Genç Ozan'ın Yazmaları
Ruhun Beş Dakikası
Doğmama yalnızca beş var!
Birsürü arkadaşa sahibim.
Katledilmiş insanlar,
Parçalanmış hayvanlar,
Kavrulmuş ağaçlar…
Birsürü arkadaşım daha var
Gülümseyen çocuklar,
Özgür kuşlar,
Yemyeşil topraklar…
Annemden çıkmama yalnızca dört dakika var!
Anlatmaya başladı arkadaşlar,
şimdi iyi dinle ruh,
Neden buradayız?
Düşünüyorum…
Ã?ünkü sizi hissedebilecek bir ruh var!
Eğer bilinemiyorsa burada oluşunuz,
Hiçbiriniz burada yoksunuz.
Sizi hissedersem buradasınız,
Hissetmiyorsam tek var olan şey dört dakika…
K.çıma atılacak tokat için son üç dakika!
Hayır ruh,
Nedeni zaman!
Buradayız çünkü şimdi var olan
Ve sen doğduktan sonra da var olacak olan,
Bir zaman var!
O varsa biz de varız.
O yoksa biz de yokuz.
Doğumuma iki var!
Neden?
Olsa da olmasa da zaman,
Hissettiklerimdir gözlerimin önünde olan.
Eğer duruverirse şu an,
Ã?ekip giderse hiçliğin içine,
Burada olup sizinle konuşacağım ben yine.
Yalnızca durmuş olacak işte.
Ve gitmeyeceğim iki dakika sonra dünya denen yere.
Düşünmezsem eğer, var olmayacaktır önümdeki iki dakika bile
Ya da farklı hissederim ve dakikalar kalır siz gidersiniz hiçliğin içine.
Akrep doğumuma ulaşmak için titremekte!
Bak ruh,
Zaman asla yalnız kalmaz.
Hiç kimse onu tek başına duyumsayamaz.
Bu yüzden ne zamansızlıktır ne de yalnızca zaman,
Varlıkların hisleriyle var olacak olan.
Diğer varlıkları da yok edemezsin duymayarak,
Görmeyerek, hissetmeyerek, bilmeyerek…
Bunu yapabilmek için zamansızlığı bilmen gerek.
Ya da yalnızca zamanı bilmen, başka şey hissetmeyerek.
Ki bunları yapamazsın ne şimdi, ne de bir dakika bekleyerek
Zira kavrayışının mükemmelleşmeye yaklaştığı şu anlarda dahi,
Anlayamazken zamansızlık ve yalın zaman kavramını.
Dünyadayken hayal bile edemezsin bu kadarını.
Derinden gelen bir çığlık ve bir vakumlanma hissi…
Arkadaşlarım yiterlerken ben de yittim.
Ve filizlenmeleri için bildiklerimi.
Yeni evim olan bedendeki yeşil gözlere diktim.
Sanırım filizlendiler doğumumu on yedi yıl geçe.
Ve bu saatte yatmam gerek, epey ilerledi gece…
Batıkan – 24.08.08 / 02.57
Doğmama yalnızca beş var!
Birsürü arkadaşa sahibim.
Katledilmiş insanlar,
Parçalanmış hayvanlar,
Kavrulmuş ağaçlar…
Birsürü arkadaşım daha var
Gülümseyen çocuklar,
Özgür kuşlar,
Yemyeşil topraklar…
Annemden çıkmama yalnızca dört dakika var!
Anlatmaya başladı arkadaşlar,
şimdi iyi dinle ruh,
Neden buradayız?
Düşünüyorum…
Ã?ünkü sizi hissedebilecek bir ruh var!
Eğer bilinemiyorsa burada oluşunuz,
Hiçbiriniz burada yoksunuz.
Sizi hissedersem buradasınız,
Hissetmiyorsam tek var olan şey dört dakika…
K.çıma atılacak tokat için son üç dakika!
Hayır ruh,
Nedeni zaman!
Buradayız çünkü şimdi var olan
Ve sen doğduktan sonra da var olacak olan,
Bir zaman var!
O varsa biz de varız.
O yoksa biz de yokuz.
Doğumuma iki var!
Neden?
Olsa da olmasa da zaman,
Hissettiklerimdir gözlerimin önünde olan.
Eğer duruverirse şu an,
Ã?ekip giderse hiçliğin içine,
Burada olup sizinle konuşacağım ben yine.
Yalnızca durmuş olacak işte.
Ve gitmeyeceğim iki dakika sonra dünya denen yere.
Düşünmezsem eğer, var olmayacaktır önümdeki iki dakika bile
Ya da farklı hissederim ve dakikalar kalır siz gidersiniz hiçliğin içine.
Akrep doğumuma ulaşmak için titremekte!
Bak ruh,
Zaman asla yalnız kalmaz.
Hiç kimse onu tek başına duyumsayamaz.
Bu yüzden ne zamansızlıktır ne de yalnızca zaman,
Varlıkların hisleriyle var olacak olan.
Diğer varlıkları da yok edemezsin duymayarak,
Görmeyerek, hissetmeyerek, bilmeyerek…
Bunu yapabilmek için zamansızlığı bilmen gerek.
Ya da yalnızca zamanı bilmen, başka şey hissetmeyerek.
Ki bunları yapamazsın ne şimdi, ne de bir dakika bekleyerek
Zira kavrayışının mükemmelleşmeye yaklaştığı şu anlarda dahi,
Anlayamazken zamansızlık ve yalın zaman kavramını.
Dünyadayken hayal bile edemezsin bu kadarını.
Derinden gelen bir çığlık ve bir vakumlanma hissi…
Arkadaşlarım yiterlerken ben de yittim.
Ve filizlenmeleri için bildiklerimi.
Yeni evim olan bedendeki yeşil gözlere diktim.
Sanırım filizlendiler doğumumu on yedi yıl geçe.
Ve bu saatte yatmam gerek, epey ilerledi gece…
Batıkan – 24.08.08 / 02.57
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Aşağıdaki öyküyü kaldırıyorum arkadaşlar onun yerine yeni bir şiirimi koyuyorum umarım buna yorum yapılır. Zira şiirlerimi, öykülerimi buraya koymamın ana nedenlerinden biri de yorumları ve eleştirileri dinleyip kendimi geliştirmemdir.
Last edited by Lugtarias on Tue Sep 02, 2008 4:54 am, edited 1 time in total.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
BOZKIRDA FIRTINA
Boz renkli kısrakların sağlam nalları,
Yorulmak nedir bilmezcesine dövüyorlardı yorgun toprağı.
Büyük kara bulutlarca örtülmüş gökyüzünden zorlukla sızabiliyordu ay ışığı yeryüzüne.
Ve hiç bitmeyecekmiş gibi duran yıldızsız gecede,
Ayın cılız ve donuk ışığıyla aydınlanmaktaydı koca bozkır sadece,
Sessiz ve hareketsizdi dört nala ilerlemekte olan iki atlının dışında kuzeye.
Gecenin hayvanları gizlenmekteydi kuytularda av için sinsice.
Fakat hiçbiri bilmiyordu kendilerinin de bulunduğunu avlanacak olanların içinde.
Bilselerdi de karşı koymazlardı asla avcının öfkesine.
Ã?ünkü güçlü güdü sahibi olan hayvanlar derler ki hep birbirlerine,
Gökten biz değil yalnızca onlar kaçar.
Ki onlar bile yapamaz bunu asla sonsuza kadar.
Bu sözden, gök toprağa buyurur; koru ve yaşasın hayvanlar.
Toprak açar bağrını, görmezler fazla zarar.
Saklanırlar bir kısmı, kalanlar av olurlar…
Bozkırdaki o gece, gök toprağa, toprakta hayvanlara fısıldadı:
‘’Kaçışasınız tez elden, düşecek yıldırımlar’’
Ve akrebin kıskacında çırpınırken kertenkele,
Yılandan kaçmak için toprağı eşelerken fare,
Kara kargalar konarken talihsiz bir deve ölüsünün üzerine,
Ve çarpmaktayken rüzgar gök ruhlu kurtların gök renkli yelelerine,
Aydınlanıverdi uçsuz bucaksız bozkırın her yanı dev bir parlamayla...
Boz renkli kısrakların sağlam nalları,
Yorulmak nedir bilmezcesine dövüyorlardı yorgun toprağı.
Büyük kara bulutlarca örtülmüş gökyüzünden zorlukla sızabiliyordu ay ışığı yeryüzüne.
Ve hiç bitmeyecekmiş gibi duran yıldızsız gecede,
Ayın cılız ve donuk ışığıyla aydınlanmaktaydı koca bozkır sadece,
Sessiz ve hareketsizdi dört nala ilerlemekte olan iki atlının dışında kuzeye.
Gecenin hayvanları gizlenmekteydi kuytularda av için sinsice.
Fakat hiçbiri bilmiyordu kendilerinin de bulunduğunu avlanacak olanların içinde.
Bilselerdi de karşı koymazlardı asla avcının öfkesine.
Ã?ünkü güçlü güdü sahibi olan hayvanlar derler ki hep birbirlerine,
Gökten biz değil yalnızca onlar kaçar.
Ki onlar bile yapamaz bunu asla sonsuza kadar.
Bu sözden, gök toprağa buyurur; koru ve yaşasın hayvanlar.
Toprak açar bağrını, görmezler fazla zarar.
Saklanırlar bir kısmı, kalanlar av olurlar…
Bozkırdaki o gece, gök toprağa, toprakta hayvanlara fısıldadı:
‘’Kaçışasınız tez elden, düşecek yıldırımlar’’
Ve akrebin kıskacında çırpınırken kertenkele,
Yılandan kaçmak için toprağı eşelerken fare,
Kara kargalar konarken talihsiz bir deve ölüsünün üzerine,
Ve çarpmaktayken rüzgar gök ruhlu kurtların gök renkli yelelerine,
Aydınlanıverdi uçsuz bucaksız bozkırın her yanı dev bir parlamayla...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Lugritas. Oncelikle konu olarak son derece cesur bir konuyu secmis ve oldukca cesur sekilde incelemissin. Kelimelerin matiga hitap eden yani aslinda hikayenin ardindaki duygulari daha dogrusu vermek istedigin hisleri de anlamamizi saglayacak kadar guclu. Ancak hislere hitap eden bolumu bana biraz zayif geldi. Kafiyeler ve siirdeki uslubun tamami siire bir ahenk veriyor ancak bu ahenk konu ile tam butunlememis gibi. ( Cok mu karmasik anlattim : ) ) ) Kisacasi belki oyle yapmiyorsun ama asla kafiyelere ve siir ozelliklerini sadece kullanmak icin kullanma bence... Onlari bir rehber gibi dusun kafandakileri daha iyi ifade etmeni saglayacak rehberler.... Aslinda bir sekilde onlara alisinca siirin kafiye uyak gibi yanlari onu yazmayi bir roman yazmaya gore ornegin daha kolay hale getirdigini fark ediyorsun.. Siirin roman hikaye gibi duz yazi turlerinden cok daha once ortaya cikmis olmasi bir tesaduf degil sonucta di mi? ? ?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Çok haklısın Firble. Alısınca roman yazmaktan daha kolay gelecek dedin ya sanırım ben tam o sürecin içerisindeyim. Aaslında bu byazı bir öykünün başlangıcıydı ve ben uzun süredir öykü yazmıyodum. Farkettim ki sözcükler doğrudan bir uyaklanış isteğiyle çıkıyolar aklımdan. Ve düz yazıdaki tümceler uyaklı olmaya başladılar. Bunu farkedince yeniden bi düzenleyip şiire çevirdim. Söylediklerinde çok haklısın şiir havasının sınırlarını aşmamaya daha dikkat edicem.
Çok teşekkür ederim yorumların için. Sen de olmasan yani..
Çok teşekkür ederim yorumların için. Sen de olmasan yani..
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Hmm, tamam buna özen göstericem. Hikaye içlerinde şiir yazmayı birkaç kere daha deniycem. Umarım daha iyisini çıkarabilirim.
Ekleme: Ruhun Beş Dakikası hakkında da ne düşündüğünü söyleyebilir misin Üstad Firble? Zamanın varsa tabi.
Ekleme: Ruhun Beş Dakikası hakkında da ne düşündüğünü söyleyebilir misin Üstad Firble? Zamanın varsa tabi.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Kardeş ne diyebilirim elbette kendini daha da geliştireceksin. Ancak yazdığın şiir gerçekten çok orjinal bir konuda ve tarzda yazılmış... Bazı kelimeler biraz uyumsuz geldi gözüme ancak bu olur.... Hatta bende de oluyor.. Gerçi çoğunuz benim yaşıma geldiğinizde benden çok daha iyi olacaksınız zaten....
Gerçekten çok güzel bir şiir yazmışsın kardeş. Seni çok tebrik ederim.
Gerçekten çok güzel bir şiir yazmışsın kardeş. Seni çok tebrik ederim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Kuşkusuz ki gelişimimin büyük kısmı, yorumlar, eleştiriler ve yazılan şiirden sonra söylenen sözlerden kaynaklanıyor. Belki henüz yeni bir ozan olmamdandır bu söyleyeceğim, ama bilmiyorum, ben şiirimi yazdıktan sonra hakkında söylenecek birşeyler duymak istiyorum. Belki zamanla bu isteğim eriyecektir. Ama şu an için bu sözlere ve yorumlara hem istek hem de ihtiyaç duyuyorum.
Yorumların için teşekkür ederim Firble. Bazı sözcüklerin göze uygunsuz gelmesinden bahsetmişsin ya, işte onu çok yaşıyorum ve en uygun olan sözü seçmek için çok düşünüyorum, uğraşıyorum. Bu da şiir yazmayı zevkli kılan unsurlardan biri haline geliyor benim için
Ama daha uygun sözcükleri yakalamak konusunda çalışmalıyım..
Senin yaşına geldiğimizde bizde senin gibi çok iyi ozanlar olacağız umarım. Ama çok daha iyi olacağız dersem, sana saygısızlık etmiş olurum. Zira sen tanıdığım en iyi ozanlardan birisin -sitemizde bu ozanlardan iki tane daha mevcut
- sizin kadar iyi olabileceğimizi umuyorum...
Yorumların için teşekkür ederim Firble. Bazı sözcüklerin göze uygunsuz gelmesinden bahsetmişsin ya, işte onu çok yaşıyorum ve en uygun olan sözü seçmek için çok düşünüyorum, uğraşıyorum. Bu da şiir yazmayı zevkli kılan unsurlardan biri haline geliyor benim için
Senin yaşına geldiğimizde bizde senin gibi çok iyi ozanlar olacağız umarım. Ama çok daha iyi olacağız dersem, sana saygısızlık etmiş olurum. Zira sen tanıdığım en iyi ozanlardan birisin -sitemizde bu ozanlardan iki tane daha mevcut
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Duygular ve Farkındalık
Zamansız geliyorlar ve her zaman böyle oldu.
şansın yoksa duygular hep aynı yolu kullanır.
Herşey aniden olur, herşey zamansızdır,...
Ama şanslıysan eğer gerçekten
Değişimin kısa bir farkındalığını bahşederler.
Yoksa farkındalık anlıktır!
Birden gözüne çarpar önceden çarpmayanlar.
Onlar çarptıkça kan damarlarında hızlanmaya başlar.
Kan hızlandıkça, çok fazla olasılıkla dolar aklın.
Kafan karışır ve anlamsızlaşır davranışların.
Aslında herşey bir yana,
Neden yazdığımı bilmiyorum ben hala...
Zamansız geliyorlar ve her zaman böyle oldu.
şansın yoksa duygular hep aynı yolu kullanır.
Herşey aniden olur, herşey zamansızdır,...
Ama şanslıysan eğer gerçekten
Değişimin kısa bir farkındalığını bahşederler.
Yoksa farkındalık anlıktır!
Birden gözüne çarpar önceden çarpmayanlar.
Onlar çarptıkça kan damarlarında hızlanmaya başlar.
Kan hızlandıkça, çok fazla olasılıkla dolar aklın.
Kafan karışır ve anlamsızlaşır davranışların.
Aslında herşey bir yana,
Neden yazdığımı bilmiyorum ben hala...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Uçuşup Duran Düşünceler
Karar veremiyorum...
Bazen çok yoğun.
Bazense hafif.
Ama her zaman var.
Her an düşüncelerle dolu.
Her an bakışlarla.
Hissetmek istiyorum.
Bilmek.
Ã?ünkü ne hissettiğini bilmiyorum.
Ne istediğini,
Ne olacağını bilmiyorum.
Değişim?
Bilmiyorum...
Ama sanırım,
Benim için yeniden!
Belki bu kez gerçek.
Farklı onun farklı oluşu gibi.
Acaba hiç düşündü mü beni?
Emin değilim.
Ã?ünkü kesinlikle karmaşık biri.
Ve kafam o kadar karışıktı ki,
Sanırım beni tanıyamadı.
Batıkan – 09.10.08
Karar veremiyorum...
Bazen çok yoğun.
Bazense hafif.
Ama her zaman var.
Her an düşüncelerle dolu.
Her an bakışlarla.
Hissetmek istiyorum.
Bilmek.
Ã?ünkü ne hissettiğini bilmiyorum.
Ne istediğini,
Ne olacağını bilmiyorum.
Değişim?
Bilmiyorum...
Ama sanırım,
Benim için yeniden!
Belki bu kez gerçek.
Farklı onun farklı oluşu gibi.
Acaba hiç düşündü mü beni?
Emin değilim.
Ã?ünkü kesinlikle karmaşık biri.
Ve kafam o kadar karışıktı ki,
Sanırım beni tanıyamadı.
Batıkan – 09.10.08
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Sana bakmadıysa sevdiğin insan
Seni fark etmediği için sanma
Bazen doğru zamanı beklemek gerekir bakmak için
İçinin kıpır kıpır olduğunu hissedersin
Ancak kafanın içinde bir duygu engel olur istediğini yapamana
Zamanı değildir bilirsin
Zaman ne zaman gelecek
Bilmezsin
Yine de beklersin.
Ã?mid ederek.
Elinden gelen buysa
Seni fark etmediği için sanma
Bazen doğru zamanı beklemek gerekir bakmak için
İçinin kıpır kıpır olduğunu hissedersin
Ancak kafanın içinde bir duygu engel olur istediğini yapamana
Zamanı değildir bilirsin
Zaman ne zaman gelecek
Bilmezsin
Yine de beklersin.
Ã?mid ederek.
Elinden gelen buysa
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Bir Zamanlar Düşünüş
Bir zamanlar bir çocuk vardı
Düşünmek için düşünmeyen.
Yapan bunu düşünmeden...
Ve bir zamanlar bir delikanlı vardı,
Düşündüğünü ve düşünmekte olduğunu düşünen.
Ama düşüneceğini düşünmeyen.
Zira hala düşünmüyordu düşünmek için...
Bir zamanlar bir çocuk vardı
Düşünmek için düşünmeyen.
Yapan bunu düşünmeden...
Ve bir zamanlar bir delikanlı vardı,
Düşündüğünü ve düşünmekte olduğunu düşünen.
Ama düşüneceğini düşünmeyen.
Zira hala düşünmüyordu düşünmek için...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests