10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
Murdak Genç sovalyenin cagrisina hemen cevap verdi
"Geliyorum genc adam " dedi ve buyucuye dogru giderek bakmaya basladi adami inceliyordu
( detec magic çekiyorum hastaligin buyusel olup olmadigini anlamak icin )
ve bir kaç büyü sözu mirildanmaya basladi
NOT : Dm yi bekliyorum
"Geliyorum genc adam " dedi ve buyucuye dogru giderek bakmaya basladi adami inceliyordu
( detec magic çekiyorum hastaligin buyusel olup olmadigini anlamak icin )
ve bir kaç büyü sözu mirildanmaya basladi
NOT : Dm yi bekliyorum
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel sessizce transtan çıktı ve parıldayan elinin normal haline alışını izledi sessizce..
Adamı birkez daha kolaçan etti paladin..Enerji transferi gerçekleşmiş olmalıydı..Doğru adamda fiziksel bir yara bulamamıştı paladin..Pekala bir rahatsızlık yada hastalık varsa belki pozitif enerjisi ile bunu dengeleyebileceğini düşünmüştü..Ancak adamda pek bir değişiklik söz konusu değildi..
''Büyücü efendi daha iyi misiniz''diye seslendi paladin yardımsever bir ses tonu ile..''Bir yandanda nazikçe adamı iterek..
Ardından Murdak a doğru bakışlarını doğrulttu paladin..Neler oluyordu..Birşeyler oldugu kesindi..Ancak anlayamamıştı paladin..Bu nasıl bir rahatsızlıktı..Herhalde büyüsel olmalı idi..
''Murdak..Birşeyler bulabildinmi''diye fısıldadı ilginç yaratığa..
Ardından Joseph in getirdiği yiyecek ve içeceği uzattı beyaz cüppeli büyücüye..
''Buyrun efendim..Zavallı aklıma gelmediği için bağışlayın..Belki açsınızdır..''
Horcoel bir yandan beyaz cüppeliyi incelemeye başladı..Yarasız bir rahatsızlık..Baş dönmesi ve garip davranışlar..Açlıktan olabilir diye düşündü daha sonra..Yada en korkuncu büyüsel olma imkanı idi..
Horcoel adama yiyecek ve içecek uzattıktan sonra arkasını dönerek düşünmeye başladı..
''Murdak sen büyücü dostumuzun ihtiyaçları ile ilgilenirmisin..Ben büyücülerin ihtiyaçlarından pek anlamam..Sanırım ona en iyi sen yardımcı olabilirsin..Bana ihtiyacınız olursa beni çağırabilirsiniz sayın beyaz büyücü..''
''Bu arada kendinizi iyi hissettiginiz zaman devam edelim isterseniz sohbetimize''dedi Paladin adama doğru gülümseyerek..
Sorularının her birine cevap vermeyi gönülden istiyordu paladin ancak beyaz büyücü anlaşılan şu anda pek uygun değildi..
Paladin kafasını beyaz büyücüye bakarken yukarı doğru kaldırdı ve Kendisini Rahip ve Cüce şovalyeler hakkında düşünürken buldu..
İnsanların durumu şu an için gayet iyi idi..
Ancak şovalyelere ne olmuştu...
Adamı birkez daha kolaçan etti paladin..Enerji transferi gerçekleşmiş olmalıydı..Doğru adamda fiziksel bir yara bulamamıştı paladin..Pekala bir rahatsızlık yada hastalık varsa belki pozitif enerjisi ile bunu dengeleyebileceğini düşünmüştü..Ancak adamda pek bir değişiklik söz konusu değildi..
''Büyücü efendi daha iyi misiniz''diye seslendi paladin yardımsever bir ses tonu ile..''Bir yandanda nazikçe adamı iterek..
Ardından Murdak a doğru bakışlarını doğrulttu paladin..Neler oluyordu..Birşeyler oldugu kesindi..Ancak anlayamamıştı paladin..Bu nasıl bir rahatsızlıktı..Herhalde büyüsel olmalı idi..
''Murdak..Birşeyler bulabildinmi''diye fısıldadı ilginç yaratığa..
Ardından Joseph in getirdiği yiyecek ve içeceği uzattı beyaz cüppeli büyücüye..
''Buyrun efendim..Zavallı aklıma gelmediği için bağışlayın..Belki açsınızdır..''
Horcoel bir yandan beyaz cüppeliyi incelemeye başladı..Yarasız bir rahatsızlık..Baş dönmesi ve garip davranışlar..Açlıktan olabilir diye düşündü daha sonra..Yada en korkuncu büyüsel olma imkanı idi..
Horcoel adama yiyecek ve içecek uzattıktan sonra arkasını dönerek düşünmeye başladı..
''Murdak sen büyücü dostumuzun ihtiyaçları ile ilgilenirmisin..Ben büyücülerin ihtiyaçlarından pek anlamam..Sanırım ona en iyi sen yardımcı olabilirsin..Bana ihtiyacınız olursa beni çağırabilirsiniz sayın beyaz büyücü..''
''Bu arada kendinizi iyi hissettiginiz zaman devam edelim isterseniz sohbetimize''dedi Paladin adama doğru gülümseyerek..
Sorularının her birine cevap vermeyi gönülden istiyordu paladin ancak beyaz büyücü anlaşılan şu anda pek uygun değildi..
Paladin kafasını beyaz büyücüye bakarken yukarı doğru kaldırdı ve Kendisini Rahip ve Cüce şovalyeler hakkında düşünürken buldu..
İnsanların durumu şu an için gayet iyi idi..
Ancak şovalyelere ne olmuştu...
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
DM
_________
DETECT MAGIC:Adamın sol elindeki yüzükten inanılmaz güçlü bir büyü yayılıyor, neredeyse gözleri yakıyor. Murdak biraz sersemledi.
Lay on Hands yapıldığında dışgörünüşte bir değişiklik yok. Adamın hiç bir yeri kanamıyor gibi...
_________
DETECT MAGIC:Adamın sol elindeki yüzükten inanılmaz güçlü bir büyü yayılıyor, neredeyse gözleri yakıyor. Murdak biraz sersemledi.
Lay on Hands yapıldığında dışgörünüşte bir değişiklik yok. Adamın hiç bir yeri kanamıyor gibi...
Last edited by Raistlin on Sun Feb 06, 2005 1:10 pm, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Bir süre bitkin bir şekilde dinlendi. Pek konuşmuyordu. Doğrusu pek iyi bakmıştı bu insanlar ona. Birden kendini kötü hissetmişti sadece. Güçden düşmüş gibi... Ama bir süre sonra herşey bitmiş gibiydi. Birşeyler hissetmişti beyaz cübbeli büyücü. O yüzdendi bu hali. Kalıcı bir hastalığı olmadığı açıktı. Bir süre sonra normal haline dönmüş gibiydi. Gözleri iyiden iyiye açıldı. Kendisine getirilen sudan birkaç yudum aldı. şimdi çok daha iyiyim. Herbirinize teşekkür ederim. Ne olduğunu ben de pek anlayamadım. Sizi de zor duruma soktum üzgünüm. Uğraşmak için herhalde önemli meseleriniz vardır. İçsel büyüler uzmanlık alanıma girmiyor ama yaptığınız şey gerçekten rahatlamama sebep oldu. Birkez daha teşekkür ederim."
Kısa bir süre dinlendi. Biraz muhabbet ettiler. Ondan sonrabiriki ufak itiraza rahmen ayağa doğruldu büyücü. "Kendimi iyi hissediyorum, gerçekten..." diye ısrar etmişti. Biraaz da halkla konuşmak istediğini söyledi. Gerçekten de mavi gözlerine eski parlaklık geri gelmişti. Halkla biraz konuşacaktı. Gerçekten ilgileniyordu sorunlarla. Bir süre halkın arasında gezdi insanlarla konuştu. Bir çiftç bir hancı, demirci... Bu halın birilerine ihtiyacı vardı. Kendisi yardım edebilir miydi? Edebilirdi elbette daha önce de yapmamış mıydı. Herkese seslenen bir konuşma yapmak istiyordu. Kararını vermişti. Yüksekçe bir yere çıktı. Herkesin şöyle böyle görebileceği bir yere.
"Kulak verin bana" Diye başladı sözlerine.
"
10 Kasabanın kahraman halkı;
Neler yaşadığınızı duydum, dinledim. Ã?oğu kahraman hayal bile edemez, ama siz yaptınız. Cehennemin ta kendisinden geldiniz. Orası ki en kötü kabusları süsler, korkusuzların kabusudur. Ama siz bizzat yaşadınız, mücadele ettiniz ve işte başardınız. İşte bu yüzden her biriniz birer kahramansınız. Susuzluk, yiyecek kıtlığı... bunlar tabii ki önemli problemler. Fakat hiç kimseye muhtaç olmadan bunları aşabiliriz. Bu gelecek olan yardımları reddetmek demek değil tabii ki... Anlatmak istediğim, muhtaç olmadığımız zayıf olmadığımız, kimsesiz olmadığımız.
Güven kolay kazanılmıyor biliyorum. Bazı kişilerin sizi hayal kırıklığına uğrattığını da biliyorum. Zerre kadar suçunuz olmasa dahi bu hale düşmüş olmanız, bu hale gelmenizi iyiliğinizi düşünen kişilerin sebep olmuş olması ne acı... Ne yazık ki bedelini ödemek kasaba halkına düşüyor. Bu nedenle insanlara güvenmek sizin için zor olsa gerek. Ben bazı şeyleri hissediyorum. Sizdeki kahramanlığı ve gücü hissediyorum. Siz de hissedin, kendinizdekini hissedin, bendekini hissedin. Ben size yardım etmek istiyorum. Gözler kalbin aynasıymış. Gözlerimin derinliklerine bakın. İşte o zaman bilmeseniz bile hissedebilirsiniz. Sizden sadece dileyebilirim:
Bana güvenin, bana inanın, bize inanın!
Yapılacak öyle çok iş var ki. Zor günler bizi bekliyor evet...Ben de eski bie 10 kasabalıyım, içinizde beni hatılayanlar olur belki, o zamandan bu yana çok değiştim ama... Sizin gibi özlüyorum ben de eski 10 kasabayı. Bütün zorlukların inadına, 10 kasabayı eskisinden daha büyük, eskisinden daha güzel, eskisinden daha yaşanılabilir bir yer yapacağız. Zaten bir zamanlar efsanelere knou olmuş bu yeri, kahramanların diyarı olarak yeniden efsaneleştireceğiz. Bunu hem kendimiz, hem de çocuklarımız için yapacağız. Bu yeri atalarımızdan aldığımızdan çok daha güzel bir şekilde çocuklarımıza bırakacağız. Bütün kusurlarından arındırılmış ve içinde kahramanların yaşadığı bir diyar... Ne harika geliyor değil mi kulağa...
şimdi sizi bırakanları siz de bırakın. Asıl yardım kendinizden gelecektir.
ÇOK Ã?ALIşMAYA HAZIR MISINIZ?
BENİMLE MİSİNİZ?
"
Kısa bir süre dinlendi. Biraz muhabbet ettiler. Ondan sonrabiriki ufak itiraza rahmen ayağa doğruldu büyücü. "Kendimi iyi hissediyorum, gerçekten..." diye ısrar etmişti. Biraaz da halkla konuşmak istediğini söyledi. Gerçekten de mavi gözlerine eski parlaklık geri gelmişti. Halkla biraz konuşacaktı. Gerçekten ilgileniyordu sorunlarla. Bir süre halkın arasında gezdi insanlarla konuştu. Bir çiftç bir hancı, demirci... Bu halın birilerine ihtiyacı vardı. Kendisi yardım edebilir miydi? Edebilirdi elbette daha önce de yapmamış mıydı. Herkese seslenen bir konuşma yapmak istiyordu. Kararını vermişti. Yüksekçe bir yere çıktı. Herkesin şöyle böyle görebileceği bir yere.
"Kulak verin bana" Diye başladı sözlerine.
"
10 Kasabanın kahraman halkı;
Neler yaşadığınızı duydum, dinledim. Ã?oğu kahraman hayal bile edemez, ama siz yaptınız. Cehennemin ta kendisinden geldiniz. Orası ki en kötü kabusları süsler, korkusuzların kabusudur. Ama siz bizzat yaşadınız, mücadele ettiniz ve işte başardınız. İşte bu yüzden her biriniz birer kahramansınız. Susuzluk, yiyecek kıtlığı... bunlar tabii ki önemli problemler. Fakat hiç kimseye muhtaç olmadan bunları aşabiliriz. Bu gelecek olan yardımları reddetmek demek değil tabii ki... Anlatmak istediğim, muhtaç olmadığımız zayıf olmadığımız, kimsesiz olmadığımız.
Güven kolay kazanılmıyor biliyorum. Bazı kişilerin sizi hayal kırıklığına uğrattığını da biliyorum. Zerre kadar suçunuz olmasa dahi bu hale düşmüş olmanız, bu hale gelmenizi iyiliğinizi düşünen kişilerin sebep olmuş olması ne acı... Ne yazık ki bedelini ödemek kasaba halkına düşüyor. Bu nedenle insanlara güvenmek sizin için zor olsa gerek. Ben bazı şeyleri hissediyorum. Sizdeki kahramanlığı ve gücü hissediyorum. Siz de hissedin, kendinizdekini hissedin, bendekini hissedin. Ben size yardım etmek istiyorum. Gözler kalbin aynasıymış. Gözlerimin derinliklerine bakın. İşte o zaman bilmeseniz bile hissedebilirsiniz. Sizden sadece dileyebilirim:
Bana güvenin, bana inanın, bize inanın!
Yapılacak öyle çok iş var ki. Zor günler bizi bekliyor evet...Ben de eski bie 10 kasabalıyım, içinizde beni hatılayanlar olur belki, o zamandan bu yana çok değiştim ama... Sizin gibi özlüyorum ben de eski 10 kasabayı. Bütün zorlukların inadına, 10 kasabayı eskisinden daha büyük, eskisinden daha güzel, eskisinden daha yaşanılabilir bir yer yapacağız. Zaten bir zamanlar efsanelere knou olmuş bu yeri, kahramanların diyarı olarak yeniden efsaneleştireceğiz. Bunu hem kendimiz, hem de çocuklarımız için yapacağız. Bu yeri atalarımızdan aldığımızdan çok daha güzel bir şekilde çocuklarımıza bırakacağız. Bütün kusurlarından arındırılmış ve içinde kahramanların yaşadığı bir diyar... Ne harika geliyor değil mi kulağa...
şimdi sizi bırakanları siz de bırakın. Asıl yardım kendinizden gelecektir.
ÇOK Ã?ALIşMAYA HAZIR MISINIZ?
BENİMLE MİSİNİZ?
"
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel yavaşça büyücünün ayağa kalkıp gidişini izlemişti biraz uzaktan..Murdak a doğru baktı..Murdak elini yüzüne götürüp biraz geriye doğru sendelemişti..Neler oldugunu anlayamamıştı şovalye ancak durum her ne ise şimdilik saygı gösterecekti..Murdaktanda ses seda yoktu..
Büyücünün kalkar kalkmaz halkla konusmak isteyişini garipsesede izleyip olanları görmeyi tercih etti şovalye...Neler oldugunu tam olarak anlayamasada büyücüden tuaf bir biçimde kuşkulanmaya başlamıştı..Kuşkusunun nedeninide bilemiyordu üstelik..Belki de o garip rahatsızlıgı idi...Belkide Horcoelle bir daha konuşma zahmetine katlanmadan yanlarından ayrılışı idi..Beyaz büyücüyü bu hale getiren her ne ise Horcoel merak etmişti..
Atının üzerinde garip bir edeyla oturup etrafını izlemekteydi Horcoel..Arkasına bakma gereği duymadan Murdak a doğru seslendi..
''Murdak beyaz cüppeli dostumuzda seninde dikkatini çeken birşeyler olmadımı..''
Ses yoktu..
Horcoel duraksadı ve kendi kendine düşüncelere daldı..Kuşkular endişeler ve yarının getirecekleri ile ilgiliydi bu düşünceler..
Taa ki tüm alan beyaz büyücünün tok ve kararlı sesi ile dolana kadar..Düşünceleri büyücünün seslenişi ile kesilmişti..
''Yüce Oren..Burada neler oluyor..''
Horcoel garip bir heyecanla atına doğru yönelirken atını kendisine doğru çağırdı..Ve havada bir tur dönerek Silverhorn a bindi..Arkasına bile bakmadan sadece Murdak ın duyacagı bir şekilde seslendi..
''Murdak..Arkadaşlarını al ve beni izle.Oren adına...Bu büyücü ne yaptığını sanıyor..''
Horcoel hızla atını büyücünün sesini duydugu yere doğru yöneltti..Bir yandanda düşünüyordu..Büyücü ne demek istiyordu..''Sizi bırakanları sizde bırakın..'demişti..Horcoel endişe ile ilerlemeye başladı..Büyücü her ne kadar saf ve iyi gözüksede insanları kışkırtacak tarzda konuşmuştu..''Orenin sonsuz cehennemi..''Diye fısıldadı kendi kendisine..''Karavanın gelişine çok az kalmıştı..''
''Ne yaptıgını sanıyor bu adam..''
Yoldaki insanları başıyla selamladı bir yandan ilerlerken..İnsanlar arasından tuaf fısıltılar ve anlaşılmaz sözler çıkıyordu..Yavaşça ona yol açmalarını rica etti insanlardan..Bir patikayı daha hızla aştıktan sonra büyücünün yanına varmıştı..
Horcoel garip bir bakışla büyücüyü süzdü..Hala bir yandanda olanlara inanamamıştı..
''Beyaz büyücü bana insanlarla konuşmak istediğinizi söylediniz..Bizim aleyhimize insanları kışkırtmak için değil..''
''İnsanlarla konuşmanıza tabiki birşey diyemem beyaz büyücü..''Diyerek söze girdi Horcoel''Buraya bize yardım etmek için geldiğinizi söylemiştiniz..Yiyecek kıtlığı ha..Yada bana güvenin bize inanın..Sizi bırakanları siz de bırakın..''
''İnsanlara güzel şeyler öneriyorsunuz beyaz büyücü..''Horcoel bir anda garip bir ciddiyetle büyücüye çevirdi bakışlarını..
''Aynı rahibin önerdikleri gibi..''
Horcoel artık büyücüye daha bir şüpheli biçimde bakmaya başlamıştı..Adam ne yapıyordu..Yardım etmek istiyorum demişti..Bumuydu ettiği yardım..İnsanları kışkırtmak..
''Yiyecek kıtlığımı beyaz büyücü..Etrafınıza bir bakın..Burada bize günlerce yetecek kadar yiyecek var..Ve esas kervanda bu akşam geliyor..Su kaynağımız var..Hatta cüce bir şovalyemiz insanlar için ufak tarzda barakalar bile hazırladı..''
''Arkadaşlarım..Kardeşlerim..''Diye onkasabalılara döndü bu sırada..(Using feat Leadership)
''Sizler için hayatımızı koyduk..Açtınız yedirdik..Susuzdunuz su bulduk..Ã?şüdünüz barınak yaptık..Hastaydınız yardım yaptık..Kasabanızı eski halinize getirmek için yardım çağırdık..''
Horcoel asil bir bakışla dururken eliyle güneyi işaret etti..
''Ve yardım..Buradan..Bu akşam onkasaba sınırlarına girecek..''
Büyük bir coşkuyla söylemişti son sözlerini..
''Sizi bırakanları siz de bırakın ha..''
''Nedemek bu sayın büyücü..''Horcoel büyücüye doğru dönerek söyledi bunları..''Bu sözlerinizle neyi ima etmek istediniz..Bana yardım etmek istediğinizi söylemiştiniz..''
''Gözler kalbin aynasıdır..Haklısınız beyaz büyücü..Ancak bazen gözler de yalan söyleyebilir..Ayna ise malumdur..Olanların sadece bir bölümünü gösterir..''
''Artık gerçeği görmemizin vakti geldi..''
Horcoel kollarını etrafa doğru açtı..Bir an sessizlikten sonra gözleri parıldamaya başladı..şovalyenin mavi gözleri kutsal bir ışıkla dolmaya başlarken bu manzara ağzından dökülen egzotik sözcüklerle dalgalanmaya başladı..Paladin Oren in bilgeliğini çağırmaktaydı..
''Yüce Oren Adaleti Yaratan..Adaleti dağıtan..Sana sesleniyorum..Bu paladinin seslenişini duy ve ona cevabını sun..''
Horcoel ışıl ışıl parıldarken eliyle bir daire çizmeye başladı..Bu dairenin içinde kendisi büyücü..Ve onkasaba halkının meraklı bir kısımı bulunuyordu..(abartı bir menzil olmadıgını biliyorum..Yettiği kadar alınırsa sevinirim..)Derken ilahisine devam etti paladin..
''Adaletin tanrısı...Gerçekleri gözümüzün önüne ser..Ser ki doğrular çarpıtılmasın..Gerçekler bulanmasın..Göster gerçeği bize..İyisiyle kötüsüyle..Rehber ol bize..Ve gerçekliği saptıranları adaletinin gücüyle durdur..''
(RP dışı:Paladin Spell Zone Of Truth..)
Horcoelin üzerinde pozitif enejiden oluşan bir daire belirdi..Ve bu daire gittikçe parıldamaya ve etrafına ışık saçmaya başladı..Maximum düzeyine ulaştıgında patladı ve daha önceden kutsal şovalyenin çizmiş oldugu alana yayıldı..
''şİMDİ''diye bağırdı şovalye..''BU ALANDA KİMSE YALAN SÃ?YLEYEMEZ..şİMDİ SÃ?YLEYİN SÃ?YLEYECEKLERİNİZİ BÃ?YÃ?CÃ?..şİMDİ GÃ?STERİN BİZE KALBİNİZİN AYNASINI..BANA GÃ?VENİN BİZE GÃ?VENİN NE DEMEK..BİZ DERKEN KİMLERİ KASTETTİNİZ BEYAZBÃ?YÃ?CÃ?..BANA KASTETTİğİNİZ şU BAGLANTILARINIZ KİMLER..BİZE KAÃ?AMAK YANITLAR VERİLMESİN YANLIZ BÃ?YÃ?CÃ?..MADEM BİR YARDIM Ã?NERİYORSUNUZ BÃ?YÃ?CÃ?..BANA VE İNSANLARA KENDİNİZİ KANITLAYIN...DAHA Ã?NCEDE İNSANLARI YARDIM ETME VAADİ İLE GÃ?TÃ?RMÃ?şLERDİ BEYAZ BÃ?YÃ?CÃ?..ANCAK O İNSANLARDAN GİTTİKLERİNDEN BERİ HİÃ? HABER YOK..NE BİR GERİ GELEN VAR..NEDE ONLARI MERAK EDEN YAKINLARINA GELECEK BİR HABER..GÃ?STERİN BİZE BEYAZ BÃ?YÃ?CÃ?...GÃ?STERİN ONLARLA ARANIZDAKİ FARKI BİZE..''
Büyücünün kalkar kalkmaz halkla konusmak isteyişini garipsesede izleyip olanları görmeyi tercih etti şovalye...Neler oldugunu tam olarak anlayamasada büyücüden tuaf bir biçimde kuşkulanmaya başlamıştı..Kuşkusunun nedeninide bilemiyordu üstelik..Belki de o garip rahatsızlıgı idi...Belkide Horcoelle bir daha konuşma zahmetine katlanmadan yanlarından ayrılışı idi..Beyaz büyücüyü bu hale getiren her ne ise Horcoel merak etmişti..
Atının üzerinde garip bir edeyla oturup etrafını izlemekteydi Horcoel..Arkasına bakma gereği duymadan Murdak a doğru seslendi..
''Murdak beyaz cüppeli dostumuzda seninde dikkatini çeken birşeyler olmadımı..''
Ses yoktu..
Horcoel duraksadı ve kendi kendine düşüncelere daldı..Kuşkular endişeler ve yarının getirecekleri ile ilgiliydi bu düşünceler..
Taa ki tüm alan beyaz büyücünün tok ve kararlı sesi ile dolana kadar..Düşünceleri büyücünün seslenişi ile kesilmişti..
Horcoelin bu sözler üzerine gözleri fal taşı gibi açıldı ve garip bir edayla duraksaya kaldı..Taa ki ağzının içinden şu sözler dökülene kadar..Kulak verin bana" Diye başladı sözlerine.
"
10 Kasabanın kahraman halkı;
Neler yaşadığınızı duydum, dinledim. Ã?oğu kahraman hayal bile edemez, ama siz yaptınız. Cehennemin ta kendisinden geldiniz. Orası ki en kötü kabusları süsler, korkusuzların kabusudur. Ama siz bizzat yaşadınız, mücadele ettiniz ve işte başardınız. İşte bu yüzden her biriniz birer kahramansınız. Susuzluk, yiyecek kıtlığı... bunlar tabii ki önemli problemler. Fakat hiç kimseye muhtaç olmadan bunları aşabiliriz. Bu gelecek olan yardımları reddetmek demek değil tabii ki... Anlatmak istediğim, muhtaç olmadığımız zayıf olmadığımız, kimsesiz olmadığımız.
Güven kolay kazanılmıyor biliyorum. Bazı kişilerin sizi hayal kırıklığına uğrattığını da biliyorum. Zerre kadar suçunuz olmasa dahi bu hale düşmüş olmanız, bu hale gelmenizi iyiliğinizi düşünen kişilerin sebep olmuş olması ne acı... Ne yazık ki bedelini ödemek kasaba halkına düşüyor. Bu nedenle insanlara güvenmek sizin için zor olsa gerek. Ben bazı şeyleri hissediyorum. Sizdeki kahramanlığı ve gücü hissediyorum. Siz de hissedin, kendinizdekini hissedin, bendekini hissedin. Ben size yardım etmek istiyorum. Gözler kalbin aynasıymış. Gözlerimin derinliklerine bakın. İşte o zaman bilmeseniz bile hissedebilirsiniz. Sizden sadece dileyebilirim:
Bana güvenin, bana inanın, bize inanın!
Yapılacak öyle çok iş var ki. Zor günler bizi bekliyor evet...Ben de eski bie 10 kasabalıyım, içinizde beni hatılayanlar olur belki, o zamandan bu yana çok değiştim ama... Sizin gibi özlüyorum ben de eski 10 kasabayı. Bütün zorlukların inadına, 10 kasabayı eskisinden daha büyük, eskisinden daha güzel, eskisinden daha yaşanılabilir bir yer yapacağız. Zaten bir zamanlar efsanelere knou olmuş bu yeri, kahramanların diyarı olarak yeniden efsaneleştireceğiz. Bunu hem kendimiz, hem de çocuklarımız için yapacağız. Bu yeri atalarımızdan aldığımızdan çok daha güzel bir şekilde çocuklarımıza bırakacağız. Bütün kusurlarından arındırılmış ve içinde kahramanların yaşadığı bir diyar... Ne harika geliyor değil mi kulağa...
şimdi sizi bırakanları siz de bırakın. Asıl yardım kendinizden gelecektir.
ÇOK Ã?ALIşMAYA HAZIR MISINIZ?
BENİMLE MİSİNİZ?
''Yüce Oren..Burada neler oluyor..''
Horcoel garip bir heyecanla atına doğru yönelirken atını kendisine doğru çağırdı..Ve havada bir tur dönerek Silverhorn a bindi..Arkasına bile bakmadan sadece Murdak ın duyacagı bir şekilde seslendi..
''Murdak..Arkadaşlarını al ve beni izle.Oren adına...Bu büyücü ne yaptığını sanıyor..''
Horcoel hızla atını büyücünün sesini duydugu yere doğru yöneltti..Bir yandanda düşünüyordu..Büyücü ne demek istiyordu..''Sizi bırakanları sizde bırakın..'demişti..Horcoel endişe ile ilerlemeye başladı..Büyücü her ne kadar saf ve iyi gözüksede insanları kışkırtacak tarzda konuşmuştu..''Orenin sonsuz cehennemi..''Diye fısıldadı kendi kendisine..''Karavanın gelişine çok az kalmıştı..''
''Ne yaptıgını sanıyor bu adam..''
Yoldaki insanları başıyla selamladı bir yandan ilerlerken..İnsanlar arasından tuaf fısıltılar ve anlaşılmaz sözler çıkıyordu..Yavaşça ona yol açmalarını rica etti insanlardan..Bir patikayı daha hızla aştıktan sonra büyücünün yanına varmıştı..
Horcoel garip bir bakışla büyücüyü süzdü..Hala bir yandanda olanlara inanamamıştı..
''Beyaz büyücü bana insanlarla konuşmak istediğinizi söylediniz..Bizim aleyhimize insanları kışkırtmak için değil..''
''İnsanlarla konuşmanıza tabiki birşey diyemem beyaz büyücü..''Diyerek söze girdi Horcoel''Buraya bize yardım etmek için geldiğinizi söylemiştiniz..Yiyecek kıtlığı ha..Yada bana güvenin bize inanın..Sizi bırakanları siz de bırakın..''
''İnsanlara güzel şeyler öneriyorsunuz beyaz büyücü..''Horcoel bir anda garip bir ciddiyetle büyücüye çevirdi bakışlarını..
''Aynı rahibin önerdikleri gibi..''
Horcoel artık büyücüye daha bir şüpheli biçimde bakmaya başlamıştı..Adam ne yapıyordu..Yardım etmek istiyorum demişti..Bumuydu ettiği yardım..İnsanları kışkırtmak..
''Yiyecek kıtlığımı beyaz büyücü..Etrafınıza bir bakın..Burada bize günlerce yetecek kadar yiyecek var..Ve esas kervanda bu akşam geliyor..Su kaynağımız var..Hatta cüce bir şovalyemiz insanlar için ufak tarzda barakalar bile hazırladı..''
''Arkadaşlarım..Kardeşlerim..''Diye onkasabalılara döndü bu sırada..(Using feat Leadership)
''Sizler için hayatımızı koyduk..Açtınız yedirdik..Susuzdunuz su bulduk..Ã?şüdünüz barınak yaptık..Hastaydınız yardım yaptık..Kasabanızı eski halinize getirmek için yardım çağırdık..''
Horcoel asil bir bakışla dururken eliyle güneyi işaret etti..
''Ve yardım..Buradan..Bu akşam onkasaba sınırlarına girecek..''
Büyük bir coşkuyla söylemişti son sözlerini..
''Sizi bırakanları siz de bırakın ha..''
''Nedemek bu sayın büyücü..''Horcoel büyücüye doğru dönerek söyledi bunları..''Bu sözlerinizle neyi ima etmek istediniz..Bana yardım etmek istediğinizi söylemiştiniz..''
''Gözler kalbin aynasıdır..Haklısınız beyaz büyücü..Ancak bazen gözler de yalan söyleyebilir..Ayna ise malumdur..Olanların sadece bir bölümünü gösterir..''
''Artık gerçeği görmemizin vakti geldi..''
Horcoel kollarını etrafa doğru açtı..Bir an sessizlikten sonra gözleri parıldamaya başladı..şovalyenin mavi gözleri kutsal bir ışıkla dolmaya başlarken bu manzara ağzından dökülen egzotik sözcüklerle dalgalanmaya başladı..Paladin Oren in bilgeliğini çağırmaktaydı..
''Yüce Oren Adaleti Yaratan..Adaleti dağıtan..Sana sesleniyorum..Bu paladinin seslenişini duy ve ona cevabını sun..''
Horcoel ışıl ışıl parıldarken eliyle bir daire çizmeye başladı..Bu dairenin içinde kendisi büyücü..Ve onkasaba halkının meraklı bir kısımı bulunuyordu..(abartı bir menzil olmadıgını biliyorum..Yettiği kadar alınırsa sevinirim..)Derken ilahisine devam etti paladin..
''Adaletin tanrısı...Gerçekleri gözümüzün önüne ser..Ser ki doğrular çarpıtılmasın..Gerçekler bulanmasın..Göster gerçeği bize..İyisiyle kötüsüyle..Rehber ol bize..Ve gerçekliği saptıranları adaletinin gücüyle durdur..''
(RP dışı:Paladin Spell Zone Of Truth..)
Horcoelin üzerinde pozitif enejiden oluşan bir daire belirdi..Ve bu daire gittikçe parıldamaya ve etrafına ışık saçmaya başladı..Maximum düzeyine ulaştıgında patladı ve daha önceden kutsal şovalyenin çizmiş oldugu alana yayıldı..
''şİMDİ''diye bağırdı şovalye..''BU ALANDA KİMSE YALAN SÃ?YLEYEMEZ..şİMDİ SÃ?YLEYİN SÃ?YLEYECEKLERİNİZİ BÃ?YÃ?CÃ?..şİMDİ GÃ?STERİN BİZE KALBİNİZİN AYNASINI..BANA GÃ?VENİN BİZE GÃ?VENİN NE DEMEK..BİZ DERKEN KİMLERİ KASTETTİNİZ BEYAZBÃ?YÃ?CÃ?..BANA KASTETTİğİNİZ şU BAGLANTILARINIZ KİMLER..BİZE KAÃ?AMAK YANITLAR VERİLMESİN YANLIZ BÃ?YÃ?CÃ?..MADEM BİR YARDIM Ã?NERİYORSUNUZ BÃ?YÃ?CÃ?..BANA VE İNSANLARA KENDİNİZİ KANITLAYIN...DAHA Ã?NCEDE İNSANLARI YARDIM ETME VAADİ İLE GÃ?TÃ?RMÃ?şLERDİ BEYAZ BÃ?YÃ?CÃ?..ANCAK O İNSANLARDAN GİTTİKLERİNDEN BERİ HİÃ? HABER YOK..NE BİR GERİ GELEN VAR..NEDE ONLARI MERAK EDEN YAKINLARINA GELECEK BİR HABER..GÃ?STERİN BİZE BEYAZ BÃ?YÃ?CÃ?...GÃ?STERİN ONLARLA ARANIZDAKİ FARKI BİZE..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Murdak Selena ve Chug genç adamin peşinden tedbirli bir şekilde ilerlemeye başladılar.
ellerinde asaları ile 2 adamı takip ediyorlardı. Adam çıkmış ve bir konuşmaya yapmaya
halkı kışkırtmaya başlamıştı bu adam ne yapmaya çalışıyordu anlam verememişti
küçük yaratıklar neler oluyordu acaba adam neden oren e karşı insanları kışkırtıyordu
bir şeyler sezmeye çalışıyordu ama bilemiyordu kızıl gözleri parıl parıl olmuştu.
Ve olacakları bekliyordu... Genç paladin araya girmişti işte beklenen zaman gelmişti Murdak
cübbesini çıkardı ve kollarının üstünde özel yapım silahları belli oluyordu.
( oren Dautry in bilgisi vardır ) Asasını eline almıştı...
Silahların bileklere ve kollara monte edilmiş olması çok fazla haraketi engellemiyordu...
Eline üstü taşlı asasını almış ve beklemeye başlamıştı.
bir ara Horcoel le göz göze geldiler ve burada olduıklarına dair bi sinyal verdi...
Bu insanların gitmemesi tuzağa düşmemeleri gerekiyordu ve bunu başarmak için 4 kişi
gerekirse hayatlarını vericeklerdi.....
ellerinde asaları ile 2 adamı takip ediyorlardı. Adam çıkmış ve bir konuşmaya yapmaya
halkı kışkırtmaya başlamıştı bu adam ne yapmaya çalışıyordu anlam verememişti
küçük yaratıklar neler oluyordu acaba adam neden oren e karşı insanları kışkırtıyordu
bir şeyler sezmeye çalışıyordu ama bilemiyordu kızıl gözleri parıl parıl olmuştu.
Ve olacakları bekliyordu... Genç paladin araya girmişti işte beklenen zaman gelmişti Murdak
cübbesini çıkardı ve kollarının üstünde özel yapım silahları belli oluyordu.
( oren Dautry in bilgisi vardır ) Asasını eline almıştı...
Silahların bileklere ve kollara monte edilmiş olması çok fazla haraketi engellemiyordu...
Eline üstü taşlı asasını almış ve beklemeye başlamıştı.
bir ara Horcoel le göz göze geldiler ve burada olduıklarına dair bi sinyal verdi...
Bu insanların gitmemesi tuzağa düşmemeleri gerekiyordu ve bunu başarmak için 4 kişi
gerekirse hayatlarını vericeklerdi.....
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
DMHorcoel_Baator wrote: ''Adaletin tanrısı...Gerçekleri gözümüzün önüne ser..Ser ki doğrular çarpıtılmasın..Gerçekler bulanmasın..Göster gerçeği bize..İyisiyle kötüsüyle..Rehber ol bize..Ve gerçekliği saptıranları adaletinin gücüyle durdur..''
(RP dışı:Paladin Spell Zone Of Truth..)'
_______________________
Efla Spellcraft: Zone of Truth olduğunu anladı.
Efla'nın bir reaksiyonu var mı büyü yapılırken?
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Sesi birden cellanmişti sanki büyücünün.
"BEN SİZİ BIRAKANLARI BIRAKIN DEDİM SAYIN PALADİN. BURADA EğER ALINDIğINIZ BİRşEY VARSA BEN BURADAN İNSANLARI YARI YOLDA BIRAKTIğINIZI MI ANLAMALIYIM?"
Sesi biraz olsun yumuşadı.
"Dediğiniz gibi olsun. İstediğinizi yapacak ve oraya gireceğim. Söylediğiniz gibi orada kimse yalan söyleyemez."
Sert ve kararlı adımlarla kalkanın içine ilerledi.
RP DIşI:
Halkanın içinde söylemek istediklerim bunlar. Tabii ki söyleyip söyleyemeyeceğime dm karar verecektir:
"Size saygı duyuyorum fakat bana böylesine emir vermemelisiniz. Bütün sorularınızı cevaplamakla mükellef olmamama rağmen Size iyi niyetimi ispatlamak için yapacağım. Siz burada insanları korumak için yollanmış bir kişisiniz. Bu insanların takip ettiği bir lider değil. Halkın isteğine cevap vereceğim."
"Evet" diye söze başladı. Sesi yeniden hitap eder nitelikteydi. Mavi gözlerini gerek halkın gerekse paladinin üzerinde dolaştırıyordu. Yoo kimseden korkusu yoktu. Yardım etmek için herşeyi göze alacak gibi görünüyordu.
"Hitabımda söylediğim herşey gerçekten hissettiklerimdir ve de doğrudur!
İstediğim herşey kasabanın yararınadır. Gidenler hakkında tam bir bilgim yoktur. Onları görmüştüm yolda. Gayet iyi görünüyorlardı. Eminim ki zamanı geldiğinde geri döneceklerdir kasabaya.
Sizi bırakanları bırakın dedim. Son derece de doğrudur. Bir laf vardır. Yarası olan gocunur diye... Sözlerimden neden bu kadar rahatsız oldunuz.
Yiyeceğinizin çok olduğunu mu sanıyorsunuz? Hazıra dağlar dayanmazmış. Ã?retime geçilmediği sürece yiyeceklerin yettiğini düşüneceğiniz haftalar su gibi akıp geçecektir. Sonunda Açlık sefaletiyle karşılaşmamak için gerekeni yapmalıyız. Ve görüyorum ki buranın LİDERLERİ bunun gereği olan hiçbir şeyi yerine getirmemişler. Benim tek istediğim bunları düşünmek ve gerçekleştirmek."
Gözlerini hafifçe kıstı. Kendisinin sorgulanmasına biraz sinirlenmişti belli ki. Fakat bir iç geçirip konuşmasına devam etti:
"Bağlantılarımı açıklamamı istediniz. Mecbur değilim. Ama bunu yapacağım. Sizin için değil ama halk için yapacağım. Evet bağlantılarım var. Önemli bağlantılar... Kimdir bunlar: Bazı tapınaklardaki önemli dostlarım, zengin varlık sahibi dostlarım, büyücü dostlarım ve de bu insanlara yardım etmek için hayatlarını feda etmekten çekinmeyecek doslarım... Yeterli mi sizce. İstediğiniz gibi cevapladım ve hiç de kaçamak olmadı bence...
Sorgulayıcı bir gülümseme yerleştirdi yüzüne
"şimdi de mi yalan söylüyorum paladin. Yoksa kendi yeteneklerinizden de mi kuşkulusunuz. Eğer öyleyse üzülerek belirtmeliyim. Kendi yeteneklerinden kuşku duyanlar lider OLMAMALIDIRLAR. Ben yapabildiğimi biliyorum. Ve bu halkın neler yapabileceğini biliyorum. Sadece halkın bunu yapmasına izin vermek için yetki istiyorum. Sizin iyi niyetli olduğunuzu düşündüysem de. Bu insanların iyiliği için engel teşkil etmenize izin veremem. Sanırım ben yeterince SORGULANDIM. şimdi sizi davet ediyorum. Madem insanların öğrenmesini istiyoruz bunca şeyi. Sizin ve tapınağınız hakkına öğrenmek istediğimiz biriki şey olacaktır. Bana kalırsa pek de telaşlı davrandınız. Bir suç mu işediniz de böylesine telaşladındınız. Eğer öyleyse bunun HESABI SORULACAKTIR. "
Yüzündeki gülümseme bu sefer kurnazca bir hal aldı. Zeka pırıltısı okunuyordu adeta. Ve evet hep gülüyordu. Etkileyici bir biçimde hep gülüyordu ama duruma göre değişiyordu gülümsemesi. El kareketleri ve mimikleri de destekler niyelikteydi. Konuşmaya devam etti. Aslında söyleyecek çok şey kalmamıştı. SAdece sorulması gerekenler vardı.
"Ve lütfen KAÃ?AMAK cevaplar vermeyin sorularıma."[/quote]
"BEN SİZİ BIRAKANLARI BIRAKIN DEDİM SAYIN PALADİN. BURADA EğER ALINDIğINIZ BİRşEY VARSA BEN BURADAN İNSANLARI YARI YOLDA BIRAKTIğINIZI MI ANLAMALIYIM?"
Sesi biraz olsun yumuşadı.
"Dediğiniz gibi olsun. İstediğinizi yapacak ve oraya gireceğim. Söylediğiniz gibi orada kimse yalan söyleyemez."
Sert ve kararlı adımlarla kalkanın içine ilerledi.
RP DIşI:
Halkanın içinde söylemek istediklerim bunlar. Tabii ki söyleyip söyleyemeyeceğime dm karar verecektir:
"Size saygı duyuyorum fakat bana böylesine emir vermemelisiniz. Bütün sorularınızı cevaplamakla mükellef olmamama rağmen Size iyi niyetimi ispatlamak için yapacağım. Siz burada insanları korumak için yollanmış bir kişisiniz. Bu insanların takip ettiği bir lider değil. Halkın isteğine cevap vereceğim."
"Evet" diye söze başladı. Sesi yeniden hitap eder nitelikteydi. Mavi gözlerini gerek halkın gerekse paladinin üzerinde dolaştırıyordu. Yoo kimseden korkusu yoktu. Yardım etmek için herşeyi göze alacak gibi görünüyordu.
"Hitabımda söylediğim herşey gerçekten hissettiklerimdir ve de doğrudur!
İstediğim herşey kasabanın yararınadır. Gidenler hakkında tam bir bilgim yoktur. Onları görmüştüm yolda. Gayet iyi görünüyorlardı. Eminim ki zamanı geldiğinde geri döneceklerdir kasabaya.
Sizi bırakanları bırakın dedim. Son derece de doğrudur. Bir laf vardır. Yarası olan gocunur diye... Sözlerimden neden bu kadar rahatsız oldunuz.
Yiyeceğinizin çok olduğunu mu sanıyorsunuz? Hazıra dağlar dayanmazmış. Ã?retime geçilmediği sürece yiyeceklerin yettiğini düşüneceğiniz haftalar su gibi akıp geçecektir. Sonunda Açlık sefaletiyle karşılaşmamak için gerekeni yapmalıyız. Ve görüyorum ki buranın LİDERLERİ bunun gereği olan hiçbir şeyi yerine getirmemişler. Benim tek istediğim bunları düşünmek ve gerçekleştirmek."
Gözlerini hafifçe kıstı. Kendisinin sorgulanmasına biraz sinirlenmişti belli ki. Fakat bir iç geçirip konuşmasına devam etti:
"Bağlantılarımı açıklamamı istediniz. Mecbur değilim. Ama bunu yapacağım. Sizin için değil ama halk için yapacağım. Evet bağlantılarım var. Önemli bağlantılar... Kimdir bunlar: Bazı tapınaklardaki önemli dostlarım, zengin varlık sahibi dostlarım, büyücü dostlarım ve de bu insanlara yardım etmek için hayatlarını feda etmekten çekinmeyecek doslarım... Yeterli mi sizce. İstediğiniz gibi cevapladım ve hiç de kaçamak olmadı bence...
Sorgulayıcı bir gülümseme yerleştirdi yüzüne
"şimdi de mi yalan söylüyorum paladin. Yoksa kendi yeteneklerinizden de mi kuşkulusunuz. Eğer öyleyse üzülerek belirtmeliyim. Kendi yeteneklerinden kuşku duyanlar lider OLMAMALIDIRLAR. Ben yapabildiğimi biliyorum. Ve bu halkın neler yapabileceğini biliyorum. Sadece halkın bunu yapmasına izin vermek için yetki istiyorum. Sizin iyi niyetli olduğunuzu düşündüysem de. Bu insanların iyiliği için engel teşkil etmenize izin veremem. Sanırım ben yeterince SORGULANDIM. şimdi sizi davet ediyorum. Madem insanların öğrenmesini istiyoruz bunca şeyi. Sizin ve tapınağınız hakkına öğrenmek istediğimiz biriki şey olacaktır. Bana kalırsa pek de telaşlı davrandınız. Bir suç mu işediniz de böylesine telaşladındınız. Eğer öyleyse bunun HESABI SORULACAKTIR. "
Yüzündeki gülümseme bu sefer kurnazca bir hal aldı. Zeka pırıltısı okunuyordu adeta. Ve evet hep gülüyordu. Etkileyici bir biçimde hep gülüyordu ama duruma göre değişiyordu gülümsemesi. El kareketleri ve mimikleri de destekler niyelikteydi. Konuşmaya devam etti. Aslında söyleyecek çok şey kalmamıştı. SAdece sorulması gerekenler vardı.
"Ve lütfen KAÃ?AMAK cevaplar vermeyin sorularıma."[/quote]
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
DM
_____________________
Adam alanın içinde ve sözlerini hiç tereddüt etmeden söylüyor. Tamamen doğru konuşuyor gibi görünüyor şovalyeye...
İnsanlar bu ilginç tartışmayı fısıltılarla kendi aralarında homurtularla karşılıyorlar. Aradan birkaç kişinin sesi yükseliyor...
"Yabancı neden sana güvenelim? Bizim için ne yaptınki sen?"
başka bir tanesi aradan bağırıyordu:
"Bizim lideriimiz nerede?"
Bazıları "Bizim liderimiz yok bizi kimse yönlendiremez!" diyordu. Bu politik bakış açılarının çatışması bitecek gibi değildi. İnsanların aklı karışmıştı fakat yönetim konusunda ortak bir konuda birleşemiyorlardı.
İnsanların çoğu yemek, su ve barınak ihtiyaçlarını karşılayan şovalyelere minnettardı. Tapınaklarda barınan karılarına ve çocuklarına eski güzel günlerini geri getirmek için var güçleriyle çalışıyorlardı. Fakat kalplerinde herşeylerini kaybetmenin verdiği burukluk da vardı. Burda suçlu kimdi ve adalet yerine getirilmiş miydi bilemiyorlardı. Tanrı Oren adaletli fakat korkulan bir Tanr idi...
DİP NOT: şu anda Horcoel yaptıklarından dolayı kasaba insanlarının gözünde daha etkileyici bir konumda. Efla her ne kadar kişisel manyetizmasını ve provotakif sözcükleirn gücünü kullansa da Horcoel'i biraz kenara sıkışırsa ya da hatalı çıkarırsa ancak halkı etkileyebilir gibi gözüküyor...
_____________________
Adam alanın içinde ve sözlerini hiç tereddüt etmeden söylüyor. Tamamen doğru konuşuyor gibi görünüyor şovalyeye...
İnsanlar bu ilginç tartışmayı fısıltılarla kendi aralarında homurtularla karşılıyorlar. Aradan birkaç kişinin sesi yükseliyor...
"Yabancı neden sana güvenelim? Bizim için ne yaptınki sen?"
başka bir tanesi aradan bağırıyordu:
"Bizim lideriimiz nerede?"
Bazıları "Bizim liderimiz yok bizi kimse yönlendiremez!" diyordu. Bu politik bakış açılarının çatışması bitecek gibi değildi. İnsanların aklı karışmıştı fakat yönetim konusunda ortak bir konuda birleşemiyorlardı.
İnsanların çoğu yemek, su ve barınak ihtiyaçlarını karşılayan şovalyelere minnettardı. Tapınaklarda barınan karılarına ve çocuklarına eski güzel günlerini geri getirmek için var güçleriyle çalışıyorlardı. Fakat kalplerinde herşeylerini kaybetmenin verdiği burukluk da vardı. Burda suçlu kimdi ve adalet yerine getirilmiş miydi bilemiyorlardı. Tanrı Oren adaletli fakat korkulan bir Tanr idi...
DİP NOT: şu anda Horcoel yaptıklarından dolayı kasaba insanlarının gözünde daha etkileyici bir konumda. Efla her ne kadar kişisel manyetizmasını ve provotakif sözcükleirn gücünü kullansa da Horcoel'i biraz kenara sıkışırsa ya da hatalı çıkarırsa ancak halkı etkileyebilir gibi gözüküyor...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Ephron, Horcoel arasındaki ikili diyalog ve kasabalıların bu sözlere tepkileri bu başlıkta yer almaktadır:
Ephron vs. Horcoel söz düellosu
İkilinin atışmasını izleyen kalabalığın tepkilerinde genel bir degisim olmadi. Oren şovalyeleri hala ayricalikli konumlarini koruyorlar. Ephron'u ise biraz daha taniyorlar tek fark olarak. Kalabalik dagiliyor... Gençler yaslilarin sözlerini dinlediler ve susmayi tercih ettiler bu konuda.
Ephron vs. Horcoel söz düellosu
İkilinin atışmasını izleyen kalabalığın tepkilerinde genel bir degisim olmadi. Oren şovalyeleri hala ayricalikli konumlarini koruyorlar. Ephron'u ise biraz daha taniyorlar tek fark olarak. Kalabalik dagiliyor... Gençler yaslilarin sözlerini dinlediler ve susmayi tercih ettiler bu konuda.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Barınakların arasında dolaşan kalabalık gelen atlıya yol açmaktaydı. Kahverengi güçlü atın üzerinde, onun gibi güçlü bir binicisi vardı. Binici ağır plaka zırh giymekteydi. Ã?elik miğferinin içinden insanların gözlerini okuyobiliyordu ve bu onu mutsuz etmekteydi.
Daha ileride büyük bir kalabalığın toplanmış olduğunu gördü ancak bu kalabalık dağılmaktaydı. İnsanlar dağıldıkça, bir az önce bu topluluğun toplanmasına neden olan birkaç sureti gördü. Bazıları cübbe giymekteydi bazıları da zırh içindeydi. Bu halktan birileri olmadığı kesindi. Sarı saçlı bir suret Feoranın dikkatini çekti. Feoran onu tanımıştı. Bir an gülümsedi ve atını bir az önceki temposundan daha hızlı bir şekilde ona doğru sürmeye başladı.
Daha ileride büyük bir kalabalığın toplanmış olduğunu gördü ancak bu kalabalık dağılmaktaydı. İnsanlar dağıldıkça, bir az önce bu topluluğun toplanmasına neden olan birkaç sureti gördü. Bazıları cübbe giymekteydi bazıları da zırh içindeydi. Bu halktan birileri olmadığı kesindi. Sarı saçlı bir suret Feoranın dikkatini çekti. Feoran onu tanımıştı. Bir an gülümsedi ve atını bir az önceki temposundan daha hızlı bir şekilde ona doğru sürmeye başladı.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel insanların dağılışını izliyordu mutlu bir yüzle..Ve ardından büyücüyü düşündü..Nasıl bir beyaz büyücüydü bu..İnsanları tahrik edici sözlerle doldurmuş..Birde üzerinAdamın tahrik edici sözleri üzerine adamı doğruluk çemberinde sınamış ancak bu konuda pek başarılı olamamıştı...Yanlız insanlarla yaptıkları konuşma sonucu Onkasaba insanları ile gurur duymuştu..''Mağrur bir halk..'' diye düşündü paladin..
''Ancak doğru ile yanlışı ayırt edebilen bir halk..''
Horcoel bellirli belirsiz gülümsemesine devam etti..
Bu sırada düşünceler içerisindeydi paladin...''Doğruluk Ã?emberi'' diye fısıldadı..Halbuki adamın yalan söylediginden neredeyse emin olmuştu şovalye..Ama ''Doğruluk Ã?emberi''ne göre adam yalan söylememişti..
Gülümsemesi gittikçe asık bir ifadeye döndü paladinin...Gözlerinde onkasabalı insanların görüntüsü kaybolmuş..Yerini geçmişin silik anıları doldurmuştu..
''Yıllar önceydi''diye fısıldadı paladin geçmişe dalar bir boşlukta..
Lord Thornan ile ormanda at sürdükleri zamanı hatırladı Horcoel..Gençti ozamanlar..Bir yarımelfi bırakın bir insan için bile gençti..Lord Thornan ın himayesinde geçen onlarca yıldan sonra Thornan ilk defa diplomatik bir göreve giderken Horcoel i yanında götürmüştü..
Lord Thornan...Helnor şovalyelerinin gelmiş geçmiş en saf kalpli kılıç üstadlarından biri..Horcoel i yetim kaldığında yanına almıştı şovalye..Onu manevi oğlu olarak görmüştü yanına aldıktan sonra..Horcoeli savaştan ve ölümden uzak tutmaya çalışmıştı şovalye ama Horcoel de ki bir tür enerji mani olmuştu buna..Savaşmak istiyordu genç yarımelf..Lord Thornan da bu enerjiye daha fazla dayanamamıştı...Savaşmak ve öğrenmek..Ve henüz genç yarımelf farkına da varmasa da bu öğrenme arzusu kalbinden yayılan iyilikten kaynaklanmaktaydı..Etrafında adil olmayan birşey gördügünde..Biri yardım için bağrındığında..Horcoel nedenini anlayamadan yardıma gitmişti...Nedenini bilmiyordu Horcoel..Sadece orada oturup izleyemezdi..Bunu biliyordu..
Thornan bu durumun farkına varmıştı..Saf bir kalbi vardı yarımelfin..Ã?ocuğa söylemesede biliyordu bunu..Aynı ışığı gençken kendi kalbindede hissederdi..Ve bu yarımelfi ilk defa buldugu zaman görmüştü ondaki ışığı..Yanlız dünya kötüydü..Kötü ve acımasız..Ve bütün bu acımasızlıkların arasına gitmesini istemiyordu Horcoel in..Ancak biliyorduki bazı şeyler önceden belirlenirdi ve hiçbir ölümlünün iradesi bunu değiştirmeye yetmezdi..Seçim zamanı geldiğinde bunu seçicek olan Horcoel olacaktı hem..Thornan a düşen şey ise bir baba olarak bildiği en iyi şeyi yapmaktı..Bekleyecekti..Zaten o zamanın gelişine henüz çok vardı..
Derken görüntüler kayboldu belirli belirtisiz gürültülerin arasından..Horcoel şaşkınlıkla sesleri dinledi..Kalabalığın gürültüsünü aşan farklı bir ses algılamıştı elf kulakları..
''Nal Sesleri''dedi Horcoel şaşkınlıkla
Horcoel şaşkınlıkla dolu bir ifade ile etrafını kolaçan etti ve nal seslerinin kaynağını farkettiğinde ise şaşkınlığı bir kat daha artmıştı..
''Oren in cenneti adına..Bir savaşçı daha ha..Burası gittikçe kalabalıklaşmaya başladı...''
Horcoel aklına gelen bir düşünce ile somurtarak yeni gelen adama doğru sürdü atını..
Aklından geçen düşünce ise..
''Umarım beyaz büyücü kadar yardım sever birisi değildir..''demişti kendi kendisine paladin..Aklı hala karmaşalarla doluydu adama doğru ilerkerken arkasına doğru seslendi..
''Murdak...Burada bekleyin bir yabancı geldi..Dikkatli ve gözüpek olun..Ve umarım senin şu hayvanın rahibe zamanında ulaşmıştır..''
Horcoel atıyla adama doğru yaklaşırken adama doğru seslendi..
''Ben Onkasaba koruyucusu Horcoel Baator yabancı..''Oren paladini ve tapınak şovalyesiyim..''Sizde bana isminizi ve amacınızı söyleyinki size yardımcı olabiliyim..''
''Ancak doğru ile yanlışı ayırt edebilen bir halk..''
Horcoel bellirli belirsiz gülümsemesine devam etti..
Bu sırada düşünceler içerisindeydi paladin...''Doğruluk Ã?emberi'' diye fısıldadı..Halbuki adamın yalan söylediginden neredeyse emin olmuştu şovalye..Ama ''Doğruluk Ã?emberi''ne göre adam yalan söylememişti..
Gülümsemesi gittikçe asık bir ifadeye döndü paladinin...Gözlerinde onkasabalı insanların görüntüsü kaybolmuş..Yerini geçmişin silik anıları doldurmuştu..
''Yıllar önceydi''diye fısıldadı paladin geçmişe dalar bir boşlukta..
Lord Thornan ile ormanda at sürdükleri zamanı hatırladı Horcoel..Gençti ozamanlar..Bir yarımelfi bırakın bir insan için bile gençti..Lord Thornan ın himayesinde geçen onlarca yıldan sonra Thornan ilk defa diplomatik bir göreve giderken Horcoel i yanında götürmüştü..
Lord Thornan...Helnor şovalyelerinin gelmiş geçmiş en saf kalpli kılıç üstadlarından biri..Horcoel i yetim kaldığında yanına almıştı şovalye..Onu manevi oğlu olarak görmüştü yanına aldıktan sonra..Horcoeli savaştan ve ölümden uzak tutmaya çalışmıştı şovalye ama Horcoel de ki bir tür enerji mani olmuştu buna..Savaşmak istiyordu genç yarımelf..Lord Thornan da bu enerjiye daha fazla dayanamamıştı...Savaşmak ve öğrenmek..Ve henüz genç yarımelf farkına da varmasa da bu öğrenme arzusu kalbinden yayılan iyilikten kaynaklanmaktaydı..Etrafında adil olmayan birşey gördügünde..Biri yardım için bağrındığında..Horcoel nedenini anlayamadan yardıma gitmişti...Nedenini bilmiyordu Horcoel..Sadece orada oturup izleyemezdi..Bunu biliyordu..
Thornan bu durumun farkına varmıştı..Saf bir kalbi vardı yarımelfin..Ã?ocuğa söylemesede biliyordu bunu..Aynı ışığı gençken kendi kalbindede hissederdi..Ve bu yarımelfi ilk defa buldugu zaman görmüştü ondaki ışığı..Yanlız dünya kötüydü..Kötü ve acımasız..Ve bütün bu acımasızlıkların arasına gitmesini istemiyordu Horcoel in..Ancak biliyorduki bazı şeyler önceden belirlenirdi ve hiçbir ölümlünün iradesi bunu değiştirmeye yetmezdi..Seçim zamanı geldiğinde bunu seçicek olan Horcoel olacaktı hem..Thornan a düşen şey ise bir baba olarak bildiği en iyi şeyi yapmaktı..Bekleyecekti..Zaten o zamanın gelişine henüz çok vardı..
Derken görüntüler kayboldu belirli belirtisiz gürültülerin arasından..Horcoel şaşkınlıkla sesleri dinledi..Kalabalığın gürültüsünü aşan farklı bir ses algılamıştı elf kulakları..
''Nal Sesleri''dedi Horcoel şaşkınlıkla
Horcoel şaşkınlıkla dolu bir ifade ile etrafını kolaçan etti ve nal seslerinin kaynağını farkettiğinde ise şaşkınlığı bir kat daha artmıştı..
''Oren in cenneti adına..Bir savaşçı daha ha..Burası gittikçe kalabalıklaşmaya başladı...''
Horcoel aklına gelen bir düşünce ile somurtarak yeni gelen adama doğru sürdü atını..
Aklından geçen düşünce ise..
''Umarım beyaz büyücü kadar yardım sever birisi değildir..''demişti kendi kendisine paladin..Aklı hala karmaşalarla doluydu adama doğru ilerkerken arkasına doğru seslendi..
''Murdak...Burada bekleyin bir yabancı geldi..Dikkatli ve gözüpek olun..Ve umarım senin şu hayvanın rahibe zamanında ulaşmıştır..''
Horcoel atıyla adama doğru yaklaşırken adama doğru seslendi..
''Ben Onkasaba koruyucusu Horcoel Baator yabancı..''Oren paladini ve tapınak şovalyesiyim..''Sizde bana isminizi ve amacınızı söyleyinki size yardımcı olabiliyim..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Kalablık daalmıştı ama yaşlı bir adam Horcoel e yaklaştı, adam tanıdık gelsede Horcoel onu bi türlü hatırlayamadı. adamın yırtık pırtık elbisesi ve elinde tuttuğu eski tozlu kitap ve gümüşi bir kuştüyü hariç birşeyi yoktu...
"Hey evlat.. Diğer şovalyeler enrde?? nereye gittiler?? niye bitek burda sen kaldın?"
"Hey evlat.. Diğer şovalyeler enrde?? nereye gittiler?? niye bitek burda sen kaldın?"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
"süphen olmasin ben burdayim hayvanim dan haber gelicektir" dedi murdak ve aklina yüzük geldi nasir büyü tasiyorduku bu kadar parliyordu...
DM' ye benim giden kartaldan haber varm1 *
DM' ye benim giden kartaldan haber varm1 *
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
