Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Karşısındaki elf saçmalıyordu resmen, tapınaklardan bahsediyordu..
"bakın leydim ne ben tanrıları severim, nede onlar beni.."
Konuşurken bir taraftanda Esen'e bakıyordu.. acaba kendisi hakkında ne düşünüyordu şu an...
"ne düşünürse düşünsün" diye haykırdı içindeki aynı ses; bu iri yarı kadını umursayacak halde değildi artık... sonra şaşkın şaşkın kendisine bakan dişi elf'e döndü, bu kadında birşey vardı belliki, ondan daha çok şey öğrenebilirdi..
"Leydim sizinle konuşabilirmiyiz, lütfen hana geçelim..."
bu sırada elf'in eli hanı işaret ediyordu.. sanki davet edercesine açmıştı elini..
"bakın leydim ne ben tanrıları severim, nede onlar beni.."
Konuşurken bir taraftanda Esen'e bakıyordu.. acaba kendisi hakkında ne düşünüyordu şu an...
"ne düşünürse düşünsün" diye haykırdı içindeki aynı ses; bu iri yarı kadını umursayacak halde değildi artık... sonra şaşkın şaşkın kendisine bakan dişi elf'e döndü, bu kadında birşey vardı belliki, ondan daha çok şey öğrenebilirdi..
"Leydim sizinle konuşabilirmiyiz, lütfen hana geçelim..."
bu sırada elf'in eli hanı işaret ediyordu.. sanki davet edercesine açmıştı elini..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Başın evet dercesine salladı "pekala bende zaten hana gidiyordum" önden giderek hanın içine doğru yürümeye başladı.Andero nun siyah cüppeliyle en sonunda konuşmaya başladığını gördü, ilerde boş bir masa farketti,masanın etrafında bulunan sandelyelerden birine oturdu.Thlyrotel de oturduktan sonra konuşmaya başladı "pekala benimle ne konuşcaksın Thlyrotel,enazından ismini hatırladığını söyle bana" belli bir süre karşısındaki elfe baktı sonra konuşmasını sürdürdü "Yada en azından neler hatırladığını söyle".
Köy garip olduğu kadar içinde yaşayanlarıda garip bir hale sokuyordu.kişilerin aklını çelen,duygularını değiştiren bir güç vardı sanki.bunun en canlı kanıtıda karşısında duran elfti..elfin gözlerine bakarak orda neler sakladığını görmeye çalışıyordu..
Köy garip olduğu kadar içinde yaşayanlarıda garip bir hale sokuyordu.kişilerin aklını çelen,duygularını değiştiren bir güç vardı sanki.bunun en canlı kanıtıda karşısında duran elfti..elfin gözlerine bakarak orda neler sakladığını görmeye çalışıyordu..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Archi uzun bir yolculukaydı. Belkide onun tüm hayatı bir yolculuktu fakat genelde şimdi olduğu gibi sersefil, açsusuz olmazdı yolculuklarında.. Fakat bu yolculuğa acele çıkmıştı.. Ne bir yandaş bulabilmişti kendisine ne de en azından küçük bir midilli kiralayabilecek kadar zamanı.. İçindeki bir aciliyet hissi onu buralara kadar yönlendirmişti.
O bir buçukluktu.. Hayattaki tek amacı da hayattan biraz daha fazla zevk alabilmek ve mümkün olduğu kadar başkalarının sırtından geçinmekti.
Bu karanlık.. izbe yere onu çeken şeyin tehlike olduğunu biliyordu. Tehlikeyi severdi.. Tabi çok fazla olmadığı sürece.. Archi rüzgarı görüyordu.. bir alanın üzerinde deli gibi dönüyordu.. yıldırımlar düşüyor şimşekler çakıyordu. Büyük ihtimalle duyduğu yok olan tapınak buralarda biyerde olmalıydı fakat şimdilik oraya tek başıan gidecek kadar hayata küsmemişti. Ã?ncelikle etrafı bir gözden geçirmei ve burası hakkında mümkün olduğu kadar bilgi toplamalıydı. Genelde sevimli bir buçukluktu fakat iş üstündeyken değil.
Oradan uzaklaştı ve bu lanetli köyün merkezine doğru ilerledi.. Yolda bikaç ses duymuştu fakat hiç ilgilenmeden hedefine doğru ilerledi... "Demekki iş peşinde olan bir tek ben değilim " diye düşündü Archi... Genelde rakipleri sevmezdi fakat işe yaramadıklarını da idda edemezdi.. Aptal bir rakip genelde tuzakları görmesini ve önlem almasını sağlardı... Archi bu köyün merkezine gitmeye karar vermişti.. Daha çok kalabalık olan ve kendisine uygun bikaç ortak bulmalıydı. Paylaşılan hazine bulunamayan hazineden iyidir derdi Archi her zaman...
Archi bu şekilde köyün meydanına geldi.. Etrafta oldukça fazla kişi vardı. Bu kişiler genelde sağdan soldan gelen yolculardı. Bu Archi yi sevindirmişti. Yolcuları severdi.. Onlar devamlı anlaşmaya meyilli olurlardı ve doğru tahmin ediyorsa çoğu bu yıkık tapınakla ilgileniyordu. Bu durumda kendisini de memnuniyetle kabul edecek bir gurup bulması muhtemeldi...
Hana girdi ve etrafa bakındı.. Birçok kişi vardı ve Archi kararsız kaldı... "Acaba en çok kimler işime yarar" diye düşünüyordu Archi ...
belkide iş teklifinin onlardan gelmesini beklemeliydi...
O bir buçukluktu.. Hayattaki tek amacı da hayattan biraz daha fazla zevk alabilmek ve mümkün olduğu kadar başkalarının sırtından geçinmekti.
Bu karanlık.. izbe yere onu çeken şeyin tehlike olduğunu biliyordu. Tehlikeyi severdi.. Tabi çok fazla olmadığı sürece.. Archi rüzgarı görüyordu.. bir alanın üzerinde deli gibi dönüyordu.. yıldırımlar düşüyor şimşekler çakıyordu. Büyük ihtimalle duyduğu yok olan tapınak buralarda biyerde olmalıydı fakat şimdilik oraya tek başıan gidecek kadar hayata küsmemişti. Ã?ncelikle etrafı bir gözden geçirmei ve burası hakkında mümkün olduğu kadar bilgi toplamalıydı. Genelde sevimli bir buçukluktu fakat iş üstündeyken değil.
Oradan uzaklaştı ve bu lanetli köyün merkezine doğru ilerledi.. Yolda bikaç ses duymuştu fakat hiç ilgilenmeden hedefine doğru ilerledi... "Demekki iş peşinde olan bir tek ben değilim " diye düşündü Archi... Genelde rakipleri sevmezdi fakat işe yaramadıklarını da idda edemezdi.. Aptal bir rakip genelde tuzakları görmesini ve önlem almasını sağlardı... Archi bu köyün merkezine gitmeye karar vermişti.. Daha çok kalabalık olan ve kendisine uygun bikaç ortak bulmalıydı. Paylaşılan hazine bulunamayan hazineden iyidir derdi Archi her zaman...
Archi bu şekilde köyün meydanına geldi.. Etrafta oldukça fazla kişi vardı. Bu kişiler genelde sağdan soldan gelen yolculardı. Bu Archi yi sevindirmişti. Yolcuları severdi.. Onlar devamlı anlaşmaya meyilli olurlardı ve doğru tahmin ediyorsa çoğu bu yıkık tapınakla ilgileniyordu. Bu durumda kendisini de memnuniyetle kabul edecek bir gurup bulması muhtemeldi...
Hana girdi ve etrafa bakındı.. Birçok kişi vardı ve Archi kararsız kaldı... "Acaba en çok kimler işime yarar" diye düşünüyordu Archi ...
belkide iş teklifinin onlardan gelmesini beklemeliydi...
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Re: Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Tenthor çürümüş etleri sarkan ve kambur bir şekilde koşan iğrenç yaratığı farketti. Sırtına saplanmış kılıç her adımında vücuduyla beraber sarsılıyordu. Yaratığın acıyı hissettiğini belli eden kalınlaşmış sesinin inlediğini duydu:fingolfin wrote:Tenthor acısını hiçe sayarak zavallı hayvanın yanına gitti. Hayvan acıyla kişniyordu, Tenthor kılıcını çekerek hayvanın yanına yanaştı. Düzgün bir açıyla kılıcı atın boynuna indirip şah damarını kesti... Daha sonra; çevresini bakındı - topraktan yayılan kötülüğü hisetti. Gözleri lanetli adamı aradı...
"Efendi! Eve geliyorum! Sana geliyorum! Azad et beni! Kutsa beni!"
İğrenç yaratık insanüstü bir güçle kara nehire doğru koşmaya devam ediyordu.
Elf beyi hızla koşarak kara topraklara ayak bastığında bir an neredeyse dengesini kaybedecekti. Yüzüstü kapaklanmaktan son anda kurtulan Talon'un bacaklarına pompalanan kan ve adrenalin bir anda ona inanılmaz bir güç kazandırmıştı.Oren_Dautry wrote:elf son hızla siyahi adama yetişmeye çalışıyordu.. yanmaya başlayan kasları emirlerine itiraz etmeye başlamıştı, alnı boncuk boncuk terlerle kaplanmıştı.. ama o koşmaya devam etmek için kendini var gücüyle zorladı.. bu insan amma da hızlı koşuyordu....
savaşcının atını öldürdüğünü gördü ama orda harcayacak zamanı yoktu....
Talon heyecan içerisindeyken ciğerine kaçan yakıcı sülfür kokusuyla bir an bilincini yitireceğini zannetti. Eskiden Azalin'in lanetli kalesinin bulunduğu bu topraklar daha da korkunç bir kötülükle kirlenmişti. Damarlarındaki kanın bile bu iğrenç yere korkunç bir tiksinti duyduğunu hissetti.
Mucizevi bir şekilde hayatta kalmış ve atının kafasını kesmiş olan savaşçının yanından geçerken, onun da takip ettiği adama baktığını farketti. Fakat takip ettiği adam?
O bir adam değil iğrenç bir ölmeyendi...
RP DIşI: (+4 STR -2 WIS)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Re: Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Paladin yoğunlaşarak kötülüğü sezmeye çalıştı... Bir anda korkunç bir acı beynine girdi. Gözlerine ve zihnine o kadar parlak bir ışık o kadar korkunç bir kötülük yansıdıki bir anda istemsiz bir şekilde yere kapaklandı. Adeta yerden gökten, hatta topraktan bile kötülük yayılıyordu. Fakat bu korkunç auralar, gözlerini yakan bir kişiden yayılan ve güneşten bile parlak kötülükle boy ölçüşemezdi.logan wrote:handa sürekli bir 2 kişi adama sorular soruyordu sorguluyorlardı lanetli adam diye bir şeyden söze diyorlardı logan konuyu iiyce anlamak için gurubun arasına dogru yürümeye başladı ortda siyah cübeli bir adama sürekli sorular soran ve gittikçe kızgınlaşan bir savaşcı vardı...
ne oldunu konuşulanlardan anlamaya çalışıyordu esasınra yaptıgı cok telikeli bir işti bu adamlar kötü olabilirdi ve sayıca üstünlerdi logandan ama korkmuyordu kötülügü bulma için logan yogunlaşıyordu merak ettigi sadec o siyah cübeli adamdı onun ne oldunu anlamak için iyice yogunlaştı...
rp dışı: ingilizcem yok kusura bakmayın...
Handakiler için wrote:Hana giren savaşçı kısa bir duraklamadan sonra, kaşlarını çatarak etrafına bakındı ve bir anca korkunç bir çığlık attı. Daha çığlığı kesilmeden yere kapaklandı ve gözleri boşluğa bakakalmış bir şekilde bilinçsizce yere düştü.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Re: Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Andero kulaklarında, yine o bilindik kahkahanın tınısını duyuyordu. Ölümden de beter kabuslarda duyduğu sözlerin acısını ruhunda taşıyordu.Andero wrote:Andero cevap istiyordu. Sinirlenmişti ama nedenini bilmiyordu. Uzun zamandır bu tarz duygular hissetmemişti. O kadar ki, bunlar ona yeni geliyordu. Adamın ondan isteğini doğru karşılamıştı ve onca siniri arasında gülümsemişti. "Madem konuşacak çok şey var, o zaman gerçekten bir şeyler biliyor." diye düşündü Andero ve bu onu biraz yumuşattı. İnsanlardan ayrı konuşmayı o da istiyordu açıkcası. Kimsenin işine karışmasını istemiyordu. Sorulan ve sorulacak sorular ve alınacak cevaplar vardı. Bunun ertelenmesini istemiyordu.
Ayağa kalktı. Siyah cüppelinin ardından yürüdü. Sonra adamın arkasını dönüp ona baktığını gördü. Adam masaya varmıştı.
-Otur yaşlı kişi. Zira daha bana verecek cevapların var. dedi ve oturmak için önce adamın oturmasını bekledi. Zira ne kadar değişse de hala eskiden sahip olduklarının bir kısmına sahipti.
"Hahahahaha! Sahip misin *savaşçı*? Hahahahaha". Andero, karşısındaki kara cüppeli adamın gözlerinde o alevli gözleri gördü ve dehşet her yanını kapladı.
"Onu takip et ve bana gel... Seni bekliyor olacağım Andero..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Re: Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Boşluğun sonunda ölüm vardı. Onun ölümü, herkesin ölümü... Cinayet, intikam, hırs, güç, ihanet... Hepsi boşluğun sonundaydı... Hepsi o gözlerdeydi...Efla wrote:Uykusunda en son gördüğü bir uçurumdu, sonu gözükmeyen bir uçurum. Ve Andero yine... Uçurumdan aşşağı atlıyordu. Efla kendinin de onu kurtarmak için uçurumdan atladığını farketti. Boşlukta süzüldü, süzüldü...
"Zaman sana ne verdi şimdiye kadar Efla? Güç? İhtişam? Ölümsüzlük? Sana yalnızca *zaman kaybettirdi*. Oysa ben sana alamadığın her şeyi verebilirim... Eğer bunlara layıksan büyücü... Eğer ölümlüler arasında bir Tanrı olmaya layıksan... Hahahahahaaa..."
Efla anlamsız rüyalarının arasında en son bu sözleri hatırlıyordu. Sonsuza kadar kabuslarında onu yalnız bırakmayacak vaatler... Hayatı boyunca imrendiği fakat söylemeye cesaret edemediği, itiraf etmeye cüret edemediği istekler. Elf vücudunun ve zihninin içindeki karanlık insan kalbi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Siyah kızla seri bir şekilde toprak yolda ilerlerken arkalarında bıraktıkları toz, Tudor ve Romedahl"ın dinlenmek için ulaşmaya çalıştıkları köyün kötü havasının "yaşanan esrarengiz olayların- habercisi gibidir ama köyde yaşananların farkında olmadıkları gibi olağanüstü bir girdabın içine doğru gittiklerinin de farkında değildirler. Köye yaklaşırken kafalarındaki tek düşünce bir an önce kafalarını yastığa koyup uyuyabilmektir..
Only God can Judge me!
Brenne savaşçının geldiğini görünce rahatladı.Yavaşça bir sandalyeye oturdu ve savaşçının da oturmasını bekledi.Yapacağı konuşmanın bir dönüm noktası olduğunu biliyordu bu nedenle söyleyeceklerini hızlı bir şekilde tekrar aklından geçirdi.Biraz da zaman kazanmak amacıyla konuştu Brenne,
-İlk olarak ben Dharmon Brenne.şimdi sorularını elimden geldiğince yanıtlamaya çalışacağım.Eğer yanıtlarım seni tatmin etmezse bunu anlayabilirim ama inan bana durum anlaşılamayacak kadar zor.şimdi lütfen sorularını teker teker sor ve yanıtlayayım.
Bu sırada etrafına bakındı zira onları dinleyen istenmeyen kulaklar olmamalıydı.Bu konuşmanın birebir olmasını istiyordu.Neyse ki şimdilik onları dinleyen kimse yoktu.
-İlk olarak ben Dharmon Brenne.şimdi sorularını elimden geldiğince yanıtlamaya çalışacağım.Eğer yanıtlarım seni tatmin etmezse bunu anlayabilirim ama inan bana durum anlaşılamayacak kadar zor.şimdi lütfen sorularını teker teker sor ve yanıtlayayım.
Bu sırada etrafına bakındı zira onları dinleyen istenmeyen kulaklar olmamalıydı.Bu konuşmanın birebir olmasını istiyordu.Neyse ki şimdilik onları dinleyen kimse yoktu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan büyük bir acı ile yere kapaklandı...
gördügü kötülükle boy ölçüşemzdi gücü yetmezdi heryerde kötülük vardı
sanki nefesi kesilir gibi olmuştu başını son bir gücü ile kaldırdı ltf yardım edin dedi ama sanki sesi cıkmıyordu o da bilmiyordu sesinini cıkıp cıkmadığını son bir kez daha yardım istedi boş gözlerle etrafa bakıyordu herşey bulanık ve karışıktı... ve içinden birinin yardım etmesi için dua etti
gördügü kötülükle boy ölçüşemzdi gücü yetmezdi heryerde kötülük vardı
sanki nefesi kesilir gibi olmuştu başını son bir gücü ile kaldırdı ltf yardım edin dedi ama sanki sesi cıkmıyordu o da bilmiyordu sesinini cıkıp cıkmadığını son bir kez daha yardım istedi boş gözlerle etrafa bakıyordu herşey bulanık ve karışıktı... ve içinden birinin yardım etmesi için dua etti
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Esen ismini elfe söyledikten sonra elf hafifçe eğilerek selamladı...
ve "bayan buraların yabancısıyım, ihtiyacım olduğu için buraya geldim.. nerede olduğumu bilmeden..."
dedi bunları söylerken yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı. Bu elfte bir tuhaflık sezdi.
"Acaba bana nerede olduğumu söyleyebilirmisiniz??"
Tam bir şeyler söyleyecekken, arkalarından biri yaklaştı. Bu handa gördüğü dişi elfdi. Ama dişi olan elfin yüzünde tuhaf bir şaşkınlık ifadesi vardı. Mythel bakıp "Thlyrotel" demişti. Elf birden aptallaşmış gibiydi. Tuhaf tuhaf karşısındaki dişi olan elfe bakıp
"Afedersiniz bayan.. sizi tanıyormuyum??"
demişti. Burada işler gittikçe karışıyordu. Esen karşısında yaşanan bu komik oyunu sessizce izledi....
ve "bayan buraların yabancısıyım, ihtiyacım olduğu için buraya geldim.. nerede olduğumu bilmeden..."
dedi bunları söylerken yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı. Bu elfte bir tuhaflık sezdi.
"Acaba bana nerede olduğumu söyleyebilirmisiniz??"
Tam bir şeyler söyleyecekken, arkalarından biri yaklaştı. Bu handa gördüğü dişi elfdi. Ama dişi olan elfin yüzünde tuhaf bir şaşkınlık ifadesi vardı. Mythel bakıp "Thlyrotel" demişti. Elf birden aptallaşmış gibiydi. Tuhaf tuhaf karşısındaki dişi olan elfe bakıp
"Afedersiniz bayan.. sizi tanıyormuyum??"
demişti. Burada işler gittikçe karışıyordu. Esen karşısında yaşanan bu komik oyunu sessizce izledi....
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Talon Güneştacı neyi takip ettiğini gördüğünde koşmaya alışmış bacaklarını zorlayarak durdu.."Bir ölmeyenin hayatı.. hah" diye düşündü ve arkasını dönerek savaşcıya doğru yürüdü, ona bir ölmeyeni takip ettiklerini ve atını bir hiç yerine kaybettiğini söyleyecekti..
elini kaldırdı ve kendinden beklenmeyen bir gürlükteki sesiyle.
"Dur savaşcı... O adamı takip etmenin bir anlamı yok..ona bizim yapabileceğimiz bir şey kalmamış.."
elini kaldırdı ve kendinden beklenmeyen bir gürlükteki sesiyle.
"Dur savaşcı... O adamı takip etmenin bir anlamı yok..ona bizim yapabileceğimiz bir şey kalmamış.."
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Tenthor elfin melodik sesini duyduğunda kılıcına dayanmış lanetli adam!'ı izliyordu. 'Bir ölmeyen...' diye mırıldandı. Bakışları önce etrafı taradı; kül ve çamurdan oluşmuş topraklar da en ufak canlıya ait bir iz bile yoktu. Tenthor tekrar ölmeyen'e baktı; 'Eve geliyorum' demişti lanetli yaratık. Belki de onu takip etmeliydi? Sol omzundan gelen itirazla yüzü buruştu. Vücudu soğudukça acısı da artmıştı... Elf'e dönüp onu şöyle bir süzdü; uzun sarı saçları, zarif bir yüzü ve parlak mavi gözleriyle elf yakışıklı bir mizaca sahipti. Fakat o parlak gözler şimdi kaygıyla doluydu ve zarif yüzdeki iğrenme duyugusunu okumak çok da zor değildi... 'Gidelim buradan' dedi Tenthor. 'Gidelim...'
Kadının yanına gidecekken birileri gelmiş ve geri dönmüştü. Hafif hafif güldü ve tekrar kadını takip etmeye karar verdi. Aynı hana girmişti kadın tabii o da arkasından.
Hana girdi çevresine bakınarak. Kara cüppeli 'karizmatik' adam bir masada oturmuş başka biriyle konuşuyordu.
Takip ettiği kadın ise bir elfle derinden bir konuşmanın içerisindeydi.
O sırada hana yeni bir tipin girdiğini gördü.
Bir Buçukluk!
Etrafına bakınıyordu. Hemencecik yanına gitti. Adamın deli gözleri fıldır fıldır dönüyordu.
"Birini mi aradın bakalım ufaklık?"
Hana girdi çevresine bakınarak. Kara cüppeli 'karizmatik' adam bir masada oturmuş başka biriyle konuşuyordu.
Takip ettiği kadın ise bir elfle derinden bir konuşmanın içerisindeydi.
O sırada hana yeni bir tipin girdiğini gördü.
Bir Buçukluk!
Etrafına bakınıyordu. Hemencecik yanına gitti. Adamın deli gözleri fıldır fıldır dönüyordu.
"Birini mi aradın bakalım ufaklık?"
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
"Beni bu kadar çabuk mu unuttun Talon?"Oren_Dautry wrote:Talon Güneştacı neyi takip ettiğini gördüğünde koşmaya alışmış bacaklarını zorlayarak durdu.."Bir ölmeyenin hayatı.. hah" diye düşündü ve arkasını dönerek savaşcıya doğru yürüdü, ona bir ölmeyeni takip ettiklerini ve atını bir hiç yerine kaybettiğini söyleyecekti..
elini kaldırdı ve kendinden beklenmeyen bir gürlükteki sesiyle.
"Dur savaşcı... O adamı takip etmenin bir anlamı yok..ona bizim yapabileceğimiz bir şey kalmamış.."
Sevgilisinin sesi, Estel'in sesi Talon'un kulaklarına çalındı. "Demek bir kaç haftalık değerim varmış..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: Google [Bot] and 1 guest