Geyiğin Kulağındaki Su

Birisi hikayeyi başlatır ve herkes tarafından devam ettirilir.
Post Reply
gandalfoftheday
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 212
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Geyiğin Kulağındaki Su

Post by gandalfoftheday »

(Bu yazıda mage the ascension olayını geyiğe vurarak bişiyler karalayalım istedim. Bu konuda bana ilham veren Onur'a teşekkürler :) )

Caddenin karanlığında yanımdan geçen araçlar bile gerçek dışıydı. Yanımdan 18 - 20 yaşlarında siyah montlu bir grup topukları kıçlarına vurarak koşuyorlardı yine. En arkadaki yırtınırken "matriksi kırıcaz, matriksi kırıcaz" diye hırlıyordu. O kadar alışılmış bir görüntü haline gelmişti ki bu benim için...
Modifiye doğan görünümlü şahinime atlayıp otobana çıktım. şu anda çevremde hiçbir hayat belirtisi yoktu. Ben de tek hazinemin artifact özelliklerine biraz daha alışmak için çalışmaya başladım. Kenarkovala(*) kuvvetiyle 100 kilometreye 1 saniyede çıkıp aynı hızla durdukça adrenalinim tavana vuruyordu. Bu saatte yolda karşıma çıkacak olan kamyon sürücülerine dikkat ederek biraz daha pratik yaptım. Zamanın geldiğini hissediyordum...

(*) Kenarkovala Kuvveti: Merkezkaç kuvvetinin negatifi olan bu güç, kimse bakmazsa modifiye şahinimin ani hızlanma ve durmasını, otobanda 450 basmasını sağlayan kuvvettir.
Ben Giderim,Adım Kalır<br>Dostlar Beni Hatırlasın...
gandalfoftheday
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 212
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by gandalfoftheday »

Kötü adam Ero Lusta, elindeki gres yağını köşedeki bir paçavraya silip işine yoğunlaştı. şu anda üzerine yoğunlaştığı quark bileşeni ayrıştırıcı katalizörünü -dışarıdan bakıldığında sıradan bir ütü- ısınması için bıraktı. Kapıdaki "Her Türlü Elektrik Elektronik Tamiri Yapılır" anlamına gelen komik yazıya baktı. Sokaktan geçen yoktu. Masanın altından çıkardığı kuanum fiziği, aerodinamik, sualtı yaratıkları gibi envai çeşit kitabın arasından aradığına ulaştı. Yüzünde kötü adamlara özgü pis-evil sırıtışla tezgaha ilerledi. Bu altei tamamladığında rakip tamircinin tüm zihinsel aktiviteerini takip edebilecek, bu sayede müşterilerini çalan bu dalai lama'dan intikamını alabilecekti. Bir elektrik dükkanında bulunmayacak acayip görünümlü aletleriyle çalışmaya başladı. Nörotik emosyon manipulatörünü en kısa sürede tamamlamalıydı. Tamamlamalıydı...
Ben Giderim,Adım Kalır<br>Dostlar Beni Hatırlasın...
occultsearcher
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 368
Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Hikayenin Teknokrat ayağı

Post by occultsearcher »

TÃ?BİTAT, Ankara

Gri takım elbisesi içindeki adam büyük bir disiplin ve boyun eğme ile üstünün odasına girdi.

"Evet, XA7621, ne istiyorsun?" diye sordu yüksek rütbeli teknokrat hiçbir duygu barındırmayan sesiyle.
"Efendim, Ankara bölgesinde son dönemlerde olağandışı yırtılmalar saptandı. İlgili rapor burada" diyerek koltuk altındaki dosyayı masanın üzerine bıraktı XA7621.
Kısa bir an dosyayı inceledi adam.
"Biraz uzaktan inceleyin" dedi emir veren ve hor gören bir tonlamayla...
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
occultsearcher
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 368
Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by occultsearcher »

Nefesi Kuvvetli Hacı Abdurrahim evinden çıkarak camiye doğru ilerlemeye başladı. Sincan sokaklarında yürürken bir yandan besmele bir yandan da tesbih çekiyordu.

Yolda, arkadaşı İbrahim'in dükkanına uğradı, her gün yaptığı gibi. Nedense alışkanlık edinmişti bunu. Zaten o hacı olduktan sonra İbrahim'in işleri de epey açılmıştı. Ne alakaysa, hacı olan oydu, işleri açılan İbrahim...

"Merhaba, İbrahim. Nasılsın bugün? İyisindir umarım?"
"O, merhaba, şeyhim"
"şeyh deme bana!.. Ben şeyh şıh filan değilim. Ben sadece hacıyım!"
"Pardon, hacı. Eh, iyiyim. Siz de afiyettesiniz inşallah?"
"İyiyim, iyiyim. Bizim eve 2 ekmek, bi de gazte göndersene bir zahmet"
"Tabii, hacı. Nasıl istersen."
"İyi o zaman, camiden dönerken tekrar uğrarım, biraz sohbet ederiz. Hadi işlerin rast gitsin!.."

Bu son cümleyi söylediğinde, her gün olduğu gibi, etrafında bir an bir dalgalanma hissetti ve her zamanki gibi bunu tansiyonuna yordu.
Hacı Abdurrahim dilinde Allah'ın adları, elinde tesbihi gözü insanların üzerinde yürüyordu. Ve her gördüğü insanda umutsuzlanıyordu da, herkesin bir sağlık sorunu vardı. Bunun nasıl olduğunu bilmiyordu, ama görüyordu işte. İsterse onları iyileştirebilirdi de, Allah'ın adıyla tabii, ama bu canını yakıyordu. Bunun da neden olduğunu bilmiyordu? Acaba Allah neden kullarını iyileştiren birini cezalandırsındı ki? Yoksa, kızıyor muydu, kendi işine karışıldığı için?
"Töbe töbeeeeeeeeeee! Hiç Allah-u teala kuluna yaptığı aptallık için kızar mı? Ama cezalandırır tabii!"

Bu düşüncelerle vardı hacı camiye, her zamanki gibi, her zamanki saatinde ve düşünmeden içeri girdi...
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
pelinpel
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 08, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by pelinpel »

Cami her zamanki gibi müminlerle dolup taşmaktaydı. Ã?yle ki adım atacak bir yer kalmamıştı. Hacı Abdurrahim kalabalığı yarmaya ama yararken de müminleri rahatsız etmemeye özen göstererek caminin sol köşesinde bulunan ahşap kapıya ulaştı. Kapıyı açmak için kolu çevirmeye ihtiyacı yoktu. Kuvvetli ve kudretli nefesiyle kapıyı şöööyle bir okuyup üflediği anda 7d6+12 lik bir şiddetle kapı patlayarak açıldı. İçerideki müminler kendilerini ibadete öyle kaptırmışlardı ki bu patlamanın ne şiddetini hissettiler ne de sesini duydular.
Hacı Abdurrahim yeşil cübbesi arkasından havalanarak açtığı delikten içeriye süzüldü. Arkasında ilahi bir rüzgar ve havalanan ahşap parçaları bırakarak.
Gittikçe uzaklaşıyorum, her şey bulanık gözüküyor, bir şey beni çekip götürüyor.....engelleyemiyorum.... sonsuzluğun içinden kısık bir ses geliyor....naber lan ?
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest