Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Tudor"un hamlesini yapmasıyla Esen"in birkaç adım atıp yere yığılması bir olmuştu. Artık arbedenin sona erdiğini ve yapması gereken tek şeyin Esen"in yanına giderek tek hamlede onu öldürmesi olacağını düşünen Tudor birden bire arkasından yükselen nara ile irkildi. Kafasını çevirip sesin geldiği yöne doğru baktığında Romedahl"ın hızla elfe doğru koştuğunu, elfin ise yayını kendisine "Tudor"a- doğru yöneltmiş olduğunu gördü. Ã?ığlıklar içerisinde hızla koşmakta olan Romedahl, elfin yanında bitti ve kılıcını elfin neresine geleceğini düşünmeden savurdu. -Power Attack- Bu arada Tudor da hızla elfe doğru hareketlenmişti. -Endurance-
Only God can Judge me!
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne Andero nun bu büyücü eskisine olan yakınlığına anlam veremiyordu ve bu onu sinirlendiriyordu.Yerde yatan büyücü eskisinin yanmış saçlarına baktı,kendi gücünün çok üstüne çıktığını anladı.Yerde yatan elflerin cesetlerinde toplanan negatif enerjiyi hissedebiliyordu yakında çok yakında bu cesetler ölemeyen olarak dirileceklerdi.Bu sırada gözleri bir diğer ölemeyen olan eski yarı-orka kaydı.Böcayının cesediyle beslenmeyi bitirmişti ve adeta bir emir beklercesine olduğu yerde duruyordu.Brenne ölemeyenin gözlerine odaklandı "çok yakında kapımın anahtarı olacaksın çok yakında" diye düşündü.
Sol tarafındaki arbede sona ermişe benziyordu,şu sinir bozucu şarlatanın zil sesleri kesildiğine göre kaybeden o olmalıydı.Daha sonra oradan kendilerine yaklaşan bir yaşayan hissetti,bir an için içine dolan nefrete engel oldu ve disiplinini sağladı.
-Birisi yaklaşıyor Andero!
Sözlerini söyledikten sonra yine Andero nun arkasına doğru hareketlendi,muhtemel bir savaş ihtimaline karşı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero Efla'nın cevabını beklerken Brenne'in uyarısını duydu ve tekrar ayağa kalktı. Kılıcını tekrar kınından çıkarttı. Kalkanını dengeledi. "Yine mi?" diye düşündü. Az önceki savaşların etkisi hala üzerindeydi. Bugbear ve iki elf... Yorgundu, kanlar içindeydi ve bunların bir kısmı üzerinde pıhtılaşmaya başlamıştı. Etrafta elften yayılan hafif bir yanık et kokusu vardı.

Etrafına bakındı. Adamı gördü. Uzaktaydı. Olacakları beklemeye başladı. Belki de yanlarına gelmezdi. Yeni bir savaş istemiyordu ama kaçacak değildi. Zaman akıyordu. Artık acele etmelilerdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Bir temasla irkildi. SAdece hissedebiliyordu. Temasa karşılık verebildi sadece. Omzuna dokunun bir el. Ele dokundu.Bileğini, kolunu takip etti. Bu kişinin Andero olduğunu anlayabildi en sonunda muhtemelen birşeyler söylüyordu. Ne duyabiliyordu ne de cevap verebiliyordu. şimdilik sadece Andero'nun anlamasını umdu. Kafasını Andero'nun olduğunu sandığı yana çevirdi. SAdece boş boş bakabiliyordu. Görüntü yok... Andero'nun anlamasını umdu. Sonra ellerini kulaklarına kapattı. Başı ellerinin arasında öylece kaldı.Ses yoktu. SAdece düşünceler. Düşünceler beynini yiyordu. Ã?aresizdi. Gelebilecek her yardıma açıktı neredeyse. Ama yardımların daha büyük zarar getirmeyeceğinden emin olmalıydı. "Başıma daha kötü ne gelebilecekse sanki"diye düşündü. Fiziksel ve ruhsal acıyı hissetti. İkisi de kuvvetli ve ikisi beraber.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Efla hislerinin çoğunu yitirmiş kaosun özünün onun üzerindeki korkunç etkisine lanetler ediyordu. "Gözlerin artık bir işe yaramaz... Sözlerin artık bir işe yaramaz... İçindeki karanlığa bak ve gör!"

Büyücünün içindeki karanlığa bakması için özel bir çaba sarf etmesi gerekmiyordu. Ã?ürümekte olan ruhuna döndü. Zaman Tanrısına hizmet ettiği kulede, hayatının en büyük hatasını yapıp küreye baktığından beri çürüyordu.

Etrafındaki insanları algılamaya başladı. Kaos'un aleviyle yanmış gözleri artık görmese de zihni ile etrafındakileri algılayabiliyordu. Bunun bir hayal olup olmadığını düşündü fakat Andero'yu, Brenne'yi ve yerdeki cesetleri göremese de onların her hareketlerinde nerede olduklarının *farkındaydı*.
(RP dışı: Efla blindsight 10 metre)

Fakat etrafındakilerle ilgili bir gariplik vardı, onların gözlerinde alevlerin en parlağı aynı zamanda en koyusu saklıydı. Kharon'un gözlerinde ise alevden eser yoktu. Efla birisinin daha yaklaştığını algıladı. Adamın her ayrıntısını seçebiliyordu, ve yanındakilerde gördüğü alev onun da gözlerinde yanıyordu.

Efla eğer içindekileri çözümleyebilirse konuşmak için diline de ihtiyaç duymayabilirdi...
(Supernatural ability: Telepathy, eğer RP'sini güzel yaparsan...)

Bu sırada Brenne yeniden fısıltıları duydu:
"Hepsini bana getir ve ödülün sonsuzluk olsun..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Oren_Dautry wrote:Estel ise onu için başlı başına cezbedici bir öge idi. ve Talon testiden içmeye başladı...
Talon'un sarhoş başı dönmeye başladı. İçtiği kan ilk başta midesini bulandırsa da sonradan kafasında adeta bir şimşek çaktı. Kanın tadı daha iyi gelmeye başlamıştı. Kanı daha büyük bir hararetle içmeye başladı. Ellerinde bir acı hissetti. Acı, derisinin sıyrılıp içinden fırlayan bir şeyler olduğunu hissetmesine yol açıyordu fakat kanı bırakmak istemiyordu.

Ellerinin kavrayışı arttı ve testiyi havaya kaldırdı, kendi incecik vücudundaki korkunç kudret onu şaşkına çevirdi.

Zihninde bir şimşek daha çaktı. Öldürdüğü Findor'un ölüm çığlığını duydu ve bir yaratığın onu parçaladığını gördü. Findor'un ruhunun azap içinde alevlerde kavrulduğunu binlerce işkenceye maruz kaldığını gördü. İğrenç iblislerin onu kırbaçladığını, vücuduna sahip olduğunu, ruhunu emdiğini gördü.

Zihninde bir şimşek daha çaktı. Yarı-ork Kharon'u gördü. Ona kılıçlarını saplayıp kanını etrafa saçtığını gördü ve dilindeki kanın tadında onun kokusunu hissetti. Onun ruhunun azabını ve sonsuz işkencesini gördü. Ruhu bir daha asla kurtarılamayacaktı... Daha önce öldürdüğü her kurbanı rakibi gördü... İyi, kötü hepsi de cehennemde azap çekiyorlardı. Yüzlerce insanı cehenneme gönderenin "kendisi olduğunu" anladığında karnında korkunç bir acıyla yere yıkıldı. İnsan boyundaki testi boşalmıştı fakat her damlası onun vücudundaydı artık.

"Kurbanlarını kabul ediyorum... Ve bundan sonra benim için adayacağın kurbanları da..."

Talon acılar içerisinde çığlıklar atarken derisi parçalanarak aktı ve irin kan içerisinde başka bir sıvı vücudunu sarmaya başladı. Kara alevler etrafını sarıp onu yakarken ciğerleri, gözbebekleri, iç organları haşlanarak kurudular. Acıyı vücudunun her noktasında hissederken, vücudu alevler içinde yerden yükselmeye başladı. Adeta kalbinden geçmiş bir mızrağa saplanmış gibiydi. Yükseldikten sonra yanan gözlerin ve korkunç dişlerin tam karşısına geldi. Bir insanı korkudan öldürebilecek olan dehşet yaratık artık onu rahatsız etmiyor adeta onu zihinsel olarak tatmin ediyordu.

"şimdi kalk *Kaos'un Kalbi* ve ölümsüz olarak diyarı dolaş... Diyarımdakileri canlı olarak bana getir ve kadının sonsuza kadar senin olsun... şimdi git ve katliamı... tüm yaşayanlara bahşet..."

Talon artık hiç bir dehşetin ya da korkunun etkileyemeyeceği ölümsüz zihnini bir ışık doldururken etrafının değiştiğini farketti...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Efla anlamaya başlıyordu. Kulede karanlığa bakmak istediğinden beri hayatı değişmişti. O zaman da içine birşeylerin girdiğini hissetmişti. şimdi biliyordu ki. bu tohumlar filizleniyordu. Anladı ki kanla besleniyorlardı. Efla ve Andero da bunu sağlamıştı... Tohumlar büyümüştü. Artık geri dönülmez bir noktadaydılar. Efla'dan ne çok şey almıştı. Ama daha fazlasını da verebileceğini biliyordu farketti. O Efla ile konuşuyordu yine. Bir seçimin eşiğindeydi. Ya zavallı bir büyücüparçası olarak kalacaktı (hala büyücü denebiliyorsa) ya da devam edecekti. Daha güçlü olarak belki de. Dragonfire'ı düşündü. Kendi kulesinde istese bu tohumların ekilmesini engelleyebilirdi ama yapmadı, Umursamadı. Yüzüstü bıraktı. Aynı dostu Andero'yu bıraktığı gibi. Kim suçluydu bu duruma gelmesinde. Sonra yine o sesler. "O'nun" sesi. Bir teklifti bu. Geri dönüşü olayan bu yolda ya duracaktı, ölecekti, amaçsızca. Ya da kabul edecekti. Güç vaadediyordu yaşam, ve birçok şey. Hizmet karşılığında. Hizmet etmek. Birçok amaca hizmet etmişti şimdiye kadar. Yine yapardı. Bu sefer daha büyük... Daha güçlü... Yapacaktı. Yani yaşayacaktı. Dişlerini sıktı. Derin bir nefes çekti. Nefes ciğerini yakmıştı. İçindeki filiznen karanlığı hissetti. Onla bütünleşmenin zamanıydı.

Garip birşey oldu. Hala göremiyordu ama garip bir şekilde bilebildiğini farketti. Etrafındakileri bilebiliyordu. Işığa ihtiyaç yoktu. Çok garip bir duyguydu. Işığın getirdiği engel kalkmıştı. Sınırlı bir alan için geçerliydi. Ama bunun tadını çıkardı Efla. Gruptaki kişilerin gözleriyle göremediği yanlarını farketti. Aklında herşey netleşiyordu. Cezası bir ödüle dönüşüyordu. Ya da cezası zaten bir ödüldü. Geri dönmüş gibi hissetti kendini ve tabii ki daha güçlü. Karşıdan gelmekte olan adamı varketti.

Bunlar olurken boynundaki madalyonu farketti. Bir ağırlıktı sanki ona artık. Neye yaramıştı. Hiç. Sanki ısınmıştı. Canını yakıyordu madalyon. Boynundan çıkardı. Suratını buruşturdu. Ã?fkeliydi. Kendisi yerdeydi. Madalyonu da yere koydu. Sağ elini madolyanun üstüne koydu. Sol elini de sağ elinin üstüne. Ve yeni sahip olduğunu hissettiği güçleriyle bütün öfkesini madalyona kustu.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Tudor'un İhaneti:

Arbede Illüstrasyonu:
-------------------
--C----------------
---T-R-------------
---------------------
--------------------
--------------------
--------------------
--------------------
--------------------
-----------E(-2)---
--------------------

Round 2:
Elf okunu çoktan yayından serbest bırakmıştı. Tudor uyarıya rağmen oktan kaçamadı ve ok kolunu hafifçe sıyırarak geçti(Tudor -2 hp)

Bu sırada Romedahl elfin yanına koşarak gelmiş ve kılıcını ona savurmak üzereydi. Tudor inanılmaz bir hızla koşuyordu ve elf koca adamın bu mesafeyi nasıl bu kadar hızlı kapattığını dehşet içerisinde izledi. Adam kendinden geçmiş bir şekilde elindeki dev kılıcı ona savurmak üzereydi...

Elfin elinde yayıyla savaşması çok zordu ve hızlı karar vermesi gerekiyordu çünkü üzerine inmeye hazırlanan bir uzunkılıç bir de battal kılıç vardı...

Esen kan kaybetmeye devam ediyordu (Esen -1 hp)

Round 2 sonu:
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Efla wrote:Madalyonu da yere koydu. Sağ elini madolyanun üstüne koydu. Sol elini de sağ elinin üstüne. Ve yeni sahip olduğunu hissettiği güçleriyle bütün öfkesini madalyona kustu.
Dragonfire'ın kutsal sembolü artık Efla'nın cildini yakıyordu... Ona duyduğu nefret o kadar büyümüştü ki, eski Tanrısının sembolü onu kendisine getirmek için cezalandırıyor gibiydi. Fakat Efla acıya direndiğinde vücudunda toplanan bir enerji olduğunu fark etti. Bir anda öfkesini boşalttığında Dragonfire'ın kutsal sembolünün metali köpürmeye başladı ve Efla'nın canını daha fazla yaktı. Madalyona aktardığı enerjiden dolayı oluşan ısı değişimi yüzünden akkor olan madalyon şekilsiz bir metal ergisine dönüşüp toprağın derinliklerine doğru akarak yok olduğunda, Efla artık geri dönüş olmadığından emindi.

Rüzgar sanki onunla dalga geçiyormuş gibi ensesine hızla çarptı. Bir kadın sesi kulağına fısıldadı: "Sizi bekliyorum Efla..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Eski adıyla Talon.. Ayağa kalktı...

etrafına söyle bir baktı.. kendini gözden geçirdive başını göğe kaldırıp histerik bir kahkaha patlattı

"HAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAH"


"Sonunda... ama yapması gerekenler vardı... Estel için dünyaya kaosu cinayeti tatttırmasını istemişti yeni efendisi..

Hep zayıf olan elf artık güçlüydü.. insan boyundaki testiyi kaldırdı ve uzağa fırlattı.mesafeden memnun kalınca gülümsedi ve..

"Tanı beni diyar.. Benseni lanetlemeye geldim.. Lordumun emriyle adım Kaosun Kalbi, bunu böyle bil.."
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Uzun süren gökgürlemeleri ve çakan kırmızı şimşekler Brenne için O'na yaklaşmış olmanın habercisiydi ve sanki Dharmon Brenne nin içine akan güç gibiydiler.Brenne Andero ya bakarken fısıltıları duydu.
"Hepsini bana getir sonsuzluk senin olsun.."
Zihninin artık tamamen efendisine bağlı olduğunu farketti,düşünceler zihninde kendiliğinden şekilleniyordu ve şimdi gelen efendinin en son isteği ve emriydi.Tabii ki ödül Brenne için vazgeçilmezdi,"sonsuzluk".
Ölemeyenlerle ilgilenmeye başlamasından beri düşlerini süsleyen,uğruna herşeyi yaptığı ve sonunda bir efendinin emrine girdiği sonsuzluk.şimdi sadece bir kaç adım ötesinde gibi göründü Brenne'ye.
Düşüncelerinden kurtuldu ve tekrar diğerlerine baktı,sonunda anlamıştı bir sınavı başarıyla vermişlerdi ve hepsi ona ulaşmayı haketmişti ve bunu yapacak olan Brenne idi.Elflerin cesetlerine baktı ölemeyen olarak dönmeleri uzun sürecek gibiydi,sonra bakışları Kharon a kaydı.Gülümsedi.

-Sakin ol Andero,onun savaşmak için geldiğini sanmıyorum.

Sesi sakin ve kendinden emindi.Artık Andero yerdeki büyücü ve yaklaşan savaşçıyı daha farklı görüyordu.Onlar efendinin sınavını başarmışlardı ve karşıya geçmeye hak kazanmışlardı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

(Ufak bir yanlış anlaşılma olmuş sanırım. Ben size doğru ilerlemedim. Nehrin kenarındayım. Cesedi nehre attım olacakları bekliyorum. 'Geliyorum'dan kasıt Raist'in yanına gidiyor oluşum.)
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero gevşedi. Adamın hareketleri bu yana gelmiyor olduğunu gösterir gibiydi. Rahatladı. Savaş yoktu. "Güzel." diye düşündü. Omuzları düştü. Kılıcı tutan eli yere doğru indi.

-Yorgunum. dedi. Ruhsal, fiziksel, zihinsel.... Her açıdan büyük bir yorgunluk hissediyordu. Kılıcını kınına soktu. Arkasını döndü. Efla hala yerdeydi. Bir an ona baktı. Sonra bakışlarını Brenne'e çevirdi.

-Anlat bakalım yaşlı kişi bundan sonra neler yapacağız? Nereye gideceğiz?

Hafif rüzgar yer yer kırmızıya bulanmış pelerinini dalgalandırırken tek isteği biraz dinlenebilmekti.

-Biraz dinlenmek istiyorum Brenne. Gün de yavaş yavaş batıyor olmalı artık. Dinlenebileceğimiz bir yere gidelim bu akşamlık. Yarın devam ederiz. Biraz uyumalıyım dedi. Uyuyabilirsem tabii. diye de ekledi zor duyulur bir sesle.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Elf düşündü ve hızlıca koşmaya karar verdi. Kaçabileceği kadar kaçıcak ve son noktada savaşacaktı. Bayağı koştuktan sonra nişan alıp tekrar fırlattı oklarını seri bir şekilde ve tekrar koşmaya başladı. Ne de olsa usta bir nişancıydı ve mutlaka hedefe ulaşacaktı...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Brenne öldürdükleri paramparça haldeki Böcayının cesedinin hareket etmeye başladığını farketti. Cesedin etleri ve lifleri yeniden oluşup bir araya gelirken kara toprakların lanetinin bitmediğinin kanıtı gibiydi. Yeni köleler bir bir ayağa kalktılar. Parçalanmış vücutları yeniden biraraya geldiğinde eskiden Lysana ve Thylotrel olarak bilinen elfler de korkunç görünümlü yaratıklar olarak dirildiler. Etraflarına bakan ucubeler sorgularcasına Brenne'ye baktılar...
"Efendi..." ve gözlerini diğer yolculardan korkuyla kaçırdılar. Kharon, Ezakiel, Thylotrel ve Lysana insanı dehşete düşürecek bir vaziyette yanlarında duruyordu. Fakat bu dehşet artık kara topraklar üzerindeki kimseyi korkutmuyor hatta heyecanlandırmıyordu...

Bu sırada Kara Nehir'e kurbanını vermiş olan Tenthor, palyaçonun cesedindeki tüm kanın emilip yeniden dirilmesine şahit oldu. Emrahab katiline öfke nefret fakat içgüdüsel bir korkuyla yeniden bakıyordu...
"Beni öldürdün..."
Sözleri Tenthor'un içindeki suçluluk duygusunu canlandırmak için söylenmişti... Eğer bir parça kaldıysa tabii...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests