Hiçlik" Ã?nce o vardı sonunu fani kimsenin bilemeyeceği bu yerde. Alabildiğine uzanan hiçlik. Sonra hiç varolmayan bir yıldırım böldü bu hiçliği milyonlarca parçaya ayırdı. Nasıl olur bilinmez (bunu tanrılar bile bilemeyecek) yok oldu o milyonlarca parçanın birkaçı dışında hepsi. Evren oldu kalanlar"
Belki sadece saatler, belki yıllar, belki asırlar, kim bilir belki milyonlarca yıl geçti bu olayın üzerinden. Belki de hiç geçmedi. Zira zaman bile yoktu henüz. Derken aynı anda iki farklı parçada birbirini tamamlayan iki farklı güç şekillendi hiçlikten, her ne kadar varoluşları farklı da olsa. Bir ışık kaplamıştı her yeri. Evren olan bu yerin daha önce hiç görmediği bir şeydi bu. Işık" Ve o ışığın içinden varoldu ilk olanlardan biri, Ephron. Nasıl var olduğunu diğeri gibi o da bilmiyordu. Ama önemli olan varolmuş olmasıydı. Kendisiyle beraber ışığı getirmişti evrene. Aslında ışığın kendisinden de çok farkı yoktu" O ışığın, bütün evreni aydınlatan o ışığın ulaşamadığı, aslında ulaşıp da giremediği o yerde varoldu ilk olanlardan diğeri, Magnar" Kendi karanlığıyla doğmuştu, zira sona kadar hep onun içinde kaldı. Birbirleriyle varolmuşlardı, beraber varolmuşlardı. Hiçliğin birbirini tamamlayan iki parçası" Fakat önceleri bunu kendileri dahi bilmiyordu. Ã?ünkü güçsüzlerdi, zayıflardı. Zamanla güçlendiler. Yavaş yavaş güce eriştiler. Diğerini ilk hisseden Magnar oldu. Ã?ünkü o daha güçlüydü farkları çok çok az da olsa. Bir şey sezmişti, karanlıktan farklıydı, kendisi değildi, başka bir bilinç vardı" Ephron"u keşfi onu şaşırtmıştı, bu zamana kadar hep yalnız olduğunu zannediyordu. Aslında bu onun hoşuna da gitmişti. Hemen onun üstünde hakimiyet kurma planlarına girişti. Derken Ephron ışığın yayılmadığı yerler olduğunu gördü, o da Magnar"ı hissetti. Ephron iyi kalpliydi. Hemen yanına gitti. Birden Ephron"u karşısında gören Magnar şaşırdı. Ephron"un gücünü daha iyi anladı. Onu fethetmek için daha sinsi davranmaya karar verdi. Bir süre beraber yaşadılar. Ephron Magnar"a güvendi, Magnar hep plan kurdu her ne kadar Ephron"u yok etmeden alt etmenin bir yolunu bulamasa da, ki ilerde onu da yapamayacaktı. Onu yok etmek kendisini de yok etmek olurdu. Aydınlık olmadan karanlık, karanlık olmadan aydınlık olmazdı. Bunu ilk doğanlar bile daha sonra anlayacaktı"
"Zaman daima vardır ve hiç durmaz" derdi Ephron sürekli. Bu onun hayatın akışı hakkındaki fikriydi. "Zaman" kavramını da o yaratmıştı zaten. Magnar bile bunu benimsedi. "Zamanın akışıyla beraber güç de akar" derdi Magnar. Nitekim ikisi de haklıydı. Ephron"un ve Magnar"ın yaydığı güç evrene uzandı. Parçaları birleşti ve yeni şeyler çıkarttı ortaya. Bunlar ilk doğanlar gibi güçlü değillerdi. Ama bir çok yönden onlara benziyorlardı. İsimleriyle doğmuştu onlar.
Magnar ve Ephron ikinci doğanları ilk bulduklarında gerçekten de heyecanlanmışlardı. Ephron onları sevinçle karşıladı, Magnar ise daha derin düşüncelere daldı. İkinci doğanlarda Magnar ve Ephron"a katıldı. Sayıları çok fazlaydı.
Ephron"un zamanı tekrar geçti. Magnar"ın içi içini yiyordu. Ã?ünkü artık zamanın geldiğini hissediyordu. Ephron"un yanına gitti.
"Ephron, sevgili dostum. Seninle çok eski bir beraberliğimiz var bilirsin sende. Eskiden yalnızdık. Kendi kendimizin efendisiydik. Bir de şu halimize bak. Etraf sayılarının ucunu kaçırdığım ikinci doğanlarla dolu. Aklımda bir fikir var ama bilemem ki ne dersin?" diye sordu Magnar.
"Söyle bakalım dostum" dedi Ephron ve Magnar devam etti "Bu ikinci doğanların hepsi başına buyruk; olmadık işler yapıyorlar, birbirlerine zarar veriyorlar. Sana şöyle bir önerim var. Bunların kontrolünü ben alayım. Benim emirlerime uysunlar. Seni severler, eğer onlara emredersen benim emirlerime itaat edeceklerdir. Sen pek bir yufka yüreklisin. Onları kontrol edemezsin. Bırak onlar benim olsun.". İşte o an anladı Magnar"ın gerçek yüzünü Ephron. Gözleri alevlendi. Haşmeti arttı. Etrafına yaydığı dinginlik kayboldu. Ondan güçlü olan Magnar bile korktu onun hiddetinden. Değişikliği hisseden ikinci doğanlar toplanmıştı etraflarında. İşte o zaman ekilmişti hiçbirinin birbirinden daha güçlü olmadığı düşüncesinin tohumları. Ephron sadece gücünü kullanmıyordu(Yada bilmiyordu).
"Defol buradan!" diye bağırdı Ephron. "Etrafımdan, zamanımdan ve sevdiklerimden" Beni kandırdın Magnar, şimdiye kadar. Artık gerçek yüzünü görebiliyorum. Işığımı bile boğabilecek o karanlığını görüyorum. Artık evrende tanınıyorsun Magnar. Artık herkes kim olduğunu biliyor. Defol buradan!" Ephron"un sesi evrenin en ücra köşesinde bile patlamıştı. İkinci doğanlar sindi, çoğu korkudan ağladı. Magnar geriledi. Ephron gibi birinin böyle büyük bir öfkeyle cevap verebileceğini tahmin bile edememişti. Sonra kendini topladı. Ephron"a baktı "Gideceğim dostum ama yalnız değil. Sende hissediyorsun değil mi? Bana ve gücüme tapanlarda var. Sen de biliyorsun değil mi? Benim gücümü senin ışığına tercih edenlerde var." Ephron biliyordu. Her şeyi görebiliyordu. Bunca zaman nasıl bu kadar kör olabildiğine hayret etti. Magnar duyanı dehşete düşüren bir kahkaha attı. Kahkahası sırasında sesi oradaki herkesin kafasının içinde yankılanıyordu. "Gelin dostlarım! Benimle gelin. Güce gelin. Zafere gelin. Boş verin kalanlar kendi ışıkları içinde kör olsunlar. Benimle gelin.".
Ephron kimlerin gideceğini görebiliyordu. Bir bir onlar yok oldu ama ikinci doğanların çoğu Ephron"la kaldı. Magnar o zaman yok oldu. Sesi Ephron"un ve onunla kalanların kafalarının içinden haykırıyordu. "Zaman senin Ephron. Ama benim dönmemi engelleyemeyecek ve döndüğümde hepiniz önümde diz çökeceksiniz. Işığında kör ol Ephron""
Ephron"la kalanlar bu konuşmadan sonra Ephron"un "Sen kendi karanlığında kör olmuşsun bile dostum" deyip göz yaşı döktüğüne yemin bile edebilirler.
Andero ve Eflanın ortak çalışması(Tarihçe)
2. Bölüm EVRENİN İKİ UCU
Ayrılık geldiğinde her varlık için yeni bir kapı açılır. Bilinmeyen denizlere yelken açan gemiciler gibi, her biri ayrı ayrı aynı şeyi düşünürler. Hayatlarında bundan sonra neler olacağı"
Magnar yanındaki ikinci doğanlarla beraber Ephron"un ışığının ulaşamayacağı karanlık bölgelere çekildi. Doğduğu yerlere, varolduğu yerlere" Ephron"a büyük bir darbe vurduğunu düşünüyordu. Ã?ünkü Ephron ikinci doğanları severdi. Magnar da onların bir kısmını alarak ayrılmıştı. "Severdi" dedi Magnar. Sevginin ne olduğunu merak etti kısa bir an, çok kısa bir an. Anlamayacaktı, çünkü istemeyecekti hiçbir zaman. Sonra aklına tekrar Ephron geldi. O"na kızgındı Magnar. Ephron"un onu reddedişi bunda görünen sebepti ama asıl sebep Ephron"daki kendisininkine denk gücü keşfedişiydi. Bu, Magnar"ı çileden çıkartıyordu. Bunu bir türlü kabullenemiyordu ama aynı zamanda da unutamıyordu işte. Gücü hak etmiyordu ki o. Neredeyse istemiyordu gücü. Ama güçlüydü! Buna son vermek zorundaydı. Kalpleri karanlık olanların akılları da karanlıktır; hangisinin diğerinin gölgesinde kaldığını kim bilebilir? Akıl karanlık olduğunda düşünceler de kararır. Magnar, karanlığın kendisiydi. Güçte tek olmalıydı. Bunun için aklına gelen şeylerse yıkım veya zayıflatmaydı. O, bunu gördü, daha doğrusu böyle düşündü. Magnar hep en güçlü olmalıydı ve bunu sağlayacaktı. İnceden inceye dokuyordu planlarını. Hata yapmamalıydı. Hem nefret ediyordu hem de korkuyordu Ephron"dan.
Ephron tahtında oturuyor, önünde sıralanmış kendine bakan ikinci doğanları izliyordu. Sevgisi onu kör etmişti. Kendini suçluyordu. Belki zamanın ona verdiği bilgeliği ve hissiyatı sevgi duvarının ardına çekmese bunu engelleyebilirdi. Sonra düşündü yada bildi. Hayır. Magnar"ı durduramazdı ama belki ikinci doğanlardan kaybettiklerini yanında tutabilirdi. Onlar adına korkuyordu. Olacakları tahmin edebiliyor, olacakları görebiliyordu zamanın ötesinden, hepsi için korkuyordu. O bunları gördükçe aklı yas, kalbi hüzün, gözleri yaşla doluyordu. Bildiği halde olacakları değiştirememenin acısını yaşıyordu. Hüznü tadıyordu. Tıpkı Magnar gibi" Kendisiyle kalanlara baktı. Onlara moral vermeliydi. Onlarda derinden sarsılmıştı. Gülümsedi.
-Ey ikinci doğanlar! Bana bakın. Yaşadığımız olay biliyorum ki bende açtığı gibi sizde de derin yaralar açtı. Bilemiyorum, bu olanlar belki de benim suçum ama zamanım bunu tartışmak içinde değil. Sizler karanlık yerine ışığı seçtiniz. Ona bakın zira ışığı görebilirsiniz. Ã?ünkü o kendini gösterir. Sizler gücünüzü güç kazanmak için değil yaşatmak için harcamayı seçtiniz. Bunu yapın. Zira bunu yaptığınız kadar güçlüsünüzdür. Sizler benimle kalmayı seçtiniz. Asla ve asla pişmanlık duymayın. Olacak şeyleri hissedebiliyorum, yaklaşan karanlığı görebiliyorum. Zamanım bunu size de gösterecek. Bu karanlığı göğüsleyecek güce sahibiz. Korkmayın, zira korku sizi basit kuklalara çevirmekten başka işe yaramaz, yaramayacakta. Ben korkmuyorum. Korkunun kalbimde büyümesine izin vermiyorum ve bunu sizden de istiyorum.
Tek tek inceledi onları. Yüzlerindeki kararlılığı görmek onları mutlu etti. Zira buna ihtiyaçları olacaktı. Bunu biliyordu.
Ephron"un zamanı aktı. Magnar"ın planı hazırlandı zamanla. Birinin sahip olduğu kavram öbürüne yardım ediyordu. Aslında tek olduklarını anlatıyordu bu onlara ama henüz anlayamamışlardı ikisi de. Sahip oldukları bütün güç, bilgelik ve zekaya rağmen"
Planı uygulamak için can atıyordu Magnar. Kendisi ile gelen ikinci doğanları topladı. Onun için bir şey ifade etmiyorlardı ama ona lazımdılar. Onlara baktı. Gözlerindeki açlığı gördü. Gülümsedi. Güce onu isteyenler sahip olmalıydı, onu hak edenler... Başaracaktı.
-Ey ikinci doğanlar! Bana bakın. Yaptığımız eminim benim gibi sizi de rahat ettirdi. Biliyorum ki; bizler gücün doruğuna hep beraber erişeceğiz. Sizler gücü seçtiniz. Onu elde etmek için uğraşın. Zira o size gelmez. Gücü siz elde edersiniz. Ã?ünkü o kendisi için savaşmayanları sevmez. Sizler, gücünüzü kendinize güç katmak için harcayın. Sizler, benimle gelmeyi seçtiniz. Bunun ödülünü güçle alacaksınız. Yapacağımız şeyleri sizde benim gibi hissedebiliyor musunuz? Gücümüzü yayacağımız zaman geliyor. Bu gücü herkese kabul ettireceğiz. Dehşetimizi üstlerine salacağız. Başta olacağız. İnanın ve savaşın. Ben inanıyorum, ben savaşacağım ve bunu yapmanızı sizden de istiyorum.
İkinci doğanların onaylayıcı sesleri karanlığı doldurdu. Magnar başardığını anladı. Artık başlayabilirdi.
Onlar birbirlerinden habersiz yaptılar bu iki ayrı ama aynı konuşmayı. Konuşmaları da onlar gibiydi. Zira onlar ki tamamen farklı ama tamamen aynı ve bir bütünün iki parçası"
Ayrılık geldiğinde her varlık için yeni bir kapı açılır. Bilinmeyen denizlere yelken açan gemiciler gibi, her biri ayrı ayrı aynı şeyi düşünürler. Hayatlarında bundan sonra neler olacağı"
Magnar yanındaki ikinci doğanlarla beraber Ephron"un ışığının ulaşamayacağı karanlık bölgelere çekildi. Doğduğu yerlere, varolduğu yerlere" Ephron"a büyük bir darbe vurduğunu düşünüyordu. Ã?ünkü Ephron ikinci doğanları severdi. Magnar da onların bir kısmını alarak ayrılmıştı. "Severdi" dedi Magnar. Sevginin ne olduğunu merak etti kısa bir an, çok kısa bir an. Anlamayacaktı, çünkü istemeyecekti hiçbir zaman. Sonra aklına tekrar Ephron geldi. O"na kızgındı Magnar. Ephron"un onu reddedişi bunda görünen sebepti ama asıl sebep Ephron"daki kendisininkine denk gücü keşfedişiydi. Bu, Magnar"ı çileden çıkartıyordu. Bunu bir türlü kabullenemiyordu ama aynı zamanda da unutamıyordu işte. Gücü hak etmiyordu ki o. Neredeyse istemiyordu gücü. Ama güçlüydü! Buna son vermek zorundaydı. Kalpleri karanlık olanların akılları da karanlıktır; hangisinin diğerinin gölgesinde kaldığını kim bilebilir? Akıl karanlık olduğunda düşünceler de kararır. Magnar, karanlığın kendisiydi. Güçte tek olmalıydı. Bunun için aklına gelen şeylerse yıkım veya zayıflatmaydı. O, bunu gördü, daha doğrusu böyle düşündü. Magnar hep en güçlü olmalıydı ve bunu sağlayacaktı. İnceden inceye dokuyordu planlarını. Hata yapmamalıydı. Hem nefret ediyordu hem de korkuyordu Ephron"dan.
Ephron tahtında oturuyor, önünde sıralanmış kendine bakan ikinci doğanları izliyordu. Sevgisi onu kör etmişti. Kendini suçluyordu. Belki zamanın ona verdiği bilgeliği ve hissiyatı sevgi duvarının ardına çekmese bunu engelleyebilirdi. Sonra düşündü yada bildi. Hayır. Magnar"ı durduramazdı ama belki ikinci doğanlardan kaybettiklerini yanında tutabilirdi. Onlar adına korkuyordu. Olacakları tahmin edebiliyor, olacakları görebiliyordu zamanın ötesinden, hepsi için korkuyordu. O bunları gördükçe aklı yas, kalbi hüzün, gözleri yaşla doluyordu. Bildiği halde olacakları değiştirememenin acısını yaşıyordu. Hüznü tadıyordu. Tıpkı Magnar gibi" Kendisiyle kalanlara baktı. Onlara moral vermeliydi. Onlarda derinden sarsılmıştı. Gülümsedi.
-Ey ikinci doğanlar! Bana bakın. Yaşadığımız olay biliyorum ki bende açtığı gibi sizde de derin yaralar açtı. Bilemiyorum, bu olanlar belki de benim suçum ama zamanım bunu tartışmak içinde değil. Sizler karanlık yerine ışığı seçtiniz. Ona bakın zira ışığı görebilirsiniz. Ã?ünkü o kendini gösterir. Sizler gücünüzü güç kazanmak için değil yaşatmak için harcamayı seçtiniz. Bunu yapın. Zira bunu yaptığınız kadar güçlüsünüzdür. Sizler benimle kalmayı seçtiniz. Asla ve asla pişmanlık duymayın. Olacak şeyleri hissedebiliyorum, yaklaşan karanlığı görebiliyorum. Zamanım bunu size de gösterecek. Bu karanlığı göğüsleyecek güce sahibiz. Korkmayın, zira korku sizi basit kuklalara çevirmekten başka işe yaramaz, yaramayacakta. Ben korkmuyorum. Korkunun kalbimde büyümesine izin vermiyorum ve bunu sizden de istiyorum.
Tek tek inceledi onları. Yüzlerindeki kararlılığı görmek onları mutlu etti. Zira buna ihtiyaçları olacaktı. Bunu biliyordu.
Ephron"un zamanı aktı. Magnar"ın planı hazırlandı zamanla. Birinin sahip olduğu kavram öbürüne yardım ediyordu. Aslında tek olduklarını anlatıyordu bu onlara ama henüz anlayamamışlardı ikisi de. Sahip oldukları bütün güç, bilgelik ve zekaya rağmen"
Planı uygulamak için can atıyordu Magnar. Kendisi ile gelen ikinci doğanları topladı. Onun için bir şey ifade etmiyorlardı ama ona lazımdılar. Onlara baktı. Gözlerindeki açlığı gördü. Gülümsedi. Güce onu isteyenler sahip olmalıydı, onu hak edenler... Başaracaktı.
-Ey ikinci doğanlar! Bana bakın. Yaptığımız eminim benim gibi sizi de rahat ettirdi. Biliyorum ki; bizler gücün doruğuna hep beraber erişeceğiz. Sizler gücü seçtiniz. Onu elde etmek için uğraşın. Zira o size gelmez. Gücü siz elde edersiniz. Ã?ünkü o kendisi için savaşmayanları sevmez. Sizler, gücünüzü kendinize güç katmak için harcayın. Sizler, benimle gelmeyi seçtiniz. Bunun ödülünü güçle alacaksınız. Yapacağımız şeyleri sizde benim gibi hissedebiliyor musunuz? Gücümüzü yayacağımız zaman geliyor. Bu gücü herkese kabul ettireceğiz. Dehşetimizi üstlerine salacağız. Başta olacağız. İnanın ve savaşın. Ben inanıyorum, ben savaşacağım ve bunu yapmanızı sizden de istiyorum.
İkinci doğanların onaylayıcı sesleri karanlığı doldurdu. Magnar başardığını anladı. Artık başlayabilirdi.
Onlar birbirlerinden habersiz yaptılar bu iki ayrı ama aynı konuşmayı. Konuşmaları da onlar gibiydi. Zira onlar ki tamamen farklı ama tamamen aynı ve bir bütünün iki parçası"
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
