerini iyilik ve saflığın egemenliği için kullanacağından eminim. şimdi ikinizde kalkın ve kötülüğe karşı ilk kuşatmayı biz yapalım." Diyerek sözlerini tamamladı Leandren. Konuşmasının bitimiyle birlikte kapanan taht odasının dev kapıları tekrar açılmaya başladı yavaş yavaş. Adhelina ve Strange aldıkları sorumluluklardan haberdar ve bunun yükünü taşıyabilecek bir onurla yerlerinden kalktı ve kapıya doğru ilerlemeye başladı Leandren"in ardından. Strange kale kapısına vardığında kapıdaki şövalyelerin yanındaki haberciye dönerek "Tüm askerlerin gün batmadan avluda olmasını istiyorum. Nöbetçiler yerlerinde kalabilirler." Diyerek ilk emrini verdi.
...........................S.D.W...........................
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests