>ÖATLAK KAZAN<
ban bir masa gösterdikten sonra soğuk bir kırmızı şarap fena olmazdı ne dersiniz belki benimle başka bi zaman konuşmakta istersiniz ama belkide istemezsiniz ben bunubilemem" derken majentanın tam gözlerinin içine baktı ve " ama bence daha sonra benimle konuşmak istersiniz neyse ben yemeğimi yer giderim daha sonra bir kez daha karşıcaz ama bu nerde nasıl olur bilemem benim yüzümü iyi hatırla belki sana bi gün yardmım dokunur kim bilir" dedi
aslında benim bir imzam yok; çünkü beni tanıyanlar bana ihtiyacı olanlardır, bana ihtiyacı olanlar ise benim ihtiyacım olanlardır.
Drow inanmayan gözlerle majentaya baktı. Yıllarca savaştığı kılıçlarıyla geyik mi kesecekti. Hayır dedi böyle birşey olamazdı. Ã?aktırmadan cüce Gorath'ın baltasını odasından aldı. Sonra düşündü 'kenderlerle bu kadar yanyana duran böyle olur işte' diye. Ama baltayı bırakmadı. Balta onun için ağırdı ama kılıçla geyik kesilemezdi değil mi. Geyiği dışarı götürdü, kafasını kesilmiş bir ağacın kütüğüne dayadı ve onu bağladı. Tam baltayı indirecekken arkadan bir ses geldi. "Evlat, istersen ben yardım edeyim. Yoksa arkaya düşeceksin" ve horultulu bir kahkaha. Cüce Gorath tam arkasında duruyordu. Drow utançtan kızardı. Anlatmaya çalıştı ama Gorath önemli olmadığını, onun baltayla boğa bile kesmiş olduğunu söyledi. Sonra ekledi "hmm, belki de bir minatordu.Aman ne fark eder ki". Daha sonra baltayı aldı. Rahat bir biçimde kaldırdı. İnce drow vücudundansa kas yumağı cüce vücudu böyle bir balta için daha uygundu. Baltayı geyiğin kafasına indirdi. Sonra geyiği arka taraftan mutfağa soktular. Gorath geyiğin kafasını doldurtacağını söyledi. Drow buna bir anlam verememişti ama onayladı. Majenta geyiği kanlar içinde görünce kusacak gibi oldu ama sonra kendini toplayıp hemen işe koyuldu...
bu arada uyanan kender kapıya doğru ilerledi kapıyı açmak istedi ama kaıpı kapalıydı kender ilk önce bunun bir oyun olduğgunu düşünsede buradan çıkmak zorundaydı ve çıkacak bir yer aradı ama bulamadı kender en sonunuda o narin bedeniyle tepinerek"çıkartın beni buradan ben oynamıyom nooolur çıkartın"diyordu majenta onu duymuştu çünkü minik kenderin odası tam oranın üstündeydi
kötülüğe dayanamam , yapanıda affetmem
Kenderin merdivenlerden indiğini görenler şaşkınlıkla bağırmaya başladılar. Majenta, sıkılmış bir kenderin ne kadar tehlikeli olabileceğini bildiği için hemen bir büyü yaptı. Kender daha merdivenlerden yeni inmişken ortadan kayboldu ve handakiler rahatlamış bir şekilde majentaya baktılar. Sonra majenta işi kökünden halletmek için kenderin yanına kendini teleport etti.Majentayı gören kender "aaaaaaaaaa. ne oldu bana. ama ben ne güzel salona iniyordum.... yoksa sen mi beni buraya getirdin.....ama göremedim....nasıl yaptın..." diyordu ki, majenta kendere dokundu ve kender biran sessiz kaldı.Majenta ellerini çekince kender şaşkın bir şekilde ona bakıyordu.Kender tam birşeyler söylemek için ağzını açtığında kendini tekrar hana teleport etti.Handakiler majenta'nın gittiğini bile fark etmemişlerdi çünkü aradan bir saniselik bile süre geçmemişti.Sonra majenta, kenderin hafızasından hanın yerini silmenin verdiği huzurla işlerine geri döndü.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Güneş batmaktaydı...
Ã?atlak Kazanın kapısı gıcırtıyla açıldı.. ve kahverengi cübbeli 1.55 boylarında biri içeri girdi..ayakkabımsı paçavraları tozdan griye dönmüştü..
kahverengi cübbesinin etekleri yere sürtünmekten parça parça olmuştu....
yaşlı ve ince ellerinin arasında tuttuğu kalınca kitaptan başka taşıdığı birşey yoktu.. cübbenin örttüğü karanlık yüzünün karışık beyaz uzun sayılacak sakallar izlemekteydi....
Yaşlı adam handa bulunanlara kafasıyla selam verdikten sonra... boş bir masaya oturdu...
Ã?atlak Kazanın kapısı gıcırtıyla açıldı.. ve kahverengi cübbeli 1.55 boylarında biri içeri girdi..ayakkabımsı paçavraları tozdan griye dönmüştü..
kahverengi cübbesinin etekleri yere sürtünmekten parça parça olmuştu....
yaşlı ve ince ellerinin arasında tuttuğu kalınca kitaptan başka taşıdığı birşey yoktu.. cübbenin örttüğü karanlık yüzünün karışık beyaz uzun sayılacak sakallar izlemekteydi....
Yaşlı adam handa bulunanlara kafasıyla selam verdikten sonra... boş bir masaya oturdu...
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Majenta'nın yüzüne öyle bir gülümseme yayıldı ki, handakiler majentanın delirip delirmediğini düşünüyorlardı.Sonra yaşlı adamın yanına gitti."Hikayelerinizi dinlemek isteriz.Siz ne anlatacağınızı düşünürken ben de size yiyecek bişeyler getiriyim." Ve sonra yüzünde aynı gülümsemeyle mutfağa gitti.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Drow majenta mutfağa geldiğinde dayanamayıp sordu. "Ama o toza dönüşmüştü. Nasıl..?"
Majenta ise sadece gülerek yanıtladı. Sürekli gülüyordu. 'Kafayı üşüttü' diye düşündü drow. Ama sonra majenta yaşlı adamın hikayelerini dinlerken onlara kulak kabarttı. Gelişmiş elf kulaklarıyla çok rahat duyabiliyordu.Hikaye çok çekici geldi drowa. Ama oraya doğru bakmıyordu. Bir an yaşlı adama doğru baktı ve adamın ona göz kırptığını gördü. Acaba dinlediğimi anladı mı diye düşündü. Sonra utançtan kızararak arkasını dönüp dışarı çıktı. 'Nasıl,' diye düşündü, 'nasıl bilebildi?'...
Majenta ise sadece gülerek yanıtladı. Sürekli gülüyordu. 'Kafayı üşüttü' diye düşündü drow. Ama sonra majenta yaşlı adamın hikayelerini dinlerken onlara kulak kabarttı. Gelişmiş elf kulaklarıyla çok rahat duyabiliyordu.Hikaye çok çekici geldi drowa. Ama oraya doğru bakmıyordu. Bir an yaşlı adama doğru baktı ve adamın ona göz kırptığını gördü. Acaba dinlediğimi anladı mı diye düşündü. Sonra utançtan kızararak arkasını dönüp dışarı çıktı. 'Nasıl,' diye düşündü, 'nasıl bilebildi?'...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests