15-08-2004 istanbul buluşması izlenimleri
-
Ghost_OF_A_Rose
- Site Yazarı

- Posts: 338
- Joined: Wed Oct 08, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: Doğu Limerik
- Contact:
Günün motorize takımı olarak ben ve Unholy sizler ile baya iyi bir grup oluşturduk.
Ankara 'dan gelen bir dostumu şaşırtmak için elimden geleni yaptım tabiki oda dumurlardan dumur beğendi.
Hakkaten benim gözlerim gülüyormu ???
Buluşmak isteyenler tekrar buluşabilirler ayrı kalmak uzun sürmesin dileğimle.
Hepinize teşekkür ederim.
Ankara 'dan gelen bir dostumu şaşırtmak için elimden geleni yaptım tabiki oda dumurlardan dumur beğendi.
Hakkaten benim gözlerim gülüyormu ???
Buluşmak isteyenler tekrar buluşabilirler ayrı kalmak uzun sürmesin dileğimle.
Hepinize teşekkür ederim.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
-
Ghost_OF_A_Rose
- Site Yazarı

- Posts: 338
- Joined: Wed Oct 08, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Ghost_OF_A_Rose
- Site Yazarı

- Posts: 338
- Joined: Wed Oct 08, 2003 10:00 am
- Contact:
evt çokcana gülüo....bak yeminler olsun süper...gülmesende onlar gülüo:)Dragonfly wrote: Hakkaten benim gözlerim gülüyormu ???
.
bu arad beni uğrattığın dumurların sonu gelmedi canım daaa....alıncak onların öcü.
Yaşam; ölümle onur arasında gidip gelen ince bir çizgiden ibaret..."Toprakla birim" kabul ediyorum bu sözü...
ben de yazayım birşeyler bari 
öncelikle bükemediğim bileği öpeyim di mi ghost
yakın zamanda şans tanrıçalığına adaylığını koy.. dicem bahane buluyosun dicen.. neyse ben sadece bileğini öpmekle kalıyım...
sirkeciden istiklale yürümekle başladı gün... öğlene doğru kalkabildiğim için biraz geç kaldım buluşmaya... tabii bunda yeminerin telefonla adres tarif edememesinin de katkısı yok değil.... binbir güçlükle bulabildim afacan'ı.. iyi ki yeminerin yanında raistlin vardı da adrese varabildim... en son gelmiş olmanın utanç ve şaşkınlığıyla herkesle sıradan tokalaşmak gerekti... daha önce görmemiş olduğum azalin, squan, firble vardı sadece herhalde.. dragonfly ın ortalığa tuz atıp enerji fazlasını boşaltmaya çalıştığını görünce kalkmaya karar verdik tabii ...
beşiktaş niyetiyle çıktık istiklale.. de ne olduysa birden tophaneye meylettik... biz de madem ilk karardan cayıldı ikincisinden de cayılır diyerek galata köprüsüne yönlendirdik gurubu.. tabii en sakallımız dilbao'nun klavuzluğunda...
galata köprüsündeki mekan tophanedekine beş çekerdi bence
minderler çok daha yumuşak, garsonlar daha az uğruyo ve nargilesi daha az yakıyo
... herkes kuruldu bi köşeye..-- kim kime uzak kaldıysa ertesi gün "çok sessizdin" yazdı siteye
--
azalin gerçekten beklediğim gibi mükemmel bi insan.. bi ara minderlere yayılarak kafa kafaya muhabbet edecek vakti buldum.. çaktırmadan çekmeye çalıştığı fotoları da görmezden geldim diyeyim hadi
dragonfire yine az biraz muhabbet edebildik.. ama o kadarcık zaman zarfında da kendisini fotolarda editlediği geçeğini itiraf etti.. anlamıyorum.. kör değil , çolak değil ne diye saklar gül cemalini
bu arada tekirdağa gelemeyeceğim için de kusura bakmaz herhalde.. gelmeyi çok istediğim halde gelemiyom
dilbao ya diyecek söz bulunmaz.. bu sene okula beraber başlamaya sözümüz var da bi ayrılırken sözünü ettik okulun sadece
galiba bizden öğrenci falan olmaz
galadlirim ve darko... galad her zaman ki gibi sevecen ve kızarmış yanaklı.. darko her zaman ki gibi uzağımdaydı...
arcuna bu sefer biraz az muhabbet ettik ama arada bir çektiği kuvvetli nargile nefesleriyle buradayım abi mesajı verdi
levian devamlı yerimi değiştirerek rahatsız ettiğim kişi oldu..
sensei... mükemmel insan.. gerçi ilk karşılaşmamızdan beri rp üzerine konuşuyoruz ama abi beni diriltmeyi aman unutma derken bile samimiyet akıyo gözlerinden
..
devamını yazacam

öncelikle bükemediğim bileği öpeyim di mi ghost
sirkeciden istiklale yürümekle başladı gün... öğlene doğru kalkabildiğim için biraz geç kaldım buluşmaya... tabii bunda yeminerin telefonla adres tarif edememesinin de katkısı yok değil.... binbir güçlükle bulabildim afacan'ı.. iyi ki yeminerin yanında raistlin vardı da adrese varabildim... en son gelmiş olmanın utanç ve şaşkınlığıyla herkesle sıradan tokalaşmak gerekti... daha önce görmemiş olduğum azalin, squan, firble vardı sadece herhalde.. dragonfly ın ortalığa tuz atıp enerji fazlasını boşaltmaya çalıştığını görünce kalkmaya karar verdik tabii ...
galata köprüsündeki mekan tophanedekine beş çekerdi bence
azalin gerçekten beklediğim gibi mükemmel bi insan.. bi ara minderlere yayılarak kafa kafaya muhabbet edecek vakti buldum.. çaktırmadan çekmeye çalıştığı fotoları da görmezden geldim diyeyim hadi
dragonfire yine az biraz muhabbet edebildik.. ama o kadarcık zaman zarfında da kendisini fotolarda editlediği geçeğini itiraf etti.. anlamıyorum.. kör değil , çolak değil ne diye saklar gül cemalini
dilbao ya diyecek söz bulunmaz.. bu sene okula beraber başlamaya sözümüz var da bi ayrılırken sözünü ettik okulun sadece
galadlirim ve darko... galad her zaman ki gibi sevecen ve kızarmış yanaklı.. darko her zaman ki gibi uzağımdaydı...
arcuna bu sefer biraz az muhabbet ettik ama arada bir çektiği kuvvetli nargile nefesleriyle buradayım abi mesajı verdi
levian devamlı yerimi değiştirerek rahatsız ettiğim kişi oldu..
sensei... mükemmel insan.. gerçi ilk karşılaşmamızdan beri rp üzerine konuşuyoruz ama abi beni diriltmeyi aman unutma derken bile samimiyet akıyo gözlerinden
devamını yazacam
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
Genellikle herkes arasında tam anlamıyla bir muhabbet olmamasına rağmen ki zaten ben de çok konuşmayı sevmem dikkat çekici konularda da susmam , aman neyse yeminer ve schyte yine yandaşımdı rp de olduğu gibi artık dirildim de katliamlar devam edecek...
Leviana gelince sanki adamla aynı okula gitmişim her şeyi birlikte yapmışım gibi frekanslarımız aynı bu kadar olur diyorum..
Gorath, benim yanlış anladığım arkadaşım, aramızdaki kötü şeyler geçmesine rağmen buna aldırmadık ve sonunda çok sıkı dost olduk, zaten iyi dostluklar da kavgayla başlarmış , bu dostluğun çok kadim olmasını dilerim...
Unholy , abi kanka mı desem ne desem pek frp muhabbetlerini anlamıyorum ya bu yüzden adam akıllı konuşamadık söylenenlerden hiç bir şey anlamıyorum zaten neyse ya bir daha ki sefere inşallah frp dışında ki konularda konuşuruz...
Diğerleri de sonraya...
Leviana gelince sanki adamla aynı okula gitmişim her şeyi birlikte yapmışım gibi frekanslarımız aynı bu kadar olur diyorum..
Gorath, benim yanlış anladığım arkadaşım, aramızdaki kötü şeyler geçmesine rağmen buna aldırmadık ve sonunda çok sıkı dost olduk, zaten iyi dostluklar da kavgayla başlarmış , bu dostluğun çok kadim olmasını dilerim...
Unholy , abi kanka mı desem ne desem pek frp muhabbetlerini anlamıyorum ya bu yüzden adam akıllı konuşamadık söylenenlerden hiç bir şey anlamıyorum zaten neyse ya bir daha ki sefere inşallah frp dışında ki konularda konuşuruz...
Diğerleri de sonraya...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Ã?ncelikle sabahın köründe yataktan çıktım ve gözlerimden uyku akarken(sabahın köründe yattım yanlış duymadınız bütün gece milletle sohbet ettim) yatağın yanına eğildim ve yerde duran(kırılması için özellikle yere koyuyorum. Babannem o koca terlikleri ile basar diye) telefonumu aldım. Bir baktım trene sadece otuz dakika ve trene yetişmek için binmem gereken ve oradan geçen son araca sadece on dakika. Neyseki çantamı önceki gece sohbetten vakit bulduğum bir anda hazırlamıştım ve kaptığım gibi atladım dışarıya:)
Tam dışarıya çıktım durağa koştum baktım araç diğer taraftaki ana caddeden geçiyor hadi ben o tarafa koşmaya. Ama tabiki beni sinir eden bu değildi. O anda ben koşarken yağmur birden bi boşaldı sucuk gibi oldum. Gözlükler sırılsıklam olmuş önümü göremiyorum. Sonunda üst durakta beş dakika bekleyen araca beş dakika bir saniyede ulaştım ve araç hareket etti. Ben gözlükle boğuşurken kafam alçak tavana çarptı ki boyum öle ahım şahım uzun değildir. Ben araca bindiğim anda yağmurun kesilmeside cabası. Araç tren istasyonuna ulaştı ve ben tam minübüsten indim bilet almak için ilerliyorum yağmur tüm hiddetini gene anında üzerime boşalttı. Ben küfür ederken trenden çığlıklar duyuldu ve ben (Koşarken canım çıktı) trene atladım.
Ulan trene bi bindim saat sabahın yedisi. Arkadaşlarda(şansa bak)binmiler aynı trene. Olduk beş kişi. Ben eski arkadaşlarla sohbet ederken aradaki duraklardan birinden(Köy gibi bir yerdi) yeşlı bir amca bindi ve yanımızda olan tek kişilik boş yere oturdu. Biz sabahın köründe okul geyikleri ve esprilerle türkiyenin bir ucundan girip diğer uzundan çıkarken gözüm bir an yaşlı adama kaydı ve adamın gözlerininde kaymakta olduğunu fark ettim. Adam bayılcak sandım ve belki geyik biter ümüdi ile ıslak olan tşörtümü değiştirmek için trenin tuvaletine yöneldim. Ulan tam tuvalete girdim tren bir tünele girdi ortalık zifire büründü ben yine küfürleri sıralıyorum. Neyse trenden çıktı ama bu seferde o berbat sallantıdan dolayı yanıma aldığım yedek tşörtü zorla değiştirdim. (Lan buluşma dışında neler yaşamışım o gün:))
Tren durdu bakırköyde ve ben arkadaşlarla vedalaşarak indim derken yağmur istanbula sadece bir görünüp gitmiş bunu fark ettim. Her yerde kapalı sabahın dokuzunda. ARCUNA ya telefon ettim ve telefonun kapalı olduğunu gördüm. Aslında kapalı değildi. Onun o garip hattı açıktı ama dıştan ulaşılmıyordu her zamanki gibi:(
Derken ben sahile doğru yollandım ve geriye döndüm o sırada sağolsun Arcuna beni aradı ve yarım saat sonra meydanda buluşma kararlaştırıldı. Adamın sesi bile uykunun ta kendisiydi o anda. Bende okeyledim ve meydanda bir yeri sahiplendim. Geleni kovdum gideni kışkışladım. Ne o ya millet damlayan yağmurdan kurtulmak için benim ağacımın altına sığınmaya çalışıyor?
Derken ikinci telefonla arcunanın yolda olduğu ortaya çıktı bende D&R dan içeriye ilk ayak basan kişi ünvanına ulaştım. Arcunada D&R a daldı ve beni bulacağı mekanı doğru tahmin ederek direk alt kata yürüdü. Köşeyi dönünce ordaydım:)
Sonuçta gezdik sabahın köründe:)
Sonra tam bir yerler açılıyordu ki(Saat onbir artık açılsa iyi eder) biz taksim yolu tuttuk. Taksime giderken bir minübüse atladık. Eh şu minnacık olanlardan Arcuna iki kere kafasını çarptı:) Ama araçta ntv açıktı ve yağmur haberi veriliyordu. Eh o aracı sevmiştim keşke benim olsaydı:P
Neyse Taksim meydanına erkenden ulaştık ve gerçekten belkide ilk gelen olan Squan ile karşılaştık.(saat 10:30 da ordaymış) Arcuna ile Squanın daha önceden tanışık olduğu ortaya çıkınca biz bir yürüyüşe geçtik ve taksim meydanındaki herkes o yoğun geyik yüzünden dönüp bir kere bize baktı. Hatta bir kere bir adam bana bişey dedi anlamadım. Arapçam olsaydı keşke ne dediğini merak ediyorum:(
Arcuna kursa kaydolcam biraz daha ilerde diyerek bizi oldukça bir mesafe yürüttü ve sonuçta kursun dahada ilerde olduğunu öğrenince kaydolmadan geriye döndük:) Döndüğümüzde bizimkiler orda toplanmaya başlamıştı. İşte esas yerdeyiz birazdan burayıda anlatırım:) Ne anlattın ki diyorsunuz biliyorum ama sonuçta size okutucak kadar etkili bir anlatımmmış demek ki:) Her neyse birazdan devam edicem anlatmaya inşallah:)
Tam dışarıya çıktım durağa koştum baktım araç diğer taraftaki ana caddeden geçiyor hadi ben o tarafa koşmaya. Ama tabiki beni sinir eden bu değildi. O anda ben koşarken yağmur birden bi boşaldı sucuk gibi oldum. Gözlükler sırılsıklam olmuş önümü göremiyorum. Sonunda üst durakta beş dakika bekleyen araca beş dakika bir saniyede ulaştım ve araç hareket etti. Ben gözlükle boğuşurken kafam alçak tavana çarptı ki boyum öle ahım şahım uzun değildir. Ben araca bindiğim anda yağmurun kesilmeside cabası. Araç tren istasyonuna ulaştı ve ben tam minübüsten indim bilet almak için ilerliyorum yağmur tüm hiddetini gene anında üzerime boşalttı. Ben küfür ederken trenden çığlıklar duyuldu ve ben (Koşarken canım çıktı) trene atladım.
Ulan trene bi bindim saat sabahın yedisi. Arkadaşlarda(şansa bak)binmiler aynı trene. Olduk beş kişi. Ben eski arkadaşlarla sohbet ederken aradaki duraklardan birinden(Köy gibi bir yerdi) yeşlı bir amca bindi ve yanımızda olan tek kişilik boş yere oturdu. Biz sabahın köründe okul geyikleri ve esprilerle türkiyenin bir ucundan girip diğer uzundan çıkarken gözüm bir an yaşlı adama kaydı ve adamın gözlerininde kaymakta olduğunu fark ettim. Adam bayılcak sandım ve belki geyik biter ümüdi ile ıslak olan tşörtümü değiştirmek için trenin tuvaletine yöneldim. Ulan tam tuvalete girdim tren bir tünele girdi ortalık zifire büründü ben yine küfürleri sıralıyorum. Neyse trenden çıktı ama bu seferde o berbat sallantıdan dolayı yanıma aldığım yedek tşörtü zorla değiştirdim. (Lan buluşma dışında neler yaşamışım o gün:))
Tren durdu bakırköyde ve ben arkadaşlarla vedalaşarak indim derken yağmur istanbula sadece bir görünüp gitmiş bunu fark ettim. Her yerde kapalı sabahın dokuzunda. ARCUNA ya telefon ettim ve telefonun kapalı olduğunu gördüm. Aslında kapalı değildi. Onun o garip hattı açıktı ama dıştan ulaşılmıyordu her zamanki gibi:(
Derken ben sahile doğru yollandım ve geriye döndüm o sırada sağolsun Arcuna beni aradı ve yarım saat sonra meydanda buluşma kararlaştırıldı. Adamın sesi bile uykunun ta kendisiydi o anda. Bende okeyledim ve meydanda bir yeri sahiplendim. Geleni kovdum gideni kışkışladım. Ne o ya millet damlayan yağmurdan kurtulmak için benim ağacımın altına sığınmaya çalışıyor?
Derken ikinci telefonla arcunanın yolda olduğu ortaya çıktı bende D&R dan içeriye ilk ayak basan kişi ünvanına ulaştım. Arcunada D&R a daldı ve beni bulacağı mekanı doğru tahmin ederek direk alt kata yürüdü. Köşeyi dönünce ordaydım:)
Sonuçta gezdik sabahın köründe:)
Sonra tam bir yerler açılıyordu ki(Saat onbir artık açılsa iyi eder) biz taksim yolu tuttuk. Taksime giderken bir minübüse atladık. Eh şu minnacık olanlardan Arcuna iki kere kafasını çarptı:) Ama araçta ntv açıktı ve yağmur haberi veriliyordu. Eh o aracı sevmiştim keşke benim olsaydı:P
Neyse Taksim meydanına erkenden ulaştık ve gerçekten belkide ilk gelen olan Squan ile karşılaştık.(saat 10:30 da ordaymış) Arcuna ile Squanın daha önceden tanışık olduğu ortaya çıkınca biz bir yürüyüşe geçtik ve taksim meydanındaki herkes o yoğun geyik yüzünden dönüp bir kere bize baktı. Hatta bir kere bir adam bana bişey dedi anlamadım. Arapçam olsaydı keşke ne dediğini merak ediyorum:(
Arcuna kursa kaydolcam biraz daha ilerde diyerek bizi oldukça bir mesafe yürüttü ve sonuçta kursun dahada ilerde olduğunu öğrenince kaydolmadan geriye döndük:) Döndüğümüzde bizimkiler orda toplanmaya başlamıştı. İşte esas yerdeyiz birazdan burayıda anlatırım:) Ne anlattın ki diyorsunuz biliyorum ama sonuçta size okutucak kadar etkili bir anlatımmmış demek ki:) Her neyse birazdan devam edicem anlatmaya inşallah:)
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Galadlirim somurtuk bakışı ile -ki artık biz bu bakışa Galadlirim bakışı adını verdik.- bizleri beklerken ve bana kızgın bir hoş geldin bakışı atarken heykelin yanına diğerleri ile olan buluşma noktasına ulaştık. Yağmur hafiften şıpırdıyordu ve ben ölüm alametlerini hafiften görmeye başlamıştım. Derken o bir anlık sessizlik geçti ve etrafımdakilerin farkına vardım. Galadlirimin bakışından kurtulma çabası ile etraftakilerle selamlaştım. İlk önce Dragonfly"ın Dragınfly olduğunu fark etmedim ki bu doğaldı adamın doğa ile yakından uzaktan alakası yoktu. Neyse ki birkaç saniye içinde bu farkındalıkta oldu. Eh fazla sürmemişti işte tanışmıştım en çok merak ettiğim bir diğer kişi ile"
Sırtımdaki çanta ıslanmıştı ama benden daha çabuk kuruduğu kesindi. Hatta dışı tamamen kurumuştu ve içi de ıslaktı. Bazıları hiç konuşmuyorsun deseler de "haklılar o kalabalıkta herkesle konuşamıyorsunuz- ben o gün gevezelerin gevezesiydim ki sabahtan akşama kadar konuştum. Durun anlatıyım:
Karşımda Ghost of a rose duruyordu yanında Darko ve şemsiyenin altına tıkışmaya çalışan Dragonfly ile birlikte. Ben Ghost ile hızlı bir konuşmaya giriştim ki günlerdir onunla yeniden konuşmayı bekliyordum. Eh birbirimizle konuşacak bi ton hikâye vardı:)
O sırada dürtmeyi hissettim ve arkamı dönünce "hoop bize selam yok mu?" diyen Levian ile karşılaştım. Omzumdaki uzun karıncalanmanın nedeni buymuş demek ki:) Onunla konuşmaya başladım ve birde ne göreyim onun omzunun üzerinden bakınca bir lichin akıl almaz suratı ve sırıtışı görülüyor. Eh omuzların kudretine bak. Hızla önümdekini ezdim geçtim ve onunla da selamlaştım. Yanında Fingolfin vardı ve birkaç kişi daha vardı ya ne unutkanım bir arkadaş vardı ama ben tanıyamıyorum yanımızda duruyor ve bize adım adım yaklaşıyordu sonra sohbetleri duyunca geldi ve selam verdi.
Eh lich kiminle konuşuyordu tahmin edin:) Büyük ortağı ve artık en büyük dostlardan birisi olarak addedebileceğim Sensei ile:) Eh o akıl almaz kavgalara rağmen ikinci karşılaşma birincisinden de şahaneydi. Biz Hilmi yeminer mi tartışmasını yaparken (
) bizzat Levian tarafından akıl almaz bir ölüm tehlikesi daha yaşadım ve birkaç gizli saklanma sonucunda konu unutuldu. Oysaki ben Evren(Levian)"e Hilminin yeminer olduğunu daha yeni anlatmayı başarmıştım:)
O sırada ben o müthiş homurdanmalarımdan birini yaptım ve gözlerimin önünde hâla bana öldürecekmiş gibi bakmakta olan Galadlirim ile karşılaşınca panik içinde kaçıştım. Homurdanmamın nedeni Azalinin dakiklik anlayışıydı ki Galadlirim arkamdan beni kovalayarak kimin daha dakik olduğunu bütün gün boyunca yaptığı gibi geçen buluşmayı yüzüme vurarak bana anlatıyordu. O Galadlirim bakışlarından kaçmak imkânsız gibi:)
Neyse ki iki çığlık duyuldu da tüm bakışlar o yöne çevrildi. Ghost of a rose ve Darko hızla Dragonfly"ın tuttuğu şemsiyenin altından kaçışıyorlardı. Sonuç itibariyle Dragonfly"ın salladığı şemsiyenin suları ile güzel bir duş almışlardı ve benden bile ıslak olmuşlardı:) Eh o şemsiyeyi neden yanlarına aldıklarını hâla anlamış değilim zaten. Düşünün bir: şemsiye sayesinde yağmurda kaldıklarında ıslanacaklarından daha çok ıslanıyorlar:)
Grup yavaş yavaş toplanmaya başladı" Durun orasını da birazdan anlatıcam:)
Sırtımdaki çanta ıslanmıştı ama benden daha çabuk kuruduğu kesindi. Hatta dışı tamamen kurumuştu ve içi de ıslaktı. Bazıları hiç konuşmuyorsun deseler de "haklılar o kalabalıkta herkesle konuşamıyorsunuz- ben o gün gevezelerin gevezesiydim ki sabahtan akşama kadar konuştum. Durun anlatıyım:
Karşımda Ghost of a rose duruyordu yanında Darko ve şemsiyenin altına tıkışmaya çalışan Dragonfly ile birlikte. Ben Ghost ile hızlı bir konuşmaya giriştim ki günlerdir onunla yeniden konuşmayı bekliyordum. Eh birbirimizle konuşacak bi ton hikâye vardı:)
O sırada dürtmeyi hissettim ve arkamı dönünce "hoop bize selam yok mu?" diyen Levian ile karşılaştım. Omzumdaki uzun karıncalanmanın nedeni buymuş demek ki:) Onunla konuşmaya başladım ve birde ne göreyim onun omzunun üzerinden bakınca bir lichin akıl almaz suratı ve sırıtışı görülüyor. Eh omuzların kudretine bak. Hızla önümdekini ezdim geçtim ve onunla da selamlaştım. Yanında Fingolfin vardı ve birkaç kişi daha vardı ya ne unutkanım bir arkadaş vardı ama ben tanıyamıyorum yanımızda duruyor ve bize adım adım yaklaşıyordu sonra sohbetleri duyunca geldi ve selam verdi.
Eh lich kiminle konuşuyordu tahmin edin:) Büyük ortağı ve artık en büyük dostlardan birisi olarak addedebileceğim Sensei ile:) Eh o akıl almaz kavgalara rağmen ikinci karşılaşma birincisinden de şahaneydi. Biz Hilmi yeminer mi tartışmasını yaparken (
O sırada ben o müthiş homurdanmalarımdan birini yaptım ve gözlerimin önünde hâla bana öldürecekmiş gibi bakmakta olan Galadlirim ile karşılaşınca panik içinde kaçıştım. Homurdanmamın nedeni Azalinin dakiklik anlayışıydı ki Galadlirim arkamdan beni kovalayarak kimin daha dakik olduğunu bütün gün boyunca yaptığı gibi geçen buluşmayı yüzüme vurarak bana anlatıyordu. O Galadlirim bakışlarından kaçmak imkânsız gibi:)
Neyse ki iki çığlık duyuldu da tüm bakışlar o yöne çevrildi. Ghost of a rose ve Darko hızla Dragonfly"ın tuttuğu şemsiyenin altından kaçışıyorlardı. Sonuç itibariyle Dragonfly"ın salladığı şemsiyenin suları ile güzel bir duş almışlardı ve benden bile ıslak olmuşlardı:) Eh o şemsiyeyi neden yanlarına aldıklarını hâla anlamış değilim zaten. Düşünün bir: şemsiye sayesinde yağmurda kaldıklarında ıslanacaklarından daha çok ıslanıyorlar:)
Grup yavaş yavaş toplanmaya başladı" Durun orasını da birazdan anlatıcam:)
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Yazımı okudukça anlayacaksın abi
Yakında devam yorumları ile burda olucam ama bundan önce sizlerinde yorumlarını merak ettiğimi belirtmek zorundayım 
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
dragonfly sanırım sana onu ağaçları sallayarak hepimizi ıslattığın için öyle dedi bence,ama o kadar da değil hani
şöyleki o gün gerçektende bilerek ve isteyerek kızdım gorath a o nedenini biliyor..ama akıllancağa da benzemiyor!
şöyleki o gün gerçektende bilerek ve isteyerek kızdım gorath a o nedenini biliyor..ama akıllancağa da benzemiyor!
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Eh sonuçta ben akıllanırsam herkes akıllanır demektir ki bu hiç mantığa yatkın bir olgu değil. Bir düşünsenize Galadlirimin o meşhur Galad bakışını üzerinize salmadığını daha da korkunç. olurdu işte bu. Bu arada Scythe galadı anlatırken bana bu bakıştan bahsetmişti. Ne kadarda haklıymış. Tanışma öncesi Scythe röportajında geçiyor bakabilirsiniz.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: Doğu Limerik
- Contact:
ağacı sarstığım doğru ama bir tek dal bile koparmadım.
Beni kızdıran kelime dal dı.
Yaprak eşitmidir dal
parmak eşitmidir kol
sorarım size.
Diyardaki yeni gelenler beni yanlış bir Druid olarak tanıyacaklar. derdim o.
Beni kızdıran kelime dal dı.
Yaprak eşitmidir dal
parmak eşitmidir kol
sorarım size.
Diyardaki yeni gelenler beni yanlış bir Druid olarak tanıyacaklar. derdim o.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
