>ÖATLAK KAZAN<
Drow kender yanından geçerken kılıçlarını ve ceplerini eliyle korudu. Ama bir gariplik sezmişti. Kender elini dahi oynatmamıştı. Ve sonra arkasından cüceyi de boş gözlerle ama rahatlamışçasına giderken görünce bu adamın kim olduğunu merak etmeye başladı. Nedense adamın gücü onun iradesine karşı koyamıyordu. Drow kalbinin derinliklerinde bir yerde kendini o mutluluk hissine bırakmayı istiyordu. Ama mantığı bu düşüncesini çürüttü. Eğer adamdan ters bir hareket gelecek olursa arkadaşlarını korumaya hazır birileri olmalıydı. Hisse kapılmış numarası yaparak diğerlerinin ardından yürüdü. Serbest bir halde bıraktı kendini. Ama her zaman tetikteydi...
Palisdan kızlarla beraber konuşanlara baktı, gülümsedi. Onlara romantik bir an yaşatabilmek için bir aşk şarkısı çalmayı düşündü. Sonra da çevresindeki kılıçlı insanlara baktı ve eskiden bir paralı asker tanıdığından duyduğu o şarkı aklına geldi. Ã?atlak Kazan için biraz hüzünlüydü ama gene de bu seferlik böyle olsundu.
Paralı Askerin Aşk şarkısı
Leydim şarkılar söylüyor, cazibeli sesiyle veriyor sözlerini
Zamana ait kollarına alıp vereceğini ruhumun serbestliğini
Leydimin dokunuşu hep yakındır ve gene de o kadar uzak ki
Uzun süredir arıyorum bir gün benim olacak o tatlı ilgisi
Savaşa hazırlandığım sürede leydim devamlı gözler beni
Savaş alanında durur bekler, önceden çok defa olduğu gibi
Savaş çığlıkları atılır, silah arkadaşın ölür düşer onun kucağına
Ve onun kollarında onu şimdi alır götürür son dinlenme mekanına
Başka zaman bana gelecek son nefesimi verirken yiterken gücüm
Ve bir süre tutacak beni kendi yanında beklediğim gibi Leydi Ölüm
Paralı Askerin Aşk şarkısı
Leydim şarkılar söylüyor, cazibeli sesiyle veriyor sözlerini
Zamana ait kollarına alıp vereceğini ruhumun serbestliğini
Leydimin dokunuşu hep yakındır ve gene de o kadar uzak ki
Uzun süredir arıyorum bir gün benim olacak o tatlı ilgisi
Savaşa hazırlandığım sürede leydim devamlı gözler beni
Savaş alanında durur bekler, önceden çok defa olduğu gibi
Savaş çığlıkları atılır, silah arkadaşın ölür düşer onun kucağına
Ve onun kollarında onu şimdi alır götürür son dinlenme mekanına
Başka zaman bana gelecek son nefesimi verirken yiterken gücüm
Ve bir süre tutacak beni kendi yanında beklediğim gibi Leydi Ölüm
Taşlar unutana dek...
Palisdan karşısından kendisine doğru gelen kenderin elindeki lir Ankateleği'ni işaret ettiğini görünce şok geçirdi. Hızla sahnede oturduğu tabureden kalktığı ve duvara doğru geriledi. Dehşet içindeydi, sırtı duvara dayandı. Elleri ile duvarı biraz itekleyip tırmaladı, kaçacak yeri kalmayınca yutkundu ve kaderine razı oldu.
Taşlar unutana dek...
Kendere baktı.Kender kaçmaya çalıştı ama yerinden bir santim bile kıpırdayamadı. Ã?ylece baktı majentanın gözlerinin içine.Ama majenta handaki sesleri duydu.Bütün müşteriler kenderin gitmesinden yanaydı.Tedirgin oldu ve hanı koruması gerektiğini hatırladı.Bi büyü mırıldandı ve bir anda kender ortadan kayboldu.Soran bakışlara cevap verdi."Herhangi bir zarar gelmedi ama yukardaki odalardan birine kilitledim."
Sonra kenderin odadan çıkmasını engelleyecek büyüsünü yaptı ve hanın işlerine geri döndü.
Sonra kenderin odadan çıkmasını engelleyecek büyüsünü yaptı ve hanın işlerine geri döndü.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
-
Elrond_Carnesir
- Kullanıcı

- Posts: 98
- Joined: Fri Apr 02, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul-Florya
- Contact:
Minik kender kapıdan yavaşça girdi... Burası elrondun en sevdiği yerdi... Pardon artık ikinci yer... İçine bir huzur hakimdi... Damarlarında bilmediği bir güçle akan kanı hissedebiliyordu... Ama daha ne işe yaradığını keşfedememişti... Hana girdiği anda gözü cüceye takıldı... Cüce kendini beğenmiş bir şekilde biraları kafasına dikiyor ve elf kızını güldürmeye çalışıyordu... Minik kender gorath ın bu tavrını çok beyendi ve yanına gitmek için hoplaya zıplaya harekete geçti... Tam cücenin arkasına geldi ki cücenin cebinde kaybolmuş veya muhtemelen kaybolacak gibi duran bir gül kenderi beklemekteydi... Ne diye bu gülü almıştı ki cüce? Kender o anda anlayıverdi... Elf kızı gülünü kaybetmişti ve cüce de gülü bulmuş ancak çok fazla içmekten cebinde unutmuştu... Ve muhtemelen orada kaybolacak diye düşündü kender... Ancak elrond yeniden dogru zaman ve dogru yerdeydi... Bir anda gülü ellerinin arasında bulan minik kender ikinci bir anda gülü zarif ve narin elf parmaklarına bırakıyordu... Bu katıksız güzellik karşısında minik kender etkilenmişti... Yanağına bir öpücük kondurarak teşekkür eden elf kızı elronda gülümsüyor ve kendisine verdiği gülün anlamını çözmeye çalışıyordu...
Hanın kapısı birden açıldı ve içeriye şer bir rüzgâr girdi.Han sallanmaya başladı.Bir deprem tüm hanı vurdu ve herkez hızla masaların altına daldı. Handaki tüm ışıklar söndü ve karanlıktan çıkan bir ses "Ölüm hanınızı kuşattı!"dedi ve herşey başladığı hızla bitti.
Cüce ve elf kızının peşine takılmak için merdivenlere doğru ilerlemekte olan kender birden han sallanmaya başlayınca herşeyi unuttu ve arkasını dönerek yeni eğlenceye baktı.Hayatında hiç böyle birşey yaşamamıştı...
Cüce ve elf kızının peşine takılmak için merdivenlere doğru ilerlemekte olan kender birden han sallanmaya başlayınca herşeyi unuttu ve arkasını dönerek yeni eğlenceye baktı.Hayatında hiç böyle birşey yaşamamıştı...
Drow bir anda ayağa fırladı. Herkes çığlık çığlığaydı. Yanında duran dişi drowa baktı. Drow el işaretleriyle bir şeyler gösterdi. Bu gürültüde duyulmazdı ne de olsa. Eski bir drow rahibesi olan dişi sessizlik büyüsünü yaptı ve bir anda tüm ses kesildi.İnsanlar deprem gürültüsü kesilince biraz rahatladılar. Sonra iki drow birden karanlık küresi oluşturdu. Kimse birbirini göremiyordu. Eski rahibe bir büyüyle kürenin süresini uzattı.
Ertesi sabah herkes uyandığında karanlık gitmişti. O gürültü ve ölüm çığlığı da yoktu. Han tekrar eski haline dönmüştü. Sadece etrafa devrilmiş bardak, tabak yemek hatta masalar dışında...
Ertesi sabah herkes uyandığında karanlık gitmişti. O gürültü ve ölüm çığlığı da yoktu. Han tekrar eski haline dönmüştü. Sadece etrafa devrilmiş bardak, tabak yemek hatta masalar dışında...
porco sakin adımlarla hana girdi ve majentanın yanına gitti"sizde geyik yok değilmi yani en azından geçen geldiğimde yoktu benim biraz fazla altın vermem karşılığın da istediğim yemeği yaparmısınız " dedi majenta" bakın elimizde geyik yok eğer olsaydı tabiki yapar-" derken porco gözlerini kapatıp açtı ve biraz bekle dedi yaklaşık 8 saniye sonra dışarıdan sesler geldi ve bir maral (dişi geyik) geldi ve tam majentanın önünde durdu ama geyikte bir tuhaflık vardı hayvan hiçbir canlılık ifadesi göstermiyordu ayakta durup yaşamak dışıında sadece duruyodu porco"peki şimdi yaparmısınız "dedi ve ekledi" bu maral benim kontrolümde siz sadece kesip pişiri fazlasıda sizin olsun ben doyıyım yeter buda 2 porsiyon eder şimdi ne dersiniz" dedi tekrar
aslında benim bir imzam yok; çünkü beni tanıyanlar bana ihtiyacı olanlardır, bana ihtiyacı olanlar ise benim ihtiyacım olanlardır.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest