site içi savaş

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Post Reply
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Ben gözlerin gördüklerinin ve kulakların duyduklarının ötesindekilere şahit oldum savaşçı. Seni tanımamı sağlayan benim yeteneğim değil lanetimdi ama artık bunun da pek bir önemi yok."

"Karargahın sorumlusu kendi isteğiyle ve benim önerimle bir yolculuğa çıktı ve sanırım o yokken buradaki çocuklarıma yardım edip onlarla biraz ilgilensem, bu kimseye saygısızlık olmaz."

Figür liche doğru baktı:

"Ne kadar bilge ve zeki olduğunu hediyemin ne olduğunu bile anlayamayarak zaten bana gösterdin çocuğum." sesinde hafif bir alay tınısı vardı
"Saygısızlığın için seni affediyorum, çünkü seçimlerini yapmakta seni özgür bırakıyorum. Fakat şunu bilki arzuladığın şeye ulaşmaktan gittikçe daha çok uzaklaşıyorsun."

"Bu dünyada bazı sırlar vardırki, onları yalnızca araştırarak ya da arayarak bulamazsın. Bu sırlara ulaşmak için doğru zamanda doğru yerde doğru kişiyi görmen ve onunla doğru ilişkiyi kurman gerekir. Bu kulağına küpe olsun çocuğum... Ã?ğrenecek ne kadar çok şeyin var bilemezsin..."

ve Kara Figür sonsuz açık gözlerini Lich'in üzerinden alıp yeniden şovalyeye çevirdi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

"amacım hakkında ne kadar az şey bildiğini bilebilecek kadar bile bilge değilsin Corax ve hediyem dediğin şeyi yanlışi anladığımı mı düşünüyorsun? öyleyse anlat da doğrusunu öğreniyim" dedi Yeminer. Cevabı zaten biliyordu fakat bekleyecekti. nasıl olsa beklemek için binlerce yılı vardı.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Hediye yalnızca bir kez önerilir çocuğum, bunu anlamak ya da anlamamak senin seçimindi ve sen seçimini yaptım. Bu noktadan sonra sana verebileceğim başka bir hediye yok oğlum, sen benim bilgeliğimi reddedip kendininkini seçtin... Bildiğin gibi olsun çocuğum."

"Eminim atan bir kalp, yaşayan organik bir vücudu sana önermemin nedeninin yalnızca senin kişisel zevkine hitap etmek olduğunu düşünmemişsindir yoksa senin kadar güçlü ve zeki bir varlığa bu kadar büyük bir hediyeyi sunmak konusunda çok büyük hayal kırıklığına uğramış olurum. Sana söyleyeceklerim bu kadar oğlum, bunların üzerinde iyi düşün ve eğer bana tatminkar bir cevap sunabilirsen o zaman sana ikinci bir şans verilmesi ihtimalini düşünebilirim."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

"Hala aynı yanılgıdasın Corax, hala anlayamadın. Senin benim sahip olamadığım birşeyi verebilecek kudretin de bilgeliğin de yok." dedi yeminer "kaldı ki bu diyarlarda benim isteyeceğim tek şey var ve onu da zamanı gelmeden vermek için değil birtek sen bildiğin ve bilmediğin tüm tanrılar bir araya gelseniz başaramazsınız." dedi Yeminer. istediğim şey derken gözlerindeki alev bir anda etrafı kıpkırmızı yapacak kadar kudretliydi ve bir an herkes Yeminer'in içindeki ihtirası ve isteği görüp korktu. Yeminer'in gerçek ihtirasını ortaya koyduğu az sayıdaki zamandan birisiydi ve bu yanlızca kuklaya aktardığı kadarıydı.
Corax Yeminer'in gözünde çok daha korkunç bir şey gördü ve istemeden titredi çünkü onun varlığı diyarlardakiherkesi titretirdi.

binlerce yıllık şekilsiz varlık Yeminer'in gözlerinden Corax'a bakıyordu. Hediyen kabul görmedi çocuğum diye bir ses duydu corax beyninde ve saf kötülüğün yakıcı ateşini.

daha sonra yeminer sakinleşti ve yine eski çürümüş varlığa yakışır bir şekilde acı acı güldü.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Kara Figür bu kez sesli tiz bir kahkaha attı:
"Söylediklerim hala geçerli çocuğum. Doğru kişiyi bulmak sandığın kadar kolay değildir. Anlaştığın hangi karanlık güçse ona selamlarımı iletebilirsin. İyi bir kukla bulmuş... Senin istediğin şeye ulaşmana çok yardımcı olacaktır eminim(!)" diye tiğye aldı Kara Figür ve pençesindeki ufak bir kıpırdama ile salondaki herkesin içindeki korku ve terör dalgası dindi. Ruhlarına dolan sükunet ve methanetle hızla atan kalpler sakinleşmeye başlamıştı...

"Ben hiç kimsenin tarafında değilim, yalnızca çocuklarıma yardım ediyorum. Konuşacak başka bir şeyin yoksa ayrılabilirsin oğlum..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

şovalye kara figüre dikkatlice baktı.. onu hafızasının derinliklerinde bir yerde tanıyordu ama kim olduğunu hatırlayamıyordu???

Peki bu lanetli yaratığa niçin yardım etmeye çalışıyorsun...
eğer sahip olduğun bir bilgelik varsa onu hakedenlerle paylaşmak yerine niçin bu huzurbozanlara dağıtıyorsun??
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Lanetli ya da kutsanmış olması ne değiştirir ki? Yaratılmış, yaratılan ya da yaratılacak bütün varlıklar benim çocuklarımdır. Onların arasında ayırım yapmak bir diğerine haksızlık etmek olmaz mı savaşçı?"

Kara Figürün sağ eli kemerinin olması gereken yerde paçavra cüppesinin içinde kaybolmuştu.
"Ã?ocuklarımın seçimlerini etkileyebilirdim ama denge adına onları özgür iradelerine bıraktım. Sanırım bu onlar için daha iyi olacaktır. Karanlığı seçenler olduğu gibi aydınlığı seçecek olanlar da olacaktır şüphesiz... Bazıları gücü ve erdemi kendi içlerinde keşfetmeyi seçecektir bazıları ise babalarının ufak yardımlarıyla..."

"Yaratan sonsuzdan beridir yarattıklarına seçenekler sunmuş, onlara hediyeler vermiştir. şu anda içinde bulunduğumuz bu karargah ya da ayaklarımızı bastığımız alemde Yaratın'ın birer hediyesidir. Eğer Yaratan kendi seçimlerimizi yapmamıza izin vermeseydi bizleri bitki olarak yaratırdı değil mi şovalye?"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Bilge birine benziyorsun, sözlerine hak verdim yabancı..

Bu arada kabalık ettim, bana Düzen Koruyucusu derler... Uthen Brighteye..

Sen de adını bahşedicekmisin??
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

"buraya senden herhangi bir hediye almak için gelmedim Corax ve bunu da çoktan fark etmiş olman gerekir. birisi ile anlaştığımı mı düşünüyorsun. Ã?yleyse efendim Yeminer'i gördün. Ben "O" yum ve "O" da ben. buraya sadece seni izlemeye geldim Corax ve hiçbir yere de gitmeye niyetim yok." dedi kukla ve herzamanki gibi arka palnda izlemeye çekildi. geretiği zaman yeminerin bilincini iletmesi için bekliyordu.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Arkadaşlar gördüüm ve anladığım kadarı ile olayları yazdım yanlışım varsa adminlere düzelttirirsiniz


Gnom ozanın sesi dışarıdan duyulur.
Eski bir destan bu arkadaşlar ama belki bugünü de bağlıyor o günlere

On Kasaba Destanı

Unutulmuş bir yerdedir dünyanın öbür bucağında
Soğuğun rüzgarın karın hükmettiği yerdedir onkasaba
Binbir çeşit insan yaşar bu topraklarda
Nice kahramanlar yetiştrirdi bu yer Fearun diyarına

Kargaşalar zamanın on bin yıl sonrasında
Yeni bir kargaşaya çok az kala
Kuşatıldı güçlerince karanlığın on kasaba

Vampirler zombiler ve yaratıkları kaosun ve ölümün
Ã?evresinde birleştiler gücün seçtiği liderin
Corax Tigerheart ki seçilmişiydi Malovanı
Tüm diyarlarda savunucusu olanın adaletin ve savaşın

Karanlığın değil Corax dengenin hizmetindeydi
Ama oyununa karanlığın alet edildi
Tanrıların birleşik ordusu hizmetine verildi
Onkasabanın durumu ümitsiz gibi idi

İşte bu noktada geçti başına ümitsiz savaşın
Komutan Bardaaner şovalyesi Pranganın
Pek bir şansı yok gibi idi yine de direndi güçlü düşmana
Ve şans yardımı ile bir umut doğdu ona katılanlarla

Sonunda Bardaaner yenilse de Coraxa duelloda
Malovanın seçilmişi ile girişilen o büyük savaşta
Yine de ümit yok olmadı onkasaba halkında
Bir miras gibi devraldı Ardan davasını babasının
Ama aslında bitmiş gibi idi savaş anlayınca Corax hatasını

Keşfetmeye gitti güçlerini tanrısının emanetini
Ve anladı iki ordu savaşmanın külfetini
Engel olmak istese de Karanlığın baskısı
İşe yaramadı oyunları engelleyemedi barışı

Ve bu tehtidin üzerinden onlarca yıl geçti
On kasabalıların yaşamları huzur ile devam etti
Unutuşmuştu bütün o yaşananlar tamamen
Hazırlıksız yakalandılar böylece olaylara kaosun sonrasında gelen

Yok olmuştu tanrılar bitmişti rahiplerin güçleri
Aydınlığa inanların durumları ümitsizdi
Zarar görmüş olsa da karanlık da bu savaştan
Kurtumuştu büyük bir gücü kaosun Lord Oren diye anılan

Aydınlık ve dengeninse güçleri hazırlıksızdı
Yeni tanrılara gebe olsa da dünya henüz Lord Orenin zamanıydı
Karanlık hiç bulamadığı bir fırsatı yakalımıştı
Nifak ve korkularla aydınlık ve denge dağıtılmalıydı

Yüzleşiyordu Ardan geçmişi ile gölgenin
Tıpkı Corax gibi en büyük hasmı ailesinin
Gitmek bir seçenekti geçmişin izinden
Kolayda bir yoldu nefret tarafından önerilen

Ancak hissediyorlardı ikisi de içlerinde
Gerçek umut sadece gizliydi onların birleşmelerinde
Onca yılın ve yüzleşmenin ardından Corax olgunlaşmıştı
Karanlığı artık ona aldanmacak kadar tanımıştı
Ardan ise farkında idi bunca yıldan sonraki tehlikenin
Büyüyordu düşman hızla babasının koruduğu memleketin

Karar onlara kalmıştı Ardana onkasabayı korumayı seçenin
Ve bir de Coraxa Tanrılığı reddenin
Yükselmesi çok zordu yeni güçleri ışık ile dengenin
Eğer başaramazlarsa almayı birleşik desteğini ikisinin
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Firble yeniden karargaha doğru koştu ve içeri girdi.
Komutan Hükümlü ozan Firble olarak hizmetinize bir ozan aradığınızı söylediler. Eğer kabul ederseniz sizinle çalışmaktan onur duyarım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aeron
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 232
Joined: Wed Mar 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Aeron »

İsmini hatıralarına gömeli çok zaman geçmişti, kendinden öncekilerin de yaptığı gibi, sonu gelmeyecekmiş gibi gözüken nöbetinde yılların yavaş yavaş geçmesini bekliyordu; kendinden sonra gelecek olana emanetini teslim etmek üzere. Dövüldükleri günden beri kınlarının içinden hiç bir zaman çıkmamış olan iki bakire kılıcın bekçiliğini yapıyordu. Aynı cevherden yaratılmışlardı, parlak mithril ve gece karası yıldız madeni birbirlerini sarmalamış halde bulunmuş, ancak eritildiklerinde birbirlerinden ayrılmışlardı. Dövüldükleri zaman üzerlerinde bir kehaneti anlatan rünler kendiliğinden oluştu, biri göz alıcı bir ışıkla parlarken, diğeri çevresini uğursuz bir karanlığa gömdü. Kehanet, görenlerin akıllarına bir daha çıkmamak üzere kazındı. Kılıçlar kınlarına girdikten sonra hiç bir güç onları yerlerinden çıkartamadı, ve üzerinden nesiller geçti.

Bekçinin boşluğa dalmış yorgun gözleri, yılların bekleyişinin çizgilerini taşıyordu. Kılıçların ona seslendiği gün duyduğu ezgi kulaklarında hafifçe tınlıyordu, öncekinden nöbeti devraldığı ve esaretinin başladığı gün, kılıçların onu seçtiği gün. Ezginin yavaş yavaş yükseldiğini farkederek düşüncelerinden sıyrıldı, biraz şaşkınlık biraz da umutla kınlarının içinde şarkılarını söyleyen kılıçlara yöneldi. Halefi geliyor olabilir miydi, nöbeti devralacak ve kendisini tekrar özgür bırakacak olan. İkiz kılıçlar yerlerinde duramıyor gibiydi, çağırıyorlardı onu. Ã?rkekçe ellerini uzattı, iki kabzayı da aynı anda kavradı, karanlığı sağ, ışığı sol eliyle. Kılıçlar kınlarından fırladı, güç kollarından bütün vücuduna yayıldı, bir elinde ışık, diğerinde karanlık. Ve kılıçlar birbirlerini kucakladı, tek oldu.

Bekçi, elinde tuttuğu çift ağızlı, bir yanı gece karası diğer yanı gümüş rengi, kendi boyundan iki karış daha kısa olmasına rağmen beklenmeyecek kadar hafif kılıçtan gözlerini alamıyordu. Kehanet gerçekleşiyordu, habercinin yola düşme vakti gelmişti.
Boşuna mutluluğu aramayın, ancak acılarınızı azaltabilirsiniz.
Aeron
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 232
Joined: Wed Mar 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Aeron »

Kılıcın rehberliğinde 10 kasaba olarak adlandırılan yere ulaşmıştı, eski bekçi, şimdiki haberci. Kılıcın nabız gibi atan titreşimleri onu çevredekilerin karargah dedikleri yere kadar getirmişti. Girişte yakın zamanda olmuş bir katliamın izleri vardı, hava kan ve leş kokusuna teslim olmuştu. Birileri oraya buraya dağılmış ceset parçalarını bir yük arabasına doldurmakla meşguldü, arabadaki kanlı et yığını içinden çıkan kol ve bacaklar, çarpılmış bedenler, bir cehennem yaratığı görüntüsü veriyordu.

Haberci, gözlerini cesetlerden kaçırarak içeriye girdi, gergin bir bekleyişin varlığı içini titretti. Gözleri isimsiz olanı aradı, salonun ortasındaki kambur, pis paçavralarla sarılı karanlık şekle takıldı. Korkutucu bir pençe kendisini işaret etti:
"Hoşgeldin çocuğum, yaklaş ve yazgını tamamla"

Haberci, sakince kılıcı kınından sıyırdı, etraf kılıcın sürekli tınısıyla doldu. İlerledi ve iki eliyle kılıcı yere dayayarak isimsiz olanın önünde bir dizinin üstüne çöktü:
"Sen ki isimsiz olan, yazgım beni senin önüne getirdi. Nesillerin taşıdığı kehanet gerçekleşmek üzere. Ben, şimdi tek olan ikiz kılıçların bekçisi, ne iyi ne de kötü hiç bir tanrıya adanmamış olan, ismini çağrıyla beraber geçmişinde bırakmış olan, ben, şimdi haberci olarak görevimi yapmaya geldim. Sonucu iyi ya da kötü, kehanet burada açıklanacak."

Haberci gözlerini kapadı ve kehanet konuşmaya başladı. Habercinin sesi, kılıcın tınısıyla bütünleşerek, bir ölümlünün sahip olamayacağı, hem dehşet, hem de huzur veren yankılarla bezenerek dinleyen kulakları doldurdu:

İsmiyle giden isimsiz döndüğünde,
İkiz kılıçlar bekçinin ellerinde birleşecek,
O zaman haberci yollara düşecek,
Kılıç ona yol gösterecek,
İsimsiz olan üç isim bahşedecek,
İlki kılıç için, yüreklere korku ve huzur salsın diye,
İkinci haberci için, müridi onu selamlasın diye,
Ve sonuncu kendisi için, diyara umut olsun diye.
Boşuna mutluluğu aramayın, ancak acılarınızı azaltabilirsiniz.
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Elf yıldızlı gökyüzünün altında hatÃ

Post by fingolfin »

Kendi Diyar"ını, dostlarını ve orada geçmiş yaşamını düşünmekteydi. Gözleri yıldızlara kitlendi, yıldızlar yabancıydı. Fakat dosttular yine de. Elf geçmişi yaşarken, karşısında solgun bir silüet belirdi. "Merhaba dostum!" ses huzurlu ve kadimdi. Sanki başka bir dünyadan geliyormuş gibi. Kafasını kaldıran Fingolfin karşısında bembeyaz parlak zırhlar içinde duran şövalye silüetine şaşkın bir ifadeyle baktı. Saniyeler içinde şaşkınlık yerini huzura bıraktı; "Hoş geldin dostum, gördüğüm kadarıyla hakkettiğini almışsın." Karathas elfi dikkatle süzdü, "Senden bir dileğim olacak." şövalye konuşmaya devam ederken Fingolfin"in aklından tanışmaları geçmekteydi... "Gezgin şövalye, kendisine bir saatlik mesafede olan goblin grubunu görünce elbette ki yolunu değiştirmemişti. Karşılaşma için dar bir boğazı seçerek goblinlerin sayı avantajını azaltmış, ve üzerine koşan yaklaşık kırık kişilik grubu memnuniyetle kabul etmişti. Fakat goblin grubunun sadece yarısı şövalyeye ulaşabilmişti, Fingolfin sadağı boşalana kadar goblinleri avlamış sonra da kılıcını çekip şövalyeye yardıma koşmuştu. Ve böyle tanışmıştı ikili. Birlikte geçirdikleri kısa zaman rağmen dostlukları şaşırtıcı derecede kuvvetli olmuştu". "...Karargahın başına geçmelisin!" Karathas uzun boylu elfin zarif yüzünü dikkatle süzdü. Fingolfin yavaşça konuşmaya başladı "On Kasaba üzerindeki tehdidin Corax"ın gidişiyle kalktığını sanıyordum. Fakat görüyorum ki şimdi durum çok daha ciddi. Teklifini kabul ediyorum dostum. Yalnız On Kasaba halkı Diyar"ın Yabancısı bir elfi kabul eder mi?" Karathas"ın yarı şeffaf elinde bir parşömen belirdi. "Evet dostum, mührümü ve emirimi gördüklerinde bunu yapacaklar. şimdi git, zaman azalıyor!" Fingolfin Karathas"ın silüetinin ılık güney rüzgarına karışarak yokoluşunu sessizce izledi. Dostuna selam verdikten sonra hafif bir ıslık çaldı... Ithildin yumuşak adımlarıyla hızla geldiğinde, Fingolfin eşyalarını toplamıştı. Atın yelesini hayranlıkla okşadı ve çabuk bir hareketle ata bindi. "Kuzey"e gidiyoruz dostum, tüm hızımızla On Kasaba"ya!" Ve gümüşi at gecenin karanlığına bir ok gibi fırladı...
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Canadar Greatweb On Kasaba doğumluydu. Babası son derece yetenekli bir balıkçı olan Canadar nedense göllerde balık avlamaya alışamamıştı. Onun yerine nerdeyse bir çocukken karargaha gelmiş ve hayatını asker olarak sürdürmeyi seçmişti.. Barbar ve goblin kabilelerine karşı yapılan sayısız savaşta yer alan Canadar cesareti, zekası ve başarıları nedeniyle kısa sürede üst rütbelere atanmıştı. şimdi otuzbeş yaşlarında olan bu adam, şövalye Ardan"ın yokluğunda Karargah"ın komutasını almıştı. Yaklaşan karanlık günlerin huzursuzluğu omzularında, komuta odasında oturmaktaydı...
Gün yarılanalı üç saat falan oluyordu. Hava serin de olsa bahar Buzyeli Vadisine geldiğini göstermişti. Yer yer donmuş bölgeler de olsa yeşil çimenlerin üzerinde türlü çiçekler açmış, kokularını serin rüzgarla yolcuların ciğerlerine ulaştırıyorlardı. Karargah nöbetçisi uzaktan gelen atlıyı bunları düşünürken görmüştü. Pelerinin kukuletasını yüzüne çekmiş olan yabancı, nöbetçinin o güne dek gördüğü en güzel kısrağa binmiş yavaşça gelmekteydi.
Üç gündür nir kaç kısa mola hariç durmaksızın at sürmekte olan Fingolfin yorulmuş Ithildin"in yelesini okşadı. Gümüşi at yorgun fakat mağrur bir ifadeyle ilerlemeye devam ediyordu. Fingolfin yolculuğu boyunca Karathasla bir kaç kez daha konuşmuş Diyar hakkında bilgiler almıştı. Karargah"ın kapısına geldiğinde yavaşça atından indi ve kendisini karşılayan nöbetçilerle konuşmadan önce pelerinin kukuletasını açtı. "Geçici Karargah Komutanı Canadar Greatwb ile görüşeceğim..." Nöbetçi zarif fakat etkileyici ses karşısında şaşırmıştı. "İçeri buyrun efendim, hemen General Canadar"a haber iletiliyor."
General Canadar rahat adımlarla içeri gelen Elf"e şaşkınlıkla baktı. Elf 1.80 olan adamdan yaklaşık 1 karış daha uzundu, uzun siyah saçları serbestçe omuzlarına yayılmıştı, parlak gri gözleri generali dikkatle süzmekteydi. "Hoşgeldiniz, size nasıl yardımcı olabilirim..." General"in sesi gür ve kendinden emindi. Fingolfin pelerinin ceplerinden birinden Karathas"tan aldığı parşomeni çıkarıp Canadar"a uzattı. Parşömeni dikkatle okuyan General, bitirir bitirmez ayağa kalktı... "Karargaha hoşgeldiniz efendim, ben Caldhram oğlu Canadhar Greatweb sizi selamları". Fingolfin kılıcını çekip kendisini selamlayan Generali dikkatle süzdükten sonra onaylarcasına kafasını salladı. Yeni Karargah Komutanın ilk günü başlamıştı ve yapılacak çok şey vardı...
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests