(Hikayenin girişi ocakbaşında MASKın yokoluşu adlı hikayedir. )
Yüzyıllardır aynı dekorasyonu koruyan evine girdiğinde heyecanını farketmek zor değildi. Sonunda başarmıştı. O bitmeyen yıllar boyunca yapmak istediği şeye artık çok çok yakındı. Hayatını değiştiren o olayı on bin yıl öncesini hatırlıyordu. ve o gün ettiği yemini. Ve şimdi o gün olacağını söylese birçok kişinin güleceği şeyi başarmıştı. Hırsızların tanrısı MASK artık yoktu. Hırsızlık denen illet yok olmak üzere idi. Çok az çok çok az kalmıştı. Sonra onbin yıldır çektiği onca acıya değecekti.
O yemini ettiği günü hatırladı sonra bitmek üzere olan ömrünü uzatacak o büyüyü ilk yapışı büyünün ona ödettiği bedel. Cyric adlı hırsızı MASKın avatarı olduğunu bildiği kılıca yönlendirişi. Ve sonra MASKın krallığının gittikçe zayıflaması. Bütün bunların olduğu yıllar boyunca kimi zaman izlemiş kimi zaman müdahale etmişti. Ve şimdi sona çok yaklaşılmıştı. Hırsızlığın yok olması ile arasında kalan tek engel Quel-Shindi. MASK ın seçilmişi. Mücadelesinin başında önündeki zorluklarla kıyaslandığında ne kadar küçük. Yeteri kadar sabırlı olmasa hemen saldırmayı düşüneceği kadar küçük bir engel. Ancak bunca yıl bu kadar yaklaşmışken aptalca bir nedenle amacını gerçekleştirememek için beklememişti. Binyıllarca yaşamış olması Quel-Shinin bile ondan çok güçlü olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Quel-Shin her biri ona saldırana karşı kendisine farklı faklı üztünlükler veren tılsımlar ve güçlerle donatılmıştı. Hançer ve seçilmişliğin güçleri vampirlik ve şimdi dövme. Ve bu güç halkalarını birer birer etkisiz hale getirmeden Quel Shine saldırmayacaktı.
"Ã?yleyse" dedi tatlı bir sesle " başlayalım bakalım." "Evet Quel-Shin eminim onca yılın ardından vampirlik lanetinin kalkması hoşuna gidecektir.
(BİTİRİRKEN NOT: Arkadaşlar bu hikayede sorumluk tamamen Quele aittir. Hikayeye devam edenler ona danışıurlarsa güzel olur. Tanılık güçlerini nasıl kazanacağı bu şahsın kim olduğu onu durdurmaya ne kadar yaklaşacağını Quele ve sizin fantazinize bırakıyorum. Herkes istediği tarafta yerini alabilir hatta alsın. Sonuçta sonundaki bir öğe belli olsa da yine de zevkli bir hikaye çıkabilir gibi geliyor bana)
MASK'ın MİRASI
MASK'ın MİRASI
Hiç bir ışık aynaya baktığınızda gördüğünüz karanlığı yok edemez.
-
Quel-Shin
- Kullanıcı

- Posts: 2052
- Joined: Thu Jan 01, 1970 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Bu his,son günlerde yaşadığı bu his,Quel-Shin son günlerde iradesinin muazzam ölçüde güçlendiğini hissedebiliyordu.Ve bunun nedenini de biliyordu.Mask yokolmuştu ve onunla güç bağı olduğu için gücünün bir kısmı Quel-Shin'e akmıştı.Maskın hançerine baktı,artık dah az bir güçle parıldıyordu ama Quel-Shin artık hançeri kendisine daha yakın ve ona daha hakim hissediyordu.Yoksa artık Quel-Shinin Hançeri mi demeliydi?İçinde bulunduğu zor ve rahatsız edici duruma rağmen Quel-Shin gülümsedi.Güç,bunu seviyordu.Diyar birden sessizleşmişti.Yoksa Quel-Shin mi duyamıyordu.Hayır hisleri onu yüzlerce yıldır yanıltmamıştı.Hissediyordu,bu fırtına öncesi sessizlikti ve fırtınanın merkezinde kendisi vardı.Etrafında fırtınanın hafif meltemlerini hissedebiliyordu.Ve kendi içindeki fırtınayı da görebiliyordu.Güç nasılda esiyordu içinde!Etraftaki akımlara yoğunlaştı.Etrafındaki yabancı bir güç akımı dikkatini çekti.Kendisi etrafındaki karuma rünlerini yokluyor,sınıyordu adeta.Ama o kadar ince ve hassastı ki akım ,Quel-Shin neden şimdiye kadar farketmedim diye düşünmedi bile.Bu yabancı akım rahatsız edici haddede yokluyordu.Vampir Lord yoğunlaşarak akımın kaynağına ulşamaya karar verdi.Odada ki tek oturulacak şeye yönelerek,klnsantrasyonunu yoğunlaştırdı....
Vampir Lordu konsantre olduğunda zihni çarpılmış imgelerle bir savaşa girdi. Sanki görmek istediği akımın kaynağı onu engellemeye çalışıyordu. Quel-Shin gücünü toparlayıp yoğunlaşmaya devam etti. Adeta büyük bir zihin savaşı veriyordu fakat istediğini elde edecekti başka yolu yoktu.
Bir anda karanlık gecenin ay ışığıyla aydınlandığı bir ormanda karanlık bir figür gördü. Yere eğilmiş bir şeylerle uğraşıyor gibiydi. Quel-Shin yoğunlaşmaya devam etti ve yayılan güçten rahatsız olmasına rağmen yenilmez iradesiyle figüre yaklaşmaya devam etti. Figür onun zihninin aynasından birhaber yere düşmüş bir hayvanla uğraşıyor gibiydi.
Quel-Shin yaklaştıkça adamın üzerinde yırtık pırtık kan içinde pis siyah bir cüppe olduğunu farketti. Bu kadar fazla güç yayıyordu ama bu görünüş bir aldanma mıydı yoksa? Hayır MASK'ın gücü sayesinde gerçeği gördüğünden emindi. Quel-Shin adamın pençeleri olduğunu ve bunlarla yerdeki bir ayı cesedini parçaladığını farketti. Pençeleri dev ayının vücudunu sürekli şiddetle deşiyor ve kopardıklarını ağzı olması gereken yere götürüyor gibiydi. Yaratık geniş omuzlu dev bir insanı andırıyordu.
Quel-Shin figürden yayılan acıya olan duyarlılığını artık yitirmiş bir şekilde yaratığa görünmez aynasıyla hızla yaklaştı ve yüzünü görebilmek için etrafında dönmeye başladı. Yaratık bir anda irkildi ve dört ayak üzerine fırlayıp adeta bir kaplan gibi irkildi. Bir anda arkasını döndü ve Quel-Shin'in gözlerini kör eden bir ışık çakıverdi. Quel-Shin zihnininde görüntüyü kaybetti ve sanki gerçekten gözleri oyulmuş gibi gözlerini tutmaya başladı. Acı dindiğinde beynindeki zonklama geçti ve Quel-Shin gözlerini oğuşturdu.
Gördüğü... En son gördüğü şeyleri aklından geçirdi ve mantıklı bir açıklama bulmak için düşünmeye başladı. Yaratığın kan içindeki saçı sakalı birbirine karışmış yüzü tekrar aklına getirdi. Ciddiyetle bu konuda düşündü. En az iki metrelik dev bir adam... Saçı ve sakalı kıpkırmızıydı fakat bu renk kandan mıydı yoksa gerçekten kızıl mıydı? Ve kırmızı bir alacalıya bulanmış yeşil gözler...
Hayır bu imkansızdı. Kafasında canlandırdığı kişinin asla yokolmayan hafızasındaki son halini düşündü... Kendi hanında konuştuklarındaki o onurlu, güçlü halini, ilahi güçle kaynayan Quel-Shin'i rahatsız eden iman gücünü ve Tanrı'sının aurasıyla parlayan zırhını ve üzerindeki Kaplan armasını...
Bu pislik içindeki pençeli yaratık o olabilir miydi?...... Sonra bir anda gördüğü kılıcın parlaması yeniden zihnini yaktı. Bu kılıcı daha önce bir çok kez görmüştü. MASK'da ölürken acaba onun hissettiklerini mi hissetmişti? şüphe yoktu... Bu Malovan'ın seçilmişi Yamyam Barbar Corax Tigerheart'ın ta kendisiydi. Eski dostu ve aynı zamanda en ezeli düşmanı MASK'ın boyutundan kaçmayı başarmış ve yeryüzüne geri dönmüştü...
Quel-Shin bunu üzerinde düşünmeliydi. Corax'ın geri dönmesi onun varlığına bir tehdit oluşturabilirdi ve yakından izlenmeliydi. MASK'ı kendi boyutunda yenebilecek güçteki bir rakip hafife alınamazdı ve MASK'ın geri kalanını da yok etmeyi amaçlıyor olabilirdi. Her koşulda Quel-Shin Corax'tan haberdar olmalıydı ve zihin aynasıyla izleyerek bunu yapamayacağı açıktı.
Bir anda karanlık gecenin ay ışığıyla aydınlandığı bir ormanda karanlık bir figür gördü. Yere eğilmiş bir şeylerle uğraşıyor gibiydi. Quel-Shin yoğunlaşmaya devam etti ve yayılan güçten rahatsız olmasına rağmen yenilmez iradesiyle figüre yaklaşmaya devam etti. Figür onun zihninin aynasından birhaber yere düşmüş bir hayvanla uğraşıyor gibiydi.
Quel-Shin yaklaştıkça adamın üzerinde yırtık pırtık kan içinde pis siyah bir cüppe olduğunu farketti. Bu kadar fazla güç yayıyordu ama bu görünüş bir aldanma mıydı yoksa? Hayır MASK'ın gücü sayesinde gerçeği gördüğünden emindi. Quel-Shin adamın pençeleri olduğunu ve bunlarla yerdeki bir ayı cesedini parçaladığını farketti. Pençeleri dev ayının vücudunu sürekli şiddetle deşiyor ve kopardıklarını ağzı olması gereken yere götürüyor gibiydi. Yaratık geniş omuzlu dev bir insanı andırıyordu.
Quel-Shin figürden yayılan acıya olan duyarlılığını artık yitirmiş bir şekilde yaratığa görünmez aynasıyla hızla yaklaştı ve yüzünü görebilmek için etrafında dönmeye başladı. Yaratık bir anda irkildi ve dört ayak üzerine fırlayıp adeta bir kaplan gibi irkildi. Bir anda arkasını döndü ve Quel-Shin'in gözlerini kör eden bir ışık çakıverdi. Quel-Shin zihnininde görüntüyü kaybetti ve sanki gerçekten gözleri oyulmuş gibi gözlerini tutmaya başladı. Acı dindiğinde beynindeki zonklama geçti ve Quel-Shin gözlerini oğuşturdu.
Gördüğü... En son gördüğü şeyleri aklından geçirdi ve mantıklı bir açıklama bulmak için düşünmeye başladı. Yaratığın kan içindeki saçı sakalı birbirine karışmış yüzü tekrar aklına getirdi. Ciddiyetle bu konuda düşündü. En az iki metrelik dev bir adam... Saçı ve sakalı kıpkırmızıydı fakat bu renk kandan mıydı yoksa gerçekten kızıl mıydı? Ve kırmızı bir alacalıya bulanmış yeşil gözler...
Hayır bu imkansızdı. Kafasında canlandırdığı kişinin asla yokolmayan hafızasındaki son halini düşündü... Kendi hanında konuştuklarındaki o onurlu, güçlü halini, ilahi güçle kaynayan Quel-Shin'i rahatsız eden iman gücünü ve Tanrı'sının aurasıyla parlayan zırhını ve üzerindeki Kaplan armasını...
Bu pislik içindeki pençeli yaratık o olabilir miydi?...... Sonra bir anda gördüğü kılıcın parlaması yeniden zihnini yaktı. Bu kılıcı daha önce bir çok kez görmüştü. MASK'da ölürken acaba onun hissettiklerini mi hissetmişti? şüphe yoktu... Bu Malovan'ın seçilmişi Yamyam Barbar Corax Tigerheart'ın ta kendisiydi. Eski dostu ve aynı zamanda en ezeli düşmanı MASK'ın boyutundan kaçmayı başarmış ve yeryüzüne geri dönmüştü...
Quel-Shin bunu üzerinde düşünmeliydi. Corax'ın geri dönmesi onun varlığına bir tehdit oluşturabilirdi ve yakından izlenmeliydi. MASK'ı kendi boyutunda yenebilecek güçteki bir rakip hafife alınamazdı ve MASK'ın geri kalanını da yok etmeyi amaçlıyor olabilirdi. Her koşulda Quel-Shin Corax'tan haberdar olmalıydı ve zihin aynasıyla izleyerek bunu yapamayacağı açıktı.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Quel-Shin
- Kullanıcı

- Posts: 2052
- Joined: Thu Jan 01, 1970 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Quel-Shin kafasında rüyanın ayrıntılarını hatırlamaya çalıştı MSAK'ın ölümü net bir şekilde hafızasındaydı ancak o daha çok da kendisinin izlemesi gereken yolu gösteren son bölümleri hatırlamaya çalışıyordu. Taşlardan bahsediyordu. Galiba element taşları. Quel-Shin sonra çok eskilerde duyduğu bilgece sözü hatırladı. Diyarlardaki her kavramın her varlığın MASK'ın gücü de buna dahil olmalıydı ve sonra Quel o ayrıntıyı net bir şekilde hatırladı. Element taşlarından bahsediyordu. Dört element taşı bunları zamanında duymuştu. Sadece tanrıların yaratabildiği elementlerin en saf hallerinde ortaya çıkmasını sağlayan taşlar. Ve sonra MASK'ın o efsanevi tapınağını hatırladı. Varlığının bile tartışmalı olduğu tapınak oradaki dev sunak olmadan taşlar işe yaramazdı, o alet gölge tanrısının gücünün yeniden ortaya çıkmasını ve bu gücün Quel-Shin'e aktarılmasını sağlayacaktı. QuelShin'in tanrılık için gerekli varlığa da dönüşmesini sağlayacaktı üstelik. MASK bu yok oluşa gerçekten hazırlıklıymış diye düşündü o anda. Sonra taşları nerede bulunduğunu düşündü her bir taş diğerinin yerini gösterecek ve en sonunda da Quel-Shin'i yaratıldıkları yeri MASK'ın en büyük tapınağının yerini göstereceklerdi. Seremoninin nasıl olacağını hatırlamıyordu ama bu sonra düşünülmesi gereken bir ayrıntıydı. şimdi ilk taşı nasıl bulacağını düşünmeli idi.
"Efendim bir ziyaretçi size şu paketi getirdi." Quel-Shinin dikkati Kara toprak ın çalışanının sözleri ile dağıldı. "Tamam çekilebilirsin." dedi Quel-Shin ve bırakılmış paketi eline aldı. Dikdörtgen bir taş gibi idi. Aman tanrım dedi içinden, yırtarcasına paketi açtı. İçinde üzerinde su elementinin işareti olan bir taş vardı arkasında ise MASK'ın sembolü kazılı idi Quel şaşkınlık içinde taşa bakakaldı.
Kara Toprak hanının kapısının önünde başlığını indirmiş kara elf hana bakıyordu lordunun ona verdiği son görevi yapmıştı. Hayatının ilk dönemlerinde Lloth'un gazabını yaşamış olan bu kara elf MASK'a derin bir hayranlık duyuyordu MASK'ın yok oluşu onu mahvetmişti ve sonra o rüya .. Onu uyarmış ve o efsanevi tapınak madde düzleminden ayrılırken kaçmayı başarmıştı ve sonra hafızasına kazınan o görevi kavradı. Tanrısının son isteği... Elf içeri lordunun varisine yardım etmenin başka bir yolunun olup olmadığını düşünerek baktı, yoktu diğer taşlar onun yanında olamazdı element taşları bir arada tutulmazdı asla ve ayrıca efsanevi tapınak dışında güvenli başka bir MASK tapınağı olmadığından diğer taşlar diğer tapınakların yakınlarına gömülmüştü. Evet Quel-Shin'in işi zor olacaktı. Yükselişini inançla bekleyeceğim diye fısıldadı elf ve arkasını dönerek hırsızların son umudu olan varlıktan uzaklaşmaya başladı.
Quel-Shin taşı elinde çevirdi. Dört taştan biri elinde idi. Bir an diğerlerinin de mucizevi olarak eline geleceğini hayal etti ama sonra hayır dedi işimi şansa bırakamam bir taş şu anda elimde. Odasındaki dolapları karıştırıp bir harita buldu ve taşı elinde tutup konsantre oldu. O anda birden aklında beliriveren sözleri söyledi ve bir anda kafasında canlanıverdi. Onkasaba diye fısıldadı. Bu ironikti. Diyarlardaki tüm kaosu başlatan yer. Ancak her ne kadar araştırması gereken alan küçülmüş olsa da yine de tüm on kasabayı araştırması imkansızdı. O nedenle daha fazla ayrıntı gerekliydi tekrar konsantre oldu, aklında bir görüntü belirdi. Gözünü açtı hayır bu olamazdı. Ama öyleydi binanın görüntüsünü net bir şekilde hatırlıyordu. Burası onkasabanın komuta karargahı idi. Quel-Shin zor olacağını düşündü. Özellikle de onkasabada savaşın yeniden gündemde gibi gözüktüğü bu günlerde ama bunu yapmalı idi. Sonra Quel-Shin hançerin güçlerini düşündü vampirliğini ve seçilmişlik güçlerini, dövmenin henüz ona ne sağladığını bilmiyordu. Acaba o birdenbire aklıma gelen görüntülerde payı var mı diye düşündü ama bunu araştırmak için uygun zaman değildi. On kasabaya hareket etmek için hazırlanmalı idi.
Kadın küresindeki o tatmin edici sahneyi izledi. Gönderdiği kiralık katilin elfin yüreğine sokulan hançeri . İçinden en güçlü MASK rahibi öldü diye düşündü. Gerçi rahiplik güçleri kalmadığı için zorlu bir rakip olmadığını biliyordu ama yine de bu......... güzel bir duıygu idi. Üstelik de olası bir tehditi kaldırması açısından da güzeldi de. İnandığın tanrının müridi öldürdü seni işte diye düşündü kadın ve gülümsedi, katilin kadın tarafından loncadan kaçırılmış olması ve büyü ile kontrol altına alınması önemli değildi, sonuçta o bir hırsızdı ve MASK başrahibini öldürmüştü. Evet diye düşündü şimdi sıra Quel-Shin de o aptal hanında kaldığı sürece ona bir şey yapamam ama eninde sonunda oradan çıkacak buna eminim ve yeniden hanı gözlemlemeye devam etti.
Quel-Shin üç günlük yoğun hazırlıkların sonunda hazırlıklarını tamamlamıştı. Yanına kimseyi almayacaktı, bu sadece ona ait bir yolculuktu. Hanı çocuklarından en fazla güvendiği Niatra'ya bırakacaktı. Hançeri beline taktı ve konsantre olup birkaç gündür avatar olarak kullandığı buçukluğa yoğunlaştı. Sonra boyu ufalmış buçukluk vücuduna baktı dövme hala yerindeydi. Ve sonra o uzun yola doğru adımlarını attı, muazzam bir güç ile kesin bir yok oluş arasında uzayıp giden o gizemli yola.
Kadın MASK'ın seçilmişin(ona göre bundan fazlası değildi) yola çıkışını izledi işte sonunda yıllardır izlediği hedef kendisine vaad edilenin cazibesine kapılmıştı. Kadın bunun eninde sonunda olacağını biliyordu ve şimdi binlerce yıl önce başladığı işi bitirmek için o da yola koyulacaktı. Quel-Shin'in çevresindeki ilk korunma çemberini yok etmek gerekli tüm hazırlıklar yapılmıştı geriye tek bir şey kalmıştı ve onu da elde etmek için Quel-Shini izlemeliydi.
Quel-Shin onkasaba sınırlarına girdiğinde pek çok şeyin değiştiğini gördü. Kasaba halkı yıllar önce yaşadıkları tehditi unutmuş gibiydi ve şimdi yakınlaşan tehditten de habersiz gibiydiler. Quel-Shin kasabaların en büyüğüne geldiğinde bu havanın değiştiğini farketti görünürde yine normal yaşam devam ediyordu ama orda depolanan silahlar öbür tarafta bir adamın yüzündeki gerginlik bir hazırlığı ele veriyordu. Quel-Shin kasabanın karargahının yakınlarında durdu ve seçilmişliğinin verdiği duyma gücünü kullandı. Bir anda kafasının içi onlarca sesle doldu bir atın kişnemesi kadının fısıltısı çocuğun ağlaması onlarca ses kafasının içini doldurdu çıldıracak gibi idi. Sadece bir saniye sonra hançeri eline aldı diğer tüm sesler kafasında uzaklaştı ve kasabanın merkezindeki karargahtaki sesleri dinlemeye başladı. Duyuyordu hazırlıklardan bahsediyorlardı savunma hazırlıkları... Quel-Shin gülümsedi bu kadarının olacağını zaten biliyordu sesleri tanımaya çalıştı birisi ilk savunmanın ünlü kumandanının oğlu olan kişi olmalı idi diğer seslerin hemen hepsi yabancı idi biri hariç Quel-Shin emin olmak için dikkatini topladı yanılmıyordu bu ses ona aitti Malovan'ın seçilmişi. Quel-Shin onun burada olduğuna inanamıyordu. MASK'ı hırsızların tanrısını öldüren adam karargahtaydı. Bir an kasabayı terketmeyi düşündü ama bunu yapamazdı Malovan'ın seçilmişi Quel-Shin'in kaynağını bilmediği tehdit bitene kadar burada kalabilirdi bir ay belki de bir yıl ya da daha fazla Quel-Shin'in o kadar zamanı yoktu o nedenle durdu ve Corax'a yoğunlaşıp onu dinledi.
Kadın onkasaba karargahına baktı Quel-Shin'in onu tanıması çok zordu kendisini öyle iyi gizlemişti ki yıllarca MASK'ın ve hırsızlığın inişini hazırlayan olaylarda parmağı olduğunun Quel-Shin'in aklına gelmesi bile çok zordu. Quel-Shin'in oralarda olduğunu biliyordu ama onun olduğu tarafa bakmayacaktı en ufak bir şüphenin doğurabileceği sonuçları biliyordu. Yanındaki aklına yıkadığı adama baktı. Evet adam işe yarayabilirdi. Quel-Shin'in hedefinin karargah olduğu belli oluyordu. Kadın içeride kimin olduğunu söylentilerden duymuştu. Hızla kendine kasabada kalabileceği bir yer aramaya başladı
"Efendim bir ziyaretçi size şu paketi getirdi." Quel-Shinin dikkati Kara toprak ın çalışanının sözleri ile dağıldı. "Tamam çekilebilirsin." dedi Quel-Shin ve bırakılmış paketi eline aldı. Dikdörtgen bir taş gibi idi. Aman tanrım dedi içinden, yırtarcasına paketi açtı. İçinde üzerinde su elementinin işareti olan bir taş vardı arkasında ise MASK'ın sembolü kazılı idi Quel şaşkınlık içinde taşa bakakaldı.
Kara Toprak hanının kapısının önünde başlığını indirmiş kara elf hana bakıyordu lordunun ona verdiği son görevi yapmıştı. Hayatının ilk dönemlerinde Lloth'un gazabını yaşamış olan bu kara elf MASK'a derin bir hayranlık duyuyordu MASK'ın yok oluşu onu mahvetmişti ve sonra o rüya .. Onu uyarmış ve o efsanevi tapınak madde düzleminden ayrılırken kaçmayı başarmıştı ve sonra hafızasına kazınan o görevi kavradı. Tanrısının son isteği... Elf içeri lordunun varisine yardım etmenin başka bir yolunun olup olmadığını düşünerek baktı, yoktu diğer taşlar onun yanında olamazdı element taşları bir arada tutulmazdı asla ve ayrıca efsanevi tapınak dışında güvenli başka bir MASK tapınağı olmadığından diğer taşlar diğer tapınakların yakınlarına gömülmüştü. Evet Quel-Shin'in işi zor olacaktı. Yükselişini inançla bekleyeceğim diye fısıldadı elf ve arkasını dönerek hırsızların son umudu olan varlıktan uzaklaşmaya başladı.
Quel-Shin taşı elinde çevirdi. Dört taştan biri elinde idi. Bir an diğerlerinin de mucizevi olarak eline geleceğini hayal etti ama sonra hayır dedi işimi şansa bırakamam bir taş şu anda elimde. Odasındaki dolapları karıştırıp bir harita buldu ve taşı elinde tutup konsantre oldu. O anda birden aklında beliriveren sözleri söyledi ve bir anda kafasında canlanıverdi. Onkasaba diye fısıldadı. Bu ironikti. Diyarlardaki tüm kaosu başlatan yer. Ancak her ne kadar araştırması gereken alan küçülmüş olsa da yine de tüm on kasabayı araştırması imkansızdı. O nedenle daha fazla ayrıntı gerekliydi tekrar konsantre oldu, aklında bir görüntü belirdi. Gözünü açtı hayır bu olamazdı. Ama öyleydi binanın görüntüsünü net bir şekilde hatırlıyordu. Burası onkasabanın komuta karargahı idi. Quel-Shin zor olacağını düşündü. Özellikle de onkasabada savaşın yeniden gündemde gibi gözüktüğü bu günlerde ama bunu yapmalı idi. Sonra Quel-Shin hançerin güçlerini düşündü vampirliğini ve seçilmişlik güçlerini, dövmenin henüz ona ne sağladığını bilmiyordu. Acaba o birdenbire aklıma gelen görüntülerde payı var mı diye düşündü ama bunu araştırmak için uygun zaman değildi. On kasabaya hareket etmek için hazırlanmalı idi.
Kadın küresindeki o tatmin edici sahneyi izledi. Gönderdiği kiralık katilin elfin yüreğine sokulan hançeri . İçinden en güçlü MASK rahibi öldü diye düşündü. Gerçi rahiplik güçleri kalmadığı için zorlu bir rakip olmadığını biliyordu ama yine de bu......... güzel bir duıygu idi. Üstelik de olası bir tehditi kaldırması açısından da güzeldi de. İnandığın tanrının müridi öldürdü seni işte diye düşündü kadın ve gülümsedi, katilin kadın tarafından loncadan kaçırılmış olması ve büyü ile kontrol altına alınması önemli değildi, sonuçta o bir hırsızdı ve MASK başrahibini öldürmüştü. Evet diye düşündü şimdi sıra Quel-Shin de o aptal hanında kaldığı sürece ona bir şey yapamam ama eninde sonunda oradan çıkacak buna eminim ve yeniden hanı gözlemlemeye devam etti.
Quel-Shin üç günlük yoğun hazırlıkların sonunda hazırlıklarını tamamlamıştı. Yanına kimseyi almayacaktı, bu sadece ona ait bir yolculuktu. Hanı çocuklarından en fazla güvendiği Niatra'ya bırakacaktı. Hançeri beline taktı ve konsantre olup birkaç gündür avatar olarak kullandığı buçukluğa yoğunlaştı. Sonra boyu ufalmış buçukluk vücuduna baktı dövme hala yerindeydi. Ve sonra o uzun yola doğru adımlarını attı, muazzam bir güç ile kesin bir yok oluş arasında uzayıp giden o gizemli yola.
Kadın MASK'ın seçilmişin(ona göre bundan fazlası değildi) yola çıkışını izledi işte sonunda yıllardır izlediği hedef kendisine vaad edilenin cazibesine kapılmıştı. Kadın bunun eninde sonunda olacağını biliyordu ve şimdi binlerce yıl önce başladığı işi bitirmek için o da yola koyulacaktı. Quel-Shin'in çevresindeki ilk korunma çemberini yok etmek gerekli tüm hazırlıklar yapılmıştı geriye tek bir şey kalmıştı ve onu da elde etmek için Quel-Shini izlemeliydi.
Quel-Shin onkasaba sınırlarına girdiğinde pek çok şeyin değiştiğini gördü. Kasaba halkı yıllar önce yaşadıkları tehditi unutmuş gibiydi ve şimdi yakınlaşan tehditten de habersiz gibiydiler. Quel-Shin kasabaların en büyüğüne geldiğinde bu havanın değiştiğini farketti görünürde yine normal yaşam devam ediyordu ama orda depolanan silahlar öbür tarafta bir adamın yüzündeki gerginlik bir hazırlığı ele veriyordu. Quel-Shin kasabanın karargahının yakınlarında durdu ve seçilmişliğinin verdiği duyma gücünü kullandı. Bir anda kafasının içi onlarca sesle doldu bir atın kişnemesi kadının fısıltısı çocuğun ağlaması onlarca ses kafasının içini doldurdu çıldıracak gibi idi. Sadece bir saniye sonra hançeri eline aldı diğer tüm sesler kafasında uzaklaştı ve kasabanın merkezindeki karargahtaki sesleri dinlemeye başladı. Duyuyordu hazırlıklardan bahsediyorlardı savunma hazırlıkları... Quel-Shin gülümsedi bu kadarının olacağını zaten biliyordu sesleri tanımaya çalıştı birisi ilk savunmanın ünlü kumandanının oğlu olan kişi olmalı idi diğer seslerin hemen hepsi yabancı idi biri hariç Quel-Shin emin olmak için dikkatini topladı yanılmıyordu bu ses ona aitti Malovan'ın seçilmişi. Quel-Shin onun burada olduğuna inanamıyordu. MASK'ı hırsızların tanrısını öldüren adam karargahtaydı. Bir an kasabayı terketmeyi düşündü ama bunu yapamazdı Malovan'ın seçilmişi Quel-Shin'in kaynağını bilmediği tehdit bitene kadar burada kalabilirdi bir ay belki de bir yıl ya da daha fazla Quel-Shin'in o kadar zamanı yoktu o nedenle durdu ve Corax'a yoğunlaşıp onu dinledi.
Kadın onkasaba karargahına baktı Quel-Shin'in onu tanıması çok zordu kendisini öyle iyi gizlemişti ki yıllarca MASK'ın ve hırsızlığın inişini hazırlayan olaylarda parmağı olduğunun Quel-Shin'in aklına gelmesi bile çok zordu. Quel-Shin'in oralarda olduğunu biliyordu ama onun olduğu tarafa bakmayacaktı en ufak bir şüphenin doğurabileceği sonuçları biliyordu. Yanındaki aklına yıkadığı adama baktı. Evet adam işe yarayabilirdi. Quel-Shin'in hedefinin karargah olduğu belli oluyordu. Kadın içeride kimin olduğunu söylentilerden duymuştu. Hızla kendine kasabada kalabileceği bir yer aramaya başladı
Last edited by Quel-Shin on Thu Apr 29, 2004 4:35 pm, edited 1 time in total.
-
Quel-Shin
- Kullanıcı

- Posts: 2052
- Joined: Thu Jan 01, 1970 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Quel-Shin karargah sessizliğe bürünene kadar bekledi. İçerideki komutan olduğunu düşündüğü beş kadar kişi dışarı çıkmıştı. Ve bunlara Hükümlü denen o ünlü adam da dahildi. Ancak Corax Malovan'ın seçilmişi muhtemelen hala içerideydi. Ancak Quel-Shin daha çok bekleyemezdi. Taşın nerede olduğunu gözünde canlandırmaya çalıştı. Aklına silahların bulunduğu deponun görüntüsü geldi. Bu iyiydi. Taş askerlerin toplandığı ya da geceyi geçirdiği bir odada olsa almak daha zor olacaktı. Quel-Shin karargahın etrafını gözledi. Arkadaki bir kapı içeri girmeye daha uygun görünüyordu. Quel-Shin konsantre olup kendisine yeni bir ilüzyon yarattı. Sıradan bir nöbetçiyi kafasında canlandırdı ve bedeni nöbetçinin bedenine dönüştü. Quel-Shin yine de risk almayacaktı. Binanın tenha gibi duran arka kapısına yaklaştı. Kapıyı hafifçe zorladı kilitli gibi idi. Getirdiği gereçlerle kilidi sessizce açmaya başladı. On saniye sonra kapı açılmıştı. Quel-Shin bir anda arkasından gelen kim var orada sesi ile irkildi. İlk düşüncesi yakalandım oldu. Sonra kimse yok her halde kapı açık unutulmuş sözleri ile şaşkınlığı daha da arttı. Vücuduna tekrar baktığında görünmez olduğunu farketti. Sessiz olmaya çalışarak hızla içeri girdi. Arkasındaki askerin kapıyı kilitlemek lazım dediğini duydu. Ve sonra kilit sesini kapı kilitlenmişti. Sonra gelen konuşma seslerinden adamların da kapının başında beklediğini anladı. Yavaş yavaş yeniden görünür oluşunu izledi. Vücuduna baktığında dövmenin net bir şekilde kırmızılaşmasını ve ardından yeniden eski soluk haline dönüşünü izledi. Daha sonra vampirliğin kendisine verdiği görüş yeteneği ile zifiri karanlık olan odayı inceledi. İleriden nöbetçilerin seslerini duyuyordu. Her ne kadar sesini duymasa da Corax'ın da orada olduğuna emindi. İlerde aralık duran kapının açıldığı odada silahların parıltılarını farketti. Aradığı yer bu oda olmalı idi. Odaya elinden geldiğince sessizce girdi. Ve yeniden yoğunlaşmaya çalıştı. Evet ilerde duran kalkanın altında olmalı idi. Kalkanı kaldırdı ve alttaki toprağı hançerin de yardımı ile kazmaya başladı. Çok uzun sürmedi on yirmi santim sonra taş elindeydi. Üstünde toprak işareti olan altında ise yine M ASK ın sembolü kazılı olan taşı kaldırdı. Geriye iki taş kalmıştı. Ve bunlardan birinin daha yerini artık bulabilirdi ama bunun için burası uygun bir yer değildi.
Kadın tableti eline alan adamı izledi. Güzel bir an diye düşündü tam zafer sarhoşluğunun en yoğun şekilde hissedildiği an. Sonra Malovan'ın seçilmişinin zihnine telepatik mesajı iletti.
Malovan'ın seçilmişi birden irkildi. İçindeki ses içerdeki odalarda düşman olduğunu söylüyordu. Ayağa kalktı hızlı adımlarla ilerledi. Coraxın ani hareketliliğine anlam veremeyen nöbetçiler de onu izlediler. İçgüdüleri onu silah deposuna yönlendiriyordu. Ve odaya vardığında o figürü gördü onun dışında hiçbir nöbetçinin göremeyeceği bir figürdü ama Corax sıradan bir savaşçı değildi. Zihni çok kısa bir süreliğine bu düşmanın kim olduğunu tartıştı. Sonra içindeki o sesi duydu bu oydu öldürdüğü tanrıdan arta kalan son parça kılıcı kaldrdı ve kükreyerek saldırdı. Quel-Shin ilk darbenin geleceğini hissettiği anda M ASKın çevikliğini geçici olarak ona kazandıracak sözleri mırıldandı. Ve sonra imkansız bir hızla Corax'ın darbesinden kaçtı. Corax kılıcı sağa sola savuruyor ve Quel-Shine vurmaya çalışıyordu. Bu arada nöbetçiler de artık görebildikleri figürün kaçış yolunu kapamaya çalışıyordu. Quel-Shin zihnni ile kardeşleri olan on kasaba ormanlarındaki kurtlara çağrı yaptı ama hiçbir zaman yetişemeyeceklerini biliyordu. Ã?ağrı bir saniyeden bile kısa sürmüştü ama bu Corax'ın kılıcı hırsla indirmesine yetmişti. Quel-Shin geriye doğru sıçrayarak darbeden kaçtı. Ama arkadaki adamın bıçağını koluna saplamasından kuırtulamadı. Hızla dönüp geriye baktı. Adam göz teması ile birlikte Quel-Shin'in etkisine girdi ve arkadaşlarına saldırdı. Quel-Shin'in adamın diğer nöbetçileri bir süre oyalamasını umuyordu. Böylece hızla Corax'a döndü. Corax'ın savrulan kılıcından kurtulup arkasına geçti ve hançeri Corax'ın göğsüne sapladı.. Hançerin kendisine saplanmasından bir saniye önce Corax'ın kılıcı Quel-Shinin sabit duran kolunu kesti. Bir saniye sonra bir ışık odayı sardı. Ve sonra büyük bir ateş.. Patlamanın sonrasında odadaki etten oluşan tüm canlılar toza dönüşmüştü.
Kadın sahneyi tatminkarlıkla izledi. Bu şekilde sonlanmış olabilir miydi? Sonra hayır dedi olamaz? Quel-Shin bu kadar kolay alt edilmiş olamaz. Ve sonra odada hareket eden sis perdesini izledi. Gülümseyerek kutlarım M ASKın seçilmişi dedi. Zaten bu şekilde kaybetmen beni şaşırtırdı.
Quel-Shin'in sis halindeki yeni bedenine alışması birkaç dakika sürmüştü ve kurtulmuş olmasının yarattığı şaşkınlığı atlatması için de bir iki dakika gerekmişti sonra bu haline rağmen hareket edebildiğini hissetti. Odanın ortasında hareketsizce oturup ölen nöbetçilere hüzünlü gözlerle bakan Corax'ı bıraktı odadan çıktı ve hala kilitli olan kapıdan da geçip kurtlarla dövüşen nöbetçileri de geçti. Kurtulmuştu büyülü sözleri söyledi ve tekrar madde haline geldi. Ve sonra elindeki iki element taşını tekrar hissetti evet başarmıştı. şimdiyse hızla onkasabayı terketmeli idi.
Kadın karargaha sessizce girdiğinde Corax hala orda oturuyordu. Karargahta bulunan kalabalığa rağmen Corax ona bakmadığı sürece kimsenin onu farketmeyeceğinden emindi. Yerde duran kesik kola baktı. Yanmamış olması mucize gibi idi. Sanki ilahi bir güç onu korumuş gibi diye düşündü kadın ve gülümsedi. şimdi artık elindeki her şey hazırdı. Quel-Shin'i koruyan güç çemberlerinden ilki bu gece kalkacaktı.
Quel-Shin ormanda yeterince ilerlediğini düşündüğünde durdu. Vampirliğin verdiği güç sayesinde kolu tamamen iyileşmişti. Ve ikinci taşı eline aldı bu taş toprak elementinin taşı idi. Ve taşın üçüncünün yerini göstereceğini biliyordu. Taşı eline aldı ve konsantre olmaya çalıştı . Bir han görüntüsü gözlerinin önünde belirdi. Hanın kapısının üstündeki yazıya baktı. Ã?atlak Kazan hanı. Quel-Shin burayı duymuştu. Misafirperver bir yer olduğu söyleniyordu. Bir sonraki taşı daha rahat ele geçireceğine inanmaya cüret etti.
Kadın bağlantı kürelerinin üçünü yanyana koymuştu. Ve üçünün de öbür ucundaki müttefiklerinin kendisine cevap vereceğine emindir. Gülümseyerek Corax çok işe yaradı dedi ama ruhundaki onca yara daha fazlasını önleyecek. Çok şükür ki M ASK bana yetecek kadar düşman edindi kendisine. Ve sonra bana vaad edileni vermeye hazır mısınız diye sordu. Üç ayrı sesin ard arda evet dediğini duydu. Sonra da öyle ise bekliyorum dedi. Ardından Üç ayrı figürün ard arda belirişini izledi. Mystra başrahibi olan sarı saçlı adam , Lloth başrahibi olan drow kadını ve Cyric başrahibi olan buçukluk. Buçukluk yaklaştı tanrılarmız sana verilen sözü yerine getirecek dedi. Kadın gülümsedi. M ASK gerçekten de çok düşman edinmişti ve şimdi bu düşmanlar onun temsil ettiklerinin yeniden canlanmasını önlerken kadına çok yardımcı olacaklardı. Dördü bir çember oluşturdular. Quel-Shin'in elinden elde edilen kan, kemik ve et ortada durdu. Kadın haykırmaya başladı. Ey büyünün nifağın ve kaosun tanrıları önünüzde duran bu kul vampirlik lanetinin acısını yeterince uzun yaşadı. Size onu bu lanetten azad etmeniz için yalvarıyorum. Sarı saçlı rahip ey büyünün leydisi bu biçare adama yardım et diye haykırdı. Drow Ã?rümcek Kraliçe bu kulun sana yalvarıyor diye kendini yırttı ama en son olarak da buçukluğun Cyric bu kulun senin gücünü taktir edebilmesi için lanetini kaldır sözleri gecenin içinde yankılandı. Üç başrahip bedenlerinden akan gücün çemberin ortasında toplandığını hissettiler. Güç sözü geçenin kaderindekini değiştirmek için çabalıyordu. Etin kemiğin ve kanın mavi kırmızı ve sarı renklerle parladığını gördüler. Ve sonra her şey bitti. Kadın oldu mu diye haykırdı M ASKın seçilmişinin vampirliği kalktı mı? Sarı saçlı rahip tanrıçamıza güvenmelisin dedi. Ve diğer rahipler onu onayladı sonra üç rahip de gecenin içinde kayboldular ve kadın ne olduğunu anlamak için Quel-Shin'i izleyeceği büyüyü yapmaya başladı.
Quel-Shin garip bir gücün vücudunda dolaştığını hissettiğinde düşüncelere dalmıştı. Bir şeyler bedenini değiştiriyordu bunu hissediyordu. Sonra gücün bedeninden çekildiğini hissetti. Ama bir şeyler aynı değildi bir şeyler. Bir anda aklına gele bir hisle mevcut nöbetçiyi andıran görünümünü değiştirip eski haline döndü. Dişleri artık sivri değildi. Olamaz dedi kendi kendine elindeki hançerle kolunu çizdi ufak bir çzikti heme iyileşmesi gerekiyordu ama iyileşmedi. Gecenin içine itiraz içinde haykırdı.
Lord Oren tüm onları yıllardır yaşamadığı bir zevkle izliyordu en ironik olan da söz konusu laneti ölüm tanrısı olan kendisinin çok daha az güçle kaldırabilecek olması idi. Bunu yapabilirdi de ama yapmamıştı. Üç büyük tanrının güçlerinin ciddi bir bölümünü tüketmeklerine izin vermişti. Malovan'ın da Corax'ın yaptığı dövüşte gücünü tükettiği düşünülürse diyarların artık büyük olaylara gebe olduğunu söylemek yanlış olmazdı. Ve kaos arttıkça da o da güçlenecekti.
Kadın tableti eline alan adamı izledi. Güzel bir an diye düşündü tam zafer sarhoşluğunun en yoğun şekilde hissedildiği an. Sonra Malovan'ın seçilmişinin zihnine telepatik mesajı iletti.
Malovan'ın seçilmişi birden irkildi. İçindeki ses içerdeki odalarda düşman olduğunu söylüyordu. Ayağa kalktı hızlı adımlarla ilerledi. Coraxın ani hareketliliğine anlam veremeyen nöbetçiler de onu izlediler. İçgüdüleri onu silah deposuna yönlendiriyordu. Ve odaya vardığında o figürü gördü onun dışında hiçbir nöbetçinin göremeyeceği bir figürdü ama Corax sıradan bir savaşçı değildi. Zihni çok kısa bir süreliğine bu düşmanın kim olduğunu tartıştı. Sonra içindeki o sesi duydu bu oydu öldürdüğü tanrıdan arta kalan son parça kılıcı kaldrdı ve kükreyerek saldırdı. Quel-Shin ilk darbenin geleceğini hissettiği anda M ASKın çevikliğini geçici olarak ona kazandıracak sözleri mırıldandı. Ve sonra imkansız bir hızla Corax'ın darbesinden kaçtı. Corax kılıcı sağa sola savuruyor ve Quel-Shine vurmaya çalışıyordu. Bu arada nöbetçiler de artık görebildikleri figürün kaçış yolunu kapamaya çalışıyordu. Quel-Shin zihnni ile kardeşleri olan on kasaba ormanlarındaki kurtlara çağrı yaptı ama hiçbir zaman yetişemeyeceklerini biliyordu. Ã?ağrı bir saniyeden bile kısa sürmüştü ama bu Corax'ın kılıcı hırsla indirmesine yetmişti. Quel-Shin geriye doğru sıçrayarak darbeden kaçtı. Ama arkadaki adamın bıçağını koluna saplamasından kuırtulamadı. Hızla dönüp geriye baktı. Adam göz teması ile birlikte Quel-Shin'in etkisine girdi ve arkadaşlarına saldırdı. Quel-Shin'in adamın diğer nöbetçileri bir süre oyalamasını umuyordu. Böylece hızla Corax'a döndü. Corax'ın savrulan kılıcından kurtulup arkasına geçti ve hançeri Corax'ın göğsüne sapladı.. Hançerin kendisine saplanmasından bir saniye önce Corax'ın kılıcı Quel-Shinin sabit duran kolunu kesti. Bir saniye sonra bir ışık odayı sardı. Ve sonra büyük bir ateş.. Patlamanın sonrasında odadaki etten oluşan tüm canlılar toza dönüşmüştü.
Kadın sahneyi tatminkarlıkla izledi. Bu şekilde sonlanmış olabilir miydi? Sonra hayır dedi olamaz? Quel-Shin bu kadar kolay alt edilmiş olamaz. Ve sonra odada hareket eden sis perdesini izledi. Gülümseyerek kutlarım M ASKın seçilmişi dedi. Zaten bu şekilde kaybetmen beni şaşırtırdı.
Quel-Shin'in sis halindeki yeni bedenine alışması birkaç dakika sürmüştü ve kurtulmuş olmasının yarattığı şaşkınlığı atlatması için de bir iki dakika gerekmişti sonra bu haline rağmen hareket edebildiğini hissetti. Odanın ortasında hareketsizce oturup ölen nöbetçilere hüzünlü gözlerle bakan Corax'ı bıraktı odadan çıktı ve hala kilitli olan kapıdan da geçip kurtlarla dövüşen nöbetçileri de geçti. Kurtulmuştu büyülü sözleri söyledi ve tekrar madde haline geldi. Ve sonra elindeki iki element taşını tekrar hissetti evet başarmıştı. şimdiyse hızla onkasabayı terketmeli idi.
Kadın karargaha sessizce girdiğinde Corax hala orda oturuyordu. Karargahta bulunan kalabalığa rağmen Corax ona bakmadığı sürece kimsenin onu farketmeyeceğinden emindi. Yerde duran kesik kola baktı. Yanmamış olması mucize gibi idi. Sanki ilahi bir güç onu korumuş gibi diye düşündü kadın ve gülümsedi. şimdi artık elindeki her şey hazırdı. Quel-Shin'i koruyan güç çemberlerinden ilki bu gece kalkacaktı.
Quel-Shin ormanda yeterince ilerlediğini düşündüğünde durdu. Vampirliğin verdiği güç sayesinde kolu tamamen iyileşmişti. Ve ikinci taşı eline aldı bu taş toprak elementinin taşı idi. Ve taşın üçüncünün yerini göstereceğini biliyordu. Taşı eline aldı ve konsantre olmaya çalıştı . Bir han görüntüsü gözlerinin önünde belirdi. Hanın kapısının üstündeki yazıya baktı. Ã?atlak Kazan hanı. Quel-Shin burayı duymuştu. Misafirperver bir yer olduğu söyleniyordu. Bir sonraki taşı daha rahat ele geçireceğine inanmaya cüret etti.
Kadın bağlantı kürelerinin üçünü yanyana koymuştu. Ve üçünün de öbür ucundaki müttefiklerinin kendisine cevap vereceğine emindir. Gülümseyerek Corax çok işe yaradı dedi ama ruhundaki onca yara daha fazlasını önleyecek. Çok şükür ki M ASK bana yetecek kadar düşman edindi kendisine. Ve sonra bana vaad edileni vermeye hazır mısınız diye sordu. Üç ayrı sesin ard arda evet dediğini duydu. Sonra da öyle ise bekliyorum dedi. Ardından Üç ayrı figürün ard arda belirişini izledi. Mystra başrahibi olan sarı saçlı adam , Lloth başrahibi olan drow kadını ve Cyric başrahibi olan buçukluk. Buçukluk yaklaştı tanrılarmız sana verilen sözü yerine getirecek dedi. Kadın gülümsedi. M ASK gerçekten de çok düşman edinmişti ve şimdi bu düşmanlar onun temsil ettiklerinin yeniden canlanmasını önlerken kadına çok yardımcı olacaklardı. Dördü bir çember oluşturdular. Quel-Shin'in elinden elde edilen kan, kemik ve et ortada durdu. Kadın haykırmaya başladı. Ey büyünün nifağın ve kaosun tanrıları önünüzde duran bu kul vampirlik lanetinin acısını yeterince uzun yaşadı. Size onu bu lanetten azad etmeniz için yalvarıyorum. Sarı saçlı rahip ey büyünün leydisi bu biçare adama yardım et diye haykırdı. Drow Ã?rümcek Kraliçe bu kulun sana yalvarıyor diye kendini yırttı ama en son olarak da buçukluğun Cyric bu kulun senin gücünü taktir edebilmesi için lanetini kaldır sözleri gecenin içinde yankılandı. Üç başrahip bedenlerinden akan gücün çemberin ortasında toplandığını hissettiler. Güç sözü geçenin kaderindekini değiştirmek için çabalıyordu. Etin kemiğin ve kanın mavi kırmızı ve sarı renklerle parladığını gördüler. Ve sonra her şey bitti. Kadın oldu mu diye haykırdı M ASKın seçilmişinin vampirliği kalktı mı? Sarı saçlı rahip tanrıçamıza güvenmelisin dedi. Ve diğer rahipler onu onayladı sonra üç rahip de gecenin içinde kayboldular ve kadın ne olduğunu anlamak için Quel-Shin'i izleyeceği büyüyü yapmaya başladı.
Quel-Shin garip bir gücün vücudunda dolaştığını hissettiğinde düşüncelere dalmıştı. Bir şeyler bedenini değiştiriyordu bunu hissediyordu. Sonra gücün bedeninden çekildiğini hissetti. Ama bir şeyler aynı değildi bir şeyler. Bir anda aklına gele bir hisle mevcut nöbetçiyi andıran görünümünü değiştirip eski haline döndü. Dişleri artık sivri değildi. Olamaz dedi kendi kendine elindeki hançerle kolunu çizdi ufak bir çzikti heme iyileşmesi gerekiyordu ama iyileşmedi. Gecenin içine itiraz içinde haykırdı.
Lord Oren tüm onları yıllardır yaşamadığı bir zevkle izliyordu en ironik olan da söz konusu laneti ölüm tanrısı olan kendisinin çok daha az güçle kaldırabilecek olması idi. Bunu yapabilirdi de ama yapmamıştı. Üç büyük tanrının güçlerinin ciddi bir bölümünü tüketmeklerine izin vermişti. Malovan'ın da Corax'ın yaptığı dövüşte gücünü tükettiği düşünülürse diyarların artık büyük olaylara gebe olduğunu söylemek yanlış olmazdı. Ve kaos arttıkça da o da güçlenecekti.
-
Quel-Shin
- Kullanıcı

- Posts: 2052
- Joined: Thu Jan 01, 1970 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Quel-Shin çaresizce toprağın üzerinde sürükleniyordu. Bunca yıldır kendisine o kadar güvenmesini sağlayan o güç kaybolmuştu ve şimdi her ne kadar o güçle kıyaslanabilecek başka güçleri de olsa kendini yine de çaresiz hissediyordu. Yeniden canlı bir tene sahip olmanın ve yeniden canlı gözlerle etrafına bakmanın tadını çıkaramıyor ve aklında durmadan dönüp duran o kaybı unutamıyordu. Böylece etrafında pusu kuran o haydut çetesi için tamamen çaresiz olduğu izlenimi yarattı. İlk ok çekildiğinde Quel-Shin iç güdüsel olarak sesi duydu ve yana çekildi ve sonra kendisine saldıran hançerli adamları izledi. Bir sonraki hareketi tamemen içgüdüseldi. Hançeri kaldırdı. Ve M ASK'ın çevikliğini çağırdı. Quel-Shin gölgelerin seçilmişi idi ve bu hançerin gücü olmadan da korkunç düzeyde çevikti. Ancak hançerin gücü de eklenince hızı ve kıvraklığı akıl almaz boyutlara ulaşıyordu. Haydutların bile göremediği bir hızla darbelerden kaçtı ve kendisine atılan bir okun yolunu saptırarak önündekilerden birine saplanmasını sağladı. Sonra onların seçilmişi olarak kontrol edebildiği gölgeleri çağırdı. Gölgeler hızla arkadaki kalabalık gruba yöneldiler. Ve bir iki saniye gibi kısa süre sonra arkadan çığlıklar duyulmaya başladı. Ã?nündeki adam ise artık saldıryı bırakmış ve önündeki varlığa korku dolu gözlerle bakıyordu. Quel-Shin önündeki adama baktı ve bir an onun kanının hoşuna gideceğini düşündü bu duygu geldiği gibi yok oldu artık vampir değildi. Hançeri adamın üzerine fırlattı adam üzerine gelen hançeri görmedi bile. Quel-Shin'se hançeri alma zahmetine girmeden geri döndü. Bir iki dakika sonra zihinsel çağrısı ile hançer onun kemerine geri dönecekti.
Kadın sahneyi adeta ibretle izledi. Vampirliği yok olduğu için Quel-Shin'in altedilebileceğini hiçbir zaman düşünmemişti zaten. Ve bu yanılgıya düşenlerin durumunu görüyordu. Kendisinin diyarların en iyi haydut çetelerininden birinin en seçkin grubu dahi olsalar bu gruptan daha iyisini yapacağı kesindi. Ama onun gücü dahi tanrısal güçlerini hala üzerinde taşıyan bu adama yeterli olmazdı. O halde bir sonraki hedefe konsantre olmak lazım dedi kendine. Ve hedef belli idi hançer. Hançerin Quel-Shin'den alınsa bile ona döneceğini biliyordu ama ya hançerden ufak bir parça mesele bir deri parçası koparılırsa. Eğer hırsızların tanrısı hayatta olsaydı parçalanmış olan gölgelere ait bu varlık gölgelerin gücünün bütünleşmiş halini temsil eden bu tanrıdan yansıyan güçler yeniden bütünleşebilirdi ama şimdi M ASK yoktu sadece Quel-Shin vardı ve o da hançerin parçalarını (hele ufak bir parçayı) hançerle tekrar birleştirecek güçte değildi. Ve kadın o ufak parçaya hançerin onu çağırabilme hariç tüm diğer güçlerin nasıl aktarılabileceğini biliyordu. şimdi sadece Quel-Shin'in gideceği yerde onu beklemesi gerekiyordu. Kadın buranın neresi olduğunu tahmin ediyordu. Saldırı sayesinde biraz daha toplanmış da olsa Quel-Shin sürükleniyordu ve nasıl sürüklenen gemi önündeki ilk limanda durursa o da önündeki ilk handa dinlenecekti.Ve bu han muhtemelen Ã?atlak Kazan olacaktı.
Quel-Shin Shin kahverengi binayı gördüğünde içinde bir şeyler canlanır gibi olur. Bu bir handır aynı yola çıkmadan önce terkettiğine benzeyen. Handa geçirdiği o günler şimdi ne kadar uzak geliyordur ona. O kadar az süre geçmiş olmasına rağmen. Yola çıkış amacını hatırlar ve bu amacın ne kadar çılgınca bir şey olduğunu.. Azmi kararlılığı ve iradesi ona diyarlarda çok sık rastlanmayan bir güç kazandırmıştır. Ve bugüne kadar gücün ona sunduğu basamakları büyük bir özgüvenle çıkmıştır. Ama şimdi tüm iradesi sarsılmaktadır. Bir tanrı olmayı düşünmek ve bunun için o güne kadar kazandığı o büyük gücü riske atmak.. Üstelik ilk bedeli ödemiştir bile. Kafasında tüm bu yolculuğun çılgınca olduğunu söyleyen o içgüdüyü zorlukla bastırır ve kendine bir defa daha hatırlatır yola çıkmıştır bir kere ve yolda ilerleyecektir. Başını kaldırıp hanın ismini okumaya çalışır Ã?atlak Kazan.. Aman tanrım der bu o handır. Gücün üçüncü anahtarının olduğu han. Heybesine elini sokup diğer iki taşı hissetmeye çalışır. Ve taşın tam yerini bulmak için konsantre olur. Bir oda hayalinde canlanır ve odayı hafızasındaki odayı daha iyi görebilmeye çalışır ve odanın penceresindeki o manzarayı görür binaların arasından zanan bozkır manzarası ve tek bir ağaç kuru bir ağaç. Sonra gülümseyerek hana girer. Üçüncü taş da yakında elinde olacak gibidir.
Palisdan hana giren yeni adamı ilgi ile seyreder. Bitkin gibi gözükmedir ama bir ozanın çoğu zaman farkedebildiği şeyi o da farkeder bu adamda görünenden fazlası vardır. Palisdan adamın yakınına gelir belki oturmak istersiniz bay.. Gregor der Quel-Shin ismim bu... Peki öyleyse der Palisdan bay Gregor önce biraz oturun isterseniz. Yemeklerimizin ve muhteşem elf şarabının tadına bakın. Quel-Shin bir an kararsız kaldı iyi bir yemeğe gerçekten çok ihtiyacı vardı. Özellikle de böyle bir şeyi binlerce yıldır tadmamışken şimdi aslında en fazla özlediği şeyin iyi bir yemek olduğunu daha iyi hissediyordu. Ama taşlar bekleyemezdi. Riske giremezdi. şey önce eşyalarımı odaya koyayım der. Palisdan iyi bir seçim efendim der. Size bir oda verelim. Penceresinden kuru bir ağacın gözüktüğü odayı istiyorum der. Palisdanın önce kafası karışır sonra o unutulmaz manzarası olan odayı hatırlar birden. Neden onu istediğinizi sorsam sizin açınızdan bir sakıncası olur mu diye sorar. Quel-Shin sessizce ama yeterince sert bir sesle evet der. Palisdan şaşırmıştır. Ancak bunları kurcalamanın zamanının olmadığını bilecek kadar bilgedir henüz zamanı değildir.
Yarı tanrı Oren Dautry tanrıların Corax'la Malovan'ın karşılaşmasını izler. Aynı anda olacak diğer olayları bilmek bu ana ayrı bir tat katıyordur. Yıllardır ördüğü nifak ağları artık onu doruk noktasına çıkaracaktır. Elindeki kılıca bakar Malovan'ın kılıcı ve Corax'ın elindeki kendi gücünü kattığı o sahte kılıcı düşünür. Malovan ne de şaşıracaktır. Tüm diğer tanrılar gibi...
Bir an sonra sesler gelmeye başlar savaş başlamıştır ve tanrılar birbirleri ile son savaşlarına girişiyorlardır. Tüm diyarları yok edebilecek bir savaş. Oren Dautry tüm tanrıların bu savaşta yok olacağına emindir. Ve her ne kadar ortaya çıkacak kaosun tüm diyarlarla birlikte onu da yok edeceğini bilse de ulaşabileceği gücün muazzamlığını aklına getirdikçe bu risk onun için çok da büyük gözükmemektedir.
Kadın sahneyi adeta ibretle izledi. Vampirliği yok olduğu için Quel-Shin'in altedilebileceğini hiçbir zaman düşünmemişti zaten. Ve bu yanılgıya düşenlerin durumunu görüyordu. Kendisinin diyarların en iyi haydut çetelerininden birinin en seçkin grubu dahi olsalar bu gruptan daha iyisini yapacağı kesindi. Ama onun gücü dahi tanrısal güçlerini hala üzerinde taşıyan bu adama yeterli olmazdı. O halde bir sonraki hedefe konsantre olmak lazım dedi kendine. Ve hedef belli idi hançer. Hançerin Quel-Shin'den alınsa bile ona döneceğini biliyordu ama ya hançerden ufak bir parça mesele bir deri parçası koparılırsa. Eğer hırsızların tanrısı hayatta olsaydı parçalanmış olan gölgelere ait bu varlık gölgelerin gücünün bütünleşmiş halini temsil eden bu tanrıdan yansıyan güçler yeniden bütünleşebilirdi ama şimdi M ASK yoktu sadece Quel-Shin vardı ve o da hançerin parçalarını (hele ufak bir parçayı) hançerle tekrar birleştirecek güçte değildi. Ve kadın o ufak parçaya hançerin onu çağırabilme hariç tüm diğer güçlerin nasıl aktarılabileceğini biliyordu. şimdi sadece Quel-Shin'in gideceği yerde onu beklemesi gerekiyordu. Kadın buranın neresi olduğunu tahmin ediyordu. Saldırı sayesinde biraz daha toplanmış da olsa Quel-Shin sürükleniyordu ve nasıl sürüklenen gemi önündeki ilk limanda durursa o da önündeki ilk handa dinlenecekti.Ve bu han muhtemelen Ã?atlak Kazan olacaktı.
Quel-Shin Shin kahverengi binayı gördüğünde içinde bir şeyler canlanır gibi olur. Bu bir handır aynı yola çıkmadan önce terkettiğine benzeyen. Handa geçirdiği o günler şimdi ne kadar uzak geliyordur ona. O kadar az süre geçmiş olmasına rağmen. Yola çıkış amacını hatırlar ve bu amacın ne kadar çılgınca bir şey olduğunu.. Azmi kararlılığı ve iradesi ona diyarlarda çok sık rastlanmayan bir güç kazandırmıştır. Ve bugüne kadar gücün ona sunduğu basamakları büyük bir özgüvenle çıkmıştır. Ama şimdi tüm iradesi sarsılmaktadır. Bir tanrı olmayı düşünmek ve bunun için o güne kadar kazandığı o büyük gücü riske atmak.. Üstelik ilk bedeli ödemiştir bile. Kafasında tüm bu yolculuğun çılgınca olduğunu söyleyen o içgüdüyü zorlukla bastırır ve kendine bir defa daha hatırlatır yola çıkmıştır bir kere ve yolda ilerleyecektir. Başını kaldırıp hanın ismini okumaya çalışır Ã?atlak Kazan.. Aman tanrım der bu o handır. Gücün üçüncü anahtarının olduğu han. Heybesine elini sokup diğer iki taşı hissetmeye çalışır. Ve taşın tam yerini bulmak için konsantre olur. Bir oda hayalinde canlanır ve odayı hafızasındaki odayı daha iyi görebilmeye çalışır ve odanın penceresindeki o manzarayı görür binaların arasından zanan bozkır manzarası ve tek bir ağaç kuru bir ağaç. Sonra gülümseyerek hana girer. Üçüncü taş da yakında elinde olacak gibidir.
Palisdan hana giren yeni adamı ilgi ile seyreder. Bitkin gibi gözükmedir ama bir ozanın çoğu zaman farkedebildiği şeyi o da farkeder bu adamda görünenden fazlası vardır. Palisdan adamın yakınına gelir belki oturmak istersiniz bay.. Gregor der Quel-Shin ismim bu... Peki öyleyse der Palisdan bay Gregor önce biraz oturun isterseniz. Yemeklerimizin ve muhteşem elf şarabının tadına bakın. Quel-Shin bir an kararsız kaldı iyi bir yemeğe gerçekten çok ihtiyacı vardı. Özellikle de böyle bir şeyi binlerce yıldır tadmamışken şimdi aslında en fazla özlediği şeyin iyi bir yemek olduğunu daha iyi hissediyordu. Ama taşlar bekleyemezdi. Riske giremezdi. şey önce eşyalarımı odaya koyayım der. Palisdan iyi bir seçim efendim der. Size bir oda verelim. Penceresinden kuru bir ağacın gözüktüğü odayı istiyorum der. Palisdanın önce kafası karışır sonra o unutulmaz manzarası olan odayı hatırlar birden. Neden onu istediğinizi sorsam sizin açınızdan bir sakıncası olur mu diye sorar. Quel-Shin sessizce ama yeterince sert bir sesle evet der. Palisdan şaşırmıştır. Ancak bunları kurcalamanın zamanının olmadığını bilecek kadar bilgedir henüz zamanı değildir.
Yarı tanrı Oren Dautry tanrıların Corax'la Malovan'ın karşılaşmasını izler. Aynı anda olacak diğer olayları bilmek bu ana ayrı bir tat katıyordur. Yıllardır ördüğü nifak ağları artık onu doruk noktasına çıkaracaktır. Elindeki kılıca bakar Malovan'ın kılıcı ve Corax'ın elindeki kendi gücünü kattığı o sahte kılıcı düşünür. Malovan ne de şaşıracaktır. Tüm diğer tanrılar gibi...
Bir an sonra sesler gelmeye başlar savaş başlamıştır ve tanrılar birbirleri ile son savaşlarına girişiyorlardır. Tüm diyarları yok edebilecek bir savaş. Oren Dautry tüm tanrıların bu savaşta yok olacağına emindir. Ve her ne kadar ortaya çıkacak kaosun tüm diyarlarla birlikte onu da yok edeceğini bilse de ulaşabileceği gücün muazzamlığını aklına getirdikçe bu risk onun için çok da büyük gözükmemektedir.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests