>ÖATLAK KAZAN<
Palisdanın şarkısına sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi.Dostlarını dinledi ve içinden justarius'a hak verdi. Lordunun uyandırdığı ilgi onda da memnuniyet uyandırıyordu. Firan'ın yanına gitti. Sevecen bir gülümsemeyle "Sanırım daha önceden yeterince tanışma fırsayı bulamamıştık. Biliyorsuunzdur adım Efla. Ayrıca nazik teklifiniz için teşekkür ederim. İşler neredeyse bitmek üzere. Dün akşam pekçok olay oldu burada ama hallettik sayılır." şöyle oturup birşeyler almazmıydınız?"
ve ekledi "benden tabiki"
ve ekledi "benden tabiki"
Efla nın sıcak teklifini kabul eden firan bir masaya oturur. Ve bir kadeh şarap ister.
Etrafına bakan büyücü hanın çok güzel döşendiğin görür.
Efla ya döner "Güzel yer. Ve iyi şarap" der. "Teşekkür ederim."
"dün geceki arbededen umarım yaralanan olmamıştır. Eğer şifaya ihtiyacı olan varsa sanırım majenta size yardımcı olur. Kendisi lordumuzun bir rahibi oldu artık."
Etrafına bakan büyücü hanın çok güzel döşendiğin görür.
Efla ya döner "Güzel yer. Ve iyi şarap" der. "Teşekkür ederim."
"dün geceki arbededen umarım yaralanan olmamıştır. Eğer şifaya ihtiyacı olan varsa sanırım majenta size yardımcı olur. Kendisi lordumuzun bir rahibi oldu artık."
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
ben inancımı sunduğum kişiye sadece inandığımı belirtmem aynı zamanda ona ruhumla da bağlanırım bu nedenle ruhum da onun olacaktır...Justarius wrote:Lordumuz ruhunu değil sadece inancını ister. Lordumuza olan inancını Tapınak'taki Ufak bi çadırda açıklayabilirsin. Ruh istemek sadece kötülere mahsustur.
çok zaman geçti çok şey değişti...
Dünkü olaylardan çok yorgun olarak çıkmış majenta han salonuna indi. Çalışan arkadaşlarını ve bir masada oturan Firan'ı gördü. "Sevgili dostum. Nasılsın?" sonra çalışan arkadaşlarına döndü."Biraz kendime geleyim -belki- sonra size yardım ederim." Yüzünde muzip bir gülümseme vardı.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Ã?nceki gün olanlardan yorgun düşen drow odasından çıktı. Hanın temiz kalan üst kat koridorunu arşınlayıp merdivenleri indi. Majenta ve Efla'ya baktı. Sonra da şövalye görev arkadaşına. Yanına gitti "Aramıza hoşgeldin" dedi. Kendini tezgahın yanındaki yerine bıraktı ve etrafa göz gezdirmeye başladı.
majentaya doğru ilerleyen cleric ona der ki:
*baksettiğin çadıra gittim gördüm inanamadım zaten çewresine ulaştığımda hissettiğim güç müthişti "herkese sesleniyorum aradığınız yer burasıdır aradığınız boyutsuz zamansız "nokta" burasıdır zaman burasıdır aradığınız ne warda oradadır"
*baksettiğin çadıra gittim gördüm inanamadım zaten çewresine ulaştığımda hissettiğim güç müthişti "herkese sesleniyorum aradığınız yer burasıdır aradığınız boyutsuz zamansız "nokta" burasıdır zaman burasıdır aradığınız ne warda oradadır"
çok zaman geçti çok şey değişti...
-
Elrond_Carnesir
- Kullanıcı

- Posts: 98
- Joined: Fri Apr 02, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul-Florya
- Contact:
Elrond yağmurdan sıkılmış bir halde karşısında duran kahverengi binaya baktı... Ã?atlak kazan... Hoplaya zıplaya içeri daldı... İçerisi kalabalıktı... Hemen bir masaya atladı... Dolu da olsa önemli değildi.. Hem daha önce hiç kara derili bir arkadası olmamıstı... Hem zaten bi kenderler tanışmak isterdi değilmi... Ancak sert bakışlardan sonra kendisini başka bir masa da buldu... Evet sanırım aradığı arkadası bulmuştu... Zaten cüceleride hep sevmişti... hem şu anda elinde tuttugu balta da cücenin olmalıydı... Yerde mi bulmuştu cüce mi düşürmüştü pek hatırlayamadı elrond ama o kadarda önemli değildi... Sonuçta onu cüce için bulmuştu ve tanışmak için iyi bir fırsattı... "şeyy... Merhaba... sanırım bu sizin... düşürmüştünüz...kaybetmiştiniz... şeyyy bilmiyorum elime geldi işte bir an... sanırım tanrılar tanışmamızı istiyor..."
-
Elrond_Carnesir
- Kullanıcı

- Posts: 98
- Joined: Fri Apr 02, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul-Florya
- Contact:
Gorath Elrondun elinden baltasını aldığında sinirden kulaklarından dumanlar çıkıyordu... Elrond bunun cücelerin kendilerine yapılan bir iyilik sonucunda minnettarlıklarını iletme yolu olup olmadıgını merak etti... Ama bunu pek umursamadı.. hem zaten pek bir iyilik yapmamıştı... İleride yapacagı iyiliklerin yanında bu neydi ki... Boşver dedi kendi kendine bakalım o zaman cüce bana nasıl teşekkür edicek....
Acıktıgını hissederek mutfaga yoneldi...Ancak mutfaga varmadan birisinin onun eline bir parca et ve şarap vermiş oldugunu farketti... kim böyle bir iyilik yapmıştı acaba? Açlık duygusu daha agır bastı ve kim verdiyse sonra düşünürüm diye kendi kendine söz verdi elrond... Ve yemekleri cücenin masasına götürdü... Cüce yemeklere baktı ve yüzü güldü:) Cüce yemekleri elrond ile yiyedursun elrond cücenin yere bir taş düşürdüğünü gördü... Yoksa cücenin cebi yerdemiydi... Sonra ona veririm sözüyle taşı aldı ve handa gezinmeye başladı... Bu han gerçektende zevkli bir yerdi.. Ve şimdiden karnı doymuş kıymetli bir taşı olmuş ve birde sadece yerde sürterek götürebildiği bir baltası olmuştu... Tabii bunları geri verecekti ancak şu anlık onlarla olmanın zevkini çıkartıyordu... Hem kim kaybederse elrondu bulabilirdi zaten... Taş ise elrondun torbalarındayken gayet güvendeydi... Cüce onu cebinden düşürebilirdi... Kesinlikle bir daha cücenin kulaklarından dumanlar çıkıcak diye aklına getirdi elrond ve kendi kendine gülümsedi...'bişey değil cüce... bişey değil....'
Acıktıgını hissederek mutfaga yoneldi...Ancak mutfaga varmadan birisinin onun eline bir parca et ve şarap vermiş oldugunu farketti... kim böyle bir iyilik yapmıştı acaba? Açlık duygusu daha agır bastı ve kim verdiyse sonra düşünürüm diye kendi kendine söz verdi elrond... Ve yemekleri cücenin masasına götürdü... Cüce yemeklere baktı ve yüzü güldü:) Cüce yemekleri elrond ile yiyedursun elrond cücenin yere bir taş düşürdüğünü gördü... Yoksa cücenin cebi yerdemiydi... Sonra ona veririm sözüyle taşı aldı ve handa gezinmeye başladı... Bu han gerçektende zevkli bir yerdi.. Ve şimdiden karnı doymuş kıymetli bir taşı olmuş ve birde sadece yerde sürterek götürebildiği bir baltası olmuştu... Tabii bunları geri verecekti ancak şu anlık onlarla olmanın zevkini çıkartıyordu... Hem kim kaybederse elrondu bulabilirdi zaten... Taş ise elrondun torbalarındayken gayet güvendeydi... Cüce onu cebinden düşürebilirdi... Kesinlikle bir daha cücenin kulaklarından dumanlar çıkıcak diye aklına getirdi elrond ve kendi kendine gülümsedi...'bişey değil cüce... bişey değil....'
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Aradan birkaç gün geçmişti ve yaşlı adam Ã?atlak Kazana döndü..
kapıları açtı ve gözüne ilk çarpan şey bütün korkunçluğu ile içeride duran kender oldu....
kitabına ve kalemine sıkıca sarılan adam göğsüne çingenelere özgü bir koruma işareti çizdi....
Elini ileri sallayarak
"git , git uzak dur benden."
Yaşlı adam gözlerini kenderden ayırmadan boş bir masaya geçti ve oturdu..
kapıları açtı ve gözüne ilk çarpan şey bütün korkunçluğu ile içeride duran kender oldu....
kitabına ve kalemine sıkıca sarılan adam göğsüne çingenelere özgü bir koruma işareti çizdi....
Elini ileri sallayarak
"git , git uzak dur benden."
Yaşlı adam gözlerini kenderden ayırmadan boş bir masaya geçti ve oturdu..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
"Lordumun gücü böyledir işte.Hatta daha da fazladır. Ama biz bunu tam olarak anlayamayız." dedikten sonra kafasını kapıya çevirdi ve yüzünde şekillenen gülümsemeyi bastıramadı.Kendi kendine "kender" dedi.
Daha sonra yüzündeki gülümsemeyle kenderin handa dolaşmasını izledi. Bi önlem alması gerekiyordu ama bunu sonra da yapabilirdi.
Daha sonra yüzündeki gülümsemeyle kenderin handa dolaşmasını izledi. Bi önlem alması gerekiyordu ama bunu sonra da yapabilirdi.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
