ÖIğLIKLARIN KALESİ(DÖşMÖş TANRI:AZALIN)
-
AresMajere
- Kullanıcı

- Posts: 65
- Joined: Sat Mar 13, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Lord AZALİN' in sözleriyle içindeki gücün gitgide arttığını hissetti Ares. Tanrısı Shevarash' ın içinde beslediği intikam ateşi Lord AZALİN ile adeta devasal boyutlara ulaşmıştı.
"Sizin kurallarınız ve dininizin inançları diyarlarda ses bulacak ve inananları ordusu intikam alırken acıyı besleyeceklerdir, Lordum. Ben ise bu uğurda birçok drowun kanını döküp, imanımın kuvvetini size göstereceğim"
Ares bunları söyledikten sonra ayağa kalktı, kırmızı cübbesini savurdu, kılıcını kınına soktu ve kafasını ve gözlerini örten altın sarısı başlığını çıkıp sağ kolunun arasına aldı. Sonra ayakta durur şekilde yalnızca başını öne eğip Lordunu selamlayarak şu soruyu yöneltti:
"Bana vereceğiniz ilk görev nedir lordum?"
"Sizin kurallarınız ve dininizin inançları diyarlarda ses bulacak ve inananları ordusu intikam alırken acıyı besleyeceklerdir, Lordum. Ben ise bu uğurda birçok drowun kanını döküp, imanımın kuvvetini size göstereceğim"
Ares bunları söyledikten sonra ayağa kalktı, kırmızı cübbesini savurdu, kılıcını kınına soktu ve kafasını ve gözlerini örten altın sarısı başlığını çıkıp sağ kolunun arasına aldı. Sonra ayakta durur şekilde yalnızca başını öne eğip Lordunu selamlayarak şu soruyu yöneltti:
"Bana vereceğiniz ilk görev nedir lordum?"
Ares doğrulupta kılıcını kınına koduğunda gördüğü ilk şey sağ elinin üstünde bir dövme olduğuydu. gümüş rengi bir maske ve onu altında bir damla göz yaşı.
"bu" diye kafasında yankılandı ses "senin bana ruhunla bağlılığının kanıtıdır. Ares."
"sana ilk görevimse artık bu tapınağın yöneticiliği ve düzenin korunmasıdır" bundan böyle tapınağı ziyarete gelen "diyar sakinleri" ni sen karşılayacaksın. ben ise kalenin daha iç mekanlarında olacağım.
"eğer burayı yeteri kadar iyi yönetebilirsen. bu başarın karşılıkız kalmaz. "
elini daha önce oturmakta olduğu tahtına uzatır.
"belki birgün yeteri kadar inancını kanıtlarsan bu tahta bile otuma iznin bile olur. "
"artık burda yaşa ve düsturunu izle"
Lord Azalin elf rahibe sırtını döner ve yırtık pırtık cübbesini yere sürürken, elindeki lanetli hançerden hala kan damlamaktadır.tahtın arkasına doğru ilerler. duvara yaklaştığında önünde iki kanatlı bir kapı belirir. kapılar azalinin önünde içeri doğru açılırlar ve o geçtikten sonra takrar kapanır. ama koybolmazlar.
Artık Rahip Ares Majere Lordun o kapının arkasında bir yerlerde olduğunu bilir. ve bu onun en büyük güvencesidir.
"bu" diye kafasında yankılandı ses "senin bana ruhunla bağlılığının kanıtıdır. Ares."
"sana ilk görevimse artık bu tapınağın yöneticiliği ve düzenin korunmasıdır" bundan böyle tapınağı ziyarete gelen "diyar sakinleri" ni sen karşılayacaksın. ben ise kalenin daha iç mekanlarında olacağım.
"eğer burayı yeteri kadar iyi yönetebilirsen. bu başarın karşılıkız kalmaz. "
elini daha önce oturmakta olduğu tahtına uzatır.
"belki birgün yeteri kadar inancını kanıtlarsan bu tahta bile otuma iznin bile olur. "
"artık burda yaşa ve düsturunu izle"
Lord Azalin elf rahibe sırtını döner ve yırtık pırtık cübbesini yere sürürken, elindeki lanetli hançerden hala kan damlamaktadır.tahtın arkasına doğru ilerler. duvara yaklaştığında önünde iki kanatlı bir kapı belirir. kapılar azalinin önünde içeri doğru açılırlar ve o geçtikten sonra takrar kapanır. ama koybolmazlar.
Artık Rahip Ares Majere Lordun o kapının arkasında bir yerlerde olduğunu bilir. ve bu onun en büyük güvencesidir.
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
-
AresMajere
- Kullanıcı

- Posts: 65
- Joined: Sat Mar 13, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Ares, AZALİN' in verdiği görev karşısında şaşırmış olsada yüzündeki sert ifade değişmedi. Dudaklarında bir kıpırtı yoktu.Verdiği yemin gereği diyarlarda tek bir drow kalana kadar gülmeyecekti ve şimdi bir tanesi yakınlarında dolaşmaktaydı.
Ares kaleyi dolaşıp neler yapabileceğine baktı.Kırmızı elbisesi kan akan duvarların yanında dolanırken onu fark edilmez kılıyordu.Tek göze çarpan altın sarısı miğferiydi.
Yapması gereken ilk şey bir sunaktı.Her gün inanların gelip AZALİN'e bağlılıklarını sunacağı ve yakınında bulunanlara Lord AZALİN'in korumasını ve güçlerini bahşedeceği özel güçlerle donanmış bir sunak kaleye yapılmalıydı.
Darkslayer, bunu ilk fırsatta Lord AZALİN' e danışma kararı aldı.
Ares kaleyi dolaşıp neler yapabileceğine baktı.Kırmızı elbisesi kan akan duvarların yanında dolanırken onu fark edilmez kılıyordu.Tek göze çarpan altın sarısı miğferiydi.
Yapması gereken ilk şey bir sunaktı.Her gün inanların gelip AZALİN'e bağlılıklarını sunacağı ve yakınında bulunanlara Lord AZALİN'in korumasını ve güçlerini bahşedeceği özel güçlerle donanmış bir sunak kaleye yapılmalıydı.
Darkslayer, bunu ilk fırsatta Lord AZALİN' e danışma kararı aldı.
- Lanet olası.. yüzünü tanınmaz hale getireceğim.. .. sol kolun havada sallamak için benim olucak..
diye tekrarlıyordu iAderia içinden.. ayarlamaya çalıştığı tek şey nefesi idi gizlendiği karanlıta.. buraya girmesi bile çok zor olmuştu.. sayısını bilmediği askerler bahçede idi.. o köpeğin askerleri.. komutanlarına sadık pislikler.. emir erleri..
tam 4 saattir kımıldıyamamıştı saklandığı yerde... o aşşaağılık herifin kanla boyanacak boğazı için.. koparacağı kolu duyduğu çığlıklardan içeri koşturan askerlerin ilkine yutturacak.. sonra da o gereksiz hayatına son vermelerine izin verecekti..
aklındaki tek görüntü karısının kanı ile boyanmış yatak odası idi.. bir de 5 aylık oğlunun farketmeden bastığı yerdeki sol kolu..
tattığı acıların aynısını tattırmak.. o soğuk ve kibirli gözlerinde korkuyu görmek istiyordu.. önce karısının boğazını kesecekti.. sadece bi anlık sessizlik için.. daha sonra da geçecek tekşey hayatı olacaktı.. o gözlerinden fışkıran kini ile..
kolladığı an gelmişti saklandığı dolap arkasından çıkması için ..ayak esleri.. yatak odasına giren bir çift..
derin bir nefes ile .. daha ne olduğunu anlıyamadan arkasından yakaladığı kadının boğazını kanıyla boyadı..
o an son nefesini verenin kızkardeşi olması hiç ama hiçbirşey ifade etmiyordu.. düşündüğü tek şey karşısında korkudan buz kesmiş ve büyümüş yeni kurbanının gözleri idi..
artık ağırlığını taşıyamayan bedeni sol tarafa ittirdi ve ileri doğru atıldı.. gözü kararmıştı.. kanı çekiliyordu.. etraf kararmıştı koşmaya devam ediyordu.. bir anlık karanlıktan sonra adımını attığı yerin artık o yatak odası olmadığını anladı ama kafasını kaldıramadan, koşmasını durduramadan duvara çarpmış ve yere yığılmıştı..
çarptığı duvar garip bir kaleninki idi..
derin bir nefes ve sessizlik.. uyanmak istemiyordu.. acaba onuda öldürmüş müydü??
diye tekrarlıyordu iAderia içinden.. ayarlamaya çalıştığı tek şey nefesi idi gizlendiği karanlıta.. buraya girmesi bile çok zor olmuştu.. sayısını bilmediği askerler bahçede idi.. o köpeğin askerleri.. komutanlarına sadık pislikler.. emir erleri..
tam 4 saattir kımıldıyamamıştı saklandığı yerde... o aşşaağılık herifin kanla boyanacak boğazı için.. koparacağı kolu duyduğu çığlıklardan içeri koşturan askerlerin ilkine yutturacak.. sonra da o gereksiz hayatına son vermelerine izin verecekti..
aklındaki tek görüntü karısının kanı ile boyanmış yatak odası idi.. bir de 5 aylık oğlunun farketmeden bastığı yerdeki sol kolu..
tattığı acıların aynısını tattırmak.. o soğuk ve kibirli gözlerinde korkuyu görmek istiyordu.. önce karısının boğazını kesecekti.. sadece bi anlık sessizlik için.. daha sonra da geçecek tekşey hayatı olacaktı.. o gözlerinden fışkıran kini ile..
kolladığı an gelmişti saklandığı dolap arkasından çıkması için ..ayak esleri.. yatak odasına giren bir çift..
derin bir nefes ile .. daha ne olduğunu anlıyamadan arkasından yakaladığı kadının boğazını kanıyla boyadı..
o an son nefesini verenin kızkardeşi olması hiç ama hiçbirşey ifade etmiyordu.. düşündüğü tek şey karşısında korkudan buz kesmiş ve büyümüş yeni kurbanının gözleri idi..
artık ağırlığını taşıyamayan bedeni sol tarafa ittirdi ve ileri doğru atıldı.. gözü kararmıştı.. kanı çekiliyordu.. etraf kararmıştı koşmaya devam ediyordu.. bir anlık karanlıktan sonra adımını attığı yerin artık o yatak odası olmadığını anladı ama kafasını kaldıramadan, koşmasını durduramadan duvara çarpmış ve yere yığılmıştı..
çarptığı duvar garip bir kaleninki idi..
derin bir nefes ve sessizlik.. uyanmak istemiyordu.. acaba onuda öldürmüş müydü??
Ã?ığlıkların kalesinin bir ziyaretçisi vardı o gece. Basit Korkuları olmayan duygusuz bir ziyaretçi, Lord Azalin'e saygılarını sunmaya gelmişti Zamanın Tapınağının Koruyucusu. Kalenin surlarını yanında acı çeken insanlara aldırmadan geçmişti. Lord Azalin'in oturduğunu bildiği tahta doğru ilerlerken gözleri Drow Savaşçıyı arıyordu.
Lord Azalin'in huzuruna çıkmadan önce etrafına bakındı ve bir an donuk sesi yayıldı etrafa.
- Galadlirim...
Drow Savaşçıyı handa görmüştü. Ama olanlar onunlakonuşmasını engellemişti. Buraya Drow'un sorusunu yanıtlamaya gelmişti.
Lord Azalin'in huzuruna çıkmadan önce etrafına bakındı ve bir an donuk sesi yayıldı etrafa.
- Galadlirim...
Drow Savaşçıyı handa görmüştü. Ama olanlar onunlakonuşmasını engellemişti. Buraya Drow'un sorusunu yanıtlamaya gelmişti.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Thlyrotel o gece bulutlu ve iç sıkan gökyüzünü seyrediyordu, ama ilgisi gökyüzüne değil, bir elf için pekde uzun olmayan ömründe hep uğruna savaştığı ilkelerineydi, öyleki bu ilkeler bu gece onu ölüme sürükleyebilir hatta daha kötüsüde başına gelebilirdi; ama ona borcu vardı, çok sevdiği atına binip şu uğursuz kaleye gittiğini görmüştü ancak elf çok tecrübesizdi bugüne kadar savaştıkları bu kalede karşılaşacaklarının yanında bir hiç olmalıydı...
Sonunda Thlyrotel kararını verdi; ne olursa olsun oraya gidecekti ve karşısına çıkan her türlü kötülükle savaşacaktı, böylece kamptan ayrıldı, karanlık yıldızsız gecede daha önce hiç geçmediği uğursuz toprakta yürüdü, bir süre sonra Fingolfin'in atını gördü, çevreye bakındı ama Fingolfin ortalarda yoktu "işte" dedi kendi içinden "başına kötü birşey gelmiş olmalı" adımlarını dahada hızlandırdı, kaleye yaklaştıkça içinde büyüyen korku ızdırap, verir bir hal aldı; kalbi sarsılıyor, bedeni titriyor, içini dolduran bir sıcaklık damarlarından tüm vücuduna yayılıyordu, sonunda kapının önüne geldi ve uzun tahta yayını eline aldı...
Sonunda Thlyrotel kararını verdi; ne olursa olsun oraya gidecekti ve karşısına çıkan her türlü kötülükle savaşacaktı, böylece kamptan ayrıldı, karanlık yıldızsız gecede daha önce hiç geçmediği uğursuz toprakta yürüdü, bir süre sonra Fingolfin'in atını gördü, çevreye bakındı ama Fingolfin ortalarda yoktu "işte" dedi kendi içinden "başına kötü birşey gelmiş olmalı" adımlarını dahada hızlandırdı, kaleye yaklaştıkça içinde büyüyen korku ızdırap, verir bir hal aldı; kalbi sarsılıyor, bedeni titriyor, içini dolduran bir sıcaklık damarlarından tüm vücuduna yayılıyordu, sonunda kapının önüne geldi ve uzun tahta yayını eline aldı...
her ne kadar uyanmak istemesede kulaklarını uğultusu ve ruhundaki acaip baskıdan, bir anda titreyerek olduğu yerden sıçrarcasına doğruldu.iAderia wrote:- Lanet olası.. yüzünü tanınmaz hale getireceğim.. .. sol kolun havada sallamak için benim olucak..
diye tekrarlıyordu iAderia içinden.. ayarlamaya çalıştığı tek şey nefesi idi gizlendiği karanlıta.. buraya girmesi bile çok zor olmuştu.. sayısını bilmediği askerler bahçede idi.. o köpeğin askerleri.. komutanlarına sadık pislikler.. emir erleri..
tam 4 saattir kımıldıyamamıştı saklandığı yerde... o aşşaağılık herifin kanla boyanacak boğazı için.. koparacağı kolu duyduğu çığlıklardan içeri koşturan askerlerin ilkine yutturacak.. sonra da o gereksiz hayatına son vermelerine izin verecekti..
aklındaki tek görüntü karısının kanı ile boyanmış yatak odası idi.. bir de 5 aylık oğlunun farketmeden bastığı yerdeki sol kolu..
tattığı acıların aynısını tattırmak.. o soğuk ve kibirli gözlerinde korkuyu görmek istiyordu.. önce karısının boğazını kesecekti.. sadece bi anlık sessizlik için.. daha sonra da geçecek tekşey hayatı olacaktı.. o gözlerinden fışkıran kini ile..
kolladığı an gelmişti saklandığı dolap arkasından çıkması için ..ayak esleri.. yatak odasına giren bir çift..
derin bir nefes ile .. daha ne olduğunu anlıyamadan arkasından yakaladığı kadının boğazını kanıyla boyadı..
o an son nefesini verenin kızkardeşi olması hiç ama hiçbirşey ifade etmiyordu.. düşündüğü tek şey karşısında korkudan buz kesmiş ve büyümüş yeni kurbanının gözleri idi..
artık ağırlığını taşıyamayan bedeni sol tarafa ittirdi ve ileri doğru atıldı.. gözü kararmıştı.. kanı çekiliyordu.. etraf kararmıştı koşmaya devam ediyordu.. bir anlık karanlıktan sonra adımını attığı yerin artık o yatak odası olmadığını anladı ama kafasını kaldıramadan, koşmasını durduramadan duvara çarpmış ve yere yığılmıştı..
çarptığı duvar garip bir kaleninki idi..
derin bir nefes ve sessizlik.. uyanmak istemiyordu.. acaba onuda öldürmüş müydü??
duyduğu sesler aynı katliamın olduğu gece gibiydi..karısı ve çocuğunun sesi.. sonra bir ezilme ve kırılma sesi sanki.. sanki evladını koluna tekrar basmış gibi bir korkuyla hemen ayaklarına baktı. ama sadece bir yanılsamaydı.
biraz kendine gelip etrafına baktığında duvarlarından kanlar süzülen kalenin yüzeyindeki suretleri gördü. karısı oğlu yalvarırcasına bakıyor ve yüzleri bi anda o aşağılık adamı yüzüne dönüşüyordu.
iaderia bir anda çıldırmanın eşiğine gelmişti artık vücudunda salgılayacak adrenalin kalmamıştı. ve yorulmuştu. duvarlara doğru yaklaştı.elini taştan yapıya değdireceği sırada inanılazm brutal bir ses yankılandı:
" intikam mı istiyorsun? yoksa korkudan ve acıdan dizlerinin üstünde düştünde, buna katlanamıyor musun? "
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
elf yayını bile elinde zor tutarken gördüğü şey bu lanet olası kalenin bir kapısı olmadığıydı. güç bela duvardaki şekiller e aldırış etmeden kaleni etrafında bir tur attı. bir geçiş gizli bir kapı bulmak için ama yoktu..Thlyrotel wrote:Thlyrotel o gece bulutlu ve iç sıkan gökyüzünü seyrediyordu, ama ilgisi gökyüzüne değil, bir elf için pekde uzun olmayan ömründe hep uğruna savaştığı ilkelerineydi, öyleki bu ilkeler bu gece onu ölüme sürükleyebilir hatta daha kötüsüde başına gelebilirdi; ama ona borcu vardı, çok sevdiği atına binip şu uğursuz kaleye gittiğini görmüştü ancak elf çok tecrübesizdi bugüne kadar savaştıkları bu kalede karşılaşacaklarının yanında bir hiç olmalıydı...
Sonunda Thlyrotel kararını verdi; ne olursa olsun oraya gidecekti ve karşısına çıkan her türlü kötülükle savaşacaktı, böylece kamptan ayrıldı, karanlık yıldızsız gecede daha önce hiç geçmediği uğursuz toprakta yürüdü, bir süre sonra Fingolfin'in atını gördü, çevreye bakındı ama Fingolfin ortalarda yoktu "işte" dedi kendi içinden "başına kötü birşey gelmiş olmalı" adımlarını dahada hızlandırdı, kaleye yaklaştıkça içinde büyüyen korku ızdırap, verir bir hal aldı; kalbi sarsılıyor, bedeni titriyor, içini dolduran bir sıcaklık damarlarından tüm vücuduna yayılıyordu, sonunda kapının önüne geldi ve uzun tahta yayını eline aldı...
tekrar başladığı yere geldiğinde birden kalenin içinden elfçe bağrışmalar gelmeye başladı. yalvaram merhamet dileyen kadın çocuk ve rkek sesleri. karşılığında ise sadece kafkaha sesleri geliyordu. bir anda yalvarmalar anlamsız ama acı ve korku dolu kontrosüz çığlıklara döndü. o anda kalenin duvarlarında Thlyrotel kendi atalarından akrabalarından kişiler gördü. hepsi çarpılmış zurat ifadeleri ve suratlarından aşağı süzülen kan ile ona bakmakta ve yardım dilemekteydiler.
bir anda içi intikam ateşiyle dolan elf yayını daha da sımsıkı tuttu. ve düşünmeye başladı:
"içerdekiler onları kurtarmalıyım. ama nasıl? içeri bile giremiyorum.?"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
"Güçlü olmalıyım, onlar için güçlü olmalıyım"
Thlyrotel'in sesi bir worgu andırıyordu, o an yaşadığı dehşetle sesli konuştuğunun farkında bile değildi,
"Tanrım burası nasıl bir yer? kapı... kapıyı bulmalıyım"
Thlyrotel dehşet içinde bunları düşünürken, duvarda belirip kaybolan elf yüzleri, korku içinde ve yalvaran gözlerle ona bakan akrabalarının siluetleri, onun öfkesini ve intikam ateşini kabartırken, aynı derecede korkusunuda arttırmaktaydı, taaki duvarda ölmüş babasının yüzünü görünceye kadar, babası bir cinayete kurban gitmişti ve Fingolfin olmasaydı nerdeyse kendiside ölecekti ama Fingolfin katili durdurmuş babasının kanı yerde kalmamıştı, işte o günden sonra Thlyrotel ne olursa olsun tüm sevdiklerini korumaya yemin etmişti, bu yüzden Ranger'a daha büyük acı verecek hiçbir şey olamazdı; Ranger tüm sevdiklerinin acı çektiğini görüyor ama yapabilecek hiçbirşey bulamıyordu... bir anda tüm korku geri çekildi Thlyrotel'in kalbi öyle hızlı çarpıyorduki bir kaç metre öteden kalp atışları duyulabilirdi, adrenalin damarlarından tüm kaslarına yayılmaya başladı, gözlerinin karardığını hisseden elf, son birkaç çırpınışla bedeninin kontrolünü geri almaya çalıştı ama bunlar başarısız denemelerdi, kontrolünü kaybeden elf cinnet içinde kalenin duvarlarını yumruklamaya, tırnaklarıyla eşelemeye başladı, derisi parçalanıyor, kemikleri eklemlerinin içinde esniyordu...ama elf banamısın bile demiyordu...
Thlyrotel'in sesi bir worgu andırıyordu, o an yaşadığı dehşetle sesli konuştuğunun farkında bile değildi,
"Tanrım burası nasıl bir yer? kapı... kapıyı bulmalıyım"
Thlyrotel dehşet içinde bunları düşünürken, duvarda belirip kaybolan elf yüzleri, korku içinde ve yalvaran gözlerle ona bakan akrabalarının siluetleri, onun öfkesini ve intikam ateşini kabartırken, aynı derecede korkusunuda arttırmaktaydı, taaki duvarda ölmüş babasının yüzünü görünceye kadar, babası bir cinayete kurban gitmişti ve Fingolfin olmasaydı nerdeyse kendiside ölecekti ama Fingolfin katili durdurmuş babasının kanı yerde kalmamıştı, işte o günden sonra Thlyrotel ne olursa olsun tüm sevdiklerini korumaya yemin etmişti, bu yüzden Ranger'a daha büyük acı verecek hiçbir şey olamazdı; Ranger tüm sevdiklerinin acı çektiğini görüyor ama yapabilecek hiçbirşey bulamıyordu... bir anda tüm korku geri çekildi Thlyrotel'in kalbi öyle hızlı çarpıyorduki bir kaç metre öteden kalp atışları duyulabilirdi, adrenalin damarlarından tüm kaslarına yayılmaya başladı, gözlerinin karardığını hisseden elf, son birkaç çırpınışla bedeninin kontrolünü geri almaya çalıştı ama bunlar başarısız denemelerdi, kontrolünü kaybeden elf cinnet içinde kalenin duvarlarını yumruklamaya, tırnaklarıyla eşelemeye başladı, derisi parçalanıyor, kemikleri eklemlerinin içinde esniyordu...ama elf banamısın bile demiyordu...
elf ranger duvarları hırsla yumruklarken kendini birden öne doğru sendelerken buldu. bir anda kalenin duvarlarından içeri geçmişti. o yüsek elf refleksleri olmasa çok tan yeri boylamıştı ama son bir zarfi hareketle düşmeden kendini topladı
girdiği yer bir odaydı. daha çok bir kabul yeri gibi bir yer. karşıda boş bir taht, tahtın arkasında çift kanatlı bir kapı ve kapının üstünde gümüş bir maske kabartması vardı.
tahtını önünde ise bir Gold Elf meraklı bakışlarla acı içinde kıvranak ve kolarından akan kana hakim olmaya çalışan Thlyrotel e bakmaktaydı:
"sakin ol ırkdaşım. ben Ares_Majere Lord Azalin in rahibiyim."
girdiği yer bir odaydı. daha çok bir kabul yeri gibi bir yer. karşıda boş bir taht, tahtın arkasında çift kanatlı bir kapı ve kapının üstünde gümüş bir maske kabartması vardı.
tahtını önünde ise bir Gold Elf meraklı bakışlarla acı içinde kıvranak ve kolarından akan kana hakim olmaya çalışan Thlyrotel e bakmaktaydı:
"sakin ol ırkdaşım. ben Ares_Majere Lord Azalin in rahibiyim."
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
- bulanıksın.. gözlerim.. kim var orda?.. bu uğultu.. lanet..
...
iAderia başını yukarı doğru kaldırır... hala bulanık gören gözleri.. başındaki hafif şişlik.. olanları hatırlamaya çalışır.. uğultu kulaklarını düşünmesini engeller gibi doldururken sesin kaynağını arar etrafına bakarak bağırır..
- KORKMAK MI?.. HOşGELDİN Ã?LÃ?M SANA KUCAK AÃ?TIğIMA GÃ?RE O OROSPU Ã?OCUğU HAKETTİğİNİ ALMIşTIR..
- ... ... kardeşim!!..
tek ve temiz bir darbeden sonra yere savurduğu kardeşinin kanlarını pantalonuna siler.. ama ellerindeki kan sanki hiç çıkmıyacakmış gibi her yerine bulaşmaya başlar..
- beni affet... lanet olası aşşağılık bana kardeşimi öldürttü..
- Söyle bana.. söyle.. onunda bi an olsun acımı gördüğünü ve sonuna kadar tattığını söyle... SÃ?YLE HADİ!!!!
hala bulanık gören gözlerini oğuştururken eline gelen ıslaklık tuzlu idi ve kanı seyreltiyordu..
...
iAderia başını yukarı doğru kaldırır... hala bulanık gören gözleri.. başındaki hafif şişlik.. olanları hatırlamaya çalışır.. uğultu kulaklarını düşünmesini engeller gibi doldururken sesin kaynağını arar etrafına bakarak bağırır..
- KORKMAK MI?.. HOşGELDİN Ã?LÃ?M SANA KUCAK AÃ?TIğIMA GÃ?RE O OROSPU Ã?OCUğU HAKETTİğİNİ ALMIşTIR..
- ... ... kardeşim!!..
tek ve temiz bir darbeden sonra yere savurduğu kardeşinin kanlarını pantalonuna siler.. ama ellerindeki kan sanki hiç çıkmıyacakmış gibi her yerine bulaşmaya başlar..
- beni affet... lanet olası aşşağılık bana kardeşimi öldürttü..
- Söyle bana.. söyle.. onunda bi an olsun acımı gördüğünü ve sonuna kadar tattığını söyle... SÃ?YLE HADİ!!!!
hala bulanık gören gözlerini oğuştururken eline gelen ıslaklık tuzlu idi ve kanı seyreltiyordu..
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
"Aptal Elf""
koridorda yürürken kendikendine söylenmekteydi."Bir bu eksikti..Sanki yeterince sorun yokmuş gibi..Azalin onu nasıl kabul eder..Ama hayır..O çok güçlü..bunu sorgulayamam..Onun için savaşacağım ve tek başıma bir hiçim.."
"Galadlirim.." birisi adını sesleniyordu!ve..bu sesi tanımıştı;Tapınak şövalyesi,Unholy..Dragonfire ın Seçilmiş Savaşçısı..Gölgeler içindeki sureti gördü..Sessiz bir gururla,duygudan arınmış bir yüz..Kalbi heyecanla doldu,onun hiç geleceğini ummuyordu..
"Sizi görmek beni çok mutlu etti Sayın şövalye..Açıkça konuşacağım;sizin gibi bir savaşçı,benim hep gıpta ettiğim özelliği taşıyor:Duyguları saklamak,duyguların seni ele geçirmesini engellemek..
Lütfen,bana bunları öğretin..Amacım,Azalin e hizmet etmek..Ve intikam almak olmalı..Bana bu yolda yol göstermenizi diliyorum..Karşılığında..Size verebileceğim fazla bir şey yok şövalye..Ama ne arzu ediyorsanız..Gücüm dahilindeyse yapmaya hazırım..Sonunda..birlikte,yan yana savaşmak..Farklı kişiler ve emeller için dahi olsa..Ben sizde benden bir şeyler görüyorum..Bir ortak nokta..Büyük amaçlarda kendi intikamını bu şekilde almak..Benim isteğim budur.."dedi.
koridorda yürürken kendikendine söylenmekteydi."Bir bu eksikti..Sanki yeterince sorun yokmuş gibi..Azalin onu nasıl kabul eder..Ama hayır..O çok güçlü..bunu sorgulayamam..Onun için savaşacağım ve tek başıma bir hiçim.."
"Galadlirim.." birisi adını sesleniyordu!ve..bu sesi tanımıştı;Tapınak şövalyesi,Unholy..Dragonfire ın Seçilmiş Savaşçısı..Gölgeler içindeki sureti gördü..Sessiz bir gururla,duygudan arınmış bir yüz..Kalbi heyecanla doldu,onun hiç geleceğini ummuyordu..
"Sizi görmek beni çok mutlu etti Sayın şövalye..Açıkça konuşacağım;sizin gibi bir savaşçı,benim hep gıpta ettiğim özelliği taşıyor:Duyguları saklamak,duyguların seni ele geçirmesini engellemek..
Lütfen,bana bunları öğretin..Amacım,Azalin e hizmet etmek..Ve intikam almak olmalı..Bana bu yolda yol göstermenizi diliyorum..Karşılığında..Size verebileceğim fazla bir şey yok şövalye..Ama ne arzu ediyorsanız..Gücüm dahilindeyse yapmaya hazırım..Sonunda..birlikte,yan yana savaşmak..Farklı kişiler ve emeller için dahi olsa..Ben sizde benden bir şeyler görüyorum..Bir ortak nokta..Büyük amaçlarda kendi intikamını bu şekilde almak..Benim isteğim budur.."dedi.
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Karşısına gelen Drow'a baktı. Yüzünü inceledi, gecenin yaratığındaki zerafeti inceledi. Duygusuz ifadesini değiştirmedi ve dikaktel konuştu Unholy karşısında saygı duyduğu Lord Azalin'in savaşçısı duruyordu.
- Sizin gibi biri ile birlikte çalışmak ve ona yol göstermek benim için onurdur. Lord Azalin eğer izin verirse seni Karargahta görmek isterim birlikte çalışmak için...
- Sizin gibi biri ile birlikte çalışmak ve ona yol göstermek benim için onurdur. Lord Azalin eğer izin verirse seni Karargahta görmek isterim birlikte çalışmak için...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Bir atlı gün batımını izleyerek yavaş yavaş çığlıklar kalesine geldi. Görkemli yapı karşısında bütün görkemiyle yükseldi ve güneş onun arkasında kayboldu. kalbinde büyük bir hüzün duydu. belki bu onu son görüşü olacaktı. kendi kalbinde büyük bir hüzün duyuyordu. bunca yıl boyunca ona hizmet ettikten sonra. kendini pis bir hain olarak görüyordu.
ama ne yazık ki yapılması gerekeni yapmıştı. ona göre doğru olan şey buydu. insanları korumak.
Adam yaklaştıkça duvarlar onun daha çok irkilmesine sebep olmuştu. O yüzler! Surların dibine geldiğinde ise geçip geçemeyeceğinden emin değildi. Kimi kandırıyordu. Elbette geçecekti...
Kendini içeride buldu bir anda ve gürültülü bir şekilde yutkundu adam.
Atını bağladıktan sonra taht odasına yürüdü .Yine ağır adımlarla. her şeyi ağırdan almak istiyordu....
Birden durdu. kollarını yanına açarak haykırdı...
"İşte geldim İntikamın, Acının ve Korkunun Prensi Firan Zalholan! Almak istediğin şeyi getirdim Artık Karathas Bardaaner"in ruhunu alabilirsin"!
ama ne yazık ki yapılması gerekeni yapmıştı. ona göre doğru olan şey buydu. insanları korumak.
Adam yaklaştıkça duvarlar onun daha çok irkilmesine sebep olmuştu. O yüzler! Surların dibine geldiğinde ise geçip geçemeyeceğinden emin değildi. Kimi kandırıyordu. Elbette geçecekti...
Kendini içeride buldu bir anda ve gürültülü bir şekilde yutkundu adam.
Atını bağladıktan sonra taht odasına yürüdü .Yine ağır adımlarla. her şeyi ağırdan almak istiyordu....
Birden durdu. kollarını yanına açarak haykırdı...
"İşte geldim İntikamın, Acının ve Korkunun Prensi Firan Zalholan! Almak istediğin şeyi getirdim Artık Karathas Bardaaner"in ruhunu alabilirsin"!
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest