İhanetin İzinde (Orta Dünya - Ortak Öykü)
Grimbeorn, para kesesinden çıkan paraları tek tek cebine tıkıştırdıktan sonra, Adurant'a döndü: "Emanet dedik ya, ne sorup duruyorsunuz yoksa amacınız başka mı sizin?"
Sinirlenerek ayağa kalktı: "Sizler Mordor'un casusu musunuz yoksa? Aptal beorn, iyice sorgulamadın mı onları? Bir hobbit, iki cüce, bir kaç elf ve insan, garip gelmedi mi bu durum sana?"
Sinirlenerek ayağa kalktı: "Sizler Mordor'un casusu musunuz yoksa? Aptal beorn, iyice sorgulamadın mı onları? Bir hobbit, iki cüce, bir kaç elf ve insan, garip gelmedi mi bu durum sana?"
Coirdarg dilini ısırdı; sakince konuşabilmek için. "Ee.." dedi. Durdu, düşündü. "Bana tek sizin gönderdiğiniz beorn hakkında sizinle görüşmeleri lazımmış, onu söylediler. Ayrıkvadi'deki toplantıyı falan da düşününce, Ayrıkvadi'den gelen bu kadar karışık bir grup mantıklı geldi." dedi ve daha fazlasını söylememek için tekrar dilini ısırdı. Az kalsın Mordor casuslarının yanlarında kaliteli bal likörü taşımalarının pek olası olmadığını söyleyecekti. Grimbeorn'un yanında diline hakim olması gerekecekti.
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Herkes bu garip adamlar karşısında şaşmış kalmıştı. Yol yordam bilmeyen töresi olmayan adamlara benziyorlardı. Özellikle de şu liderleri, soru sormayınca konuşmayan, sorunca tersleyen bir tipti. Ekiel iki adım öne atarak sıyrıldı gruptan ve konuşmaya başladı.
"Girimbern -born -börn... Hmm efendi, kendini adabıyla tanıtsaydın tam olacaktı." dedi, miğferini çıkarıp kolunun altına aldı. "Ben Marangoz Ekiel, Lothlorienli gezgin elf. Nasıl bu kadar karışık bir grubun casus olduğunu düşünebildin? Hiçbir elf hele ki bir de Lothlorienli ise ork tipsizleriyle iş birliği yapmaz. şu arkamdakilerin gözlerine bak efendi, bu yiğit gözlerde karanlık görüyor musun? Hepimiz ışıltılı Ayrıkvadi'den Elrond Efendi'nin talimatıyla yola çıktık. Garip sorularla zamanımızı yemeyelim, benim de size neler sorasım geldi yoksa. Biz saygıdeğer Radagast'ı arıyoruz. Zorluk çıkarmayın da işbirliğiyle çözelim şu işi. Bu karanlık zamanlarda hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Ã?ncelikle prensesimizin sorusunu yanıtlayarak başlayın lütfen. Radagast'ın emaneti neydi? Onunla ilgili her bilgi kırıntısı işimize yarayabilir!"
"Girimbern -born -börn... Hmm efendi, kendini adabıyla tanıtsaydın tam olacaktı." dedi, miğferini çıkarıp kolunun altına aldı. "Ben Marangoz Ekiel, Lothlorienli gezgin elf. Nasıl bu kadar karışık bir grubun casus olduğunu düşünebildin? Hiçbir elf hele ki bir de Lothlorienli ise ork tipsizleriyle iş birliği yapmaz. şu arkamdakilerin gözlerine bak efendi, bu yiğit gözlerde karanlık görüyor musun? Hepimiz ışıltılı Ayrıkvadi'den Elrond Efendi'nin talimatıyla yola çıktık. Garip sorularla zamanımızı yemeyelim, benim de size neler sorasım geldi yoksa. Biz saygıdeğer Radagast'ı arıyoruz. Zorluk çıkarmayın da işbirliğiyle çözelim şu işi. Bu karanlık zamanlarda hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Ã?ncelikle prensesimizin sorusunu yanıtlayarak başlayın lütfen. Radagast'ın emaneti neydi? Onunla ilgili her bilgi kırıntısı işimize yarayabilir!"
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Tumar biraz daha iyidi sanki yüzü hala sapsarıydı ama kendine biraz olsun gelmiş idi. Boğazını temizleyerek dimdik durdu Gondor armalı kalkanını göğüsünün hizasına kaldırmıştı.
" Kusurumu bağışla Grimbeorn, Biraz rahatsızlık geçirdim ama kendimi tanıtmadım. Belki beni daha önceden tanırsınız. Ben Gondorun hükümdarı ve Vekilharcı Ecthellion oğlu Denethor'un, baş habercisiyim. Bu karanlık saatlerde havadislerle geldik, Doğuda ki büyük bir kötülüğün uyanmakta olduğu bilmektesiniz.
Üstelik havadisler daha kötü bir halde ak divanın başı olan Saruman, ısengard mağralarında yeni bir ordu kuruyor, bize ihanet etti, ve radagast'a uzun süredir ulaşamıyoruz. Elrond ile mithrandir yani gandalf hain sarumanın radagast'a bir şey yaptığından şüpheleniyorlar biz de olanları araştırmaya gönüllü özgür halklardan oluşan bir grubuz.
Emanetten önce radagast buraya geldiğinde sizinle nasıl konuştu ne gibi bir ruh hali vardı bunu sizden öğrenmek onun ne yaptığı hakkında bize bilgi verecektir."
" Kusurumu bağışla Grimbeorn, Biraz rahatsızlık geçirdim ama kendimi tanıtmadım. Belki beni daha önceden tanırsınız. Ben Gondorun hükümdarı ve Vekilharcı Ecthellion oğlu Denethor'un, baş habercisiyim. Bu karanlık saatlerde havadislerle geldik, Doğuda ki büyük bir kötülüğün uyanmakta olduğu bilmektesiniz.
Üstelik havadisler daha kötü bir halde ak divanın başı olan Saruman, ısengard mağralarında yeni bir ordu kuruyor, bize ihanet etti, ve radagast'a uzun süredir ulaşamıyoruz. Elrond ile mithrandir yani gandalf hain sarumanın radagast'a bir şey yaptığından şüpheleniyorlar biz de olanları araştırmaya gönüllü özgür halklardan oluşan bir grubuz.
Emanetten önce radagast buraya geldiğinde sizinle nasıl konuştu ne gibi bir ruh hali vardı bunu sizden öğrenmek onun ne yaptığı hakkında bize bilgi verecektir."
Beş dakika süren savaşlar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaşta korkuyla değil tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan ağlayacak insan kalmış olur.
Urith kafile ile birlikte Carock"un içinden geçerken etrafta gördüğü ve şifalı olduğunu bildiği bitkilerden toplamaktan çekinmedi, her topladığı otu ve çiçeği de fırsatını buldukça çantasındaki kutuya yerleştiriyordu. Dumanlı Dağlar"ın doğusuna ilk kez ayak basıyordu ama buranın bitki örtüsü çok da farklı değildi.
Grimbeorn"un karşısına çıktığında bu sefer konuşmayı diğerlerine bıraktı. Ekiel ve Tumar durumu gayet güzel idare ediyorlardı. O konuştuğunda hep bir aksilik oluyor, bir şekilde tartışma çıkıyordu, belki bu sefer çenesini tutabilirse her şey yolunda giderdi. Tabi ben konuşmasam da cüceler mutlaka konuşacaktır diye düşünmeden de edemedi.
Urithviel kendilerini karşılayan Coirdarg"ın grubun ayakbastı parasını kendi cebinden ödediğini görünce farkında olmadan gözleriyle uzun uzun Beorn"u süzmeye başladı. şu alacak verecek meselesinden tam kurtulduğunu düşündüğü anda şimdi yine borçlu duruma düşmüştü. Cüceye borçlu kalmaktansa Coirdarg"a borçlu kalmayı yeğlerdi ama yine de Beorn"un neden böyle bir şey yaptığına anlam verememişti. Bu ırkın geleneklerine çok sadık olduğunu biliyordu ama demek ki Coirdarg"da diğerlerinden daha farklı bazı özellikler vardı. Kibardı, sabırlıydı, ve üstüne üstlük ayakbastı parasını almadığı gibi bir de bunu kendi cebinden ödemişti.
Güz Yaprağı gözlerini çok uzun süre aynı noktada tuttuğunu fark edince bakışlarını tekrar Grimbeorn"a çevirdi. Beorn"ların liderinin ciddi olmadığını tahmin ediyordu. Bu gurubu koca koca kartallar getirmişti. Eninde sonunda yolculukları bilinecekti ve dahası herhalde kartalların kötü niyetli casusları buraya getirmeyeceğini biliyor olmalıydı.
Bir yandan Grimbeorn"un cevabını beklerken diğer yandan da buradan koşarak kaçmamız gerekirse nasıl bir yol izlemeliyim acaba diye düşünüyordu.
Grimbeorn"un karşısına çıktığında bu sefer konuşmayı diğerlerine bıraktı. Ekiel ve Tumar durumu gayet güzel idare ediyorlardı. O konuştuğunda hep bir aksilik oluyor, bir şekilde tartışma çıkıyordu, belki bu sefer çenesini tutabilirse her şey yolunda giderdi. Tabi ben konuşmasam da cüceler mutlaka konuşacaktır diye düşünmeden de edemedi.
Urithviel kendilerini karşılayan Coirdarg"ın grubun ayakbastı parasını kendi cebinden ödediğini görünce farkında olmadan gözleriyle uzun uzun Beorn"u süzmeye başladı. şu alacak verecek meselesinden tam kurtulduğunu düşündüğü anda şimdi yine borçlu duruma düşmüştü. Cüceye borçlu kalmaktansa Coirdarg"a borçlu kalmayı yeğlerdi ama yine de Beorn"un neden böyle bir şey yaptığına anlam verememişti. Bu ırkın geleneklerine çok sadık olduğunu biliyordu ama demek ki Coirdarg"da diğerlerinden daha farklı bazı özellikler vardı. Kibardı, sabırlıydı, ve üstüne üstlük ayakbastı parasını almadığı gibi bir de bunu kendi cebinden ödemişti.
Güz Yaprağı gözlerini çok uzun süre aynı noktada tuttuğunu fark edince bakışlarını tekrar Grimbeorn"a çevirdi. Beorn"ların liderinin ciddi olmadığını tahmin ediyordu. Bu gurubu koca koca kartallar getirmişti. Eninde sonunda yolculukları bilinecekti ve dahası herhalde kartalların kötü niyetli casusları buraya getirmeyeceğini biliyor olmalıydı.
Bir yandan Grimbeorn"un cevabını beklerken diğer yandan da buradan koşarak kaçmamız gerekirse nasıl bir yol izlemeliyim acaba diye düşünüyordu.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
"Pekala, pekala." dedi Grimbeorn ve odanın kenarında duran bir sandığı açtı.
Gmoen, hobbit dostuna bakarak: "Beornların şefi bal likörüne bayılırdı bence." dedi ancak hobbitin duyabileceği bir ses tonuyla.
Grimbeorn, koyu yeşil renkte bir yaprak çıkardı. Adurant yaprağı görür görmez tanıdı, çünkü Kuyutorman'a özgü ağaçların yapraklarındandı.
"Bu yaprağı bırakmıştı bana, eğer Ayrıkvadi'den gelen birileri olursa gösterirsin diye. Anladığıma göre bu yaprağın üstünde garip bir kan izi fark etmiş ancak arif olan kişilerin gözlerinin görebildiği türde. Değişik bir trol ırkı olmalı diye düşünüyordu, belki de Nazguller, Dol Guldor kalesine geri dönmüşlerdi ve eskiden olduğu gibi daha gelişmiş trol türleri yaratmaya devam ediyorlardı. Bunu araştırmak için Kuyutorman'a gidecekti, sanırım gitmiştir de. Eğer Gandalf ya da Elrond, Kuyutorman'a yardım gönderirse sevinirim diye de belirtmişti. Sanırım bu yardım siz oluyorsunuz. Radagast'a söz verdim, evim size tamamiyle açıktır. İstediğiniz kadar burada kalabilirsiniz. Sonra da ne yapmayı planlıyorsanız onu yaparsınız."
Carrock'ta öğrendikleri bir şey varsa o da yolculuk onları Kuyutorman'a Adurant'ın yani orman elflerinin bölgesine sürükleyecekti.
şimdilik, rahat davranabilirlerdi. Ayrıkvadi kadar olmasa da burası da huzurlu bir yerdi aslında. Beornlar neye ihtiyaçları varsa yapmaya hazırlardı.
"Eh, bu durumda elflerin görüşleri daha önemli gibime geliyor." dedi Gmoen. Fazla da konuşmaya gerek duymuyordu, ne de olsa durumu pek anlamamıştı. Herhalde diğerleri anlamıştır diye düşündü...
Gmoen, hobbit dostuna bakarak: "Beornların şefi bal likörüne bayılırdı bence." dedi ancak hobbitin duyabileceği bir ses tonuyla.
Grimbeorn, koyu yeşil renkte bir yaprak çıkardı. Adurant yaprağı görür görmez tanıdı, çünkü Kuyutorman'a özgü ağaçların yapraklarındandı.
"Bu yaprağı bırakmıştı bana, eğer Ayrıkvadi'den gelen birileri olursa gösterirsin diye. Anladığıma göre bu yaprağın üstünde garip bir kan izi fark etmiş ancak arif olan kişilerin gözlerinin görebildiği türde. Değişik bir trol ırkı olmalı diye düşünüyordu, belki de Nazguller, Dol Guldor kalesine geri dönmüşlerdi ve eskiden olduğu gibi daha gelişmiş trol türleri yaratmaya devam ediyorlardı. Bunu araştırmak için Kuyutorman'a gidecekti, sanırım gitmiştir de. Eğer Gandalf ya da Elrond, Kuyutorman'a yardım gönderirse sevinirim diye de belirtmişti. Sanırım bu yardım siz oluyorsunuz. Radagast'a söz verdim, evim size tamamiyle açıktır. İstediğiniz kadar burada kalabilirsiniz. Sonra da ne yapmayı planlıyorsanız onu yaparsınız."
Carrock'ta öğrendikleri bir şey varsa o da yolculuk onları Kuyutorman'a Adurant'ın yani orman elflerinin bölgesine sürükleyecekti.
şimdilik, rahat davranabilirlerdi. Ayrıkvadi kadar olmasa da burası da huzurlu bir yerdi aslında. Beornlar neye ihtiyaçları varsa yapmaya hazırlardı.
"Eh, bu durumda elflerin görüşleri daha önemli gibime geliyor." dedi Gmoen. Fazla da konuşmaya gerek duymuyordu, ne de olsa durumu pek anlamamıştı. Herhalde diğerleri anlamıştır diye düşündü...
-
Moonwhisper
- Kullanıcı

- Posts: 64
- Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
- Contact:
Gorimac bu yeni ırktan hiç haz etmemişti. Liderleri belki daha aklı başında biridir diye düşünüyordu ama Grimbeorn denen şu ahmak kesinlikle bir hayal kırıklığı idi. Son bal likörü şişesini kaybetmemek umuduyla konuşma boyunca ağzını bile açmamıştı. Gmoenin son bal likörünü Grimbeorna vermesini teklif etmesi ile iliklerine kadar titredi kızıl saçlı hobbit.
"Cesedimi çiğnemeleri gerekir!" dedi hışımla Gmoene. Daha sonra aniden sustu ve sesini çevredekilerin duyamayacağı raddede çıkarmış olması için dua etti. Ã?evresini yokladığında kimsenin onu duymamış olduğunun farkına vardı ve rahat bir nefes aldı. Konuşma boyunca dostlarını dinledi. Elfler ve Gondorlu iyi iş başarıyorlardı doğrusu. Bu Grimbeorna laf anlatmak gerçekten hüner isteyen bir işti.
"Trol ve Nazgul" kelimelerini duyduğunda tüyleri diken diken oldu. Trolbükü yolculuğu yeterince korkutucu geçmişti zaten ve hayatı boyunca trol adını duymak dahi istemiyordu Gorimac. Ne bir trole ne de bir Nazgula rastlamamayı ümit ediyordu fakat içindeki kötü hissi de bir türlü susturamıyordu"
"Cesedimi çiğnemeleri gerekir!" dedi hışımla Gmoene. Daha sonra aniden sustu ve sesini çevredekilerin duyamayacağı raddede çıkarmış olması için dua etti. Ã?evresini yokladığında kimsenin onu duymamış olduğunun farkına vardı ve rahat bir nefes aldı. Konuşma boyunca dostlarını dinledi. Elfler ve Gondorlu iyi iş başarıyorlardı doğrusu. Bu Grimbeorna laf anlatmak gerçekten hüner isteyen bir işti.
"Trol ve Nazgul" kelimelerini duyduğunda tüyleri diken diken oldu. Trolbükü yolculuğu yeterince korkutucu geçmişti zaten ve hayatı boyunca trol adını duymak dahi istemiyordu Gorimac. Ne bir trole ne de bir Nazgula rastlamamayı ümit ediyordu fakat içindeki kötü hissi de bir türlü susturamıyordu"
Grimbeorn"un sözleri bittiğinde Urith durup kısaca içinde bulundukları durumu gözden geçirdi. Ilthar henüz konuşmamıştı, Gmoen ise elflerin görüşleri bu durumda daha önemli demişti. Gorimac"ın ise belli ki Grimbeorn"un anlattıklarından daha önemli sorunları vardı. Gmoen ile didişiyor gibiydiler ama Urith ne konuştuklarını duyamamıştı.
Gmoen"e hak veriyordu. Eğer yolları onları Kuytuorman"a götürecekse en azından Adurant"ın söyleyeceklerini dinlemeye ihtiyaçları vardı. Urith bir şekilde kendisini Kuytuorman"ın içinde daha rahat hissedeceğini biliyordu. Onu asıl endişelendiren ise Kuytuorman"a kadar aşmaları gereken yoldu. Dağların yamacında toplanan orclar"dan haberi vardı ve bu sefer yolculuklarını daha gizli tutmaları gerekecekti. Eolin"in sorusunun cevabını bekledikten sonra öne çıkıp söz almaya karar verdi.
"Benim adım Urithviel Peredhil. Ayrıkvadi"den geliyorum. Anladığım kadarıyla Radagast"a yardım etmek için Kuytuorman"ı geçip Dol Guldor"a gitmemiz gerekiyor. Nazgullerin oraya dönmüş olabileceğinden şüpheleniyorsunuz. Eğer bir faydası olacak ise bir kaç hafta önce onları Fırtına Tepeleri"nde gördüğümü belirtmek isterim. Ama elbette orayı üs olarak kullanıyor olabilirler.
Ã?nümüzde Dol Guldor hakkında düşünmek için uzun bir zaman olduğunu biliyorum. Bir kere Kuytuorman"a vardık mı plan yapmak için daha çok seçeneğimiz olacaktır. Ne de olsa Kuytuorman"ın prensesi Adurant bizim yanımızda. Beni asıl endişelendiren muhtemelen buradan ayrılmamızı bekleyen şu orklar...
Saygıdeğer Grimbeorn kapınızda birikmiş Orc"lar hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Buradan ayrıldığımızda onları peşimize takma lüksümüz yok. Eğer bir şey yapılacaksa şimdi yapılmalı ve yayım emrinizde..."
Gmoen"e hak veriyordu. Eğer yolları onları Kuytuorman"a götürecekse en azından Adurant"ın söyleyeceklerini dinlemeye ihtiyaçları vardı. Urith bir şekilde kendisini Kuytuorman"ın içinde daha rahat hissedeceğini biliyordu. Onu asıl endişelendiren ise Kuytuorman"a kadar aşmaları gereken yoldu. Dağların yamacında toplanan orclar"dan haberi vardı ve bu sefer yolculuklarını daha gizli tutmaları gerekecekti. Eolin"in sorusunun cevabını bekledikten sonra öne çıkıp söz almaya karar verdi.
"Benim adım Urithviel Peredhil. Ayrıkvadi"den geliyorum. Anladığım kadarıyla Radagast"a yardım etmek için Kuytuorman"ı geçip Dol Guldor"a gitmemiz gerekiyor. Nazgullerin oraya dönmüş olabileceğinden şüpheleniyorsunuz. Eğer bir faydası olacak ise bir kaç hafta önce onları Fırtına Tepeleri"nde gördüğümü belirtmek isterim. Ama elbette orayı üs olarak kullanıyor olabilirler.
Ã?nümüzde Dol Guldor hakkında düşünmek için uzun bir zaman olduğunu biliyorum. Bir kere Kuytuorman"a vardık mı plan yapmak için daha çok seçeneğimiz olacaktır. Ne de olsa Kuytuorman"ın prensesi Adurant bizim yanımızda. Beni asıl endişelendiren muhtemelen buradan ayrılmamızı bekleyen şu orklar...
Saygıdeğer Grimbeorn kapınızda birikmiş Orc"lar hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Buradan ayrıldığımızda onları peşimize takma lüksümüz yok. Eğer bir şey yapılacaksa şimdi yapılmalı ve yayım emrinizde..."
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
"Yaprak, Dol Guldor'a yakın bir bölgeden, ben de detayları tam olarak bilmiyorum." diye yanıt verdi Eolin'e Grimbeorn.
"Orklar buraya yaklaşamazlar, bir gün burada dinlenirsiniz. Orklar yarına uzaklaşmış olurlar sanırım, yakınlarda doaşan dev kartallar onları korkutup uzaklaşmalarını sağlayacaktır. Sanırsam yolunuz Kuyutorman'a gidecek bundan sonra."
Gmoen, Adurant'a bakıyordu merakla. Kuyutorman'ın lafı geçtiğinden beri ilk onun konuşmasını bekliyordu. Sonra onları getiren beorna baktı ve bir özür borcu olduğunu hatırladı.
"Gerçekten de sözünde durdun, sağol." dedi fısıltıyla beorna, Gmoen.
"Orklar buraya yaklaşamazlar, bir gün burada dinlenirsiniz. Orklar yarına uzaklaşmış olurlar sanırım, yakınlarda doaşan dev kartallar onları korkutup uzaklaşmalarını sağlayacaktır. Sanırsam yolunuz Kuyutorman'a gidecek bundan sonra."
Gmoen, Adurant'a bakıyordu merakla. Kuyutorman'ın lafı geçtiğinden beri ilk onun konuşmasını bekliyordu. Sonra onları getiren beorna baktı ve bir özür borcu olduğunu hatırladı.
"Gerçekten de sözünde durdun, sağol." dedi fısıltıyla beorna, Gmoen.
"Dol Guldur..!" diye tısladı Eolin.. yüzünde iğrenir bir ifade vardı
"pisliğin yuvasıydı bir zamanlar, nicedir kullanılmadığını sanıyorduk.."
ellerini arkada birleştirerek yere çevirdi bakışlarını.. bu halde birkaç adım yürüdü, düşünceliydi.. biraz sonra "demek ki yanılmışız.." diyerek bakışlarını kaldırdı..
"eğer bu haber doğruysa aziz Grimbeorn, çevre ahalinin de uyarılması gerekir.. ama bunun için Efendi Radagast'a itimadımız tam olmalı ve esas sıkınıtımız da bu sanıyorum.." derin bir of çekerek çenesindeki sakallarını sıvazladı..
"en azından Efendi Elrond'a bu haberi iletmeliyiz" bir an durdu ve Grimbeorn'a bakarak devam etti "bizden önce gönderdiğiniz haberciniz bu haberi de götürmekte miydi Ayrıkvadi'ye aziz Grimbeorn..?"
"pisliğin yuvasıydı bir zamanlar, nicedir kullanılmadığını sanıyorduk.."
ellerini arkada birleştirerek yere çevirdi bakışlarını.. bu halde birkaç adım yürüdü, düşünceliydi.. biraz sonra "demek ki yanılmışız.." diyerek bakışlarını kaldırdı..
"eğer bu haber doğruysa aziz Grimbeorn, çevre ahalinin de uyarılması gerekir.. ama bunun için Efendi Radagast'a itimadımız tam olmalı ve esas sıkınıtımız da bu sanıyorum.." derin bir of çekerek çenesindeki sakallarını sıvazladı..
"en azından Efendi Elrond'a bu haberi iletmeliyiz" bir an durdu ve Grimbeorn'a bakarak devam etti "bizden önce gönderdiğiniz haberciniz bu haberi de götürmekte miydi Ayrıkvadi'ye aziz Grimbeorn..?"
Aurë entuluva...!!
Coirdarg göz ucuyla daha önce ona saçma bir şekilde kızıp onu güldürmüş cüceye baktı ilk. Sonra sırıttı; anlaşılan bu kısa ve kalın adam ona gerçekten kızmıştı. Sevgi dolu bir biçimde cücenin kafasını kaşıdı, bu arada Grimbeorn'a bakarak. Grimbeorn'un bu derece samimiyete ne diyeceğini bilemiyordu; Grimbeorn'un kafasında artık oluşturduğu izlenim "Coirdarg yapıyorsa, diğer beornların kurallarına aykırıdır" şeklindeydi neredeyse. Bu izlenimden en yakın zamanda kurtulması gerekiyordu Coirdarg'ın...
Grimbeorn'un gösterdiği yaprağı tanıyordu. Eski ustası bir defasında anlatmıştı. Tabii sadece biçminden bahsetmişti, o yüzden pek de üzerinde yorum yapabileceğini sanmıyordu. Anlaşılan bu grup yakın zamanda beorn topraklarından çıkacaktı; ve şansı varsa rehberlik etme görevi yine Coirdarg'a verilecekti. Bu sayede belki...
Etrafına endişeyle baktı. Düşüncelereninin okunabiliyor olması korkusu, Coirdarg'ın rahat uyumasını bile önlüyordu.
Grimbeorn'un gösterdiği yaprağı tanıyordu. Eski ustası bir defasında anlatmıştı. Tabii sadece biçminden bahsetmişti, o yüzden pek de üzerinde yorum yapabileceğini sanmıyordu. Anlaşılan bu grup yakın zamanda beorn topraklarından çıkacaktı; ve şansı varsa rehberlik etme görevi yine Coirdarg'a verilecekti. Bu sayede belki...
Etrafına endişeyle baktı. Düşüncelereninin okunabiliyor olması korkusu, Coirdarg'ın rahat uyumasını bile önlüyordu.
"Ayrıkvadi'de olduğunu öğrendiğimiz Gandalf ve Elrond'a Radagast'ın ricasıyla bir haberci beorn ile gerekli haberleri ulaştırmıştık. Ama başkalarına bu önemli konudan bahsetmemelerini bildirdiğimiz için size tüm konuyu açık etmemişler anladığım kadarıyla, oınlar da konuyu biliyorlardı ama şu bahsi geçen yaprağı görmeden kesin olarak inanmak istemiyorlardı belki de. Bu yüzden tam olarak asıl meseleyi anlatmadan bir grubu Carrock'a yollamaya karar vermiş olmalılar, burada bu grup siz oluyorsunuz. şimdi napacaksınız, Ayrıkvadi'ye geri dönebilirsiniz ama Gandalf'ın size verdiği görev sanırım sadece buralara kadar gelmek değildi?"
Grimbeorn haklıydı, Gandalf sadece Grimbeorn ile konuşmamız için grubu yollamamıştı. Radagast'ın yerini bulana kadar görev bitmeyecekti. şimdi Radagast2ın peşinden Kuyutorman'a gitmeleri gerekiyordu.
"Peh, orman elfleri... Neyse ki gıkı çıkmayan bir orman elfi prensesimiz var yanımızda..." dedi alay ederek Gmoen.
Bir gün beornların yanında dinlenmeye karar verdiler. Grimbeorn yanlarından ayrılırken: "Beni bir daha rahatsız etmeyin, size soro sormanız için yeterince zaman tanıdım. Artık sakın ola, ben, rahatsız etmeye kalkmayın... Başımı ağrıttınız zaten..." dedi.
"şimdi kimler Kuyutorman'a Radagast'ın peşinden gidecek?" diye sordu Gmoen. Ilthar ile Gorimac'ın gelmesini diliyordu, gerçi Ilthar orman elflerini görmeyi bırak Kuyutorman'a bile ayak basmak istemeyecekti ya neyse.
Grimbeorn haklıydı, Gandalf sadece Grimbeorn ile konuşmamız için grubu yollamamıştı. Radagast'ın yerini bulana kadar görev bitmeyecekti. şimdi Radagast2ın peşinden Kuyutorman'a gitmeleri gerekiyordu.
"Peh, orman elfleri... Neyse ki gıkı çıkmayan bir orman elfi prensesimiz var yanımızda..." dedi alay ederek Gmoen.
Bir gün beornların yanında dinlenmeye karar verdiler. Grimbeorn yanlarından ayrılırken: "Beni bir daha rahatsız etmeyin, size soro sormanız için yeterince zaman tanıdım. Artık sakın ola, ben, rahatsız etmeye kalkmayın... Başımı ağrıttınız zaten..." dedi.
"şimdi kimler Kuyutorman'a Radagast'ın peşinden gidecek?" diye sordu Gmoen. Ilthar ile Gorimac'ın gelmesini diliyordu, gerçi Ilthar orman elflerini görmeyi bırak Kuyutorman'a bile ayak basmak istemeyecekti ya neyse.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests


