Yıldız Savaşları: Cumhuriyet'in Mirası!
Koşarak silahını ilk ateşleyene saldırmıştı. Adam tekrar ateşleyene kadar kılıcıyla silahı kesmiş adamın kolunuda beraber götürmüştü. Kolu kesilen adam şaşkın halde bakarken arkadasında duran adama güce başvurarak ittirdi ve arka arkaya duran üç yağmacının birbirlerine takılarak düşmesini sağladı.
Yukarıdan gelen Patlamayla irkildi ama oraya bakmadı. Yağmacıların neredeyse hepsi patlayan noktaya bakıyordu. Bazıları şaşırmış, bazıları korkmuş, bazıları da kızmıştı.
*****
Sirdar da şaşırmıştı bu patlamaya. Jix isimli insandan bunu beklemediği açıktı. Tekrar yağmacılara yoğunlaştı. Onlara saldırmıyor sadece ateş ettiklerinde kılıcıyla lazerleri onlara geri gönderiyordu. Öldürmemeye çalışarak.
*****
Bel bağladıkları gizli silahları patlayınca foyaları ortaya çıkmış, jedilara karşı pek bir umutları kalmamıştı. Bir kaçı kaçıyordu. Ama orada kalanlar onlardan daha fazlaydı. Bazılarıda kolu kopan liderlerine bakıyordu.
*****
Oheidon ustasından öğrendiklerini kullandı. Sakinleşmeye çalışarak daha az yağmacıyı öldürmeye çalışıyordu. İkisini öldürmüş, üçünü yaralamış ve liderin kolunu kesmişti. Artık yağmacıları etkisiz hale getirmeye uğraşıyordu. Bunun bedeli kopan bir el ya da kol olabiliyordu.
*****
Sirdar ışın kılıcıyla geri gönderdiği lazerle en fazla yağmacıların bir daha silah kullanamamasına neden olmuştu. Öldürmemek konusunda dikkatliydi. Bu arada ne kadar olursa padavanını ve gruptakileri korumaya çalışıyordu.
*****
Bir kaç yağmacı daha hayatını kaybetmişti. Gelen yağmacıların yarısı kalmıştı. Birazı daha canını kurtarmak için kaçıyordu. Bunlar genellikle yaralılardı. Ama daha yılmamışlardı. Kalanlar, hayatlarını kaybetmeden ganimet elde edebileceklerini düşünüyorlardı.
*****
Oheidon yoğun ateş altında zorlanmaya başlamıştı. Kendisini savunmaya çekmek zorunda kalmıştı. "Biraz yardım hiç fena olmaz." diye bağırdı arkasındaki gruba. Klonun ya da Jix'in bir, iki yağmacının dikkatini çekmesi onun için epey iyi olurdu.
Yukarıdan gelen Patlamayla irkildi ama oraya bakmadı. Yağmacıların neredeyse hepsi patlayan noktaya bakıyordu. Bazıları şaşırmış, bazıları korkmuş, bazıları da kızmıştı.
*****
Sirdar da şaşırmıştı bu patlamaya. Jix isimli insandan bunu beklemediği açıktı. Tekrar yağmacılara yoğunlaştı. Onlara saldırmıyor sadece ateş ettiklerinde kılıcıyla lazerleri onlara geri gönderiyordu. Öldürmemeye çalışarak.
*****
Bel bağladıkları gizli silahları patlayınca foyaları ortaya çıkmış, jedilara karşı pek bir umutları kalmamıştı. Bir kaçı kaçıyordu. Ama orada kalanlar onlardan daha fazlaydı. Bazılarıda kolu kopan liderlerine bakıyordu.
*****
Oheidon ustasından öğrendiklerini kullandı. Sakinleşmeye çalışarak daha az yağmacıyı öldürmeye çalışıyordu. İkisini öldürmüş, üçünü yaralamış ve liderin kolunu kesmişti. Artık yağmacıları etkisiz hale getirmeye uğraşıyordu. Bunun bedeli kopan bir el ya da kol olabiliyordu.
*****
Sirdar ışın kılıcıyla geri gönderdiği lazerle en fazla yağmacıların bir daha silah kullanamamasına neden olmuştu. Öldürmemek konusunda dikkatliydi. Bu arada ne kadar olursa padavanını ve gruptakileri korumaya çalışıyordu.
*****
Bir kaç yağmacı daha hayatını kaybetmişti. Gelen yağmacıların yarısı kalmıştı. Birazı daha canını kurtarmak için kaçıyordu. Bunlar genellikle yaralılardı. Ama daha yılmamışlardı. Kalanlar, hayatlarını kaybetmeden ganimet elde edebileceklerini düşünüyorlardı.
*****
Oheidon yoğun ateş altında zorlanmaya başlamıştı. Kendisini savunmaya çekmek zorunda kalmıştı. "Biraz yardım hiç fena olmaz." diye bağırdı arkasındaki gruba. Klonun ya da Jix'in bir, iki yağmacının dikkatini çekmesi onun için epey iyi olurdu.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Aferin" i kapan Jix zafer sarhoşluğu ile poz vermeye devam ediyordu ki şakağının yanından vınlayarak geçen bir ışın huzmesi daha savaşın bitmediğini hatırlamasını sağladı. Arkasını verdiği Jedi'lar hoplayıp zıplıyor, kalabalığı perişan ediyorlardı ama çapulcu çetesi de aptal değildi, bir kısmı Jedi'lar ile kafa kafaya savaşmaktansa arkadaki daha kolay hedeflere saldırmayı akıl etmiş, böylece Jedi'ların bütün güçleriyle yüklenmelerini engellemeye çalışmışlardı.
Jix bir an klonu göremedi, eh Sena'da bir siperin arkasında olduğuna göre akıllı çapulcuların saldırdığı kolay hedef kendisi oluyordu. Bu yüzden Jix hemen kendisine bir siper bulup arkasına atladı.
Aslında Sena'nın siperine doğru da yönelebilirdi, hatta orada gerçek anlamda "ateşli" dakikalar da geçirebilirlerdi ama bu düpedüz aptallık olurdu ve Jix canını çapkınlıktan daha çok severdi. Aynı siperin arkasında iki kişi hem onları kolay hedef yapardı, hem de birbirlerini kollamalarını engellerdi. Bu yüzden Jix beş adım uzakta bir speeder enkazını kendisine siper yapmıştı, ama olduğu yerden ateş hattına kafasını uzatmadan Sena'nın siperini de görebiliyordu.
"Ah o da beni görebilse..." diye iç geçirdi Jix. Aslında istese görebilirdi ama onun yerine Sena dikkatini savaşa vermiş, fırsat buldukça siperinden uzanıp ateş ediyordu. Ã?yle ya da böyle kız savaşmayı biliyordu.
Kızın iyi durumda olduğunu gören Jix siperinde dönüp bir de öbür tarafına bakmaya karar verdi. Jedi'ların ışın kılıçlarının vızıltılarını duymaya devam ediyordu ve bu iyiye işaretti. Aslında şu saatten sonra Jix'in kafasını siperden dışarıya uzatmaya da hiç mi hiç niyeti yoktu. Ama siperinde dönüp de diğer tarafına baktığında yaralı klonu gördü. Kendinde değil gibiydi...
Üstelik daha da kötüsü Jedi'lardan kaçan bir grup klonun olduğu sipere doğru koşuyorlardı. Yol üstünde klonun da işini bitirebilirlerdi.
Jix önce hiç siperinden çıkmamayı düşündü. Klon'dan bol bir şey yoktu, hepsi de ufak tefek farklılıklar dışında birbirlerinin aynısıydı. Hem zaten droidlerle savaşmaları için üretilmişlerdi ve bu mantıkla aslında onlar da organik bir robot sayılırlardı. "Neden kendi hayatımı onun için tehlikeye atayım ki?" diye düşündü ama sonra içinde bir şey cız etti.
Az çok Jedi eğitimi görmüş olan Jix, Jedi'ların yöntemlerini benimsemese de, öğretisini büyük oranda benimsemişti. Klonu ölüme terk ederse bunun ilerde daha da kötü şeylere göz yummasını sağlayacağını biliyordu. Bu yüzden siperden uzanıp kaçan kalabalığa rast gele ateş etti.
Kimseyi vuramamıştı ama en azından şimdi kendisi klonun durumuna düşmeyi başarmıştı. Kaçanlar Jix'i kolay hedef görmüş, cesaretle onun siperine doğru koşmaya başlamışlardı.
Bu sırada Padawan''ın seslenişini duydu. Padawan yardım istiyordu.
Jix hemen sırtını verdiği siperinin arkasında diğer tarafa döndü ve Sena'ya seslendi. Elini otostop çekerkenki gibi yaoarak baş parmağı ile kafasının arkasını, siperinin ötesini gösteriyordu.
"Sena! Yardım et!"
Klon bir an önce kendisine gelip savaşa katılsa çok iyi olacaktı...
Jix bir an klonu göremedi, eh Sena'da bir siperin arkasında olduğuna göre akıllı çapulcuların saldırdığı kolay hedef kendisi oluyordu. Bu yüzden Jix hemen kendisine bir siper bulup arkasına atladı.
Aslında Sena'nın siperine doğru da yönelebilirdi, hatta orada gerçek anlamda "ateşli" dakikalar da geçirebilirlerdi ama bu düpedüz aptallık olurdu ve Jix canını çapkınlıktan daha çok severdi. Aynı siperin arkasında iki kişi hem onları kolay hedef yapardı, hem de birbirlerini kollamalarını engellerdi. Bu yüzden Jix beş adım uzakta bir speeder enkazını kendisine siper yapmıştı, ama olduğu yerden ateş hattına kafasını uzatmadan Sena'nın siperini de görebiliyordu.
"Ah o da beni görebilse..." diye iç geçirdi Jix. Aslında istese görebilirdi ama onun yerine Sena dikkatini savaşa vermiş, fırsat buldukça siperinden uzanıp ateş ediyordu. Ã?yle ya da böyle kız savaşmayı biliyordu.
Kızın iyi durumda olduğunu gören Jix siperinde dönüp bir de öbür tarafına bakmaya karar verdi. Jedi'ların ışın kılıçlarının vızıltılarını duymaya devam ediyordu ve bu iyiye işaretti. Aslında şu saatten sonra Jix'in kafasını siperden dışarıya uzatmaya da hiç mi hiç niyeti yoktu. Ama siperinde dönüp de diğer tarafına baktığında yaralı klonu gördü. Kendinde değil gibiydi...
Üstelik daha da kötüsü Jedi'lardan kaçan bir grup klonun olduğu sipere doğru koşuyorlardı. Yol üstünde klonun da işini bitirebilirlerdi.
Jix önce hiç siperinden çıkmamayı düşündü. Klon'dan bol bir şey yoktu, hepsi de ufak tefek farklılıklar dışında birbirlerinin aynısıydı. Hem zaten droidlerle savaşmaları için üretilmişlerdi ve bu mantıkla aslında onlar da organik bir robot sayılırlardı. "Neden kendi hayatımı onun için tehlikeye atayım ki?" diye düşündü ama sonra içinde bir şey cız etti.
Az çok Jedi eğitimi görmüş olan Jix, Jedi'ların yöntemlerini benimsemese de, öğretisini büyük oranda benimsemişti. Klonu ölüme terk ederse bunun ilerde daha da kötü şeylere göz yummasını sağlayacağını biliyordu. Bu yüzden siperden uzanıp kaçan kalabalığa rast gele ateş etti.
Kimseyi vuramamıştı ama en azından şimdi kendisi klonun durumuna düşmeyi başarmıştı. Kaçanlar Jix'i kolay hedef görmüş, cesaretle onun siperine doğru koşmaya başlamışlardı.
Bu sırada Padawan''ın seslenişini duydu. Padawan yardım istiyordu.
Jix hemen sırtını verdiği siperinin arkasında diğer tarafa döndü ve Sena'ya seslendi. Elini otostop çekerkenki gibi yaoarak baş parmağı ile kafasının arkasını, siperinin ötesini gösteriyordu.
"Sena! Yardım et!"
Klon bir an önce kendisine gelip savaşa katılsa çok iyi olacaktı...
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Sena içinden " bu gerzek kendinini öldürtmese bari" derken Jix bir sipere atladı. Dikkatliydi, silahı küçüktü ve mermisi azdı. Boşa harcayamazdı. Klon'un yaralandığını fark etti. Siperden çıkıp klonun yanına gidemezdi. Tam bunları düşünürken Jix'in "Sena yardım et!" diyen sesini duydu ve o tarafa baktı.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

