Kan İçin...
Kan İçin...
Sensei saklandığı gizli yerden güneş ellerini diyardan çektiği an avlanmak için ormana doğru yola koyuldu.Gölgeler arasında
ağaçların üstünde hareket ediyordu. Akşamları odunculardan bazıları işlerini bu saate kadar uzatıyorlardı.
İleriden baltanın ağaca vurma seslerini işitti.Sensei avını rahatça görebilecek bir mesafeye kadar yaklaştı.Oduncular kestikleri ağaçları küçük parçalara ayırıp,yanlarındaki katıra yüklemeye çalışıyorlardı.Sensei sessizce gölgeler arasında ağaçtan yavaşça indi ve adamların yanına doğru süzüldü.Kurbanlarına gölgeler arasından yavaşça yürüdü.Adamlar karanlıklar içinde bir şeylerin hareket ettiğini hissettiler, bir birine yaklaşarak karanlığa doğru dikkatlice baktılar. Karanlığın arasında iki yeşil parlak göz yavaş yavaş onlara doğru hareket ediyordu. Oduncular bu şekil karşısında gerilerdiler. Karanlıktaki şekil tam anlamıyla belirdiği zaman adamların ağzı açık kaldı, Gözlerindeki korku ve şaşkınlığı hissetmek hiç de zor değildi.Bunu görmek sensei ye zevk veriyordu. Odunculardan biri kınındaki hançerine doğru uzandı ama sensei ani bir hareketle adamın yüzüne sertçe vurdu ve adam bayıldı. Diğer adam ise hala şaşkın şaşkın olanlara bakıyordu. Sensei adamı elbisesinden tutup kendine doğru çekti ve dişlerini boynuna geçirdi. Kanın vücuduna girmesiyle daha da güçlendiğini, yenilendiğini hissediyordu. Adamın ölü bedenini yere fırlettı ve yerde bayılmış yatan diğer kurbana doğru harekete geçti. Onunda boynuna dişlerini geçirdi taki adam ölene dek kanını içti.
Artık tamamen yenilenmiş hissediyordu kendini. Kurbanların gözlerini ince uzun tırnaklarıyla oydu,dillerini yanındaki küçük bıçakla kesti. Adamları bir ağaca arka arkaya bağladı. Katır arabasından uzun bir çivi çıkarı ve adamları göğsünden ağaca çiviledi. Kalan kanlarıyla da yere pentegram işertei çizdi ve "Devam edeceğim" yazdı.
İşini bitirdikten sonra, beş adım uzaklaşıp yaptıklarına baktı ve zevkin verdiği şehvetle sırıttı. Gizlediği yere doğru yine ağaçlara çıkarak ilerledi...
ağaçların üstünde hareket ediyordu. Akşamları odunculardan bazıları işlerini bu saate kadar uzatıyorlardı.
İleriden baltanın ağaca vurma seslerini işitti.Sensei avını rahatça görebilecek bir mesafeye kadar yaklaştı.Oduncular kestikleri ağaçları küçük parçalara ayırıp,yanlarındaki katıra yüklemeye çalışıyorlardı.Sensei sessizce gölgeler arasında ağaçtan yavaşça indi ve adamların yanına doğru süzüldü.Kurbanlarına gölgeler arasından yavaşça yürüdü.Adamlar karanlıklar içinde bir şeylerin hareket ettiğini hissettiler, bir birine yaklaşarak karanlığa doğru dikkatlice baktılar. Karanlığın arasında iki yeşil parlak göz yavaş yavaş onlara doğru hareket ediyordu. Oduncular bu şekil karşısında gerilerdiler. Karanlıktaki şekil tam anlamıyla belirdiği zaman adamların ağzı açık kaldı, Gözlerindeki korku ve şaşkınlığı hissetmek hiç de zor değildi.Bunu görmek sensei ye zevk veriyordu. Odunculardan biri kınındaki hançerine doğru uzandı ama sensei ani bir hareketle adamın yüzüne sertçe vurdu ve adam bayıldı. Diğer adam ise hala şaşkın şaşkın olanlara bakıyordu. Sensei adamı elbisesinden tutup kendine doğru çekti ve dişlerini boynuna geçirdi. Kanın vücuduna girmesiyle daha da güçlendiğini, yenilendiğini hissediyordu. Adamın ölü bedenini yere fırlettı ve yerde bayılmış yatan diğer kurbana doğru harekete geçti. Onunda boynuna dişlerini geçirdi taki adam ölene dek kanını içti.
Artık tamamen yenilenmiş hissediyordu kendini. Kurbanların gözlerini ince uzun tırnaklarıyla oydu,dillerini yanındaki küçük bıçakla kesti. Adamları bir ağaca arka arkaya bağladı. Katır arabasından uzun bir çivi çıkarı ve adamları göğsünden ağaca çiviledi. Kalan kanlarıyla da yere pentegram işertei çizdi ve "Devam edeceğim" yazdı.
İşini bitirdikten sonra, beş adım uzaklaşıp yaptıklarına baktı ve zevkin verdiği şehvetle sırıttı. Gizlediği yere doğru yine ağaçlara çıkarak ilerledi...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Sensei saklanma yerine geldiğinde onu bir süpriz bekliyordu. Siyah pelerini ayak bileklerine dek uzanan sırtında kılıcı asılıydı. Vampir bu kişiden garip bir his alıyordu. Normal ölümlüler gibi değildi, kanının kokusu farklı yüreğindeki atış donuk. Diğer ölümlülere yaklaşırken kalp atışlarını hissederdi, hızlanmalarını duymak ona inanılmaz bir zevk verirdi. Ama karşısındaki adamın kalp atışları değişmiyordu. Kurulmuş bir saatcesine aynı sürede atıyordu.
Siyah pelerinli siluetten donuk bir ses yayıldı. Bir düşmanın sesini andıran ama içinde daha çok karanlık barındıran bir ses.
- Evine böyle girdiğim için beni bağışla Sensei, gecelerin evladı...
Adam bir adım attığında kafasını kaldırıp Vampirin gözlerine baktı. Sensei değişmişti, basit bir ölümlü değildi ve güçlüydü. Ölümün Eli memnun bir biçimde tebessüm etti. Güçlü bir düşman güçsüz bir yandaştan çok daha iyi bir dost olabilirdi.
- Ölümden sana bir mesajım var...
Siyah pelerinli siluetten donuk bir ses yayıldı. Bir düşmanın sesini andıran ama içinde daha çok karanlık barındıran bir ses.
- Evine böyle girdiğim için beni bağışla Sensei, gecelerin evladı...
Adam bir adım attığında kafasını kaldırıp Vampirin gözlerine baktı. Sensei değişmişti, basit bir ölümlü değildi ve güçlüydü. Ölümün Eli memnun bir biçimde tebessüm etti. Güçlü bir düşman güçsüz bir yandaştan çok daha iyi bir dost olabilirdi.
- Ölümden sana bir mesajım var...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
--Sen ne cüretle buraya gelebilirsin ve buranın yeri saklıdır kimden öğrendin?
-- Ölüm eğer beni çağırsaydı bunu hissederdim ama senin mesajını da dinlemek isterim tabiki, senden ölümün kokusunu alabiliyorum.Burada değil daha da içeriye girmemelisin, dışarıya çıkalım, ve sakın blöf yapmaya kalkma bunu pahalıya ödersin..
Sensei'nin yeşil parlak gözleri gelen kişinin üzerindeydi, çok değişik bir yapısı ve konuşma şekli vardı, her kelimesinde ölümün ruhu vardı, acaba lord oren'in savaşçılarından birimiyi?
-- Ölüm eğer beni çağırsaydı bunu hissederdim ama senin mesajını da dinlemek isterim tabiki, senden ölümün kokusunu alabiliyorum.Burada değil daha da içeriye girmemelisin, dışarıya çıkalım, ve sakın blöf yapmaya kalkma bunu pahalıya ödersin..
Sensei'nin yeşil parlak gözleri gelen kişinin üzerindeydi, çok değişik bir yapısı ve konuşma şekli vardı, her kelimesinde ölümün ruhu vardı, acaba lord oren'in savaşçılarından birimiyi?
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Sensei'i onaylarcasına başını salladı ve yavaş hareketlerle ilerledi. Soğuk kanlı havasında hiçbir değişim yoktu ve Vampirin ölümsüz hatlarını hafifce incelediğinde gözünde anlık bir parıldama oldu.
Donuk sesi geceye karıştı.
- Seninle bir anlaşma yapmak istiyorum gecelerin evladı. Anlaşmanın sonunda ilgini çekebilecek kazançların olabilir.
Savaşçı gökyüzüne baktı. Gecenin karanlığında parıldayan yıldızlara baktı. AZALIN'in göz yaşları olarak bilinen yıldız takımında bir süre gözleri odaklı kaldı.
- Bir daha gündüzü görememek bir kayıp senin için.
Bakışlarını aninden Vampire yöneltti. Kızıl gözleri aniden parıldadığında Vampirin yeşil gözleri ile kilitlendi kızıl gözler.
- Ama bu düzeltilebilecek bir zayıflık... ya da istersen her gece sana taze kan el deymemiş bir canlının kanı, küçük bir kı çocuğumu istersin yoksa genç bir bakire mi? Sana bunları verebilirim ama karşılığında senden yapmanı istediğim birşeyler var karşılıklı bir anlaşma, bir ittifak olmasına gerek yok. İş diyebiliriz. Kaos yaratmak artık Lord Oren'e göre değil fakat ölüm hala onun elinde ve senden bir kaç kişiyi denemeni istiyoruz. Onları öldürmeni değil sadece yollarını zorlaştırmanı. Eğer kabul edersen sana isimlerini ve yerlerini açıklayacağım...
Uzun konuşması ürpertici sesinin derinliklerindeki karanlığı ortaya çıkartmıştı. Bir ölümlü bu konuşma sonunda gecenin bir kaç kat daha karardığını hissedebilirdi. Ama Sensei için herşey olabildiğince normaldi.
Donuk sesi geceye karıştı.
- Seninle bir anlaşma yapmak istiyorum gecelerin evladı. Anlaşmanın sonunda ilgini çekebilecek kazançların olabilir.
Savaşçı gökyüzüne baktı. Gecenin karanlığında parıldayan yıldızlara baktı. AZALIN'in göz yaşları olarak bilinen yıldız takımında bir süre gözleri odaklı kaldı.
- Bir daha gündüzü görememek bir kayıp senin için.
Bakışlarını aninden Vampire yöneltti. Kızıl gözleri aniden parıldadığında Vampirin yeşil gözleri ile kilitlendi kızıl gözler.
- Ama bu düzeltilebilecek bir zayıflık... ya da istersen her gece sana taze kan el deymemiş bir canlının kanı, küçük bir kı çocuğumu istersin yoksa genç bir bakire mi? Sana bunları verebilirim ama karşılığında senden yapmanı istediğim birşeyler var karşılıklı bir anlaşma, bir ittifak olmasına gerek yok. İş diyebiliriz. Kaos yaratmak artık Lord Oren'e göre değil fakat ölüm hala onun elinde ve senden bir kaç kişiyi denemeni istiyoruz. Onları öldürmeni değil sadece yollarını zorlaştırmanı. Eğer kabul edersen sana isimlerini ve yerlerini açıklayacağım...
Uzun konuşması ürpertici sesinin derinliklerindeki karanlığı ortaya çıkartmıştı. Bir ölümlü bu konuşma sonunda gecenin bir kaç kat daha karardığını hissedebilirdi. Ama Sensei için herşey olabildiğince normaldi.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
--Kan bulmak benim için bir sorun değil asıl önemli olan bu güneş ışığını yeniden görmek bunu hissetmek.Ama bu konuda yapılabilcek şeyler şuanda sınırlı, sonsuz gece yaşamının tadını çıkaraıyorum şu anda.
Karşısındaki savaşçının gözlerine dik dik baktı...
--Peki sana neden güveneyim benim istediğim gündüz yürüyebilen bir vampir olmak, kan bulmak benim için sorun değil.Eğer bunu verebilirseniz istediklerinizi yaparım.
Karşısındaki savaşçının gözlerine dik dik baktı...
--Peki sana neden güveneyim benim istediğim gündüz yürüyebilen bir vampir olmak, kan bulmak benim için sorun değil.Eğer bunu verebilirseniz istediklerinizi yaparım.
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Ölüm ile bir anlaşma yapmak üzere olduğunun farkında olmayan Vampire baktı. Sözlerindeki ciddiyet yeterliydi ama biliyordu ki Vampir istedikleri için biçilmez bir kaftandı.
- Sözlerim ciddi ve bana güvenmek zorundasın Ölümden başka neye güven duyabilirsin gecenin varşılığı istediğin olacak... Senden Adalet şovalyelerini denemeni istiyorum. Onları öldürme sadece yor ve karşılarına zorluklar çıkart. Karşılığında gün ve gün gündüz gezebilme yeteneği alacaksın. Ama unutma her getirinin birde karşılığı vardır.
- Sözlerim ciddi ve bana güvenmek zorundasın Ölümden başka neye güven duyabilirsin gecenin varşılığı istediğin olacak... Senden Adalet şovalyelerini denemeni istiyorum. Onları öldürme sadece yor ve karşılarına zorluklar çıkart. Karşılığında gün ve gün gündüz gezebilme yeteneği alacaksın. Ama unutma her getirinin birde karşılığı vardır.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
--Bu benim için problem değil ama her getirinin bir götürüsü vardır demekle ne kastedttiğini tam anlamış değilim, bir şey gidecekse bu benden değil başkasından gitmelidir.Senden ölümün tadını alabiliyorum. Ama son sözüm sadece bana getirisi olucak şeylerle ilgilenirim...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Gözlerini Vampirin gözlerine odakladığında artık içindeki garp hiddet duygusunu bastıramıyordu. Ölümün Eli, ölümün bir parçası olan bu varlık ona nasıl kafa tutabilir diye düşünüyordu. Ama o basit güç gösterilerini gereksiz bulma yetisine erişmişti. Donuk sesi yavaşça yayıldı.
- Gündüz gezme yetisi senin gece kullandığın yeteneklerine mal olabilir. Form değiştirme ve geceye karışma gibi. Ama bunu yanında hç bir Vampirin elde edemeyeceği bir güce sahip olacaksın. Eğer kabul ediyorsan kısaca evet sözcüğünü kullan gecelerin savaşçısı...
- Gündüz gezme yetisi senin gece kullandığın yeteneklerine mal olabilir. Form değiştirme ve geceye karışma gibi. Ama bunu yanında hç bir Vampirin elde edemeyeceği bir güce sahip olacaksın. Eğer kabul ediyorsan kısaca evet sözcüğünü kullan gecelerin savaşçısı...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
-evet.kabul edebilirim bunu ama söylediğim gibi benim hiç ir bakımdan kaybım olmamalı, kazancım kaybıma göre daha fazla olsa bile.
-Bu son teklifimdir eğer kabul edilmezse, görevi başkası yapmak zorunda kalacaktır. Ama görev bende bir sır olarak kalıcaktır.
Sensei gözlerini,karşısındaki güçlü savaşçıya yönelttive cevabı bekledi...
-Bu son teklifimdir eğer kabul edilmezse, görevi başkası yapmak zorunda kalacaktır. Ama görev bende bir sır olarak kalıcaktır.
Sensei gözlerini,karşısındaki güçlü savaşçıya yönelttive cevabı bekledi...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Savaşçının donuk sesi Senseinin ininde yankılandığında savaşçının görüntüsü yarı saydam bir hal almaya başladı.
- Anlaştık... Adaletin savaşçılarını öldürme ama dilediğince onlarla oynayabilirsin...
Savaşçının görüntüsü yok olduğunda Sensei ininde yanlızdı.
- Anlaştık... Adaletin savaşçılarını öldürme ama dilediğince onlarla oynayabilirsin...
Savaşçının görüntüsü yok olduğunda Sensei ininde yanlızdı.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Vampir drow gölgelerin içinden bir ağacın altında oturmuş sohbet eden iki kıza yeşil gözleriyle baktı.Gİzlenirken onlara "hey oradaki!" diye bağırdı.Kızlar tam arkalarını dönmüşken onlara yaklaşmaya başladı ve ağacın arkasına geldikten sonra çevik bir şekilde ön taraftaki bir kıza dişlerini geçiriverdi.Tam diğer kız kaçmaya başlamıştı onun da üstüne atıldı ve kanını emdi.Daha sonra hiçbirşey olmamış gibi geldiği yere geri gitti...
___________________________________
Ona sarılıyım mı?
Thibbledorf Pwent
Ona sarılıyım mı?
Thibbledorf Pwent
-
hocam_salya
- Kullanıcı

- Posts: 82
- Joined: Tue Jul 13, 2004 10:00 am
- Location: Karanlik_Diyarlardan
- Contact:
Vampir karanlığı içinden 3 tane çocuğu oynarken görür sinsice kimse farketmenden ağaca çıkıp onların üzerine atlar 2 çocuğu yakalar ve ısırır 3. çocuk kaçmaya bnaşlar arkasından öyle bir fırlar ki ısırıp önüne geçer.
Hepsinin sol gözünü kopartıp cebine koyar.Sonradan çığlık atıp ağaca çıkar.......
Hepsinin sol gözünü kopartıp cebine koyar.Sonradan çığlık atıp ağaca çıkar.......
Eğer buraya hapsedilenler CENNET'İ HAYAL EDEMESELERDİ,CEHENNEMİN gücü olabilir miydi?
sandmen
sandmen
Gorath ve Sensi mağara ağzına yaklaştıklarında Gorath durdu ve "Bu mu?" dedi. "Yıllarca yerin altında yaşadım ve oradan dünyayı keşfetmek içn çıktım." Yeniden mağara girişine baktı. "Yapmamız gereken bu mu?" dedi. "Saklanmak?"


Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-- Hiç bir şey göründüğü gibi değilidir gorath beni takip et.
Sensei gorath'ı arkasına alıp mağaranın derinliklerine doğru ilerledi.Tam mağaranın sonuna ulaştıkları zaman, sensei bir kaç kelime fısıldadı ve mağaranın bitiş duvarı birden açıldı. Gorath bu durum karşısında oldukça şaşkınlığa düşmüştü çünkü, dağ sanki tam ortasından oyulmuş ve gözün bile sonunu göreediği kadar büyük bir alan oluşturmuştu.
--Gorath, burası çok eskilere dayanan bir mabeddir. Etrafta gördüğün yapışarın mükemmeliği de buralara cüce elinin değdiğini gösterir.Buraya ilk geldiğimde , yeni vampir olarak dirilmiştim , etrafta saklanacak yer arıyordum, malum o zmanlar daha tam anlamıyla güçlenememiştim, açlık tüm bedenimi kasıp kavuruyordu. Bu öağarayı buldum, ama girişimde de farkettiğin gibi sanki kamuflaj olmuşçasına ancak yakınına gelindiğinde farkedilen bir yerdi burası.Saklanmak için çok iyi bir yer olduğunu düşünüp içeriy girdim ve içerisini araştırmaya başladım.Girişte pek bir şey olmamasına rağmen ileride yuvaya benzer yapılar buldum. İçlerinde hiç yumurtaya ait bir iz yoktu, yada bunu daha sonra anladım ki çok çok uzun zaman önce terk edilmişti. İleride , bir yuvanın içinde haraket olduğunu gördüm. Bir adam , gözleri kızıl karanlığı adeta aydınlatıyordu. Beni gördüğü an sanki çok heyecanlanmış gibi titreyerek konuşmaya başladı.
----Sen seçilmiş olansın. Geleceğin bana lanetli yıllarda bildirilmişti. Ölmüş ver dirilmiş olan bu mabed sana verilmek üzere bırakılmıştır.
-- Sonra kadim dillerden bir şeyler söylemeye başladı , bu kapıyı açtığım zamanki sözleri söylemeye başladı. Bu sözler ruhumu okşamaya başladı. Sonra ardından bana bir kitap uzattı , çok eski dokununca sanki toz olacakmış gibi. Kitabı elime aldığımda sanki tüm bedenim irkilmeye başladı, saf bir kötülük yayılıyordu bu kitapta.Arkamı dönüp o zadama baktığımda adam yok olmuştu. Ardından sadece bir fısıltı geliyordu. "Karanlık Efendi , dünyaya kaosu yay." Ardından içeriye girdim , içerisi bomboştu, ama dikkatime çeken şey hiç bir yerde bir toz taneciği bile yoktu. Duvarlarda hiç akıl sır erdiremediğim yazılar vardı. Kolonlarda bu yazılar daha da sıklaşıyordu. Kitabı okumaya koyuldum, buranın zmanında bir tapınak olduğunu söylüyordu. Zamanında yapılan bir savaştan sonra yenilgi üzerine kapısı lanetlenmiş ve içeriye girilmesi tamamen yasaklanmıştı. Bir anahta işareti vardı , kitap çok eski olduğundan onun önünceki kişiyi tam olarak göremiyordum. O kişinin altında Karanlık Efendi yazıyordu. Kitabın ilerideki sayfalarına doğru bir yoldaşın uzaklrdan cehennemim derinliklerinden geleceği yazılıyordu. Bu iki güç birleştikten sonra asık güç ortaya çıkacaktı. Her zaman bu yoldaşı aradım. Kitapta onu hissedeceğim yazılıydı, onunda beni hissedeceği. Günler geçti ben hep onu aradım , kadim kardeşliği aradım, ve şimdi o kişi karşımda ve beni dinliyor.
Sensei'nin yüzünde bir sırıtış ifadesi yayıldı. Gorath'ın gözleri alev alev olmuştu, kanındaki heyecan ve kötülük hissedilebiliyordu.Gorathla birlikte içeriye girdiler ve gorath içeride olanlar karşısında şaşırdı. Her taraf savaş malzemeleriyle dolu, içeride goblinler ,orclar savaş anteremanı yapıyordu. Tifileray ve solgrad ise bi yerde oturmuş sohbet ediyorlardı. Sensei ve Gorath'ı gördükleri anda hepsi birden dizlerinin üstüne çöküp."HOş GELDİNİZ EFENDİ!!!" dediler. Sensei elini kaldırıp onları susturdu.
--Cücelerin kralı , cehennemden geleni selamlayın. Bana gösterilen saygının aynını ona da gösterin. Bize bahşedilen kişi O'dur...
Etrafta büyük ses yankılanmaları oldu. Her biri Gorath'ın önüne gelip dizlerinin üstüne çöktüler ve saygılarını gösterdiler...
Sensei gorath'ı arkasına alıp mağaranın derinliklerine doğru ilerledi.Tam mağaranın sonuna ulaştıkları zaman, sensei bir kaç kelime fısıldadı ve mağaranın bitiş duvarı birden açıldı. Gorath bu durum karşısında oldukça şaşkınlığa düşmüştü çünkü, dağ sanki tam ortasından oyulmuş ve gözün bile sonunu göreediği kadar büyük bir alan oluşturmuştu.
--Gorath, burası çok eskilere dayanan bir mabeddir. Etrafta gördüğün yapışarın mükemmeliği de buralara cüce elinin değdiğini gösterir.Buraya ilk geldiğimde , yeni vampir olarak dirilmiştim , etrafta saklanacak yer arıyordum, malum o zmanlar daha tam anlamıyla güçlenememiştim, açlık tüm bedenimi kasıp kavuruyordu. Bu öağarayı buldum, ama girişimde de farkettiğin gibi sanki kamuflaj olmuşçasına ancak yakınına gelindiğinde farkedilen bir yerdi burası.Saklanmak için çok iyi bir yer olduğunu düşünüp içeriy girdim ve içerisini araştırmaya başladım.Girişte pek bir şey olmamasına rağmen ileride yuvaya benzer yapılar buldum. İçlerinde hiç yumurtaya ait bir iz yoktu, yada bunu daha sonra anladım ki çok çok uzun zaman önce terk edilmişti. İleride , bir yuvanın içinde haraket olduğunu gördüm. Bir adam , gözleri kızıl karanlığı adeta aydınlatıyordu. Beni gördüğü an sanki çok heyecanlanmış gibi titreyerek konuşmaya başladı.
----Sen seçilmiş olansın. Geleceğin bana lanetli yıllarda bildirilmişti. Ölmüş ver dirilmiş olan bu mabed sana verilmek üzere bırakılmıştır.
-- Sonra kadim dillerden bir şeyler söylemeye başladı , bu kapıyı açtığım zamanki sözleri söylemeye başladı. Bu sözler ruhumu okşamaya başladı. Sonra ardından bana bir kitap uzattı , çok eski dokununca sanki toz olacakmış gibi. Kitabı elime aldığımda sanki tüm bedenim irkilmeye başladı, saf bir kötülük yayılıyordu bu kitapta.Arkamı dönüp o zadama baktığımda adam yok olmuştu. Ardından sadece bir fısıltı geliyordu. "Karanlık Efendi , dünyaya kaosu yay." Ardından içeriye girdim , içerisi bomboştu, ama dikkatime çeken şey hiç bir yerde bir toz taneciği bile yoktu. Duvarlarda hiç akıl sır erdiremediğim yazılar vardı. Kolonlarda bu yazılar daha da sıklaşıyordu. Kitabı okumaya koyuldum, buranın zmanında bir tapınak olduğunu söylüyordu. Zamanında yapılan bir savaştan sonra yenilgi üzerine kapısı lanetlenmiş ve içeriye girilmesi tamamen yasaklanmıştı. Bir anahta işareti vardı , kitap çok eski olduğundan onun önünceki kişiyi tam olarak göremiyordum. O kişinin altında Karanlık Efendi yazıyordu. Kitabın ilerideki sayfalarına doğru bir yoldaşın uzaklrdan cehennemim derinliklerinden geleceği yazılıyordu. Bu iki güç birleştikten sonra asık güç ortaya çıkacaktı. Her zaman bu yoldaşı aradım. Kitapta onu hissedeceğim yazılıydı, onunda beni hissedeceği. Günler geçti ben hep onu aradım , kadim kardeşliği aradım, ve şimdi o kişi karşımda ve beni dinliyor.
Sensei'nin yüzünde bir sırıtış ifadesi yayıldı. Gorath'ın gözleri alev alev olmuştu, kanındaki heyecan ve kötülük hissedilebiliyordu.Gorathla birlikte içeriye girdiler ve gorath içeride olanlar karşısında şaşırdı. Her taraf savaş malzemeleriyle dolu, içeride goblinler ,orclar savaş anteremanı yapıyordu. Tifileray ve solgrad ise bi yerde oturmuş sohbet ediyorlardı. Sensei ve Gorath'ı gördükleri anda hepsi birden dizlerinin üstüne çöküp."HOş GELDİNİZ EFENDİ!!!" dediler. Sensei elini kaldırıp onları susturdu.
--Cücelerin kralı , cehennemden geleni selamlayın. Bana gösterilen saygının aynını ona da gösterin. Bize bahşedilen kişi O'dur...
Etrafta büyük ses yankılanmaları oldu. Her biri Gorath'ın önüne gelip dizlerinin üstüne çöktüler ve saygılarını gösterdiler...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest