Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Zar zor ayakta duruyordu. Onu ayakta tutan başka bir kuvvet vardı. SAdece bedeninin sağlayamayacağı bir kuvvet. Büyücü kapıdan içeri girdi. Göz gezdiriyordu. Kasvetinden buranın adının "Sessiz Han" olmasına şaşırmamıştı. Fakat "Sessiz Han" şu sıralar o kadar da sessiz görünmüyordu.

Efla'nın gözleri Andero'yu arıyordu. Burada gördüklerine şaşırmaması gerektiğini biliyordu. Fakat sırtına kılıç saplanan adam biraz garipti gerçekten. Umurundaydı sanki. En sonunda gözler aradığı kişiyi buldu. Andero biraz solgun, biraz hasta, ama hala canlı... Andero'yu bulunca ona ulaşması için ona (adeta) bahşedilmiş olan enerji yok oldu. Nefes nefeseydi. Dizlerinin bağı çözülmek üzereydi. Kendini yere yığılmadan Andero'nun yanındaki bir sandalyeye atmaya çalıştı. Başarmak üzereydi ama enerjisi vücudundan boşalıyordu. En sonunda onu farkeden biri olmuştu. Ve ona doğru geliyordu. Elinde olmadan dizlerinin üzerine yığıldı. Daha fazla direnmesine de gerek yoktu. Yüzünden hem yorgunluğun eziyeti hem de başarmanın sevinci okunuyordu.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

esen siyah cüppelinin yanına varmıştı. Bu adama hiç güvenmiyordu, ama kendisine tuhaf şeyler olmaya başlamıştı ve bunu en kısa zamanda çözmek zorundaydı yoksa aklını kaçırdığına inanacaktı. Tam siyah cüppelinin arkasıdaydı ki, han kapısıdan içeri biri daha girmişti üstelik bu yeni gelen, kişiden de tuhaf bir enerji hissetti esen. Neler oluyordu bu handa ! bir anlasa... Yeni gelen biraz tuhaf görünüyordu. Esen ona iyice baktı bütün gücü elinden alınmış , son bir gayretle kendini hana atmış gibiydi. Adamın yere yığılacağını sandı bir an, hatta öne doğru sendeledi ama bir kuvvet onu ayakta tutuyormuş ğibiydi. Derken daha fazla dayanamadı ve dizlerinin üstüne düştü . Esen ani bir hareketle adamın yanına gitti ve daha ne yaptığının farkına varmadan, adama elini uzattı.
Büyücü pelerini giyiyordu ama beyazdı pelerinin renği... Esen elini uzttığında adam esenin yüzüne bakmadan elini tutmuştu. Adam çok güçlü değildi aksine zayıf bir yapısı vardı. Kafasını kaldırdı ve esenle gözgöze geldi. Bir an şaşırdı sanki, karşısında başkasını bekliyor gibiydi. Adamın gözleri, boz kırlarda sarı başakların, yeşik ağaçlara şarkı söylemesi gibiydi. Hem sarı hemde yeşil renk vardı gözbebekleride. Ama tanıdık birine bakıyormuş gibi etrafına bakınmaya başlamıştı. Adam teşekkür etti ve elini geri aldı...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Siyahi adam Dharmon'un gözlerinin içine bakarken ayağa kalktı:
"Ben yaşamak istiyorum efendi... Ve sizin isteklerinizi yerine getireceğim. Lütfen arkadaşlarıma yardımcı olun..."

Savaşçı, ona dokunup ne olduğunu anlatmasını isteyen kalabalığa korku içerisinde bakarken gözyaşları ve sümükle ıslanmış çenesi tir tir titriyordu. Birden bağırmaya başladı:
"Hepsi değiştiler Lanet Olsun! Korkunç canavarlara dönüştüler! Birbirlerini öldürdüler, katlettiler. Bunların bana da olmasına izin vermeyin. Yardım edin bana!!!"

Adam insanüstü bir kuvvetle etrafındakilerin kavrayışlarından kurtuldu ve kapıyı kırarak dışarı koşmaya başladı... Adam müthiş bir süratle çorak kara toprakların üzerinde yükselen 15 kilometre uzaktaki giradaba doğru koşmaya başladı. Bu arada çığlık çığlığa bağırıyordu:
"Beni azad et! Beni azad et!"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

Sırıttı böcayı ve fısıldadı; "Manyak değilse bu herifler, çatılara bakarak yürümezler. Ya da sen ses çıkarıp böyle ayakta durmaya devam edersen..."

Elfin yere yattığından emin olduktan sonra çatıdaki malzemelerden kendilerine bir siper yaptı ve onun arkasına yattığı anda kapı kırılarak sırtında kılıç saplı bir adam fırladı.

O gürültüde kimsenin kendisini duymayacağını bilerek siperin arkasında yanında yatan elfin kulağına fısıldadı; "Bu esirse, serbestler ne yapar tanrılar korusun!"

Ardından testi ve çuvallardan oluşan, doğal görünen siperin arkasında iyice sindi. Kapı ardına kadar açıktı ve insanlar şaşkınlıkla dışarı çıkıyorlardı... Hem han'dan, hem de diğer binalardan...
Saygılarımla...
Türklider...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero adamın anlatacaklarını beklerken yanında ani bir hareketlenme oldu. Ã?nce yavaş adım sesleri, sonra yere düşen herhangi bir şeyin çıkardığı ses... Andero dikkatsizce o yana baktı. Zira aklı hala şu siyah cübbeli adamdaydı. Yerde, dizlerinin üstünde duran beyaz cübbeli bir adam vardı. Ona bakıyordu. Bir an kim olduğunu çıkaramadı. Kafasını tekrar siyah cübbeliye çevirirken hatırladı gerçeği. Efla! Hemen tekrar başını çevirdi dostuna. Yanında bir barbar vardı. Onu düştüğü yerden kaldırıyordu. Andero hemen ayağa kalktı ve Efla'nın yanına gitti. Çok yakındılar zaten. "Lanet olsun! Neler oluyor bana? En yakın arkadaşımı hatırlayamıyorum. Yeter artık...". Bir an vücudunu bir öfke dalgası örttü ama sonra sakinleşti. "Hayır... Zamanı şimdi değil, henüz değil. Ã?fkemin açığa çıkacağı zamanda gelecek. Aslında o zaman da çabuk gelse iyi olur."

-Efla. Dostum. diye konuşmaya başlarken duydu bağırmayı;

"Hepsi değiştiler Lanet Olsun! Korkunç canavarlara dönüştüler! Birbirlerini öldürdüler, katlettiler. Bunların bana da olmasına izin vermeyin. Yardım edin bana!!!" ve ardından adamın deliler gibi koşuşunu izledi. "Faydasız. Takip etmek faydasız.". Yavaşça başını sağa sola çevirdi. Siyah cübbeli adama baktı. O bir şeyler biliyordu.

"Korkunç canavarlara dönüştüler! Birbirlerini öldürdüler, katlettiler. Bunların bana da olmasına izin vermeyin."

Andero Efla'nın ona bakan gözlerine baktı.

-Yorgunsun dostum, dinlen. dedi ve bir sandalyeye oturttu. Elini Efla'nın omzuna koydu ve hafifçe sıktı bir süre.

-Burada bekle.

Andero döndü ve siyah cübbeli adama doğru ilerlemeye başladı. İşin aslını öğrenecekti. Bir şeyler bildiğini anlamamak için kör olmak gerekiyordu. Aklında hala böyle yaşlı bir adamın nasıl olupta bir maceraya çıkabileceği sorusu vardı. Yaralı adamın yaptıkları ve yaşlı adamın bu sözleri, onda henüz Andero'nun anlayamadığı bir gücün olduğunu gösteriyordu. Adamın yanına geldi. Hafifçe;

-İyi akşamlar yaşlı kişi. dedi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Thlyrotel dehşetle kapıdan dışarı fırlayan adamı seyretti, sırtında saplı olan kılıç hanın soluk ışığında belli belirsiz parlıyordu..
"Lanet olsun!! nasıl bir yerdeyim böyle??" diye geçirdi içinden, buradaki halkın yabancılara karşı düşman olduğunu zaten biliyordu, ama bu kadar gaddar olabileceklerini tahmin bile edemiyordu..
"ya o adam buranın yabancısı değilse..." bu düşünce bile elf'in tüylerinin diken diken olmasını sağlamıştı.. eğer bu adam yabancı değilse yabancılara nasıl davranırlardı kimbilir?
Hemen aklına Kurt dostu geldi, o bu tehlikeli yerden uzak olmalıydı ama yardım içinde yakında olmalıydı.. hemen aklını o tarafa yönlendirdi.. ona doğru bakan böcayı kendi kendine fısıldadığını duyabilirdi elf'in...
"Dostum uzaklaş.. ama sana ihtiyacım olabilir..o yüzden çok uzaklaşma.."
Elf gözden kaybolmuştu.. bu Kurt için keyif demekti, ön bacaklarını ve arka bacaklarını rahatça esnetip yere uzandı.. işte şimdi kendini iyi hissediyordu..fakat o anda zihninde yankılnan ses.. yeniden irkilmesine sebep oldu..
"Dostum uzaklaş.. ama sana ihtiyacım olabilir..o yüzden çok uzaklaşma.."
yeniden koşu!!! artık sıkılmıştı.. ama elf onun için özeldi, özel bir bağ vardı aralarında.. daha bunları düşünürken Kurt harekete başlamıştı bile.. ilerdeki bir düzlüğü hedef seçti kendine.. burada hem gizlenebilir, hemde gerektiğinde elf'in yardımına koşabilirdi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Bu da nesi? Adam doğru düzgün bir şey anlatmadan, fırlayıp gitmişti. İsterik davranışı belki de yaşadığı dehşete dayanıyordu... Tenthor kısa bir süre durumu değerlendirdi, siyah cüppeli adama güvenmemişti... Han'ın içi ilgi çekici bir hal almıştı, ve 'lanetli!' adam kapıyı kırarak fırlamıştı. Siyahlı adama son bir bakış atıp, kimseye bir şey söylemeden kapıdan çıktı. Atına binip müthiş bir süratle koşan adamı takip etti. İhtiyatlı olmalıydı fakat bu zavallıyı da öylece bırakamazdı.
majenta
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 633
Joined: Sat Mar 06, 2004 10:00 am
Contact:

Post by majenta »

Ağzını açtığı anda adam çoktan koşmaya başlamış ve kapıyı kırmıştı. Ahhh sonunda kafayı yedi işte. Yakında ben de yiyeceğim. Hafifçe yana doğru eğildi. Adamın girdaba doğru koşmasına gergin bir şekilde izledi. Esen rüzgar kulağına bir cümle ulaştırdı. "Beni azad et! Beni azad et!"

Kafasını pes etmiş gibi iki yana salladı ve anlamsızca etrafı süzmeye başladı. Ne olacak şimdi. Ne yapmalıyız...
Andero'nun sesi düşüncelerinden majentayı sıyırdı. Kafasını o tarafa çevirip andero'nun ne yapmaya çalıştığını bilebilmeyi diledi. Elf kulakları andero"nun hafifçe söylediği şeyi yakaladı. "İyi akşamlar yaşlı kişi." Evet" Gittikçe karmaşıklaşan bir labirente girdik. Nasıl çıkacağız buradan!

Bitkince masasına doğru yürüdü. Artık dayanabileceğinden de fazla olmuştu yorgunluğu. Masaya yaklaştığında tanıdık bir yüzü görmenin mutluluğuyla yorgunluğu biraz hafifledi. Gidip masaya oturdu. Az önce bıraktığı ve birazı masay dökülmüş şarabına kaşlarını çattıktan sonra eline alıp bardakla oynamaya başladı. Tekrardan eflaya gülümsedi. " Selam dostum. Yavaş yavaş bize yetişemeyeceğini düşünmeye başlıyordum."
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

İnsanların hayatı elf beyini önceden olsa alakadar etmezdi ancak insan bir kıza aşık olunca bu düşünceleri değişmişti.. Adamın handan fırlayışı üzerine , kıza sorduğu soruyu unutarak son hızla adamı takip etmek için koşarak handan dışarı fırladı...

onu durdurmalıydı.. icinde sevgilisine olanların bunlarla bir alakası olduğuna dair bir his vardı...
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Efla'nın yanına yürürken Lanetli adamın çığlıklarıyla duraksadı.Tüyleri diken diken olmuştu,Lanetli adamın bu görüntüsü zihnine kazındı bir daha unutacağını sanmıyordu..Adam hanı çığlık çığlığa terkederken peşinden daha öncede bu handa gördüğü şovalye ve yabancı bir elf muhtemelen yardım etmeye gitmişti,Kendiside bir an terrüddüt etti ama nasıl yardım edebilirdiki çabucak bu düşünceyi kafasından uzaklaştırdı...

Majenta ve Efla'nın masaya çoktan oturmuş olduklarını gördü,Masaya giderek yanlarındaki sandelyelerden birine kendisini bırakı verdi.Yüzü sonbahardaki kurumuş yapraklar kadar solgundu daha önce hiç bu kadar kendini yorgun hissetmemişti bu köy sanki enerjisini azar azar emiyormuş gibi hissediyordu..Aynı yorgunluğu majenta ve efla'dada okuyabiliyordu.
Yavaşça başıyla eflaya selam verdi gelmesi gereken herkez Handaydı...

"Evet artık eflada burda olduğuna göre napmalıyız,Anderoya yardım etmek için toplandık ama nerden başlıcağımızı bilmiyorum"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

Böcayı geri geri sürünerek uzaklaşmaya başladığında elf tedirgin bir şekilde, gayrı ihtiyari ona bakmıştı. Böcayı ise sırıtkan bakışının yerini, yüzünde garip duran endişeli bir bakış almış halde fısıldadı; "İçeride neler döndüğünü öğrenmeliyim. Burada beni bekle yada git hana gir. Ben girmeyeceğim ama her an müdahaleye hazır bulunacağım... Sana haber veririm..."

Binaların arasına indikten sonra bir hırsız edası ile saklanarak ilerledi böcayı. Hanın girişini görebileceği, fakat görülmeyeceği bir yerden karşıya geçmeyi deneyecekti. İlgi odağı han olduğu için bunu başardı ve yolun karşısındaki binalardan birinin arkasından binaya tırmandı.

Eğilerek binaların üstünden ilerlerken kimseye zarar vermeden bu işi nasıl çözeceğini düşünüyordu. Derken fırsat ayağına geldi... Olanlardan habersiz ya da umursamayan buçukluk dışarıda çöpleri döküyordu.

Hemen ipini çıkarttıktan sonra bir insanın boynuna, bir çocuk boyundaki buçukluğun ise beline dolanabilecek bir ilmek yaptı. Ã?abuk olmalıydı, buçukluk çöpleri dökmeyi bitirmişti...

İpi sallandırırken, "ya panikler de boğazına dolanırsa?" diye bir düşünce geçse de aklından, ipi indirmeye devam etti. Ã?abuk bir hareketle buçukluğu yakalamaya çalıştı.

Buçukluğun paniği, beklediği gibi olmamıştı. eliyle ipi atmaya çalışmıştı. İki eli de parmaklarından ipin içinde kalmıştı. O halde yukarı çekilirken debelenen buçukluk, böcayı'nın altındaki duvara tosladı. Sırtı duvara sürterken çaresizce yukarı çekiliyordu. Elleri ise kurtulsa bile artık beş altı metre yukarıda idi ve en az kafası kadar büyük bir diz kapağı ile karşı karşıya idi...

Daha buçukluk neye uğradığını anlamadan bacağından tutup ters çevirdi küçük adamı Ezakiel. Ã?abucak korkutursa daha etkili olacağını biliyordu. Ve ne kadar büyük ve güçlü görünürse...

"Ses çıkarma!" dedi fısıldayarak. "Ben bir gece şeytanıyım! Seni yemek için geldim. Ama bu gece merhametim üstümde... O yüzden sana vereceğim görevi tamamlarsan seni bağışlayıp başından giderim!"

Kolay olacağa benziyordu. Özellikle çuvalından çıkarıp beline astığı normalden büyük baltasının hizasında tuttuğu sürece buçukluğun kafasını...
Saygılarımla...
Türklider...
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

- "Nereden başlayacağımı bilemiyorum."
- "Adını ve nereden geldiğini söyleyerek başlayabilirsin."
- "Adım Romedahl ve sizin savaştığınız bir şehir olan Nurn"dan geliyorum."
- "Peki benim Nurn"da savaştığımı nereden biliyorsun?"
- "Dediğim gibi ben orada yaşıyordum ve sizi savaş sırasında gördüm."
- "Anlayamıyorum. şimdi neden buradasın, ailen yok mu senin?"
- "Annem ve babam birkaç yıl önce bir kağnı arabasının altında kalarak can verdiler."
- "Özüldüm. Başka kimsen yok mu?"
- "Bir ağabeyim vardı."
- "Peki o nerede?"
- "Muhtemelen şu an Nurn"da kendisi için düzenlenen ölüm töreninde son yolculuğuna uğurlanıyordur."

Romedahl"ın bu lafı üzerine Tudor yavaşça kafasını yere doğru eyer, önceden öfkeye sahip olan yüzünü şimdi bir hüzün belirtisi kaplamıştır.

- "Ne oldu üzülmüş gibi görünüyorsunuz."
- "Evet. Belki de gerçekten üzüldüğüm için öyle görünüyorumdur."

Romedahl bir hışımla;

- "şimdi bu yüzden sana teşekkür mü etmeliyim? Yoksa ailemden geri kalan tek ağabeyimi öldürdüğün için seni öldüremediğime mi üzüleyim?
- "Sen neden bahsediyorsun?"
- "Evet beni çok iyi anladın sen benim ağabeyimi öldürdün!"
- "Bunu bilmiyordum ama şimdi her şeyi daha iyi anlıyorum. Ağabeyini öldürdüğüm için izimi sürdün ve sürekli beni öldürmek için fırsat kolladın. Ormanda uyuya kalmam senin için iyi bir fırsattı, denedin ama başaramadın."
- "Ne yazık ki bu doğru!"
- "Demek intikam için buradasın ama bil ki ağabeyin yaşıyor olsaydı bu davranışından dolayı seni kınardı. Ã?ünkü o da benim gibi bir savaşçıydı. Benim gibi, ölmemek için öldüren biriydi. şimdiye kadar kimseyi sebepsiz yere öldürmedim ve öldürmemeye de yeminliyim. Son olarak, ağabeyin onuruyla öldü. Onu kimin öldürdüğünün hiçbir önemi yok. şahsen sonumun böyle olmasını isterim; Savaşırken ölmek. Bunu anlayabilmen için biraz daha büyümen gerekiyor."

Tudor"un bu sözleri üzerine Romedahl sakinleşir ve umutsuzca;

- "O artık hiçbir zaman geri dönmeyecek"
- "İşte bu yüzden yanlış yerdesin. şu an onu son yolculuğuna uğurlayanlarla birlikte olman gerekirdi"..

Rp Dışı: Kırmızı yazıyla yayınlanan konuşmalar Romedahl karakterine aittir.
Only God can Judge me!
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Ezakiel'in ayaklarından aşağı sallandırdığı buçukluk kısık gırtlaktan sesiyle çığlıklar atmaya başladı. Fakat Ezakiel'in tehditkar hareketleriyle ve dev gövdesinin görüntüsüyle bir anda korkusundan dilini yutmuşçasına sustu.

Buçukluk hüzünle çekik kulaklarını işaret etti ve kafasını sağa sola doğru salladı. Sonra ağzını açıp kasılmış dilini gösterdi. Zavallı buçukluk, cebinden düşmekte olan paraları önemsemiyordu. Ellerini gözlerine götürerek yüksek sesiyle iğrenç bir şekilde salya sümük ağlamaya başladı.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Elf beyi Talon Suncrown tüm gücüyle lanetlenmiş savaşçının arkasından koşmaya başladı. Adamın hızı inanılmazdı ve yetişmesi imkansızdı.

Thentor atını ahırdan alıp, aceleyle dışarı çıkardı, hızla girdaba doğru sürmeye başladı. Siyahi savaşçı müthiş bir hızla karanlık topraklara doğru koşuyordu. Thentor bir an gördüğü imgelemi yeniden hatırladı. Ã?ıplak olarak bu topraklarda dolaşmıştı ve sonra... kendi ölümünü görmüştü... Kafasından bu korkunç düşünceyi uzaklaştırdı ve kül rengi atını şaha kaldırıp tüm hızıyla sürdü.

Rüzgar ve şimşeklerin gürültüsü gittikçe artıyordu. Bir anda ılık yağmur damlaları Talon ve Thentor'un yüzüne bir tokat gibi çarpmaya başladı. Yer altını titreten bir gürültüyle yeryüzü sarsıldı. Korkunç sarsıntıyla Elf beyi ve Thenthor'un kalpleri adeta ağızlarına gelmişti.

Thentor Elf Beyi'nin tam yanından geçerken birbirlerini farkettiler.

Siyahi adamın kara topraklara ulaşmasına az kalmıştı, Thentor belki de ona yetişebilirdi fakat alması gereken riski hissetmişti. Kara toprakların 1 km kadar uzağında ise karanlık nehir akmaktaydı. Siyahi adam histerik kahkahalar atarak yorgunluktan eser bile olmadan koşuyordu.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Tenthor atını dört nala mahmuzlarken elfe sadece bir an bakabilmişti. Yağmur zırhında hafif tıngıtılar çıkarıp, saçlarını ıslatırken Tenthor -pelerini arkasında dalgalanarak- lanetli adamı tahip etti. Doğruca Kara Nehrin yakınlarındaki Kara Topraklara doğru.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests