O sırada tüm olan biteni izleyen bir çift göz,karanlıklar içinde durduğu halde mırıldandı: " Vaay ulan dünyanın haline,vaay ulan şerefsizlerin yaptığına!" "Yettim yiğit heeyyy!! Seni kim bu hale koydu da sonra yağladı tabanları,söyle be de bilelim....!!!"
"Benim adım Dumrul soyu Tufandır bre yiğit! Anlat ki derdini derman bulasın.Kim etti sana bunu,kimler koydu da seni bu hale sonra kaçtı deli danalar gibi;gözü dönmüş ve akılsız bir halde?"
Yapılı savaşçının tüm vücut kasları gerilmişti,kaşları gibi ve esmer tenindeki yaralar parlamaktaydı ter ve kan oluklarını doldurmuş bir şekilde...Fakat gizlemeye çalışıyordu öfkesini,tanımadığı bu yolcunun yersiz olacak korkusunu kendisine çevirmesini önlemek üzere...
Prologue: Karanlığın habercisi
o SIRADA...
Ã?ıktım açık alınla,yirmibeş yılda yirmibeşbin savaştan;
Ne bileğim,ne de ruhum,ama yüreğim burkulur insanlığın çarpıklığı ve ruhsuzluğundan.
Kendisiyle beraber insanlığÄÂ
Ne bileğim,ne de ruhum,ama yüreğim burkulur insanlığın çarpıklığı ve ruhsuzluğundan.
Kendisiyle beraber insanlığÄÂ
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
