>ÖATLAK KAZAN<
Drow dışarıda otururken çetenin içeriye girdğini ve kalabalıktan sesler yükselmeye başladığını duydu.Handan içerye sessizce girdi.Drow inanılmaz bir hızla arkasından yaklaştığı goblinleri doğradı. Kalın palasından yeşil kanlar akıyordu. Lider gibi görünen buçukluğu atlayarak onun arkasındakine ilerledi. Kılıcını saplamak istemiyordu ama savaş öfkesine hakim olamadı. Kalın palayı buçukluğun göğsünden içeriye kolayca kaydırdı. Son buçukluk ise lider gibi görünüyordu ve onu yakasından tutarak majenta'nın önüne fırlattı.Sonra palasını masaya bıraktı. Ama hata yapmıştı. majentanın işaretiyle arkasını döndü ve kaçmış bir goblinin ona doğru kısa kılıçla koştuğunu gördü. Çok yakındı. İnsanlar drowun işinin bittiğini düşündü. Ancak iki saniye sonra goblin göğsünde kemik gibi sapı olan bir hançerle düştüğünde herkes takdir ederek drowa baktı. şimdi sıra lideri konuşturmaktaydı...
Majenta önüne gelen buçukluğa baktı. Elindeki kılıcı savuruşun kudretiyle yere düşmüştü.Tamamen savunmasız birşekilde karşısında dikiliyordu.Majentanın yüzünde pis bir sırıtış belirdi.Ve buçukluk belindeki hançere elini bile götüremeden hançeri cücenin verdiği miğferi buçukluğun kafaya oturttu.Buçukluğun gözleri kaydı ve olduğu yere çöktü.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Drow majentanın büyüyle yarattığı ipleri eline aldı ve yüzünü buruşturdu. Çok inceydi. Bu bir buçukluğu bile tutmaz diye düşündü. "Ne bu?" diye sordu. "Koparmayı dene" dedi majenta. Drow ipe asıldı ama kopmadı. Yerine eline ince bir kesik açtı. şaşırarak ipe baktı. İkna olmuştu. Buçukluğu sertçe sandalyeye itti. Buçukuluğun elini belindeki hançere götürdüğünü görünce gözün görmesinin zor olduğu bir hareketle buçukluğun hançerini elinden alıp boğazına dayadı. "Sakın deneme" diye hırladı. Ã?fkeden patlayacak gibiydi. Onu bağladı ve majenta'ya 'sahne sizin' gibi bir hareket yaparak sağa çekildi...
Majenta yavaşça buçukluğun yanına gitti.Hiç ecelesi yoktu.Bol vakti vardı.
Buçukluğun karşısına eğildi.Göz göze geldiler.Çok sakin ama bir o kadar da tehditkar bir şekilde sordu."burda ne arıyorsunuz."
Buçukluk hiçbir şey söylemeden majentanın gözlerine bakmaya devam etti.Dakikalar geçti.Ve majenta tekrar aynı ses tonuyla sordu.Sorarken eliyle de drowu işaret ediyordu."Eğer konuşmazsan arkadaşımın sana ne yapacağını biliyor musun? Ã?ğrenmek İSTER MİSİN?" son kelimeleri bağırarak söylemişti.
Buçukluk tükürmek ister gibi bir harekette bulundu.Ama majenta elini buçukluğun ağzına kapadı ve öyle olsun" dedi.
Konsantre oldu.Lordunun bahşettiği gücüne uzandı ve buçukluğun işkence edilirken hissedeceği duyguları buldu.Onları kullandı...
Buçukluk çığlıklar atarak tepinmeye, kasılmaya başlamıştı. Majenta ara vererek cevabını bekledi. Cevap gelmeyince devam etti Taa ki buçukluk "söyleyeceğim" diyene kadar.
Buçukluğun karşısına eğildi.Göz göze geldiler.Çok sakin ama bir o kadar da tehditkar bir şekilde sordu."burda ne arıyorsunuz."
Buçukluk hiçbir şey söylemeden majentanın gözlerine bakmaya devam etti.Dakikalar geçti.Ve majenta tekrar aynı ses tonuyla sordu.Sorarken eliyle de drowu işaret ediyordu."Eğer konuşmazsan arkadaşımın sana ne yapacağını biliyor musun? Ã?ğrenmek İSTER MİSİN?" son kelimeleri bağırarak söylemişti.
Buçukluk tükürmek ister gibi bir harekette bulundu.Ama majenta elini buçukluğun ağzına kapadı ve öyle olsun" dedi.
Konsantre oldu.Lordunun bahşettiği gücüne uzandı ve buçukluğun işkence edilirken hissedeceği duyguları buldu.Onları kullandı...
Buçukluk çığlıklar atarak tepinmeye, kasılmaya başlamıştı. Majenta ara vererek cevabını bekledi. Cevap gelmeyince devam etti Taa ki buçukluk "söyleyeceğim" diyene kadar.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Efla sandalyede bağlı buçukluğa yaklaştı. Odada hiç ses yoktu. Tek ses eflanın yaklaşırken çıkardığı ayak sesleriydi. Yaklaştı. Ayak sesleri durdu. Garip birşey hissetti. Miğferde bi gariplik sezdi. Elini yaklaştırdı. Gözlerini kapadı. Miğfere dokunmak üzereydi. His yoğunlaştı. Ne olduğunu biliyordu artık. "Lanet" diye fısıldadı belli belirsiz. Daha önce de hissetmişti bunu ama bu daha kuvvetliydi. Terlediğini hissetti. Elini kaldırdı majentaya ve Justarius'a baktı sadece onların duyabileceği şekilde birşey fısıldadı.
Ardından merakla bekleyen topluluğa döndü.Boğazını temizledi. "Dinleyin" Heyecanını bastırmıştı."şimdi sizden sakince hanı terk etmenizi isteyeceğim. Yarın tekrar açık olacağız. bu güvenliğinizle ilgili bir mesele" handan hafif bir uğultu yükseldi. etafına bakındı aklına paladyneey geldi şimdiye kadar çoktan atlamış olması gerekirdi. ama ortalıklarda yoktu. bu düşünceyi savuşturdu. Night'a gözüyle bir işaret yaptı. Anlamıştı insanları dışarı çıkarmaya başlamıştı bile. En sonunda içeride Firble, Majenta, Justarius ve kendisi kalmıştı.
Tekrar Buçukluğa döndü dözünü kapattı. Miğfere tekrar yaklaştırdı elini. Majenta dokununca birşey olmamıştı birşey onları koruyordu. Kendine güven geldi. Miğfere eli en sonunda dokundu. Müthiş bir irade mücadelesi verdi. Ne kadar sürdüğünü bilmiyordu. Düşünceler beyninde akıyordu ve acı... Mücadeleyi kazandığını hissetti. En son elindeki acıyla geriye çekildiğini gördü bilinçsizce yapmıştı. Gözünü açtı karşısında sanki cehennemden çıkmış bir yaratık duruyordu. Bir an için dehşete düştü sonra duygularını kontrol altına almayı başardı.
Ardından merakla bekleyen topluluğa döndü.Boğazını temizledi. "Dinleyin" Heyecanını bastırmıştı."şimdi sizden sakince hanı terk etmenizi isteyeceğim. Yarın tekrar açık olacağız. bu güvenliğinizle ilgili bir mesele" handan hafif bir uğultu yükseldi. etafına bakındı aklına paladyneey geldi şimdiye kadar çoktan atlamış olması gerekirdi. ama ortalıklarda yoktu. bu düşünceyi savuşturdu. Night'a gözüyle bir işaret yaptı. Anlamıştı insanları dışarı çıkarmaya başlamıştı bile. En sonunda içeride Firble, Majenta, Justarius ve kendisi kalmıştı.
Tekrar Buçukluğa döndü dözünü kapattı. Miğfere tekrar yaklaştırdı elini. Majenta dokununca birşey olmamıştı birşey onları koruyordu. Kendine güven geldi. Miğfere eli en sonunda dokundu. Müthiş bir irade mücadelesi verdi. Ne kadar sürdüğünü bilmiyordu. Düşünceler beyninde akıyordu ve acı... Mücadeleyi kazandığını hissetti. En son elindeki acıyla geriye çekildiğini gördü bilinçsizce yapmıştı. Gözünü açtı karşısında sanki cehennemden çıkmış bir yaratık duruyordu. Bir an için dehşete düştü sonra duygularını kontrol altına almayı başardı.
Majenta karşısındaki yaratığa baktı.Hiç şaşırmamıştı. Ã?ünkü handa olacak olayları zaten biliyordu.Ama kaderi değiştirmekten yana olmadığı için arkadaşlarına hiçbir şey dememişti.Ama biran düşündü. Belki kaderi bunu söylemesini gerektiriyordu.Kararını anında verdi.Kader değiştirilebilirdi.
Yaratık ipleri koparmış, Efla'ya saldırmak üzereydi.Sadece Justariusun duyabileceği bir sesle konuştu.Dişlerini sıkıyordu."Sağdan pençesini savuracak." Ve büyüsüne başladı.Kaderin değişeceğini bilerek.Yaptığı her hamlenin aslında karşısındakinin bir sonraki hamlesini değiştireceğini bilerek.
Yaratık ipleri koparmış, Efla'ya saldırmak üzereydi.Sadece Justariusun duyabileceği bir sesle konuştu.Dişlerini sıkıyordu."Sağdan pençesini savuracak." Ve büyüsüne başladı.Kaderin değişeceğini bilerek.Yaptığı her hamlenin aslında karşısındakinin bir sonraki hamlesini değiştireceğini bilerek.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Kapı açıldı ve içeriye miğferi bırakmış olan cüce girdi.Suratında büyük bir sırıtışla ilerledi ve bir masaya oturdu.Kısa bir yolculuktu yaptığı ama aradığını bulmuştu.En sonunda klanına yeni bir yaşam alanı bulmuştu.
Yıllarca savaşarak yaşamış ve yerinde tutunmaya çaılışmış olan klanı şimdi en sonunda huzura erecek ve yeni bir yurt edinecekti.O sırada mutluluktan gözleri hiç bir şey göremiyordu.Sadece mutluluğuna mutluluk,neşesine neşe katmak istiyordu.Artık bu yöredeki farklı ırkları dost olarak kabul etmek zorunda olduğunu biliyordu.Burada-bu yakınlarda-yaşayacaksa bu dostluğa ihtiyacı vardı.
Ertesi gün klanını getirmek için yeniden yollara çıkacaktı ve şimdi dinlenmeye ihtiyacı vardı.O gece için kalacak bir yere ihtiyaç duydu.Ama her şeyden önce bir fıçı bira iyi giderdi doğrusu...
Yıllarca savaşarak yaşamış ve yerinde tutunmaya çaılışmış olan klanı şimdi en sonunda huzura erecek ve yeni bir yurt edinecekti.O sırada mutluluktan gözleri hiç bir şey göremiyordu.Sadece mutluluğuna mutluluk,neşesine neşe katmak istiyordu.Artık bu yöredeki farklı ırkları dost olarak kabul etmek zorunda olduğunu biliyordu.Burada-bu yakınlarda-yaşayacaksa bu dostluğa ihtiyacı vardı.
Ertesi gün klanını getirmek için yeniden yollara çıkacaktı ve şimdi dinlenmeye ihtiyacı vardı.O gece için kalacak bir yere ihtiyaç duydu.Ama her şeyden önce bir fıçı bira iyi giderdi doğrusu...
Cüce birden düşüncelerinden sıyrıldı ve önünde duran yaratığı gördü. İçinde alevlenen hiddet onu kudurtmaya başlamıştı adeta.Günlerdir baltası hiç bir düşmanın kanını dökmemişti ve şimdi karşısında böylşe kudretli bir düşman vardı.
En sonunda Sondarbe klanının şefi Gorath dişine göre bir rakip bulmuştu. Yaratık sol tarafta karanlıklar içindeki figüre doğru hareketlendi ve cüce ilk defa olarak bir dövüşten önce düşündü.Bu yaratık bir Drowun olabileceğinden bile kötü gözüküyordu.Daha öncede drowlarla cücelerin dostluk hikayeleri olmuştu ama asla bir ifritle bir cüce dost olmamıştı.
Cüce Gorath atalarından kalan baltasını kaldırdı ve baltanın üzerindeki büyük büyü güçlerini yıllardır kullanmayı öğrendiği gibi serbest bıraktı.Balta ve büyük bir savaş narası ile atıldı ve ifritin sol kolunu alevler içinde kalmasına neden olarak ikiye böldü.Kol yere düştüğü anda alev aldı ve ifrit böğürdü.
En sonunda Sondarbe klanının şefi Gorath dişine göre bir rakip bulmuştu. Yaratık sol tarafta karanlıklar içindeki figüre doğru hareketlendi ve cüce ilk defa olarak bir dövüşten önce düşündü.Bu yaratık bir Drowun olabileceğinden bile kötü gözüküyordu.Daha öncede drowlarla cücelerin dostluk hikayeleri olmuştu ama asla bir ifritle bir cüce dost olmamıştı.
Cüce Gorath atalarından kalan baltasını kaldırdı ve baltanın üzerindeki büyük büyü güçlerini yıllardır kullanmayı öğrendiği gibi serbest bıraktı.Balta ve büyük bir savaş narası ile atıldı ve ifritin sol kolunu alevler içinde kalmasına neden olarak ikiye böldü.Kol yere düştüğü anda alev aldı ve ifrit böğürdü.
Büyüsünü yaparken göz ucuyla cüceyi gördü.Konsantrasyonunu hiç bozmadı.Büyüsünü cüce saldırdıktan hemen sonra tamamlamıştı. Yaptığı donduran küre yaratığın göğsüne isabet ederken, Justarius da Majenta'nın söylediği şey üzerine pençeyi Efla'ya ulaşamadan kesmişti.Yaratık acı içinde feryad ederken etraftakileri ısırmaya ve kafa atmaya çalışıyordu.
Bu sırada Efla'da büyüsünü tamamladı.Ellerinden çıkan soğuk hava dalgası koni halinde yaratığa isabet ederken, yaratığın korkunç feryatları devam ediyordu.
Bu sırada Efla'da büyüsünü tamamladı.Ellerinden çıkan soğuk hava dalgası koni halinde yaratığa isabet ederken, yaratığın korkunç feryatları devam ediyordu.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Drow hiddetten köpürmüştü. Bugünlük bu kadar kavga yeter diyordu ve bu kavgayı çabuk bitirmeye kararlıydı. Bir elinde kalın palası diğer elinde kısa kılıçlarından biri -büyü olanı, zehirleyen- yaratığa doğru sıçradı, havadayken ifritin boynuna biri ince ve zehirleyici, diğeri ise kalın ama zarif iki kesik bıraktı. Yere inince geri çekildi ve ifrit diğerleriyle uğraşırken yayını omzundan aldı. Hanın bir köşesinden dikkatli atışlarala yaratığın kafasını ok içinde bıraktı. Yaratık ölmek üzereydi ama yere düşmememek için çabalıyordu.Ta ki dev bir balta kafasını ikiye yarana kadar...
Drow herkes gibi cüceye baktı. Cüce pişkin pişkin sırıtıyordu. O baltayı nasıl fırlatabilmişti. Balta belki de cücenin kendisinden büyüktü. Cücenin de yardımıyla ifriti devirmişlerdi. Drow cücenin yanına yaklaştı ve,
"Seni dostum, addediyorum kudretli cüce" dedi...
Drow herkes gibi cüceye baktı. Cüce pişkin pişkin sırıtıyordu. O baltayı nasıl fırlatabilmişti. Balta belki de cücenin kendisinden büyüktü. Cücenin de yardımıyla ifriti devirmişlerdi. Drow cücenin yanına yaklaştı ve,
"Seni dostum, addediyorum kudretli cüce" dedi...
Cücenin içeri girişini görmüştü ama buna pek aldırmamıştı.Büyüsü onu biraz yormuştu. Ancak nefes aldı ki cücenin baltasını yaratığın kafasını yardığını gördü. Yaratık tiz ve içini ürperten bir çıklık attı ve yere yığıldı. Cüce baltasını almak için idiyordu kiyaratığın cesedinin tekrar buçukluğa dönüştüğünü gördü. İlginçti ama buna pek şaşırmamıştı en azından böyle irşeyi bekliyordu. Kıyafetleri yırtılmış ola buçukluk yerde yatıyordu. Kasları kendiliğinden kasılıyordu.Demek ki ölmemişti bir öğürtü geldi ve midesindekileri yere kusmuştu. sık ve derin nefes alışını duydu. Sanki rahatlamış, gazaptan azad olmuştu. Ama hala baygın yatıyordu.
o anda kapıdan girmiş olan porco gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı her nekadar yerlerde ceset görmeye alışkın olsada içmek ve karnını doyurmak için gittiği yerde böyle birşeyi beklemezdi. yavaş adımlarla cesedin yanından geçerek tezgaha doğru yürüdü
aslında benim bir imzam yok; çünkü beni tanıyanlar bana ihtiyacı olanlardır, bana ihtiyacı olanlar ise benim ihtiyacım olanlardır.
Majenta hüzünle yerde yatan buçukluğa baktı.Nasıl bir lanete tutulduğunu öğrenmek istiyordu.Bu yüzde Justarius'un kulağına sessizce konuştu."Hanın arka odasına götür. birazdan geleceğim."
Baygın buçukluğu taşıyan drowa baktı. Ardından yerdeki cesetlere.
Bunların nasıl temizleneceğini düşünürken tezgahın yanındaki adamı farketti. Hafif bir homurtu koyuverdi.Night neden içeri müşteri almıştı.
Ama kibarca adamla konuştu."Dağınıklık için özür dileriz. Aç gibi görünüyorsunuz.Ne isterdiniz?"
Baygın buçukluğu taşıyan drowa baktı. Ardından yerdeki cesetlere.
Bunların nasıl temizleneceğini düşünürken tezgahın yanındaki adamı farketti. Hafif bir homurtu koyuverdi.Night neden içeri müşteri almıştı.
Ama kibarca adamla konuştu."Dağınıklık için özür dileriz. Aç gibi görünüyorsunuz.Ne isterdiniz?"
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
eskileri düşünen adamı daldığı yerden uzaklaştıran adama baktı porco ve geyik eti istiyorum ama kemiksiz ve yağsız olsun yanındada kımızı şarap dedi ardından adamı tam gözlerinin içine bakarak bana oturaca biryer gösteririseniz sevinirim dedi. ve hafif bir gülümsemeyle müşteriden sıkılmayın bazıları bunu gözünüzden anlar dedi.
aslında benim bir imzam yok; çünkü beni tanıyanlar bana ihtiyacı olanlardır, bana ihtiyacı olanlar ise benim ihtiyacım olanlardır.
Drow buçukluğu sırtına attı. Tıpkı bir çuval gibi. Hanın kavgadan parçalanmış ahşap kaplamalarındaki kana basarak geçti ve ardında kandan ayak izlerini brakarak dışarıya çıktı. Gece olmuştu. Gözlerinin enfrarujlu görüşe geçmesi için bir iki kez kırpıştırdı. Sonra buçukluğu hanın arkasına götüdü ve çamurların üzerine fırlattı. Sonra farketti ki buçukluğun rengi yavaş yavaş kırmızıdan turuncuya, turuncudan yeşile geçmeye başladı. Gitgide soğuyordu. O anda arkasında bir tıpırtı duydu ve hızla kılıcını çekti. Karşısında majenta'nın durduğunu görünce rahatladı.
"Ölüyor," dedi. Aldığı cevabı ise tahmin etmesi gerekirdi;
"Biliyorum."
"Ölüyor," dedi. Aldığı cevabı ise tahmin etmesi gerekirdi;
"Biliyorum."
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

