Yeni gelen yakışıklı büyücüye altın zincir giysisinin eteğini hafifçe tutar gibi yaparak bir reverans verdi ve Katliam'ın Elinin anlattıklarını dinledikten sonra, "Harika!" dediğinde yüzünde içten bir gülümseme oluştu. Odanın ortasındaki taht'a doğru ilerlerken taht odasının çift kanatlı dev kapıları kendi kendine kapanmaya başladı. Glasya'nın yüzünde muzur ve karanlık bir gülümseme oluşmuştu.
"Bu odanın içinde konuşulanları hiç bir ölümlü bilmemeli..."
Odanın içi adeta kavurucu bir enerji dalgasıyla yıkanırken, karanlığın kasvetli gölgesi odaya çöktü.
RP DIşI: Odada bir Anti-magic Field vardır, Clair Voyance tarzı bir büyü ile bile içeride olanlar görülemez, duyulamaz, scry ile izlenemez...
"Sanırım artık birbirimize karşı dürüst olmalıyız. Kaos'un kalbi buraya gelene kadar tanışmamızda bir sakınca yok..."
Glasya'nın üzerindeki altın giysi bir anda cildine kaynayıp kararmaya başlarken, kuyruk sokumundan kuyruğu uzamaya ve omuzlarının üstüne yükselen kara kanatları ortaya çıkmaya başladı. Glasya saçlarıyla oynarken siyaha dönüştüler ve cildi kırmızıya dönüşürken doğadışı güzelliğini gözler önüne serdi. Gerçek formuna dönüşen iblis kadının yaydığı baştan çıkaran koku daha da yoğunlaşmıştı...
Muzip bir şekilde sordu: "Hanginiz tahta oturmak ister?"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Rhonin ile Darenn in karşılaşmasını izledi.. bıraktıkları ufak açıklıkları yakalamak onları iyi tartmak istedi.. her ne kadar alaycıda konuşsa onun yapısında insanları incelemek ve tartmak vardı her zaman.. kılıç kullanışları güzel ver seriydi ama hiçte akıcı değildi.. ayrıyetten reda yı pek sevmesede ona katılıyordu.. itaatten hiçbirşey anlamıoylardı bu yüzey tüysüzleri.. Reda'ya doğru ilerleyerek.. " Eee.. şimdi bu yüzey tüysüzlerinden hagisi benimle karşılaşıcak.. Benide sınamak istemez misiniz.?" derken meçini iki elfe doğru doğrulttu.. sonra alaycı bir gülümsemeyle beraber.. "Yoksa çok yorgun oldukları için bırakmak mı istersiniz onları biraz.. Darenn in söylediği gibi bırakın bunu bir sanatçı yapsın.!".. Gülümser ve meçini ayağının dibine yere bırakır..
Are You Afraid Yet.?
You Should Be.!
-------------------------------
Save your Breath , weak one.! No one will hear your screams.. Now Aid me on my journey back to Haqim's grace..
Darenn karanlığın içinden Miez'khal a seslenir ... " Hey kömür çocuk ... " yorgun ama alaycı bir şekilde sırıtır ... " Senin bizle ne alıp veremediğin var çok merak ettim açıkçası , herkesi eleştirmek mi zorundasın .? Madem bunu alışkanlık edinmişsin ilk önce kendini eleştirmeyi dene . Eğer biri bizi eleştirecekse bunu sen değil üstlerimin yapmasını yeğelerim açıkçası ... " Miez'khal ı baştan aşşağı süzer , yavaşça ayağa kalkar ve Miez'khal ın yanına gider . Etrafında bir , iki tur attıktan sonra şöyle der
" Aslını sorarsan sana hak veriyorum , bu senin doğanda var ... Bu arada fikrime katıldığına sevindim ne kadar bizim alehimize ve alaycıda olsa ... Buradaki herkes farklı bir sanat yapıyor yani herkes kendi sanatını yaratıyor , prensiplerini bozmuyor ve taviz vermiyor ... Aslında siz yeraltı köstebekleri bunu daha iyi bilirsiniz diye düşünürdüm ... Umarım doğru duymuşsunuzdur çünkü bir yalnış anlaşılmaya tahammül edecek durumda değilim . " Tekrar odanın en karanlık yerine giderken Rhonin e baktı ... Yerine geçti ve tekrar oturdu , kafasını tapınağın soğuk ve acı dolu duvarına yasladı ... Artık ne biriyle uğraşmak ne de kendisiyle uğraşılmasını ... Ã?ylesine oturdu hiçbirşey yapmadan , oturdu ve geleceği düşündü . Büyüyen karanlık ordu karşısında insanlar ne yapabilirdi ki ..? En fazla kale lejyonları gönderilirdi fakat bu işe yaramazdı , paladinler belki bir nevi işe yaradı ama asla uzun süreli dayanamzdı ... İnsanlar zor durumda kalacaktı yani zafer olacaktı ... Herkes birbirine düşecek , açlık için insan öldürülecekti ... Büyük bir kaos patlak verecekti ...
Non Nobis Domine Non Nobis , Sed Nomini Tuo Da Gloriam ....
Boy : 1.85
Kilo : 70
Irk : Elf
Uzun sarı saçları , özel deri zırhı belindeki elf kılıcı , sol kolunda küçük bir kalkan ve elindeki özel Elf büyÃÂ
Rhonin denilenleri en iyi şekilde dinledi ve kıkırdayarak " umarım cevabını almışsındır çünkü ikimiz de senle uğraşmak bıktık kömür çocuk " diyerek gülümsedi ve darenn'e bakarak " saol,çok doğru dedin herkes kendi sanatını yapar *sırıtarak* onun sanatı da konuşmak... " dedi ve kafasını arkaya yaslayarak o soğuk içini titreten düşüncelere daldı... " Bak miez'khal bizle uğraşmayı kes yoksa ikimizin de kılıç sanatını en kötü biçimde görme ve hissetme önceliğine erişirsin..." iç çekti ve gözünü kapatarak bekledi ama dışarıdan gelebilecek herhangi bir saldırı için tetikteydi...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Katliamın eli rahibenin Efla ile konuşmasını dinledi. Ardından odanın içini yakıp geçen enerji dalgasını hissederken zevki tattı ve yeni yapısının eskisinden farklı olarak büyü yapılarından daha iyi anladığını keşfetti. Bu hoşuna gitmişti. Bunları düşünürken rahibenin dönüşümünü izledi. Suratına ufak bir sırıtış yarattı. " Efendiye layık bir rahibe..." demişti zaten ve bu da haklılığını gösteriyordu. Dönüşüm, mükemmeldi. Glasya'nın yeni haline baktı bir süre ilgiyle. Sonra, iblis kadının sorusunu duydu.
-Elbette tahta oturmak isterim rahibe. Bu, O'na hizmet için belki de en güzel yol. Gücümüzü arttırmak ve katliamımızı yaymak, bize karşı olanları çürütmek ve onları ayaklarımız altında ezmek için, kalanlarıysa O'na boyun eğdirmek için daha fazla güç... O'nun verdiği amaç için daha fazlası. Bunu elbette yapmak isterim rahibe. Zira o bana çizilen bu yolda daha sert, ezici, yok edici adımlarla yürüme gücünü verecek.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Kaosun kalbi odaya girdiğinde karşılaştığı enerji dalgasının tadını çıkardı ve gülümsedi.. Karşısında gördüğü Scubbus, efendinin bir rahibesiydi, en azından diğerleri öyle hitab etmişlerdi..
"Hoşgeldiniz Yüze Rahibe, ben Efendimizin hitabı ile Kaosun Kalbi.."
eğilerek selam verdikten sonra ayağa kalkan Kaosun kalbi konuşmaya devam etti..
"Geç kalışımı maruz görün, tapınağa henüz yabancıyım. ayrıca geleceğinizi bilsek sizi daha güzel karşılayabilirdik...Bu ziyaretinizi neye borçluyuz??"
''Boyut kapısıda ne'' diye düşündü Mudvayne. Hiç bilmediği bir yere yanında korkutucu iki nöbetçiyle bir yere gidiyordu. Daha kötüsü buraya kadar o korkutucu nöbetçilerden de korkutucu biriyle gelmişti. Fakat yapabileceği başka bişeyde yoktu. Ã?aresizce nöbetçileri takip etmeye devam etti. ''Bu işin artık bi son bulmasını istiyorum'' diye geçirdi içinden. Ama ne zaman. Bu olanlar ne zaman son bulacaktı. En iyisi bekleyip görmekti. Kafasında ki bütün düşünceleri silip boyut odası denen yere doğru ilerledi nöbetçilerin arkasından.
"Birbirinize tahammül etmekten başka seçeniğiniz yok,nefretinizi düşmanlarınıza saklayın" tek kaşını kaldırarak küstahça Drow'a baktı ardından diğer elflere "Kuyularda köşelerde saklanmayın ve karşıma geçin ".Üç elf yanyana geldikten sonra onlardan bir iki adım geri çekildi ve kendi kılıcını çıkardı,kılıcıyla havada yay çizerek bir kaç kere salladı " kılıcı kılıç yapan özellik nedir ?siz elfler kılıçlarınızı hangi amaç için kullanırdınız,kullanırdınız diyorum çünkü bundan sonra amaçlarınız farklı olucak" üç elfide kendi koyu gözlerine haps etmişti eğer bu elfleri lordunun amaçları için tekrar eğitmek istiyorsa sivri kulaklıların düşüncelerinide bilmeliydi.Kılıcını Elflere doğrulttuktan sonra tekrar kınına koydu. "Cevap verin"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Kendini basit bir rahibe olarak tanıtmıştı. Ama Elfa görüğü çok etkileyiciydi. Güzel ve güçlü Efla görüyordu ve hissediyordu. Odadaki değişim ve enerji dalgasından zevk aldı. Ne olduğunu bilebiliyordu. İrfanı yeterliydi. Glasya'nın sözleri de açıklamıştı zaten. Glasya'nın değişimini gördü ardından. Değişmişti. Gala güzel, hala güçlü, hala etkileyici... Farklı biçimde de olsa...
Kim bu tahta oturmak ister demişti. Kim istemezdi ki? Daha güçlü olmuştu bu yola girince. Daha da güçlü olacaktı. Daha çok güçle amacına daha iyi hizmet edecekti. Evet Efla isterdi. ama kimin daha yararlı olabileceğini "O" bilirdi. Doğru kişinin gelmesi herkesin yararına olurdu. Efla kendine güveniyordu. Benliği ve bedeninin henüz hepsini keşvedememişti, ama bu kadarı bile inanılmazdı. Ama Efla bütün değişimlere alışkın gibi görünüyordu artık. Zihninden perdeler kalkmış gibiydi. Çalışmaya plan kurmaya gücünü göstermeye hazır bir zihin...
Ardından Kaosun Kalbi çıkageldi. Yeni formuna önceden de bürünmüştü tanımak pek de zor değildi bu yüzden. Artık herkes buradaydı. Toplantı için hazırlardı. Biliyordu önemli şeyler konuşulacaktı...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Glasya altın takılarla süslü pençeli ellerini kavuşturup bir yanağına koydu ve altın zincir giysisi her hareketiyle şıngırdarken sevimli bir şekilde gülümseyerek tahta doğru ilerledi. Kadının yaklaşmasıyla beraber tahtın üzerindeki bıçaklar ve sivri dikenler değişerek kırmızı kadife bir yastığa dönüştüler. Glasya kanatlarını toplayıp kuyruğunu düzeltti ve tahta oturduğu sırada tahtın çevresindeki pentagram rününün 5 farklı noktasından benzer fakat daha alçakta tahtlar yükselmeye başladı.
Glasya eliyle koltukları nazikçe işaret ettikten sonra herkesin oturmasını izledi. Utanmış bir şekilde "Afedersiniz ama *O* bana buraya oturmamı söyledi size yol gösterirken, yoksa tahtınızda gözüm yok, lütfen bana kızmayın..." Yüzünde üzülmüş bir çocuğun ifadesi vardı adeta...
"*O* bu tahta oturmanın yalnızca bir yolu olduğunu ve tahtı kazanan kişinin hayallerin ötesinde bir güce nail olacağını söyledi. Güçleri hakkında tam olarak bilgili değilim ama tahtın tepesinden akan kanla da bir alakası olduğunu tahmin ediyorum. Yine de taht sizi kabul etmeden ona sahip olmaya kalkışmak acılı ve kesin bir ölüm demekmiş. Ölümden artık korkmadığınızı biliyorum ama her reenkarnasyonunuzun bir bedeli olduğunu da unutmayın. Ayrıca *O* başarısızlığa pek tahammül etmeyen biri olduğu için öfkesiyle karşılaşan çok kişinin delirdiğine şahit oldum."
Glasya bir an tüyleri diken diken olmuş gibi titremesine engel olamadı...
"*O* inananlarının gözünden dünyayı gördü ve sefalete tanık oldu. Dedi ki: Kaos düzensizliği, Ölüm yaşayanları, Yıkım var olanları, Katliam aptalları bulur. Zeka ölümün ötesine giden güç, kaosu besleyen damardır.
Cehennem Lordu, ölümlü dünyada, yakınlarda bir yerlerde inananlarının gözünden olayları gördü..."
Glasya'nın gözleri bir anda Brenne'ye odaklandı:
"Sefalet ve yıkımla yok olmaya yüz tutmuş hayatlar, bir amaca hizmet ederek anlam bulabilir. Kederli varlıklara uzatılan yakmayan bir el, onları mantığımıza hizmet edecek şekilde yönlendirmek için ilk adım olabilir. *İnsanlar* artık karanlıktan korkmamayı *öğrenmelidir*."
Glasya bu kez Efla'ya çevirdi insanı delip geçen gözlerini:
"Ölümlülerin çok büyük bir zayıf noktası, sahip olduklarını zannettikleri şeyleri kaybedince duydukları hislerdir. Yakınlarda yaşanan yıkım, onların ruhlarını da yaralamış olmalı. Zihinlere ekilen *kaos'un tohumları*, duygusal fanileri daha fazla *yıkım* yaratmaya sürüklemelidir."
İblis kadın Kaos'un Kalbine bakışlarını çevirirken, neredeyse ezberlenmiş sözleri sarfetmeye devam ediyordu:
"Yıkım ve yokoluş, diyardaki diğer ölümsüzlerin dikkatini çekmiş olmalı. En tehlikeli güç, en beklenilmeyen anda, en beklenilmeyen yerden vurandır. Fanilerin her zaman kaos'a ve katliam'a yol açacağı açıktır. Kaos düşmanlarının *kalbini* kazanmak ve onları *yanıltmak* için ölümlü topraklarını kurbanlarının kanıyla sulamaktan çekinmez."
Glasya son olarak Yıkım'ın eline yöneltti karanlığı delen kırmızı gözlerini:
"Muhtaçlara yardım edenler, ya da onların kanını emenler her zaman çoktur. Kaos en çok kanla ve kılıçla beslenir. Gücünün farkında olan ölümsüz, kılıcını zekasıyla birleştirip, kan emenlerin kanını, yardım edenlerin de canını emebilir. *Katliam*, kaderinde ölüm olanları ve *yanlış yolu* izleyenleri bulur."
Glasya gerginleşmiş ses tonundan çıktığında hafifçe öksürerek boğazındaki düğümü çözdü. "Ay ben anlamasam bile, bunlar beni hakkaten korkutuyor ama sizler ne yapacağınızı biliyosunuzdur heralde."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Kaosun peygamberi tüm olanlar boyunca sessizliğini korudu.Gelenlerin her birini fiziksel olarak tanımasa da onların kaderlerinin bağlı olduğu kişiler olduğunu biliyordu.Kadının kendisini rahibe olarak tanıtmasından,tahta kimin oturacağına dair sorduğu muzip soruya kadar herşeyi sessizce izlemişti.Kadının *O olduğundan kesinlikle emindi,bunu odasında ike kalbinin derinliklerinde hissetmişti ama *O asla yargılanamazdı.Kaosun peygamberi de odadaki herkes kadar o tahta sahip olmayı onun bahşedeceği akıl almaz güçlerden faydalanmayı düşünüyordu.Ama biliyordu ki o tahta sahip olmak için istemekten çok daha fazlası yapılmalı idi.Ancak bu şekilde efendinin gözünde yükselebilir ancak bu şekilde güce,daha fazla güce sahip olunabilirdi.
Rahibenin gözleri bir anda Kaosun Peygamberi'ne odaklandı:
"Sefalet ve yıkımla yok olmaya yüz tutmuş hayatlar, bir amaca hizmet ederek anlam bulabilir. Kederli varlıklara uzatılan yakmayan bir el, onları mantığımıza hizmet edecek şekilde yönlendirmek için ilk adım olabilir. *İnsanlar* artık karanlıktan korkmamayı *öğrenmelidir*."
Tüm sözleri süzdü Kaosun peygamberi,zihninden geçirdi.Biliyordu ki bu *O'nun emirleriydi.Ne yapması gerektiğini anlamıştı ama kafasındaki soruyu sormak için Rahibe'ye döndü.
-İnsanlar karanlığı beslemeyi ve sonra ortaya çıkan güçten beslenmeyi öğrenecekler.Ve onları besleyenden asla korkmazlar.Kaos tüm ruhlarını ve bedenlerini sardığında onlarda diğerlerini bu yola çekecekler.Efendi bana sefalet ve yıkımı tatmış kişiler göster ki onlara bir amaç vereyim,onların kederli varlıklarını size hizmetin layığı ile kutsayayım.Tek ihtiyacım olan sefalet ve yıkımı tatmış olanlardır fazlası değil.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Kaosun Peygamberi sözlerini bitirdiğinde tahtta oturan dişi ile gözgöze geldi.Aralarında kurulan zihinsel iletişim kaosun peygamberine yapması gerekenleri anlattı.şimdi artık yolunun neresi olduğunu ve neler yapması gerektiğini çok iyi biliyordu.Kendi kanıyla bağlı olduğu efendiyle iletişim için sözlere gerek yoktu ve artık emirleri yerine getirme zamanıydı.
Sarışın adam siyah deri tüniğini düzeltti ve abartılı bir reverans yaptı.
-Efendi öyle istiyorsa kaosun peygamberi yapacak!şimdi yola çıkmanın zamanıdır.
Ani bir hareketle doğrulan kaosun peygamberi teker teker odadakileri selamlar ve arkasını dönüp dışarıya yönelir.Yapması gerekenleri zihninden geçiren kaosun peygamberi çoktan kendisini alt kata yönlendiren merdivenlerde bulmuştur.Merdivenlerin her bir basamağı ve trabzanları cehennem rünleri ve yaratıklarıyla işlenmişti.Bir yandan etrafını hayranlıkla incelerken bir yandan da bu mükemmellik karşısında duyduğu gurura engel olamıyordu.Merdivenler bittiğinde bir çok koridordan gelen seslere kulak kabarttı bu sesler zamanında yarattığı huzursuz ruhların seslerinin arasında yakaladığı seslerdi.En sevdiği bölüme gitmek için harekete geçti sunak odalarına.Oradaki dehşet,kan ve katliam izleri kaosun peygamberini içten içe besliyordu.Adımları onu sunak odalarına getirdiğinde içeriden gelen konuşma ve kılıç sesleri onu durdurdu.Yavaşça kapıyı araladığında bir kadın iki yüzey elfi ve bir drowun sunak odasında bulunduğunu gördü.İçeriye girmeden kapıda durdu ve değişmiş sunak odasının yeni halini inceledi.Tavanlara duvarlara
göz gezdirdi.
-Ne kadar da değişmiş,*O nun gücü inanılmaz değil mi?
Bu sırada içeriye doğru hareketlendi.Duvarları incelemeye devam ederken kurban ettiği küçük kızın duvara kakılmış kafatasının yanına gitti ve yavaşça okşadı.
-Bu küçük kızın gözlerindeki korku hala okunabiliyor değil mi?Ne kadar güzel,bir elf ve drow her ne için olursa olsun elleri kılıçlarında sürekli birbirleri ile yüzleşiyorlar.Ama eminim ki dışarıda yüzleşmek için yüzlerce elf ve drow sizi bekliyor,neden birbirinizi en sona saklamıyorsunuz?
Sonra durdu ve düşünüyormuş gibi yaptı.Hızla ve hiddetle konuşmaya başladı.Karşısındakilerin onun gelişinden duydukları şaşkınlığı hissedebiliyordu.
-Burası bir sunak odası ve ben verilen bir kurban göremiyorum!Ã?yleyse burada ne işiniz var?
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lysana wrote:"Birbirinize tahammül etmekten başka seçeniğiniz yok,nefretinizi düşmanlarınıza saklayın" tek kaşını kaldırarak küstahça Drow'a baktı ardından diğer elflere "Kuyularda köşelerde saklanmayın ve karşıma geçin ".Üç elf yanyana geldikten sonra onlardan bir iki adım geri çekildi ve kendi kılıcını çıkardı,kılıcıyla havada yay çizerek bir kaç kere salladı " kılıcı kılıç yapan özellik nedir ?siz elfler kılıçlarınızı hangi amaç için kullanırdınız,kullanırdınız diyorum çünkü bundan sonra amaçlarınız farklı olucak" üç elfide kendi koyu gözlerine haps etmişti eğer bu elfleri lordunun amaçları için tekrar eğitmek istiyorsa sivri kulaklıların düşüncelerinide bilmeliydi.Kılıcını Elflere doğrulttuktan sonra tekrar kınına koydu. "Cevap verin"
Rhonin kılıcını kınından çıkardı kılıca baktıktan sonra " ben kılıcı kendimi korumak başkalarının hayatına son vermek için kullanırım ben kılıcı hakim olmak için kullanırım " dedi ve kılıcını kınına soktu söylediklerini bir düşündü ama unuttuğu bir şey vardı ve hemen ekledi " şunu da ekliyim eğer arkadaşıma da bir şey olursa ona zarar vereni bulur ve onu işkencelere mağruz bırakarak öldürürüm!..." dedi ve odanın kasvetli havasını içine çekti...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Oturduktan sonra iblis rahibeyi dinledi sessizce. Amaçlarını açıkça anlatmıştı, yapması gerekeni ona vermişti. "Güzel" diye düşündü. Sonunda isteklerini gerçekleştirebilecekti. şimdiden heyecan dalgası vücudunu kavurmaya başlamıştı. Sonunda, sahip olduğu gücünü kullanabilecekti. Katliamı yaratmayı, korkuyu yaymayı, O'na tapınılmasını, kendisine saygı duyulmasını sağlayacak gücü sonunda kullanabilecekti.
Dişi iblisin sözleri bittikten sonra bir süre daha oturup düşündü. Tahta oturmak ve daha fazla güç, isteği buydu, kesinlikle, sahip olduğundan fazlası. Her zaman bir fazla vardı ve eğer erişebilecekse elinden geleni yapmalıydı. Görevini almıştı yapacak tek şey uygulamaktı. Devasa bedenini yavaşça ayağa kaldırdı. Silahını yanından alıp tutma yerinde elini yumruk yaparak silahı kavradı ve götürüp sertçe göğsüne vurarak diğerlerini selamladı. Silahının üzerindeki zırhın metaline vurduğu zaman çıkarttığı ses mağara duvarlarında yankılanırken silahını sırtındaki mahfazaya koyarak oradan çıktı. Aklı şimdiden yok etmenin ona vereceği hazzın basit imgelemleriyle dolmuştu ama bu bile ona zevk veriyordu. Kopan kollar, uçan kafalar, elinde silahları ona karşı dayanmaya çalışan zayıf canlılar ve ayaklarının altından akan kan... Yüzünde gülümseme adı altından hafif bir çiziklik oluştu. Evet, gerçekten zevkli olacaktı.
Tapınak boyunca ilerleyip etrafraki mükemmelliği, değişimi ve etkileyiciliği gördükçe kendini daha güçlü hissediyordu. Sahip olduğu ezilmez yapı çelik gibi oluyordu burada. Tapınağın çıkışına doğru ilerlerken yan taraftan gelen bağırış çağırışlar dikkatini çekti birden. Kaşları çatıldı. Sağ tarafına dönerek ilerledi. Bildiği kadarıyla burası sunak odalarına ilerliyordu. Koridor boyunca ilerledi ve açık kapıdan eğilerek içeri girdi. İçeride başka bir seçilmiş de vardı, Brenne olduğunu tahmin ettiği. Diğer taraftaysa 3 elfcik ve bir insan dişisi vardı. Katliamın elinin buz mavisi gözleri elfciklerin üzerinde gezindi hızla. Sonra yavaşça insan dişisini yöneldi ve onu sakince süzdü. Kapının yanına sırtına dayadı. Bilerek geride duruyordu. Diğer seçilmişin bunları sorguladı barizdi. Ağzında yine ufak küçümseyici bir gülümseme oluştu sorgulananlara karşı. Bunlar mıydı askerleri? Daha önce hiç görmemişti bunları. Üç elf... Ormanlarındaki evlerinde doğa için çırpınan elfler arasından aklı olan, doğru yolu seçmiş birkaç tanesinin çıktığını görmek hoş bir şeydi. Sessiz kalmayı tercih ederek sorgulamayı izlemeye başladı. Ne de olsa eğer bunlar askerleriyse daha elinden çok çekeceklerdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
"kömür çocuk he.? güzel güzel.. baya alışmaya başladın sen.." gülümser.. "eleştirmekten çok adam yerine koymadan dalga geçmek diyelim.. niye sizin gibi yüzey tüysüzlerini eleştirme gibi bi hareket yapıyım ki.. bu size saygı göstermek olur.. benimle başa çıkamayan kişilere saygı göstermem.." duraklar.. "ahh evet bu arada galiba sana ikinci kez nasıl dövüştüğümü göstermek zorunda bırakacaksın Darenn ama dikkat et yanlış kişiye yanlış şeyler söylüyo olma.. sonra pişman olabilirsin.. " yerdeki meçinin altına ayağını soktu ve yukarı doğru fırlattı.. düzgün bir biçimde havalanan meçi omuz hizasına geldiğinde havada yakaladı.. Rhonin'e dönerek.. " sanatımı test etmeye çalışmıycaksın dimi tüysüz.? Narin kılıç duellonu inceledim çok açık veriyosun.. iyiki Karanlıkaltında doğmamışsın bu kadar yaşayamazdın.. gerçi şimdide karşımızdakilere karşı ne kadar durabiliceksin merak ediyorum.."
Reda'nın dediklerini duyar.. "hmm evet sanırım bunlara katlanmak zorunda kalıcam haklısınız.." Duraksar sinsice sırıttıktan sonra.. "Ben Katildim.. Karanlıkaltındaki büyük bir evin sağ koluydum.. gücüm tartışılmazdı.. Heryerde gözlerim vardı.. Tabi aile dışında ise paraylada adam öldürdüğüm oluyordu.. *elflere dönerek* bazen sadece bana ters giden yada yanlış kelimeler kullananlarıda öldürdüğüm oluyordu.." sırıttıktan sonra meçini kınına yerleştirir ve Reda'nın diyeceklerini bekler..
Are You Afraid Yet.?
You Should Be.!
-------------------------------
Save your Breath , weak one.! No one will hear your screams.. Now Aid me on my journey back to Haqim's grace..