>ÖATLAK KAZAN<
Elf savaşcı yorgunluğun verdiği dalgınlıkla koltukta iyice yayıldığını farkeder ve kendisine çeki düzen verir, toparlanır. Karşısında bir yarım elf görmek onu şaşırtmştır. Yarım elfe oturması için bir yer göstererek söze başlar: "Sanırım yanlış bir zamanda geldim herkesin üstünde bir çökkünlük var zaten ben buraya gelmek üzereyken birkaç kiinin bağırarak hanı terkettiğini gördüm, neyse ben Blade uzak diyarlardan yeni biten bir savaştan geliyorum elfler arasında ki huzursuzluk hızla artan ork
nüfusu yüzünden artıyor savaş yakındır. her halde yeniden çağırılacağım birkaç kelle uçurmaya
eeee; senin yolun buraya nasıl düştü? sen kimsin?
Servisleri yaptı. Hanı açarken onu bu kadar uğraştıracağını pek tahmin etmeişti. Kendisi de ortaklar da kendi sorumlulukları yüzünden yeteri kadar ilgilenememişlerdi.
Handaki bu gerginlikten huzursuz oldu. Hanın amacı çok farklıydı. İnsanların sürtüşmesi için değildi.. Hanın ozanı da bunun en güzel kanıtı değil miydi? Hayır bir kavgaya izin vermeyecekti.
Handaki bu gerginlikten huzursuz oldu. Hanın amacı çok farklıydı. İnsanların sürtüşmesi için değildi.. Hanın ozanı da bunun en güzel kanıtı değil miydi? Hayır bir kavgaya izin vermeyecekti.
bu arada çok uzun yoldan gelen ,aç ve yorgun bir insan savaşçı içeri girdi ve etrafı iyice süzdükten sonra kendisi gibi güçlü bir savaşçı gördü.ve onun hemen bitişiğindeki masaya oturdu.sol tarafından çok güzel ,bakımlı vede ilginç olan yanı temiz olmasına rağmen üstündeki kan lekeleri çıkmamış, bir kılıç görünüyordu, yoksa çıkarmak istemiştide çıkmamışmıydı, hayır hayır bi savaşta binlerce kişi öldükten sonra kan iyice kılıcına işlemiştı bu hemen fark ediliyordu.masaya oturduktan sonra etraftaki üzüntüyü fark etmişti ve tam ortamın hüznüne ve ağırlığına yakışır bir ses tonuyla hancı ile göz göze geldiği bir anda o insanın içine güven ve huzur veren sesiyle "biraz et" dedi ve hancının getirmesini beklerken arkasına yaslandı. kendine güvenli bir şekilde etraftaki ırkları iyice süzdü.
kötülüğe dayanamam , yapanıda affetmem
Mutfğa gitti. İyi pişmiş geyik etinin servsini yaptı. Yanında da bir kadeh şarap götürdü beğeeceğini umarak. Sonr tegahın başına gitti. "Eskiden daha eğlenceliydi burası" diye eçiri içinden birşeyler yalmalıydı. aklınana birşey geldi "Evet" diyemırıldandı"bu iyi bir fikir"
rp dışı:"Ã?atlak kazan ın Harr poterdaki bi hanın isimi oldğunu bilmiyordum. isim de bana ait değildi
Duyunca Çok şaşırım zaten
rp dışı:"Ã?atlak kazan ın Harr poterdaki bi hanın isimi oldğunu bilmiyordum. isim de bana ait değildi
Neden olmasın diye düşündü. Belki de yardım edebilirdi. Sonradan aklına gelen bir fikirle güldü, muhtemelen deli olduğunu düşünecekti.
Tamam, yardım teklifini kabul ediyorum, ama baştan söyleyeyim; oldukça karışık bir durum.
Rp dışı:Hanın ismini ben bulmuştum ve çatlak kazann isminin Harry Potter da geçtiğini de biliyordum:) Sadece orda olduğunu bilenler tarafından görülebilir ve başka bir sokağa açılan gizli bir geçite sahip matrak bir yerdir.
Tamam, yardım teklifini kabul ediyorum, ama baştan söyleyeyim; oldukça karışık bir durum.
Rp dışı:Hanın ismini ben bulmuştum ve çatlak kazann isminin Harry Potter da geçtiğini de biliyordum:) Sadece orda olduğunu bilenler tarafından görülebilir ve başka bir sokağa açılan gizli bir geçite sahip matrak bir yerdir.
kapı çok yüksek ses çıkararak duvara çarptı.
kapıda elleri belinde duran bir şaklaban belirmişti. Oldukça büyük komik bir şapkası vardı bu şapkanın 6 tane sivri ucu vardı. bunların her birinden ise 'J' harfleri ve birer çıngırak sarkıyordu. şapkası ile kıyafeti bir takım gibiydi. şapkası siyah ve kırmızı çizgilerden oluşuyordu, aynı kıyafeti gibi. Oldukça cafcaflı bir kıyafetti. tamamı pahalı kadifenden dikilmişti. kollarını ise bej rengi kadife bir kolluk kaplıyordu ve aynı şekilde bej rengi eldivenleri vardı.
bakanlar ilk olarak adamın o koca göbeği görüyorlardı. oldukça ince yapılı bir için inanılmaz büyük bir göbek. göbeğini zar zor tutan ise beyaz kalın bir kemerdi. aynı şekilde kemerin tokası 'J' harfiydi. Kıyafeti kemerin altında düzgün kesilmiş saçaklara ayrılıyordu...pantolon niyetine giydiği tayt benzeri bir kıyafet ise bacaklarını kaplıyordu...bacakları oldukça ince ve kassızdı. ayaklarında ise dizine kadar gelen parmak uçları kıvrık bir bot giymişti. yine kıyafetinin geri kalanı ile uyumlu...
teni namına gözüken tek yeri beyaz yüzüydü.
Uzun elf kulağına benzeyen, küpeli kulakları vardı; ama bazı yerleri kesilmiş, daha da çok kopğmuş giyidi bu kulakların. Yüzü normalin ötesinde uzundu, bu uzun yüzü kaplayan gergin bir ten de cabası. Burnu çengeldi ve ucu aynı sarhoş birininki gibi kırmızıydı.çenesi uzun yüzüne o sıradışı havayı veriyordu. çenenin ucunda uzun ve kalın sakalı vardı; ama o kadar az teli vardı ki parmak ile sayılabilirdi. Dudaklarının çevresi kıpkırmızı, ince bir çizgi ile çevriliydi. ela gözlerinin etrafında byaz olması gereken yerler kan çanağı olmuştu. göz kapakları ise koyu maviye boyanmıştı...
Handakiler adamı ilk incelediklerinde gözlerine çarpna bunla oldu...şaklaban dikkatleri çektiğinden emin olduğunda yüzünde büyük bir gülümseme belirdi. bu yüzden adamın sapsarı dişleri ortaya çıktı.
"merhaba asil konuklar!" konuşmaya başladığında oldukça zarif bir reverans yapmıştı "Acaba aranıza bir güldürücüyü alır mısınız?" cevabı beklemeden devam etti. "Ben de öyle ummuştum! evet neden yemeklerinize veya içkilerinize devam etmiyorsunuz?" bunu söyler söylemez bara gitti ve kendine bir bira söyledi...
kapıda elleri belinde duran bir şaklaban belirmişti. Oldukça büyük komik bir şapkası vardı bu şapkanın 6 tane sivri ucu vardı. bunların her birinden ise 'J' harfleri ve birer çıngırak sarkıyordu. şapkası ile kıyafeti bir takım gibiydi. şapkası siyah ve kırmızı çizgilerden oluşuyordu, aynı kıyafeti gibi. Oldukça cafcaflı bir kıyafetti. tamamı pahalı kadifenden dikilmişti. kollarını ise bej rengi kadife bir kolluk kaplıyordu ve aynı şekilde bej rengi eldivenleri vardı.
bakanlar ilk olarak adamın o koca göbeği görüyorlardı. oldukça ince yapılı bir için inanılmaz büyük bir göbek. göbeğini zar zor tutan ise beyaz kalın bir kemerdi. aynı şekilde kemerin tokası 'J' harfiydi. Kıyafeti kemerin altında düzgün kesilmiş saçaklara ayrılıyordu...pantolon niyetine giydiği tayt benzeri bir kıyafet ise bacaklarını kaplıyordu...bacakları oldukça ince ve kassızdı. ayaklarında ise dizine kadar gelen parmak uçları kıvrık bir bot giymişti. yine kıyafetinin geri kalanı ile uyumlu...
teni namına gözüken tek yeri beyaz yüzüydü.
Uzun elf kulağına benzeyen, küpeli kulakları vardı; ama bazı yerleri kesilmiş, daha da çok kopğmuş giyidi bu kulakların. Yüzü normalin ötesinde uzundu, bu uzun yüzü kaplayan gergin bir ten de cabası. Burnu çengeldi ve ucu aynı sarhoş birininki gibi kırmızıydı.çenesi uzun yüzüne o sıradışı havayı veriyordu. çenenin ucunda uzun ve kalın sakalı vardı; ama o kadar az teli vardı ki parmak ile sayılabilirdi. Dudaklarının çevresi kıpkırmızı, ince bir çizgi ile çevriliydi. ela gözlerinin etrafında byaz olması gereken yerler kan çanağı olmuştu. göz kapakları ise koyu maviye boyanmıştı...
Handakiler adamı ilk incelediklerinde gözlerine çarpna bunla oldu...şaklaban dikkatleri çektiğinden emin olduğunda yüzünde büyük bir gülümseme belirdi. bu yüzden adamın sapsarı dişleri ortaya çıktı.
"merhaba asil konuklar!" konuşmaya başladığında oldukça zarif bir reverans yapmıştı "Acaba aranıza bir güldürücüyü alır mısınız?" cevabı beklemeden devam etti. "Ben de öyle ummuştum! evet neden yemeklerinize veya içkilerinize devam etmiyorsunuz?" bunu söyler söylemez bara gitti ve kendine bir bira söyledi...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

