Ufak bi Öadır
squan tapınaktaki işlerle ilgileniyordu.Günün belli bir kısmını ise tanrısına tapınarak geçirmişti.Ã?adırın girişindeki ana hole geldiğinde lysana yı gördü.Yanında tapınağa yeni gelmiş birisi vardı.Ardından komutanını gördü.Lysana nın yüzünün biraz attığını o zaman fark etti.Herhalde lysana ya bir şeyler söylemişti.Komutanına selam verebilirdi.Ama merak ettiği bir şey vardı.Holde uykuya dalmak üzere olan elfi odasına çıkarmıştı.Ama şu an odasında değildi.Odanın önünden geçerken oda bomboştu.Lysana ya sormaya karar verdi.Ama önce komutanının yanına gitti.Karşısında saygıyla selamını verdi.
-Merhaba komutanım.Bir isteğiniz veya bir emriniz varmı??
Komutana pür dikkat bakıyordu.Ona gerçekten çok büyük saygı duyuyordu.Birden aklından ileride onun kadar iyi bir savaşçı ve inanan olabilirmiyim diye düşündü.Daha sonra bu fikri aklından uzaklaştırdı. Kendisini sorguladığının farkına vardı ve (iyi bir savaşçı olmak dışında) bundan sonra bunları düşünmemeye karar verdi.İmanı hakkında yorum yapmamalıydı...
-Merhaba komutanım.Bir isteğiniz veya bir emriniz varmı??
Komutana pür dikkat bakıyordu.Ona gerçekten çok büyük saygı duyuyordu.Birden aklından ileride onun kadar iyi bir savaşçı ve inanan olabilirmiyim diye düşündü.Daha sonra bu fikri aklından uzaklaştırdı. Kendisini sorguladığının farkına vardı ve (iyi bir savaşçı olmak dışında) bundan sonra bunları düşünmemeye karar verdi.İmanı hakkında yorum yapmamalıydı...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
" Adım lysana peki andero bu tapınakta olduğunuza göre lordumuzun varlığını hissetmiş olmalısınız merak ettğiniz soruları sorabilirsiniz yardımcı olurum" yeni gelen kişiye hızlı bir bakış attıktan sonra omzunun üstünde Squana bakarak selam verdi
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Hey genç efendi dedi keşiş doyduğunu varsayıp sana bir teklif sunucam.kabul edersen eğer diyerek devam etti keşiş .kollarını iki yanına açarak tapınaktakileri ifade edercesine ,bırakalım inanlar tapınmaya devam etsin tanrılarına.bizde onların ibadetlerinde gölge olmadan bir han bulup biraz kafaları çekelim ne dersin .tanrılar biraz daha bekleyebilir bizleri ha.diyerek kahkaha attı.ahhh tanrım beni affet dedi bazen tutamıyorum kendimi.hala gülmeye devam ediyordu ve Findor"dan bir onay bekliyordu.gerçi bilmiyordu bu adam kime ve neden inanıyordu.ama onun içinde merak vardı bunu biliyordu.her zaman daha öteye gidebilecek bir merakı ve arzuyu barındırıyordu bu genç savaşçı.
En azından keşiş onun için böyle düşünmeye başlamıştı.
Birazda bu süregelen döngüsünü bozmak istemiyordu tapınağın.saygı duyuyordu çünkü değişmez olan gerçekliğin yansımalarına.ve biliyordu ki inançlar aşılması en zor sınavlardı.zamanın ötesini anımsadı bir an.o sınavı hatırladı.katil olduğu bir başka dünyanın gecesini.gözlerindeki gülümseme gittikçe derinleşti ve Findor"un göz bebekleri içinde dans etmeye başladı.
Bütün bu düşünceler bir soluk alıp verme yavaşlığında yaşanıyordu"acaba en yakın han nerede diye geçirdi aklından keşiş.yoksa biliyor muydu zaten her şeyi bu evren üzerinde?
En azından keşiş onun için böyle düşünmeye başlamıştı.
Birazda bu süregelen döngüsünü bozmak istemiyordu tapınağın.saygı duyuyordu çünkü değişmez olan gerçekliğin yansımalarına.ve biliyordu ki inançlar aşılması en zor sınavlardı.zamanın ötesini anımsadı bir an.o sınavı hatırladı.katil olduğu bir başka dünyanın gecesini.gözlerindeki gülümseme gittikçe derinleşti ve Findor"un göz bebekleri içinde dans etmeye başladı.
Bütün bu düşünceler bir soluk alıp verme yavaşlığında yaşanıyordu"acaba en yakın han nerede diye geçirdi aklından keşiş.yoksa biliyor muydu zaten her şeyi bu evren üzerinde?
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
"Eğer böyle Devasa bir yerde kendimize sohbet edecek bir yer bulamazsak gidelim öyleyse bir hana "dedi keşiş'e dönerek "buralarda bildiğiniz bir yer varmı "dedi
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
bir keşişin her zaman bildiği bir yer vardır dostum dedi.Findorun gözlerindeki kurnaz sırıtışa karşılık aynı düşüncelerle gülerek.
buraya az uzaklıklta bir arakadaşım vardı orman içinde eski bir patikanın önünden geçtiği unutulmuş bir han .belki arkadaşım hala o eski sanalyesinde sallanıyordur.nedersin .orman içinde bir yürüyüş hiç te fena olmaz biraz sohbet biraz ter
daha sonrada oturup bişeyler içeriz .
ama yola koyulmadan önce birine haber vermemiz gerekirmi dersin.yolsa bizi otel müşterisi sanabilirler bilyorsun .diyerek sırıtır.ve findoru onayını aldıktan sonra etrafına bakınır ve bir rahip görür .rahibin yanına giderek biraz tapınaktan dışarı çıkıcaklarını bildirir nezaketen gülümseyerek.
rica etsem ilgili kişilere bizim bir hana gittiğimizi ve belkide bu gece gelemeyeceğimizi bildirirmisiniz.
rahibinde onayını aldıktan sonra findora döner..
buraya az uzaklıklta bir arakadaşım vardı orman içinde eski bir patikanın önünden geçtiği unutulmuş bir han .belki arkadaşım hala o eski sanalyesinde sallanıyordur.nedersin .orman içinde bir yürüyüş hiç te fena olmaz biraz sohbet biraz ter
ama yola koyulmadan önce birine haber vermemiz gerekirmi dersin.yolsa bizi otel müşterisi sanabilirler bilyorsun .diyerek sırıtır.ve findoru onayını aldıktan sonra etrafına bakınır ve bir rahip görür .rahibin yanına giderek biraz tapınaktan dışarı çıkıcaklarını bildirir nezaketen gülümseyerek.
rica etsem ilgili kişilere bizim bir hana gittiğimizi ve belkide bu gece gelemeyeceğimizi bildirirmisiniz.
rahibinde onayını aldıktan sonra findora döner..
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
Keşiş Findor"un yüzündeki gülümsemeyi gördükten sonra bir sevinç nidası attı.
Ve birlikte gülüşerek yola koyuldular.tapınaktan çıkana kadar gözleri rahibeyi aramıştı keşişin fakat gözleri bulamamıştı rahibeyi.
Arayışlar içinde çıkmışlardı tapınaktan.sanki yeni bir dünyaya adım atar gibiydiler .aralarında güzel bir sohbet ile ormanın sınırına gelerek durdu ve arkasını döndü keşiş .tapınağa şöyle bir bakarak iç geçirdi.acaba bir daha geri dönecekler miydi.yüzündeki gülümseme ile elini sırtındaki çantasına attı.iyi ki yanıma aldım diye düşünerek.içinden bir his midir geri dönüşün olmayacağını bilen bilmem ama bir şekilde biliyordu keşiş bu çıkışın yeni maceralara gebe olduğunu ve yeni bir başlangıç doğurduğunu.düşünceli düşünceli findorun gözlerine bakıyordu şimdi.sen diye geçirdi aklından arayışların benimkilerden derin mi acaba.
Kafasını sallayarak yola devam etti iki yolcu.ormanın içine girdikçe tapınak görünmez oldu.şimdi tam anlamıyla yeni bir dünyada gibiydiler.tüm inananlarıyla birlikte bir tanrı geride mi kalmıştı yoksa tanrılar her yerde miydi.gülüştüler.hoş sohbet kahkahalarla patikalar boyunca ilerlediler taaa ki gizli bir patikanın gizleri önlerinde şekillenirken.findor gözlerinde şaşkınlık bu gizli patikaya bakıyordu.ormanın içinde okadar büyük bir huzur hakimdi ki ruhları şen şakrak ilerledi yeni patikada yolcular.orman üstlerinde saygıyla eğilirmişçesine tüneller oluşturuyorlardı.çalılar ise ayakları altından kaçarcasına yollar açıyordu bu ikiliye.unutulmuş bir diyarın unutulmuş bir derinliğine gidiyordu keşiş ve savaşçı.zaman epey ilerlemiş olmalıydı findor için .gökyüzü yıldız yorganı çekerken üzerine iki yolcu ağaçlar içinde ağaçtan bir han buldular.işte dedi keşiş zamanın unuttuğu ve unutulduğu eski keşiş hanı.pek kimseler bilmez bunu evlat dedi keşiş findora dönerek .umarım eski arkadaşımda buradadır yada eski benlerden biri.findor bu son cümleye anlam verememişti belki ama keşiş katıla katıla gülüyordu.keşiş beklemeden hanın kapısını çaldı .aslında handan çok küçük bir orman evini andırıyordu burası.kapıyı ritmik şekilde çalmaya devam etti keşiş findor arkasında bekliyordu.derken kapının arkasından ritmik vuruş sesleri yankılandı.keşiş yeni bir ritimle vurmaya devam etti ve kapının arkasından vuruşlar farklı bir ritimle tekrar etti.keşiş gür sesiyle gülmeye başladı.aç şu lanet kapıyı eski dostum dışarıda tanrılar var bizi gözetleyen ". Gülmeye devam ediyordu dalga geçermişçesine.kapının arkasında ise aynı güçlükte bir kahkaha duyuldu.findor bütün bu olanları şaşkın bir şekilde izliyordu ki kapı açıldı birden.karşısında keşişin gözlerine sahip çok yaşlı bir adam çıkmıştı.sakalları yeri süpüren gözleri adamın içine bakan.keşiş hızla adamı kolları arasına aldı ve havalarda döndürerek içeri daldılar.gülüşmeler içinde birbirine sitemler yağdırıyorlardı.bir ondan bir bundan.seni görmek güzel dedi keşiş yaşlı evlat dedi.nezaman yanıma gelmeyi düşünüyorsun dedi.sakallı adam ise asla dedi.senin yanına gelmek için çok yol katetmeliyim dostum dedi.
Sohbet alıp başını gitmiştiki findoru tanıttı yaşlı adama.dostum dedi bu adam benim yolumdan gelicek kadar meraklı üstelik yeni tanıştık.sanırım aklında soru işaretleri var.bilirsin beni tanrıların köleliğinden kurtarırım bazen insanları.findora dönerek bu benim bu diyardaki ilk dostum adı Nin-Dara dostum buda findor.daha sonra birlikte salona geçerek bir masaya oturdular.yaşlı adam ise mutfağa giderek bir şeyler hazırlamaya başladı.etraftaki sesler kesilince keşiş Findor"a dönerek hoş geldin dostum dedi gerçek sanılanların gölgeleri arasındaki bilinmeyenlere.
Aradığın sohbete başlayalım istersen dedi.yaşlı evlat mutfaktan biraz geç çıkar ha ne dersin .keşişin gözlerindeki bilgelik akarken ruhundan Findor"un ruhuna.bu genç dedi güçlü bir genç ve tanrılardan öte bakabilmiş biri diye düşünüyordu keşiş.
Gülümsedi ve zamanın neler getireceğini düşünmeye başladı .belki Findor uzun bir konuşma yapacaktı kim bilir yada kim bilir sabah olmayacaktı bu gece
Ve birlikte gülüşerek yola koyuldular.tapınaktan çıkana kadar gözleri rahibeyi aramıştı keşişin fakat gözleri bulamamıştı rahibeyi.
Arayışlar içinde çıkmışlardı tapınaktan.sanki yeni bir dünyaya adım atar gibiydiler .aralarında güzel bir sohbet ile ormanın sınırına gelerek durdu ve arkasını döndü keşiş .tapınağa şöyle bir bakarak iç geçirdi.acaba bir daha geri dönecekler miydi.yüzündeki gülümseme ile elini sırtındaki çantasına attı.iyi ki yanıma aldım diye düşünerek.içinden bir his midir geri dönüşün olmayacağını bilen bilmem ama bir şekilde biliyordu keşiş bu çıkışın yeni maceralara gebe olduğunu ve yeni bir başlangıç doğurduğunu.düşünceli düşünceli findorun gözlerine bakıyordu şimdi.sen diye geçirdi aklından arayışların benimkilerden derin mi acaba.
Kafasını sallayarak yola devam etti iki yolcu.ormanın içine girdikçe tapınak görünmez oldu.şimdi tam anlamıyla yeni bir dünyada gibiydiler.tüm inananlarıyla birlikte bir tanrı geride mi kalmıştı yoksa tanrılar her yerde miydi.gülüştüler.hoş sohbet kahkahalarla patikalar boyunca ilerlediler taaa ki gizli bir patikanın gizleri önlerinde şekillenirken.findor gözlerinde şaşkınlık bu gizli patikaya bakıyordu.ormanın içinde okadar büyük bir huzur hakimdi ki ruhları şen şakrak ilerledi yeni patikada yolcular.orman üstlerinde saygıyla eğilirmişçesine tüneller oluşturuyorlardı.çalılar ise ayakları altından kaçarcasına yollar açıyordu bu ikiliye.unutulmuş bir diyarın unutulmuş bir derinliğine gidiyordu keşiş ve savaşçı.zaman epey ilerlemiş olmalıydı findor için .gökyüzü yıldız yorganı çekerken üzerine iki yolcu ağaçlar içinde ağaçtan bir han buldular.işte dedi keşiş zamanın unuttuğu ve unutulduğu eski keşiş hanı.pek kimseler bilmez bunu evlat dedi keşiş findora dönerek .umarım eski arkadaşımda buradadır yada eski benlerden biri.findor bu son cümleye anlam verememişti belki ama keşiş katıla katıla gülüyordu.keşiş beklemeden hanın kapısını çaldı .aslında handan çok küçük bir orman evini andırıyordu burası.kapıyı ritmik şekilde çalmaya devam etti keşiş findor arkasında bekliyordu.derken kapının arkasından ritmik vuruş sesleri yankılandı.keşiş yeni bir ritimle vurmaya devam etti ve kapının arkasından vuruşlar farklı bir ritimle tekrar etti.keşiş gür sesiyle gülmeye başladı.aç şu lanet kapıyı eski dostum dışarıda tanrılar var bizi gözetleyen ". Gülmeye devam ediyordu dalga geçermişçesine.kapının arkasında ise aynı güçlükte bir kahkaha duyuldu.findor bütün bu olanları şaşkın bir şekilde izliyordu ki kapı açıldı birden.karşısında keşişin gözlerine sahip çok yaşlı bir adam çıkmıştı.sakalları yeri süpüren gözleri adamın içine bakan.keşiş hızla adamı kolları arasına aldı ve havalarda döndürerek içeri daldılar.gülüşmeler içinde birbirine sitemler yağdırıyorlardı.bir ondan bir bundan.seni görmek güzel dedi keşiş yaşlı evlat dedi.nezaman yanıma gelmeyi düşünüyorsun dedi.sakallı adam ise asla dedi.senin yanına gelmek için çok yol katetmeliyim dostum dedi.
Sohbet alıp başını gitmiştiki findoru tanıttı yaşlı adama.dostum dedi bu adam benim yolumdan gelicek kadar meraklı üstelik yeni tanıştık.sanırım aklında soru işaretleri var.bilirsin beni tanrıların köleliğinden kurtarırım bazen insanları.findora dönerek bu benim bu diyardaki ilk dostum adı Nin-Dara dostum buda findor.daha sonra birlikte salona geçerek bir masaya oturdular.yaşlı adam ise mutfağa giderek bir şeyler hazırlamaya başladı.etraftaki sesler kesilince keşiş Findor"a dönerek hoş geldin dostum dedi gerçek sanılanların gölgeleri arasındaki bilinmeyenlere.
Aradığın sohbete başlayalım istersen dedi.yaşlı evlat mutfaktan biraz geç çıkar ha ne dersin .keşişin gözlerindeki bilgelik akarken ruhundan Findor"un ruhuna.bu genç dedi güçlü bir genç ve tanrılardan öte bakabilmiş biri diye düşünüyordu keşiş.
Gülümsedi ve zamanın neler getireceğini düşünmeye başladı .belki Findor uzun bir konuşma yapacaktı kim bilir yada kim bilir sabah olmayacaktı bu gece
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
İşte Findor un beklediği fırsat geçmişti eline artık keşişle rahat rahat konuşabilecekti...
tapınak tan çıkarken derin bir nefes aldı çünkü burası onu çok olmasada sıkmıştı e findor sıkıntıya neredeyse hiç gelemezdi...
Tapınağın bir inananı olmadığından oradan ayrılmak hiçte zor olmadı...
findor merak ediyordu bilge keşiş acaba onu daha öncelerden takip ettiğini biliyormuydu..
Bilse bunca zaman önce onu yanına çağırırdı diye düşündü...
findo keşişten biraz ürkmüştü ama bun ona belli etmemeliydi çünkü korku zayıflığın belirtisiydi ona göre uzun bir yol yürüdükten sonra güle güle ormanın sınırına geldiler tapınak doğuda kalmış ve nerdeyse görünülmez bir hal almıştı gece çökmeye başlamıştı bile ikili ormanın sınırından içeri girerken findor ormanları çok seviyordu belkide en çok rahat ettiği yerlerden biride ormandı....
Belkide tecrübeleri ormanı sevdirmişti ona ormanlarda bir çok takip yapmış kimi zaman bilmediği yaratıkladan kaçmıştı ve bir çok savaşa girmişti....
Gülerek kahkahalar atarak ormanın içinde ilerlemeye devam ettiler
belli bir süre sonra küçük bir ev tarzında bir yere vardılar keşiş
kapıya gelince acayip bir şekilde kapıyı çalmaya başladı ve içerden buna cevap geldi seslere bakılırsa içerdeki çoktan gülmeye başlmıştı...
en sonunda keşiş Aç şu kapıyı eski dostum deyince kapı açıldı ve iki eski dost sarıldılar
en sonunda geçen muhappetlerin ardından diğer yabancı keşişile tanışabildiler findorla
"hoşbulduk umarım iyi zaman geçiririz "dedi ve onun önünde eğildikten sonra quel rauk la beraber bir masaya oturdular keşiş sankli birşeyleri biliyormuş havası veriyordu findor a ama findor bozuntuya vermiyordu "evet keşiş efendi nerden başlamak istersin" dedi findor masaya oturunca....
tapınak tan çıkarken derin bir nefes aldı çünkü burası onu çok olmasada sıkmıştı e findor sıkıntıya neredeyse hiç gelemezdi...
Tapınağın bir inananı olmadığından oradan ayrılmak hiçte zor olmadı...
findor merak ediyordu bilge keşiş acaba onu daha öncelerden takip ettiğini biliyormuydu..
Bilse bunca zaman önce onu yanına çağırırdı diye düşündü...
findo keşişten biraz ürkmüştü ama bun ona belli etmemeliydi çünkü korku zayıflığın belirtisiydi ona göre uzun bir yol yürüdükten sonra güle güle ormanın sınırına geldiler tapınak doğuda kalmış ve nerdeyse görünülmez bir hal almıştı gece çökmeye başlamıştı bile ikili ormanın sınırından içeri girerken findor ormanları çok seviyordu belkide en çok rahat ettiği yerlerden biride ormandı....
Belkide tecrübeleri ormanı sevdirmişti ona ormanlarda bir çok takip yapmış kimi zaman bilmediği yaratıkladan kaçmıştı ve bir çok savaşa girmişti....
Gülerek kahkahalar atarak ormanın içinde ilerlemeye devam ettiler
belli bir süre sonra küçük bir ev tarzında bir yere vardılar keşiş
kapıya gelince acayip bir şekilde kapıyı çalmaya başladı ve içerden buna cevap geldi seslere bakılırsa içerdeki çoktan gülmeye başlmıştı...
en sonunda keşiş Aç şu kapıyı eski dostum deyince kapı açıldı ve iki eski dost sarıldılar
en sonunda geçen muhappetlerin ardından diğer yabancı keşişile tanışabildiler findorla
"hoşbulduk umarım iyi zaman geçiririz "dedi ve onun önünde eğildikten sonra quel rauk la beraber bir masaya oturdular keşiş sankli birşeyleri biliyormuş havası veriyordu findor a ama findor bozuntuya vermiyordu "evet keşiş efendi nerden başlamak istersin" dedi findor masaya oturunca....
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
Elrond_Carnesir
- Kullanıcı

- Posts: 98
- Joined: Fri Apr 02, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul-Florya
- Contact:
Minik kender elinde vücudundan büyük bir harita tutuyor ve haritaya bakarak yürüyordu... Etraf karanlıktı. Ancak kenderin korkacak hali yoktu herhalde... Karanlıktan dolayı haritaya kafasını gömdü. Kafası uzun bir zamandır yolculukta olup hiç birşey yememekten haritanın altından yürüdüğü engebeli yola bakacak kadar çalışmadı ve bir taşa takılarak yere düştü -haritanın üzerine-...
"Bu yırtabileceğim son haritaydı" dedi kendi kendine ve artık yolculuk şevkini yitirmeye başladığını hissetti... Etrafına sulanmış gözlerle baktı.. Biraz ileride küçük bir çadır gördü. Gözüne çok şirin bir çadır gibi geldi - gerçi gözüne herşey çok şirin geliyordu- ve çadıra dogru yurumeye basladı... Ã?adırın girişine geldiğinde -herşeyde oldugu gibi- kender reflexleri onu çadırdan içeri soktu (herzaman başını derde soktuğu gibi). Gözleri hiç olmadığı kadar açıldı ve heyecanla etrafına bakınmaya başladı. Uzun zamandır inceleyecek birşeyler bulamamıştı ve boş olan keseleri büyük bir hevesle canlandı. İleride bir havuz gördü. hemen yanına gelip su içecekti ki havuzun yanında duran kırmızı cüppeli bayanı farketti. Uzun zamandır bir insanlar karşılaşmamıştı. Bunun verdiği heyecanla hoplaya zıplaya hanımefendiye dogru gitti ve minik kollarını hanımefendiye utanmaz bir biçimde sardı...
"şey.. Merhaba... Ben Elrond...Çok uzaktan geldim...ımmmm bir saniye ismi neydi... bilirmisiniz...ııııııı hatırlayamıyorum..." Ağzında bunları geveleyedursun zaten neyi aradığını unuttu ve kendi kendine ve bir anda ellerine baktı... Sanki onları kendi kontrol etmiyormuş gibi bir his vardı içinde çünkü gözlerine çok yabancı gelmişleri... Ve parmalarının arasında bir mendil farketti. Hayır bu mendil onun değildi. Hemen başını kaldırıp biraz önce sarıldığı hanıım efendiye baktı ve kendisini şaşırmış bir biçimde izleyen bayana mendili uzattı...
"Sanırım bu sizin... Elime düşmüş olmalı... Biraz daha dikkatli olun hanmefendi...Ben eşyalarıma her zaman sahip çıkarım. İsterseniz sizede öğretebilirim... İlk önce kendinize birkaç kese alın ve belinize asın... şey aslını sorarsanız bu keseler büyülü bunları size veremem... Büyüsünü bende bilmiyorum ama bazen hiç bilmediğim nesneler içinden çıkıveriyor işte... En son keselerimi açtığımda içinden....." diye devam etti minik kender ancak onu dinleyen yoktu... Zaten birileri bu çılgın kenderi dinlese minik kişi sonsuza kadar -tanrı korusun- konuşurdu....
"Bu yırtabileceğim son haritaydı" dedi kendi kendine ve artık yolculuk şevkini yitirmeye başladığını hissetti... Etrafına sulanmış gözlerle baktı.. Biraz ileride küçük bir çadır gördü. Gözüne çok şirin bir çadır gibi geldi - gerçi gözüne herşey çok şirin geliyordu- ve çadıra dogru yurumeye basladı... Ã?adırın girişine geldiğinde -herşeyde oldugu gibi- kender reflexleri onu çadırdan içeri soktu (herzaman başını derde soktuğu gibi). Gözleri hiç olmadığı kadar açıldı ve heyecanla etrafına bakınmaya başladı. Uzun zamandır inceleyecek birşeyler bulamamıştı ve boş olan keseleri büyük bir hevesle canlandı. İleride bir havuz gördü. hemen yanına gelip su içecekti ki havuzun yanında duran kırmızı cüppeli bayanı farketti. Uzun zamandır bir insanlar karşılaşmamıştı. Bunun verdiği heyecanla hoplaya zıplaya hanımefendiye dogru gitti ve minik kollarını hanımefendiye utanmaz bir biçimde sardı...
"şey.. Merhaba... Ben Elrond...Çok uzaktan geldim...ımmmm bir saniye ismi neydi... bilirmisiniz...ııııııı hatırlayamıyorum..." Ağzında bunları geveleyedursun zaten neyi aradığını unuttu ve kendi kendine ve bir anda ellerine baktı... Sanki onları kendi kontrol etmiyormuş gibi bir his vardı içinde çünkü gözlerine çok yabancı gelmişleri... Ve parmalarının arasında bir mendil farketti. Hayır bu mendil onun değildi. Hemen başını kaldırıp biraz önce sarıldığı hanıım efendiye baktı ve kendisini şaşırmış bir biçimde izleyen bayana mendili uzattı...
"Sanırım bu sizin... Elime düşmüş olmalı... Biraz daha dikkatli olun hanmefendi...Ben eşyalarıma her zaman sahip çıkarım. İsterseniz sizede öğretebilirim... İlk önce kendinize birkaç kese alın ve belinize asın... şey aslını sorarsanız bu keseler büyülü bunları size veremem... Büyüsünü bende bilmiyorum ama bazen hiç bilmediğim nesneler içinden çıkıveriyor işte... En son keselerimi açtığımda içinden....." diye devam etti minik kender ancak onu dinleyen yoktu... Zaten birileri bu çılgın kenderi dinlese minik kişi sonsuza kadar -tanrı korusun- konuşurdu....
"Savaş kendi ülken uğruna ölmek değil, savaştığın kişilerin kendi ülkeleri uğruna ölmelerini sağlamaktır!!!"
belkide yeni bi inanan olmak isteyen Anderoyla konuşurken cüppesini asılan birşey farketti bir kender sıkıca sarılıyordu sarılan kenderi ellerinden tuttu ve kendisinden uzaklaştırdı kenderin boy hizasına kadar çömeldi kender bir mendil uzatmıştı mendilini düşürdüğünü hiç hatırlamıyordu sonra kenderler dedi kendikendisine ve gülümsedi uzun bir gülümseyiş değildi tek bir laf bile etmeden kender konuşmaya başlamıştı bile eliyle kenderin ağzını kapadı ancak ozaman kendisine laf düşme fırsatı buldu " bağararak konuşmanı tavsiye etmem minik kender eğer tapınağı gezmek istiyosan gezebilirsin bu arada insanların kaybolan eşyalarıyla fazla ilgilenme bırak onlar kendileri bulsun" sonra ayağa kalktı ve Anderoya yeniden döndü
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
rp dışı arkadaşlar bu konuyu bir an önce yeni bir başlık altında devam ettiricez.tapınakta yer meşgul ettiğimiz için afedersiniz sadece tapınaktan ayrılıp gittiğimizin bir ifadesiydi okadar
bundan sonraki msj larımızı yeni başlığın altında atıcaz
saygılarımla ...
ha buarada sizlerin cevaplarını bekliyemedik kusura bakmayın biraz aceleci oldu ama
saygılarımla ...
ha buarada sizlerin cevaplarını bekliyemedik kusura bakmayın biraz aceleci oldu ama
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
RP DIşI: Tapınağın başka bir yere yeniden kurulduğunu buraya yazarsanız iyi olur. Böylece Lord Dragonfire inancının tapınağı olarak burayı bilenler yeni yere yönlenirler. Mesela ben.. : )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
RP DIşI : Sevgili dostum squan heralde tapınaktan çıkışımı anlatamazdım handa öyle değilmi hemen yeni bir başlık açıyoruz verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilerim kusura bakmayın ama sizde çok üstelemeyin...
Bu tapınak değil bizim kurmak istediğimiz yani dragonfire değil başka bir inanç sistemi istiyoruz adminlerden izin alırsan bu konuyu başka yerde konuşalım...
Bu tapınak değil bizim kurmak istediğimiz yani dragonfire değil başka bir inanç sistemi istiyoruz adminlerden izin alırsan bu konuyu başka yerde konuşalım...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests