ÖIğLIKLARIN KALESİ(DÖşMÖş TANRI:AZALIN)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
AresMajere
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 65
Joined: Sat Mar 13, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by AresMajere »

Ares Majere sözlerini bitirdiğinde konuşmasının etkisi daha kale duvarlarında yankılanmaktaydı. Sunağa doğru yürüdü ve Azalin" e dua etmeye başladı.Corax ve Galadrilim de sunağa doğru yaklaştı.Corax bedenini sunağın kanıyla bulamaya başladı ve haykırışları devam etti.

İnananları Azalin" e dua sözlerini mırıldanıp haykırırken, tahtın arkasındaki büyük kapılar açıldı ve karanlığın içinden korku dalgası kaleyi ve kalenin çevresini kaplamaya başladı...Duvarlardaki yüzler çıldırmışcasına yüz ifadeleriyle çığlıklarını doruğa ulaştırdı..Sunağın dibindeki kan havuzu artık taşmış, kalenin yerleri kırmızı kanla ve kalenin içi kanın kokusuyla dolmuştu...

Ve yarı tanrı kapıların önünde belirdi...
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

tapınak içindeki çığlıklar dayanılamaz hale geldi.. kulaklar daki baskı sağırlık seviyesine gelmişti.. her ırktan çığlık ve korku dolu haykırışlar vardı...

ve.......

bir anda her şey sustu... nerdeyse kalpler bile susacaktı...ve korku bedenleri kapladı... ve Lord konuştu:

"artık eskisinden daha güçlüyüm"

"inananlarımın sayısı ve bana bağlılığının yarattığı korku ruhları bedenlerin içinde eritecek, acı dayanılmaz çığlıklara sebep olacak ve intikam adına kılıçlar rüzgarda şarkı söyleyecek"

"sen Corax yolumu izle, ve bedenindeki kan sana istediğin ölümsüzlüğü verecek..bedenin kan kırmızısı olacak ama kanın olmayacak"

corax kendini korkusuz sanıyordu ama bedeni titremekten koca kılıcı tutamaz hale gelmişti.

Azalin elini ona doğru uzattı...ve sürekli kanayan hançeriyle Barbara içeri girmesini işaret etti.

Corax kendini kaybetmiş olarak Lordun emrini yerine getirdi ve dipsiz karanlıktan içeri girerek kayboldu. Onu Azalin izledi ve ardından çift kanatlı kapılar son derece yavaş ama huzursuzluk verici bir biçimde kapandı...

artık kaledeki ruhlar sakinleşmişti...

ama burda asla huzur olamazdı...
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Corax korkudan ne yaptığını bilmiyor bilinçsizce Azalin'in gücünü izliyordu. Yarı-Tanrı'nın korkunç ve aynı zamanda muhteşem gücü karşısında dili tutulmuştu... Zihnine kendine ait olmayan düşünceler fısıldandığında konuşacak cesarete ulaştı. Girdiği karanlık odanın kapıları kapandığında sesi çığlık şeklinde yükseldi:
"Sana hizmet için geldim Azalin! Benim yolumdan dönüşüm yok! Hepsi sana ihanet edecek ama ben diğerleri gibi değilim! Senin intikamını da kendiminkiyle beraber alacağım! Bana güç bahşet Azalin! Bana intikam bahşet!"

Corax bütün vücudunu saran korkunç acıyı hissetti. Daha önce hiç bir savaş yarası ya da büyü ona bu kadar acı vermemişti. Sırtında, çenesinde, göğsünde, alnında, ayaklarında, ellerinde acı her yerindeydi... Kemiklerinin kırılma sesi sessizliği bozarken Corax'ın ölüm çığlıkları odayı kapladı... Derisi adeta yanarak kızarırken barbar Corax korkunç deliliği içinde kaybolmuş zihninin mantıklı ufak parçalarını da yitirdi...

"Bana layık olduğunu kanıtla Corax" dedi Azalin... Corax korkunç bir sesle konuştu: "Layığım!"

"Kime hizmet ediyorsun?"
"Azalin!" dedi korkunç ses
"Kimden intikamını alacaksın?" diye sordu yarı-tanrı
"Canı olan her şey!" diye kükredi barbar...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Gnom uzun süren kabuslardan bir defa daha uyandı. Onun ... Artık acıyı hissetmesi için Lord Azaline pek ihtiyacı yoktu. Kabuslar hiç peini bırakmayan kabuslar. Lord Oren onun ruhunu daha cehenneme göndermeden çok önce sonsuz acıya mahkum etmişti ve şimdi bu daha da yoğunlaşıyordu. Günlerdir tapınağın içinde olup bitenin farkında değildi. Sadece sessizce dua ediyordu tüm bunların bitmesi için...
Kabusların zihnini açabildiği zamanlarda tekrar tekrar geçmişini sorguladı. Hiçbir şeyden emin değildi. Bir arkadaşının mahvolmasına neden olup olmadığından. Ve cehennem... Hikayelerde hep en büyük işkencenin acı çekmeye mi yoksa acı çektirmeye mi mahkum olmak olduğunu düşünmüştü artık biliyordu. Artık biliyordu mutlak yok oluştan bile daha kötü bir kader vardı. Onunla savaşmıştı. Ancak.... yine de ne kadar çabalarsa çabalasın her seferinde her şeye yeniden baktığında aslında tüm çabalarının işleri daha da kötüye soktuğunu görüyordu.
Hatta daha da kötüsü niyetini bile sorgulamaya başlamıştı ki en kötüsü buydu. Bu artık gittikçe yoğunlaşan kabuslardan bile daha zorlayıcı idi.
O gün günlerden sonra Firble konuşabildiğinde aklına ilk gelen sözler şunlar oldu." Lordum Zamanın ve Büyünün lordu artık sana layık değilim.. Beni affet... " Ve sonra yere kapaklanıp ağlamaya başladı. Yıllardır ilk defa bunu yapabiliyordu... "Lorduna tekrar Tüm suçlarımdan dolayı beni affet... " dedi. "Artık senin tapınağına ayak basamayacak kadar cehennemi ve o suçluluğu yaşadım. Ve çevresine baktı. Dışardakinden kurtulmuş olsam da içimdeki cehennem hala bana acı veriyor. Ama bu bitse bile artık çok şey değişti çok şey...... Bu bitse bile Ölüm tanrısının laneti geri dönebilir. Ve ben ... artık sana dönemem tanrım beni affet. "
Birden etrafına baktı hayır burası Büyünün Efendisinin tapınağı değildi. Korktuğu gibi Orenin ki de değildi.. Başka bir yerdi ama... Firble çığlıkları tekrar duydu... Kafasının içinde durmadan yankılanan çığlıklar... Her biri zamanın da arkadaşı olmuş onlarca kişiye ait çığlıklar. Ya da Lord Orenin zihnine öyle olduğu hayalini yerleştirdiği. Elini başının üstüne götürdü. Ve bir haykırışla yere düştü. Bilincini yitirmeden önce son gördüğü şey flüdü oldu. Bu berbat düşün içinde katlanılabilir olabilecek tek şey.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

"Diz çök "diye gürledi.

Yarı Tanrı nın , brutal sesi ve yaydığı rayiha o kadar dehşet vericiydiki, Barbar Corax Tigerheart kendini istem dışı dizlerinin üstünde buldu.

Azalinin tapınağının kanı üstünde dolaşan adam sanki bir kan banyosundan çıkmış gibiydi. Lord elinin bir hareketi ile Corax ın üstündeki kanı temizledi. ve ruhundaki bütün koku ve dehşeti yok etti.Barbar son derece rahatlamış ve kendini güvende hissetmişti tam ağzını açacaktıki Azalin konuştu:

"Corax şu andan itibaren bilincin açık olacak ve bu olanları hep hatırlayacaksın. Bu lanetli ritüel her zaman aklında olacak. ve özünü bir insan olduğunu asla unutamayacksın."

bunları söyledikten sonra Azalin o Lanetli hançerini kaldırdı. ucundan kan damlaları süzülen haçer inılmaz bir hızla tam Corax ın alnının tam ortasında ete ve kemiğe sadece milimler kala durdu.Hançerin ucundan damlayan kan tam Corax ın dudaklarına damlamakta ve ordan bütün vücuduna süzülmekteydi.

Lord Azalin in gümüş maskesi aynı acılar içinde kıvranan bir insan suratı şeklini almıştı. Brutal ses barbarın kafasında tekrar yankılandı:

"İÃ?!"

"Corax benim kanımı, benim oğlumun kanını doyasıya iç"

Ağzını açan savaşçı gırtlağından süzülen kanla beraber vücudunda bir güç dalgasını yayıldığını hissetti. ama kan süzülmeye devam ederken vücudunu içinde ve dışında daynılmaz ağrılara sebep olmaya başlamıştı. nelere olduğuu anlamayan Barbar Corax bir anda dehşete düştü. beyni zonkluyor bilinci sanki kafatasından çıkıp gidecek gibi oluyordu. aynı duygu vücudundaki kemikler içinde geçerliydi. derisi kemiklerinin ve kaslarını büyümesine ve şekil değiştirmesine olanak vermeyecek gibiydi. kramplar ve spazmlar sarmıştı her yerini. en son ağrı gözbebeklerine kadar yayıldığında bilincide kapanmıştı.

uyandığında ne kadar süre geçti bilmiordu. ama ilk hissettiği şey içinin yandığı tutuştuğu ve nefretle dolu olduğydu. yerden doğrulmak için yana döndüğünde ilk fark ettiği el tarak kemiklerinde birer dövmeydi. gümüş bir maske ve altında göz yaşı. ama onu dehşete düşüren ellerinin şekli idi. bir elden çok pençeye benziyorlardı. ve rengi...daha kırmızıya yakındı.

Corax doğruldu ve şokladı hala aynı yerdeydi...lord sabırla onu beklemekteydi. ölümlü beyni olanları anlamakta zorlanıyordu.

"Corax Tigerheart, artık benden bir parçasın. İçtiğin kan oğlumun kanı idi. ve bundan sonra içinde benden bir parça taşıyacaksın. Bunu bazen hissedeceksin bazen aklına bile gelmeyecek ama sende artık benim özümden bir parça var."

"şimdi burdan gidebilirsin kapı orda"

"tabi bana söyleyecek yada soracak bir şeyin yoksa"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Corax içindeki yanan korkunç kudreti hissetti. Dev kara tırnaklı pençesini sıktı ve karanlığı yaran gözleri artık üzerindeki ölümcül korkuyu hissetmediği Azalin'e odaklandı:
"Emret Azalin... Kimle başlasın..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Firble korkunç düşlerin içinde flüdünü gördüğü o anı getirmek için
uğraşıyordu. Neden ? Neden ölüm tanrısı ona bu sahneyi göstermişti?
Arkasında ne vardı. Bilmiyordu. Ama yine de ona ulaşmayı her şeyden
çok istiyordu. Kendine eski rahipliğini sırasında yaşadığı ile bile
yarışan duygular yaşatmış olan o alet şimdi ona her hangi bir acı
yaşatacaksa da varsın yaşatsındı.
Sonra o görüntü yine canlandı. Sanki bir düşten uyanıyormuş gibiydi.
Tıpkı cehennemde tekrar tekrar ve tekrar yaşadığı gibi. Kafasında
yankılanan çığlıklara yağmen dikkatini etrafına vermeyi başardı.
Yıllardır duyduğu o sesler flüdüne ulaşabilecek olmanın ufak umudu ile
biraz olsun yatışmış gibiydi. Etrafına baktı. Zihninin bir bölümü
buranın bir kaleye benzediğini hatırladı. Etrafda çığlukları bastıran
sesler de vardı. Firblenin zihninde Ölüm tanrısının rahibinin sözleri
belirdi. Lord Oren ölümün tanrısı Kaosun lordu savaşın efendisi
Savaşın. Bu kale başka bir oyun olmalı. Direnci çok zayıftı yine de
Lord Orenin iradesine yenilmemişti. Tek tesellisi. Bir defa bile ondan
af dilememiş ya da ona hizmetini sunmamıştı. Ama bedeli büyüktü. Onu
Firble yapan birçok duyguyu ve daha fazlasını kaybetmişti. Belki
sonsuza kadar.
Flüt oradaydı. Toprağın şarkısı... Ã?ocukken daha yer altındaki
şehirden çıkmamışken yapmış olduğu flüt. Firble yavaşça yok olmasından
korkarak flüde uzandı. Bu gerçekti. onu tekrar hissedebiliyordu. En
eski dostunu. Gözleri yine dolmaya başlamıştı.
Bu nasıl bir oyun söyle Lord Oren ! ! ! diye haykırdı.
Sonra tekrar elindeki o eski dostuna baktı elindeydi. önünde
duruyordu. Onu yeniden çalabilecek olmanın uyandırdığı duygular o an
her şeyi ama her şeyi bastırdı.
Firble flüdü dudaklarına götürüp çalmaya başladı. Cehennemdeki
yıllarından önce yaptığı ozan büyüsünü de o anda sanki o hanlarrda
geçirdiği zaman hiç kesilmemiş gibi hatırlamıştı. Böylece Firble
çalmaya ve söylemeye başladı.
Kabusun Ortasındaki Düş
Karanlıklar açılıyor birden ve güneş parlaklaşıyor.
Günahlar işlenmemiş sanki çekilmemiş tüm o acılar.
Üzerimdeki o korkunç vicdan azabı çekilmiş bir süre
Ve izin verilmiş sanki kendim olmama bir defa daha

Dans etmek ve bakmak o parlak yıldızlara
Ve izlemek o güzel gün doğumunu
Sevmek birisini masumca yeniden
Toprağın sıcaklığını hissetmek sırtında

Masumiyet ve güzellik bu hey yerde var olan
Karanlıklar içindeki o diyar sanki yitip gitmiş
Hatta hiç var olmamış sadece bir kabusmuş
Sabah kalkınca dostlara anlatılan

Bırakmak kendini bu düşünün içine
Kaybolmak o güzel uzak geçmişin içinde
Işığa giden bir kelebek gibi çekiliyorum adeta
Bilsem de artık bunların hepsi bir yanılsama

Firble müziği kesti . Düşlerin verdiği o eski güzel duyguların tadını çıkarttı. Ancak kendini bu duygulara kaptıramazdı. Cehennemde yaşadığı onca şeyi. Bütün bunları unutması ve geçmişte kaybolması hala içinde yaşadığı o savaşta ona zarar verirdi ve benliğinin en sıkı korunan yanı da artık savunmasız kalırdı. Ã?ünkü vicdan azabı ve tüm kaybettiklerini hatırladığında hissettiği acı cehenneme karşı en büyük silahı idi. Tüm bunlar hatırlanmalı idi. Cehennemin nasıl bir yer olduğu.... Ayrıca Lord Oren in ne olduğunu da hiçbir zaman unutmamalıydı. (hayır bunu cehenneme girmeyenler asla bilemezdi. ) Bunu onun acısına ortak olan onca ruha borçluydu. Bir ozanın borcu...Vereceği acıya rağmen... Ã?ünkü bu elinde kalan son şeydi... İçindeki ozan... O ozan ona hep gerçeği fısıldamıştı. Yanılsamalar tüm acılar ın arasında ara sıra sesi kaybolur gibi olsa da en azından onun bir konudaki çağrısını hep duyabilmişti Firble. Lord Orenin çağrısını kabul etmenin ne olduğunu..
Hayır tüm yaşadıklarına rağmen içindeki acıdan vaz geçmeyecekti.

Doğrulup yeniden evresine baktı. Çok uzun zamandır. Bu şekilde bırakılmıştı. Bu.... Lord Orenin tarzı değil diye düşündü.
Büyük ihtimalle yeni bir işkence tarzı idi. Elleri ile destek almaya çalışarak kalktı. Flüt ona az da olsa yine de ona çok değerli gelen bir destek vermişti. Bir defa daha o bunları tadamasa da güzel bazı şeyler olduğunu hissetmişti. Cehennem ona bu hediyeyi neden vermişti acaba?İçinden göreceğiz dedi. Ã?aresiz o kadar yıldan sonra.... Ufak da olsa gücü varken oturmak istemiyordu. Elleri ile tutunarak hafif sendeleyerek ayağa kalktı. Neredeyim dedi cılız bir sesle. Ve elinden geldiğince duvarlara tutunarak ilerlemeye başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by galadlirim »

drow tapınaktaki yeni adamın kabul edilişini kıskançlıkla dinledi..karanlıkta görebilen gözleriyle tapınakta hınç içinde gezindi..."azalin!"diye selendi..."ben sana en layık savaşçıyım!yepyeni bir nefret kazandım..yepyeni duygularla buradayım..beni dinlemelisin.."
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by galadlirim »

karşısındaki güce tapınarak baktı..ve gözleri istekle dolu konuştu"bana verilen yeni emirler nerede?beni unuttuğun kanısındayım..sana bağlılığımı kanıtlamama izin ver!"dedi...
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Firble bomboş koridorlarda ilerliyordu. Sanki... sanki yeni bir çılgınlığın içinde gibi idi. Yankılanan çığlıkları duyuyordu.. Ama bunlar gerçekten yankılanıyorlar mıydı ?? Yoksa...... yoksa bunlar sadece kafasının içindeki kabusun bir parçası mıydı.. Ne kadar ilerlediğini bilmiyordu saatler günler. Hayır güneş daha batmamış gibi idi... Ama hala cehennemdeyse bu o kadar da imkansız değildi. Değil mi? Sonra yorgunluk çöktü. Kabuslar yine üzerine geliyordu. Cehennemde yaşadıkları bir defa daha gözünde canlanıyordu. Tüm o kabuslar... Anlatılmaması gereken kabuslar.. Ã?nünde gerçekleşenler hatta ona yaptırdıkları ve çaresizlik.
Firble yolunu bulamadıkça ümidini tekrar kaybetmeye başladı. Giderek evet giderek zorlaşıyordu.
Sonra bir süre dinleneyim dedi kendine ve kalenin taşlarına uzandı. İçindeki cehennem dinlenmesine ne kadar izin verecektiyse tabii.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

'Ten Towns' olarak anılan bölgenin yollarında etrafa alevden olusan yelelerini savurarak gecen binegin binicisi hırsla ve öfkeyle kullanıyordu bineğini. Alevlerın arasında seçilebilen bineğin karanlık pelerininden etrafa ateşin ışığında bir Ejderha Pencesi parıldadı. Binek bir çok kişi için korkularının yuvası, bir çoğu için varlığı bile bilinmeyen yapının önüne geldiğinde, atından yavaşça indi. Etraftaki ruhlar huzursuzca inlediğinde ay ışığında parıldayan beyaz saçları ile bir çoğunun yüreğine korku dolduran Seçilmiş Savaşçı, Ã?ığlıkların Kalesine girdi. Duygusuz yüzünde bir an bile bozulma olmadan Kaleden içeriye ilerlediğinde haykırdı.


- AZALIN... İntikamın Lordu...Duy beni ve cevap ver...

Donuk sesi ruhların çığlıklarını bastırarak yayıldı kalede. İçinde duygu barındırmayan donuk sesin tınısında sadece Lord AZALIN'in fark edeceği bir farklılık vardı. Bir duygu tınısı...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

corax ın yanından anlık olarak ayrılan Lord kaleye geleni tanıyordu hemde çok iyi..

bu adam bu kaleye içinde korku duymadan girebilen tek varlıktı...

ama....

bu sefer farklıydı.. duygusuzlar ve bağnazlar bile zamanla iç benliklerine ve bilinçaltlarına yenilirlerdi... şimdide Zamanın Koruyucusu bu durumdaydı... Lord bunu anlamış ve açıkçası bu hoşuna gitmişti....

Unholy yakarışından sonra Yarı tanrıyı beklerken birden onun arkasında olduğu hissine kapılmıştı.. arkasını döndüğünde Gümüş maskeli surat ordaydı...

O maskeyi görünce Unholy anlamıştı Duygusuz ifade nasıl olur...nasıl bir varlık bu kadar kayıtsız olabilir..

ve birden kale brutal sesle yankılandı....

"duygu seli içinde bulunan komutan!! hoşgeldin nacizane yuvama. "

" dök bakalım içini, kus kinini, ....

yoksa bunlar değil mi ? seni buraya getiren?"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

Karşısında bir Yarı Tanrı gördüğünde tüm saygısı ile eğildi. Kendi Tanrısı dışında önünde eğileceği tek varlıktı karşısındaki varlık. Tekrar doğrulduğunda Yarı Tanrının görütüsü ne kadar korkunç ya da heybetli ise Tapınağın Koruyucusunun görüntüsü o kadar donuktu. Donuk sesı yankılandığında tekrar yüzünde ifade değişikliği olmadı.

- Galadlırım için geldim...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

Azalin Unholy den aldığı duygu esansı ile isteğini karşılaştırdığına ummadığı bir sonuçla karşılaşmıştı...

" komutan Unholy benim İlk İnananım, Kalemin gurur kanağı olan O Drowdan Savaşçıdan ne istiyorsun...?

Ruhunda bana karşı olan saygıyı hissedebiliyorum ..ama bu sana tam anlamıyla güvendiğim manasına gelmez."
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

Tapınağın Koruyucusu Tanrısının ona hediyesi gözlerini bir an kapattı ve donuk sesi yankılandı. Ses donuk ama derinde ise duygu barındıran bir tondaydı.

- Onu istiyorum... Yanımda...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests