ISLANDA ..... MACERA!!
"Orbis parayı hesaplar ve herkese bölüştürür."
Ardından devam eder,
"Han 2 ye gidelim dostlar. Kalazhad'a katılıyorum limanın yakınındaki yerler tekin yerler değildir.Zaten kasabada yeniyiz başımaza iş almayalım. Ama bundan önce Jones ve Banshee'yi almaya gidelim."Limana doğru ilerler ve arkasındakilere gelmeleri için el işareti yapar.
Ardından devam eder,
"Han 2 ye gidelim dostlar. Kalazhad'a katılıyorum limanın yakınındaki yerler tekin yerler değildir.Zaten kasabada yeniyiz başımaza iş almayalım. Ama bundan önce Jones ve Banshee'yi almaya gidelim."Limana doğru ilerler ve arkasındakilere gelmeleri için el işareti yapar.
Banshee olaya müdahele etmesi gerektiğini hissetti. Trabzana kolarını yasalayıp biraz da tehditkar bir şekilde bağırdı.dwaxer wrote: Yarı-ork olanı Jones'e çok pis bakmaktadır. Tiefling olanı ise çok sinsi bir tiptir belli ki, konuşmaları da hep o yapıyor. "Baksana bebek suratlı, bu gemiyi nerden ele geçirdiniz; bu gemi Kaptan Borc'un gemisi!"
.
"Evet serseri, bu kaptan Borc'un gemisi, yani daha fazla işine burnunu sokarsan seni şişleyecek adamın! şimdi ikile, karışmaman gereken şeylerden de uzak dur, seni köpek soyu!"

Yarı-orc olanın gözleri hiddetle açılır, eli sırtına asmış olduğu baltayı kavrayacakken, tieling olanı onu tutarak engel olur ve “burada olmaz kaptan!” der. İkisi de liman muhafızlarına bakarlar. Muhafızlar ellerinde mızrağa benzer “halberd” denilen silahları tutarken, davetsiz konuklarla gemidekilerin atışması izlemekteler ama onların görevi; gemiye, işi olmayan kimsenin girmesini engellemekti, o yüzden yerlerinden kıpırdamazlar. (gemiye çıkan iskelenin başında duruyorlar)Illyra wrote:Banshee olaya müdahele etmesi gerektiğini hissetti. Trabzana kolarını yasalayıp biraz da tehditkar bir şekilde bağırdı.dwaxer wrote: Yarı-ork olanı Jones'e çok pis bakmaktadır. Tiefling olanı ise çok sinsi bir tiptir belli ki, konuşmaları da hep o yapıyor. "Baksana bebek suratlı, bu gemiyi nerden ele geçirdiniz; bu gemi Kaptan Borc'un gemisi!"
.
"Evet serseri, bu kaptan Borc'un gemisi, yani daha fazla işine burnunu sokarsan seni şişleyecek adamın! şimdi ikile, karışmaman gereken şeylerden de uzak dur, seni köpek soyu!"
Tiefling olanı, “kaptan” dediği diğer yarı-orku sakinleştirmeye çalışıp, yavaş yavaş itikliyor, oradan uzaklaştırıyordu. Fakat geri dönüp hem Jones hem de Banshee’ye sırıtır. Tieflingin bu sırıtışı hiç de hayra alamet değildi. :schemes:
.
"Konuşmak yerine koşuşsak, böyle şehirde durmak hoşuma gitmiyor.Hanın yerini bulalım ve işimizi halledelim ki dışarı çıkıp biraz gezebileyim.Mümkünse şehrin dışına, boğulacak gibiyim."
Elemental'in yüzü buruşmuştur ve ormana çıkıp şimşek formuna dönüş yapacaktır.Yoksa bu şehir de duramayacak kadar yorgun düşecektir kendi kendine.
Elemental'in yüzü buruşmuştur ve ormana çıkıp şimşek formuna dönüş yapacaktır.Yoksa bu şehir de duramayacak kadar yorgun düşecektir kendi kendine.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Artık yavaş yavaş akşamüstü vakti oluyor, hava kararmakta. Grup üyeleri hep birlikte kasaba valisinin konağına giderler. Kapıdaki muhafızlara kendilerini tanıtırlar ve hemen valinin huzuruna çıkarlar. Vali grubu sıcak karşılar. Ertesi gün, öğleden sonra Fisnot maçının yapılacağını bildirir. Ayrıca Jones'e mühürlü imzalı bir belge verir. Bu belgeyle misafir olarak hangi handa kalırlarsa kalsınlar, konaklama ve yeme içme masrafları karşılanacaktır.
.
Artık yavaş yavaş akşamüstü vakti oluyor, hava kararmakta. Grup üyeleri hep birlikte kasaba valisinin konağına giderler. Kapıdaki muhafızlara kendilerini tanıtırlar ve hemen valinin huzuruna çıkarlar. Vali grubu sıcak karşılar. Ertesi gün, öğleden sonra Fisnot maçının yapılacağını bildirir. Ayrıca Jones'e mühürlü imzalı bir belge verir. Bu belgeyle misafir olarak hangi handa kalırlarsa kalsınlar, konaklama ve yeme içme masrafları karşılanacaktır.
.
Kaddim yarınki maçın heyecanıyla arkadaşlarına baktı.
"Evet, erken yatmalıyız.Yarın günü, yorulmamak şartıyla ısınarak geçireceğiz.Ayrıca eğer geç yatarsak, yarın da geç kalkarız ve yorgun oluruz.O yüzden şimdi yatıyoruz.En azından ben yatıyorum."
"Evet, erken yatmalıyız.Yarın günü, yorulmamak şartıyla ısınarak geçireceğiz.Ayrıca eğer geç yatarsak, yarın da geç kalkarız ve yorgun oluruz.O yüzden şimdi yatıyoruz.En azından ben yatıyorum."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Grup hep birlikte kasabanın kuzeyindeki hana giderler. İyi bir yemek yerler ve odalarına çıkarak dinlenirler. Sabaha kadar güzel bir uyku çekilir. Sabah hepsi kahvaltıya iner. Sofraları hazırlanır. Bu esnada garson çocuklardan biri, bir tepsi büyüklüğünde güzelce sarılmış bir paket getirir. "Bunu sizin için bıraktılar abi!” diyerek Jones’in önüne koyar. Grup merakla bakıyor. Paketin üzerinde vali tarafından mühürlü bir zarf vardır. (Yalnız Meurich şüphelendi bu mühürden; taklit olmasın?)
Zarfın içindeki mektupta şöyle yazıyor:
Rakibimiz olsanız da yine de size başarılar diliyorum. Umarım sportmence bir maç olur. Size kasabamızın meşhur kuru kayısılarından gönderiyorum; enerji verir.
Afiyet olsun!
.
Grup hep birlikte kasabanın kuzeyindeki hana giderler. İyi bir yemek yerler ve odalarına çıkarak dinlenirler. Sabaha kadar güzel bir uyku çekilir. Sabah hepsi kahvaltıya iner. Sofraları hazırlanır. Bu esnada garson çocuklardan biri, bir tepsi büyüklüğünde güzelce sarılmış bir paket getirir. "Bunu sizin için bıraktılar abi!” diyerek Jones’in önüne koyar. Grup merakla bakıyor. Paketin üzerinde vali tarafından mühürlü bir zarf vardır. (Yalnız Meurich şüphelendi bu mühürden; taklit olmasın?)
Zarfın içindeki mektupta şöyle yazıyor:
Rakibimiz olsanız da yine de size başarılar diliyorum. Umarım sportmence bir maç olur. Size kasabamızın meşhur kuru kayısılarından gönderiyorum; enerji verir.
Afiyet olsun!
.
Winter baktı yemeğe ve:
"Umarım yeterince güzeldir"
Diyerek bir tanesini ağzına doğru götürdü.
"Umarım yeterince güzeldir"
Diyerek bir tanesini ağzına doğru götürdü.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Ben alırım!"
Diyerek Kaddim açgözlülük yaptığının farkında olarak -umursamayarak- aldı kayısıları ve onları da yedi.
İsteyen beni durdurabilir
Diyerek Kaddim açgözlülük yaptığının farkında olarak -umursamayarak- aldı kayısıları ve onları da yedi.
İsteyen beni durdurabilir
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

