İhanetin İzinde (Orta Dünya - Ortak Öykü)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Cüce kendisine ters ters cevap vermiş ve üstüne üstük birde kendi stoğundan çıkardığı, kokuşmuş sucuğunu yemeye başlamıştı. Hafif sesli bir biçimde güldü Reiwen, Gmoen'in Troller hakkında söylediklerini de duduktan sonra eğleceli bir ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Ahh kusuruma bakmayın cüce efendi, boş boğazınızdan her türlü yiyecek geçer sanıyordum. Ne yazık ki yanılmışım." dedi ağzına bir kaç parça üzüm attıktan sonra konuşmasına devam etti "O kokuşmuş sucuğu yerken, meşhur Troll pisliği kokusunu umarım daha iyi algılarsınız. Dikkat edin de sizde bir troll gibi kokmaya başlamayın." dedi gülümsemesine devam ederken. Cüceleri kızdırmak, bir elf için çok basit bir konuydu. Bir elf olmak bile cüceleri kızdırmaya yetiyorken bu fırsatı bazı zamanlarda kullanmanın iyi olacağını düşündü elf. Özellikle bir arbede anında...

"Keyfiniz bilir bay cüce, bu enfes üzümlerden yemediğiniz için, o koca mideniz sizden oldukça nefret ediyor olsa gerek." Reiwen seslice güldü, biraz öncekinden daha sesliydi fakat aşırıya kaçmıyordu. Mağaranın duvarına yaslanmıştı. Kabartmalı bir harita çizme düşünceleri vardı uzun zamandır fakat şimdi sırası değildi, ateşin keyfini çıkararak meyve yemek daha cazip geliyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Ben varken keyfime mi düşecek bilip bilmemek?" diye kızdı Gmoen, ama sinirlenince saçmalayacağını bildiğinden sakinleşmeye çalıştı.

Sucuğun en küflenmiş kısmı dişinin arasına girince sinirle kalktı ayağa: "Elflerin gözü, etimin kovuğunda kaldı..."
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Cücenin bir anda sinirlenip ayağa kalkması Reiwen'i şaşırtmıştı. Çok da ters bir şey söylememişti. Belki gülmesi, belki ona cüce diye hitap etmesi, belki üzüm ikram etmesi... belki de yediği yiyecekler onu bu kadar sinirlendirmişti. Bir cücenin neye aşırı tepki verebileceğini nerden bilebilirsin ki... Eminim üzümün tadına bakmak isteyip gururuna yediremediğindendir.. Reiwen tekrar güldü düşüncelerine fakat ne olursa olsun tetikte bekliyordu. Bir cüce tarafından ani bir saldırıya uğramak, bir elfin başına her saniye gelebilirdi. Özellikle kızdırılmış bir cüce tarafından.

"Cüce efendi sakin olun. Bir kaç parça üzüm yemenizi ve rahatlamanızı öneririm." dedi Denizyolcusu. "Ayrıca kokuşmuş sucuğunuzda gözümün kaldığını düşünüyorsanız, doğru bir kehanette bulunduğunuzu söylemem gerekir. Buradan oldukça lezzetli görünüyordu doğrusu!" derin ve sesli gülüşünden sonra kendisi de ayağa kalktı. Mağaranın girişine doğru yürüdü. Ateşin başından ayrılmak soğuk havayı anında karşılamasına neden olmuştu. Cüceyle hala irtibatı kesmemişti. Her ne şekilde olursa olsun, bir şekilde konuşabiliyorlardı en azından.

Mızrağı elindeydi ve yeterince dinlenmişti. Biraz etrafı kesmenin iyi olacağını düşünerek mağaranın girişinde bekledi. Tehlikesiz bir yolculuk olmasını diliyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Moonwhisper
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 64
Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
Contact:

Post by Moonwhisper »

Cüce şarkısı fiyaskosundan sonra utanç içinde Gmoenin yanına dönmüştü Gorimac. Cüce ateşi yakmayı bitirmişti ve Gorimac ateşin yakınına sokulup ellerini ısıtmaya başladı. Vücudu soğuğun etkisinden kurtulduğunda keyfi iyice yerine gelmişti. Hemen piposunu hazırlamaya koyuldu. Bu esnada Gmoen ile Reiwen arasında bir tartışma patlak verdi. Gorimac birbirleri ile bu kadar didişen başka bir topluluk görmemişti hayatında.

Yanında homurdanıp duran Gmoene kendi piposunu uzattı. “Elflerin toplumsal değerleri cüce kültüründen oldukça farklıdır dostum” dedi Gmoene. “Reiwen seninle yediği bir şeyi paylaşmak istediğinde bu sana değer verdiği anlamına gelir. Ayrıca teklif edilen bir yemeği geri çevirmek elf toplumunda çok ayıplanan bir davranıştır. Eğer bu teklifi sana Erebordaki bir cüce yapmış olsaydı vereceğin tepkide sonuna kadar haklı olurdun ama şu anda ne yazık ki o güzelim dağlarda değiliz ve hayatta kalmak için de yanımızdakilerle iyi geçinmek gerek. Gel Denizyolcusunu yanımıza çağıralım. Senin üzümlerden yemene gerek yok. Eğer istemiyorsan ben kendimi feda ederim. Ayrıca karşılığında biz de ona pipo ikram edelim ki kibarlık etmiş olalım”

Cüce kültürüne dair pek çok şey biliyordu ama elflere dair bildiği çok az şey vardı. Gmoene anlattıklarının çoğunu uydurmuştu. Tek amacı gruptaki kişiler arasında dostluk bağı kurabilmekti...
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Yalaka olduğunu bilmiyordum." dedi Gmoen, homurdanarak Gorimac'a.

Dışardan ulumalar geliyordu. Anlaşılan iyi ki mağaraya sığınmışlardı, yoksa fırtınada bir de kurtlarla uğraşmak zorunda kalacaklardı.
Moonwhisper
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 64
Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
Contact:

Post by Moonwhisper »

Gorimac tebessümüne engel olamadı. “Saçmalama ne yalakası. Ben sadece farklı kültürlerden geldiğiniz için farklı şeylere kızabildiğinizi söylüyorum. O sana karşı duyduğu saygıyı belirtti ama bu senin diyarında terbiyesizlik olarak algınabilecek bir şeydi. şimdi o üzümlerin yerinde nar gibi kızarmış bir domuz olsa hiç fena olmazdı tabi lakin burası da Ayrıkvadi değil. Unutma ki iyi niyetle yapılmış bir terbiyesizlik, her şeye rağmen iyi niyetle yapılmış bir harekettir.”

Son cümlesini cücenin algılayabilmesi için dua etti…
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Belki de haklısın." dedi birden Gmoen. Ã?ünkü kuru kayısıları bitmişti, susamıştı ve tatlı yemeye ihtiyacı vardı. Özümleri yemek için hamle yapmaya yeltendi.

Sonra da utanarak: "Özüm için sağol." dedi ve avuçlarıyla doldurabildiği kadar üzüm aldı yüzsüzce. Ilthar'ı görmezden gelerek yanından geçti, bir elfin ikramından yediği için kesin kızacaktı şimdi ona.

Gorimac'ın yanına gitti ve üzümlerden uzattı: "Belki sen de yemek istersin, gidip alabilirsin." dedi ve uzattığı üzümlerin tamamını yedi kendisi.
Moonwhisper
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 64
Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
Contact:

Post by Moonwhisper »

“Nazik teklifin için sağol” dedi Gorimac cücenin cehaleti karşısında kahkahalar atarak mağaranın zemininde yuvarlanma isteğine karşı koymak için müthiş çaba harcayarak. “ama şu anda canım başka bir şey çekti.” Sırt çantasından uzun zarif bir şişe çıkardı. “Ne zamandır bu bal likörünün tadına bakmak istiyordum” dedi yüzünde hain bir sırıtışla. “Sana ikram etmeyi planlıyordum ama bu kadar üzümden sonra bunu içersen susuzluğunu gidermek için Anduinin yarısını içmen gerekecektir.” arkasına yaslandı ve likörden büyük bir yudum aldı…
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Urithviel mağaranın içini ve dışını iyice kontrol etmişti. Civarda yaşayan yırtıcı hayvanlar burayı ihtiyaç duyduklarında sığınmak için kullanıyordu ama mağara hiç bir canlının daimi yuvası değildi. “En azından uzun zamandır değil.” diye fısıldadı kendi kendine. Etrafta bazı kurt ulumaları da duymuştu ama bu havada bu kadar kalabalık bir gruba saldırmayacaklarını tahmin ediyordu.

Sonra Tumar ateşin başında cüce şarkılarına başladı. Urith cüce şarkılarının ritmini, bas ve bariton seslerin eşliğini seviyordu ve mağaranın akustiği şarkıyı daha da heybetli yapmıştı. Ancak bu küçük mağara aynı zamanda sesin çok daha uzaklara gitmesine neden oluyor, etrafta yaşayan her canlıya ve kem göze yerlerini belli ediyordu. Yine de Urith bu konuda çok fazla kafa yormadı. Ateş, pipo kokusu ve üzümler cezbediciydi. En sonunda çantasını mağaranın ağzına yakın bir yere bıraktı, yükünden kurtulduğu için mutluydu. “Belki keyfim yerine gelirse buçukluğun tütününün tadına da bakabilirim tekrar” diye düşündü.

Bu sırada Reiwen ve Gmoen’in tartışması da başlamıştı. Cüceleri mutlu etmek imkansızdı. Bir elf’in onlardan kibar bir söz duyması da öyle. Denizyolcusu onlara üzüm ikram etmişti ama aldığı cevap küfürden farksızdı. Urithviel ateşin başına oturup kendi kendisine verdiği sözü yerine getirmeye çalışırken cüceleri gözlemledi ve sıkıntılarının ne olduğunu anlamaya çalıştı. En sonunda “Belki de bize hakaret etmekten mutlu oluyorlardır.” diye düşündü. Buçukluk elfler ile cücelerin kaynaşması için ne kadar çabalarsa çabalasın bu konuda cüceler Moria’nın madenlerinden daha sert, daha ketum ve daha da karanlıktı.

Ateşin sıcaklığı genç Elf’in içine işlemeye başladığında karnı da acıkmıştı. Bu hep böyle olurdu, vücud bir kez rahat yüzü gördü mü bütün ihtiyaçlarını peş peşe sıralardı. Urith tam uzanıp biraz üzüm alacakken Gmoen tavuk yolar gibi dolma parmaklarıyla üzüm salkımını yolmaya başlamıştı bile. Elleri küçüktü ama bir şekilde Urith’in mümkün olduğunu düşündüğünden üç kat fazla üzüm tanesini bir arada tutup taşıyabiliyordu.

Gmoen’in çekirge sürüsü gibi parmakları salkımı haşat ettiğinde Urith kalan manzaraya dudak bükerek baktı. Küçük, ezilmiş ve hafiften çürümüş taneler dışında pek bir şey kalmamıştı geriye. İster istemez cücelerin seçici zevklerini ve bu konudaki kabiliyetlerini takdir etmişti. Yemek yüklü atları geride bırakmak zorunda kaldıkları için hayıflanıyordu şimdi, bu cüceleri doyurmak imkansız gibiydi. Salkım da kalan tanelerden bir kaç tanesini koparıp yedikten sonra Reiwen’in yanına geldi, yayını çıkartıp kenara koydu, ve ateşin karşısında arkasına yaslandı. Karnı doymamıştı ama en azından ağzı tatlanmıştı.
Last edited by Bogus on Thu Jan 21, 2010 8:28 pm, edited 1 time in total.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Dura
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 281
Joined: Tue Jan 27, 2004 10:00 am
Location: Derfas
Contact:

Post by Dura »

üzümlerin yağmalanmasını gülümseyerek izledi Eolin.. yanına aldığı kurutulmuş üzümlerin içinde bulunduğu keseyi çıkardı çantasından.. içinden bir avuç aldı, keseyi de ateşin yakınına, Güzyaprağı'nın kolayca ulaşabileceği tarafa ağzını açarak yerleştirdi..

"buyur lütfen sevgili kızkardeşim.."


ardından Gmoen'e dönerek ekledi..

"siz de tabii Gmoen.."
Aurë entuluva...!!
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Cüceyle eğlenceli konuşmasından sonra mağaranın girişinde bekliyordu. İkram ettiği üzümleri avuçlarıyla kavrayıp midesine indirmesi Reiwen'in gülmesine neden olmuştu fakat bunu belli etmedi. Bal likörünün kokusu her zaman kendisine güzel gelmişti, şimdi de olduğu gibi. Buçukluk hayattan keyif almayı biliyordu anlaşılan. Uygun bir zamanda kendisiyle Imladris'te olduğu gibi sohbet etmeyi diledi. Cüceler gibi huysuzlanmıyordu en azından, aralarında en çok sıkıntı çekmeye meyilli kişide oydu.

Urithviel'in yanına gelmesiyle yüzüne o sıcak gülümsemesini yerleştirdi ister istemez. Yolculuk boyunca pek konuşmaya fırsat bulamamışlardı. "Leydim" dedi başıyla da aynı zamanda selam vererek. Kızıl saçlı elften oldukça hoşlanmıştı Denizyolcusu, Imladris'te eğlenceli vakitler geçirmişti. İyi bir izciydi, her elf gibi ırkının kibarlığını ve nazikliğini güzel kalbinde barındırıyordu, son zamanlarda yaşadığı olaylardan sonra bu kadar güçlü durabiliyor olması da ayrı bir konuydu. Kurtların uluması ve fırtınanın amansızca çıkardığı sesler eşliğinde bir süredir ayakta olan Reiwen, elfin gelmesiyle tekrar oturmuştu. Uzun mızrağını önceki gibi kucağına yaslayarak alevlerin dansını izlemeye koyuldu tekrar.

"Dev Kartallar'ın bizi bu mağarada bulabileceği muamma. Fırtına geçmeden yola çıkmak pek mantıklı gelmiyor fakat birazdan hareketlensek iyi olur." dedi Urithviel'e, gözlerini ateşten ayırmadan. "Mağara hakkında bir bilgi alabildiniz mi leydim? Bir süredir izleri izlediğinizi tahmin ediyorum, bu tür fırtınalar varken hayvanlar da bizler gibi mağaralara sığınmaya başlayacaktır. Ateş yakılmış ve yüksek sesle homurtular çıkan bu mağarayı tercih edeceklerini sanmıyorum. Muhtemelen cücelerin kalın sesleri doğadaki her canlının ürpermesine neden oluyordur" dedi gülümseyerek, çantasından bir adet pipo çıkardı. Babasının ellerinden yapılmıştı, oldukça eskiydi fakat kalitesinden ödün vermemişti. İki yanında bulunan kabartmalı el işlemeleriyle ince, uzun bir yapıya sahipti. Reiwen görev dışında olduğu süre boyunca pek kullanmıyordu piposunu.

Gorimac'a döndü yavaşça "O enfes harmanınızdan bir kere daha içmek isterim, Imladris'te tadının damağımda kaldığını söylemem gerek." dedi bal likörü içen buçukluğa "Hem bize eşlik etmiş olursunuz, Ayrıkvadi'de tanıştığımız günün hatırına." dedi gülümserken. Tütünlerin kalitesi mükemmel denilebilecek nitelikteydi. Gorimac'ın bu konudaki başarısını takdir etmek gerek diye düşündü Denizyolcusu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Moonwhisper
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 64
Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
Contact:

Post by Moonwhisper »

“Derhal beyim” dedi şakır gibi bir sesle. Tütünlerinin övülmesi hayatta en çok hoşuna giden şeylerden birisiydi. Tütünleri yetiştirmek için çok fazla emek veriyordu ve birisi onu takdir ettiğinde emeklerinin karşılığını aldığını hissediyordu.

Neşeyle tütün keselerini çıkardı. “Eğer kabul ederseniz bugün size farklı bir harman sunmak istiyorum”. İki keseden biraz tütün alıp elinde ufalamaya başladı. Yalnız bu harmandan azami keyfi alabilmek için piponuza küçük bir işlem uygulamam gerekiyor. Elindeki tütünleri uygun bir yüzeye koyup Reiwenin piposunu aldı. Ã?antasından kil bir kavanoz çıkardı ve kapağını açtı. Kavanoza işaret parmağını daldırıp çıkardığında altın rengi bir öbek bal yavaşça aşağıya süzülmeye başlamıştı. Yavaşça elindeki piponun tabanına sürdü balı. Daha sonra elinde kalan balı cebinden çıkardığı bir peçeteyle sildi.

Pipoyu Denizyolcusuna geri uzatarak. “Buyurun dostum Reiwen” dedi. “Bu benim özel balım. Hobbitköyün balı ile shire ın yabanmersininin karışımından oluşuyor ve size ikram ettiğim tütünle mükemmel uyum gösteriyor. Yanında bal likörü almaktan çekinmeyin lütfen. Bu akşamki temamız bal olmuş oldu böylece” gülümseyerek Reiwenin piposunu hazırlayışını izledi. Bu arada elindeki kavanozdan iştahla bal yemeyi ihmal etmiyordu…
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Reiwen hobbitin keyifle tütünleri ufalayışını izledi. Ã?ıkardığı kil kavanozun içinden bal çıkaracağını tahmin etmemişti. Kendisine gösterdiği bu özel muamele Reiwen'in hoşuna gitmişti. İşlemleri tamamlayışını dikkatli gözlerle izlerken, tütünden alacağı tadı merak etmeye başlamıştı iyice. Gorimac pipoyu kendisine uzattığında çantasının ufak gözünden çıkardığı, serçe parmağı boyundaki çakmağı çakarak tütünlerin üzerinde yavaşça gezdirdi. Dumanı içine çekerken aldığı tat Reiwen'i şaşkına çevirmişti. Enfes diye düşündü o anda. Sakince dumanı üfledi ve pipoyu elinde tutarken konuşmaya başladı. Sesinden daha önce almadığı bu enfes tada duyduğu hayranlık anlaşılıyordu.

"Ahh hobbit dostum, bu enfes... Zaman zaman pipo içerim, sağlığımı tümüyle mahvetmemeye özen göstererek, fakat sizin harmanınız... Tek söyleyebileceğim mükemmel!" dedi ve piposundan bir duman daha aldı. İkinci dumanla birlikte ağzına yayılan tat ile gülümsemesine engel olamadı. "Gösterdiğiniz incelik için teşekkür ederim. Hayatımda aldığım en güzel tütün tadı olsa gerek." dedi ve ekledi "Böyle güzel bir uğraşınız olduğu için kendinizle gurur duyuyor olmalısınız. Hem balın tadını kim sevmez!" hobbitin bu işteki başarısı kesinlikle kayda değerdi. "Zevkinize hayran kaldığımı söylemeden edemeyeceğim efendi Gorimac."
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Moonwhisper
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 64
Joined: Thu Apr 02, 2009 10:00 am
Contact:

Post by Moonwhisper »

Denizyolcusunun tütününü beğenmesi Gorimacin yüzünde geniş bir gülümsemeye yol açtı. “Keyfinize bakın beyim. Eski üstatlar tütün usta ağızlarda gerçek değerini bulur derler. Tütünümün sizin gibi değerli bir ağızda tat bulması beni onurlandırır. Bu karanlık Orta Dünyadan çekildiği gün Erdiyarının kapıları size sonuna kadar açık olacak. Yolunuz her düştüğünde yanıma uğrayın ki hem siz benim tütünlerimden hem de ben sizin sohbetinizden mahrum kalmayayım.” Bal kavanozunu kapattı ve likörünü içmeye devam etti…
Walter
Yönetici
Posts: 528
Joined: Sat Oct 22, 2005 10:00 am
Location: Gilead
Contact:

Post by Walter »

"Eskiden daha çok şarkı bilirdim, Efendi Denethor, Faramir'den bile daha fazla şarkıya bayılırdı. Hoş şimdi yüzünü karanlıklar sarsa da." dedi yavaşça, kurt ulumalarını duyduğunda yüzü sertleşti.

" Ateşin yakınında duralım, yanlız fazla odunumuz yok, onları boşuna harcamak istemeyiz. Kimse fazla uzaklaşmasın." dedi, Tumar ardından Troll iniyle ilgili Gmoen'in söylediklerini dinledikten sonra, ortaya konan yemeklere doğru göz attı. Kendi yiyeceği pek yoktu, karnı biraz açtı ama umursamadı. Dikkatini Gmoen'in dediklerine vermişti.

Mordor'un dibinde bu kadar uzun süre yaşayan asker olmasını sağlayan özelliği her zaman dikkatli olmasıydı. Mağara güvenli olabilirdi ama dışarıdaki kurt ulumaları, tehlikenin habercisi gibiydi üstelik o şarkı söyleyerek çok büyük bir risk almıştı. Bu sesleri de kendi şarkısından sonra duymuşlardI. Ah aptal kafam kendimi hala ayrıkvadide sanıyordu.


Mızıkasını yere koydu, Kalkanının yanındaki ufak çantasından. bir parça kurtulmuş et çıkardı. En az sekiz parça et vardı orada, bir kaç kurutulmuş elma ve beyaz peynir ve yarım ekmek dışında hiç bir şeyi kalmamıştı ama bu sorun değildi. En azından kendi yemese de gruba ikram etmek, gerekmekteydi. Herkese bakarak.

"Buyrun, şarkı söylemeyeceğim üzgünüm. Ã?ünkü bu mağara çok yankı yapıyor, daha fazla söylersem, kurtlardan başka yaratıkları da buraya çekebileceğimi düşünüyorum. Kabul ederseniz, ithillen'deki geyiklerin etinden yapılma kurutulmuş et, Buyrun alın.şerkı söylemediğim için bir özür gibi kabul edin isterseniz." dedikten sonra ateşin yanında ortaya koydu. Kurşun girisi gözleri ise dışarıdaydı.
Beş dakika süren savaşlar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaşta korkuyla değil tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan ağlayacak insan kalmış olur.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests