Ufak bi Öadır
O hancı ve han aklına geldiğinde suratına muzip bir gülümseme yayıldı.Ama içinden gelen sesi duyunca Ozan donup kalmıştı:
-Sen ne zaman iyi insan olacaksın?
Feryat bu sesi daha önce de duymuştu. Bu ses sürekli onun tüylerini diken diken ederdi... Sesin kime ait olduğunu ve nerden geldiğini bir türlü çözememişti şu ana kadar... Bu sesin sadece ses olmaktan çıkıp kendisini ele geçirdiği zamanları da hatırlıyordu ozan. Ã?yle zamanlarda dünyayı bir pencereden izliyormuş gibi olurdu. Hareketleri kontrolden çıkardı...
-Sen ne zaman iyi insan olacaksın?
Feryat bu sesi daha önce de duymuştu. Bu ses sürekli onun tüylerini diken diken ederdi... Sesin kime ait olduğunu ve nerden geldiğini bir türlü çözememişti şu ana kadar... Bu sesin sadece ses olmaktan çıkıp kendisini ele geçirdiği zamanları da hatırlıyordu ozan. Ã?yle zamanlarda dünyayı bir pencereden izliyormuş gibi olurdu. Hareketleri kontrolden çıkardı...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
Gözlerini açtığında kendini tıpkı yeniden doğmuş gibi hissediyordu.Yatakta öylece uzandı bir müddet ve çevreyi seyretmeye koyuldu.Burası şahane bir yerdi ayrıca devasa büyüklükteydi ve oldukça huzur veriyordu kendisine.Etrafına baktı baktı...İçerisi ne kadarda büyük diye düşünüdü.Hiçbirşey düşünmeden öylece seyretti etrafı.Ama sonra...Ailesini hatırladı sonra diyarları sonra goblinleri.Kum gibi goblin kaynıyordu etrafı ve onların dehşetle kaçtıklarını hatırladı sonra.Bu kadar çok düşmanı kaçıran neydi acaba diye merak etti.Ve onların sefil silahlarının vücünda açtığı yaralar...
Bunu hatırlayınca aniden doğruldu ve vücuduna baktı.Heryerinde sargılar vardı.Oldu olası sargıları sevmezdi zaten ama kendinin iyileşmesini sağlamışlardı.Ve korkarak sargıların birisini açmaya yeltendi.Kaldırdı baktı..
Hiçbir iz Yoktu!
Ve hayrete düşürek başka bir sargıya baktı ve onda da aynı manzara ile karşılaştı.Birileri hem kendisini o kadar goblinin elinden kurtarmış hem de yaralarını iyileştirmişti.Bu kadar iyiliği kendisine kim yapmış olabilirdi?Üstelik kılıcı da yanındaydı.Onu tanımadıkları halde ona niye bu kadar güven duymuşlardı?Etrafına bakındı ve kapıda bir siluet gördü.Artık sorularımın cevabını buldum diye düşünerek doğruldu,kılıcını alarak kınına soktu ve kapıya doğru yürümeye başladı...
Bunu hatırlayınca aniden doğruldu ve vücuduna baktı.Heryerinde sargılar vardı.Oldu olası sargıları sevmezdi zaten ama kendinin iyileşmesini sağlamışlardı.Ve korkarak sargıların birisini açmaya yeltendi.Kaldırdı baktı..
Hiçbir iz Yoktu!
Ve hayrete düşürek başka bir sargıya baktı ve onda da aynı manzara ile karşılaştı.Birileri hem kendisini o kadar goblinin elinden kurtarmış hem de yaralarını iyileştirmişti.Bu kadar iyiliği kendisine kim yapmış olabilirdi?Üstelik kılıcı da yanındaydı.Onu tanımadıkları halde ona niye bu kadar güven duymuşlardı?Etrafına bakındı ve kapıda bir siluet gördü.Artık sorularımın cevabını buldum diye düşünerek doğruldu,kılıcını alarak kınına soktu ve kapıya doğru yürümeye başladı...
Kısa bir süre sonra ozanın yanına gümüş tepsi ile geldi tepsinin üstüne şarap ve kızarmış et vardı ozanın kendi kendine garip şeyler mırıldandığını gördü
- buyrun siz affiyetle yiyin ben sizi yalnız bırakayım
bunları söyledikten sonra zarif bir hareketle ozanın yanından ayrıldı
- buyrun siz affiyetle yiyin ben sizi yalnız bırakayım
bunları söyledikten sonra zarif bir hareketle ozanın yanından ayrıldı
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Tepsiyi Rahibenin elinden aldı... Ve rhibenin gidişini izledi hiç bir şey söyleyecek keyfi yoktu... Bu ses laneti gibi sürekli ensesinde soluyordu...
Bu da onun iştahını ve keyfini kaçırmıştı...
Yeni gelen o zaman inananı ve kendisi gibi inancında hür inançsıza baktı...
-Eee, yemek isteyen?
Bu da onun iştahını ve keyfini kaçırmıştı...
Yeni gelen o zaman inananı ve kendisi gibi inancında hür inançsıza baktı...
-Eee, yemek isteyen?
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
Selam olsun sana yüce rahip diyerek rahibi selamladı ve onun sevgi dolu gözlerinin derinliklerine doğru baktı.Orada gördüğü şeyin ne olduğunu tam olarak tahmin edemiyordu ama iyi birşey olduğundan emindi.
''Benim adım Moradin.Beni goblilerden kurtaran siz olmasınız.'''Söylermisiniz bana kimsiniz niye yardım ettiniz?Üstelik bana yardım etmekle kalmayıp bir de güvenerek kılıcımı yanıma koyuyorsunuz.Hiç mi tereddüt etmediniz benden?''diye sordu içini tırmalayan bu meraktan kurtulmak için sorularını...
''Benim adım Moradin.Beni goblilerden kurtaran siz olmasınız.'''Söylermisiniz bana kimsiniz niye yardım ettiniz?Üstelik bana yardım etmekle kalmayıp bir de güvenerek kılıcımı yanıma koyuyorsunuz.Hiç mi tereddüt etmediniz benden?''diye sordu içini tırmalayan bu meraktan kurtulmak için sorularını...
ewet moradin tahminin doğru sana ben yardım ettim bunun sebebi yok ama şu sana açıklayıcı olacaktır... bak moradin bizler yardım etmekten hiç korkmaz hiç çekinmeyiz zira biz ihtiyacı olan we bize zararı dokunmayacak bütün kişilere de yardım ederiz biz Dragonfire'ın inananlarıyız bu bunu gerektirir we bir şey daha kılıcına gelirsek isteseydin bile bu tapınağın içinde iken bize en küçük bir zarar weremezdin; bizim çadırımızın bir kapısı bulunmamasına rağmen ondan çok daha etkili şeylere sahiptir...
çok zaman geçti çok şey değişti...
Doğrusu bu yanıt onu çok şaşırtmıstı.Bu diyarlarda hala merhamet duygusunu kaybetmeyen kişiler varmış hala diye düşündü.Ailesini kaybettikten sorna içinde doğan bu inanç boşluğunu doldurma fırsatı doğmuştu artık.Daima inanıp-inanmama arasında gidip gelmişti.Tanrıların hep kendini beğenmiş olduğunu ve kendisine tapanları umursamadığını düşünüyordu.Ama bu tanrı farklı olmalıydı.Buraya tesadüfen geldiğini düşünmüyordu.Ve o dakikadan sonra babası gibi iyi tanrılara hizmet etmeye ve bu amaç uğrunda ölmeye karar verdi.Ama önce hizmet edeceği tanrı hakkında bilgi sahibi olmalıydı.
Rahibin önünde eğilerek tek dizini saygı amacıyla yere koydu sonra derin bir soluk alarak söze başladı.
''Bana tanrınızı anlatırımısınız kusal rahip.Bu kadar çok iyiliği bile çok görmeyen bu tanrıyı tanımak istiyorum.''
Rahibin önünde eğilerek tek dizini saygı amacıyla yere koydu sonra derin bir soluk alarak söze başladı.
''Bana tanrınızı anlatırımısınız kusal rahip.Bu kadar çok iyiliği bile çok görmeyen bu tanrıyı tanımak istiyorum.''
derhal ayağa kalk moradin sadece tanrı yarı tanrı we seçilmişlerin önünde eğil diğer kişilerin önünde asla eğilme bu bahsettiğim kişilere we kendine bir saygısızlıktır
bunun yanında arzu edersen gel odama geçelim sana orada ne öğrenmek istersen anlatayım...
RP DIşI: arkadaşlar ben moradine msn üzerinden bilgi wereceğim forum üzerinden bu zor olur die tahmin ediyorum zira soru cewap şeklinde forumumuzu işgal etmek istemiyorum
bunun yanında arzu edersen gel odama geçelim sana orada ne öğrenmek istersen anlatayım...
RP DIşI: arkadaşlar ben moradine msn üzerinden bilgi wereceğim forum üzerinden bu zor olur die tahmin ediyorum zira soru cewap şeklinde forumumuzu işgal etmek istemiyorum
çok zaman geçti çok şey değişti...
Ve Just_Win kendisine sabırla Dragonfire'ı anlattı.Gencin hoşuna gitmişti ve bu tamamen hayat düsturuna uyuyordu.Artık gerçek bir tanrı bulmuştu.Ve sadakatini sunmak için hiçbir tereddütü kalmadı.Kılıcını kınından çekti ve uzun saçından bir tutam kesti.Kılıcını kabzası Just_Wine doğru gelecek şekilde yere yatırdı yavaşca,sağ elini yumruk yaparak kalbine koydu,kestiği saçını sol eliyle kutsal rahibe doğru uzattı ve tek dizi yerde iken başını öne doğru eğdi ve söze başladı...
''Artık hiçbir tereddütüm kalmadı.İlk başta duyduğum tereddümü affedin efendim.Lütfen beni kabul ediniz.Tanrımıza çok içten bir inançla bağlıyım şu andan itibaren.Size ve tanrımız sadakatimi sunuyorum.''
Kılıç ve saç onun kültüründe sadakat ve teslimiyet demekti.Bilge rahip tabiki onun kültürünü biliyordu.Eğer kılıcı sağ eline ve saçı da sol eline alıp havaya kaldırırsa onu kabul edecek demekti.Umutla bunu yapmasını bekledi Rahipten..
''Artık hiçbir tereddütüm kalmadı.İlk başta duyduğum tereddümü affedin efendim.Lütfen beni kabul ediniz.Tanrımıza çok içten bir inançla bağlıyım şu andan itibaren.Size ve tanrımız sadakatimi sunuyorum.''
Kılıç ve saç onun kültüründe sadakat ve teslimiyet demekti.Bilge rahip tabiki onun kültürünü biliyordu.Eğer kılıcı sağ eline ve saçı da sol eline alıp havaya kaldırırsa onu kabul edecek demekti.Umutla bunu yapmasını bekledi Rahipten..
Join us in our never ending journey
Into the burning lake of fire
Let us fill your helpless soul
Fill it with sweet desire...
Into the burning lake of fire
Let us fill your helpless soul
Fill it with sweet desire...
Yemeği sandalyedeki adamın eline tutuşturup gitti...
Sıkılmıştı buradan.. En iyisi biraz gezmekti... Ayaklarına deh diyip tapınağı gezmeye başladı ozan... ve gezerken bir odada yerde eğilmiş bandajlı bir kişi bir de rahibi gördü orada onları izledi gizlice. Yerde ki adam ona tanıdık gelmeye başlamıştı...
Sıkılmıştı buradan.. En iyisi biraz gezmekti... Ayaklarına deh diyip tapınağı gezmeye başladı ozan... ve gezerken bir odada yerde eğilmiş bandajlı bir kişi bir de rahibi gördü orada onları izledi gizlice. Yerde ki adam ona tanıdık gelmeye başlamıştı...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
Rahip gülümsedi gözünden bir ince damla yaş süzüldü birkaç kadim söz söylerken kılıcı sağ eliyle estetik bir biçimde tutup kaldırırken saçı sol eliyle aldı kadim sözler bittiğinde rahip konuştu saçı bir hediye we bağlılığının bir simgesi olraka alıyorum derken saçlar yokolurken elinde bir madalyon oluşuwerdi we bu da benim sana wermem gereken madalyon dedi yüce rahip we madalyonu moradinin boynuna geçirdi. kılıcı geri werirken moradine, bana söylediğin gibi paladin olmak istiyorsan zamanın karargahına gitmelisin moradin orada unholy'yi göreceksin ondan sana eğitim wermesini rica et o çok bilge we çok güçlü bir yüce paladindir we ayrıca tanrımızın seçilmişidir... sana önerim aceleci olmaman we aklını kullanarak dawranmandır May Dragonfire Bless You, Moradin...
çok zaman geçti çok şey değişti...
Ozan ve Rahibenin konuşmalarının bitmesini beklemeyen Thlyrotel tekrar odasına çekildi ve bütün sabahı orda geçirdi.
Aslında birinin gelip kendisiyle ilgilenmesini bekliyordu ama bütün sabah kimse gelmedi "peki" diye düşündü kendi kendine "anlaşılan çok meşguller, öyleyse bende kendi işimi kendim hallederim" bunun ardından Thlyrotel tapınağın bilmediği koridorlarında dolaşmaya başladı, daha önce adını duyduğu başrahip Just_win'i bulacaktı...
Aslında birinin gelip kendisiyle ilgilenmesini bekliyordu ama bütün sabah kimse gelmedi "peki" diye düşündü kendi kendine "anlaşılan çok meşguller, öyleyse bende kendi işimi kendim hallederim" bunun ardından Thlyrotel tapınağın bilmediği koridorlarında dolaşmaya başladı, daha önce adını duyduğu başrahip Just_win'i bulacaktı...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
En sonunda tanımadığı na kanaat getirdiği adama son kez bakıp odasına doğru yürümeye başladı ozan.Aklı hala bulanıktı o ses ve bu tanıdık gelen adamı düşünüyordu. Dalgınlığı tesirini gösterdi ve yanlışlıkla yan odaya girdi. O sırada dışarı çıkmakta olan thyrotel ile çarpıştı:
-Sen benim odamda ne arıyoon ya?
-Sen benim odamda ne arıyoon ya?
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
