Bu konuda katılıyorum.Bu olayla en güzel dalga geçen Kahpe Bizans filmi idi.Orada Cengiz Küçükayvaz, homoseksüel bir elemanı oynarken, türk olduğunu öğrenince sakalları çıkıyordu ve Türkçenin (doğru yazdım!) Cüneyt Arkın lehçesi ile konuşmaya başlıyordu.Firble wrote:Hoca tüm ayrıntılara dikkat etmeyecez ki sen bize süpriz yapabil. Büyük sihirbaz Hudini nin şöyle dediği rivayet edilir. Eğer insanları bir filin kaybolduğuna inandırmak istiyorsan tek yapman gereken fili önlerinden elıp götürürken başka yere bakmalarını sağlamaktır.
Bu arada amatör bir şairden bir öneri, çok ciddiye alma ama işine yararsa kullan. Emre ile Serdar'ın çocuklukları ile ilgili belki ufak bazı çelişki noktaları yaratabilirsin, olaylar renkler vesaire...
Bu arada şu kesinlikle güzel olmuş... Genelde şeytan öykülerinde ya çocuk babasının şeytan olduğunu öğrendiğinde baba babacım deyip önceki tüm hayatını silip atıyor. Ya da onun çevresindekiler daha önce onu sevmiş insanlar meğer sen şeytanın oğluymuşsun ben bunca yıl koynumda "şeytan" beslemişim diyorlar. Ã?ocuğun ruhsal değişimi çok hızlı oluyor ve bu beni çok rahatsız ediyor. Mesela Omen 2 de çok çok küçük de olsa bu konuya biraz özen göstermişler ama yeterli değil diye düşünüyorum ben...Biraz bizde yıllarca Bizans Prensi olduğunu zanneden Cüneyt'in bir Türk çocuğu olduğunu öğrenince koskoca bir hayatı bırakıp bir anda öbür tarafa geçmesine benziyor... Bilmiyorum belki ben kan bağını aşırı önemsiz, yetiştiğin aile ve kültürü aşırı önemsiz buluyorum.
Özellikle buna özen gösterilmesi sanırım hikayenin en güçlü yanı ama aynı zamanda tehlikeli çünkü kırk yıllık öykülerde olanın aksi bir durum söz konusu... İnsanlar da öbürüne alıştıklarından bunu daha çok garipseyecektir. Bu da duygusal geçişleri daha önemli hale getiriyor.
Hikayede Serdar'ın şeytanın oğlu olduğunu öğrenince verdiği tepki bence çok hoş: "Ee, ne yapayım yani?"


