Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
O anda bütün düşleri bir anda gözlerinin önüne geldi. Siyah cüppeli adam. Ona rüyaları kadar uzak fakat şimdi bir nefes kadar yakındı. Tek ihtiyacı olan büyücünün ağzından çıkacak birkaç iyi sözdü..
Bütün acılarını dindirecek, belkide içinde dinmek bilmeyen intikamı almasını sağlayacak tek kişiydi...
"Bana yardım et büyücüü!!!!", "Seninle daha da güçlü oluruz?"
Tam bunları söylediği esnada derin karanlıkdan gelen bir homurtuyla irkild. Warhammer'ını çekerek o tarafa ilerledi...
Bütün acılarını dindirecek, belkide içinde dinmek bilmeyen intikamı almasını sağlayacak tek kişiydi...
"Bana yardım et büyücüü!!!!", "Seninle daha da güçlü oluruz?"
Tam bunları söylediği esnada derin karanlıkdan gelen bir homurtuyla irkild. Warhammer'ını çekerek o tarafa ilerledi...
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Derinde gördüğü kişi MelkorTR idi. Kharon biraz rahatlayarak. "Baba, artık tanışmamak için hiçbir neden yok!!". İki ork, bir barbar ve büyücü belkide kader onları bu mağarada birleştiriyordu.
"Gel baba senin de katılmanı istiyorum, büyücü acılarımızı dindirmemize yardım etmeli".
Barbar kadın ise olanları anlamak için sessiz kaldı ama bu ortak kaderde o da vardı. KONUSMALARI GEREKLİ!!....
"Gel baba senin de katılmanı istiyorum, büyücü acılarımızı dindirmemize yardım etmeli".
Barbar kadın ise olanları anlamak için sessiz kaldı ama bu ortak kaderde o da vardı. KONUSMALARI GEREKLİ!!....
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Brenne tam yeni gelenle konuşmaya başlayacaktı ki,mağara girişinde ayak sesleri duydu.İrkildi bu sesler gayet sert bir şekilde toprağa basan bir yaratığa ait olmalıydı.Karşısındaki kadına zaten hiç güvenmemişti.Koridorun sonundan beliren bir ork kafası gördüğünde şüpheleri doğrulanmıştı,yapması gerekenin kalıp savaşmak mı yoksa bu gereksiz savaştan uzaklaşmak mı olsuğu konusunda düşüncelere dalmıştı.
Duyduğu o ork lehçesi ile söylenmiş sözler Brenne yi kendine getirdi.
"Bana yardım et büyücüü!!!!", "Seninle daha da güçlü oluruz?"
Arkadan bir homurtu duyuldu,Brenne çoktan bir iki adım daha geriye atmış gelecek olanı karşılamaya hazırlanıyordu ki bir ork daha kafasını içeriye uzattı.Bu yaratıklar neredeyse Brenne kadar iğrenç kokuyordular.
Gırtlaktan gelen ortak lisan sözlerini yine duydu.
"Baba, artık tanışmamak için hiçbir neden yok!!".
"Gel baba senin de katılmanı istiyorum, büyücü acılarımızı dindirmemize yardım etmeli".
İçeriye giren ikinci orku gördükten sonra kendisini fazlasıyla güvensiz hisseden Brenne,sol elinde tuttuğu zamkla kaplı kirpikleri havaya savuşturdu ve bir saniye içinde mırıldandı.
"Augen sight imemro zalatdska..."
Sözler çok bilindik bir büyüye aitti."Tüm gözlerden korunmak adına,varlığımı sakla"
Bu anlık görünmezlik büyüsü ile büyücü hemen konumunu değiştirdi.Mümkün olduğu kadar sessiz hareket etti ve orkların arkasına geçti.Mağara çıkışına yöneldi.Mağaranın ikinci bölümünde ise elinde beliren biraz yarasa postu ve kömür ikinci bir büyüyü haber veriyordu.
"Theharkneys,thou natta intirno..."
"Işığın buraya girmesini yasaklıyorum."
Ortalığı bir anda büyük bir karanlık kapladı ve bu büyücüye zaman kazandıracağa benziyordu.Ardarda yaptığı büyüler Brenne yi biraz bitkin düşürse de kendisini toparladı ve dışarıya çıktı.
"Beni tuzağa düşüremezsiniz,asla"
Brenne mağaradan çıkarken sesler mağarada yankılandı.Orkların şaşırmış bakışları ilk önce birbirlerini,sonra eseni buldu.
Duyduğu o ork lehçesi ile söylenmiş sözler Brenne yi kendine getirdi.
"Bana yardım et büyücüü!!!!", "Seninle daha da güçlü oluruz?"
Arkadan bir homurtu duyuldu,Brenne çoktan bir iki adım daha geriye atmış gelecek olanı karşılamaya hazırlanıyordu ki bir ork daha kafasını içeriye uzattı.Bu yaratıklar neredeyse Brenne kadar iğrenç kokuyordular.
Gırtlaktan gelen ortak lisan sözlerini yine duydu.
"Baba, artık tanışmamak için hiçbir neden yok!!".
"Gel baba senin de katılmanı istiyorum, büyücü acılarımızı dindirmemize yardım etmeli".
İçeriye giren ikinci orku gördükten sonra kendisini fazlasıyla güvensiz hisseden Brenne,sol elinde tuttuğu zamkla kaplı kirpikleri havaya savuşturdu ve bir saniye içinde mırıldandı.
"Augen sight imemro zalatdska..."
Sözler çok bilindik bir büyüye aitti."Tüm gözlerden korunmak adına,varlığımı sakla"
Bu anlık görünmezlik büyüsü ile büyücü hemen konumunu değiştirdi.Mümkün olduğu kadar sessiz hareket etti ve orkların arkasına geçti.Mağara çıkışına yöneldi.Mağaranın ikinci bölümünde ise elinde beliren biraz yarasa postu ve kömür ikinci bir büyüyü haber veriyordu.
"Theharkneys,thou natta intirno..."
"Işığın buraya girmesini yasaklıyorum."
Ortalığı bir anda büyük bir karanlık kapladı ve bu büyücüye zaman kazandıracağa benziyordu.Ardarda yaptığı büyüler Brenne yi biraz bitkin düşürse de kendisini toparladı ve dışarıya çıktı.
"Beni tuzağa düşüremezsiniz,asla"
Brenne mağaradan çıkarken sesler mağarada yankılandı.Orkların şaşırmış bakışları ilk önce birbirlerini,sonra eseni buldu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Brenne kadının kendisini tuzağa düşürmek istemesine anlam veremedi ama "yakında" dedi,"çok yakında yine görüşeceğiz bu kez intikam için.."
İntikam kelimesi Brenne nin içindeki sönmüş ateşi harladı adeta,gözleri parladı.
Dışarı çıktığında yağmur şiddetini artırmıştı,yere bastığında çıkacak sesleri ve bırakacağı izleri düşündü.Bu takip edilebileceğini gösteriyordu.Yağmur suyundan oluşan küçük dereciklere basarak uzaklaşmaya başladı,genelde kayalara basıyordu.Böylece hem arkada ayak izi bırakmayacak hem de bıraksa bile akan su bu izleri yok edecekti.
Mümkün olduğ kadar çabuk mağara girişinden uzaklaştı,köyün içinden geçti ve hana bir bakış fırlattı.Aklından bir an için şeytanca bir çok fikir geçti.Bunların arasında hanı ateşe vermekte vardı ama o zaman efendinin istekleri gerçekleşmezdi.Tekrar yoluna baktı ve devam etti.Biliyordu ki üzerindeki büyü yakında geçecek ve onu görünür yapacaktı.Hemen köyün kuzeyine yöneldi.Ã?nünde kapısı kırılmış ve terkedilmiş gibi görünen bir baraka belirdi.Hemen o tarafa yöneldi.İçeriyi dinledi.Herhangi bi ses yoktu.İçeriye girdi.İki küçük odadan mevcut barakada kimse yoktu.Rahatladı,hemen dışarıdaki kapıyı sadece girişi kapatacak kadar kapattı.İçeride eşya deinlebilecek hiç bir şey yoktu ama bu Brenne yi hiç rahatsız etmedi.Büyü kitabını belindeki küçük çantadan çıkardı,biraz okudu ve yorulduğunu hissetti.Dışarıda yağmur şiddetini artırıyordu.
Gökgürültüsü ve şimşekler ardıardına geliyordu.Brenne sırtını bir duvara verdi ve gözlerini kapattı.
İntikam kelimesi Brenne nin içindeki sönmüş ateşi harladı adeta,gözleri parladı.
Dışarı çıktığında yağmur şiddetini artırmıştı,yere bastığında çıkacak sesleri ve bırakacağı izleri düşündü.Bu takip edilebileceğini gösteriyordu.Yağmur suyundan oluşan küçük dereciklere basarak uzaklaşmaya başladı,genelde kayalara basıyordu.Böylece hem arkada ayak izi bırakmayacak hem de bıraksa bile akan su bu izleri yok edecekti.
Mümkün olduğ kadar çabuk mağara girişinden uzaklaştı,köyün içinden geçti ve hana bir bakış fırlattı.Aklından bir an için şeytanca bir çok fikir geçti.Bunların arasında hanı ateşe vermekte vardı ama o zaman efendinin istekleri gerçekleşmezdi.Tekrar yoluna baktı ve devam etti.Biliyordu ki üzerindeki büyü yakında geçecek ve onu görünür yapacaktı.Hemen köyün kuzeyine yöneldi.Ã?nünde kapısı kırılmış ve terkedilmiş gibi görünen bir baraka belirdi.Hemen o tarafa yöneldi.İçeriyi dinledi.Herhangi bi ses yoktu.İçeriye girdi.İki küçük odadan mevcut barakada kimse yoktu.Rahatladı,hemen dışarıdaki kapıyı sadece girişi kapatacak kadar kapattı.İçeride eşya deinlebilecek hiç bir şey yoktu ama bu Brenne yi hiç rahatsız etmedi.Büyü kitabını belindeki küçük çantadan çıkardı,biraz okudu ve yorulduğunu hissetti.Dışarıda yağmur şiddetini artırıyordu.
Gökgürültüsü ve şimşekler ardıardına geliyordu.Brenne sırtını bir duvara verdi ve gözlerini kapattı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Brenne için yeterli uyku düzeyi çok çok azalmıştı,bu adamın hayatla olan bağları gün geçtikçe kopuyordu.Gözlerini açtığında tan vaktiydi.Ã?antasına uzandı ve kurumuş ekmeği ve suyunu aldı.Ekmeği biraz ıslattıktan sonra yedi.Hemen büyü kitabına uzandı,sözleri hafızasına kazıyana kadar onları tekrar etti.Bu da büyücülerin bir lanetiydi,her ne kadar ezberlerlerse ezberlesinler büyülerini kullanırken hem mental hem fiziksel yoğun bir çaba harcıyorlar ve bu onları belli bir sınırdan sonra bitkin düşürüyordu. Büyü sözleri ise kullanıldıktan sonra zihinden uçup gidiyordu işte bu nedenle büyü kullanıcıları sürekli olarak bunları tekrar etmek zorunda kalıyorlardı.
Çalışması bitince ayağa kalktı Brenne hava kül rengiydi ve yağmur dinmişti.Ama topraktan yükselen yağmur sonrasının o güzel kokusu değil kötü bir sülfür kokusuydu.Tabii Brenne için ise bu bulunmaz bir nimetti.Derince bir nefes çekti ve rahatladı.Güneş çok zayıf bir şekilde zaman zaman bulutların arkasında görünür oluyordu.
Dışarıya çıktı,g,deceği yer belliydi.Sessiz Han.
Tekrar köye doğru yöneldi,"bu gün büyük gün" diye düşündü.
Hana yaklaştığında etrafa bir gözattı,pek farklılık yok gibiydi.Tahta merdivenleri gıcırdatarak tırmandı.Asasıyla tahta kapıyı ittirdi ve içeriye bir bakış attı.
Çalışması bitince ayağa kalktı Brenne hava kül rengiydi ve yağmur dinmişti.Ama topraktan yükselen yağmur sonrasının o güzel kokusu değil kötü bir sülfür kokusuydu.Tabii Brenne için ise bu bulunmaz bir nimetti.Derince bir nefes çekti ve rahatladı.Güneş çok zayıf bir şekilde zaman zaman bulutların arkasında görünür oluyordu.
Dışarıya çıktı,g,deceği yer belliydi.Sessiz Han.
Tekrar köye doğru yöneldi,"bu gün büyük gün" diye düşündü.
Hana yaklaştığında etrafa bir gözattı,pek farklılık yok gibiydi.Tahta merdivenleri gıcırdatarak tırmandı.Asasıyla tahta kapıyı ittirdi ve içeriye bir bakış attı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Karşısında duran büyücüden bir cevab almaya hazırlanıyordu ki, Mağra girişinde gürültüyle yürüyen birinin ayak seslerini duydu. Aynı sesi büyücüde duymuş olacak ki , birden tuhaf bir ruh haline bürünmüştü. Bu adamla hiç yalnız konuşumuyacakmıyım ... diye söyleniyorduki tam karşısında, handa gördüğü kırmızı gözlü olan ork duruyordu. Arkasında ondan biraz daha yaşlı olan bir ork daha belirmişti. İkiside bütün ilgilerini büyücüye vermişti. Anlamadığı bir lisanda konuşuyordu, handa gördüğü ork. Neler olacak diye tedirginlik içinde beklerken ortalık birden karardı...
Masaların bir kısmı boştu ama sabahın bu saatinde bile şaşılacak bir doluluk vardı.Gözleri hemen Andero ve Talos u aradı.İkisini bir arada bulmak Brenne yi pek şaşırtmamıştı.Ã?ünkü dün Talos geldiğinde Brenne Andero ile konuşuyordu ve Brenne ayrıldıktan sonra tanışmış olabilirlerdi.Kimbilir belkide önceden tanışıyorlardı.Ama Brenne bunların bir önemi olmadığına kanaat getirdi.Masada başkaları olduğunu da gördü.Yaklaştı ve Andero ile Talos un yanında durdu.
-Günaydın yoldaşlar yola çıkılması gerek,umarım hazırlıklarınız tamamdır.
-Günaydın yoldaşlar yola çıkılması gerek,umarım hazırlıklarınız tamamdır.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Etrafın kararması büyücünün işiydi, aynı anda ortadan kabolmuştu. Aptal orklar bütün pilanlarını bozmuşlardı. Üstelik şu anda bu mağrada yanlız o ve iki aptal orkla kalakalmıştı. Çok hızlı düşünmeliydi. Eğer karşısında şaşkın şaşkın bakan iki ork olmasaydı çoktan büyücünün peşine düşmüştü ya ... Sinirli bir şekilde siz ikiniz , ne halt etmeye böyle davetsiz şekilde buraya gelebiliyorsunuz. Bu kelimeler ağzından çıkar çıkmaz , hareketlendi ve mağra girişine doğru yürümeye başladı... Eğer ikisinden biri onu engellemeye çalışırsa ne yaparım diye de düşünüyordu. Kafaları olanlara bir anlam veremediği için olacakki , hala hiç bir tepkide bulunmamışlardı.
Andero arkasından gelen ses üzerine oraya baktı ve karşısında Brenne'i gördü. İçeri girdiğini duymamıştı. Ayağa kalktı.
-Hoş geldin Brenne. Biraz geç kaldın dedi. Neyse. Evet hazırız ama ne yazık ki hemen yola çıkamayacağız. Masada gördüklerin bizimle gelecek. dedi ve aynı anda eliyle masayı taradı. Ama iki arkadaşım daha var, iki büyücü. Onlarında bizimle gelip gelmeyeciğini öğrenmeliyiz. Bu yüzden onların aşağı inişlerini bekliyoruz. dedi.
Nerde kalmıştı bunlar? Bir insanın uykusu bu kadar mı ağır olurdu? Ya da bir elfin...
-Ne dersiniz? Acaba çıkıp bir baksam mı? Aslında birinin odasını bilmiyorum. Lysana, Efla'nın odasını biliyor musun? diye sordu Lysana'ya bakarak.
-Hoş geldin Brenne. Biraz geç kaldın dedi. Neyse. Evet hazırız ama ne yazık ki hemen yola çıkamayacağız. Masada gördüklerin bizimle gelecek. dedi ve aynı anda eliyle masayı taradı. Ama iki arkadaşım daha var, iki büyücü. Onlarında bizimle gelip gelmeyeciğini öğrenmeliyiz. Bu yüzden onların aşağı inişlerini bekliyoruz. dedi.
Nerde kalmıştı bunlar? Bir insanın uykusu bu kadar mı ağır olurdu? Ya da bir elfin...
-Ne dersiniz? Acaba çıkıp bir baksam mı? Aslında birinin odasını bilmiyorum. Lysana, Efla'nın odasını biliyor musun? diye sordu Lysana'ya bakarak.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Brenne Andero nun söylediklerini dinledi.Görünüşe bakılırsa kalabalık bir grup olacaktı.İki tane de büyücü mü?Evet bu işi biraz zora sokabilirdi ama yine de Brenne bununla başaçıkabileceğini düşündü.
-Acele etmeliyiz savaşçı hava kararmadan uzun bir yol alsak iyi olacak.
Adam asla kimseye doğru kafasını kaldırmıyordu.Masadakileri söyle bir kez daha süzdü."Efendi buna memnun olacak." diye geçirdi aklından.Ne kadar çok o kadar iyiydi.Ama kontrol edilebilecek kadar olmalıydı gruptaki kişi sayısı.
-Acele etmeliyiz savaşçı hava kararmadan uzun bir yol alsak iyi olacak.
Adam asla kimseye doğru kafasını kaldırmıyordu.Masadakileri söyle bir kez daha süzdü."Efendi buna memnun olacak." diye geçirdi aklından.Ne kadar çok o kadar iyiydi.Ama kontrol edilebilecek kadar olmalıydı gruptaki kişi sayısı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Brenne Andero ya sözlerini söyledikten sonra elf savaşçı söze girdi.İlk önce Andero ya onları uyandırmalarını söyledikten sonra
"Siz de o sırada bize gideceğimiz yerden bahset istersen Brenne" diye devam etti.
Brenne elfe döndü.
-Bu konu burada konuşulamaz,yani bir handa ve halkın içinde.Bir kez daha izlenmek,ya da gereksiz dikkat çekmek istemiyorum.Yolda gerekli konuları konuşuruz.şimdi acele etmeliyiz,bu topraklarda uğursuzluk gün geçtikçe büyüyor.şimdi bir kaç parça yiyecek alacağım sizde hazırlıklarınızı tamamlayın.
Cüppe hafifçe bir baş selamı verdi ve hancıya doğru döndü.Hancının yanına geldiğinde bu adamın sağır ve dilsiz bir hobbit olduğunu hatırladı.Garsonlardan birisine döndü ve kolundan yakaladı.
-Yiyecek ve içecek istiyorum tek kişilik olsun.Biraz ekmek,kurutulmuş et ve temiz su.1 günlük yol için.Hemen!
Brenne nin tıslama şeklinde çıkan sesi garsonu korkuttu.Brenne garsonun elini açtı ve içine bir altın para koydu.Tekrar masaya döndü ve diğerlerinin yanına geldi.
"Siz de o sırada bize gideceğimiz yerden bahset istersen Brenne" diye devam etti.
Brenne elfe döndü.
-Bu konu burada konuşulamaz,yani bir handa ve halkın içinde.Bir kez daha izlenmek,ya da gereksiz dikkat çekmek istemiyorum.Yolda gerekli konuları konuşuruz.şimdi acele etmeliyiz,bu topraklarda uğursuzluk gün geçtikçe büyüyor.şimdi bir kaç parça yiyecek alacağım sizde hazırlıklarınızı tamamlayın.
Cüppe hafifçe bir baş selamı verdi ve hancıya doğru döndü.Hancının yanına geldiğinde bu adamın sağır ve dilsiz bir hobbit olduğunu hatırladı.Garsonlardan birisine döndü ve kolundan yakaladı.
-Yiyecek ve içecek istiyorum tek kişilik olsun.Biraz ekmek,kurutulmuş et ve temiz su.1 günlük yol için.Hemen!
Brenne nin tıslama şeklinde çıkan sesi garsonu korkuttu.Brenne garsonun elini açtı ve içine bir altın para koydu.Tekrar masaya döndü ve diğerlerinin yanına geldi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Böyle bir tepki beklemiyordu Kharon. Neden korktuğunu, neden yardım etmeyip aniden çekip gittiğini anlayamıyordu. "Barbar kadınn!!" diye gürledi. Karanlık olması bir Orc için asla sorun olmazdı. Warhammerını kaldırarak Barbar kadının ardından gitmeye başladı. MelkorTR: "Senin sorunun onunla değil, bu senin acılarını dindirmezz." diyip kolundan tuttu. Güçlü Orc babasının elini ittirerek
"Bu kadın yüzünden yanımzdan kaçtı büyücü. şimdi bir Orc'un neler yapabileceğini göreceğizzz"
"Baba! Eğer benimleysen beni engelleme."
diyerek mağara çıkışına doğru hızla ilerledi. Dışarıya vardığında kadının izini bulamadı fakat kokusunu alabiliyordu...
"BU İş ÇOK UZADI......."
"Bu kadın yüzünden yanımzdan kaçtı büyücü. şimdi bir Orc'un neler yapabileceğini göreceğizzz"
"Baba! Eğer benimleysen beni engelleme."
diyerek mağara çıkışına doğru hızla ilerledi. Dışarıya vardığında kadının izini bulamadı fakat kokusunu alabiliyordu...
"BU İş ÇOK UZADI......."
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Sonunda Rehberleri gelmişti ve elf bu rehber'den hiçmi hiç hoşlanmamıştı, ama sessizliğini korumalıydı, şüphe dikkat çekebilirdi.. elf gözlemlemeli ve kesin sonuçlara ulaşmalıydı...
Sonra rehberin bakışları masadakiler üzerinde dolaştı, derin ve karanlık bakışlar..
"Bu bakışları hangi düşünceler destekliyor acaba" diye geçirdi içinden, sonra gözler kendine üzerine döndüğünde zoraki bir gülümseme ile selamladı bakışları, bu adam'ın üzerinde her ne var ise çevreyi huzursuz ediyordu.. özellikle Lysana'nın kötü birşeyler sezdiğinin farkındaydı.. huzursuzluğu gerilen yüz ifadesinden belli oluyordu..
elf derin bir nefes çekti, farkında olmasada büyücüye bakarken kaşları çatılmıştı.. sonra Lysana'ya döndü bakışları, onun bu huzursuzluğu elf'i asıl rahatsız eden nedendi aslında..
Sonra rehberin bakışları masadakiler üzerinde dolaştı, derin ve karanlık bakışlar..
"Bu bakışları hangi düşünceler destekliyor acaba" diye geçirdi içinden, sonra gözler kendine üzerine döndüğünde zoraki bir gülümseme ile selamladı bakışları, bu adam'ın üzerinde her ne var ise çevreyi huzursuz ediyordu.. özellikle Lysana'nın kötü birşeyler sezdiğinin farkındaydı.. huzursuzluğu gerilen yüz ifadesinden belli oluyordu..
elf derin bir nefes çekti, farkında olmasada büyücüye bakarken kaşları çatılmıştı.. sonra Lysana'ya döndü bakışları, onun bu huzursuzluğu elf'i asıl rahatsız eden nedendi aslında..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
-
Türklider
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1308
- Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
- Location: AFYON! Hehehehe...
RP DIşI: Arkadaşlar başkalarının daha önceki mesajlarda yazdıklarını tekrar ederek mesajlarınızı şişirip de fazla RP Puanı alacağınızı düşünmeyin. Sadece benim gözlerimi yoruyorsunuz. Hepsini okumak uzun sürüyor. Sadece ne yaptığınızı yazın. Benden tavsiyeBöcayı sırıttı adamın hareketlerine. Temiz dişleri açığa çıkmıştı.
Yanında çocuk gibi kalan adama baktı; "Bu yönden gideceğim. Sen de mi bu yöndesin?" ve karanlığın içini, pentagramın ortasını işaret etti.
"Pek tekin görünmüyor oralar. Yalnız gitmek aptallık olacaktır." Sırıttı "Ya da delilik... Sanırım ne sen ne de ben burada pek sağlam gibi görünmüyoruz..."
Saygılarımla...
Türklider...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest